İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/141 E. 2025/74 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/141
- Karar No
- 2025/74
- Karar Tarihi
T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/141 Esas - 2025/74 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/141 KARAR NO : 2025/74
DAVA : Marka (Manevi Tazminat İstemli) DAVA TARİHİ : 25/03/2024 KARAR TARİHİ : 25/02/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/03/2025
TALEP: Davacı vekili 25/03/2024 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkilinin temizlik ve hijyen ürünleri sektöründe ..., ... başta olmak üzere ...ve ..., ..., ... gibi pek çok tanınmış markasının bulunduğunu, özellikle ... ... markasının tüketiciler nezdinde etkili şekilde tanıtıldığını, “...” ve ... markalarını, yine adına tescilli şişe ve etiket tasarımı ile birlikte özel ambalaj içerisinde piyasadaki geçmiş ürün sunuluş şekillerinden farklı olarak şeffaf, içindeki sıvı rengini gösteren silindirik bir şişe içinde yine emsallerinden farklı bir tertip tarzı ile düzenlenmiş etiketle oluşturulmuş şekilde tüketiciye sunduğunu, sadece temizlik ürünlerinde ortalama tüketici olarak bilinen ev hanımları ve temizlik işlerinde çalışanların değil, özellikle araba ve motor jantlarındaki performansı asıl etken olarak erkek tüketicilerin de haklı beğenisini kazandığını, ... ... markalı ürün üzerinde hiçbir marka olmaksızın silindirik yapılı ve içindeki ... rengi gösteren şeffaf şişe içindeki ürün Tüketici tarafından ... ... olarak bilindiğini, müvekkili markasının sağladığı haklı şöhretten yararlanmak isteyen firmaların olduğunu, bu kapsamda davalı firmanın “...” markası ile ürettiği ürünlerin diğer davalı ... tarafından satıldığını, davalı ürününde “... ...” kalıbının kullanıldığını, davalı yanın 2023/180389 numara ile 3.sınıf mallardaki tescil işlemlerinin devam ettiğini, davalının doğrudan tescilli bir markası olmadığını, davalı yanın esasen kolonya ve dezenfektan üreticisi olduğunu, buna rağmen müvekkili markaları ile karıştırılacak biçimde ürün üretimi yaptığını, davalılar aleyhine ... 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2024/2 D. İş sayılı dosyasının ikame edildiğini, anılan dosyada düzenlenen raporda davalılar kullanımlarının müvekkilinin 2011 38529, 2018 113735, 2021 057246, 2021 053796, 2021 057242 sayılı markalar, 2020 02864 sayılı etiket tasarımı ve bu marka ve tasarımlarının kullanıldığı ürünlerin piyasaya sunuluş şekli ile iltibas yaratacak nitelikte olduğu tespitinin yapıldığını, davalı eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabete de sebep olduğunu ileri sürerek; marka ve tasarım hakkına tecavüzün ref ve men'ine, haksız rekabetin tespitine ve men'ine, üretim ve satışın durdurulması, toplatma, imha ile SMK uyarınca 25.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek banka reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı şirket vekili cevap dilekçesi ve beyanlarında özetle: Yapılan delil tespitinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin 2020/79670 başvuru numaralı 14.07.2020 koruma tarihli "..." markasının sahibi olduğunu, 2023/180389 başvuru numaralı 27.12.2023 koruma tarihli "..." markasının da gerekli evraklarını Türk Patent ve Marka Kurumu bünyesine ilettiğini, müvekkili şirket tarafından özgün tasarım ve markasıyla oluşturulmuş "..." ürünün davacının "..." ürünüyle marka ya da tasarım yönünden hiçbir benzerliği bulunmadığını, müvekkili şirkete ait "..." markalı ürünün şişe tasarımı, marka ve etiket tasarımının açıkça farklı olduğunu ve iki ürünün birbirinden farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şahıs vekili cevap dilekçesi ve beyanlarında özetle: Davacı iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili işyerinde 1000den fazla ürünün satıldığını, ... 4. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2024/2 D.İş sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, “... ...” markasının delil tespiti isteyen tarafa ait “...” ürünü ile karıştırma ihtimali bulunmadığını, müvekkili ürününde “...” ibaresinin yer almadığını, “...” yazdığını ve tasarımda yer alan görseller farklılıklar nedeniyle de ürünlerin farklılaştığını, “erox” ibaresinin markalarda ortak olmasının iltibas yaratmayacağını, bu ibarenin zayıf nitelikte olduğunu, bu nedenle markalar arasında benzerlik bulunmadığını, davacı markasının tanınırlığının herkesçe bilinir olmadığını, davacı markasının tanınmış markalar sicilinde yer almadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı tarafların davacının 99/013286, 2011/108974, 2013/108034 sayılı marka hakkına tecavüz ile 2020/02864 sayı ile tescilli tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan eylemlerinin bulunup bulunmadığı, varsa bu eylemlerin men'i ve ref'i koşulları ile manevi tazminat istemlerinin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler TÜRKPATENT'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 29 ve 149. maddeleri şu şekildedir: Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller Madde 29- (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. (2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.
Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin ileri sürebileceği talepler MADDE 149- (1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c) Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması. f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi. (2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir. (3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer. (4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez.
SMK'nın 29. maddesinde önce 7. maddeye gönderme yapılarak, belirtilen maddede sayılan hallerin birer tecavüz olduğu belirtilmekte, devamında ise kısmen tekrar yoluyla marka hakkına tecavüz sayılan diğer haller sıralanmaktadır. SMK'nın 7/2(a) maddesinde "Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması" hali düzenlenirken 29/1(b) maddesinde marka sahibinin izni olmaksızın markayı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek durumu düzenlenmiştir.
6769 sayılı SMK'nın tasarım hakkına tecavüzü düzenleyen 81. maddesi ise; "(1) Aşağıda belirtilen fiiller tasarım hakkına tecavüz sayılır: a) Tasarım sahibinin izni olmaksızın bu Kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak." hükmünü haizdir. Ticaret hayatında kullanılan bir ürünün, tescilli bir tasarımdan doğan hakları ihlal edip etmediğinin tespiti için öncelikle karşılaştırılan tasarımların seçenek özgürlüğü ve teknik zorunlulukları yönünden değerlendirme yapılmalı ve bu değerlendirmeler ışığında ihlale konu olduğu iddia olunan tasarımların, davacı yan adına kayıtlı tasarımlar ile karşılaştırması yapılmalıdır.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 09/01/2025 havale tarihli raporda özetle; "Davalı yanın fiili kullanım örneklerinin, ayrıntıları rapor kapsamında açıklandığı üzere, davacı adına tescilli 2018 113735 sayılı “...” markası başta olmak üzere ayrıca 2021 053796 sayılı “...” markasından doğan hakları da ihlal edeceği, - Davalı yanın fiili kullanımlarının, davacı adına tescilli etiket ve şişe tasarımından doğan hakları ihlal etmeyeceği, - Bununla birlikte yine ayrıntıları rapor içerisinde açıklandığı üzere davalı yanın fiili kullanımının, davacıya ait fiili ürün / ambalaj kullanımları ile haksız rekabete sebebiyet verebilecek düzeyde benzerlik taşıdığı" ifade edilmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı yeni heyetten rapor ya da ek rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
... 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2024/2 D.İş sayılı dosyasında düzenlenen 07.01.2024 tarihli bilirkişi raporunun neticesinde özetle; "Tespit incelemesine konu olan “... ...” markalı sarı renkli kir ve yağ çözücü temizlik ürünü üzerinde kullanılan esas ve alt markalar, bu markaların renk, tasarım ve ürün üzerindeki konumlandırılışı, ürün rengi, etiket ve şişe tasarımları yönünden bir bütün olarak ortalama tüketici nezdinde sahip olduğu algı ve izlenim itibariyle tespit talep eden adına tescilli bulunan 2011 38529, 2018 113735, 2021 057246, 2021 053796, 2021 057242 sayılı markalar, 2020 02864 sayılı etiket tasarımı ve bu marka ve tasarımlarının kullanıldığı ürünlerin piyasaya sunuluş şekli ile iltibas yaratacak nitelikte olduğu, bu nedenle bahse konu kullanımların tespit talep edenin markalarından, tasarımlarından ve iş mahsullerinden, iş mahsullerinin sunuluş ve takdim şekillerinden faydalanma, ün ve itibarına zarar verme ihtimalinin mevcut olduğu kanaatine varılmıştır. Tespite konu kullanımların tespit isteyen adına tescilli bulunan marka ve/veya tasarımlardan doğan haklara tecavüz oluşturup oluşturmadığı ya da haksız rekabet teşkil edip etmediği hususundaki nihai takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere Sayın Mahkemenin takdirine sunarız” ifade edilmiştir.
