İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/359 E. 2026/189 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/359
Karar No
2026/189
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/359 Esas KARAR NO : 2026/189

DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/09/2024 KARAR TARİHİ : 10/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 13.09.2023 tarihli ... taşıyıcılı Konveyör Makinesinin Satış, Teslim Ve Montajına İlişkin mutabakata varıldığını, müvekkili şirketin davalı şirketten ... taşıyıcılı konveyör makinası satın aldığını, davalı şirketin komple paslanmaz, ... taşıyıcılı, ısıtıcı sistemi ve kumanda panosu üzerinde olan ve yine mutabakattaki şekle sahip konveyör makinasının müvekkili şirketin ihtiyaçlarına uygun olacak şekilde çalışır vaziyette teslimini, montajına kurulumunun yapılmasını, ekipmanların montajı ve devamındaki hizmetlerin ifası işini üstlendiğini, müvekkili şirketin mutabakata göre tüm edimlerini ifa ederek 15.000 USD ödemeyi gerçekleştirmiş ise de alım satıma konu makinanın varılan mutabakata uygun bir şekilde teslim ve kurulumunun davalı şirket tarafından yapılmadığını, müvekkili şirketin davalı şirketle yaptığı tüm görüşmeler neticesinde söz konusu makinenin mutabakata ve müvekkili şirketin ihtiyaçlarına uygun hale getirilmesi istenmişse de bu talebin karşılanmaması üzerine makinenin iade alınarak bedelinin iadesinin talep edildiğini, ancak bir netice alınamadığını, tüm bu nedenlerle müvekkili şirketin uğradığı bilcümle zarar ve ziyanını talep etme hakkı zorunluluğu hasıl olduğunu, müvekkili şirketin oluşan zararın tazmini için Kadıköy .... Noterliğinin 21.05.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile mutabakata konu konveyör makinasının talep ve ihtiyaçlara uygun olarak en geç 10 gün içinde onarılmasını, onarılamaması halinde yine aynı süre içinde sözleşmeye konu konveyör makinasının talep ve ihtiyaçlara uygun ayıpsız misli ile değiştirilmesini, misli ile değiştirilememesi halinde ise teslime hazır makinanın iade alınarak varılan mutabakat çerçevesinde ödenen 15.000 USD'nin en geç 15 gün içinde avans faizi ile ödenmesini talep etmişse de cevabı ihtarnamede bu taleplerin hiçbirinin karşılanmadığını, bu nedenlerle davalı şirketin, sözleşme konusu yükümlülüklerini usulüne uygun ifa etmemesi ve daha sonraki aşamada zamanında, yetkin ve etkin müdahale etmemesi nedeniyle müvekkili şirketin teslime hazır bulundurduğu dava konusu makina bedelinin şimdilik 150-USD (5.104,50-TL)'sinin ihtarname tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden davalı şirketten tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kurucularının uzun yıllara dayanan sanayi tecrübesiyle çok çeşitli sektörlere makina, teçhizat ve robotik sistemler imal ettiğini, dünyanın 26 ayrı ülkesine yaygın müşterilerine, uluslararası standartlara uygun, yüksek kalitede hizmet anlayışından ödün vermeyen, sektöründe iddialı, güvenilir, saygın bir kuruluş olduğunu, bu davanın müvekkili şirketten 15.000-USD bedel karşılığı satın alınan, gerek tasarım-üretim aşamasındaki ek talepler, gerekse üretim aşaması tamamlandıktan sonra yapılan gecikmiş değerlendirmeler sebebiyle yapılan revizyonlar çerçevesinde; her aşaması davacı yanın onayından geçen konveyör (taşıma) sistemine ilişkin olduğunu, müvekkili şirketin, tasarım-üretim aşaması onayına rağmen, karşı karşıya kaldığı ardışık revizyon taleplerini iyiniyet ve özveriyle eksiksiz yerine getirdiğini, ne var ki; davacı yanın 20.09.2023 tarihli siparişten, 21.02.2024 tarihli 2.revize sistem teslimine dek geçen beş aylık sürede -evvelce öngörmediği- ve müvekkili de öncesinde hiç bir şekilde bilgilendirmediği yepyeni bir sebeple 3.kez revizyon talebinde bulunduğunu, müşterisini memnun etme hedefindeki müvekkili şirketin, yine ivedilikle