İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/866 E. 2026/210 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/866
- Karar No
- 2026/210
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/866 Esas KARAR NO:2026/210
DAVA:Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:28/12/2023 KARAR TARİHİ:05/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkiller, ...'ün sahibi ... ve yetkilisi ... ile davalılar ve ... İnş. Ve Dış Tic. Ltd. Şti. ve yetkilisi ... arasında 140 m2 büyüklüğündeki ... Mah. ... Cad. No:26 .../... adresinde bulunan davacılara ait ... ... SALONUNUN giriş kat salon kısmı, ön cephe bahçe kısmı peyzaj işleri ve arka bahçe peyzaj işleri ile arka bahçenin yeniden projelendirilen işlerinin inşaatının yüklenici sıfatıyla davalılar tarafından yapılması için anlaşmaya varıldığını, taraflar davalı yükleniciler tarafından yapılacak işleri ve karşılığı olan bedelleri gösteren 09.05.2023 listeyi kararlaştırarak, anlaşmışlar, Whatsapp aracılığı ile birbirlerine onayladıklarına dair teyit ettiklerini, taraflar arasındaki davalılar tarafından yapılması kararlaştırılan listedeki işlere kuaför salonunun zemin kaplama, alçı boya, badana, asma tavan, kolon, kartonpiyer işleri, mermer tezgah, kuaför salonunda kullanılacak tüm mobilyaların üretimi ve temini, tezgah mermerleri, aynalar, vitrinler, separatörler, masalar, sandalyeler, yıkama koltukları, tarama koltukları, elektrik işleri, kamera sistemleri, kablolar, güvenlik sistemi, yangın sistemi, klima işleri, aydınlatma, aplikler, avizeler, kapı, selfie köşesi, dekoratif duvar, banko, giriş ürün, dekoratif aksesuarlar, tablolar, canlı bitkiler, aksesuarlar, bahçe peyzaj ve dekorasyon işlemleri ve listede yer alan diğer tüm yapım, dekorasyon, inşaat, tadilat işleri davalılar tarafından gerçekleştirileceğini, farklı iban adreslerine davacılar adına, farklı zamanlarda toplamda yaklaşık 3.500.000 TL tutarında ödeme yapıldığını, taraflar arasındaki anlaşma uyarınca davalı yüklenicilerin söz konusu işi şantiye çalışması başladığı tarihten itibaren 50 iş günü süre içinde tamamlaması kararlaştırıldığını, ancak kararlaştırılan ifa süresinin geçmesine rağmen davalılar tarafından yapılması taahhüt edilen işler yapılmamış ve davacıların kuaför salonuna, bahçesine, mallarına zarar verilmiş, davacıların mobilyaları davalılar tarafından alınmış ancak davalılara iade edilmediğini, bu durum iç mimar ve çevre tasarımcı ...'nun 09.10.2023 tarihli uzman görüş raporu ile tespit edilmiş ve kayıt altına alındığını, yapım işlerinden önce bulunan mobilyalar da davalılar tarafından davacıların izni olmaksızın alındığını, taraflar arasındaki kuaför salonu inşaat, tadilat projesi sözleşmesi kapsamında, davacılarının davalılara ödediği tüm bedellerin, davacıların davalılara ödediği tarihlerden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davacılara iadesini, davalıların davacılardan almış olduğu ancak davacılara teslim etmediği davacılara ait mobilyaların, davalılardan alınarak davacılara iadesine, aksi halde mobilya bedellerinin davacılara ödenmesine, davalıların davacılara karşı olan borcunu ifa etmemesi sebebiyle davacıların uğradığı tüm maddi zararların, zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsil edilerek davacılara ödenmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Vergi dairesi cevabından, ...'nin bilanço usulünde defter tuttuğu (birinci sınıf tacir) ancak ...'ın terk kaydının bulunduğu anlaşıldığını, şu halde davacılardan ...'ın tacir olduğu ve ...'ın aktif ticaret sicil/vergi kaydı bulunmaksızın adi ortaklık yapısı içinde olduğunu, işe başlama ve vergilendirme konularında davacıların adi ortaklık yapısı arkasına saklanarak VUK'a aykırı davrandığı ve gelir vergisinden kaçtığı sabit olduğunu, aktif husumet adi ortaklık yönünden incelenmesi gerektiğini, Davalı müvekkil ... ve davacı ... arasında ayrıca diğer davalı şirket ve davacılar arsındaki davaya konu sözleşme ilişkisi dışında şahsi konular da mevcut odluğunu, bu nedenle ...'a banka yoluyla gönderilen açıklama bulunmayan dekontlar dava konusu ile ilgili olmadığını, zira ..., ...'nin hesabına dava konusu