DEĞERLENDİRME MARKA HAKKINA TECAVÜZ İDDİASI AÇISINDAN Davacı yanın 2011/38529, 2018/113735, 2021/057246, 2020/43207, 2021/057242, 2021/053796 sayılı markaları başta olmak üzere dava dilekçesinde yer verdiği markalarının tamamının 03. sınıfta tescilli olduğu ve bu sınıf kapsamında “Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar bulaşık yıkama maddeleri”nin yer aldığı görülmüştür. Davalı yanın fiili kullanımlarına konu ürünün de yağ ve kir sökücü bir temizlik malzemesi olduğu noktasında tereddüt bulunmamaktadır. Bu halde gerek davacı gerekse de davalı firma tarafından piyasaya sürülen ürünlerin genel anlamda “temizlik ürünleri” olduğu, başka bir ifadeyle her iki taraf ürününün de birebir aynı – aynı tür ihtiyaçlara yönelik, pazarlama biçimleri benzer, satış noktaları ortak, yanyana ve aynı raflarda satışa konu edilebilecek, birbiri ile doğrudan rekabet ilişkisi bulunan, birbirleri yerine seçilebilecek ürünleri oldukları aşikardır. Davacı yanın tescilli “...” markalarının temel kullanım örneği iki kırmızı çizgi arasında ve yine kırmızı renkte"..." şeklinde olup davacı yanın fiili ürün kullanımı ise 2019/04505 sayısı ile tescilli şişe tasarımı da kullanılmak suretiyle "... ...+şekil" şeklindedir. Davacı yan bu kullanımda aynı zamanda 2020/02864 sayısı ile tescilli ve "... ... Ultra Degreaser Cleaner+şekil" şeklindeki görsele haiz etiket/ambalaj tasarımına da yer vermektedir. Dolayısıyla davacı yanın hem “...” hem “.../...” hem şişe tasarımı hem de etiket tasarımını kümülatif bir şekilde uyguladığı bir ürün ile ilgili pazarda faaliyet gösterdiği görülmektedir. Davalı yanın ihlale konu olan temel kullanım örneği ise "... ..." şeklindedir. Anılan üründe markasal algıyı üstlenen ilk ibare olan “...” kelimesi üzerinde davalılar adına tescilli bir markanın mevcudiyeti tespit edilememiştir. TÜRKPATENT sicil kayıtlarında 2023/180389 sayısı ile tescilli olduğu görülen marka "..." şeklinde bir bütün olup davalı firma adına tescilli bir diğer marka olan 2020/79670 sayılı marka ise "..." esas unsuruna haizdir. Dolayısıyla davalı tarafın fiili anlamdaki kullanımının tescilli bir markaya dayalı değildir. Davacı yanın tescilli ve paralel iki kırmızı çizgi arasında konumlandırılmış “...” markası ile davalı yanın ürün üzerindeki asli markasal unsuru olan “...” ibaresinin doğrudan doğruya bir benzerlik taşımadığı, her iki ibarenin “EROX” sesiyle bitmesinden kaynaklı kısmi bir harf dizilimsel benzerliği mevcut ise de “...” şeklindeki davacı markaları ile “FE-ROKS” şeklindeki davalı kullanımına konu markanın, normal şartlarda, ilgili tüketiciler tarafından karıştırılabilecek düzeyde bir benzerlik taşımadıkları değerlendirilmiştir. Lakin davalı tarafça gerçekleştirilen "... ..." şeklindeki kullanımda, kırmızı bir çizgi üzerinde yine kırmızı renkle “...” ibaresinin kullanıldığının görüldüğü, bu şekildeki bir kullanımın herhangi bir zorunluluktan kaynaklı olmadığı bir durumda ise açık bir şekilde davacı yanın "...