İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/434 E. 2026/97 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/434
Karar No
2026/97
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 27. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/434 Esas KARAR NO : 2026/97

DAVA : Tespit DAVA TARİHİ : 10/09/2025 KARAR TARİHİ : 18/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin şarj ağı işletmecisi sıfatıyla elektrikli araçlara yönelik şarj istasyonları kuran ve yöneten bir şirket olduğunu, davalının X platformu üzerinden müvekkil şirket aleyhine yüksek etkileşimli paylaşımlarda bulunduğunu, söz konusu paylaşımlarda müvekkil şirketin istasyonlarının yarısının çalışmadığı, fiyat artışlarının fahiş ve keyfi olduğu, otomotiv firmalarıyla yapılan işbirliklerinin tüketicileri mağdur ettiği ve haksız devlet desteği ile pazarda hakimiyet sağlandığı yönünde gerçek dışı iddialar ileri sürüldüğünü, şarj istasyonlarının erişilebilirlik oranının %98 seviyesinde olduğunu ve istasyonların yeni olduğunu, fiyatlandırmanın ilgili yönetmeliğe uygun olarak yatırım, işletme ve enerji maliyetleri gözetilerek yapıldığını ve EPDK tarafından herhangi bir düzeltme işlemi tesis edilmediğini, otomotiv markalarıyla yapılan işbirliklerinin ilgili firmaların hediye kampanyaları kapsamında olduğunu ve müvekkil şirketin fiyat politikasıyla bir illiyet bağı bulunmadığını, devlet desteğinin kamuya açık bir ihale sonucunda alındığını, güncel istatistiklere göre müvekkil şirketin pazar payının düşük olduğunu ve davalının iddialarının tamamen asılsız olduğunu, davalının sektördeki konumu ve takipçi sayısı nedeniyle bu paylaşımların müvekkil şirketin ticari itibarını zedelediğini, potansiyel iş ortaklıklarını olumsuz etkilediğini ve TTK m.55/1-a kapsamında haksız rekabete yol açtığını belirterek, öncelikle söz konusu paylaşımlara erişimin engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, paylaşımların haksız rekabet olduğunun tespit edilerek men'ini, içeriklerin kaldırılmasını ve yanlış beyanların düzeltilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ve taleplerinin gerçeğe aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili ile davacı şirketin faaliyet alanlarının tamamen farklı bulunması sebebiyle taraflar arasında herhangi bir iktisadi ve ticari rekabet ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin yayıncılık alanında uzun yıllar yöneticilik yaptığını, ...'nin kurucusu ve ...ve ...) kurucu başkanı olduğunu, Türkiye'de elektrikli ve hibrit araç teknolojileri eğitimleri düzenlediğini, şarj komitelerine öncülük ettiğini, bakanlıklar ve ilgili kamu kurumlarının çalışma gruplarında yer aldığını ve uluslararası enerji raporlarına Türkiye adına katkı sunduğunu, davacının iddia ettiği gibi rakip şarj ağı işletmecileriyle herhangi bir iş ortaklığı veya teması bulunmadığı gibi tarafları zarara uğratma saikiyle hareket etmediğini, basının kamuyu aydınlatma, haber verme ve eleştiri hakları çerçevesinde hukuka uygun davranıldığını, davacı şirketin anılan eleştiriler sonrasında 16 Ekim tarihi itibarıyla fiyatlandırma politikasında indirime gitmesinin kamu yararının gerçekleştiğini kanıtladığını, haksız rekabetin yasal koşullarının ve illiyet bağının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. BİLİRKİŞİ KÖK RAPORU: Davalının sosyal medyada yayınladığı bazı ifadelerin, basın mensuplarının haber verme hakkının bir gereği olarak kabul edilemeyeceği; bunların basın özgürlüğünün sınırlarını aştığını ve bu anlamda korunmaması gerektiği, eylemin TTK md.55/l-a uyarınca davacı aleyhine haksız rekabet teşkil ettiği kanaatine varılmıştır. BİLİRKİŞİ EK RAPORU: Davalının sosyal medyada yayınladığı bazı ifadelerin, basın mensuplarının haber verme hakkının bir gereği olarak kabul edilemeyeceği; bunların basın özgürlüğünün sınırlarını aştığını ve bu anlamda korunmaması gerektiği, eylemin TTK md.55/1-a uyarınca davacı aleyhine haksız rekabet teşkil ettiği kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni davasıdır. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları; Davalının Eylemlerinin Haksız Rekabet Oluşturup Oluşturmadığı Hususlarına İlişkindir. Haksız rekabet, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. T.T.K. m. 54 'de " (1) Haksız rekabete İlişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." biçiminde haksız rekabet oluşturan fiiller genel olarak belirtilmiştir. T.T.K. m. 55’de ise başlıca haksız rekabet halleri örnekseme metodu ile belirtilmiştir. Madde düzenlemesinde belirtilen başlıca haksız rekabet halleri; “dürüstlük kurallarına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar (kötüleme, avantaj sağlama, hakkı olmayan unvanları, meslek, derece ve sembolleri kullanma, karıştırılmaya neden olma, karşılaştırma ya da üçüncü kişiyi benzer yollarla öne geçirme, tedarik fiyatının altında fiyatla satışa sunma yoluyla aldatma, gerçek değer hakkında yanıltma, karar verme özgürlüğünü sınırlama, nicelik ve nitelikte yanıltma, hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanın açık olmaması, tüketici kredilerine ilişkin açık beyanda bulunmamak, yanıltıcı sözleşme formüllerini kullanmak), sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek, başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak, üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek, iş şartlarına uymamak, dürüstlük kurallarına aykırı işlem şartlarını kullanmak” olarak belirtilmiştir. Haksız rekabet nedeniyle açılabilecek davalar TTK’nun 56 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TTK’nun 56. Maddesi ile ‘Haksız rekabet sebebiyle… zarar gören veya böyle bir tehlikeye maruz bulunan kimse, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin men`ini, neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini, kusur varsa zarar ve ziyanın tazminini, Borçlar Kanununun 49 uncu maddesinde gösterilen şartlar mevcutsa manevi tazminat verilmesini isteyebilir.' hükmü düzenlenmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu sebeple ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. Benzer konuya ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin ... esas ve ...karar sayılı ilamında; "Somut olaya gelince; ... de yayımlanan "..." isimli çizgi filmdeki bir sahne ile ilgili davalı yayının sitesinde "... '..." başlıklı yazı yayımlandığı, yazıda gündem olan sahne nedeniyle eleştiri yapıldığı anlaşılmıştır. Davaya konu yayın bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu yayının basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, halkın, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olma hakkının olduğu, basının da bu doğrultuda olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve sorumlu olduğu, haberin de bu ilke kapsamında yapıldığı, güncel olan konuların gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı başlıklara yer verilerek iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarıldığı, haberin yayın tarihi itibari ile kamu yararının ve toplumsal ilginin bulunduğu, güncelliğini koruduğu bu haliyle kişilik haklarına saldırı boyutuna varmadığı ve davacı tüzel kişinin itibarına saldırı niteliğinde bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda davanın reddine yönelik verilen karar doğrudur." şeklinde gerekçelere yer verildiği görülmüştür. Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda davalının paylaşımları hakkında; " .... “...”, “Yarısından fazlası eski tip üniteler.”, gibi ifadelerle, ortada her hangi araştırma ve somut veriler üzerinden yapılan geçerli tespitler olmadan genelleyici değerlendirmede bulunmak, kanaatimizce basın özgürlüğünün sınırlarını aşan bir tutum olmuştur. Ayrıca “Ama şöyle bir gerçek var, şarj dağılımının %20'sine sahipler. Devlet desteği alarak 1000'in üzerinde şarj ünitesi kurdular. Yani hem teşvikli yatırım yaptılar hem de pazarda egemen oldular. Ve üstüne her yıl düzenli olarak %20'in üzerinde zam yapıyorlar. Bunlar kabul edilemez...” ifadeleri de, kanaatimizce, mevzuatın imkan verdiği devlet desteği almanın ve bunun sonucunda sektörde belirli bir yere gelmenin yanlış bir şeymiş gibi algılanmasına yol açabilecek beyanlar olarak anlaşılacaktır. Bu bağlamda, enflasyonun yüksek olarak seyrettiği son yıllarda %’20’nin üzerinde yapılan zamlarında aşırı bir uygulama olarak yansıtılması da doğru bir tavır olmayacaktır. Bu bağlamda davalının, bahsi geçen ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde, sosyal medyada yer alan beyanlarının bir kısmının haber verme hakkının bir gereği olarak kabul edilemeyeceği; dolayısıyla bunların basın özgürlüğünün sınırlarını aştığını ve bu anlamda korunmaması gerektiği kanaatine varılmıştır. " şeklinde tespitlere yer verildiği görülmüştür. Tüm bu açıklamalar ve yasal düzenlemeler ışığında mahkememizce yapılan incelemede açık kaynaklarda ...A.Ş hakkında bir takım tüketici ve kullanıcı şikayetlerinin mevcut olduğu bunların sırasıyla "..." , "..." başlıklarını oluşturduğu, Şikayetvar sitesi üzerinde mevcut AlVar ile marka karnesi; "Eşarj kullanıcılarının son 1 yıl içinde 72 şikayette baskın sorun hatalı ücretlendirmeler olarak öne çıkıyor; pil kapasitesinden fazla enerji tüketimi yansıtıldığı veya araç şarj değilken tahsilat yapıldığı aktarılıyor. Kullanıcıların % 33,3'ü şarj cihazlarının çalışmadığını veya kablonun kilitli kaldığını bildiriyor. %30,6 lık dilimde ise destek taleplerinin sonuçsuz kaldığı ve sürecin sürüncemede bırakıldığı belirtiliyor." şeklinde istatistiğe yer verildiği, davalının sosyal medya X platformu üzerinden yaptığı ve davaya konu edilen paylaşımlarının mezkur AlVar ile marka karnesi değerlendirmeleri ile benzer mahiyette olduğu, davacı firmanın kamuya mal olmuş bir hizmeti ifa ettiği, hal böyle olunca demokratik toplum düzeninde eleştiri tahammül sınırlarının daha yüksek olması gerektiği, bu sebeple sektörde faaliyet gösterdiği anlaşılan davalının paylaşımlarının eleştiri düzeyinde kabulü gerektiği, paylaşımlarındaki "yarısı" gibi sayı ve rakam belirtmeksizin yapılan değerlendirmelerin söz sanatı olarak kesretten kinaye olarak kabulü gerektiği, bilirkişi heyetince davalının paylaşımlarına ilişkin "basın özgürlüğünün sınırlarını aştığını ve bu anlamda korunmaması gerektiği kanaatine" mahkememizce iştirak edilmediği, benzer konuya ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin ... esas ve...karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere davacının sosyal medya X Platformu üzerinden yapılan paylaşımlarının güncel olan konuların gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı başlıklara yer verilerek iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarıldığı, haberin yayın tarihi itibari ile kamu yararının ve toplumsal ilginin bulunduğu, güncelliğini koruduğu, tüketici tenkitlerine tetabuk paylaşımlara yer verildiği, açık kaynaklardan beslendiği, bu haliyle kişilik haklarına saldırı boyutuna varmadığı ve davacı tüzel kişinin itibarına saldırı niteliğinde bulunmadığı vicdani kanaatine ulaşılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE; 2-Alınması gerekli 732,00-TL harçtan, peşin yatırılan 615,40-TL harcın düşümü ile geri kalan 116,60-TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA , 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA , 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacı tarafa İADESİNE, 5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 45.000,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, Dair, duruşmada tarafların yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 18/09/2026

Katip ¸

Hakim ¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/434, K. 2026/97, T. 18.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-434-e-2026-97-k-4098bc153f2d