ilişki dışında para göndermiş olup davacının ödendiğini iddia ettiği paralar da bu konu hakkındadır iddia ettiği ayıpların varlığını ispat edemediğini, davacı delil tespiti yaptırmadığı gibi ayıp ihbarında da bulunmadığını, ön sorun olarak davacı adi ortaklığı oluşturan tüm gerçek kişi tacirlerin tespitine, daha sonra, davacı adi ortaklığın TTK m. 51 uyarınca, İstanbul Ticaret Odasına tacir kaydının yapılması için re'sen müzekkere yazılmasına, neticede davanın tümden reddine, aksi halde seçenekli hesaplama sonucunda düşük miktar üzerinden takas mahsup talebine göre hüküm verilmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket yönünden usulüne uygun tebligat yapılmış olup davalı şirket davaya cevap vermeyerek HMK 128 uyarınca tüm iddiaları inkar etmiş sayılmıştır. Mahkememizin 07.05.2024 tarihli ara kararı ile mali müşavir, mimar ve borçlar mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplama uzmanından oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti, T.C. İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü, İstanbul Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği ve ilgili vergi dairelerine yazılan müzekkere cevaplarını değerlendirmiş; davacıların ticaret sicilinde kayıtlarının bulunmadığını, İstanbul Kadın Kuaförleri Esnaf ve Sanatkârlar Odası'na kayıtlı olduklarını, ...'nin bilanço usulünde defter tuttuğunu ve faal mükellefiyetinin bulunduğunu, ...'ın mükellefiyet kaydının terk durumunda olduğunu tespit etmiştir. Bilirkişi heyeti, davacı ve davalı taraf vekillerinin ticari defter ve dayanak belgeleri incelemeye sunmadıklarını, davacı vekilinin dava konusu işlemler ile gönderilen ödemelerin ticari defterlere kayıtlı olmadığı hususunda e-posta ile beyanda bulunduğunu belirtmiştir. Dosyadaki 47 adet banka ödeme dekontunun incelenmesinde, davacılar ... ve ... tarafından davalı ... adına toplam 2.080.000 TL havale yapıldığı; davacıların çalışan personeli olarak iddia edilen ... tarafından davalı ... adına toplam 625.000 TL ödeme yapıldığı; ...'ın davacı yanında çalıştığının karine teşkil etmesi halinde davalı adına toplam 2.705.000 TL ödeme yapıldığının dekontlarda göründüğü; bunun dışında dava dışı gerçek ve tüzel kişilere yapılan ödemeler ile "elden borç" açıklamalı ödeme tutarlarının hangi iş ve işlemler için yapıldığı bilinmediğinden dava ile ilişki kurulamadığı tespit edilmiştir. Bilirkişi heyeti, dosyaya ibraz edilen 22.05.2023 tarihli "Proje Uygulama Sözleşmesi"nin eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, sözleşmede tarafların imzalarının bulunmadığını, sözleşme bedelinin 2.020.760 TL olduğunu, yüklenicinin işi 50 iş günü içinde tamamlamayı taahhüt ettiğini tespit etmiştir. Bilirkişi heyeti, teknik değerlendirmesinde giriş kat salon kısmında sözleşme ve üç boyutlu görsel projeye göre yapılması planlanan işlerden sözleşme gereğince taahhüt edilip yapılmayan iş bedelini 1.515.570 TL (sözleşme bedelinin %75'i) olarak hesaplamış; arka bahçe kısmında yeniden yapılması planlanan işlerin ve elektrik işlerinin hiçbirinin yapılmadığını; arka bahçede yenisi yapılması için sökülen, tahrip edilen, kullanılamaz hale getirilen unsurların 27.09.2023 tarihi itibariyle toplam 773.900 TL olduğunu bildirmiştir. Bilirkişi heyeti bu teknik tespitlerini, dosyaya ibraz edilen 09.10.2023 tarihli İç Mimar ... imzalı uzman tespit raporundaki bulgulara atfen yapmıştır. Mahkememizin 26.11.2024 tarihli ara kararı ile tarafların itirazlarının değerlendirilmesi amacıyla ek rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti ek raporunda, davacı ve davalı vekillerinin mali yöndeki itirazlarını değerlendirmiş; davacı tarafın tacir sıfatına haiz olduğu halde dava konusu alacağa ilişkin ticari defterleri incelemeye sunmadığını, yalnızca banka ödeme dekontlarını ibraz ettiğini; kök raporda yapılan tespitleri tekrar ederek başkaca incelenecek husus bulunmadığını bildirmiştir. Ek raporda yeni bir mali tespit veya teknik değerlendirme yapılmamıştır. Davacı tarafından HMK m.293 kapsamında delil olarak sunulan, İç Mimar ve Çevre Tasarımcısı ... tarafından 27.09.2023 tarihinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporda, giriş