+şekil" şeklindeki tescilli markasına yanaşma gayesi ile hareket edildiği değerlendirilmiştir. Bu yanaşma halinin özellikle "... ... Ultra Yağ Çözücü" şeklindeki davacı yan fiili kullanımda çok daha belirgin şekilde gözlemlenebilir olduğu, zira dava konusu ürünün de aynı davacı markasını taşıyan ürünler gibi saydam renkte silindirik bir şişe ambalaj içerisinde, sarı renkte bir sıvı ile birlikte tasarlandığı ve ürün üzerindeki etiket kullanımlarında aynı davacı markasında ve fiili kullanımında olduğu gibi kırmızı renkte yazılmış sözcük unsuru ve yatay şeride yer verildiği görülmektedir. Davacı yanın “...” markasının ve özellikle bahsi geçen ürününe ilişkin yoğun tanıtım ve reklam faaliyetleri gösterdiği ve sektörde belli bir pazar payına sahip olduğu değerlendirildiğinde, tüketicinin aynı raflarda yan yana satılması muhtemel bu ürünleri anlık olarak aynı marka grubuna ait olarak algılayarak yanılmaları ihtimal dahilinde olacaktır. Tüm bu unsurlar bir araya getirilerek davalı kullanımları yönünden bütünsel bir değerlendirme yapıldığında, münhasıran doğrudan davacı markaları ile karıştırılabilecek düzeyde bir ibare olmayan “...” ibaresinin, davacı yan marka görseline yanaşır bir şekil ve renk bütünlüğü ile yine davacı ürün ambalajına yanaşır nitelikte bir ambalajlama içerisinde kullanımının, davacı yanın tescilli markasından doğan hakları ihlal edecek türden SMK m. 7/2-b kapsamında bir hak ihlali olduğu değerlendirilmiştir. Kaldı ki davalı taraf kullanımında “...” markasının hemen altında “...” şeklinde bir kullanıma da yer verildiği, buradaki kullanımın “...” markasının ardından ikincil nitelikte markasal algı yaratır bir slogan özelliğine sahip olduğu, ancak bu ibarenin davacı adına 2021/053796 sayısı ile tescilli "..." şeklindeki marka ile birebir aynı olduğu, aralarında sadece “maksimum – maximum” kelimelerinin İngilizce – Türkçe yazımından ibaret bir farklılık bulunduğu, bu farkın ise bütünsel algıyı ne görsel, ne işitsel ne de kavramsal yönde değiştirmediği, dolayısıyla davalı taraf kullanımında, esasen davacı yanın tescilli bir diğer markası olan 2021/053796 sayılı markasının da doğrudan ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
2. DAVACI YANIN TESCİLLİ TASARIM HAKKININ İHLALİ İDDİALARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Somut olayda davacı yanın 2020/02864 sayısı ile tescilli "... ... Ultra Degreaser Cleaner" şeklindeki tasarımının, salt bir ambalaj/etiket tasarımı olduğu, görselin sol kısmının etiket bilgilerinin yer aldığı bölüm olduğu, sağ kısmının ise esasen etikete, tasarımsal kimliğini sağlayan ve nihai kullanımda, bilgilenmiş kullanıcının dikkatini çekecek kısım olduğu, dolayısıyla böyle bir tasarım açısından değerlendirmelerin, tasarımın bu yönü itibariyle yapılması gerekeceği, ambalaj/etiket tasarımları açısından sınırsız seçenek özgürlüğünün mevcut olduğu, bu ürünlerin bilgilenmiş kullanıcılarının etiketin uygulanacağı nihai ürünün kullanıcısı olacağı, dolayısıyla ürüne bağlı değişkenlik gösterecek olmakla birlikte günlük hayatta yaygın olarak birçok farklı ambalajlı ürün ile karşı karşıya kalan son kullanıcıların bilgilenmiş kullanıcılar olarak görülebileceği değerlendirilmiştir. Davalı yanın