İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/247 E. 2026/141 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/247
Karar No
2026/141
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/247 Esas KARAR NO : 2026/141 DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/12/2025 KARAR TARİHİ : 16/06/2026

Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı müvekkillerden ----------Ş.; ticaret sicilinde kayıtlı unvanı itibarıyla “----------” ibaresini ticaret unvanının ayırt edici/çekirdek unsuru olarak kullanmakta olup, amaç ve konu maddesi uyarınca enerji sektöründe faaliyet gösteren şirketlere yatırım yapmak, yapım işlerini yürütmek, mal/hizmet tedarik etmek, etütplanlama-proje yapmak ve gerekli tesis/sistemlerin kurulmasını sağlamak üzere yapılandırılmış olduğunu, davacı şirketin faaliyet alanı doğrudan enerji sektörü olup, “----------” ibaresi davacı taraf bakımından enerji alanında istikrarlı ticari kimliğin bir parçası haline geldiğini, müvekkili şirketlere ait kuruluş gazetelerinden de görüleceği üzere, müvekkili şirketlerin kurucuları aynı olup dava konusu --------- markası bütün müvekkili şirketler tarafından hem ticaret unvanı hem marka hem de internet alan adı olarak kullanıldığını, davacı müvekkili şirketler; aynı grup çatısı altındaki organizasyonel bağları, ticari itibar birlikteliği ve “----------” işaretlerinin birlikte kullanımı sebebiyle, davalının “--------” şeklindeki ticaret unvanının, bağlantı/organik bağ izlenimi yaratması halinde doğrudan zarar görme tehlikesi altında olduğunu, bu nedenle davacılar arasında maddi ve hukuki sebep birliği mevcut olup, işbu dava bakımından dava arkadaşlığı şartları gerçekleştiğini, dolayısıyla aralarında ticari ilişki ve organik bağ olan müvekkili şirketler, ortak kullandıkları marka, unvan hakları ve internet alan adı ile huzurdaki davada bir arada dava arkadaşı olarak gösterildiğini, müvekkili şirketlerden “---------Ş.”nin, ticaret unvanı, 20.08.1990 tarihinde usulüne uygun olarak Ticaret Siciline kayıt ve tescil edilmiş olup, 24.08.1990 tarih ve --------- sayılı ---------- Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, müvekkili şirket, ---------- alan adını 30.10.1997 tarihinde kendi adına tahsis ettirmiş ve o tarihten bu yana kesintisiz olarak kullandığını, müvekkili şirkete ve --------- şirketlerine ilişkin tüm bilgiler işbu internet sitesinde yer almakta olup, davacı müvekkili şirketin işbu tescilsiz marka kullanımından dolayı öncelik hakkı bulunduğunu, ---------- Ticaret Sicili Memurluğu’na ----------- sicil numarası ile kayıtlı “--------- ŞİRKETİ” unvanının, davacı müvekkil “---------” ticaret unvanı ve davacılara ait “---------” marka/ticaret unvanı ile iltibas yaratacak nitelikte olduğunun tespiti ile davalı ticaret unvanından “----------” ibaresinin TERKİNİNE, davalı şirkete ait, tarafımızdan tespit edilemeyip, bilirkişiler tarafından tespit edilen/edilecek “----------” ibarelerinin markasal kullanımı var ise, bu kullanımların da engellenmesi için karar tesis edilmesine, Davalı şirkete ait, varsa --------- ibarelerini içeren internet sitesi, sosyal medya hesaplarının kapatılmasına, erişimin engellenmesine, bunun için ---------- ve sair yer sağlayıcılara müzekkere yazılmasına; ilgili alan adlarının davalı tarafından da kapatılması hususunda da ayrıca karar tesis edilmesine, Mahkeme kararının, kesinleşmesini müteakip ---------- genelinde yayınlanan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına, her türlü yargılama giderlerimiz ile vekâlet ücretimizin dahi davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DAVAYA CEVAP: Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen cevap dilekçesi sunulmamıştır.

TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı tarafın --------- ve ---------- şeklindeki kullanımlarının davacıların marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığı, haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, davalının ticaret ünvanının --------- ibaresinin terkinini gerektirip gerektirmediği noktasında toplandığı anlaşılmıştır.

UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır. Ticaret sicil kaydı yazı cevabında davacı ----------- ŞİRKETİ' nin 20/08/1990 tarihinde, davalı şirketin 19.07.2018 tarihinde, davacı ---------Ş. nin ticaret unvanı ise, 24.11.2016 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Dosyaya ---------- kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ----------- tescil numaralı ---------- markasının davacı --------- ŞİRKETİ adına 07.03.2018 tarihinde 04/07/11/35/37/39/40. Sınıflarda marka tescili sağlanmış olup, marka güncel koruma süresi içerisinde bulunduğu bildirilmiştir. Konunun incelemesi uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi raporu aldırılmıştır. Bilirkişi heyeti heyet rapor içeriğine göre; Davalı taraf ---------- ŞİRKETİ” unvanının, “-----------” ticaret unvanı ve davacılardan --------- ŞİRKETİ adına tescilli -------- numaralı “----------” marka/ticaret unvanı ile iltibas yaratacak nitelikte olmadığı, bu kapsamda 6769 Sayılı SMK 7/3-E ve 29. Maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz ve ticaret unvanı terkini taleplerinin yasal şartlarının oluşmadığı;----------Ş. ve ---------- ŞİRKETİ 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 52. maddesi uyarınca değerlendirildiğinde, tarafların ticaret unvanındaki ortak ibarenin “----------” ibaresi olduğu, davacı ticaret unvanlarının tanınan ana ve çatı unsuru “---------” ibaresi olduğu, bu kapsamda ana unsurlar bakımından bir iltibas bulunmadığı, nitekim davacı ticaret unvanının ve markalarının tanınan ana unsuru “----------” ibaresi olduğu, davalı ticaret unvanında bu ibarenin yer almadığı, davalı ticaret unvanı salt “----------” ibaresinden oluştuğu ve bu ibarenin bir ilçe adı olmasının da iltibas ihtimalini düşürdüğü, davacı tarafın ileri sürdüğü “---------” ana unsurlu ticaret unvanı ile karşılaştırıldığında, piyasa aktörlerinin davalı işletmeyi davacıyla ekonomik, örgütsel veya lisanssal bağlantı içinde değerlendirmesine elverişli bir görünüm oluşturmayacağı nitelim davacının tanınmışlık ve ayırt ediciliğinin “----------” ibaresinden geldiği bu görünüm bakımından, kaynak gösterme fonksiyonunda bulanıklık, kurumsal kimlik ayrıştırmasında zayıflama ve ayırt edici işaretin sulandırılması riskleri doğurmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Davalı ticaret unvanı 25.08.2018 tarihinde sicile kaydedilmiştir. Dava ise, 04.12.2025 tarihinde ikame edilmiş olup, davalı ticaret unvanı tescilini takiben 5 yıllık süre, dava ikame edilmeden önce dolduğu yönünde görüş bildirmişlerdir.

UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME:6769 sayılı SMK'nın 7/2, 29. 149,150 ve 151. Maddeleri ile TTK'nın 54 vd. Maddeleri.