kat salon kısmında yapılması gereken işlerin %75'inin yapılmadığı, bahçe kısmındaki işlerin hiçbirinin yapılmadığı ve bahçeye 773.500 TL zarar verildiği tespit edilmiştir. Mahkememizin 24.09.2024 tarihli duruşmasında iki tanık dinlenmiştir. Tanık ..., davacıların yanında sosyal medya işi ile çalıştığını, davalının işleyen dükkânı dekore etmek için birçok alanı yıktığını, tadilat işleminin tamamlanmadığını, bu süreçte müşteri kaybına uğramamak adına davalıya ödemeler yapıldığını, ancak davalının işleri tamamlamadığını beyan etmiştir. Tanık ..., davacıların yanında işletmeci olarak çalıştığını, davalının 50 gün içinde dekorasyonu tamamlayacağını, davalının tadilat işine başlayıp dükkânı kullanılamaz hale getirdiğini, bu sürede bodrum katta çalışmak zorunda kaldıklarını, kendisi ve ... Bey tarafından davalıya banka vasıtasıyla peyderpey ödemeler yapıldığını, yaklaşık 9 ay-1 yıl süre geçmesine rağmen tadilat tamamlanmayınca başka bir mimar ile anlaşıldığını beyan etmiştir. Dosyaya davacı tarafından taraflar arasındaki WhatsApp yazışmaları sunulmuştur. Yazışmalarda yapılacak işler, proje görselleri ve fiyat teklifleri konusunda karşılıklı yazışmaların bulunduğu, tarafların "anlaştık", "tamam", "onayladık" şeklinde ifadeler kullandığı, davalıların davacılardan para talep ettiği ve davacıların banka dekontlarını WhatsApp üzerinden ilettiği görülmüştür. Davacı tarafından 47 adet banka ödeme dekontu sunulmuştur. Ayrıca işin tamamlanması için anlaşıldığı iddia edilen üçüncü kişi firmaya yapılan 20 adet ödeme dekontu (toplam 3.402.525 TL) da dosyaya ibraz edilmiştir. Üçüncü firma ile yapılan yazılı sözleşme, iş kalemleri detayı, fatura veya iş bitirme belgesi sunulmamıştır. Davacılar vekili 14.07.2025 tarihli ıslah dilekçesi ile bilirkişi raporundaki tespitleri esas alarak; davacılar tarafından ödenen 2.080.000 TL ile sözleşme bedeli 2.020.760 TL arasındaki 59.240 TL fark bedelinin, 1.515.570 TL eksik iş bedelinin ve 773.900 TL bahçe zarar tutarının tahsilini talep ederek dava değerini 2.348.710 TL olarak artırmıştır. Dava dilekçesinde belirsiz alacak ibaresi bulunmakla birlikte fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuş olmakla kısmi dava niteliğinde olup, ıslah usulüne uygundur. Davacılar tarafından İstanbul Arabuluculuk Bürosuna 2023/... dosya numarası ile başvuru yapıldığı ve 30.10.2023 tarihli anlaşamama tutanağının düzenlendiği, davalı tarafça itiraz edilmemiştir. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; Dosya kapsamında toplanan deliller ve tarafların beyanları değerlendirildiğinde, taraflar arasında aşağıdaki hususlarda uyuşmazlık bulunmamaktadır: Taraflar arasında, davacıların işyeri olan kuaför salonunun inşaat, tadilat ve dekorasyon işlerinin davalılar tarafından yapılması konusunda bir anlaşma yapıldığı, davalı tarafça da kabul edilmiştir. Her ne kadar yazılı ve imzalı bir sözleşme bulunmasa da WhatsApp yazışmaları üzerinden anlaşma sağlandığı her iki tarafça ikrar edilmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde "anlaşmaya ve kabule uygun renk ve desende mobilyalar üretilmiş ancak davacının üretimden sonra değişiklik istemesi nedeniyle sürecin tekrar başlaması gerekmiştir" şeklindeki beyanı, sözleşme ilişkisinin varlığının davalı tarafça da kabul edildiğini ortaya koymaktadır. Davacılar tarafından davalılara çeşitli tarihlerde ödemeler yapıldığı hususu davalı tarafça kabul edilmiştir. Ancak ödeme tutarı ve ödemelerin niteliği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Dava konusu kuaför salonunun hüküm tarihinde tamamlanmış ve faaliyette olduğu her iki tarafça kabul edilmiştir. Davacı işin üçüncü bir firma tarafından tamamlandığını iddia etmekte, davalı ise bu konuda açık bir beyanda bulunmamaktadır. Ancak salonun tamamlanmış ve faaliyette olduğu hususu anlaşılmış vakıadır. Davacı ...'ın aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı ve davalı ...'ın pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususları çekişmelidir. Davacı taraf, her iki davacının sözleşmenin tarafı olduğunu iddia etmekte; davalı ise ...'