İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/1065 E. 2025/513 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1065
- Karar No
- 2025/513
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ İHAİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/1065 Esas KARAR NO : 2025/513
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/12/2024 KARAR TARİHİ : 07/05/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının Büyükçekmece İcra Dairesinin ...... Esas sayılı dosyası ile takip talebine göre 500.000,00-TL bedelli 20/02/2024 tanzim tarihli 20/03/2024 vade tarihli bono ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile davacı aleyhine takip başlattığını ve takibin kesinleştiğini, takibe konu 500.000,00-TL bedelli 20/02/2024 tanzim tarihli 20/03/2024 vade tarihli takip dayanağı senetin çift vadeli olduğunu, senedin üst kısmında rakamla vade tarihi 20/03/2024 iken bono metninde yazıyla vade tarihinin 20 Şubat 2024 olarak yazıldığını, takip dayanağı bononun tanzim tarihinin 20/02/2024 olup bononun sol üst kısmında tediye tarihi olarak rakamla 20/03/2024 tarihinin, senet metni içinde ise vade tarihinin yazıyla bilinçli olarak 20 Şubat 2024 olarak gösterildiğini, bu haliyle dayanak bonoda çift vade olduğunun anlaşıldığını, TTK'nun 778. maddesinin göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 703. maddesine göre, çift vadeli olarak düzenlenen senetlerin, bono vasfında sayılamayacağından dolayı alacaklının kambiyo senetlerine mahsus ilamsız icra takibi yapmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının yurtdışında yaşadığını ve davacının davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davalının araba kiralama işi ile iştigal ettiğini ve davacının Türkiye'de bulunduğu sıralarda 26.01.2023 ve 26.02.2023 tarihlerinde davalıdan iki kez araç kiraladığını, kira bedelini davalıya ait TR..... İBAN nolu hesaba yaptığını, bazı ...... firmalarının kiralama sırasında müşteriden boş imzalı senet alındığının malum olduğunu, bu şekilde davalının davacıya yaptığı araç kiralaması sırasında davacıdan boş bir senet imzalatıp aldığını, taraflar arasındaki icra takibine konu olan husumetin davacının kardeşi ..... adlı kişinin 01.02.2024 günü davalıdan kiraladığı ..... plaka sayılı araçla kazaya karışması neticesi vuku bulduğunu, davacıdan 2023 yılında araç kiralama sırasında alınan ve sonradan doldurulan takibe konu senedin davalı tarafından haksız bir şekilde davacıya karşı işleme sokulduğunu, davacının kardeşi ......'nın 01.02.2024 günü davalıdan .... Plaka sayılı aracı kiraladığını ve kira ödemesini de aynı tarihte davalıya ait TR..... İBAN nolu hesaba yaptığını, davacının kardeşi ..... nın 19.02.2024 günü kiraladıkları araçla tek taraflı kazaya karıştığını ve araçta maddi hasar meydana geldiğini, davalının davacının kardeşine gönderdiği parça ve fiyat listesine göre aracın tamir masrafının yan sanayi parçalarla 216.000-TL civarı tuttuğunu ve davalının bu bedeli kazayı yapan ve aracı kiralayan davacının kardeşi ...... 'dan talep ettiğini, .....'nın 5-6 ay boyunca kaza bedelini ödeyeceği sözünü davacıya verdiğini ancak davacının kardeşinin davacıya ödeme yapmadığını, davalının da 19.02.2024 tarihinde meydana gelen kazadan dolayı araç hasarını davacının kardeşinin ödememesi nedeniyle 2023 yılı başlarında davacıdan aldığı boş senedi doldurarak Büyükçekmece İcra Dairesinin ..... Esas sayılı dosyasından davacıya karşı takip başlattığını, davacının yurt dışında olması nedeniyle Mernis adresine yapılan tebligat ile takibin kesinleştiğini, davacının kazayla ve kardeşinin araç kiralamasıyla hiçbir ilgisi olamamasına rağmen davacının haksız bir şekilde borçtan sorumlu hale geldiğini, ayrıca araç kiralama, ticari bir işlem olduğu için kiraya verilen tüm araçlarda ..... kaskosunun bulunması zorunlu olup durumun isteğe bağlı da olmadığını ve bu poliçenin oto kiralama şirketleri için özel olarak hazırlandığını, kiralama şirketleri için zorunlu olan rent a car kaskosunun teminatlarının çarpma ya çarpılma da dahil aracı kiralayanı koruyacak tüm klozlara sahip olduğunu, bu açıdan davalının davacının kardeşinin gerçekleştirdiği kaza nedeniyle bir rent a car firması olarak kasko haricinde ayrıca ödeme talep etmesinin mükerrer tahsilat kuşkusu oluşturduğunu iddia ederek; davanın kabulüne ve davacının Büyükçekmece İcra Dairesinin ..... Esas sayılı takip dosyasına borçlu olmadığının tespitine ve vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı beyanlarından anlaşıldığı üzere söz konusu davada tarafların tacir niteliğine haiz olmadığını, TTK Md. 4/1'e göre;"Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır." hükmü gereğince bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olmasının gerekli olduğunu, bu durumda davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülme imkanı bulunmadığını, Büyükçekmece İcra Dairesinin ..... Esas sayılı dosyası ile takip talebine göre 500.000,00-TL bedelli 20/02/2024 tanzim tarihli 20/03/2024 vade tarihli bono ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile davacı aleyhine takip başlatıldığını, davanın Büyükçekmece İcra Dairesinin bulunduğu yerdeki mahkemede açılması gerekirken huzurdaki davanın Bakırköy bölgesinde açılmış olduğundan yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacının iddia ve örnek olarak belirttiği eski tarihli Yargıtay kararlarının aksine senedin düzenlenme tarihiyle senet metni içerisindeki vade tarihinin aynı olması durumunda bononun çift vadeli sayılmayacağının Yargıtay'ın en yeni tarihli kararlarında açıkça belirtildiğini, davacının yasal sınırı aşan bir maddi vakıaya ait ve kesin delil niteliğine haiz kambiyo senedine karşı kendisine ait olmayan 3. Kişinin .... yazışmalarını kullanarak borcu olmadığına ilişkin beyanda bulunması ve bu yazışmaları kesin delil olan senete karşı ispat delili olarak kullanmasının hukuken geçerli olmadığını, asla kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için ..... yazışmalarının delil olarak kabul edileceği varsayılsa bile söz konusu ibraz edilen yazışmaları delil olarak sunacak kişi yani davacının, yazışmaların tarafı olması ve yazışmayı bizzat kendisi tarafından kayıt altına alınması gerektiğini, bu nedenle yazışmaları kabul etmediklerini, davacının yalnızca iki kez araç kiraladığını beyan etmişse de beyanlarının gerçekle örtüşmediğini, davacının yalnızca 26.01.2023 ve 26.02.2023 tarihlerinde değil 2023 yılı itibariyle düzenli olarak müvekkillerinden araç kiraladığını, bu kiralamaların ödemesini bazen kendisinin bazen de eşi .... veya ..... isimli 3. Kişi üzerinden yaptığını, ödemelerin tamamı davacı hesabından yapılmamışsa da araç kiralamaların tamamının davacı adına yapıldığını, müvekkilinin tüm araç kiralama işlemlerinde devlet ve yasaların zorunlu kıldığı Emniyet Genel Müdürlüğünün kontrolündeki Kiralık Araç Bildirim Sistemi (KABİS)'ni kullandığını ve araç kiralamalarını devlete bildirdiğini, kambiyo senedinin davacının rızası ve kabulüyle düzenlenmiş olup 09.05.2025 tarihinde uyap sistemi üzerinden öğrenen davacıyla yapılan sonraki tarihli görüşmelerde ve huzurdaki davada borca miktar yönünden ve senette imzaya itiraz etmediğinin açık olduğunu, davacının 03.05.2025 tarihinde kendisine tebliğ edilen ödeme emrine itiraz etmediğini, borç ve icra dosyasının kesinleştiğini, devamında ise davacının gerek kendisiyle gerekse eşiyle yapılan görüşmelerde ödemeyi yapacağını beyan etse de müvekkilini aylarca oyaladığını ancak ödemeyi gerçekleştirmediği gibi Büyükçekmece .... İcra Hukuk Mahkemesinde 23.08.2024 tarih ve ..... E. Sayısı ile usulsüz tebligat iddiasıyla müvekkili aleyhine dava açmışsa da işbu davanın da 12.11.2024 tarih ve ..... sayılı Karar ile mahkemece reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, müvekkiline ait aracın kasko ve trafik sigortası kayıtları incelendiğinde bu kurumlardan herhangi bir ödeme almadığının ve müvekkilinin oluşan tüm zararı cebinden ödediğinin dolayısıyla zararının tazmini için davacıya hukuki işlem başlattığının, mükerrer bir talebinin söz konusu olmadığının açık olduğunu savunarak; davanın reddine, yargılama masrafları ile karşı vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, icra takibinden sonra İİK 72. maddesi gereğince açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır. Uyuşmazlığın; Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün ..... sayılı takip dosyasına konu 20/03/2024 vade, 20/02/2024 tanzim tarihli 500.000,00-TL bedelli senetten dolayı davacının davalıya borçlu olup olmadığı, davacının menfi tespit talebinin yerinde olup olmadığı hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı takip dosyası UYAP Bilişim Sistemi üzerinden celp edilmiş olmakla incelenmesinde; alacaklısının ....., borçlusunun ..... olduğu, 20/02/2024 tanzim 20/03/2024 vade tarihli 500.000,00-TL bedelli senet borç sebebi gösterilerek toplam 504.328,77-TL'nin tahsili için icra takibi başlatıldığı görülmüştür. .... bank .... Şirketinden; 26.02.2023 tarihli 18.600,00-TL bedelli işleme ait dekont örneği celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. ..... Bankası Anonim Şirketinden; 26.01.2023 tarihli 18.000,00-TL bedelli işlemi gösterir ekstre celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinden; ..... plakalı aracın hasar, Kaza Tespit Tutanağı ve eksper rapor bilgisi celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ile Beylikdüzü Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak; tarafların gerçek kişi ya da şahıs firması olarak tacir kaydının bulunup bulunmadığı, vergi mükellefi olup olmadığı, hangi defterleri tuttuğu, işletme hesabına göre mi bilanço usulüne göre mi defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 176-177.maddeleri kapsamında esnaf mı yoksa tacir mi olduğu hususlarının araştırılarak mahkememize bu hususla ilgili bilgi verilmesi istenmiş, cevabi yazılar ve ekleri dosyaya kazandırılmıştır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevapta, davacının gerçek kişi işletme kaydının bulunmadığının, davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunduğu hususlarının bildirildiği görülmüştür. Beylikdüzü Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere verilen cevapta; davacının 23/02/2022 tarihinde Gayrimenkul Faaliyetleri İçin Aracılık Hizmeti Faaliyetleri işinden kayıtlı mükellef olduğu, mükellefiyet kaydının devam ettiği, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu hususlarının bildirilmiş olduğu, davalının 21/09/2021 tarihinden itibaren mükellefiyet kaydı bulunduğu, işletme hesabına göre defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 176-177.maddeleri kapsamında belirtilen sınırları aşmadığı hususlarının bildirildiği görülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Diğer yandan, aynı Kanunun 778/I-ı. maddesi poliçenin iptale ilişkin 757 ilâ 763. madde hükümlerinin bono yönünden de uygulanacağı yönünde düzenleme sevk etmiş olup, 6102 sayılı TTK'nın 757/I. maddesi ve 30.06.2012 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve 6102 sayılı TTK'nın 4 ve 5. maddelerinde değişiklik öngören 6335 sayılı Kanun gereğince açıkça bu tür işlerde ticaret mahkemesi yetkili kılınmıştır. Somut olayda; davanın İİK 72. maddesi gereğince açılan menfi tespit istemine ilişkin olduğu, 6102 sayılı TTK nun 4/1 maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağının hüküm altına alındığı, buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerektiği, Mahkememizce tarafların tacir olup olmadığı hususunda İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ile Beylikdüzü Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı, müzekkerelere verilen cevaplarda davacının gerçek kişi işletme kaydının bulunmadığının, davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunduğu, davacının 23/02/2022 tarihinde Gayrimenkul Faaliyetleri İçin Aracılık Hizmeti Faaliyetleri işinden kayıtlı mükellef olduğu, mükellefiyet kaydının devam ettiği, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu hususlarının bildirilmiş olduğu, davalının 21/09/2021 tarihinden itibaren mükellefiyet kaydı bulunduğu, işletme hesabına göre defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 176-177.maddeleri kapsamında belirtilen sınırları aşmadığı hususlarının bildirildiği, uyuşmazlığın kaynağının çift vade bulunan senet olması, bu belgenin kambiyo niteliğine haiz bir senet olmadığı, bu belgenin yazılı delil başlangıcı sayılması (HGK'nın 20.02.2008 gün ve 2008/3-159 E. - 2008/158 K. sayılı ilâmı) sebepleri ile ticari dava niteliğinde bulunmayan uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği (Hukuk Genel Kurulu'nun 04.04.2007 gün ve 2007/18-153 E-2007/183 sayılı kararı) davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin görevli mahkeme olan BÜYÜKÇEKMECE NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, 4- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına) 5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine, 6- Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin huzurda davalı vekilinin e duruşma sistemi ile yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/05/2025
Katip Hakim ...... ¸¸