Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5709 E. 2026/3108 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5709
- Karar No
- 2026/3108
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/274 Esas, 2025/904 Karar HÜKÜM :Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/38 E., 2022/186 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, 2013/90134 sayı ile tescilli "......... markasının sahibi olduğunu, müvekkilinin bu isim ve marka ile özdeşleşerek 35 yıldır faaliyet sürdürdüğü ... sektöründe 2012 yılında ........ Otomotiv Sanayi Tic. Ltd. Şti." unvanı altında tek ortağı ve müdürü olduğu şirket üzerinden maliki olduğu marka ile bilinen ve tanınan bir işyeri haline geldiğini, davalının, 22.06.2020 tarihinde, ... - ... ... unvanı ile ticaret siciline kaydedildiğini ve hemen akabinde müvekkilinin uzun yıllardır faaliyet gösterdiği adresin çok yakınında ... - ... ... unvanı ile işyeri açtığını, davalı mağazasında ... ürünü bulunmadığı ve ... işi yapmadığı halde, ... ....... müvekkilinin marka ve unvanındaki renk ve tasarımları da kullanarak müvekkilinin tabelasındaki aynı özelliklere sahip ışıklı tabela yaptırdığını, sosyal medya ve internet ortamında ...... ...... isminde tanıtım yapmaya başladığını, ... işi yapmamasına rağmen bu işi de yapıyor izlenimi oluşturarak tüketici ve müşteri çevresinde yanıltıcı algı oluşmasına sebebiyet verdiğini, davalının, müvekkilinin "... ......" markasını aynen-ayırt edilemeyecek derecede benzer olarak "....................." ve "........." ibarelerini iltibasa neden olacak şekilde işyeri tabelası ve diğer tanıtım vasıtalarında etkili olarak kullandığını ileri sürerek davalının ticaret unvanından "... ......" ibaresinin terkinini, davalının internet ve sosyal medya üzerinden müvekkilinin ".........." markasına tecavüz ettiğinin tespitini, "......." ve "........ alan isminin kullanılmasının men'ini, davalının müvekkilinin "... ......." markasını kullandığı işyeri tanıtım tabelasının birebir renk ve tasarımını kullanan ve işyerine asan davalının müdahalesinin men'i ile, "... ......" ibareli tabelanın kaldırılmasını, şimdilik 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini ve hüküm özetinin ilanını talep etmiş, verdiği dilekçe ile maddi tazminat talebini 105.614,09 TL’ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı markasının "... ..." ibareli olduğu, davalının işyeri tabelasında ve internet ortamındaki kullanımlarında "..." ibaresinin aynen kullanıldığı, davacı markasının mağazacılık olarak tabir edilen 35. hizmet sınıfında 24, 25... . sınıf emtiaları kapsar şekilde tescilli olduğu, bu tescilin, 24, 25... . sınıf emtialar ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 7/2-b hükmü anlamında benzer kabul edileceği, davalı markasal kullanımlarının ilişkili olduğu emtiaların davacı markasının tescili kapsamındaki emtialar ile aynı/benzer olduğu ve davalının iştigal alanının da davacı markasının ve ticaret unvanının tescilli olduğu emtialar- faaliyet alanları ile örtüştüğü anlaşılmakla, davacı markası ile karıştırılma ve bağlantı kurulma ihtimaline sebep olabileceğinden davacının marka haklarına tecavüze ilişkin talebi yönünden davanın kabulünün gerektiği, davacının unvan terkinine ilişkin talebine gelince, her iki taraf ticaret unvanının ayırt edici unsurunun ... ... olup, faaliyet alanlarının aynı olduğu, davacının önceki tescili nedeniyle davalının unvanına itirazında haklı olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 52. maddesi anlamında terkinini isteyebileceği, davacının marka haklarına tecavüz nedeniyle tazminat talebine gelince, tecavüzün varlığı için kusur aranmaz ise de, tazminat talepleri bakımından kusurun gerekli olduğu, bu tazminat davasının, özünde bir haksız fiil davası olduğu, dava konusu olaya bakıldığında, davacı adına tescilli markanın niteliği, davalının gerçek kişi tacir olup, kendi soyadını markasal ve unvansal olarak kullanma iradesinde olması, tacir ise de işletmesinin nitelik ve hacmi gözetildiğinde, kastı bulunmadığı gibi, ihmalinin bulunduğunun da kabulünün mümkün olmaması karşısında, davacı yararına maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılarak, davacının maddi ve manevi tazminata dair talebinin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının ticaret unvanından "... ..." ibaresinin terkinine, davalının işyerinde "... ..." ibaresini taşıyan tabelayı kullanmasının men'ine, tabelanın kaldırılmasına, ayrıca davalının internet ve sosyal medya üzerinden davacı adına tescilli "... ..." ibaresinin kullanmasının men'ine, bu manada "... ......." uzantılı ... ve ........ hesapları ile... alan adını kullanmasının men'ine, tazminat talepleri yönünden davanın reddine, hükmün ilanına karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Mahkemece davacının maddi ve manevi tazminat talepleri reddedilmişse de, davalının davacı işyerine yakın bir yerde, ... ... işletme adı ve tabelası ile faaliyet gösterdiği, aynı sektörde faaliyet gösteren davacının markasından haberdar olmadığının düşünülemeyeceği, sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişilerin, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlü olduğu, kusurun varlığı ve derecesinin tazminat hesabında dikkate alınması gereken bir unsur olduğu, somut olayda, davalının, davacının tescilli markasının esas unsurunu, aynı sektörde işletme adı ve unvanında, sosyal medya hesaplarında markasal olarak kullandığı, bu kullanımın ticari hayatın olağan akışı içinde adın gösterilmesi, belirtilmesi niteliğinde dürüst bir kullanım olmadığı, iltibasa sebebiyet veren tescilsiz marka kullanımı yönünden davalının kusurlu olduğu ve davacının marka hakkına tecavüz eylemi nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararı tazminle sorumlu tutulması gerektiği, mahkemece yasal olmayan gerekçeyle tazminat talebinin reddine karar vermesinin hukuka uygun olmadığı, davacının, yoksun kaldığı kazancın, SMK'nın 151/2-a hükmü kapsamında, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir üzerinden hesaplanmasını talep ettiği, buna göre, davalının imal edip satışını yaptıkları ürünlerin satışlarından, dava tarihine kadar davacının karlılık oranı dikkate alınarak hesaplanması gerektiği, bilirkişi ek raporu ile davalının ihlal döneminde satışları nedeniyle 2020 yılındaki gelir artışının 105.614,09 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafın mali tablolarına göre gelirlerinde azalma olduğu, bu azalmada davalının markaya tecavüzünün payının ne olduğunun tespit edilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiş olup, yoksun kalınan kazancın miktarı tam olarak tespit edilemediği, davalının faaliyete başlama tarihi olan 22.06.2020 ile, 03.02.2021 dava tarihi arasındaki 7 ay 12 günlük ihlal süresi için, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 50... . maddeleri gereğince, ihlalin boyutu dikkate alınarak 20.000,00 TL maddi tazminat tutarının davalıdan tahsiline karar verilmesinin somut olayın koşullarına uygun olduğu, talep olunan 5.000,00 TL manevi tazminatın somut olayın özelliği, hak ve adalet ilkesine uygun olduğu, İlk Derece Mahkemesince hükmolunan diğer hususların usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının ticaret unvanından "... ......." ibaresinin terkinine, davalının markasal kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, menine, refine bu kapsamda, davalı işyerinde "... ....." ibaresini taşıyan tabelayı kullanmasının men'ine, tabelanın kaldırılmasına, ayrıca davalının sosyal medya üzerinden davacı adına tescilli "... ...." ibaresinin kullanmasının men'ine, bu manada "... ........" uzantılı ..........ve "......" ibareli ... hesaplarının kullanmasının men'ine, ........ alan adının boşta olduğu anlaşıldığından bu alan adına yönelik talebin reddine, davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 20.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalının davacı marka haklarına tecavüzünün tespiti, meni, refi, maddi ve manevi tazminat, davalının ticaret unvanından "... ..." ibaresinin terkini istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 02.06.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.