delil tespiti dosyasına konu kullanım örneğindeki "... ..." şeklindeki ambalajı çevreleyen ürün ambalaj kullanımının davacı adına tescilli tasarımda mevcut markasal kullanım örneğine renk ve yazım itibariyle benzer bir kullanımı ihtiva ettiği görülmekte ise de bütün olarak davacı ambalaj tasarımındaki unsurlar ile karşılaştırılabilir düzeyde ortak unsurlar taşımadığı, dolayısıyla davacı yanın tasarımından doğan hakları ihlal edecek nitelikte bir benzerlik içerisinde olmadığı, davacı yanın "... ... Ultra Degreaser Cleaner" şeklindeki tescilli tasarımının, tasarımsal kimliğini taşıyan bölümlerin düşük düzeyde benzerlerinin/kurgusal açıdan benzerlerinin davalı ürününde yer alıyor olmasının tek başına bir hak ihlaline yol açmayacağı, dolayısıyla davalı ürün ambalajı üzerindeki etiketin, salt tasarımsal açıdan incelendiğinde, davacı tescilli tasarımından yeterli düzeyde uzaklaştığı değerlendirilmiştir. Keza yine davacı yanın tescilli şişe tasarımı ile de davalı kullanımına konu şişe tasarımının da karşılaştırılması gerekmiştir. Davacı adına tescilli 2019/04505 sayılı şişe tasarımı ve davalı taraf ürüne karşılaştırılmasında; davacı yanın dayanak tasarımının ağız kısmında, sprey başlığın yer almadığı, bununla birlikte her iki taraf tasarımının da mutat mahiyette özellikler içerir şekilde ve şişe formunda ambalajlar oldukları, davacı tasarımının gövdesinin dip kısmının katmanlı bir şekilde oluşturulduğu, dip kısmın devamında tamamen düz bir şekilde gövdenin ¾’lük kısmı boyunca dikey olarak yükselen silindirik bir gövdeye yer verildiği, gövde üzerinde bombesiz bir yapılanmanın mevcut olduğu, boyun kısmına yaklaştıkça bu gövdenin daralarak yine katmanlı bir görünüm ile şişenin sprey başlığı ile birleşecek şekilde ağız kısmının oluşturulduğu, davalı yanın tasarımının da yine benzer bir gövde yapısına sahip olduğu, dava konusu tasarımda davacı tasarımındaki kadar belirgin bir dip katman yüzeyinin bulunmadığı, benzer şekilde bir gövde yapısının yükseldiği, bununla birlikte davacı tasarımından farklı olarak, daralan boyun kısmının nispeten daha belirgin bir daralma yapmak suretiyle gövdenin yarı kısmından itibaren daha dar açıyla ve düz bir açıyla daraldığı, halbuki davacı tasarımda daralmanın başladığı boyun kısmının daha bombeli bir açıyla uç kısma doğru daraldığı, bu nedenle boyun kısmının daha kalın yapıda olduğu ve belirgin bir boyun görseli oluşturmadığı, ayrıca davalı tasarımında daralan boyun yapısı üzerinde birden fazla şekilde üst üste getirilmiş katmanlı bir form kullanıldığı görülmüştür. Her ne kadar bu nitelikteki şişe ambalaj tasarımları açısından da seçenek özgürlüğü geniş ise de yine silindirik formdaki şişe ambalajların en mutat formlardan biri olması nedeniyle, ambalaj görünümünü etkileyen unsurların küçük ayrıntı olarak görülmeleri mümkün olmayacaktır. Sonuç olarak, davalı yanın davacı adına tescilli tasarıma konu şişe görseli ile bilgilenmiş kullanıcı nezdinde ayırt edilemeyecek düzeyde benzer bir tasarımı kullanmadığı ve davacının tescilli şişe tasarımdan doğan haklarını ihlal etmeyeceği değerlendirilmiştir.
3. DAVALI EYLEMLERİNİN HAKSIZ REKABET TEŞKİL EDİP ETMEDİĞİ HUSUSUNUNDA DEĞERLENDİRME TTK m. 55’de ise başlıca haksız rekabet halleri örnekseme metodu ile belirtilmiştir. Madde düzenlemesinde belirtilen başlıca haksız rekabet halleri; dürüstlük kurallarına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar (kötüleme, avantaj sağlama, hakkı olmayan unvanları, meslek, derece ve sembolleri kullanma, karıştırılmaya neden olma, karşılaştırma ya da üçüncü kişiyi benzer yollarla öne geçirme, tedarik fiyatının altında fiyatla satışa sunma yoluyla aldatma, gerçek değer hakkında yanıltma, karar verme özgürlüğünü sınırlama, nicelik ve nitelikte yanıltma, hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanın açık olmaması, tüketici kredilerine ilişkin açık beyanda bulunmamak, yanıltıcı sözleşme formüllerini kullanmak), sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek, başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak, üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek, iş şartlarına uymamak, dürüstlük kurallarına aykırı işlem şartlarını kullanmak olarak belirtilmiştir. Uyuşmazlık ile ilgili olan düzenleme ise 55/1-a bendinin dördüncü alt bendi olup, hüküm: "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak" fiilini haksız rekabet olarak düzenlemiştir. Taraf fiili kullanım biçimleri karşılaştırıldığında, her iki tarafın da ürünlerinin benzer tasarımsal özellikler ihtiva eden saydam bir ambalaj şişe içerisinde tüketiciye sunulduğu, şişe içerisindeki akışkan sıvı (temizleyici ürünün) renginin benzer şekilde sarı rengin tonunu ihtiva ettiği, her iki taraf ürününde de sprey başlık kısmının kırmızı renkte bir kapak, kapak üzerine konumlandırılmış beyaz renkteki başlık gövdesi ve gövdenin uç kısmında hem çıkış deliği üzerinde hem de tetikte kullanılan kırmızı renk ile tasarlandığı, yine her iki üründe de benzer tondaki sarı üzerinde konumlandırılan kırmızı renkte yazılmış markaları taşıyan etiketlerin kullanıldığı, bu etikette davacı yanın “...” markasının yazım biçiminin dahi taklit edildiğinin görüldüğü, aynı şekilde davacı kullanımındaki “...” ibaresi yerine “...” ibaresinin benzer bir konumlandırma ile kullanıldığı, bu kullanımda “kırmızı – siyah” kombinasyonunun da taklit edilmiş olduğu görülmüştür. Bu çerçevede, davalı tarafa ait fiili ürün kullanımının, davacı yanın fiili ürün kullanımı ile doğrudan doğruya benzerlik taşıdığı, tarafların faaliyet gösterdiği sektörde birbirinden çok farklı şişe form, renk ve yine etiketleme biçimlerine sahip ambalajların ticari mevkide kullanıldığı bir durumda taraf ürünlerinin bütüne hâkim renk, ambalaj görselleri ve genel kompozisyondaki bu güçlü benzerlik karşısında yeterli bir farklılık yaratmadığı değerlendirilmiştir. Bu halde davacıya ait markalar ve bu markaları taşıyan ürünlerin fiili kullanım biçimleri/pazardaki kurumsal imajlar ile davalıya ait ürünün fiili kullanımı bir bütün olarak ele alındığında, davalı ürününde şişe ambalaj, ambalaj üzerindeki etiketlerin konumu, kelime unsurlarında ve bütünsel kombinasyonda kullanılan renk, saydam şişe içerisinde kullanılan sıvının bütünsel algıyı etkileyen renk tonu, ürün başlık tasarımı ve bu tasarımda kullanılan renklerin ve renklerin kullanımındaki ayniyet halinin; birebir aynı ihtiyaçlara yönelik olan, aynı satış noktalarında, yan yana satılacak olan bu ürünlerin hitap ettiği ortalama dikkat ve algı seviyesine haiz herhangi bir market tüketicisi tarafından ilk algıda benzerlik kurulmasını sağlayacak düzeyde olduğu değerlendirilmiştir. Her ne kadar ürünler üzerindeki markalar aynı olmasalar da taraf ürünlerindeki fiili kullanım itibariyle tespit edilen farklılaşmaların yeterli olmadığı, ortalama bir market tüketicisinin taraf ürünlerini satın alırken, ambalajlar üzerinde farklı markalar yer alsa da ürünü ilk önce gözleme dayalı, ambalaj/şişe renk kombinasyonu ve yapısından ötürü algılayarak tercih edeceği, davalıya ait ambalajın da yarattığı ilk algının doğrudan davacı ürünlerini çağrıştıran ve bu çağrışım ile tüketiciyi yönlendiren bir yapıya sahip olduğu, davalıya ait bu kullanımın, tespit isteyene ait kullanımlar ile haksız rekabete sebebiyet verebilecek ve tüketicinin yanılmasına yol açabilecek sonuçlar doğurmasının mümkün olduğu, tüketicinin bu ürünü doğrudan davacı ürünü ile eşdeğer sonuçlar elde edebileceği ve aynı ihtiyacı karşılamaya yönelik bir ürün olarak göreceği, bu durumun ise haksız rekabet düzenlemeleri kapsamındaki “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak" fiili olarak değerlendirilebileceği kanaatine varılmıştır.
4. MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME Yukarıda açıklanan gerekçelerle manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede; marka hakkına tecavüz kapsamında SMK 159/1-ç ve 150. madde hükümleri dikkate alınarak; davacı markasının imajının zedelendiği kanaati hasıl olmakla, ihlâl olunan hakkın mahiyeti, ihlalin etkileri, ihlalin ulaştığı kitle, fiilin ve kusurun ağırlığı, paranın satın alma gücü, ibraz olunan belgeler ve eylemin gerçekleştirilme biçimi karşısında davacı lehine 20.000,00 TL manevi tazminat takdirinin uygun olacağı değerlendirilmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-Davalıların “... ...” ibarelerinin sarı renkli temizlik sıvısı üzerindeki bahse konu kullanımlarının davacı adına tescilli olan “...”, “... ...”, “...”, “...” ibareli markalara tecavüz teşkil ettiğinin TESPİTİNE, marka hakkına tecavüzlerinin REF ve MEN’İNE, 3-Davalılar eylemlerinin HAKSIZ OLDUĞUNUN HÜKMEN TESBİTİNE, davalıların, davacıya yönelik HAKSIZ REKABET TEŞKİL EDEN EYLEMLERİNİN MEN’İNE, 4-“... ...” tanıtım işaretli ürünlerin ÜRETİM VE SATIŞLARININ DURDURULMASINA; bu ürünlerin bulundukları yerden TOPLATILMASINA, AMBALAJLARININ ÜZERİNDEKİ MARKANIN SİLİNMESİNE, MÜMKÜN DEĞİLSE ETİKETİN KOPARILMASINA VE İMHA EDİLMESİNE, ETİKETİN KOPARILMASI DA MÜMKÜN DEĞİL İSE AMBALAJLARIN TOPLATILMASINA VE İMHASINA, AMBALAJIN İÇİNDEKİ ÜRÜNÜN SAHİPLERİNE İADESİNE, 5-“... ...” tanıtım işaretli bu ürünlerin reklam ve pazarlamasının yapıldığı her türlü tanıtım vasıtalarının toplatılmasına, fiziki ve sanal olarak yapılan SATIŞLARININ DURDURULMASINA, 6-20.000 TL Manevi Tazminatın davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek banka reeskont faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Mahkeme Kararının özetinin, masrafı sonradan davalılardan alınmak koşulu ile ulusal çapta yayınlanan bir gazetede bir defa İLANINA, 8-FAZLAYA İLİŞKİN TALEBİN REDDİNE, 9-Alınması gereken 1.366,20 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile 938,60 TL bakiye karar harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 10-Maddi nitelikteki talepler yönünden davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 40.000,00TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 11-Kabul edilen manevi tazminat yönünden 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 12-Reddedilen manevi tazminat bakımından 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 13-Kabul oranının takdiren davacı lehine 1/2 olarak belirlenmesine, davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 9.811,00 TL yargılama giderinden payına düşen 4.905,50 TL’nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerinde bırakılmasına, 14-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde ... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Dair; verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/02/2025
Davacı Masraf Dökümü: İlk Masraf 916,00.-TL Posta Masrafı 395,00.-TL Bilirkişi Ücreti 8.500,00.-TL Toplam 9.811,00.-TL