çözüm önerisinde bulunduğunu, ne var ki bu kez revizyon maliyetini davacı yana yansıtmak durumunda olduğunu belirttiğini, davacı yanın ilk etapta işbu 3. revizyon talebinin 'sistemi çevirmek' anlamına geldiğini ve ek maliyete katlanmayı kabul etmişse de, akabinde huzurdaki davayı ikame ederek makineyi teslime hazır olduklarını beyanla, makine bedelinin faiziyle iadesini talep ettiklerini, uyuşmazlık konusu makinaya ilişkin sözleşme kapsamda yer almayan taleplere dayalı iddiaların, ayıp vasfından söz edilemeyeceği gibi, süresi içinde yerine getirilmemiş bulunan kanuni külfetler karşısında bu iddiaların dinlenebilirlikten de yoksun olduğunu, beyanları doğrultusunda, davacı yanın aksi yöndeki asılsız iddia ve taleplerine itibar edilmeyerek, huzurdaki haksız davanın reddi ile, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLER VE GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinde ayıplı ifa nedeni ile sözleşmeden dönme ve bedel iadesi istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; taraflar arasında akdedilen 13/09/2023 tarihli sözleşme kapsamında davacıya teslim edilen makinenin ve sonrasında ikame edilen makinelerin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın niteliği ( açık yada gizli ) süresinde ayıp bildiriminde bulunup bulunulmadığı, davacının sözleşmeden dönerek bedel iadesi isteminde bulunup bulunamayacağı hususlarının tespiti istemine ilişkindir. Davacı tanığı .... talimat mahkemesi aracılığı ile alınan beyanında: "Ben davacı şirkette kıdemli üretim mühendisi olarak çalışmaktayım.Biz katıldığımız bir fuarda davalının sergilemiş olduğu oring adı verilen ürünü gördük. Bu ürünün şirketimizde kurulup kurulamayacağını kendilerine sorduk. Bunun davalı şirketin sahibi olan .... Bey tarafından bize bu ürünün şirketimizde yapılabilmesinin mümkün olduğunu söyleyerek bize kartını verdi. Sonrasında biz bu durumu kendi şirketimizde projelendirdik ve sonrasında davalı şirketi gözlem için davacı şirket işletmesine davet ettik. Davalı şirket sahibi olan .... Bey daha sonradan bizim şirketimize geldi gerekli ölçüleri alarak işletmede oring kurulmasının mümkün olduğunu, belirtti. Sonrasında bizim firmamız tarafından oring ürünü için sipariş verildi. Sipariş üzerine davalı şirket tarafından oring üretimi yapıldı ve deneme amaçlı olarak bizi davet ettiler. Biz gittiğimizde ürünle alakalı birkaç revizyon talebimizi davalı şirkete ilettik. Onlarda bu revizyonları yaparak ürünü teslim edeceklerini belirttiler. Ürün teslim edildiğinde gıda firması olduğumuz için ilk olarak ürünü yıkadık, yıkama esnasında bantlar koptu. Sonrasında ... Bey irtibata geçtiğimizde deneme aşamasında bu tarz sıkıntının olabileceğini kendisinin gösterdiği şekilde kaynak yaparak ürünü kullanmaya devam edebileceğimizi söyledi. Bunun üzerine kendisinin beyan ettiği şekilde kaynakları yaptık ancak ürün üretim aşamasına geçildiğinde birden fazla yerinden koptu ve kullanılmaz duruma geldi. Sonrasında ... Bey şirketimize gelerek bu ürün için oringin uygun olmadığını söyledi ve bize tambur - bantlı sistemi kurabileceğini söyledi. Ancak bu ürün için ayrıca bir ücret talep edip etmediği konusunda bilgim bulunmamaktadır. Oring sistemi ise hiç bir şekilde kullanılamadı ve onarımı da mümkün olmadı.Tambur - bant sistem kurulduğunda ise bu sistem hem çikolataların altını sıyırdı hem de kekleri kesti. Bu sebeple bu sistemde fabrikamızda kullanılamadı. " dedi. Davacı vekilinin sorusu üzerine; .... Bey şirkete iki defa gelmiştir ve bu gelişlerin ikisinde de kendisine fabrıkamızda üretilen ürünler için gerekli olan sistem ve ürünlerin hassasiyet durumu detaylıca belirtilmiştir ancak bu duruma rağmen belirtmiş olduğumuz hassasiyette ürünler teslim edilmemiştir dedi. Tanıklık ücreti talebim yoktur," şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı ... talimat mahkemesi aracılığı ile alınan beyanında: "Ben şu an davacı şirkette proje ve yardımcı tesisler yöneticisi olarak çalışmaktayım. Davaya konu olayın gerçekleştiği dönemde ise mekanik bakım mühendisi olarak görevliydim. Davacı şirket olarak davalının ürünlerini katılmış olduğumuz bir fuarda gördük ve bu ürünlerin bizim şirketimizde üretilen ürünlere uygun olarak üretilip üretilemeyeceği hususunu davalı şirket sahibi ... Bey'e sorduk, bunun üzerine kendisi bu üretimin yapılabileceğini beyan ederek sonrasında ise davacı şirkete gelip keşif faaliyetlerinde bulunmuştur. Bu keşif esnasında davacı şirket yetkilileri tarafından ... Bey'e istenilen ürünün teknik detayları ve istenilen hususlar detaylıca anlatılmıştır ... Bey de bu ürünü istenilen şekilde üretilebileceğini beyan etmiştir. Bunun üzerine davacı şirket tarafından ürün siparişi verilmiştir. Verilen sipariş sonrasında davalı şirket tarafından üretilen ürünün bir videosu direk olarak bana gönderilmiştir. Bu videoyu incelediğimde tasarımsal olarak oringler arasında boşluk bulunmuyordu kanallı bir şekilde yapılmıştı, video atıldıktan sonraki gün ürünü yerinde görmek amacı ile davalı şirkete ben ve yanımda dosyada tanık olarak yer alan ... ve ... ile birlikte gittik. Ürün orada yaklaşık bir saat boyunca çalıştı. Videoda bahsetmiş oluğumuz sorunların yapmış olduğumuz incelemede de mevcut olduğunu gördük . Ürünün kanallı olması sebebi ile kirlilik problemi oluşacağını ve ısınma problemi olacağını ... Bey'e ilettik. Sonrasında ... bey gerekli çalışmaları yapacağını söyledi. Ürün teslim edildikten sonra oringler arasında boşluk yapılmıştı ancak ürünün boş çalışmasında su ve kimyasallar ile yıkanması sırasında bantlarda kopma meydana geldi. Biz durumu anında bildirdik, imalat devam ettikçe durumun düzeleceğini söyledi. Kendisinin belirtmiş olduğu şekilde oringleri yapıştırdık ancak üretim aşamasına geçildiğinde aynı sorun devam ediyordu. ... Bey daha sonrasında şirketimize gelerek incelemelerde bulundu bu sistemin bu şekilde ilerlemeyeceğini ve tamburlu sistemin şirketimiz için daha uygun olacağını söyledi. Bunun üzerine ücretsiz bir şekilde şirketimize tamburlu sistemi kurdu ancak bu sistemde alt kısmında tambur olduğu için ürünlerin alt kısmında iz yaptı ve ürünlerin kesilmesine sebebiyet verdi, ayrıca bu durumda kirliliğe sebep oldu. Tamburlu sistemi de bu sebeple kullanamadık. " şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı .... talimat mahkemesi aracılığı ile alınan beyanında: " Halen daha davacı şirkette teknik müdür olarak görev yapmaktayım. Ayrıca davaya konu uyuşmazlığın gerçekleştiği tarihte de şirkette aynı pozisyonda çalışmakta idim. Davalı şirket ile gıda fuarında tanıştık, Davacı şirket olarak davalının ürünlerini katılmış olduğumuz bir fuarda gördük ve bu ürünlerin bizim şirketimizde üretilen ürünlere uygun olarak üretilip üretilemeyeceği hususunu davalı şirket sahibi ... Bey'e sorduk, bunun üzerine kendisi bu üretimin yapılabileceğini beyan ederek sonrasında ise davacı şirkete gelip keşif faaliyetlerinde bulunmuştur. Bu keşif esnasında davacı şirket yetkilileri tarafından ... Bey'e istenilen ürünün teknik detayları ve istenilen hususlar detaylıca anlatılmıştır ... Bey de bu ürünü istenilen şekilde üretilebileceğini beyan etmiştir. Bunun üzerine davacı şirket tarafından ürün siparişi verilmiştir. Ürünün üretim aşaması tamamlandığında biz ürünü görmek için fabrikaya gittik. Bu ziyaret esnasında ... ve ... vardı. Ürünü incelediğimde oringler arasında plastikleri bulunduğunu ve boşluk bulunmadığını ve bu sebeple gıdaya uygun olmadığını tespit ederek bu durumu ... Bey e ilettik, ... bey de belirtmiş olduğumuz sorunların düzeltilerek ürünün tarafımıza gönderileceğini beyan etti. Ürün teslim edildikten sonra oringler arasında boşluk yapılmıştı ancak ürünün boş çalışmasında su ve kimyasallar ile yıkanması sırasında bantlarda kopma meydana geldi. Biz durumu anında bildirdik, ilk yıkama sırasında bunun normal bir durum olduğunu, imalat devam ettikçe durumun düzeleceğini söyledi. Ayrıca oringleri yapıştırıp kullanmaya devam edebileceğimizi söyledi. Kendisinin belirtmiş olduğu şekilde oringleri yapıştırdık, ancak üretim aşamasına geçildiğinde aynı sorun devam ediyordu. ... Bey daha sonrasında şirketimize gelerek incelemelerde bulundu bu sistemin bu şekilde ilerlemeyeceğini ve tamburlu sistemin şirketimiz için daha uygun olacağını söyledi. Bunun üzerine ücretsiz bir şekilde şirketimize tamburlu sistemi kurdu ancak bu sistemde alt kısmında tambur olduğu için ürünlerin alt kısmında iz yaptı ve ürünlerin kesilmesine sebebiyet verdi, ayrıca bu durumda kirliliğe sebep oldu. Tamburlu sistemi de bu sebeple kullanamadık " şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı .... 04/02/2025 tarihli celsedeki beyanında : " ben davalı .... firmasında 3 yıldır makine montaj bölümünde çalışıyorum, dava konusu makinenin montajını tamamen ben yaptım, tarafların anlaşması doğrultusunda projeye göre montajı tamamladım, teslim almaları için davacı firmaya bildirimde bulundum, onlar yerinde gelip denemek istediklerini söylediler, sonrasında bir takım değişiklikler talep ettiler, normalde kapalı sistem olarak makine hazırlanmıştı, ancak talepleri üzerine oringli sisteme dönüldü, başta kapalı sistem olarak anlaşılıp anlaşılmadığını ben tam olarak bilemiyorum, daha sonra davacı firma bize oringli sisteminde verimli çalışmadığını bildirdi, tam olarak ne kadar süre sonra bildirdiklerini hatırlamıyorum ,ancak biz bunun üzerine davacı firmaya giderek makineyi gördük, makine çalışır vaziyette gösterilmedi, makine depo gibi bir yerdeydi, bize bu sisteminde verimli olmadığını söylediler ve bunun üzerine bizde onların istekleri doğrultusunda tamburlu sisteme çevirdik, bundan sonra da başka bir geri dönüş olmadı,Davalı vekilinin talebi doğrultusunda tanıktan soruldu: daha önce davacı şirketin kullandığı aktif bir sistemleri varmış ancak hijyenik olmadığı için bizim firmamızdan yeni bir sistem talep ettiler, önceki sistemi çalışırken görmedik, deneme üretimi için bize tepsi gibi bir aparat verdiler birebir üretilecek üründen vermediler, Davacı vekilinin talebi doğrultusunda tanıktan soruldu: ben sözleşme yapılırken orada değildim ancak sistemin nasıl olacağı şeklinde yapılan konuşmada orada bulunuyordum, Benim olaya dair bilgim ve görgüm bu kadardır, Tanıklık ücreti talebim yoktur," şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ... 04/02/2025 tarihli celsedeki beyanında : " ben davalı kempasan firmasında 2019 yılından beri genel müdürü ve firma sahibi olarak görevimi yapmaktayım, davacı firma bize tüyap fuarında ulaştı ve bizimle çalışmak istediğini söyledi ben anlaşma sürecinin tamamına hakimim, davacı firma ile anlaşmamızda davacı firma bize sözlü olarak ne şekilde bir makine istediklerini iletti, bu kapsamda bizde gerekli çizimleri yapıp tasarlayarak davacı firmaya onay için pdf formatında mail olarak attık, davacı firma yetkilileri istediklerinin bu şekilde bir makine olduğunu belirttiler, bunun üzerine üretime geçtik, üretim tamamlandıktan sonra davacı firma ile iletişime geçtik bizim işyerimize gelerek makineyi görmek istediler ,geldiklerinde içlerine sinmeyen birkaç nokta olduklarını söylediler, gönderilen pdf'te göremedikleri hususlar olduklarını belirttiler, bu sırada yanımızda ... ve .... bey vardı, herhangi bir bedel istemeden müşteri memnuniyeti kapsamında istedikleri hususları giderdik ve davacı firmaya teslim ettik, makineyi gönderdikten 10 gün sonra davacı firma bize ulaşarak makinenin bağlantı noktalarının koptuğunu söylediler, biz yerinde giderek inceledik ve makinenin bilemediğimiz bir kimyasalla yıkanması neticesinde sorun oluştuğunu öğrendik, bunu kendileri bize bu şekilde ilettiler, bunun üzerine yapılması gereken değişikliklere ilişkin davacı firma bize ayrıntılı olarak bilgi verdi, bu husus maillerle de sabittir, biz yine müşteri memnuniyeti kapsamında davacının tüm isteklerini bedelsiz olarak yerine getirdik, tekrar teslim ettik, sonrasında bize 15-20 gün sonra bize tekrar ulaşarak üretilen ürünlerin alt kısmında çizikler oluştuğunu, bu hususun düzeltilmesini talep ettiler, ancak bu sefer bedelsiz yapamayacağımızı söyledik, biz ürettiğimiz makinede davacı tarafın ne şekilde ve nasıl bir ürün üretileceğini bilmeden tamamiyle davacı şirketin talimatları doğrultusunda makineyi ürettik, bedelsiz yapmayacağımızı belirtmemiz sonucunda davaya konu uyuşmazlık oluştu, Davalı vekilinin talebi doğrultusunda tanıktan soruldu: bizim kendi firmamızda deneme yapma imkanımız yoktur, biz yalnızca makine imal ediyoruz, davacı taraf bize yalnızca tepsi gibi üzerinde ürün olmayan bir malzeme verdi, biz yalnızca bu malzemeyi makinede döndürdük, makineyi çalıştırdık ve videolarını attık, Benim olaya dair bilgim ve görgüm bu kadardır, Tanıklık ücreti talebim yoktur,," şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ... 04/02/2025 tarihli celsedeki beyanında: " ben davalı kempasan firmasında 8 yıldır montaj görevlisi olarak çalışıyorum, davacı firma ile yapılan anlaşmanın detayını tam olarak bilmiyorum, makinenin montaj aşamasında ben oradaydım, makine montajı yapıldıktan sonra davacı firma bizim iş yerimize gelerek kontrol ettiler, onayladıktan sonra sevkiyatı gerçekleştirdik, ben yurt dışındayken davacı firma bize ulaşarak revizyon talebinde bulunmuş, sonraki makine montajlarında ben yoktum, yalnızca ben davacı firmanın revizyon istediğini duydum, Davalı vekilinin talebi doğrultusunda tanıktan soruldu: davacı firma ilk montaj sırasında deneme için geldiklerinde hijyen açısından makinenin altının açık olmasını istediklerini söylediler, bu doğrultuda makinede değişiklik yapıp bu haliyle teslim ettik, daha önce oringli makinelerle ilgili başka bir kopma şikayeti almadık, sürekli olarak oringli makineler imal etmekteyiz, makinenin üzerinden ne geçeceğini ilişkin bir bilgi vermemişlerdi, yalnızca deneme de kullanmak üzere ölçülü bir kutu verdiler, ve bu kutuyu boş olarak makine üzerinde çevirerek deneme yaptık, Benim olaya dair bilgim ve görgüm bu kadardır, Tanıklık ücreti talebim yoktur," şeklinde beyanda bulunmuştur. Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte Bursa Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak dosya makine mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiş olup, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; "... MAKİNENİN MEVCUT HALİ İLE KULLANIMININ MÜMKÜN OLUP OLMADIĞI; onarımı mümkün ise onarımın ekonomik olup olmadığı; Tarafların istemesi halinde makine çok basit ve az masrafla amaca uygun kullanılır vaziyete getirilebilir. DAVACININ SÖZLEŞMEDEN DÖNEREK BEDEL İADESİ İSTEMİNDE BULUNUP BULUNAMAYACAĞI; İki tarafında kusurundan dolayı tek bir yanın bedel ödemesi uygun olmamalıdır. Ortada anlaşma varken, ve taraflardan birinin mağduriyeti oluşmamışken herhangi bir tarafın bedel ödemesi hakkaniyete uygun olmayacağı kanaatindeyim. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 476. maddesi Eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın, işsahibinin verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple işsahibine yüklenebilecek olursa işsahibi, eserin ayıplı almasından doğan haklarını kullanamaz. Tarafların eşit oranda hatalarından ortaya çıkan mağduriyetin ancak anlaşma yolu ile çözülebileceği kanaatinde olduğumu belirtir bu rapor Yüce Mahkemenizin takdirlerine arz olunur...." şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Bursa Asliye Ticaret Mahkemesine tekrar talimat yazılarak; davalı şirket tarafından davaya konu makine üzerinde yapılan revizyon işlemleri de göz önünde bulundurularak; taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olarak teslim edilip edilmediği, davaya konu makinenin davacının kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olup olmadığı hususlarında teknik açıdan net bir değerlendime yapmak, taraflar arasında akdedilen 13/09/2023 tarihli sözleşme kapsamında davaya konu makine üzerinde davalı tarafça yapılan revizyon işlemleri de göz önünde bulundurularak, davaya konu makinenin işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olup olmadığı, ayıplı olduğunun tespiti halinde süresinde ayıp ihbarı bulunup bulunmadığı, davacının sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanıp bedel iade isteminde bulunup bulunamayacağı kullanamayacağı hususlarında değerlendirme yapmak üzere bilirkişi heyetine 1 borçlar hukuku alanında uzman bilirkişinin dahil edilerek müşterek ek rapor düzenlenmesi istenilmiş olup, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ek raporda özetle; "... 1.Kök rapor ile makinede tespit edilen ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğu, 2. Makinedeki gizli ayıpların giderilmesinin 5.000,00 USD tutacağı, onarım bedelinin makine bedeline oranının %33 olduğu, bu nedenle davacının sözleşmeden dönme yönündeki iradesinin hakkaniyete uygun olmayacağı, 3. Davacının davalıdan talep edebileceği onarım bedelinin 5.000,00 USD olduğu, 4. Davalı yüklenici tarafından Sözleşme m.2 ile, 1 yıl süre ile garanti verilmiş olduğu ve bu itibarla garanti süresi içerisinde Davacı İş Sahibinin ihbar yükümlülüğünde olmaksızın TBK.m.475 ile sayılan seçimlik haklarını kullanabileceği,... " şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Davacı vekilinin 06/01/2026 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 5.000,00-USD'ye artırdığı görülmüştür. Davacı taraf, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin davalı tarafça gereği gibi ifa edilmediğini iddia etmektedir. Davalı taraf ise sözleşme konusu edimlerin yerine getirildiğini, davacı tarafın istekleri doğrultusunda revizyonlar yapıldığını, bu nedenle zarara uğradığını savunmaktadır. Taraflar arasında sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesinde ayıba ilişkin hükümler, TBK'nın 474-478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp, işin kusurlu olması veya sözleşmeye aykırılık halidir, eserde olması gereken lüzumlu vasıfların olmaması veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. TBK'nın 474/1. maddesine göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde eseri muayene ederek varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerekmektedir. TBK'nın 474/1. maddesine göre açık ayıplarda bildirimin "işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz" diğer bir ifadeyle işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde, TBK'nın 477/3. maddesine göre gizli ayıplarda ise gecikmeksizin yani öğrenir öğrenmez yapılması gerekir. Yine TBK'nın 477.maddesine göre eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder ayrıca iş sahibi gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse eseri kabul etmiş sayılır. Ayıp halinde iş sahibinin hakları ise TBK'nın 475. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları sözleşmeden dönme, bedelden indirim yapılmasını isteme veya ayıbın giderilmesini isteme şeklindedir. Eserin iş sahibinin kullanamayacağı derecede ayıplı olması veya hakkaniyet gereği eseri kabul etmesinin iş sahibinden beklenememesi veya eserin sözleşmede açıkça kararlaştırılan nitelikleri taşımaması gibi hallerde iş sahibi eseri kabulden kaçınarak sözleşmeden dönebilir. Eserdeki ayıpların, eserin reddini gerektirecek nitelikte önemli olmadığı takdirde ise diğer seçimlik hakların kullanılması gerekir. Eserin ayıplı olması halinde, ayıbın varlığının ihbarı, şekil koşuluna bağlı olmaksızın tanık dahil her türlü delille ispatlanabilir. (İstanbul BAM 45 HD 2021/910 E., 2024/1576 K. Sayılı ve 04/12/2024 tarihli ilamı) Ayrıca, sözleşmede garanti hükmünün bulunması halinde, gizli ayıbın ortaya çıkması durumunda, ayrıca ayıp ihbarına gerek kalmaksızın gizli ayıptan mütevellit zarar, garanti süresi içinde her zaman talep edilebilir. (Yargıtay 6. HD 2024/175 E., 2025/637 K.sayılı, 20/02/2025 tarihli ilamı) Yapılan yargılama, toplanan deliller, denetime elverişli bilirkişi kök ve ek raporu, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesinde; davacı tarafça, taraflar arasında akdedilen 13/09/2023 tarihli sözleşme kapsamında davalının edimini ayıplı olarak ifa etmesi nedeni ile sözleşmeden dönme ve makine bedelinin iadesi istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda, sözleşmeye konu makinede tespit edilen ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğunun tespit edildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin mahiyeti itibari ile eser sözleşmesi niteliği göz önünde bulundurulduğunda ayıp ihbarının tanık dahil her türlü delille ispatlanabileceği, Mahkememizce dinlenilen tanık beyanlarında makinede tespit edilen ayıbın gecikmeksizin ihbar edildiğinin anlaşıldığı, bu durumda TBK'nın 477/3 maddesi uyarınca süresinde ayıp ihbarında bulunulduğunun kabulü gerektiği, kaldı ki taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 2.maddesi ile 1 yıl süreyle garanti verildiği ve bu durumda garanti süresi içerisinde davacının ihbar yükümlülüğünde olmaksızın TBK'nın 475.maddesinde yer alan seçimlik haklarını kullanabileceği, davacı her ne kadar sözleşmeden dönme talebinde bulunmuş ise de, makinedeki ayıbın onarım bedelinin makine bedeline oranının %33 olduğunun tespit edildiği, TBK'nın 475.maddesi uyarınca eserdeki ayıbın, eserin reddini gerektirecek nitelikte önemli olmadığı takdirde ise sözleşmeden dönme yerine diğer seçimlik hakların kullanabileceğinin düzenlendiği, eserdeki ayıbın kabule zorlanamayacak ölçüde olmaması nedeniyle, davacının sözleşmeden dönme iradesinin hakkaniyete uygun olmayacağı, davacının talebinin sözleşmeden dönme ve bedelin iadesi olmakla birlikte "çoğun içinde az da vardır ilkesi" uyarınca davacının makinedeki ayıbın onarım bedelini talep edebileceği anlaşılmış olup, (Yargıtay 15 HD'nin 2018/157 E., 2018/1539 K. Sayılı ve 12/04/2018 tarihli ilamı) Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda onarım bedelinin 5.000,00-USD olarak tespit edildiği ve davacının bu bedel üzerinden davasını ıslah ettiği anlaşılmakla; davacının davasının kabulü ile 5.000,00-USD onarım bedelinin dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H ÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile; 5.000,00-USD onarım bedelinin dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 11.629,77-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 427,60-TL peşin harç ve 3.564,83-TL ıslah harcından mahsubu ile bakiye 7.637,34-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, -Davacı tarafından yatırılan toplam 3.992,43-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan tebligat, müzekkere gideri, bilirkişi ücreti toplamı 12.629,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, -Davalı tarafın yapmış olduğu yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 7-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/03/2026

Katip ... ¸e-imza

Hakim ... ¸e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/359, K. 2026/189, T. 10.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-359-e-2026-189-k-174a0a822d45