İlk Derece Mahkemesi · İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/862 E. 2025/546 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/862
- Karar No
- 2025/546
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/862 Esas KARAR NO : 2025/546 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 29/11/2024 KARAR TARİHİ : 29/05/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACI KARŞI DAVALININ İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin 6446 s. Elektrik Piyasası Kanunu (EPK) uyarınca kurulmuş dağıtım şirketi olup dağıtım tesisinde kaçak elektrik kullanımının tespiti ve kaçak fatura tahakkuku ile görevli ve yetkili olduğunu, müvekkili şirketin kullanıcılarla arasında sözleşme ilişkisi olmadığını, müvekkili şirket görevlilerince... ölçüm noktasında 22.12.2023 tarihinde kontrolde tüketicinin branjman kablosunu çatıda yararak 1 faz harici hat çekmek suretiyle kaçak elektrik kullanıldığı tespit edilerek, ... seri nolu kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlendiğini, ... seri nolu kaçak elektrik tespit tutanağı için, 27,22 kW tespit gücünün %100'ü alınarak ve 8 saat üzerinden, 28.12.2022 ile 22.12.2023 tarih aralığına 180 gün için 39.196,80 kWh kaçak elektrik tüketimi, 180 gün içinde 39.196,80 kWh kaçak elektriğe bağlı ek tüketim hesaplanarak 397.683,01-TL'lık kaçak elektrik tahakkuk oluşturulduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre kaçak elektrik kullanım tespit tutanağının resmi belge olup aksi ispatlanıncaya kadar doğru ve geçerli olduğunu, kaçak elektrik kullanımının tespit edilmesinin ardından davalıya kaçak elektrik kullanımına ilişkin fatura düzenlendiğini, usulüne uygun düzenlenmiş kaçak faturasına konu borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine İzmir ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile yasal takip başlatıldığını, davalının kaçak elektrik kullanımı söz konusu olduğunu, müvekkil tarafından gerçekleştirilen işlemlerin hukuka uygun olduğunu, takibe yapılan itiraz haksız olduğunu beyanla davanın kabulü ile İzmir ... İcra Müdürlüğü... e. sayılı dosyasına haksız ve kötü niyetli olarak itiraz eden davalının itirazının iptaline ve takibin aynen devamına, borcun davalı yönünden bilinebilir, hesap edilebilir, likit alacak niteliğinde olmasına rağmen yapılan haksız ve kötü niyetli itiraz sonucunda %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI KARŞI DAVACININ ASIL DAVADAKİ SAVUNMASININ VE KARŞI DAVADAKİ İSTEMİNİN ÖZETİ: Davalı karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafından sunulan dava dilekçelerinde harca esas değerin farklı gösterildiğini, mahkemece davacı vekiline netice-i talebini somutlaştırması konusunda 1 haftalık verilen kesin süreye muvafakatlerinin olmadığını, davacı yana 13/05/2024 tarihinde 397.683,01-TL ödeme yapıldığından davacı tarafça yanlışın düzeltilmesi amacıyla böyle bir yol izlendiğini, dava müddeabihinin sonradan verilen dilekçe ile azaltılmasının mümkün olmayıp müddeabihin azaltılmasının ıslah kavramı kapsamında değil, davadan feragat müessesesi içinde değerlendirilmesi gerektiğini, davacının davasını 398.446,56-TL üzerinden açmış olduğundan 02.12.2024 tarihli 2. dava dilekçesi ile talebin 191.456,91 TL'ye daraltılamayacağından daraltılan (206.989,65-TL) talep kısmı yönünden davadan feragat ettiği kabul edilerek davacının bu miktar üzerinden Kötü Niyet Tazminatına (%20’Den Az Olmamak Üzere), Vekalet Ücretine ve Yargılama Giderine mahkum edilmesi gerektiğini, müvekkilinin davacı yana herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin kamu kurumu nezdinde okul kantini işlettiğinden ve ileride (ihale vs) herhangi bir hak kaybına uğramamak, sicilinin bozmamak ve etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak (TCK madde 168/5 uyarınca) için kendisine tanınan 10 günlük süre içerisinde takibe dayanak fatura bedelinin tamamını (397.683,01-TL- ihtirazi kayıtla hakları saklı kalmak üzere) fatura üzerinde belirtilen davacının hesabına 13/05/2024 tarihinde ödediğini, takibe konu fatura tutarının tamamı 13/05/2024 