İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/948 E. 2025/477 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/948
Karar No
2025/477
Karar Tarihi

T.C.

İZMİR

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/948 Esas

KARAR NO : 2025/477

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 24/12/2024

KARAR TARİHİ : 21/05/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Şirket ile davalı arasında yapılan anlaşma uyarınca onarımları talep edilen ... ve ... plaka sayılı araçların tamiratının müvekkili Şirket tarafından yerine getirildiğini, 15.12.2023 tarihli, ... numaralı,2.268 TL bedelli, ... numaralı, 5.370 TL bedelli, ... numaralı, 44.136 TL bedelli, ... numaralı, 79.182 TL bedelli, 26.12.2023 tarihli ... numaralı, 30.480 TL bedelli, ... numaralı, 20.616 TL bedelli, ... numaralı, 19.080 TL bedelli, ... numaralı, 660,00 TL bedelli faturaların düzenlendiğini, 27.12.2023 tarihli çıkarılan ödeme emrinde de davalı tarafından Müvekkili Şirkete bir miktar ödeme yapıldığını, bakiye tutar konusunda anlaşma sağlamadığı için İzmir .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile harca esas değer tutarında icra takibi yapıldığını, borçlu dosyaya itiraz talebinde bulunduğunu ve taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmesinin de olumsuz sonuçlandığını, aracın tamiratına ilişkin bir çok iş ve işlemin yanında kullanılan malzemelerde dikkate alındığında Müvekkili şirketin tüm emeği ve harcamalarının davalı borçlu tarafından karşılanmadığını ve verdiği zararın katlanarak arttığını, bu hususta belirtilen araçların Müvekkili şirket tarafından tamir edildiğine dair hiçbir şüphe veya tereddüt bulunmadığını, alacağın likit olması sebebiyle yapılan itirazın haksız olduğunu belirterek, davanın kabulüne, İzmir .... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasındaki itirazın kaldırılarak takibin devamına, davalı borçlu aleyhine %20'den aşağı olmayacak tutarda icra-inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin tüketici vasfı ile aracını tamire götürdüğünü, öncelikle görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu, davanın görevsizlik sebebiyle usulden reddi gerektiğini, davacı tarafın alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın yasal süresinde davasını ikame etmediğini, müvekkili üzerine kayıtlı ... marka ... ve ... plakalı araçlarını davacı tarafa ait servise götürdüğünü, müvekkilinin gerekli tamiratların yapılacağını belirtilerek işlemler yapıldığını ve müvekkilinin gerekli ödemeleri yaptığını, daha sonra müvekkilinin aracı aldığında halen arızaların devam ettiğini fark ettiğini, tekrar aracı servise gösterdiğini, müvekkiline yine arızaların giderildiğinin belirtildiğini, müvekkilinin hangi parçaların değiştiğini sorduğunda ise kendisine bazı parçalar gösterildiğini, müvekkilinin aracını bu sefer servise götürmeden önce arızalı olan parçaların üstüne kalem ile çizgi işareti yaptığını, ancak servisten aracını aldığında çizgi işaretlerin halen durduğunu ve aslında herhangi bir değişim yapılmadığını fark ettiğini, müvekkilinin bunun üzerine de herhangi bir ödeme yapmadığını, davacı taraf neredeyse aracın -arızalı olmasa dahi- tüm parçalarını değiştirdiğini iddia etmesine rağmen herhangi bir parça değişimi yapmadığını, müvekkilinin aracını servise vermesi ile almasında aynı arızaları tekrar tekrar vermeye devam ettiğini, yine müvekkilinin aracının tamire verdikten sonra başka arızaların da ortaya çıktığını, davacı tarafın faturalarda yazılı parça değişimleri ve işçilikleri yapmadığını, davacı tarafın bu şekilde kendisine haksız bir kazanç sağladığını, davacı tarafın müvekkilinin aracında yapmış olduğu tamir ve onarımlara ilişkin somut bir delil de dosyaya sunmadığını, tek başına faturanın varlığı işin yapıldığını göstermeyeceğini, davacının tamir ve onarımının da ispat etmesi gerektiğini, müvekkiline davacı tarafından; motor yapıldığı, rektifinin yapıldığı, yeni egzoz takıldığı, aracın boyandığını, arıza lambasının düzeldiği, çekiş düşüklüğünün halledildiği belirtildiğini, ancak müvekkili tarafından yapılan inceleme ve araştırmalarda söz konusu tamirlerin hiçbirinin yapılmadığının sadece göstermelik olarak motorun söküldüğünün görüldüğünü, müvekkilinin bu durumu ise değiştirildiği iddia edilen kısımlara bir işaret koyarak fark ettiğini, her ne kadar iki araç tamiri olduğu belirtilmiş ise de, davacı tarafından sadece... plakalı aracın tamirinin yapıldığını, diğer araçta herhangi bir tamir işlemi olmadığını müvekkili tarafından ödemelerin davacı tarafa eksiksiz bir biçimde yapıldığını, daha sonraki tamirin ise hiçbir şekilde yapılmaması sebebiyle ödemesi yapılmadığını, müvekkili tarafından yapılan ödemelerin davacı tarafın göstermiş olduğu hesaba yapıldığını, davacı tarafın yapılan ödemeleri tekrar talep ederek haksız kazanç sağladığını belirterek, öncelikle davanın usulden reddine, haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, itirazın iptali davasıdır.

01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.

Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.

Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.

28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasa'nın 3/k bendinde tüketici "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi", 3/ı bendinde ise tüketici işlemi "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır.

Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasının engelleyemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği düzenlenmiştir.

Somut olayda; davanın davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan aracın onarımı nedeniyle düzenlenen fatura bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davası olduğu, dava konusu aracın kullanım amacının hususi olduğu, davalı hakkında tacir araştırması yapılmış, ticaret sicil müdürlüğü tarafından gönderilen yazı cevabında davacının ticaret siciline kayıtlı olmadığı bildirilmiş, vergi dairesi müdürlüğü tarafından gönderilen yazı cevabında davalının potansiyel vergi mükellefi olduğu, davalının ticari işletmesinin bulunmadığı, dava konusu uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklı olması ve davalının da esnaf faaliyeti de dahil olmak üzere herhangi bir işletmesinin bulunmaması nedeniyle aracın da kullanım amacı hususi olduğu dikkate alınarak davalının sözleşme ilişkisi kapsamında tüketici olduğu ve bu nedenle davada görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,

2- Görevli Mahkemenin İzmir Tüketici Mahkemesi olduğuna,

3-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine,

4-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği karar istinaf edilmeksizin kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde; kararın istinaf incelemesi sonucu kesinleşmesi halinde ise Bölge Adliye Mahkemesi Kararının tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bu dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,

5- Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE,

Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.

21/05/2025

Katip ...

E-imzalıdır.

Hakim ...

E-imzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/948, K. 2025/477, T. 21.05.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-948-e-2025-477-k-d5e6e317c522