İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/293 E. 2026/157 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/293
Karar No
2026/157
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/293 Esas KARAR NO : 2026/157

DAVA : Unvan Terkini DAVA TARİHİ : 20/12/2024 KARAR TARİHİ : 14/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 14/07/2026 Davacı vekili tarafından, davalı aleyhinde açılan davanın, Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda : GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA ; Davacı vekili dava dilekçesi ile, Müvekkili üniversitenin kuruluşunun ardından .... ibareli markasını kullanmaya başlamış ve markasını yoğun ve ciddi surette kullanarak ayırt edicilik kazandırmış olduğunu, TPMK nezdinde .... esas unsurlu birçok markası bulunduğunu, Müvekkil şirketin usul ve yasaya uygun surette TBMM tarafından çıkarılan kanun ile kurulmuş bir vakıf üniversitesi olduğunu, üniversitenin faaliyet alanı içerisinde tıp fakültesi, eczacılık fakültesi, sağlık bilimleri fakültesi gibi sağlık alanını ilgilendiren bölümler bulunduğunu, Yükseköğretim kanununa göre tıp fakültelerinin, eczacılık fakültelerinin, sağlık bilimleri fakültelerinin bulunduğu üniversitelerin uygulamaya yönelik eğitim verebilmeleri için kendilerine ait hastanelerin ve hastaneye bağlı laboratuvar bölümlerinin de bulunması gerektiğini, nitekim bu husus sağlık sektöründeki tüm fakültelerde verilen eğitimin bir parçası olduğunu, bilindiği üzere tıp fakültesinde eğitim 2. yıldan sonra hastanelerde uygulamalı bir şekilde verildiğini, tıp eğitiminin bir parçası olan hastane ve laboratuvar uygulamasının da bu eğitimin devamı niteliğinde olup 44. sınıf hizmetleri de bu kapsadığını,müvekkil üniversitesinin bir üniversite olması hasebiyle .....ÜNİVERSİTESİ ibaresini kullanarak bir hastane işletmesinin zorunlu olduğunu, davalı şirketin “.....” ibaresi incelendiğinde müvekkil üniversiteye ait markalar ile birebir aynı olduğunu, Davalının “.....” ibareli ticaret unvanı bu haliyle müvekkil şirketin markaları ile iltibas teşkil etmekte ve adeta “.....” marka müracaatının müvekkil şirketin seri markalarından biri olduğu düşüncesini uyandırdığını, müvekkilinin .... markasının tanınmış marka olduğunu, keza son derece tanınan bir üniversite olup sektöründe son derece tanınmış olduğunu, İstanbul ..... Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi .... esas ..... karar sayılı dosyasında yer alan heyet bilirkişi raporunda eğitim hizmeti alanında sektörel olarak bilinen bir marka olduğu tespitinin yapıldığını, Müvekkil üniversitenin markalarıyla bu denli benzerlik arz eden “.....” şeklindeki davalı ticaret unvanının müvekkil ile ilişkilendirileceğini, açıkça sağlık sektörüne atıf yaptığının görüldüğünü, Bu kapsamda müvekkil şirketin bu denli bilinir ve tanınmış markasına, unvanına ve hastanesinin ismine benzerlik arz eden davalı ticaret unvanının terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP ; Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkili şirketin "...." ibareli markanın hak sahibi olduğunu, müvekkili şirketin ..... İlaç Sanayi Anonim Şirketi adı ile 21.05.2021 tarihinde kurulduğunu, müvekkil şirket sahibi olduğu markayı ticaret unvanında da tercih ettiğini, davacı tarafça müvekkil şirket unvanındaki “.....” şeklinde olan ibarenin davacı taraf şirketinin bir uzantısı, seri markası olma izlenimi vermekte olduğu ve tüketici nezdinde iltibas tehlikesi yaratmakta olduğu iddia edilmiş olsa da yukarıda bahsi geçen Ankara .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ..... E. ve .... K. sayılı kararında görüleceği üzere müvekkil markası ile davacı taraf markaları arasında iltibas tehlikesi bulunmadığının ortada olduğunu, herhangi bir karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, tüm bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE : Dava, davalının ticaret unvanından "....." ibaresinin terkini taleplidir. ..... tescil numaralı markaların davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. 6102 Sayılı TTK'nın 50. Maddesi ile, usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkının sadece sahibine ait olduğu ve yine aynı kanunun 52. Maddesi ile, ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Yine 6769 Sayılı SMK'nın 7/3-e maddesi çerçevesinde marka sahibinin, işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasının yasaklanmasını isteyebileceği belirtilmiştir. Mahkememizin 25/09/2025 tarihli duruşma kararı ile Dosyanın resen seçilecek marka uzmanı bilirkişiye tevdi ile, dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları, ticari sicil kayıtları değerlendirilerek davalı ticaret unvanından "....." ibaresinin terkini koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkin rapor tanzimi istenilmiş olup, bilirkişi hazırlamış olduğu kök raporda sonuç olarak; davacının, “.....” ibaresini eğitim ve sağlık hizmetleri alanında önceye dayalı ve yoğun şekilde kullanan, 16, 41 ve 44. sınıflarda tescilli marka sahibi olduğunu, davalının ise 5. sınıf ilaç ve farmasötik ürünler için “....” markasına ve “.... Sanayi A.Ş.” ticaret unvanına sahip olduğunu, işaret benzerliği çekirdek düzeyde mevcut olmakla birlikte, tarafların mal ve hizmetleri, faaliyet alanları, dağıtım kanalları ve alıcı çevrelerinin farklı olduğu; 5. sınıf ilaçlar ile 41–44. sınıf eğitim ve sağlık hizmetleri marka hukuku bakımından aynı veya benzer mal/hizmet olarak değerlendirilemeyeceğini, davacının eğitim ve sağlık hizmetleri alanındaki tanınmışlığının ilaç ve farmasötik ürün pazarına otomatik ve aynı yoğunlukta sirayet ettiğini gösterir somut veri bulunmadığını, davalının marka ve unvan seçiminde davacıya ait tanınmışlıktan haksız yararlanma veya kötü niyet bulunduğunu ortaya koyan somut delilin mevcut olmadığını, davacının tıbbi hizmetler bakımından önceye dayalı fiilî kullanımı kabul edilse dahi, bu durumun 5. sınıf ilaçlar açısından mal/hizmet benzerliği kriterini karşılamadığı; SMK m. 6/3 hükmünün ise ticaret unvanının doğrudan terkini için bağımsız bir yaptırım öngörmediğini, aynı çekirdek “.....” işareti bakımından Ankara ..... FSHHM’de verilen ve 5. sınıf ilaçlar ile sağlık hizmetleri arasında mal/hizmet benzerliği ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı yönündeki emsal karar ile, mevcut dosyada davalıya ait “..... İlaç” ibaresinin fiilî kullanımına ilişkin somut görsel ve karışıklık delillerinin dosyada bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde, somut olayda marka fonksiyonlarının ihlali ve karıştırılma/ilişkilendirme ihtimali için aranan yoğunluk düzeyine ulaşıldığının söylenemediğini, Dolayısıyla belirtilen bu sebeplerle mevcut dosya kapsamına göre; marka hakkına dayalı ünvan terkini talebine ilişkin olarak, davalıya ait ticaret ünvanının SMK m.7/2 ve m.7/3-e uyarınca terkin şartlarının mevcut olmadığı kanaatine varıldığını, nihai takdirin mahkemeye ait olduğunu bildirmiştir. Mahkememizin 25/12/2025 tarihli duruşma kararı ile davacı vekilinin talebi ve itirazı dikkate alınarak bilirkişi heyetine sektör bilirkişisi (farmakoloji - eczacı ) eklenerek itirazlar doğrultusunda ek rapor aldırılmasına karar verilmiş olup, bilirkişi heyeti hazırlamış olduğu 30/03/2026 tarihli ek raporda sonuç olarak; sektörel açıdan değerlendirildiğinde; Kök raporda marka vekili bilirkişi tarafından ortaya konulan; • 5. sınıf ilaç ve farmasötik ürünler ile 44. sınıf sağlık hizmetleri arasında mal–hizmet ayrımı bulunduğunu, bu iki alanın üretim, sunum, ruhsatlandırma ve ekonomik işleyiş bakımından birbirinden yapısal olarak ayrıştığını, ilaçların sağlık hizmetlerinde kullanılıyor olmasının, marka hukuku bakımından mal/hizmet benzerliği sonucunu doğurmadığını, tarafların dağıtım kanalları, hedef kitleleri ve ticari organizasyonlarının farklı segmentlerde yer aldığı yönündeki tespitler, sektör bilgisi ve mesleki tecrübe çerçevesinde değerlendirildiğinde, kök raporda yer alan söz konusu tespitlerin, ilaç ve sağlık hizmetleri sektörünün işleyişine uygun olduğunu, sektörel gerçeklikle örtüştüğü, dolayısıyla, kök raporda ortaya konulan değerlendirmelerin ve gerekçelerin, sektör bilgisi bakımından da isabetli olduğu ve ilgili mal ve hizmetlerin marka hukuku anlamında aynı veya benzer olarak değerlendirilemeyeceği yönündeki sonucun, sektörel açıdan da yerinde olduğu tespit, edilmekte olup, nihai hukuki değerlendirme ve takdir Sayın Mahkemeye ait olduğunu, marka hakkına dayalı olarak unvan terkini talebi değerlendirildiğinde; Sektörel açıdan yapılan inceleme, tespit ve değerlendirmeler ile kök raporda belirlenen hususların teyit edildiği göz önüne alınarak, kök raporda ulaşılan tespit ve sonuçtan dönülmesini gerektiren bir durum olmadığını, davalıya ait ticaret ünvanının SMK m.7/2 ve m.7/3-e uyarınca terkin şartlarının mevcut olmadığını bildirmiştir. Tüm dosya kapsamı incelenmiş; davacı markalarının ve davalının ticari unvanının esas unsurlarının "...." olduğu, davacının “....” ibaresini eğitim ve sağlık hizmetleri alanında önceye dayalı ve yoğun şekilde kullanan 16, 41 ve 44. sınıflarda tescilli marka sahibi olduğu, davalının ise 5. sınıf ilaç ve farmasötik ürünler için “.....” markasına ve “..... İlaç Sanayi A.Ş.” ticaret unvanına sahip olduğu, işaret benzerliği mevcut olmakla birlikte tarafların mal ve hizmetleri, faaliyet alanları, dağıtım kanalları ve alıcı çevrelerinin farklı olduğu, davalının ticari unvanındaki .... ibaresini davacı markaları ile iltibasa sebebiyet verecek şekilde markasal etki doğuracak şekilde kullandığına dair dosya kapsamında delil bulunmadığı ve böylece ticari unvan terkini koşullarının oluşmadığı anlaşılmış, davanın reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince 732,00 TL ilam harcından 427,60 TL peşin harcın mahsubu ile, 304,40 TL bakiye karar harcının, davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, 6-Talep halinde kararın taraflara tebliğine, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 hafta süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. Açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/07/2026

Katip ..... ✍e-imzalıdır Hakim.... ✍e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/293, K. 2026/157, T. 14.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-293-e-2026-157-k-5447d1af3ba0