ın aktif ticaret/vergi kaydı bulunmadığını, adi ortaklık yapısının mevcut olduğunu ve tüm ortakların tespiti gerektiğini savunmaktadır. Aynı şekilde davacı, ...'ın Ticaret Sicil Gazetesi'ne göre şirketin münferiden temsile yetkili müdürü olduğunu ve şahsen sorumlu olduğunu iddia etmekte; davalı ise sözleşmenin tarafının yalnızca şirket olduğunu ve tüzel kişilik perdesinin aralanmasının hukuka aykırı olduğunu savunmaktadır. Davacı toplamda yaklaşık 3.500.000 TL ödeme yaptığını iddia etmekte, davalı ise ödemelerin önemli bir kısmının sözleşme kapsamı dışında yapıldığını savunmaktadır. İşin tamamlanma oranı konusunda davacı giriş kat salon kısmındaki işlerin %75'inin yapılmadığını ve bahçe işlerinin hiçbirinin yapılmadığını ileri sürmekte, davalı ise işe başlandığını ve anlaşmaya uygun mobilyaların üretildiğini savunmaktadır. Bahçe işlerinin başlangıçtan sözleşme kapsamında olup olmadığı, ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı, eserin kabul edilip edilmediği, mobilyaların iade edilip edilmediği ve maddi zarar miktarı hususları çekişmelidir. TMK m.6 gereği kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. HMK m.190 uyarınca ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. İspat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı ispat edemezse, iddiasının doğruluğu kabul edilemez. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihadına göre, eser sözleşmesi ilişkisinin devam ettiği süre içinde gerçekleştirilen imalatın yüklenici tarafından yapılmış olması karine olup, bunun aksini iş sahibinin ispatlaması gerekir. Aynı içtihat uyarınca yapılan işin miktar ve değerini ispat yükü yüklenicide, iş bedelinin ödendiğini ispat yükü ise iş sahibindedir. İşin üçüncü kişi tarafından yapıldığı iddiasının ispatı ise iş sahibine düşmektedir. Somut olayda dava konusu kuaför salonunun hüküm tarihi itibariyle tamamlanmış ve faaliyette olduğu her iki tarafça kabul edilen çekişmesiz bir vakıadır. İş tamamlanmış olduğuna göre mevcut imalatın yüklenici tarafından yapıldığı karinesi oluşmaktadır. Davacının "davalılar işin %75'ini yapmadı, yalnızca %25'ini yaptı, geri kalanı ben başka bir firmaya yaptırdım" şeklindeki iddiası, bu karinenin aksine ileri sürülen bir vakıa olup, TMK m.6 ve HMK m.190 gereğince ispat yükü davacıdadır. Davacı tarafından delil olarak sunulan 09.10.2023 tarihli uzman görüş raporu, HMK m.293 kapsamında tarafların dava konusu olayla ilgili uzmanından alabileceği bilimsel mütalaa niteliğindedir. Bu rapor, mahkeme tarafından ve mahkeme denetiminde yapılmış bir delil tespiti veya bilirkişi incelemesi değildir. Raporun hazırlanması sırasında davalı taraf hazır bulunmamış ve rapora itiraz hakkı kullanılamamıştır. HMK m.293 kapsamındaki uzman görüşü, HMK m.266 vd. gereğince mahkeme tarafından atanan bilirkişi raporu ile aynı ispat gücüne sahip değildir. Uzman görüşü, takdiri delil niteliğinde olup hâkim tarafından serbestçe değerlendirilir. Taraflardan birinin kendi lehine sonuç almak amacıyla tek taraflı olarak aldırdığı bir mütalaa olması nedeniyle, bu raporun tek başına davacının iddialarını ispata yeterli kuvvette kabul edilmesi mümkün değildir. Nitekim davalı vekilinin de haklı olarak işaret ettiği üzere, raporun hazırlandığı tarihte (27.09.2023) karşı tarafın hazır bulundurulmaması, itiraz imkânı tanınmaması ve mahkeme denetiminin olmaması, raporun güvenilirliğini zayıflatmaktadır. Rapor, dosyadaki diğer delillerle birlikte ve diğer delillerce desteklendiği ölçüde değerlendirilmiş; tek başına hükme esas alınmamıştır. Mahkememizce atanan üç kişilik bilirkişi heyetinin kök raporu ve ek raporu HMK m.282 gereği takdiri delil niteliğinde olup, mahkememizce aşağıda belirtilen gerekçelerle hükme esas alınması yeterli görülmemiştir. Bilirkişi heyetinin mali inceleme tespitleri dosyadaki objektif belgelerle (banka dekontları, müzekkere cevapları) örtüşmekte olup, bu tespitler mahkememizce de benimsenmiştir. Buna göre davacılardan doğrudan davalı ... hesabına toplam 2.080.000 TL ödeme yapıldığı, ... tarafından 625.000 TL ödeme yapıldığı, dava dışı kişilere yapılan ödemelerin sözleşme ile ilişkisinin kurulamadığı, tarafların ticari defter ve dayanak belgeleri incelemeye sunmadığı ve davacı vekilinin ödemelerin ticari defterlere kayıtlı olmadığını beyan ettiği hususları dosya kapsamıyla sabittir. Ancak bilirkişi heyetinin teknik değerlendirme bölümü, mahkememizce yeterli bulunmamıştır. Şöyle ki: Bilirkişi heyeti, giriş kat salon kısmında taahhüt edilip yapılmayan iş bedelini 1.515.570 TL (%75), arka bahçeye verilen zararı 773.900 TL olarak hesaplamıştır. Ancak bu tespitler, bilirkişi heyetinin bağımsız olarak gerçekleştirdiği bir keşif veya yerinde incelemeye değil -ki artık bu tespitin maddi vakıa kapsamında tespiti bu yolla mümkün değil, iş tamamlanmış-, dosyaya davacı tarafından sunulan 09.10.2023 tarihli tek taraflı uzman görüş raporundaki bulgulara dayanmaktadır. Bilirkişi heyeti, uzman görüş raporundaki %75 oranını ve 773.900 TL zarar tespitini bağımsız bir değerlendirme yapmaksızın, herhangi bir gerekçe ortaya koymaksızın aynen kabul etmiştir. Farklı uzmanların farklı tarihlerde yaptıkları değerlendirmelerin birebir aynı sonuca ulaşması, bilirkişi heyetinin bağımsız bir inceleme yapmadığını göstermektedir. Ayrıca bilirkişi heyetinin 12-13 Ağustos 2024 tarihlerinde davacı vekili ile mahkeme kanalı dışında doğrudan e-posta yoluyla iletişim kurarak dava dosyasına sunulmamış belge ve dekontları talep ettiği, kök raporda bizzat bilirkişi heyeti tarafından ikrar edilmiştir. Her ne kadar bilirkişilerin görevleri gereği bilgi ve belge talep etmeleri mümkün ise de, bu talebin mahkeme kanalıyla yapılması gerekmekte olup, tek tarafla doğrudan iletişim kurulması silahların eşitliği ilkesi bakımından sorunludur. Ek raporda da bu hususa ilişkin davalı vekilinin itirazı yeterince karşılanmamıştır. Bu nedenlerle bilirkişi heyetinin teknik tespitlerindeki %75 oranı ve 773.900 TL zarar hesabı, bağımsız ve gerekçeli bir değerlendirmeye dayanmaması nedeniyle HMK m.282 çerçevesinde takdiri delil olarak yeterli bulunmamış ve hükme esas alınmamıştır. Bilirkişi heyetinin mali tespitleri ise dosya kapsamıyla uyumlu olduğundan değerlendirmede dikkate alınmıştır. HMK m.199 gereği elektronik ortamdaki veriler belge niteliğindedir. Dosyada mevcut WhatsApp yazışmaları, taraflar arasında eser sözleşmesi niteliğinde bir anlaşma yapıldığını ve ödeme taleplerini ispatlamaktadır. Bu husus zaten çekişmesiz olup tarafların anlaştığı bir vakıadır. Ancak davacının temel iddiası olan giriş kat salon kısmındaki işlerin %75'inin yapılmadığı hususu bakımından WhatsApp yazışmaları değerlendirildiğinde, bu iddiayı doğrudan destekleyen herhangi bir mesaj bulunmamaktadır. Yazışmalarda "salon işlerinin çoğunluğu yapılmadı", "işlerin büyük kısmı eksik", "sadece %25'ini yaptınız" gibi somut ifadeler yer almamaktadır. Taraflar arasında işin tamamlanma oranına ilişkin sayısal bir tartışma geçmemiştir. Hayatın olağan akışına göre, eğer bir inşaat ve dekorasyon işinin %75'i yapılmamış olsaydı, bu durum taraflar arasındaki günlük yazışmalarda mutlaka somut olarak dile getirilirdi. Böylesine esaslı bir eksikliğin — neredeyse işin dörtte üçünün yapılmamış olmasının — taraflar arasındaki iletişimde hiçbir şekilde yansımaması hayatın olağan akışına aykırıdır. Davacının bu yöndeki mesajları sunmaması, böyle mesajların atılmadığını, dolayısıyla taraflar arasında yaşanan sorunun iddiadaki boyutta olmadığını göstermektedir. Dosyada yalnızca davacı ... ile ÜÇÜNCÜ bir kişi arasında geçen "işi bitirmedi" şeklinde genel bir ifade içeren mesaj bulunmaktadır. "İşi bitirmedi" ifadesinin hangi iş olduğunu ispatlamadığı gibi, dava konusu iş ise bile işin tamamen yapılmadığı anlamına gelebileceği gibi, işin büyük kısmının yapıldığı ancak son aşamaların tamamlanmadığı anlamına da gelebilir. Bu ifade tek başına, işin %75'inin yapılmadığı iddiasını ispata elverişli değildir. Davalı taraf, WhatsApp yazışmalarının eksik sunulduğunu ve mesajların silindiğini iddia etmiştir. Ancak kritik olan husus şudur: Eğer davacının %75 iddiasını destekleyen mesajlar mevcut olsaydı, davacı bu mesajları dosyaya sunardı; zira bu mesajlar davacının en temel iddiasını ispat edecek en güçlü deliller olurdu. Davacının böyle bir mesaj sunamaması, silme iddiasından bağımsız olarak, bu iddiayı destekleyen yazışmanın mevcut olmadığına işaret etmektedir. Dinlenen iki tanık, işlerin eksik kaldığı ve tamamlanmadığı yönünde genel ifadeler kullanmıştır. Ancak tanıklar, hangi iş kalemlerinin yapılıp hangilerinin yapılmadığını somut olarak belirtmemiştir; %75 oranının nasıl tespit edildiğini açıklamamıştır; teknik bilgi ve uzmanlık gerektiren inşaat, tadilat ve dekorasyon işlerinin tamamlanma oranına ilişkin objektif bir değerlendirme yapmamıştır. İnşaat ve dekorasyon işlerinin tamamlanma oranının tespiti mesleki uzmanlık gerektiren bir husus olup, tanıkların bu konudaki genel gözlemleri, davacının somut %75 iddiasını ispata yeterli değildir. Tanık ...'ın "yaklaşık 9 ay-1 yıl kadar süre geçmesine rağmen tadilat işlemi tamamlanmayınca başka bir mimar ile anlaştık" şeklindeki beyanı, sözleşme ilişkisinin sona ermesi sürecine ilişkin genel bilgi vermekle birlikte, işin ne kadarının davalı tarafından yapıldığı ne kadarının üçüncü firma tarafından yapıldığı hususunda somut bir tespit içermemektedir. Davacı, işin tamamlanması için üçüncü bir firma ile anlaştığını iddia ederek 20 adet ödeme dekontu (toplam 3.402.525 TL) sunmuştur. Yüklenicinin eksik bıraktığı işlerin üçüncü kişiye yaptırıldığının ispatında tek bir delil türü olarak ileri sürülen ödeme belgeleri ispata yeterli değildir. Zira bu belgeler başka işler için de alınmış olabilir ve her zaman temini mümkün belgeler olduğu gibi ödemenin ne için yapıldığı dahi belirsiz olup, 3. Kişi ile yapılan bir sözleşme dahi sunulmamıştır. Davacı tarafından sunulan ödeme dekontları incelendiğinde; üçüncü firma ile yazılı bir sözleşme bulunmadığı, ödeme dekontlarında hangi iş kalemleri karşılığında ödeme yapıldığının belirtilmediği, dekontların bir kısmının açıklamasında "elden borç" ibaresinin yer aldığı, iş kalemleri detayı, fatura veya iş bitirme belgesi sunulmadığı görülmüştür. Bu haliyle ödeme dekontları, hangi işlerin üçüncü firma tarafından yapıldığını, davalının ne kadar iş yapmadığını ve nedensellik bağını ortaya koymaktan uzaktır. Bu belgeler, davacının üçüncü bir kişiye para ödediğini göstermekle birlikte, bu ödemenin dava konusu işle ve davalının eksik bıraktığı iddia edilen iş kalemleri ile bağlantısını ispata yeterli değildir. HMK m.222 gereği ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Somut olayda ne davacı taraf ne de davalı taraf ticari defter ve dayanak belgelerini incelemeye sunmuştur. Bilirkişi heyetinin belirlenen inceleme gününde her iki tarafın da ticari defterlerini ibraz etmediği tespit edilmiştir. Davacı vekilinin, dava konusu işlemler ile gönderilen ödemelerin ticari defterlere kayıtlı olmadığını beyan etmesi ayrıca dikkat çekicidir. Davacı ... bilanço usulüne göre defter tutmakta olup, birinci sınıf tacir sıfatını haizdir. Tacir sıfatına haiz bir işletmenin ticari iş ve işlemlerini TTK m.64 gereği ticari defterlere kaydetmesi yasal zorunluluktur. Dava konusu yaklaşık 3.500.000 TL tutarındaki ödemelerin ticari defterlere kayıtlı olmaması, bu ödemelerin ticari sözleşme kapsamında yapıldığı iddiasının güvenilirliğini zayıflatmaktadır. Yukarıda açıklanan delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda; dava konusu kuaför salonunun tamamlanmış ve faaliyette olduğu çekişmesiz bir vakıa olduğuna göre, Yargıtay 15. HD'nin yerleşik içtihadı uyarınca mevcut imalatın yüklenici tarafından yapıldığı karinesi oluşmaktadır. Davacı bu karinenin aksini, yani davalıların işin yalnızca %25'ini yapıp %75'ini yapmadığını ve geri kalan kısmın üçüncü bir firma tarafından tamamlandığını ispat yükü altındadır. Davacının bu karinenin aksini ispat amacıyla sunduğu deliller değerlendirildiğinde: tek taraflı uzman görüş raporu mahkeme delili niteliğinde olmayıp tek başına ispata yeterli değildir; bilirkişi heyetinin teknik tespitleri uzman görüşünü aynen ve gerekçesiz kabul etmeye dayandığından yeterli bulunmamıştır; WhatsApp yazışmaları %75 iddiasını destekler nitelikte değildir; tanık beyanları genel geçer olup teknik tespit içermemektedir; üçüncü firmaya yapılan ödeme dekontları hangi işlerin yapıldığını göstermemektedir; ticari defterler sunulmamış ve ödemeler defterlere kayıtlı değildir. Davacı, bu karinenin aksini HMK m.190 uyarınca ispat edememiştir. Davacı taraf keşif ve bilirkişi incelemesi talebinde bulunmuş olup, bu talep mahkememizce değerlendirilmiştir. Dosyaya zaten mali müşavir, mimar ve nitelikli hesaplama uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden kök rapor ve ek rapor alınmıştır. Bilirkişi raporunun hükme esas alınmaması, raporun mevcut olmamasından değil, raporun teknik tespitlerinin bağımsız incelemeye dayanmamasından kaynaklanmaktadır. İkinci bir bilirkişi heyeti atanması veya keşif yapılması bakımından ise, iş hüküm tarihi itibariyle tamamlanmış ve salon faaliyettedir. Tamamlanmış bir işe bakılarak hangi iş kaleminin hangi yüklenici tarafından gerçekleştirildiğinin tespiti fiilen mümkün değildir. "İşin hangi kısmını davalı yaptı, hangi kısmını üçüncü firma yaptı" sorusunun cevabı mevcut fiziksel durumdan çıkarılamaz; bu tespit ancak işin farklı aşamalarını gösteren belgeler (sözleşmeler, hakedişler, iş kalemleri detayı, faturalar, fotoğraflar) üzerinden yapılabilir. Davacı bu belgeleri — üçüncü firma ödeme dekontları dışında — sunmamıştır. HMK m.190 gereği tarafların iddialarını ispat edecek delilleri sunma yükümlülüğü kendilerine ait olup, mahkeme tarafın sunmadığı delilleri re'sen toplamakla yükümlü değildir. Bu nedenle mevcut delil durumunda keşif ve ek bilirkişi incelemesi yaptırılmasının sonuca etkili olmayacağı değerlendirilmiştir. Dosya kapsamında toplanan deliller ve yukarıdaki değerlendirmeler ışığında aşağıdaki vakıalar sabit görülmüştür: Davacılar ile davalılar arasında, ... Mahallesi'ndeki kuaför salonunun inşaat, tadilat ve dekorasyon işlerinin davalılar tarafından yapılması konusunda 09.05.2023 tarihinde WhatsApp aracılığıyla eser sözleşmesi niteliğinde bir anlaşma yapıldığı sabittir. Davacılar tarafından davalılara çeşitli tarihlerde ödemeler yapıldığı sabittir. Bilirkişi heyetinin mali incelemesine göre davacılar ve çalışanları tarafından doğrudan davalı ... hesabına toplam 2.705.000 TL ödeme yapılmıştır; dava dışı kişilere yapılan 893.357 TL tutarındaki ödemelerin sözleşme ile ilişkisi kurulamamıştır. Dava konusu kuaför salonunun hüküm tarihi itibariyle tamamlanmış ve faaliyette olduğu sabittir. Arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği sabittir. Davacıların üçüncü bir kişiye para ödediği sabittir; ancak bu ödemenin hangi iş kalemleri karşılığında yapıldığı ispat edilememiştir. Aşağıdaki vakıalar ise ispat edilemediğinden sabit görülmemiştir: Davacının temel iddiası olan davalıların giriş kat salon kısmında yapılması gereken işlerin %75'ini yapmadığı iddiası ispat edilememiştir. Bahçe kısmındaki işlerin hiçbirinin yapılmadığı ve bahçeye 773.900 TL zarar verildiği iddiası ispat edilememiştir. Davacılara ait mobilyaların davalılar tarafından alınıp iade edilmediği iddiası somut delillerle ispat edilememiştir. İş yapılamadığı için kazanç kaybına uğranıldığı iddiasının miktarı ispat edilememiştir. Üçüncü firmaya daha yüksek bedel ödenmek zorunda kalındığına ilişkin fark bedeli iddiası ispat edilememiştir. Aktif husumet yönünden: Davalı taraf, davacı ...'ın aktif ticaret/vergi kaydının bulunmadığını ve adi ortaklık yapısı nedeniyle tüm ortakların tespiti gerektiğini savunmuştur. Davacıların sıfatları ve aralarındaki iç ilişkinin niteliği değerlendirilmiş; her iki davacının da sözleşme sürecinde aktif olarak yer aldığı, WhatsApp yazışmalarında muhatap alındığı ve ödemeler yaptığı görülmüştür. Buna göre davacıların her ikisi de anlaşma ilişkinin tarafı olduğu sonucuna varılmıştır. Pasif husumet yönünden: Davalı ..., sözleşmenin tarafının yalnızca şirket olduğunu ve tüzel kişilik perdesinin aralanmasının hukuka aykırı olduğunu savunmuştur. Dosya kapsamında ödemelerin önemli bir kısmının ...'ın şahsi hesabına yapıldığı, sözleşme evraklarında "Proje Uygulayıcısı (Yüklenici) ..." ibaresine yer verildiği, 03.06.2016 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'ne göre ... Ltd. Şti.'nin münferiden temsile yetkili müdürünün ... olduğu ve WhatsApp yazışmalarında ...'ın doğrudan muhatap alındığı görülmüştür. Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde ...'ın fiilen sözleşme ilişkisine dahil olduğu kabul edilebilir niteliktedir. Taraflar arasındaki anlaşma, TBK m.470'te tanımlanan eser sözleşmesi niteliğindedir. Bilirkişi heyeti de 22.05.2023 tarihli "Proje Uygulama Sözleşmesi"ni eser sözleşmesi olarak nitelendirmiştir. Sözleşmede tarafların imzaları bulunmamakla birlikte, eser sözleşmesi herhangi bir şekil şartına tabi olmayıp tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile kurulur (TBK m.1, m.12). WhatsApp yazışmaları ve tarafların karşılıklı edimleri (ödemeler ve kısmi ifa) sözleşme ilişkisinin kurulduğunu ortaya koymakta olup, bu husus çekişmesizdir. Davacının iddiası esasen işlerin büyük kısmının hiç yapılmadığı şeklindedir. Hukuki nitelendirme bakımından, sözleşmede kararlaştırılan işlerden bir kısmının hiç yapılmaması "eksik iş" (yapılmayan iş), yapılan işlerin sözleşmede kararlaştırılan nitelikleri taşımaması ise "ayıplı iş" (vasıf noksanlığı) olarak nitelendirilmektedir. Eksik iş ile ayıplı iş arasındaki bu ayrım, ihbar yükümlülüğü bakımından doğrudan sonuç doğurur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına göre (E. 2018/929, K. 2019/515) eksik işte TBK m.474'teki gözden geçirme ve ihbar yükümlülüğü aranmaz; eksik iş bedeli ihtirazi kayıt ileri sürülmesine ve ihbara gerek olmaksızın her zaman talep edilebilir. Buna karşılık yapılan işlerdeki ayıplar bakımından TBK m.474 gereği gözden geçirme ve uygun sürede ihbar yükümlülüğü mevcuttur. Bu bağlamda davalı vekilinin TTK'daki ticari satıma özgü iki ve sekiz günlük ihbar süreleri (TTK m.23) eser sözleşmesinde uygulanmaz; uygulanacak süre TBK m.474'teki "uygun süre" ölçütüdür. Ancak eksik iş bakımından ihbar yükümlülüğünün aranmaması, eksik işin varlığının ispatı yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır. İhbar aranmasa dahi, davacının eksik işin varlığını ve kapsamını TMK m.6 ve HMK m.190 gereği ispat etmesi zorunludur. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davacı işlerin %75'inin yapılmadığı iddiasını yeterli delillerle ispat edememiştir. Öte yandan, yapılan kısmi işlerdeki ayıplar bakımından, davacının davalılara yazılı olarak ayıp ihbarında bulunduğuna dair dosyada herhangi bir delil mevcut değildir. Davacı vekili, müvekkillerinin yazılı, sözlü, telefon, mesaj ve e-posta ile defalarca bildirimde bulunduğunu iddia etmiş ise de, bu iddiayı destekleyen somut ve güvenilir delil sunamamıştır. Her ne kadar ayıp ihbarının şekle bağlı olmadığı ve her türlü delille ispatlanabileceği kabul edilmekte ise de (Yargıtay 15. HD, E. 2016/2080, K. 2017/1864), somut olayda WhatsApp yazışmalarında dahi açık ve somut bir ayıp bildirimi bulunmamaktadır. TBK m.477 gereği eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak kasten gizlenen ve gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek ayıplar saklıdır. İşin tamamlanmış olması ve salonun faaliyette bulunması, eserin en azından örtülü olarak kabul edildiğine işaret etmektedir. Davacı, davalıların 50 iş günlük süreyi aşarak TBK m.125 gereği temerrüde düştüklerini iddia etmiştir. Ancak temerrüdün hukuki sonuçlarından yararlanabilmek için, borçlunun borcunu ifa etmediğinin veya gereği gibi ifa etmediğinin ispat edilmesi gerekir. Davacı, davalıların işi yapmadığını — ve dolayısıyla temerrüde düştüğünü — ispat edememiştir. Bu nedenle temerrüt iddiası da ispat edilememiş kabul edilmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle; aşağıdaki şekilde davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken maktu 732,00-TL harcın, peşin alınan 269,85-TL peşin harç ve 40.110,00-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 40.379,85-TL harçtan mahsubu ile bakiye 39.647,85-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, 3-Davalılardan ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 346.819,40-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalılardan ... tarafına verilmesine, 4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.200,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı. 05/03/2026
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır