İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/142 E. 2026/298 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/142
- Karar No
- 2026/298
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/142 Esas KARAR NO : 2026/298
DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/02/2024 KARAR TARİHİ : 12/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... isimli karma tipli konut projesi inşaatı bulunduğunu, inşaat hala devam etmekte olup, davalı ile müvekkil arasında 24.02.2022 ve 08.12.2022 tarihli eser sözleşmeleri imzalandığını, söz konusu sözleşmelerde yüklenici davalı, ilgili adreste yer alan karma tipli konut proje inşaatının projeye de adını veren en önemli yapısı olan Süs Havuzu'nun ince inşaat, polyuera izolasyon, filitrasyon ve aksesuar, havuz altyapısı (beton aşaması), havuz kanal ve parapet işlerinin tamamını üstlendiğini, müvekkil şirket teknik personeli ve uzman ekiplerce yapılan incelemelerde; malzeme kalitesi, işçilik vb. hususlarda büyük sıkıntıların olduğu tespit edilmiş ve bu durum davalıya defaten bildirilmesine rağmen davalı tarafça hiçbir aksiyon alınmadığını, süs havuzu sözleşmesi'nin imzalandığı tarih olan 24.02.2022 tarihinde havuzun tüm betonarmesi tamamlanmış olup davalı tarafca gerekli incelemeler yapılmış ve havuz izolasyonuyla ilgili işlemlerin yapılabileceği kanaatine varıldığını, izolasyon işlemlerinin 25.05.2022 tarihinde sözleşmede de belirtildiği üzere müvekkile teslim edileceği taahhüt edildiğini, Büyükçekmece ... Sulh Hukuk Mahkemesi ... D.İş Sayılı dosyasıyla dava konusu süs havuzu için keşif yaptırılmış olup, bilirkişi raporu alındığını, davalı tarafla akdedilen 24.02.2022 tarihli sözleşmede geciken her gün için 5.000,00-TL cezai şart bedeli talep edileceği hüküm altına alındığını, sözleşmeye göre de davalı taraf, işi 25.05.2022 tarihinde bitirmesi gerekirken işi bırakıp gittiğini, bu nedenle de işin bitirilme tarihi olan 25.05.2022 tarihinden 12.02.2024 tarihine kadar 3.150.000,00-TL cezai şart bedelini talep etme zorunluluğu doğduğunu, yine davalı tarafla akdedilen 08.12.2022 tarihli sözleşmede geciken her gün için 2.000,00-TL cezai şart bedeli talep edileceği hüküm altına alındığını, sözleşmeye göre de davalı taraf, işi 08.01.2023 tarihinde bitirmesi gerekirken işi bırakıp gittiğini, bu nedenle de işin bitirilmesi tarihi olan 08.01.2023 tarihinden 12.02.2024 tarihine kadar 804.000,00-TL cezai şart bedelini talep etme zorunluluğu doğduğunu beyanla eksik ve ayıplı ifadan kaynaklı belirlenen bedelin, müvekkil şirketin faiz ile karşılanmayan zararı olan munzam zararının, işin süresinde yapılmaması nedeniyle 24.02.2022 tarihli sözleşme bakımından 25.05.2022 tarihinden 12.02.2024 tarihine kadar 3.150.000,00-TL cezai şartın ve işin süresinde yapılmaması nedeniyle 08.12.2022 tarihli sözleşme bakımından 08.01.2023 tarihinden 12.02.2024 tarihine kadar 804.000,00-TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen 24.02.2022 tarihli sözleşmenin eklerinde yer alan teklif formu, malzeme listesi ve keşif özeti belgeleriyle görüleceği üzere filitrasyon sistemi yapımı, izolasyon yapımı, sıva şap ve cam mozaik kaplama yapılması işleminden ibaret olduğunu, bahsi geçen diğer işlemlerin dava dışı firmalar tarafından yürütüldüğünü, 15.09.2022 tarihinde havuz içi kaba beton işinin müvekile teslim edilmesinden sonra betonarmeye 1. izolasyon uygulamasına başladığını, 10.10.2022 tarihinde davacı şirket tarafından havuz su doldurularak 7 günlük teste tabi tutulduğunu, 17.10.2022 tarihinde test sonrası kaçak olmadığı görülerek havuz suyu boşaltıldığını, eğer havuz altından, daha sonraki tespit edilen en az 100 yerden kaçak olduğu görülseydi neden havuz içi şap ve mozaik kaplamalarına geçilmesine izin verilmiş veya noterden daha sonradan yaptıkları gibi ihtarname çekilmediğini, su oyunlarını üstlenen şirketin koyduğu ve izolasyonunu yaptığı borulardan 5 tanesinin etrafında su geldiği görülmüş, fotoğrafları çekilmiş ve bu durum derhal davacı şirket yetkilisine sözlü olarak bildirildiğini, ilk izolasyon sonrası test edilip su kaçağı görülmeyen havuza , delta şirketi tarafından verilen şap kotu ve malzemesi ile müvekkilim 220 m3 kum ve 1700 adet çimento kullanarak şap attığını, bunun ağırlığının yaklaşık 450 ton olduğunu, ayrıca havuz iç mozaik ve yapıştırıcılar ise 70 tondur. Fıskiye sistemi ise yaklaşık 20 ton olduğunu, havuza 1500 ton da su konulduğunu, betonarmedeki bu kırık çatlamalarının sebebinin, betonarme projesinin bu yükleri gözeterek yapılmadığı ve/veya havuz betonarme imalatının gerekli normlarda yapılmamasından kaynaklanmadığını, kaba beton yapının sorumluluğu davacının bizzat kendisine ait olup bu yapı tamamlanmadan müvekkilin havuz işine tüm unsurlarıyla başlamasının imkansız olduğunu, davacı tarafın işlerin tam ve eksiksiz teslim edilmiş olmasına rağmen müvekkilin sözleşmede belirlenen ücretini ödememiş, 800.000,00 TL'lik bakiye tutarı ve tüm sözleşme bedelinin KDV'si olan 520.000,00 TL'yi sözde işin teslim edilmemesinden kaynaklı olarak müvekkile göndermediğini, müvekkil tüm bu işlemler için yalnızca sözleşme anında ücretin bir kısmını almış, geri kalan işlem ücretini ise davacı taraftan alamadığını, havuz temel betonarmelerinin tek seferde dökülmesi tekniğe daha uygun olmasına rağmen 6 ay boyunca parça parça 5-6 seferde dökülmüş; bazen aynı günde dökülen betonların bir kısmı sabah bir kısmı ise beton gelmediğinden dolayı akşamları devam edilerek dökülmüş ve betonlarda tekniğe uygun olmayan soğuk derzler oluştuğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalının işi tam ve eksiksiz olarak bitirip bitirmediği, işin sözleşme kapsamında süresinde bitip bitmediği, eksik ve ayıplı ifa olup olmadığı, var ise bedelinin tespiti, davacının munzam zarar talep etmekte haklı olup olmadığı, davacının cezai şart talep etmesinde haklı olup olmadığı, talep etme hakkı var ise bedelinin tespiti hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir. 18.11.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"Dava konusu sözleşmeye konu işte; tekniğin gereği olarak izolasyon öncesi yapılması gereken karot delme işleminin mozaik kaplama imalatının yapılması aşamasında yapılmış olması nedeniyle imalat sıra hatasının yapıldığı (bu durumla ilgili davacı şirket de aynı oranda sorumludur), Gelinen durum itibarı ile süs havuzu için yapılmış olan su izolasyonunun görevini yerine getirmediği, dolayısı ile ayıplı imalat olduğu tespit edilmiş olmakla birlikte dava konusu edilen sızıntıların, davalı yüklenicinin imalat hatasından kaynaklandığına ilişkin dosya içeriği belgeler üzerinden herhangi bir bulgu saptanmamış olup çekişme konusu sızıntıların; dava dışı fıskiye yüklenicisi tarafından açılan karot deliklerinin yanlış zamanda (mozaik kaplama aşaması) açılmış ve karot deliği izolasyonunun tekniğine uygun olarak yapılmamış olmasından kaynaklandığı, ancak davalı yüklenicinin 10 yıl garanti taahhütnamesi verdiği bir işle ilgili basiretli bir tacir olmanın gereği olarak sözleşme ediminin ana unsuru olan izolasyon imalatını etkileyebilecek her işlemi takip ve kontrol etmesi, gerekli kaçak testleri yapılmadan kaplama imalatlarına başlamaması gerektiği, Davalı yüklenicinin,soğuk derzli olarak dökülen beton üzerine uyguladığı izolasyon imalatında; soğuk derzlere, genleşmeyi almak üzere fitil ve omega uygulaması yapmamış olması nedeniyle kusurlu olduğu, Davacı yanın cezai şart talebinde bulunup bulunamayacağı, bulunabilecek ise hangi tarihten itibaren bulunabileceği konusu için öncelikle dava konusu işin teslim edilmesi gereken tarihinin tespit edilmesinin önem arz ettiği; söz konusu tarihle ilgili taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı; dosyasına anılı işle ilgili müspet veya menfi herhangi bir teslim tutanağının sunulmadığı; teslimi ispat yükü davalı yüklenicide olmakla birlikte taraflar arasında akdedilen 24/02/2022 tarihli sözleşmenin,‘’Yapının İlk Muayenesi’’ başlıklı 24. maddesi hükümleri birlikte göz önüne alındığında; davacı şirketin de sözleşme ile yüklendiği konuya ilişkin edimini tam ve zamanında yerine getirmediği, Dava konusu taşınmazda oluşan problemlerin çözümü için;Mozaik kaplamanın sökülmesi, Soğuk derzli olarak dökülmüş olan şapın soğuk derz bölgelerinin temizlenmesi, Soğuk derzlere dilatasyon izolasyon fitillerinin yerleştirilmesi, Soğuk derz bölgelerinde oluşacak genleşmeyi alacak şekilde fitiller üzerine membran ile omega uygulaması yapılması, Havuz döşemesine yerleştirilmiş olan tüm boruların, sızıntı oluşturmayacak şekilde izole edilmesi, İzolasyon katları tamamlandıktan sonra havuzun su ile doldurulması ve 5 süre ile kaçak testinin yapılması, %100 su geçirimsizliğinin sağlandığının anlaşılması, Koruyucu şap uygulanarak üzerine mozaik kaplamanın yapılması, Süs havuzunda oluşan problemlerin çözüm bedeli ile ilgili olarak dosya kapsamına göre, davacı şirket ile dava dışı ... Süs Havuzu ve Fıskiye Sistemleri İnş. Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti arasında 04/04/2024 tarihli ve 4 ay süreli (04/08/2024 tarihine kadar geçerli) KDV dahil 6.750.000,00 TL keşif bedelli ‘’Havuz’’ ve KDV dahil 2.000.000,00 TL keşif bedelli ‘’İzolasyon’’ Sözleşmesinin imzalandığı, (az yukarıda sözleşme metinleri verilmiştir) bilirkişi heyetince yapılan piyasa araştırmasına göre bahse konu sözleşme fiyatlarının kadri marufunda olduğu, Öte yandan dava konusu olmamakla birlikte; dava konusu süz havuzunun döşemesini oluşturan kaset döşemede meydana gelmiş olan yapısal çatlakların, çift yönde taşıyıcılı grout beton esaslı tamir harcı (zaypex vb.) ile kapatılması ve sonrasında tüm kaset döşeme alt yüzlerinin; beton bünyesindeki rutubet ile karşılaştıkça kimyasal reaksiyona girerek kristalize olmak şekilde beton gözeneklerini kapatarak izolasyonunu sağlayan ... türü malzeme ile ‘’Negatif İzolasyon’’ uygulanması gerektiği, Taraflar arasında 24.02.2022 tarihinde adi yazılı şekilde “Alt Yüklenici (Taşeron) Sözleşmesi” başlıklı sözleşmenin kurulduğu; sözleşmedeki irade açıklamaları incelendiğinde sözleşmenin TBK m. 470 hükmü gereğince eser sözleşmesi olduğu; buna göre davacının işsahibi, davalının da yüklenici sıfatını haiz olduğu; sözleşmenin 4. maddesinde .... Projesi için havuz işlerinin imalatının kararlaştırıldığı, Taraflar arasında 24.10.2022 tarihinde adi yazılı şekilde “Havuz Yapım Ek Protokol” başlıklı sözleşmenin kurulduğu; sözleşmenin 2. maddesinde 24.02.2022 tarihli sözleşmenin garanti süresinin uzatılmasının ve davalı yüklenicinin, işin tam ve kullanıma elverişli olarak teslim edildiği andan itibaren 10 yıl süre ile açık ve gizli ayıplardan sorumlu olduğunun kararlaştırıldığı; Taraflar arasında 08.12.2022 tarihinde adi yazılı şekilde “Havuz Kanal ve Karpet Sözleşmesi” başlıklı sözleşmenin kurulduğu; sözleşmedeki irade açıklamaları incelendiğinde sözleşmenin TBK m. 470 hükmü gereğince eser sözleşmesi olduğu; buna göre davacının işsahibi, davalının da yüklenici sıfatını haiz olduğu; sözleşmenin 2. maddesinde .... Projesi için havuz kanal ve parapet kısımlarının kaplama işlerinin imalatının kararlaştırıldığı, Eksik ve ayıplı ifa yönünden talep değerlendirildiğinde: Eser sözleşmesinin “tam iki tarafa borç yükleyen sözleşme” olması, TBK m. 106/I hükmü gereğince kendisi tarafından yapılması gereken fiilleri yapmaması ve TMK m. 2 hükmünde düzenlenen dürüstlük kuralı nedeniyle davacı işsahibinin, davalı yüklenicinin eksik ve ayıplı ifasından ötürü onun sorumluluğuna gidilemeyeceği kanaatine varıldığı; Munzam (aşkın) zarar talebi değerlendirildiğinde: TBK m. 122/I hükmünün “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.” şeklinde olduğu; dosya kapsamı incelendiğinde ise böyle bir hesaplamanın mali veya teknik uzmanlarca yapılmadığı; İşin süresinde yapılmaması nedeniyle 24.02.2022 tarihli sözleşme uyarınca ceza koşuluna ilişkin talep değerlendirildiğinde: 24.02.2022 tarihli sözleşmenin 6.b maddesinde yer tesliminden itibaren 90 gün içinde işin teslim edilmemesi halinde gecikilen her gün için 5.000TL.nin yüklenici davalı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı; işbu ceza koşulunun (cezai şartın) türünün TBK m. 179/II hükmü gereğince “ifaya eklenen ceza koşulu” olduğu kanaatine varıldığı; -yukarıda da belirtildiği üzere- eser sözleşmesinin “tam iki tarafa borç yükleyen sözleşme” olması, TBK m. 106/I hükmü gereğince kendisi tarafından yapılması gereken fiilleri yapmaması ve TMK m. 2 hükmünde düzenlenen dürüstlük kuralı nedeniyle davacı işsahibinin, davalı yüklenicinin kararlaştırılan ceza koşulundan ötürü sorumluluğuna gidilip gidilemeyeceğini takdirin Mahkeme’ye ait olduğu, buna ilişkin olarak yukarıdaki teknik değerlendirme kısmında herhangi bir hesaplamanın yapılmadığı, İşin süresinde yapılmaması nedeniyle 08.12.2022 tarihli sözleşme uyarınca ceza koşuluna ilişkin talep değerlendirildiğinde: 08.12.2022 tarihli sözleşmenin 14. maddesinde yer tesliminden itibaren 5 gün içinde işe başlanmaması halinde gecikilen her gün için 2.000TL.nin yüklenici davalı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı; işbu ceza koşulunun (cezai şartın) türünün TBK m. 179/II hükmü gereğince “ifaya eklenen ceza koşulu” olduğu kanaatine varıldığı; eser sözleşmesinin “tam iki tarafa borç yükleyen sözleşme” olması, TBK m. 106/I hükmü gereğince kendisi tarafından yapılması gereken fiilleri yapmaması ve TMK m. 2 hükmünde düzenlenen dürüstlük kuralı nedeniyle davacı işsahibinin, davalı yüklenicinin kararlaştırılan ceza koşulundan ötürü sorumluluğuna gidilip gidilemeyeceğini takdirin Mahkeme’ye ait olduğu, buna ilişkin olarak yukarıdaki teknik değerlendirme kısmında herhangi bir hesaplamanın yapılmadığı" görüş ve kanaatlerini mahkememize bildirmişlerdir. 04/09/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; " Sözleşmede kararlaştırılan süreye göre, 08.01.2023 - 12.02.2024 tarihleri arası için 401 gün gecikme mevzu bahis olup sözleşmenin 13.maddesindeki 2.000,0 TL cezai şart bedeline göre toplam cezai şart bedeli 401 gün x 2.000,0 TL/gün - 802.000,0 TL olacağı, Dava tarihi itibari ile yukarıda sayılan işlere karşılık gelen bedelin 6.475.000.0 TL olması gerektiği, Davacı uğradığı zararı her ne kadar munzam zarar olarak nitelese de somut olay bakımından işin gecikmesinden dolayı uğradığını iddia ettiği; inşaata devam edilememesi, hatalı işçilik nedeniyle uygulanması mümkün olmayan; satın aldığı malzemelerin kullanılamaz hale gelmesi, proje teslim tarihinin aksaması, projede yer alan dükkânların faaliyete geçememesinden kaynaklanan zararların bir kısmı “fiili zarar”, bir kısmı “yoksun kalınan kâr” niteliğinde olup her ikisi de “olumlu zarar” olarak nitelendirilmesi gerektiği, Ancak davacının uğradığını iddia ettiği söz edilen zararların var olup olmadığının, var ise kapsamının tespiti için davacının da zararını önlemek için yeteri kadar özenli davranmadığı hususları göz Önünde bulundurulması gerektiği, ayrıca zarar olarak havuz imalatındaki aksaklığın inşaatın diğer kısımlarına sirayet etmesine ilişkin tespitin mevcut dosya kapsamıyla tespit edilemiyor olması bir yana davacı açısından dikkate alınması gerekli husus, zararın zamanında tutanak ile tespit edilmemiş olmasıdır. Gerçekten de taraflar arasındaki 24.2.2022 tarihli sözleşmenin “yapının ilk muayenesi” başlıklı 24. maddesinde “işin bitirilmesi lazım gelen günde o günkü durumun tutanakla tespit edilmesi, iş kabule hazır değilse eksik ve kusurlu işleri gösteren tutanak tanzimi ve yükleniciye bildirilmesi” de iş sahi in öngörülmüş bir yükümlülük olduğu, Buna göre en geç 14.12.2022 tarihi itibariyle davacı-iş sahibi tarafından tespit tutanakları ile kayıt altına alınması ve yüklenici-davalıdan düzeltilmesi talep edilmesi gereken hatalı imalatların ancak 14.12.2022 tarihi itibariyle inşaatın diğer için öngörülen tutanakla o günkü durumun tespiti yükümlülüğü, buna uyulmadığı takdirde aleyhine bir yaptırıma bağlanmış olmasa dahi bu yükümlülüğe aykırılık olmasa idi daha erken tespit ve müdahale edilmesine (takdir Mahkemeye ait olmak üzere), kısmen- zararın (inşaata devam edilememesi, hatalı işçilik nedeniyle uygulanması mümkün olmayan; satın aldığı malzemelerin kullanılamaz hale gelmesi, proje teslim tarihinin aksaması, projede yer alan dükkânların faaliyete geçememesinden kaynaklanan zararların) meydana gelmesinde davacının da kusurlu olduğunu ortaya koyar. Ancak bu kusurun, bu konudaki eylemsizlik sebebiyle davalının kusuruna nazaran oldukça sınırlı bir biçimde, hafif kusur düzeyinde olduğu" görüş ve kanaatlerini mahkememize bildirmişlerdir. 15/11/2025 Tarihli Bilirkişi Ek Raporunda Özetle; "Dosyasındaki taraf beyanları, mevcut bilgi ve belgelere istinaden, taşınmaz mahallinde yapılan keşif, tespit ve hesaplamalar sonucunda, tüm hususların hukuki değerlendirme ve takdir hakkı Mahkemeye ait olmak üzere, dava konusu olan İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ...Sokak, No:4A Adresinde Konumlu .... Projesi Bünyesinde Yer Alan Süs Havuzu işine ilişkin, tarafımızca kök raporda yapılan değerlendirmelere yönelik taraflarca sunulan itirazların değerlendirilmesi sonrasında KÖK RAPORDA yapılan tespit ve hesaplamalarda değişiklik yapılmasını gerektiren bir durum yoktur. Davacı tarafın davada talebi davalı ile süs havuzu yapılmasına dair sözleşme tarihindeki bedeli ile eksik ifa sebebi ile yeniden yapılacak süz havuzunun dava tarihinde bedeli göz önüne alınarak zararının şimdilik 1.000,00.-TL bedel olarak tazmini, ceza-i şart bedeli olup; Eksik ve ayıplı işlerin giderilebilmesi için; mevcut mozaik kaplamasının tamamen sökülmesi, döşemenin uzunluğuna rağmen yekpare dökülmesinden ve betonun döküm aşamasında sulama işlemlerinin de gereği gibi yapılamamasından ötürü oluştuğu değerlendirilen, kısmen soğuk derz şeklindeki çatlakların temizlenerek, izolasyon fitillerinin çekilmesi, soğuk derzler üzerine membran ile yalıtım uygulaması yapılması, çatlaklarda olduğu gibi su sızıntısının kaynağını teşkil ettiği değerlendirilen fiskiye deliklerinin / boruların çevresinin de benzer şekilde izole edilmesi, İzolasyon işlemlerinin tamamlanmasının ardından su testi yapılarak, 1 hafta havuzun dolu şekilde bekletilerek, su geçirgenliği olup olmadığının belirlenmesi; su geçirgenliğinin tespiti halinde geçirgenlik olan kısımlar yönünden yukarıdaki işlemlerin gözden geçirilmesi, su geçirgenliğinin olmaması durumunda ise izolasyon üzerine koruyucu şap dökülerek, cam mozaik döşeme işleminin yapılması gerektiği, Dava tarihi itibari ile yukarıda sayılan işlere karşılık gelen bedelin 6.475.000,0 TL olması gerektiği, davacının talebinin şimdilik 1.000,00.-TL olduğu, Ceza- i Şart yönünden; Sözleşmede kararlaştırılan süreye göre, 08.01.2023 – 12.02.2024 tarihleri arası için 401 gün gecikme mevzu bahis olup sözleşmenin 13.maddesindeki 2.000,0 TL cezai şart bedeline göre toplam cezai şart bedeli 401 gün x 2.000,0 TL/gün = 802.000,0 TL olacağı, davacının talebinin 3.150.000,00 + 804.000,00= 3.954.000,00.-TL olduğu, VUK. md.182 ve 6102 sayılı TTK m.64’e göre tutulması gereken davacı şirketin 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK md. 64 ve VUK 221-226. md. uyarınca açılış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığı; 6102 sayılı TTK m.64’e göre kapanış tasdikine tabi olan ilgili yıllara ait yevmiye defterlerinin kapanış tasdiklerinin de yasal süresinde yaptırıldığı, Davacının ticari defterlerinden sadece davacının davalıya yapmış olduğu ve davalının borcuna kaydettiği toplam 1.800.000,00 TL’nin kayıtlı olduğunun tespit edilebildiği; dolayısıyla, ticari defter incelemesi neticesinde, huzurdaki davada talep edilen alacaklar yönünden herhangi bir tespit yapılamadığı / yapılamayacağı; huzurdaki davada talep edilen alacakların talep edilip edilemeyeceği ve/veya talep edilebilecekse hangi tutarlarda talep edilebileceği hususlarının ancak teknik incelemeler neticesinde tespit ve hesap edilebileceği, davalının davacının alacağına mahsup edeceği bakiye alacağının da olmadığı" görüş ve kanaatlerini mahkememize bildirmişlerdir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklı olarak davacının eksik ve ayıplı ifa iddiasından kaynaklı olarak tazminat, munzam zarar alacağı ve sözleşmeye dayalı cezai şart alacağı talebi hakkındadır. Taraflar arasında dosya içerisindeki eser sözleşmeleri ve yapılan işler hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser yüklenicinin sermayesi, sanat ve becerisini kullanarak gerçekleştirdiği sonuçtur. İş sahibi ısmarladığı eserin belli nitelikler taşımasını, amacını karşılamasını arzu eder. Şayet ısmarlanan eser iş sahibinin beklentisini karşılamıyorsa sözleşmenin yararlar dengesi iş sahibi aleyhine bozulur. Bu bakımdan eser, fen ve sanat kurallarına uygun ve iş sahibinin amacını karşılar nitelikte imâl edilmelidir. Aksi halde eser ayıplıdır ve yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluğu ortaya çıkar. Ayıp, eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. İlk bakışta görülebilen veya basit muayene ile anlaşılabilen türden ayıplar açık ayıp; ilk bakışta görünemeyen veya basit muayene ile hemen anlaşılamayan, sonradan kullanılmakla ortaya çıkan ayıplar ise gizli ayıp olarak nitelendirilir. Ayıplı iş ile eksik iş birbirinden farklıdır. Ayıplı işvasıf noksanlığını ifade ettiği halde, noksan iş yapılmayan işi ifade eder. Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, 818 sayılı BK'nın 359-363 (6098 sayılı TBK 474-478) maddeleri arasında düzenlenmiştir. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan BK'nın 359/I. maddesine göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde eseri muayene edip varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerekir. Aynı kanunun 362/II. maddesi gereğince iş sahibi kanunen tayin olunan muayene ve ihbarı ihmal ederse eseri zımnen kabul etmiş sayılır. BK'nın 362/I. maddesine göre de eserin sarahaten veya zımmen kabulünü müteakip yüklenici her türlü mesuliyetten kurtulur. Eserin kabulü ile yüklenici açık ayıplara ilişkin sorumluluktan kurtulur. Eserin kabulü, kasten saklanıldığı usulünce yapılan muayenede görülemeyecek olan açık ve gizli ayıplar ile sonradan kullanılmakla ortaya çıkan gizli ayıplar yönünden ise yükleniciyi sorumluluktan kurtarmaz. Kasten saklanılan ayıplar ile gizli ayıplar yönünden yüklenicinin sorumluluğu eserin kabulünden sonra da devam eder. İş sahibinin ayıba karşı tekeffülden doğan haklarını kullanabilmesi için eserdeki ayıbı yükleniciye bildirmesi zorunludur. BK'nın 359/I. maddesine göre açık ayıplarda bildirimin “işlerin mutad cereyanına göre imkânını bulur bulmaz” diğer bir ifadeyle işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde, BK'nın 362/III. maddesine göre gizli ayıplarda ise gizli ayıba vakıf olur olmaz (öğrenir öğrenmez) yapılması gerekir. Süresinde ayıp ihbarında bulunulmamışsa yüklenici sorumluluktan kurtulur. Ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanılarak yükleniciden bir talepte bulunulamaz. Şayet sözleşmede garanti süresi kabul edilmişse, iş sahibi 359/I. ve 363/III. maddelerde öngörülen sürelerle bağlı olmayıp, ayıp ihbarını garanti süresi içinde her zaman yapabilir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla BK'nın 360. (TBK'nın 475.) maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Kanun koyucu, ayıp halinde işsahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır. 6100 sayılı HMK'nın 266. ve devamı maddeleri uyarınca çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde hâkim bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir... hükmü uyarınca ;Mahkememizce ilgili işin yapıldığı mahalde 26.07.2024 tarihinde keşif icra edilmiş, 2 ayrı bilirkişi kök raporu ve ek raporlar alınmıştır. Mahkememizce dosya kapsamındaki tüm raporlar ve raporlardaki teknik tespitler bir arada bütüncül olarak değerlendirilmiş olup, davalı tarafından yapılan imalatların ayıplı olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Nitekim dosya kapsamına taraflarca sunulan belgeler, resimler, videolar, Mahkememizce yapılan keşif neticesindeki gözlem ve sonrasında bilirkişi heyetince 10.09.2025 tarihli raporda bir bütün halinde ortaya konulan ve yeniden yapılan incelemeler sonucundaki resimler bir arada değerlendirildiğinde meydana getirilen işin ve havuzun teknik ve fenni olarak uygun olmadığı, kabul edilemez nitelikte olduğu, taraflar arasındaki eser sözleşmesine göre ilgili işten beklenen faydaların sağlanmasının mümkün olmadığı, havuzun kabarma ve sızdırmalar yaptığı sabittir. Nitekim davalı tarafından da yapılan işin kusursuz olduğuna ve davacı tarafından kabul edildiğine yönelik herhangi bir delil sunulmamıştır. Davalı esas olarak yapılan işteki ayıplı kısımların ve hataların kendisinden kaynaklanmadığını, kusurun kendisinde olmadığını, davacının talimatları ve diğer taşeron yüklenicilerin yaptığı işlerden kaynaklandığı iddia etmektedir. Nitekim davalı tarafından da ilgili esere yönelik çeşitli tespitler yapılmış, davacı tarafından davalıya ihtarlar gönderilmiş olup, meydana gelen ayıpların ihbar edildiği, davalının haberdar olmadığı gibi bir durumun söz konusu olmadığı bu sebeple ayıba yönelik muayene ve ihbar yükümlülüklerinin yerine getirildiği anlaşılmış, ihtilaf konusu olmadığı değerlendirilmiştir. 6098 sayılı Kanun'un 476. Maddesi şu şekildedir: "Eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın, işsahibinin verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple işsahibine yüklenebilecek olursa işsahibi, eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz." İlgili hükümden görülebileceği üzere eser sözleşmelerinde meydana gelen ayıbın iş sahibinin talimatlarından ve siparişinden veya yaptığı ya da yaptıracağı başka işlerden kaynaklanması durumunda yüklenicinin eser sahibine karşı bu hususta uzman kişi olarak ihtarda bulunması bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir. Yüklenici üstlendiği iş bakımından uzman bir kişi olarak, iş sahibini aydınlatma, ona tavsiyede bulunma, eserin meydana getirilmesinde önem taşıyan her konu olay ve durum hakkında bilgi vermekle yükümlüdür. Özellikle tacirler arasındaki eser sözleşmeleri bakımından 6102 sayılı Kanun gereğince basiretli tacir olarak hareket etme yükümlülüğüne sahip olan yüklenici ve eser sözleşmesinde yüklenici sıfatı da gözetilerek yüklenicinin sorumluluğu değerlendirilmelidir. Nitekim 6098 sayılı Kanun'un 472. Maddesinin 3. Fıkrasında yüklenici bakımından ayrıca şu düzenleme bulunmaktadır: "Eser meydana getirilirken, işsahibinin sağladığı malzemenin veya eserin yapılması için gösterdiği yerin ayıplı olduğu anlaşılır veya eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başka bir durum ortaya çıkarsa, yüklenici bu durumu hemen işsahibine bildirmek zorundadır; bildirmezse bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olur." İlgili hükümden görülebileceği üzere yüklenici eserin gereği gibi meydana getirilmesine engel olacak bir durumun veya tehlikeye düşürecek bir durumun ortaya çıkması halinde bu durumu da iş sahibine derhal bildirmelidir. İlgili hükümler bir arada değerlendirildiğinde; davalı tarafından her ne kadar cevap dilekçesinde ve aşamalarda meydana getirilen eserdeki ayıplı imalatların kendi yaptığı işlerden kaynaklanmadığını, diğer yüklenicilerin işlerinden ve davacının talimatlarından kaynaklandığını iddia etmiş ise de dosya kapsamında bulunan ve taraflar arasında ihtilaf konusu olmayan sözleşmelere göre davalının üstlendiği sorumlulukların ve yapılan işteki yüklenici olarak uzmanlığı ve basiretli tacir olarak hareket etme yükümlülüğü gözetildiğinde davalı dışında yapılan ve/veya daha önce başka yükleniciler tarafından yapılan işler ve iş sıralamasında hata olması halinde dahi davalı yüklenici tarafından kendi edimlerine ve imalatlarına başlamadan önce davacı iş sahibine bu konuda ihbar ve ihtarda bulunmasının basiretli tacir ve eser sözleşmesi kapsamında uzman kişi olarak zorunlu olduğu, davalı tarafından bu yükümlülüğün zamanında yerine getirildiğine dair herhangi bir yazılı delilin dosyaya sunulmadığı, davalının sözleşmeler kapsamında üstlendiği denetim yükümlülüğünü basiretli bir tacir ve uzman kişi olarak yerine getirmediği dolayısıyla sözleşme hükümleri ile üstlendiği yükümlülükler ve edimler gereğince meydana gelen ayıplardan sorumluluğunun bulunduğu kanaatine varılmıştır. Bu bağlamda davalı yüklenicinin dosya kapsamındaki sözleşme hükümlerine göre üstlendiği edimleri ve denetim yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediği, davalı yüklenicinin diğer yüklenicileri ve işi de denetleme yükümlülüğünün bulunması ile birlikte eser sözleşmesi kapsamında yüklenici sıfatının niteliği gereği ve 6098 sayılı Kanun'un 472 ve 476. Maddesi gereğince meydana getirilecek eserdeki ayıplar ve sonuçları hakkında davacı iş sahibine karşı uyarı, ihbar ve ihtar ile yükümlü olduğu bir arada değerlendirildiğinde davalı yüklenicinin meydana gelen ayıplardan sorumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Mahkememizce alınan her iki bilirkişi kök raporunda da ayıplı işler ve düzeltilmesi için gerekli maliyetler ve yapılması gereken işler tespit edilmiştir. 6098 sayılı Kanun'un 473. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir: "Meydana getirilmesi sırasında, eserin yüklenicinin kusuru yüzünden ayıplı veya sözleşmeye aykırı olarak meydana getirileceği açıkça görülüyorsa, işsahibi bunu önlemek üzere vereceği veya verdireceği uygun bir süre içinde yükleniciye, ayıbın veya aykırılığın giderilmesi; aksi takdirde hasar ve masrafları kendisine ait olmak üzere, onarımın veya işe devamın bir üçüncü kişiye verileceği konusunda ihtarda bulunabilir." İlgili hükümden görülebileceği üzere eserin yüklenicinin kusuru yüzünden ayıplı veya sözleşmeye aykırı olarak meydana getirileceğinin belli olması halinde iş sahibinin nama ifa hükümleri kapsamında ayıbı masrafları yükleniciye ait olmak üzere işi uygun hale getirebileceği açıktır. Nitekim davaya konu somut olayımızda da davacı iş sahibi tarafından dava dışı üçüncü kişi ile 8.750.000,00-TL bedel üzerinden sözleşme yapılmıştır. Mahkememizce alınan her iki bilirkişi kök raporunda da 8.750.000,00-TL bedel ile davacı iş sahibi tarafından dava dışı başka bir yüklenici ile nama ifa hükümleri kapsamında ayıbın giderilmesi amacıyla yapılan söz konusu sözleşmelerdeki iş ve bedellerin kadri maruf olduğu, ilgili tarihteki piyasa rayicine uygun olduğu ve ayıbın giderilmesi için gerekli iş ve işlemleri içerdiği tespit edilmiştir. Raporlar arasında bu yönde herhangi bir çelişki bulunmamaktadır. Buna karşılık Mahkememizce hükme esas alınan 10.09.2025 tarihli bilirkişi kök raporu ve bu raporun ek raporunda davacı iş sahibinin dava dışı üçüncü kişi ile 8.750.000,00-TL bedel üzerinden imzaladığı sözleşme kapsamında davalı yüklenici tarafından meydana getirilen işlerdeki ayıpların düzeltilmesi haricinde başkaca iş kalemlerinin de bulunduğu tespit edilmiş, usul ve yasaya uygun olarak 10.09.2025 tarihli bilirkişi raporunda ilgili kapsam dışındaki işlerin davacı ile davalı arasındaki sözleşmeler ve söz konusu sözleşmelerdeki iş ağırlığına göre oranlanarak ayıbın giderilmesi kapsamında lüzumlu olmayan ve davalıya yüklenemeyecek iş ağırlığı davacı ile dava dışı üçüncü kişi yüklenici arasındaki nama ifa kapsamındaki ayıpların giderilmesi için yapılan sözleşme toplam bedelinden çıkarılarak davacının ayıplı işler kapsamında nama ifa nedeniyle üçüncü kişi ile yaptığı sözleşme nedeniyle davacının davalıdan ilgili tarihteki piyasa rayiçlerine göre talep edebileceği bedelin 6.475.000,00-TL olduğunu tespit etmiştir. Söz konusu tespit Mahkememizce usul ve yasaya uygun bulunmuş, teknik bilirkişilerce piyasa rayiçlerine uygun olduğu ve davalının ayıplı imalatının giderilmesi ve düzeltilmesi için gerekli işler için talep edilebilecek bedelin 6.475.000,00-TL olarak hükme esas alınması gerektiği anlaşılmıştır. Bu bağlamda 6098 sayılı Kanun'un 473. Maddesinin 2. Fıkrası kapsamında davacının nama ifa ile üçüncü kişiye yaptırdığı ve onarttığı davalının ayıplı işleri ve kusuru sonucunda meydana gelen işlerin düzeltilmesi için 6.475.000,00-TL'yi davalıdan talep edebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Ancak davacı iş sahibinin de yapılan eser sözleşmesi kapsamında kusurlu olduğu, diğer yüklenicileri ve iş sıralarını basiretli bir tacir ve inşaat işi yapan bir tüzel kişilik olarak uzmanlığı kapsamında gözetmediği ve gerekli üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, zararın artmasına sebebiyet verdiği bu noktada davacı iş sahibinin de müterafık olarak kusurlu olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Mahkememizce davacı iş sahibinin müterafık kusuru taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, karşılıklı üstlenilen yükümlülükler, 6098 sayılı Kanun'un iş sahibine yüklediği yükümlülükler, davacı şirketin iş sahası, uzmanlık alanı ve faaliyet konusu ile davacının eylemlerinin meydana gelen zararı arttırdığı gözetilerek ve yerleşik Yargıtay içtihatları kapsamında %25 olarak belirlenmiş ve takdir edilmiştir. Her ne kadar davalı tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek müterafık kusur oranının bilirkişilerce takdir edilmediği iddia edilmiş ise de müterafık kusur oranı takdirinin Mahkemeye ait olduğu anlaşılmakla davalının aksi yöndeki itirazına itibar edilmemiştir. Sonuç olarak taraflar arasındaki sözleşmeler, davalı yüklenicinin sözleşme kapsamında üstlendiği denetim edimleri ve kendi işi dışındaki diğer yüklenicilerin işlerine yönelik denetim yükümlülükleri, davalının garanti yükümlülüğü, 6098 sayılı Kanun'un 472 ve 476. Maddeleri kapsamındaki yüklenicinin iş sahibine karşı olan ihbar ve bildirim yükümlülükleri, davalı yüklenicinin yüklenici sıfatı gereği üstlendiği uzmanlık ve basiretli tacir yükümlülüğüne aykırı hareket ederek meydana gelen işin ayıplı olacağı ve sözleşme kapsamına uygun olmayacağı ve ortaya çıkabilecek zararlar konusunda davacı iş sahibine karşı yükümlülüklerini yerine getirdiğini davalının ispatlayamadığı, neticesinde meydana gelen işin çeşitli sebeplerle açık bir şekilde ayıplı olduğu ve dosya kapsamındaki resimler, videolar, bilirkişilerce yapılan tespitler neticesinde meydana getirilen işin kabul edilemeyecek nitelikte ayıplı olması karşısında davalı yüklenicinin ayıplardan kusurlu olduğu, davalı yüklenicinin davacı iş sahibine karşı denetim, ihbar ve ihtar yükümlülüklerini yerine getirmediği bu suretle eserin ayıplı olarak meydana getirilmesine ve zararlardan davalı yüklenicinin sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda davacı iş sahibinin nama ifa hükümleri kapsamında ayıpların düzeltilmesi ve onarım için dava dışı üçüncü kişi ile 8.750.000,00-TL bedel ile yaptığı sözleşmenin ilgili tarihteki piyasa rayiçlerine uygun olduğunun her iki bilirkişi kök raporunda da tespit edildiği ancak Mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi raporunda ayıbın giderilmesi kapsamında olmayan ve davalı yüklenicinin ayıplı ifasından kaynaklanmayan bedel ve işlerin düşümü sonucunda davacı iş sahibinin nama ifa kapsamında ayıpların giderilmesi için üçüncü kişi ile 8.750.000,00-TL Bedel ile yaptığı sözleşmenin 6.475.000,00-TL'lik kısmının davalının ayıplı ifası ile ilgili olduğunun tespit edildiği davacının bu bedeli davalıdan talep edebileceği buna karşılık davacının da meydana gelen ayıplı imalattan basiretli tacir olarak sorumlu olduğu ve davacının müterafik kusurunun Mahkememizce %25 oranında takdir edilerek davacının talep edebileceği bedelin sonuç olarak 4.856.250,00-TL olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı tarafından taraflar arasındaki 2 ayrı sözleşme kapsamında ayrıca geç ifa nedeniyle davalıdan cezai şart talebinde bulunulmuştur. Taraflar arasındaki ihtilaf konusu olmayan sözleşmeler incelendiğinde sözleşmede öngörülen cezai şartın ifaya ekli cezai şart niteliğinde olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmediği veya sözleşmeden dönülmediği bu suretle sözleşmeye dayalı olarak cezai şart talebinin ifaya ekli olarak talep edilebilmesinin mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı tarafından ilk olarak taraflar arasındaki 24.02.2022 tarihli sözleşmeye ve bu sözleşme süresi olan imza tarihinden itibaren işin teslim tarihi olan 90 günlük süreye dayalı olarak 25.05.2022 tarihinden itibaren cezai şart talebinde bulunulmuş ise de taraflar arasındaki yazışmalar, dosyaya sunulan ihtarname ve belge ile deliller ile bilirkişi raporlarındaki tespitler bir arada değerlendirildiğinde davacının 24.02.2022 tarihli sözleşme kapsamında üzerine düşen edim yükümlülüklerini zamanında yerine getirmediği gibi ilgili sözleşmenin imza tarihinde de havuzun işi yapmaya hazır halde davalıya teslim edilmediği, dolayısıyla iş sahasının davalıya davacı tarafından geç teslimi hususunun sabit olduğu bu nedenle davacının 24.02.2022 tarihli sözleşmenin 90 günlük süresinin bitimi akabinde davalıdan cezai şart talebinde bulunamayacağı, bilirkişi raporları ve dosya arasındaki delillere göre iş sahasının 15.09.2022 tarihinde işi yapmaya hazır bir şekilde davalıya teslim edildiği Mahkememizce sabit görülmüştür. Bu bağlamda taraflar arasındaki 24.02.2022 tarihli ilk sözleşme yönünden iş sahasının 15.09.2022 tarihinde davalıya ifaya hazır bir şekilde teslim edildiği 90 günlük sürenin 24.02.2022 tarihli sözleşme yönünden bitim tarihinin ise 15.12.2022 olduğu anlaşılmıştır. Sonrasında davacı ile davalı arasında ihtilaf bulunmayan 08.12.2022 tarihli sözleşmenin imzalandığı anlaşılmaktadır. Söz konusu sözleşmenin ilk sözleşmedeki işlerin devamı ve hükme esas alınan 10.09.2025 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlere göre işin ilk aşamasının tamamlanması akabinde ikinci aşamaya ilişkin olduğunun tespit edildiği dolayısıyla ilk sözleşme kapsamında davacının üstlendiği edimi yerine getirdiği ve davacı ve davalının ortak iradeleri ile işin ikinci aşamasına 08.12.2022 tarihli sözleşme imzalanarak geçildiği, bu sözleşme kapsamında 13. Madde ile tarafların gecikme için günlük 2.000,00-TL cezai şart öngördüğü ve işin bitim tarihi olarak bir aylık sürenin öngörüldüğü, 08.12.2022 tarihli sözleşmeye göre davalının 08.01.2023 tarihinde işi sözleşme kapsamında bitirerek davacıya teslim etmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda davacının 08.12.2022 tarihli sözleşmeye dayalı olarak 08.01.2023 tarihinden itibaren günlük 2.000,00-TL cezai şartı dava tarihine kadar talep edebileceği kanaatine ulaşılmıştır. Sonuç olarak; her ne kadar davacı tarafından taraflar arasındaki 24.02.2022 tarihli sözleşmeye dayalı olarak ayrıca, 08.12.2022 tarihli sözleşmeye dayalı olarak ayrıca cezai şart talebinde bulunulmuş ise de, 24.02.2022 tarihli sözleşme yönünden davacı tarafından iş sahasının ifaya hazır olarak davalıya sözleşme tarihinde teslim edilmediği, davacının ifaya hazır halde teslim tarihinin 15.09.2022 tarihi olduğu, bu tarihten itibaren 90 günlük süre içerisinde davalı tarafından işin tamamlandığı ve tarafların 08.12.2022 tarihinde eserin ikinci aşamasına geçiş nedeniyle 08.12.2022 tarihli ikinci sözleşmeyi akdettikleri dolayısıyla davalı tarafından 08.12.2022 tarihinde işin davacıya teslim edilerek ikinci aşamaya geçildiği, 08.12.2022 tarihli sözleşmede davacının davalının ilk sözleşme kapsamında işi geç teslim ettiğine dair herhangi bir beyanının veya hükmün sözleşmede olmadığı dolayısıyla taraflarca fiili olarak ikinci aşamaya geçiş ve ikinci aşamaya ilişkin işlerin bu tarihte başlamasının öngörüldüğü bir arada değerlendirildiğinde davacının 24.02.2022 tarihli sözleşmedeki işlerin geç teslim edildiğine yönelik bir iddiada bulunmasının mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda davacının ancak 08.12.2022 tarihli sözleşme kapsamında (bu sözleşme yönünden davacının işi kesin kabulüne ve teslimine dair bir kabul bulunmamakta olup, davacı söz konusu sözleşmedeki işlerin onarımı için üçüncü kişi ile sözleşme yapmıştır) günlük 2.000,00-TL cezai şart bedelini dava tarihine kadar talep edebileceği anlaşılmıştır. Mahkememizce hükme esas alınan 10.09.2025 tarihli bilirkişi raporunda da bu kapsamda hesaplama yapılarak 08.01.2023 tarihinden dava tarihine kadar günlük 2.000,00-TL olan cezai şart bedeli yönünden davacının talep edebileceği cezai şart toplamının 804.000,00-TL olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmeler, sözleşmelere konu işin boyutu ve bedeli ile karşılık hak ve borçlar bir arada değerlendirildiğinde 804.000,00-TL olarak tespit edilen ceza koşulu miktarının sözleşme kapsamındaki iş ve sözleşme bedeline göre göre fahiş ve aşırı miktarda olmadığı değerlendirilmiş, Mahkememizce ceza koşulundan ayrıca indirim yapılmamıştır. Davacı tarafından munzam zarar talebinde bulunulmuş ise de davacının yukarıda detaylıca açıklandığı üzere ayıplı işler nedeniyle ayıplı işlerin onarım ve yeniden yapımı için nama ifa kapsamında üçüncü kişi ile sözleşme imzaladığı ve işlerin sözleşme ve kullanıma uygun hale getirilmesi yönünden Mahkememizce söz konusu sözleşme bedelinin piyasa rayiçlerine uygun bulunarak bu bedele hükmedildiği dolayısıyla işin sözleşmeye uygun hale getirilmesi için gerekli bedelin davalıdan tahsiline hükmedildiği gözetildiğinde davacının munzam zarar talep edemeyeceği anlaşılmıştır. Davacı tarafından Mahkememize sunulan 10.02.2026 tarihli dilekçe ile talep arttırımda bulunulmuş ve harçlar yatırılmıştır. Mahkememizce davacının 10.02.2026 tarihli dilekçesi gözetilerek davanın kısmen kabulü ile Eksik ve ayıplı işler sebebiyle 4.856.250,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 804.000,00 TL cezai şart bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiş, davacının cezai şart ve munzam zarar ile eksik ve ayıplı işler bedeline yönelik fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; -Davanın Kısmen KABUL, Kısmen REDDİ ile; 1-Eksik ve ayıplı işler sebebiyle 4.856.250,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2- 804.000,00 TL cezai şart bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3- Davacının fazlaya ilişkin cezai şart bedeli ile munzam zarar taleplerinin REDDİNE, 4-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 386.651,68-TL harçtan peşin alınan 67.558,59-TL ve 110.560,00-TL Islah harcının mahsubu ile noksan kalan 208.533,09-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabulucuk ücretinin davanın kabul/ret oranı dikkate alınarak takdiren 1.953,72'sinin davalıdan alınarak, kalan kısmın ise davacı üzerinde bırakılıp alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Davacı tarafça yatırılan 67.558,59-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı ve 110.560,00-TL Islah harcı olmak üzere toplam 178.546,19-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça yapılan 101.959,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 55.333,14-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 728.820,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Red edilen kısım tarafından Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 638.672,50TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 11-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/03/2026
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır