İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/169 E. 2026/72 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/169
Karar No
2026/72
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/169 Esas KARAR NO : 2026/72

DAVA : Markaya Tecavüzün Tespiti ve Durdurulması ile Unvan Terkini DAVA TARİHİ : 18/07/2024 KARAR TARİHİ : 28/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 29/04/2026

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhinde açılan davanın, Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda : GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA ; Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirketin ve grup şirketi ... Pırlanta A.Ş'nin 1890 yılına dayanan geçmişi ile Türkiye ve dünyanın önde gelen pırlanta markalarından olan "...." ve "...." ibareli markalarının yaratıcısı olduğunu, müvekkil şirketin, TPMK nezdinde “....” , “....” , “...”, “....” ve “...” olmak üzere, onlarca marka tescili bulunduğunu, müvekkili şirket adına tanınmış marka olarak tescilli "..." ibarelerin davalı taraf başta http://...com/ linkinde yer alan internet sitesinde başta olmak üzere, faaliyetlerini yerine getirirken araba giydirme vb. birçok yerde haksız marka kullanımını gerçekleştirdiğini, davalı taraf, müvekkili şirket adına tescilli tanınmış markayı taklit ederek ve ön plana çıkararak müvekkili şirketin tanınmışlığından, tüketici nezdinde yaratmış olduğu güven ortamından haksız yarar sağladığını, davalının herhangi bir marka tescili bulunmadığı gibi, davalı taraf dava konusu tabela, reklam, tanıtım ve sosyal medya hesaplarında "...." esas unsurlu ibarelerini kullandığını, söz konusu kullanımın müvekkili şirkete ait markanın tanınırlığından yararlanılarak haksız menfaate elde etmeye çalıştığını iddia ederek, markaya yönelik tecavüzün tespitine ve durdurulmasına, davalı unvanından "...." ibaresinin terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP ; Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkili şirketin her türlü tabldot yemek üretimi ve satışı yapmak, gerçek ve tüzel kişiler işletmelerin yemek organizasyonlarını yapmak, tüm özel ve kamu kuruluşlarına tabldot veya alakart yemek servisi alanlarında faaliyet gösterdiğini, dava konusu "..." ibaresinin çeşitli dillerde çeşitli anlamlara gelen bir kelime olup davacı şirketin şahsına has bir kelime olmaması, müvekkili şirketin yemek sektöründe hizmet vermesi karşısında davacının iddialarının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin hizmetleri 43.sınıfta yer alan "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" kapsamına girerken, davacı şirketin hizmetlerinin 14. sınıfta yer alan "Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri ve heykeller, biblolar." kapsamına girdiğini, davacı şirket kamuoyunda pırlanta, yüzük vb. takı işleriyle bilinen ve başka bir sektörde hizmeti olmadığı bilinen bir anonim şirket olmasına rağmen müvekkili şirket ise davacıyla hiçbir alakası olmayan toplu yemek organizasyonları, tabldot ve alakart yemek hizmeti vb. işlerde hizmet veren tek ortaklı bir limited şirket olduğunu, ortalama tüketici nezdinde davanın tarafları olan bu şirketleri birbiriyle karıştırmayacağı izahtan vareste olduğunu, davacı iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE : Dava, markaya yönelik tecavüzün tespiti ve durdurulması ile davalı unvanından "...." ibaresinin terkini taleplidir. Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, ... tescil numaralı "..." esas unsurlu markaların davacı ....Sağlık Hizmetleri ve Kuyumculuk Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. 6769 Sayılı SMK'nın 29/1-b ve c maddeleri ile, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde, tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmanın marka hakkına tecavüz oluşturduğu belirtilmiştir. 6102 Sayılı TTK'nın 50. Maddesi ile, usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkının sadece sahibine ait olduğu ve yine aynı kanunun 52. Maddesi ile, ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Yine 6769 Sayılı SMK'nın 7/3-e maddesi çerçevesinde marka sahibinin, işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasının yasaklanmasını isteyebileceği belirtilmiştir. Taraf vekillerince bildirilen deliller sunulduktan ve resen celbi gereken deliller de toplandıktan sonra dosyada bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, dosyanın tevdi olduğu bilirkişi tarafından hazırlanan 03/11/2025 tarihli rapor ile, davalının davacının ... ve ... tescil no.lu markalarına yönelik kullanmama def’ini ileri sürebilmesi için aranan süre şartının gerçekleşmediği, davalının 2017 yılında kayıt edilen www.....com alan adlı internet sitesindeki ve 2018 yılında açılan “....” .... hesabındaki kullanımlarında-paylaşımlarında .... catering + şekil biçimindeki marka kullanımının 2018 yılına kadar geriye gittiği, dolayısıyla davacının 43. sınıfta tescilli markalarının koruma tarihinden önce olduğu ve dava tarihi itibarıyla yaklaşık 6 (altı) yıllık bir süredir mevcut olduğu, bu çerçevede, davacının tescilli marka hakkına iltibas gerekçesiyle tecavüzün şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin (SMK m.7/f.2-b, 29/f.1-a) Mahkeme’nin takdirinde olduğu, davalının “...” ibaresini catering hizmetinde kullanmasının, tanınmış markalara genişletici koruma sağlayan SMK m.7/f.2-c hükmü (ve SMK m.29/f.1) kapsamında davacının tanınmış marka hakkına tecavüz teşkil etmediği, davacının, TTK m.52/f.1’e ve marka hakkına dayalı olarak davalı unvanından “...” ibaresinin silinmesi (kısmi terkin) yönündeki talebine ilişkin şartların oluşmadığı belirtilmiştir. Davacının bilirkişi raporuna itirazı üzerine dosya itirazları karşılar şekilde ek rapor düzenlenmesi için bilirkişiye tevdi edilmiş olup, bilirkişi tarafından hazırlanan ve sunulan 17/03/2026 tarihli ek rapor ile, davacı, dava dilekçesinde delilleri arasında davalı şirketin İTO kaydını saymış ve dosyaya sadece bu kaydı sunmuştur. Davacıların TTSG ilan metinleri dosyada bulunmamaktaydı. Davacının kök rapora itiraz dilekçesi eklerinde sunduğu ticaret sicil kayıtlarında, davacı .....’nin nevi değişikliğine gittiği 2015 yılında ana sözleşmesinin 3. maddesinin f bendinde yer alan iştigal konusu ile davalının 2017 yılında kuruluş ana sözleşmesindeki iştigal konusu arasında birebir örtüşmenin söz konusu olduğu, bu itibarla da davacı ......’nin ticaret unvanı üzerinde tarihsel öncelik hakkının mevcut olduğu tespit edilmiştir. “....” ibaresi, iştigal konularında örtüşme olan taraf şirketlerinin ticaret unvanlarının kılavuz sözcüğü-ayırt edici unsuru olmakla, sonraki tescil tarihli davalı unvanının davacı ... A.Ş.’nin ticaret unvanı aleyhine iltibas tehlikesi doğuracağı ve davacının, kural olarak, tescilde öncelik hakkına dayanarak TTK m.52/f.1 kapsamında terkin talebinde bulunabileceği, davalı ticaret unvanı dava tarihi itibarıyla yaklaşık 7 (yedi) yıldır tescillidir. davacının ticaret unvanı terkini talebini ileri sürmek hakkını uzun süre sessiz kalma suretiyle kaybedip kaybetmediğinin takdiri, davalının kötü niyetinin de takdiri gerektiğinden ve kötü niyet içsel bir değerlendirmeyi gerektirmekte olduğundan, tamamen mahkemeye ait olduğu, davacı tarafın, davalının fiili marka kullanımının söz konusu olduğu alanda bu kullanımdan önce koruma altına alınmış tescilli markası ve kullanımı olmadığından, davacının davalı unvanının kısmen terkinini marka hakkına dayalı olarak da talep edemeyeceği kanaati hasıl olduğu, davacı markasının pırlantalı ürünler-mücevherat alanındaki tanınmışlığı da kanaatince ilgili alanların birbirinden uzak olmaları dolayısıyla davacıya davalı unvanının terkinini talep etme imkanı vermediği, davalının 43. sınıfta “yiyecek ve içecek sağlanması” hizmetleri kapsamındaki catering faaliyetinde “...” asli ibareli marka kullanımlarının 2018 yılına kadar geriye gittiği, bu tarihin davacı ....’a ait “... asli ibareli 43. sınıfta aynı hizmette tescilli markaların koruma tarihinden önce olduğu, ayrıca davacı markasının tanınmış olduğu alan ile davalının fiili kullanımının söz konusu olduğu alanın birbirlerinden tanınmış markalarda yeterli olan çağrıştırmayı bertaraf edecek derecede uzak olduğu değerlendirilmiş olup, davacının tescilli marka hakkına iltibas suretiyle tecavüzün (SMK m.7/f.2-b, SMK m.29/f.1-a) ve tanınmış markaya dayalı tecavüzün (SMK m.7/f.2-c, SMK m.29/f.1-a) şartlarının oluşmadığı kanaatinin hasıl olduğu, davacı, davalıya ait http://...com/ adlı internet sitesindeki ve “...” isimli .... hesabındaki kullanımlara dayandığından, işbu internet sitesi ve sosyal medya hesabı kök raporda incelenmiştir. İncelemede, davalının söz konusu mecralarda kullanımlarının hangi tarihe kadar geriye gittiğine, internet sitesinin hangi tarihte tahsis edildiğine ve .... hesabının oluşturulma tarihine de bakılmıştır. Davacı davalının kullanımları yönünden davalı internet sitesine ve instagram hesabına dayandığından ve sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesi re’sen uygulama alanı bulduğundan, kök rapordaki tespitler yapıldığı, davalının marka kullanımı dava tarihi itibarıyla SMK m.25/f.6’da hükümsüzlük davalarında kabul edilen “5 yıl”ı aşkın süredir (yaklaşık 6 yıldır) mevcut olduğu, ticaret unvanının terkini bahsinde değinilen uzun süre sessiz kalma suretiyle hak kaybı ilkesi marka hakkına tecavüz davalarında da uygulama alanı bulur. Davalı kullanımının davacı marka hakkına tecavüz oluşturduğu Sayın Mahkemece kabul edilecek olursa, davacının bu iddiayı ileri sürmekte uzun süre sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğrayıp uğramadığı -ticaret unvanının terkininde olduğu gibi- Mahkemenin takdirde olacağı belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamı incelenmiş, davacıların, davacı .... Sağlık Hizmetleri ve Kuyumculuk San.ve Tic.Ltd.Şti. Adına tescilli ve diğer davacının aralarındaki sözleşmeler kapsamında kullandığı "..." ibareli markalara dayanarak davalının ticari unvanının terkini ve "..." ibareli davalı ürünlerine el konulması sair talepli açtığı davada bilirkişi marifetiyle taraf marka ve kullanımları arasında yapılan inceleme ile; davacı markaları ile davalının markasal kullanımının ortak unsurunun "...." ibaresi olduğu, davalının www...com alan adlı internet sitesini 2017 yılından itibaren kullandığı, “...” ... hesabında ise 2018 yılından itibaren ... catering + şekil biçiminde marka kullanımı bulunduğu, bu tarihin davacı ....’a ait “...” asli ibareli 43. sınıfta aynı hizmette tescilli markaların koruma tarihinden önce olduğu, davalının fiili kullanımının söz konusu olduğu alanın davacı markasının tanınmış olduğu alandan farklı olduğu, davalının markasal kullanımının ve ticari unvanının davacı markalarına karşı iltibas tehlikesi ve tecavüz oluşturmadığı, ancak davacının aynı zamanda ticari unvanına dayanmış olması nedeniyle bu yönden yapılan incelemede .... Pırlanta A.Ş.'nin nevi değişikliği yaptığı 09/01/2015 tarihinde şirketin ana sözleşmesinde iştigal konusu olarak "yemek üretim tesisleri kurmak, kurulu olanları devralmak, her türlü restoran, cafe, lokanta gibi gıda satışının yapılabileceği tesisleri kurar, işletir, kiralar, kiraya verir" hususuna yer verildiği, bu minvalde davacı .... 'nin ticaret unvanı üzerinde öncelik hakkına sahip olduğu görülmüş, ancak davalının 2017 yılından itibaren .... ibaresini kullanmasına rağmen davacının yaklaşık 7 yıl sonra bu davayı açmış olması ve bu süre içerisinde davalının ticari yatırım yapmasına sessiz kalmış olması karşısında bu durum Türk Medeni Kanununun 2.maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması kapsamında kabul edilmiş ve davanın reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince 732,00 TL ilam harcından, 427,60 TL peşin harcın mahsubu ile, 304,40 TL bakiye karar harcının davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen tecavüz davası nedeniyle 55.000,000 TL vekalet ücretinin, davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen unvan terkini davası nedeniyle 55.000,000 TL vekalet ücretinin, davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 6-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, 7-Talep halinde kararın taraflara tebliğine,

Taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 hafta süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. Açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/04/2026

Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/169, K. 2026/72, T. 28.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-169-e-2026-72-k-702776b32837