GEREKÇE:Dava; Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetten kaynaklı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, kullanımların engellenmesi ile url adreslerine erişimin engellenmesi, internet adreslerinin kapatılması davasıdır. Sınai Mülkiyet Kanununun 29. Maddesinin yollamasıyla SMK'nun 7/2-b maddesinde tescilli bir marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması marka hakkına tecavüz olarak tanımlanmıştır. Yine Sınai Mülkiyet Kanununun 149. maddesinde marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. Markaların karıştırılma (iltibas) tehlikesi, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidirYapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir.Haksız rekabet ise Türk Ticaret Kanununun 54 ve devamı hükümlerinde düzenlenmiştir. TTK'nun 55/4.maddesine göre başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemleri almak haksız rekabet olarak sayılmıştır. Haksız rekabetten söz edebilmek için kusur, zarar, illiyet bağı unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Yine haksız rekabeti düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 57. maddesinin hükmünün temeli kişilik haklarına tecavüzü düzenleyen Türk Medeni Kanununun 24. maddesine dayanır. Haksız rekabet hükümlerinin düzenlenme sebeplerinin başında, başkalarının emeğinden haksız bir şekilde yararlanmanın önüne geçmek yatar., Bir başkasının uzun uğraşlar sonucunda elde ettiği kazanımlardan ve değerlerden hiç bir emek ve çaba sarf edilmeden yararlanılması haksız rekabetin en önemli örneklerinden biridir. Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut uyuşmazlık incelendiğinde; ---------- ŞİRKETİ' nin 20/08/1990 tarihinde, davacı ---------Ş. nin ticaret unvanı ise, 24.11.2016 tarihinde tescil edildiği, TPMK kayıtlarına göre --------- tescil numaralı ---------- markasının davacı --------- ŞİRKETİ adına 07.03.2018 tarihinde 04/07/11/35/37/39/40. Sınıflarda davacı adına tescilli olduğu ve halen koruma altında bulunduğu, davalı şirketin 19.07.2018 tarihinde --------- ŞİRKETİ unvanı ile kurulduğu sabittir. Davacı tarafın adına tescilli marka ve ticaret unvanı kullanımları dikkate alındığında hem ---------Ş. nin ticaret unvanındaki hem de ---------- tescil numaralı markadaki ana ve ayırt edici ibarenin kelime unsuru olan ---------- ibaresi olmakla birlikte davacının asıl ayırt edici unsurunun --------- ibaresi olduğu, --------- ibaresinin ise halen kullanılan bir ilçe ismi olduğu ve davacı tarafın kullanımlarındaki ---------- şeklindeki kullanımın da davacının bir bölgedeki enerji yatırımlarını kasteder haline dair kullanım olduğu, aynı zamanda --------- ibaresinin ayırt ediciliği düşük olan ve tek başına ayırt edicilik taşımayan bir yer ismi olduğu dikkate alındığında davacı tarafın hem markası hem de ticaret unvanı bakımından ayırt edici ibarenin --------- ibaresi olduğu, bu hali ile davalı tarafın ticaret unvanındaki ---------- şeklindeki kullanımdaki ana ve ayırt edici ----------- şeklindeki kullanımın davacının ticaret unvanı ve markası bakımından halk tarafından tescilli marka ve ticaret unvanı ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali doğurmayacağı, yine tarafların faaliyet alanları dikkate alındığında özellikle davalı tarafın nihai tüketicilere hitap etmeyen ve bilgili tüketici kitlerine hitap ettiği dikkate alındığında davacının markası ile ticaret unvanı ile davalı ticaret unvanı kullanımlarının karıştırılmasının mümkün olmayacağı, yine sektör bilirkişisi ve marka hukuku bilirkişilerinin birlikte değerlendirmelerinde de açıklandığı üzere davacının tanınmışlık ve ayırt ediciliğinin “----------” ibaresinden geldiği bu görünüm bakımından, kaynak gösterme fonksiyonunda bulanıklık, kurumsal kimlik ayrıştırmasında zayıflama ve ayırt edici işaretin sulandırılması riskleri doğurmadığı dikkate alındığında marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet şartlarının oluşmadığı kabul edilmiş ve davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Yine davalı tarafın ticaret unvanının 25.08.2018 tarihi olduğu, dava tarihinin de 04.12.2025 tarihi olduğu, tarafların faaliyet alanları olan enerji kaynaklarının üretim tesislerinde elektrik enerjisine dönüştürülmesi faaliyeti olduğu, bu faaliyet alanınındaki şirketlerin birbirlerinden haberdar olma ihtimallerinin kuvvetle muhtemel olduğu dikkate alındığında davacı tarafın sessiz kalması dolayısıyla hak kaybının da oluşacağı kabul edilerek davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgililere iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/06/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/247, K. 2026/141, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-247-e-2026-141-k-0fb0382a62f2