tarihinde ödenmiş olduğundan davanın reddi gerektiğini, müvekkilin davacı yana iddia ve talep ettiği gibi 398.446,56-TL (Takip toplamı) borcu olmayıp, kendisine yapılan tüm itiraz, başvurulara rağmen müvekkil aleyhinde Kaçak ve Usulsüz Elektrik Enerjisi Tüketimi olduğundan bahisle işlemlerine devam ettiğinden davanın kötü niyetli olduğunu, asıl alacağın % 20’den aşağı olmamak üzere aleyhinde kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini, davacının basiretli bir tacir olarak öncelikle müvekkilinin iş yerinde yaptığı tespiti mevzuatın öngördüğü şekilde doğru bulgu ve belgelere dayandırarak ve usulüne uygun şekilde yapması gerektiğini, dayanak kaçak tespit tutanağının, periyodik tespit protokolü usulüne uygun tutulmadığını, tutanaklarda doldurulması zorunlu olan abone/kullanıcı veya temsilcisi ve tanık kısımlarının boş olduğunu, imzadan imtina edildiğine dair şerh düşülmediğini, kaçak tespit videosunda ve kaçak tespit tutanağında yapılan tespitlerin doğru bulgu ve belgelere dayanmadığını, müvekkilinin abonenin haklarının ihlal edildiğini, hesaplamanın fahiş ve yanlış olduğunu beyanla asıl dava yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile esas dava yönünden; öncelikle davacının dava müddeahibini azaltması mümkün olmadığından ve buna muvafakat olmadığından davacının 02.12.2024 tarihli 2.dava dilekçesinin davadan kısmi feragat olarak değerlendirilmesine, davacı davasını 398.446,56-TL üzerinden açmış olduğundan 02.12.2024 tarihli 2. dava dilekçesi ile talep 191.456,91 tl'ye daraltılamayacağından daraltılan (206.989,65-tl) talep kısmı yönünden davadan feragat ettiği kabul edilerek davanın bu kısım yönünden derhal reddine, davacının kötü niyet tazminatına (%20’den az olmamak üzere), vekalet ücretine ve yargılama giderine mahkum edilmesine, aksi halde; takibe konu fatura tutarının tamamı 13/05/2024 tarihinde ödenmiş olduğundan bahisle huzurdaki davanın tümden reddi'ne, davacının kötü niyet tazminatına (%20’den az olmamak üzere), vekalet ücretine ve yargılama giderine mahkum edilmesine, karşı dava yönünden karşı dava yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davanın kabulü ile 6100 sayılı yasa’nın 107.maddesine göre belirlenecek ve gdz elektrik'e fazladan ödenen tutarın ödenme tarihinden (13/05/2024) itibaren faizi ile (merkez bankası tarafından uygulanan reeskont faiz oranı, artan oranlarda) birlikte davacı - karşı davalıdan şimdilik 1.000-TL'lik kısmının istirdatı'na yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı - karşı davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVACI KARŞI DAVALININ KARŞI DAVADAKİ SAVUNMASININ ÖZETİ; Davacı karşı davalı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; Karşı dava olarak açılan istirdat davasının belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka aykırı olduğunu, somut olaydaki istirdat davasının hem konusu gereği para ile ilgili bir dava olduğu için hem de ödenen miktarın açık ve net olmasından dolayı ilgili davanın belirsiz alacak davası olarak açılabilmesi için herhangi bir hukuki dayanak bulunmadığını, karşı tarafın itirazın iptali davası kapsamında vermiş olduğu cevap dilekçesi ile sunmuş olduğu taraflarının kısmi vazgeçme yaptığına yönelik iddialarının asılsız olduğunu, kaçak elektrik kullanıldığının borçlu tarafından birden farklı şekilde ikrar edildiğini, borçlu tarafından ödeme yapıldığını, davaya konu olayda istirdat davası açılabilmesi için gerekli şartların oluşmadığını, karşı yanın müvekkil kurumca düzenlenmiş kaçak elektrik faturasının hukuka aykırı ve fahiş rakamlı olduğuna ilişkin iddialarıın gerçeği yansıtmadığını, borçlu tarafından müvekkil kurum nezdinde de kaçak elektrik faturasına itiraz edildiğini ve yapılan itiraz sonucunda müvekkil şirkette komisyon toplantısı gerçekleştirildiğini, ... seri nolu kaçak elektrik tespit tutanağı için, 27,22 kW tespit gücünün %100'ü alınarak ve 8 saat üzerinden, 28.12.2022 ile 22.12.2023 tarih aralığına 180 gün için 39.196,80 kWh kaçak elektrik tüketimi, 180 gün içinde 39.196,80 kWh kaçak elektriğe bağlı ek tüketim hesaplanarak oluşturulan 397.683,01-TL kaçak elektrik tahakkukkunun doğru olduğuna oybirliği ile karar verildiğini beyanla tirazın iptali davasının kabulüne ve davalı-karşı davacı tarafın %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatı ödemesine, karşı tarafın usul ve esas itibariyle yetersiz ve eksik olarak açmış olduğu istirdat davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı-karşı davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: 1-İzmir ...İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyamız arasına alınan dosyanın incelenmesinde; Alacaklı... Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından borçlu ... aleyhine kaçak enerji tüketim bedeli dayanak gösterilerek 397.683,01-TL kaçak elektrik bedeli, 636,29-TL gecikmiş gün faizi, 127,26-TL -TL faizin KDV si olmak üzere toplam 398.446,56-TL alacağın tahsili talepli icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya tebliği üzerine borçlu vekilinin 17.01.2024 tarihli dilekçesi ile müvekkilinin kaçak usulsüz elektrik kullanımının söz konusu olmadığı, yapılan tespit, düzenlenen kaçak tespit tutanağı, hesaplama ve takip konusu alacak tutarının Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'ne ve sair mevzuata aykırı şekilde tahakkuk ettirildiğini, tespite konu yerin ...İlkokulu Kantini olup elektriğin kesilmesinin öğrencilerin mağdur edilmesi sonucunu doğurduğunu ve müvekkilin okul yönetimi nezdinde ilişkisini ve ticari faaliyetini bozduğunu, dava, şikayet ve tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla alacak iddiasında bulunan tarafça gönderilen takipteki tüm alacak kalemlerine ve bunlara ilişkin fer'ilere olmak üzere takibin tamamına ve borca itiraz ettiklerini beyan etmiş, itiraz üzerine İcra Müdürlüğünün 17.01.2024 tarihli kararı ile takibin durduğu anlaşılmıştır. 2-Davacı kurum kayıt ve belgeleri Davacı ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye müzekkere yazılarak; davalı taraf ile akdedilen...esisat numaralı kullanıma ilişkin Aboneli/Abonesiz Kaçak kullanımlara ait kullanıcı ve Adres Tespit Formu, Kaçak/ Usulsüz Elektrik Kullanım Tespit Tutanağı ve kaçak kullanıma ilişkin fotoğraflar ile borç tahakkuk belgesi celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. 3-Vergi Dairesi Kayıtları Mahkememizce davalının yıllık gayri safi gelirinin ve hangi usulde defter tutmakla yükümlü olduğunun bildirilmesine ilişkin yazılan müzekkereye Bornova Vergi Dairesi tarafından verilen 04.12.2024 tarihli cevabi yazıda, davalı mükellefin 01.02.2001 tarihinde kantinlerin faaliyetleri meslek kolunda faaliyetine başladığı ve halen faaliyetine devam ettiği, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu bildirilerek, 2023 dönemi Gelir Vergisi Beyannamesinin ibraz edildiği görülmüştür. 4-İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları Mahkememizce davalının tacir olup olmadığının araştırılması için yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda davalının tacir kaydına rastlanmadığının bildirildiği görülmüştür. 5-Esnaf ve Sanatkarlar Odası kaydı Davalının, dava açıldığı tarih ve öncesinde esnaf kaydının olup olmadığının bildirilmesi için Esnaf ve Sanatkarlar odasına müzekkere yazılmış, gelen 06.12.2024 tarihli cevabi yazıda davalının Kantincilik meslek grubunda halen esnaf kaydının devam ettiği, kayıt tarihinin 14.04.2004 olduğu bildirilmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Asıl dava, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'ne göre tahakkuk ettirilen kaçak tüketim bedelinin tahsili istemiyle İzmir ...İcra Müdürlüğünün ...ayılı dosyasında başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Karşı dava, İzmir...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında kaçak elektrik bedeli alacağına ilişkin başlatılan takip nedeniyle icra dosyasına yapılan ödemenin istirdatı istemine ilişkindir. Tarafların iddia ve savunmaları ve dosyadaki evrakın birlikte değerlendirilmesi neticesinde: Öncelikle çözümlenmesi gereken husus davaya bakma görevinin hangi mahkemeye ait olduğudur. Dosya kapsamında yer alan kaçak elektrik tespit tutanağı ile diğer bilgi ve belgeler incelendiğinde davalının abone grubunun "ticarethane" olarak belirtildiği anlaşılmaktadır. Buna göre, eldeki davada davalının tüketici sıfatına haiz olmadığı ve davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemesinin görevi kapsamında kalmadığı açıktır. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır. Tacir'in tanımının yapıldığı 6102 sayılı TTK md.12'ye göre, "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. (2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. (3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." Esnaf'ın tanımının yapıldığı TTK m.15'e göre, "(1) İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53 üncü maddeler ile Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü bunlara da uygulanır." 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3/1-a maddesinde, ''Esnaf ve sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseleri'' olarak ifade edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 11/2 hükmü ''Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.'' şeklindedir. 21/07/2007 tarih 26589 sayılı R.G nin 2007/12362 sayılı Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin ayrımına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı : '' a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri, Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması, b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri, ''şeklindedir. Davacı tarafın, davalının aboneliğini ticari olarak nitelendirmesi davanın mahkememizce görülmesi için yeterli olmayıp, bu yönde davalı hakkında tacir araştırması yapılmış olup, yapılan araştırma sonucunda ticaret sicili ile ticaret odasında kaydının bulunmadığı, vergi dairesi kayıtlarından basit usule göre vergilendirildiği ve işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, halihazırda da kantincilik faaliyetleri meslek grubunda esnaf kaydının halen devam ettiği, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun (VUK) 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmaları halinde -esnaf sayılma sınırını aşacakları- ve tacir sayılacakları, buna karşılık somut davada işletme hesabı defteri tutan davacının incelenen vergi kayıtlarından tespit edileceği üzere VUK md. 177 gereği esnaf sayılma parasal hadlerini aşmadığı ve bu doğrultuda esnaf sayılması gerektiği, buna göre ekonomik faaliyetinin sermayelerinden ziyade bedenî çalışmalarına dayandığı anlaşılmıştır. Dava TTK'nın 4. maddesinde sayılan hususlardan olmadığı gibi davalının tacir olmaması nedeni ile dava mutlak ya da nispi ticari dava olarak nitelendirilecek davalardan değildir. Uygulanacak hükümler 6098 sayılı Borçlar Kanunu hükümleridir. Belirtilen nedenlerle mahkememiz görevli olmayıp eldeki davaya bakma görevinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu değerlendirilmiştir. (Benzer yöndeki Yargıtay 3 HD'nin 18/09/2018 tarih 2016/20997 E-2018/8657 K; aynı dairenin 10/09/2018 tarih 2016/20667 E-2018/8234 K; aynı dairenin 26/02/2018 tarih 2018/426-1417 E.K; aynı dairenin 28/09/2016 tarih 2016/13954 -11357 E.K sayılı ilamları) H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın görev yönünden USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevli mahkemenin İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine, 2-6100 sayılı HMK nun 20. maddesi uyarınca karar kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşirse kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde DOSYANIN GÖREVLİ İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 Sayılı HMK nun 331/2 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli Mahkemece gözetilmesine, 4-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin belirtilen süre içerisinde talep edilmemesi halinde HMK nın 20. Maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nın 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesince incelenmek üzere istinaf yolu açık olarak verilen karar açıkça okundu, ana çizgileriyle anlatıldı. 29/05/2025
Katip ... E imza ¸
Hakim ... eimza ¸