Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/377 E. 2026/1123 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/377
- Karar No
- 2026/1123
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2025/377 Esas
KARAR NO:2026/1123 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:16/04/2024
NUMARASI:2021/21 E. - 2024/72 K.
DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:03/07/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin kurulduğu 30.07.2004 tarihinden itibaren "..." ibaresini ticaret hayatında ve tekstil sektöründe gerek marka, gerek işletme adı, gerek ticaret unvanı olarak fiilen kullandığını, "..." markasını piyasada maruf hale getiren gerçek hak sahibi olduğunu, davacının TPMK nezdinde ... numarası ile tescilli "..." markasının ve ... numaralı "..." adlı marka başvurusunun sahibi olduğunu, davacının "..." ibareli markasının 6769 sayılı SMK'nin tescilli markalara sağladığı korumadan yararlanmasını sağlamak amacıyla TPMK nezdinde 02.03.2020 tarihinde tescil başvurusunda bulunduğu ... numaralı markasının Bülten'de yayınlanmasını müteakip davalı ... tarafından tescilli "..." ve "...” ibareli markalar dayanak gösterilmek suretiyle yayına itiraz edildiğini, bu itiraz karşısında 14.09.2020 tarihli itiraza cevap dilekçesi sunulduğunu, davacı şirket "..." markasının gerçek hak sahibi olsa da, markanın kısmen kabulüne karar verildiğini, TPMK'nın ... numaralı kararında davacıyı haklı görerek davalı ...'nın eskiye dayalı kullanım itirazını reddettiğini, davacının "..." ibareli marka tecsil başvurusunun kısmen kabulüne, anılan marka başvurusundan 18, 25 ve 35. nice kodlarının çıkartılmasına ve markanın yalnız 14 ve 24. mal ve hizmet sınıfları bakımından tesciline karar verildiğini, davacının daha fazla hak kaybına uğratılmasının önüne geçmek amacıyla Mahkeme nezdinde ... numaralı "..." ve ... numaralı "..." ibareli markaların hükümsüzlüğünün talep edildiğini, itiraz sahibinin davacının markasına itiraz dilekçesinin 4. sayfasında açıkça ikrar edildiği gibi, itiraz sahibinin müvekkilinin markasını ticaret unvanı olarak kullandığını, SMK m. 7/3-e hükmüyle de markanın ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasının açık biçimde marka hakkına tecavüz olarak nitelendirildiğini, itiraz sahibinin haksız ve kötü niyetli olarak davacının marka tesciline engel olmaya çalıştığını, davacı ...'ın, 16 yılı aşkın kullanım ve yatırımlar neticesinde tekstil sektöründe bilinir hale geldiğini, aynı sektörde çalışmakta olan itiraz sahibinin davacının ticaret unvanını yahut markasını bilmemesinin mümkün olmadığını, itiraz sahibinin, davacının markasının tekstil sektöründeki bilinirliğinden ve itibarından yıllardır haksız kazanç sağladığını, tescilsiz markaların 6102 sayılı TTK'nin Haksız Rekabet hükümlerine göre korunduğunu, TTK'nin 56. maddesi uyarınca davacının ayrıca haksız rekabet davası açma hakkı da olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumunun ... numaralı kararı ile davalının "..." ve "..." ibareli markaları ile davacı müvekkili şirketin "..." ibareli markası arasında halk tarafından ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimali bulunduğuna kanaat getirdiğini, SMK m. 6/1 hükmünün kısmen red kararına dayanak gösterildiğini, karara karşı itiraz sürecinin halen devam ettiğini, belirterek, davacının ... numaralı "..." ibaresinin ve markasının gerçek hak sahibi olduğunun tespitine, ... ve ... numaralı markaların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, Türk Patent ve Marka Kurumu'nun ... numaralı dosyası nezdinde yapılan tüm işlemlerin ve karar sürecinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine, ... numaralı "..." ve ... numaralı "..." ibareli markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinlerine, masrafları davalı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE KARŞI DAVA:Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; gerçek hak sahipliği ilkesinin uygulanabilmesi için; ilk olarak gerçek hak sahibine ait marka ile üçüncü kişiye ait markanın aynı ya da ayırt edilemeyecek derecede benzer olması, gerçek hak sahibinin markasını, üçüncü kişinin marka tescili için başvuru tarihinden önce markasal kullanım niteliğinde kullanmış olması, gerçek hak sahibinin markasını kullanması ile bilinirlik kazandırmasının gerektiğini, davacının bu hususları ispatlayamadığını, davalının gerçek hak sahibi olduğunu, davalının babası ... ...'nın, "..." markasını ilk kez oluşturan, kullanan ve bilinir hale getiren kişi olduğunu, ... ...'nın ticaret hayatına başladığı 06.05.1994 tarihinden itibaren "..." markasını 1998 tarihinden itibaren ...'ta oluşturmaya başladığını, geliştirdiğini, "..." markasının çocukları tarafından tekstil sektöründe maruf bir hale getirildiğini, davalının ... ...'nın yasal mirasçısı olarak "..." markası üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, zamanla "..." markasının maruf bir hale gelmesiyle çocuklarının "..." ve "..." markalarının tescilini sağladığını, davalının 27.01.2012 tarihinde kurulan aile şirketi ... ... Şirketi'nin de kurucusu olduğunu, bu şirketle birlikte ... ... ve yasal mirasçıları olan çocukları tarafından "..." markasının tekstil, giyim ve kuşam sektöründe bilinir bir hale getirildiğini, davacı şirket unvanının "..." ile başladığını, davalının şirket unvanının ise "..." olduğunu, davacının faturalarının hiçbirinde ticaret unvanı dışında markasal kullanıma ilişkin bir husus olmadığını, dosyaya sunmuş oldukları mağaza görselinde "..." yazdığını, bu marka kullanımının da davalı "..." ve "..." markalarını tescil ettirdikten sonra iyiniyetli olmayan bir şekilde "..." markasını tescil ettirdikten sonra kullanmaya başladıklarını ve ürün etiketi olarak paylaştıkları resmin de haklılıklarını ortaya koyduğunu, çünkü etiketin arkasında 26.07.2020 tarihinin yer aldığını, bu hususun davalının markasının bilinirliğinden yararlanmaya çalıştıklarının delili olduğunu, davacının kendi akrabasının kurduğu ve bilinir hale getirdiği bir markayı tescil ettirmeye çalışarak onun tanınmışlığından faydalanmaya çalışması ve ondan seneler sonra aynı sokak üzerinde mağaza açarak tescilli bir markayı kullanmaya çalışmasının iyiniyetli olmadığını, davalının markasının bilinirliğinden faydalanarak haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, davacının gerçek hak sahipliği iddiasına rağmen Google arama motorunda ..., ... veya ... ibareleri aratıldığında davalının şirketleri ve adreslerinin çıktığını, davalının sosyal medya ... Instagram hesabındaki ilk gönderinin 20.06.2016 tarihli olduğunu, markanın web sitesi olan "www.....com" ... yaşının 02.06.2016 tarihinden itibaren 5 yıl olduğunu belirterek, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile ... tescil numaralı "..." markasının üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, ... tescil numaralı "... ..." markasının hükümsülüğüne ve sicilden terkinine, masrafı davacı-karşı davalıya ait olmak üzere kesinleşmiş mahkeme kararının günlük bir gazetede veya benzeri vasıtalarla ilanına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı-karşı davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
KARŞI DAVAYA CEVAP: Dosyaya sunulan delillerin davacının "..." markasının gerçek sahibi olduğunu ve anılan ibareyi markasal anlamda 2004 yılından beri kullandığını ispatladığını, davalı-karşı davacının "..." markası üzerinde önceye dayalı bir kullanımının bulunmadığını, müvekkiline ait "..." markasının "..." markasının bir seri markası olduğundan hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceğini, zira seri markada yer alan "..." asli unsurunun anlamını yitirmediğini belirterek, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI: İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 16/04/2024 tarihli 2021/21E. - 2024/72 K. sayılı kararıyla; "...İncelenen dosya kapsamı, mevcut deliller, bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; Asıl dava, davalı ... adına tescilli ... numaralı ... ve ... numaralı ... ibareli markanın gerçek hak sahipliği ve iltibas sebebiyle hükümsüzlüğü, karşı dava ise asıl davacı adına tescilli ... numaralı ... ibareli markanın gerçek hak sahipliği benzerlik ve kötü niyetli tescil sebebiyle hükümsüzlüğüne ilişkin olup mahkememizce davacı şirket yetkilileri ile davalı arasında akrabalık ilişkisi olması dosya kapsamına göre her iki tarafından ... esas unsuru ile aynı sektörde ticari faaliyette bulunması ve gerçek hak sahipliği iddiası sebebiyle tanık dinlenmesine karar verilmiş, dinlenen asıl davacı tanığı ...' ın alınan beyanında davacı şirketin logo, reklam, tabela v.s. İşlerini 2009 yılından beri kendisinin yaptığını davacı firmanın bu tarihten beri ..., ... gibi unvanları kullandığını, davalıyı tanımadığını, ... ibaresini kullandıklarını görmediğini beyan ettiği, diğer davacı tanığı ...' nın alınan beyanında, davacı şirketin 2018 yılına kadar ortağı olduğu şirketin 2004 yılında kullanıldığı ve o tarihten beri ... ibaresini kullandıklarını, davalı ...' nın da kuzeni olduğunu, davalının 2012 - 2013 yıllarında tekstil işine başladığını şimdiye kadar ... ibaresini kullanmadıklarını, bunun dışında ailede farklı kişilerin de ... ibaresini kullandığını kendilerinin farklı olsun diye ... ismini koyduklarını, ... ibaresini davalıdan daha önce davacı şirketin kullandığını beyan ettiği, davalı - karşı davacı tanığı ...' Nın alınan beyanında davalının babasının 1990 yılından beri giyim işi ile uğraştığını, 8-9 tane mağazaları olduğunu, ... ibaresini kullandıklarını, diğer davalı - karşı davacı tanığı ...' nin alınan beyanında, davalı - karşı davacı ...' yı 10 yıldır tanıdığını mağazalarına poşet yaptığını ... isimli poşet ürettiğini ... ismini sadece davalı ... ve dava dışı ...' ın kullandığını ... isminin davalının babasından kalma olduğunu belirttiği, aldırılan 12/01/2023 bilirkişi raporuna göre, davacı - karşı davalının haklı olduğu yönünde görüş bildirildiği daha sonra aldırılan 21/12/2023 tarihli heyet raporunda ise davacı - karşı davalının gerçek hak sahibi olduğunun SMK 6/3 uyarınca tespit edilemediği fakat SMK 6/6 uyarınca hak sahibi olduğunu, taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin mevcut olduğunun belirtildiği, buna göre tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, her ne kadar raporlar arasında bir takım çelişki mahiyetinde tespit ve sonuçlara ulaşılmış ise de davaya konu uyuşmazlığın esas itibariyle hukuki nitelendirmeden kaynaklandığı bu nedenle mahkememizce yeni rapor aldırılması halinde dahi uyuşmazlığın çözümünün mahkemece değerlendirilmesi gerektiğinden aldırılacak raporun usul ekonomisi ve dosyanın esası bakımından davayı uzatacağı ve katkı sağlamayacağı anlaşıldığından, mahkememizce yapılan değerlendirmede, dinlenen tüm tanık beyanlarına göre, tarafların akraba olması sebebiyle uzun yıllardır giyim sektöründe faaliyete bulundukları, tarafların ortak olarak esas itibariyle ... markası ile uzun yıllardır ticari faaliyete bulunduğu fakat ... ibaresinin yabancı bir şirket adına tescilli olması sebebiyle bu markayı tescil ettiremedikleri ... ibaresinin yanına farklı kelimeler eklemek suretiyle tescilde bulundukları, davacı - karşı davalı şirketin ... numaralı ... ibareli markanın 18,25 ve 35. Sınıflarda tescilli sahibi olduğu, davalı - karşı davacının ise ... numaralı ... ibareli markanın 18,25 ve 35. Sınıfta ayrıca ... numaralı ... ibareli markanın 18,25 ve 35. Sınıfta tescilli sahibi olduğu markalar karşılaştırıldığında esas unsurlarının ... ibaresi olması sebebiyle tüketiciler nezdinde karıştırılmaya yol açabileceği, marka tescil tarihi itibariyle davalının marka tescilinin daha önceki tarihte olduğu davacı şirketin ise 2004 yılından beri ... esas unsuru ile ticari faaliyette bulunduğu, davacı şirketin tescil tarihinden itibaren alınan tanık beyanları ve sunulan evraklara göre ... ibaresinin markasal olarak da kullandığı, tarafların akraba olmaları sebebiyle çok sayıda tekstil sektöründe mağazalarının bulunduğu çok uzun yıllardır ... esas unsuru ile tescilsiz olarak faaliyette bulundukları, birbirlerinin faaliyetlerinden haberdar oldukları buna rağmen birbirlerinin kullanımlarına uzun yıllardır rıza gösterdikleri, dinlenen davacı - karşı davalı tanıklarına göre davacı karşı davalı şirketin 2004 yılından beri ... ibaresini kullandığı davalı - karşı davacının ise babası ile birlikte tekstil sektöründe faaliyette bulunduğu ve 1990 yılından beri ... ibaresini kullandığı, diğer tanığın ifadesine göre 10 yıldır ... ibaresini kullandığı bu şekilde tarafların 10 yılı aşkın bir süredir ortak olarak ... ibaresini kullanmalarına rıza gösterdikleri de dikkate alınarak bu şekilde karşılıklı olarak marka tescillerini hükümsüz kılınması talebinin Medeni Kanunun 2. Maddesi uyarınca iyi niyetli olmadığı, ... ibaresi bakımından birbirlerine karşı olarak üstün hak talebinde bulunamayacakları anlaşıldığından ayrıca ... ibaresi yanına farklı ibareler koymak suretiyle yapılan tescillerin de nispeten ... ibaresini farklılaştırdığı da dikkate alındığında her iki dava yönünden Medeni Kanunun 2. Maddesi uyarınca ve yine birbirlerine karşı gerçek hak sahipliği ve üstün hak sahipliği iddiasının ileri sürülemeyeceği de anlaşıldığından hem asıl davanın hem de karşı davanın reddine..." karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF İSTEMLERİ: Davacı/karşı davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki ve karşı davaya cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, "..." markasının ilk önce müvekkili tarafından tekstil alanında kullanıldığını, Markanın ilk olarak müvekkili tarafından ihdas ve istimal edildiğini, alınan bilirkişi raporları ile de, ticaret unvanında 2002 yılından bu yana kullanılması nedeniyle, SMK'nın 6/6 ve 6/1. maddeleri uyarınca hükümsüzlük koşullarının gerçekleştiğine dair görüş bildirildiğini,Davalının ticaret şirketinin unvanında ilk kullanımının 2012 yılında olduğunun ikrar ettiğini, bu kullanımın da davalı-karşı davacıya ait olmayıp, ... Şirketi'nin sözde kullanımı olduğunu, dava konusu markaların bu şirket adına değil ... adına tescilli olduklarını, davalının markalarını 5 yılı aşkın süredir kullanmadığını, tescil tarihinden itibaren haklı bir sebep olmadan markalarını kullanmaması nedeniyle SMK'nın 9. maddesi uyarınca markaların iptaline karar verileceğini, müvekkilinin "..." markasının gerçek hak sahibi olduğunu, TPMK YİDK'nın ... numaralı kararında davacının "..." markası ile davalının "..." ve "..." markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer görüldüğünü, seri marka imajı yaratan davalı markalarının ivedilikle hükümsülüğüne ve sicilden terkinlerine karar verilmesi gerektiğini,Tüm bu delillere rağmen, Mahkemece asıl davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, arz ve izah olunan nedenlerle, İstanbul Anadolu 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 16.04.2024 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğundan istinaf incelemesi sonucu kaldırılmasına, davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilip, müvekkilinin ... numaralı ... ibaresi ve markası üzerinde eskiye dayalı gerçek hak sahibi olduğu sabit olduğunun tespitine, davanın kabulüne, davalı karşı davacıya ait ve sonradan tescil edilen ... numaralı "..." ve ... numaralı "..." ibareli markaların hükümsüzlüklerine ve sicilden terkinlerine, masrafları davalı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesine, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı/karşı davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; karşı dava ve cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, bilirkişi raporu ile müvekkilinin haklılığının ispat edildiğini, SMK'nın 7. maddesine göre, marka korumasının tescille elde edildiğini, müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunun da dosyaya sunulan delillerle ispatlandığını, davacının marka üzerinde öncelik hakkı bulunduğunu ve markayı maruf hale getirdiğini ispatlayamadığını, bu hususun davacı-karşı davalının iyiniyetli olmadığını açıkça gösterdiğini,Ticaret unvanı ile ticaret unvanının markasal şekilde kullanılmasının birbirlerinden çok farklı kavramlar olduklarını, kaldı ki davacı-karşı davalının şirket unvanının "..." olduğunu, Her iki tarafın markasının asıl unsurlarının "..." ibaresi olduğunu, bu sebeple iyiniyetli olmayan bir şekilde tescil edilen "..." markasının tüketici algısında yanılgıya yol açacağını belirterek, arz ve izah olunan nedenlerle, İstanbul Anadolu 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 16.04.2024 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğundan istinaf incelemesi sonucu kaldırılmasına, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilip, masrafları davacı/karşı davalı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesine, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacı/karşı davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; 02/06/2016 başvuru, 24/10/2016 tescil tarihli, ... tescil numaralı "..." markasının 18, 25 ve 35. sınıflarda, 02/06/2016 başvuru, 24/10/2016 tescil tarihli, ... tescil numaralı "..." markasının 18, 25 ve 35. sınıflarda davalı-karşı davacı ... adına tescilli oldukları,08/03/2017 başvuru, 12/10/2017 tescil tarihli, ... tescil numaralı "..." markasının 18, 25 ve 25. Sınıflarda davacı-karşı davalı ... Şirketi adına tescilli olduğu tespit edilmiştir.Davacı-karşı davalı ... Şirketi'nin Ticaret Sicil kaydı incelendiğinde; 30/07/2004 tarihinde sicile tescil edildiği, ortaklarının İsrafil ... ve ... ... olduğu, tekstil, gıda ve inşaat konularının çalışma konusu olarak belirtildiği tespit edilmiştir.Davalı-karşı davacının ortağı olduğu ... ... Şirketi'nin ticaret sicil kaydı incelendiğinde; 27/01/2012 tarihinde tescil edildiği, ortağının İlhan ... olduğu, davalı-karşı davacı ...'nın da şirketin eski ortağı olduğu, 28/04/2017 tarihinde ortaklıktan ayrıldığı, şirketin çalışma konusunun tekstil ticareti olduğu tespit edilmiştir.Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 23/06/2022 tarihli, 2021/380 Esas, 2022/216 Karar sayılı ilamı incelendiğinde; davacının ... Şirketi, davalıların Türk Patent ve Marka Kurumu ile ... oldukları, davacının ... tescil başvuru numaralı "..." markasına davalı ...'nın yaptığı itirazın kısmen kabulüne dair TPMK YİDK'nın 01/11/2021 tarihli ve... sayılı kararının iptali talebiyle dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda, tescili talep edilen davacı markasının davalı markaları ile benzer olduğu, davacının önceki tarihlerden beri kullanımdan doğan hak sahipliği ve müktesep hak iddialarının, dava konusu edilen markanın tesciline bir etkisinin olamayacağı, dava konusu edilen 01.11.2021 tarihli ve ... sayılı YİDK kararının bu değerlendirmeler ile çelişmediği/uyumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, UYAP üzerinden yapılan incelemede; karara karşı davacı vekilinin istinaf yargı yoluna başvurduğu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk dairesinin 22/11/2024 tarihli, 2022/1685 Esas, 2024/1832 Karar sayılı kararı ile istinaf talebinin reddine karar verildiği, kararın temyiz yoluna başvurulmaksızın 22/11/2024 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince marka vekili bilirkişi ...'dan alınan 12/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda; verilen görev doğrultusunda yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda ve yukarıda açıklanan sebeplerle nihai olarak; ... şirketinin iki ortağı ile ...'nın aynı ... soyadına sahip kuzenler oldukları, aynı sektörde faaliyet göstermekte olduklarından, birbirlerinin kullandıkları tanıtma işaretlerinden haberdar olmalarının hayatın olağan akışına uygun olduğunu, davalı karşı davacının taleplerine ilişkin olarak açılan davanın reddine, ... tescil nolu "..." markasının hükümsüzlük ve sicilden terkini talebinin, ... esas unsurlu önceki tarihli davalı karşı davacının markaları ile "..." ibaresinin farklı işletmeyi gösterecek kadar farklılaştırmadığı ve adeta seri marka algısına sebep olabilecek benzerlikte olduğu, bu nedenle, ... tescil nolu "..." markasının davalı karşı davacının ... ve ... markaları ile ayırt edilmeyecek kadar benzer olduğu ve aynı veya benzer mal ve hizmetlerde kullanıldığının kanaat edildiği, ... tescil nolu "...” markasının tarih itibariyle sonra olduğundan hükümsüzlüğüne dair şartların oluştuğunu kabul etmek gerektiği, davacı karşı davalının taleplerine ilişkin olarak karşı davanın tümden reddine ve ... ve ... numaralı ... ve ... ibareli markaların hükümsüzlük ve sicilden terkini talebi il ilgili olarak, davacı karşı davalının ... sözcüğünü 18/ 25 / 35. sınıflarda mal ve hizmetlerin kaynağını gösterecek şekilde kullanım suretiyle ayırt edici nitelik kazandırıldığını ispat eden delil ibraz edilmediğinden reddi şartlarının oluştuğuna kanaat edildiğine dair görüş bildirildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince mali müşavir ..., bilgisayar mühendisi ... ve marka uzmanı ...'ndan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 23/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davacı/karşı davalının SMK m. 6/3 uyarınca gerçek hak sahibi olduğunun tespit edilemediği, buna karşılık SMK m. 6/6 uyarınca tescilli ticaret unvanından kaynaklanan önceliğe dayalı hak sahibi konumunda olduğu, davalı/karşı davacının "..." ibaresine yönelik kullanımlarının ticaret unvanı ve işletme adı mahiyeti taşıdığı, Mahkemence asıl davaya yönelik SMK m. 6/6 kapsamındaki görüşleri kabul görmediği takdirde, davacı/karşı davalının ... no.lu "namaclub1 markasının SMK m.6/1 uyarınca davalı/karşı davacının ... no.lu "..." ve ... no.lu "..." markaları ile karıştırılma ihtimaline yol açabileceğine dair görüş bildirmişlerdir.
G E R E K Ç E :Dava; asıl dava "..." markası üzerinde gerçek hak sahipliği iddiasıyla davalı - karşı davacı adına tescili ... numaralı "..." ve ... numaralı "..." markalarının hükümsüzlüğü, karşı dava ise, "..." markası üzerinde gerçek hak sahipliği ve kötüniyetli marka tescili iddiasıyla davacı - karşı davalı adına tescilli ... numaralı "..." markasının hükümsüzlüğü davadır.Mahkemece asıl ve karşı davaların reddine karar verilmiş, karara karşı her iki taraf vekili de istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde; alınan bilirkişi raporları ve taraflarca marka kullanımına ilişkin sunulan delillerle, davacı-karşı davalı şirketin 2004 tarihinden itibaren ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin "..." ibaresi ile benzer olduğu, davacı-karşı davalı şirketin 2008 yılından itibaren ticaret unvanını 25 ve 35. sınıfta 25. sınıfa dahil olan malların mağazacılık hizmetlerinde markasal olarak kullandığının tespit edildiği, yine davalı-karşı davacının da "..." ibaresini 2013 yılından itibaren aynı mal ve hizmetlerde ortağı olduğu şirketteki ticari faaliyetleri kapsamında markasal olarak kullandığının tespit edildiği, buna göre davacı-karşı davalının marka kullanımına daha önce başladığı anlaşılmıştır.Mahkemece her iki tarafın da uzun süre markayı kullandıkları ve karşılıklı olarak marka kullanımlarına sessiz kaldıkları, her iki taraf markasının birlikte varoldukları kabul edilerek her iki davanın da reddine karar verilmiştir.Yine bilirkişi raporu ile, davacı-karşı davalı adına daha sonraki tarihte tescil edilen "..." markasının davalı-karşı davacı adına tescilli "..." ve "..." markaları ile görsel ve işitsel olarak benzer olduğu, markaların aynı sınıflarda tescil edildikleri, davacı-karşı davalının markasının 35. sınıfta tescilli olduğu "reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri" davalı-karşı davacının daha eski tarihli markalarının tescil kapsamında mevcut değilse de, bu hizmetlerin de "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler" kapsamında kaldıkları, bu hizmetlerle bağlantılı oldukları da tespit edilmiştir.Ancak, davalı-karşı davacının asıl davada hükümsüzlüğü talep edilen "..." ve "..." markaları, davacı-karşı davalının karşı davada hükümsüzlüğü talep edilen "..." markasından daha önce tescil edilmişlerdir. Türk Marka Hukukunda "tescilde öncelik ve teklik ilkesi" geçerlidir. Yasa koyucu bu yolla piyasada aynı veya benzer mal ve hizmetler için mükerrer markanın varlığını önleyerek; bir yandan, önceki markaya yapılan yatırımı korurken diğer yandan da nihai alıcı olan tüketicilerin satın aldıkları mal veya hizmetin kökeni konusunda yanıltılmalarını önleyerek korunmalarını amaçlamıştır. Öte yandan Türk Marka Hukukunda "gerçek hak sahipliği ilkesi" de benimsenmiştir. Buna göre, başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde eden kişi, marka üzerinde gerçek hak sahibidir. Bu ilke uyarınca; SMK’nın 6/3. maddesine göre, bir işaret üzerinde önceye dayalı gerçek hak sahibi olanların itirazı üzerine, maddede yazılı koşulların oluşması şartıyla, bu işaretin aynı veya benzeri olan işaretin başkası adına marka olarak tescil edilmesine karşı çıkma veya tescil edilmiş ise hükümsüzlüğünü talep etme hakkı bulunmaktadır. Bununla birlikte önceye dayalı gerçek hak sahipliği, tescil edilmiş bir markayı hükümsüz kıldırmadan, hak sahibine kendi markasını tescil ettirme hakkı vermeyecektir.Bu açıklamalardan sonra somut olaya döndüğümüzde; mahkemece, dosya kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda, davacı-karşı davalının "..." ibaresi üzerinde tescilsiz kullanım bakımından öncelik hakkı olduğu görüşü benimsenerek karşı davanın reddine karar verilmiş ise de; yukarıda anılan ilkeler karşısında davalı-karşı davacı tarafın tescilli markalarının varlığına rağmen bu marka ile iltibas teşkil eden davacı-karşı davalının markasının tesciline karar verilemez ve bu önceki tarihli tescilli markaya dayalı olarak açılmış bir hükümsüzlük davasında red nedeni olarak kabul edilemez. Bunun aksinin kabulü, SMK'nın tescilde öncelik ve teklik ilkesine aykırılık oluşturur. Bu durumda, mahkemece yapılan yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı gerekçe ile karşı davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru olmamıştır.Davacı şirket ortakları ile davalının akraba olmaları, aynı sektörde faaliyet göstermeleri nedeniyle davacı-karşı davalının "..." esas unsurlu markaların davalı-karşı davacı tarafça kullanıldığından haberdar olmaması hayatın olağan akışına aykırı olup, 2013 yılından dava tarihi olan 2021 yılına kadar bu kullanıma itiraz edilmediği, 2016 yılında tescil edilen markalara karşı dava tarihine kadar yasal yollara başvurulmadığı anlaşılmakla, davalı-karşı davacının marka kullanımına ve marka tesciline uzun süre sessiz kalan davacı-karşı davalının daha sonra işbu davayı açması MK’nın 2. maddesi uyarınca dava açma hakkının kötüye kullanımı niteliğinde olduğundan, Mahkemece asıl davanın reddine karar verilmesi yerindedir.
Bu nedenle, asıl davanın reddine ilişkin karara karşı davacı-karşı davalı vekilinin istinaf talebinin reddine, karşı davanın reddine ilişkin karara karşı davalı-karşı davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden, kazanılmış haklar korunmak suretiyle yeniden hüküm kurularak asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne, davacı-karşı davalının markasını kötüniyetle tescil ettirdiği ispatlanamadığından, davalı-karşı davacı ... Şirketi adına tescilli ... tescil numaralı "..." markasının SMK’nın 6/1. maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, SMK’nın marka hükümsüzlüğünü düzenleyen 25. maddesinde hükmün ilan edileceğine dair bir düzenleme bulunmadığından, hükmün ilanı talebinin reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:
1-Davacı-karşı davalı vekilinin istinaf isteminin esastan REDDİNE,
2-Davalı-karşı davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen KABULÜNE, 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 16/04/2024 tarihli 2021/21 E. - 2024/72 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,Asıl davanın REDDİNE,Karşı davanın KABULÜNE,Davalı-karşı davacı ... Şirketi adına tescilli ... tescil numaralı "..." markasının SMK’nın 6/1. maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, Hükmün ilanı talebinin reddine,
3-İlk derece yargılaması yönünden;
ASIL DAVA YÖNÜNDEN:
a-Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile kalan 672,70 TL harcın davacı - karşı davalı ...'nden alınarak Hazineye irat kaydına,
b-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, takdir olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacı - karşı davalı ...' nden alınarak davalı - karşı davacı ...'ya verilmesine,
KARŞI DAVA YÖNÜNDEN:
a-Alınması gereken 732,00 TL harçtan alınan 97,70 TL harcın mahsubu ile kalan 634,30 TL harcın davacı - karşı davalı ...' nden alınarak Hazineye irat kaydına,
b-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, takdir olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacı - karşı davalı ...' nden alınarak davalı-karşı davacıya ...’ya verilmesine,
YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:
a-Davacı - karşı davalı ... tarafından yapılan, 5.500,00 TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
b-Davalı-karşı davacı ... tarafından yapılan 97,70 TL peşin harç, 59,30 TL başvuru harcı ve 1.250,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.407,00 TL yargılama giderinin davacı-karşı davalı ...’nden alınarak davalı-karşı davacı ...’ya verilmesine,
4-İstinaf yargılaması yönünden;
-Davacı-karşı davalı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmediğinden davacı yandan alınması gereken 732,00TL maktu istinaf harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacı-karşı davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
-Davalı-karşı davacı vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talep halinde iadesine,
-İstinaf yargılama sırasında davalı-karşı davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 620,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 1.789,40 TL'nin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine,
-Davacı-karşı davalı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 03/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.