İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/521 E. 2026/302 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/521
Karar No
2026/302
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/521 Esas KARAR NO : 2026/302

DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/05/2023 KARAR TARİHİ : 12/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin davalı yandan yapmış oldukları sözlü anlaşmaya istinaden hammadde olarak iplik satın aldığını, bu ürünler kullanılarak eşofman takımı üretildiğini, ürünlerin davalı tarafından müvekkil firmaya ayıplı olarak teslim edildiğini, toplamda müvekkil firmanın, davalı yandan yaklaşık 1.507,48 kg olarak almış olduğu ipliklerin ayıplı çıktığını, davalı sattığı ürünlerin kaliteli ve hatasız olduğunu söylemişse de ürünler müvekkil şirket tarafından kullanıldığında ipliklerin boya verdiği ve üretilen eşofmanların hiçbir şekilde satışa sunulamayacak halde olduğunun görüldüğünü, kumaşların boya verdiği ve renk değişimine uğradığı, ipliklerin kalitesiz olduğu, bu ayıpların ürünlerin satın alınırken bilinebilmesi mümkün olmadığından, ürünlerde gizli ayıbın bulunduğunu, müvekkil şirketin ayıplı eşofmanlar yüzünden satışlarının iptal edildiğini, ticari hayatının ciddi anlamda zararlara uğradığını, davalı tarafça satılan bu ürünlerdeki ayıplar nesnenin değerinin veya elverişliğinin önemli ölçüde azalması veya bütünüyle ortadan kalkmasına sebep olabilecek önemli ayıplar olduğundan satıcının sorumluluğunun söz konusu olduğunu, tüm bunların bilindiği halde müvekkile söylenmemesinin de davalının kötü niyetli olduğunun bir göstergesi olduğunu, ayıplı iplikler ile üretilen 5.000 adet kullanılamaz halde eşofman hakkında açılan tespit davasında Tekstil Mühendisi bilirkişisince düzenlenen raporda ticari kaybın hesaplandığını beyanla davalı yanın ayıplı ifası sebebiyle davacının uğramış olduğu maddi-müspet zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticari faaliyetlerinde yasal düzenlemelere ve en önemlisi de ticaretin temeli olan ticari dürüstlüğe titizlikle uyan müvekkile yöneltilen ayıp iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, Bakırköy ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ..../... Değişik İş sayılı dosyasında sunulan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, davacı tarafından müvekkile süresinde ve usulüne uygun yapılmış bir ayıp ihbarı da bulunmadığını, müvekkilin ürettiği ipliklerde bir kusur bulunmadığı aksine davacının üretim proseslerine uymaması nedeniyle kendi kusuruyla iddia ettiği duruma bizzat sebep olduğunu, tekstil ürünleri üretiminde faaliyet gösteren tüm üreticiler tarafından uygulandığı üzere davacının müvekkilden satın aldığı iplikleri henüz üretim noktasında herhangi bir işleme tabi tutmadan önce boya salma vs. konularda çeşitli testlerden geçirmesi gerekirken, bu noktada üzerine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirmemiş ve iplikleri doğrudan örme makinesinde işleme tabi tutarak yaka, paça ve kol ağzı bantları ürettiğini, yine davacının, üretmiş olduğu yaka, paça ve kol ağzı bantlarını da aynı şekilde eşofman parçaları ile birleştirmeden önce yıkama işlemi yapması gerekirken bunu yapmamış, doğrudan dikerek parçaları birleştirdiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava ; 6100 sayılı yasanın 107.maddesine göre belirlenecek belirsiz alacak davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;davacı tarafça davalıdan alındığı ve ayıplı olduğu iddia edilen ipliklerin incelenmesi suretiyle taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında taraflar arasında davalının davacıya borcunun bulunup bulunmadığı, aynı zamanda faturaya konu malların ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise türünün ve niteliğinin tespiti, ayıp ihbar külfetinin yerine getirilip getirilmediği, ayıbın tespiti halinde ayıplı kısma denk gelen değerin ne kadar olduğu, yine ayıbın tespiti halinde faturaya konu mallardan beklenen faydanın ortadan kalkıp kalkmadığı noktasında kaynaklandığı tespit edilmiştir. Bakırköy ...Sulh Hukuk Mahkemesine yazılan müzekkereye cevap verildiği, .../.. Değişik İş sayılı dosyanın UYAP'tan gönderildiği anlaşıldı. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye cevap verildiği görüldü. Bakırköy ...Noterliği'ne yazılan yazıya cevap verildiği görüldü. 20.03.2024 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle: "Satıcının, somut olayda ise satışa konu ipliklerin davacıya teslim edildiği hususunda taraflar arasında ihtilafın bulunmadığı, Davalının davacıya satmış olduğu kırmızı renk ... marka polyester esaslı sentetik iplikler boya saldığından ayıplı olduğu, bilirkişi incelemesine sunulan 800 adet eşofman altı veya eşofman üstü ürünlerin boya salan kırmızı renk iplikler nedeniyle ayıplı hale geldiği, ipliklerin boya salma ayıbının gizli ayıp olduğu, Dosya münderecatından taraflarca yapılmış bir sorumsuzluk anlaşmasının bulunmadığının tespit edildiği, bu itibarla bahse konu şartın, somut ihtilaf açısından değerlendirilmesine gerek olmadığı, İliklerin renk atmasının üretimden kaynaklı olduğu ve dolayısıyla ayıbın hasarın alıcıya (davacıya) geçmeden önce mevcut olduğu, Davaya konu maske üretim hattının gizli ayıp niteliğinde olduğu nazara alındığında TTK’nın TBK m. 223/f.2 hükmüne atfı uyarınca gizli ayıplar dava zamanaşımı süresi olan iki yıllık süre içerisinde incelenmek durumunda olduğundan ve gizli ayıp ortaya çıkar çıkmaz hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği, bu yönü ile davacının ayıbı “ortaya çıkar çıkmaz” hemen satıcıya bildirip bildirmediğinin takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, davacının ayıbı “ortaya çıkar çıkmaz” hemen satıcıya bildirmediği kanaatinde olunması durumunda ayıp hükümleri gereğince davalının sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığının ifade edilebileceği, bununla birlikte Mahkemece davacının ayıbı “ortaya çıkar çıkmaz” hemen satıcıya bildirdiği kanaatinde olunması durumunda ise ayıp hükümleri gereğince davalının sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olacağının ifade edilebileceği davacının “aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme” hakkını haiz olduğu kanaatine olunması durumunda bilirkişi heyetince yapılan incelemeler neticesinde ayıplı eşofmanların 40 °C’de yıkanarak tamir edildiğinin tespit edildiği, ayıplı eşofmanlar piyasada ortalama 30,00 TL/adet birim fiyattan yıkanarak tamir edilebilir. Ayıplı olduğu tespit edilen 800 adet eşofmanın tamir bedeli: 800 adet x 30,00 TL/adet = 24.000,00 TL olarak hesaplandığı, Dosyaya mübrez belgelerden davacının, “davalı yandan satın aldığı ayıplı iplikler ile üretmiş olduğu 5.000 adet kullanılamaz halde eşofman hakkında ivedilikle açmış olduğu tespit davasında tekstil mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda; toplam 3200 adet eşofman üstü ve 1900 adet eşofman altı üründe gizli ayıp olduğu, bu eşofmanlardaki zararın davalı yandan alınan ipliklerin ayıplı olması sebebiyle oluştuğu ve ayıplı iplikler sebebiyle müvekkilinin toplam 1.500.000 TL zararının oluştuğunun tespit edildiği” gerekçesiyle uğradığı maddi-müspet zararın” tazminini talep ettiğinin müşahede edildiği; ancak heyetimizce yapılan incelemeler neticesinde ayıplı eşofmanların kullanılamaz halde olacaklarından bahsetmenin mümkün olmadığı ve 40 °C’de yıkanarak tamir edildiği sonucuna ulaşıldığı, hâl böyle olunca davacının bahse konu ürünlerin bedellerini talep etmesinin mümkün olmadığının düşünüldüğü, buna karşın davacının, aldığı siparişleri zamanında teslim edememesi sebebiyle uğradığı zararların tazminini talep etmesinin mümkün olduğu düşünülmekle birlikte her ne kadar dosyaya mübrez belgelerden davacı ayıplı eşofmanlar yüzünden satışlarının iptal edildiğini iddia etmekte ise de bu iddiayı tevsik edecek bir evraka rastlanılmadığı, Davacı şirketin 31.12.2023 tarihli mizan kayıtları üzerinde yapılan incelemeler neticesinde; davacının ticari defterlerine göre davacının davalıdan herhangi bir alacağının ya da davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığı" görüş ve kanaatlerini mahkememize bildirmişlerdir. 03.10.2024 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle: "Davacının, davalının ayıplı ifası sebebiyle uğradığı müspet zarar için şimdilik 10.000TL. ifa tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle tazminini talep ettiği,Borçlar mevzuatına yöneli değerlendirmeyapıldığında: Taraflar arasında yazılı şekilde kurulmuş bir sözleşmenin bulunmaması dolayısıyla taraflarca hangi hususlar hakkında TBK m. 1 hükmü gereğince “karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları” ile sözleşmenin kurulduğunun açık bir şekilde tespit edilemediği; ancak beyanlar incelendiğinde taraflar arasında TBK m. 207 hükmüne göre taşınır satış sözleşmesinin kurulduğu; buna göre davacının “alıcı”, davalının ise “satıcı” sıfatını haiz olduğu kanaatine varıldığı, “taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında taraflar arasında davalının davacıya borcunun bulunup bulunmadığı” hususunda mali inceleme yapıldığında: Mahkemenin 07.05.2024 tarihli ara kararında “taraflara bilirkişi incelemesine esas olacak ticari defter, kayıt ve belgelerini inceleme gün ve saatinde mahkemeniz duruşma salonunda ibraz etmeleri için süre verilmesine, aynı yasanın 222/3. Maddesi gereğince, inceleme günü defter, kayıt ve belgelerini ibraz etmedikleri …bilirkişiye gerektiğinde mahallinde inceleme ve rapora esas dosyada bulunmayan belgeler varsa birer suretinin de eklenmesi için yetki verilmesine, ” denildiği; tarafların inceleme günü ticari defter, kayıt ve belgelerini getirmediği, tarafların yerinde inceleme taleplerinin olmadığı, Mahkemece “ bilirkişiye gerektiğinde mahallinde inceleme ve rapora esas dosyada bulunmayan belgeler varsa birer suretinin de eklenmesi için yetki verilmesine” kararı uyarınca uyuşmazlığın çözümü için tarafları ile iletişime geçilerek, ticari defter, kayıt ve belgelerin talep edildiği, Davacı tarafın ticari defter, kayıt ve belgelerini ibraz etmek istemediği, bu sebeple Mahkemece “Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve taraflara ait ticari defter ve kayıtlar ile ticari ilişki kapsamında taraflar arasında davalının davacıya borcunun bulunup bulunmadığı ayıbın tespiti halinde ayıplı kısma denk gelen değerin ne kadar olduğu” yönündeki görevlendirmesinin yerine getirilemediği, Davalı tarafın yalnızca 2023 yılına ait Envanter defterini ibraz ettiği, TTK’nın m. 66 kapsamında yazılı Envanter defterinin içerisindeki kayıtların incelenmesi neticesinde davalının davacıya borcunun bulunmadığı yine davalının davacıdan da alacağı olmadığı; bu durumun tespitinin yapıldığı, faturaya konu malların ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise türünün ve niteliğinin tespiti; “ayıbın tespiti halinde ayıplı kısma denk gelen değerin ne kadar olduğu, yine ayıbın tespiti halinde faturaya konu mallardan beklenen faydanın ortadan kalkıp kalkmadığı” hususunda teknik inceleme yapıldığında: Davaya konu eşyalarda kullanılmış kırmızı renkli polyester ipliklerin boya salarak açık renkli yüzeyleri kirlettiği, kirletmenin iplikten kaynaklandığı, Dosya kapsamı belge/bilgi içeriği ile eşyaların ayıplı olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılamadığı, İpliklerin kullanıldığı eşyaların ürün vasfında olması, üzerine işleme, aksesuar vb. malzeme eklenmiş olması ve yıkama talimatında 30 derecede yıkama belirtilmiş olması, ayrıca önceki bilirkişi heyetince yıkanmış, dosya eki yıkanmış numune ile yıkanmamış ürünlerin kıyaslanması neticesinde; yüzey şardon yapısında deformasyon ve ürün ölçülerinde çekme/salma yaratabileceği, bu durumun ilave riskleri barındırdığı, bu bakımdan eşyaların üzerindeki kirlenmenin yıkama işlemi ile uzaklaştırılmasının uygun olmayacağı, Makamınızca uygun görülmesi halinde; taraflardan, davacıdan üretim proseslerinde uygulanmış yıkama testi, triko bantların boyahane sevk irsaliye/fişleri, davalı taraftan temin edilecek iplik boyama sonrası uygulanmış test raporları ile, Boya salmanın sebebinin tespitinin davacı taraftan temin edilecek, davalı tarafın sattığı örülmemiş SIMG B.KIRMIZI DTY POL.75/F72*2 kırmızı iplik numunelerinin İTÜ Tekstil Laboratuarlarında test uygulaması neticesinde değerlendirilebileceği, “ayıbın varlığı “anlaşılır anlaşılmaz, gecikmeksizin, derhal, hemen” davacı tarafından ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı” hususunda teknik inceleme yapıldığında: Bu hususun bu aşamada anlaşılamadığı, “ayıp ihbar külfetinin yerine getirilip getirilmediği” hususunda: Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında: Eğer davalı tarafından borcun gereği gibi ifa edilmediği ve ayıplı ifanın söz konusu olduğu kabul edilir ise bu halde alıcı davacı tarafından ayıptan sorumluluk (ayıba karşı tekeffül) hükümleri gereğince seçimlik haklara gidilebileceği; bu kapsamda öncelikle ayıbı bildirme (ihbar etme) külfetinin davacı alıcı tarafından yerine getirilmesi gerektiği;Davacı tarafından 20.12.2022 tarihinde Bakırköy 40. Noterliği’nden 35334 yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderildiği, özetle ayıplı mal nedeniyle 400.000TL.lik zararın tahsilinin talep edildiği, tebliğden itibaren 7 gün içinde ödemenin ihtar edildiği; ayrıca davacı tarafından 27.12.2022 tarihinde Bakırköy 40. Noterliği’nden 36369 yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderildiği, özetle ayıplı mal nedeniyle 400.000TL.lik zarar ile 1.600.000TL.lik zararın birlikte tahsilinin talep edildiği, tebliğden itibaren 7 gün içinde ödemenin ihtar edildiği, Eğer gizli ayıbın olduğu kabul edilir ise bu halde TBK m. 223/II, c. 3 hükmü “Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.”şeklinde olduğundan ayıp anlaşılır anlaşılmaz “hemen” (gecikmeksizin) ayıbı bildirme (ihbar etme) külfetinin davacı alıcı tarafından yapılıp yapılmadığını takdirin, münhasıran Sayın Mahkeme’ye ait olduğu, Eğer davacı alıcı tarafından ayıbı bildirme (ihbar etme) külfetinin süresinde yapıldığı kabul edilir ise bu halde davacının, maddi zararın tazmini yönündeki seçimlik hakkını kullanabileceği; zira TBK m. 227/II hükmünün “Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.” şeklinde olduğu; “genel hüküm” niteliğindeki TBK m. 112 hükmü gereğince ise olumlu (müspet) zarar olarak borcun gereği gibi ifa edilmemesinden doğan maddi zararın giderilmesinin istenebileceği; başka bir deyişle bu halde sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilememesinden doğan maddi tazminat talebine ilişkin genel hükmün TBK 112 olduğu davacının maddi zarar kaleminin bu hükümler kapsamında sayılan müspet zarar olarak kabul edilebileceği" görüş ve kanaatlerini mahkememize bildirmişlerdir. 17.09.2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle: "Davaya konu olan eşofman üstü numunelerinde görülen lekelenme kusurlarının, mamül eşofmanın konfeksiyon üretim sürecindeki noksanlıktan meydana gelmediği, eşofman üstü giysinin kol-ağzı, yaka, kol-üstü-omuz ve bel kısımlarına dikilen kırmızı/beyaz/siyah renkli şeritleri olan örme triko manşetlerdeki renkli ipliklerin boyama prosesindeki noksanlıktan ileri geldiği" görüş ve kanaatlerini mahkememize bildirmişlerdir. 07.02.2026 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Davalının davacıya satmış olduğu kırmızı renk ..... marka polyester esaslı sentetik ipliklerin boya saldığından ayıplı olduğu, davalının ayıplı iplikleri kullanılarak örülen ribana kumaşın dikildiği eşofman üstü ve eşofman altı ürünlerde ribana kumaştaki kırmızı ipliklerin ıslanınca boya salarak ribana kumaştaki ve beden kumaşındaki beyaz kısımları kirleterek ayıplı hale getirdiği, Bakırköy ....Sulh Hukuk Mahkemesinin ..../.. D.iş sayılı dosyası üzerinden alınan tespit bilirkişi raporuyla davalıdan satın alınan ipliklerden örülen ribanaların kullanıldığı 3.200 adet eşofman üstü ve 1.900 adet eşofman altı ürününün ribanalardaki kırmızı renk ipliğin boya salması nedeniyle ayıplı hale geldiğinin tespit edildiği, 3.200 adet eşofman üstü ve 1.900 adet eşofman altı ürününün maliyetinin 1.500.000,00 TL olduğu, Eşofmanları müşterisine satamadığı için davacının 300.000,00 TL kârdan mahrum kaldığı, Genel hükümler çerçevesinde (TBK 112 vd.) talep edilecek olan tazminat hakkı bakımından herhangi bir külfet söz konusu olmadığı, satıcının kusursuzluğunu ispat etmedikçe TBK m.112’ye göre sorumlu olmasının söz konusu olacağı, Ayıba ve geç teslime ilişkin kök rapordaki görüşlerini tekrar ettikleri" görüş ve kanaatlerini mahkememize bildirmişlerdir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: Davalı ... San.ve Tic. Ltd. Şti. tarafından davacı ... San.ve Tic. Ltd. Şti.’ne boyalı ... marka polyester esaslı sentetik iplik satılmıştır. Davacı davalının satmış olduğu iplikleri kullanarak ribana kumaş örmüştür. Örülen ribana kumaşlar eşofman üstü ürünlerde yaka, kol ağzı ve etek ucu kısımlarında, eşofman altı ürünlerde ise bel kemer ve paça bölgelerinde kullanılmıştır. Davacı davalının satmış olduğu kırmızı renk ipliklerin boya saldığından eşofmanların kirlenerek ayıplı hale geldiğini iddia etmektedir. Davacının talebiyle Bakırköy ....Sulh Hukuk Mahkemesinin ..../.. D.iş sayılı dosyası üzerinden tespit bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucunda davalıdan satın alınan ipliklerden örülen ribanaların kullanıldığı 3.200 adet eşofman üstü ve 1.900 adet eşofman altı ürününün ribanalardaki kırmızı renk ipliğin boya salması nedeniyle ayıplı hale geldiği tespit edilmiştir. Davacı tanığı ...... 22.12.2023 tarihinde yapılan keşif esnasında dinlenmiştir. Tanık ... ifadesinde; “Davacı şirket çalışanı olduğunu, davacı şirketin sahibi abisi olduğunu, konfeksiyon dikim aşamasında ipliklerin boya verdiğini tespit ettiklerini, ürünleri diken kişilerin ipliklerin boya verdiğini haber verince aynı gün içerisinde numuneleri alıp davalı firmaya götürdüğünü, onların önünde de suya soktuklarını ve boya verdiğini gördüklerini” beyan etmiştir. Davacı şirketin 31.12.2023 tarihli mizan kayıtları üzerinde yapılan incelemeler neticesinde; davacının ticari defterlerine göre davacının davalıdan herhangi bir alacağının ya da davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığı tespit edilmiştir. TBK m. 210’a göre “Satıcı, satılanın mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür.” Bu hüküm bakımdan bir satış sözleşmesinde satıcının temel borcu, sözleşme konusu malın mülkiyetini geçirim amacıyla zilyetliğini alıcıya devretmesidir. TBK m.210 hükmünde taşınırlar bakımından mülkiyetin geçirilmesi amacıyla zilyetliğin devredilmesi şartını aramaktadır. Somut olayda ise satışa konu ipliklerin davacıya teslim edildiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Ayıp, objektif olarak sözleşme konusu malda bulunması gereken özelliklerin bulunmaması ve bu malda olmaması gereken özelliklerin ise bulunması anlamına gelmektedir. Bu bakımdan taşınırın ayıplı olduğunun belirlenmesi amacıyla taşınırda olması gereken ve olmaması gereken vasıfların her somut olay için değerlendirilmesi gerekmektedir. Objektif olarak belirlenen özellikler ile somut olay arasında herhangi bir farkın bulunması durumunda ayıplı ifanın olduğu kabul edilmelidir. Bilirkişi heyetince dosya münderecatında yapılan teknik incelemeler neticesinde dava konusu ipliklerin boya salma ayıbı ipliklerin davacıya teslimi esnasında basit muayeneyle anlaşılamayan şekilde ayıplı olduğu ve ipliklerin boya salma ayıbı ipliklerden imal edilen ürünün yıkanması veya ıslanması ile anlaşılabileceğinden gizli ayıplı olduğu sonuç ve kanaatine ulaşıldığı görülmüştür. Satıcının ayıptan sorumluluğunu düzenleyen hükümler yedek hukuk kuralı niteliğinde olduğundan taraflar satıcının ayıba karşı tekeffülden doğan sorumluluğunu sözleşme ile kaldırabilmekte veya sınırlandırabilmektedir. Diğer bir ifadeyle TBK m. 219/1’deki satıcının ayıba karşı tekeffülünü düzenleyen hüküm emredici nitelikte olmadığı için satıcının ağır kusurlu olduğu haller saklı olmak kaydıyla taraflar sorumsuzluk anlaşması yaparak satıcının sorumluluğunu sınırlandırabilir veya tamamen ortadan kaldırabilir. Ancak TBK m. 221’e göre “Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.” Bilirkişi heyeti tarafından sunulan dosya suretinden taraflarca bu yönde yapılmış bir sorumsuzluk anlaşmasının bulunmadığı tespit edilmiştir. Sözleşme konusu malda meydana gelen hasarın alıcıya geçmeden önce veya en geç hasarın geçtiği anda mevcut olması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle satış sözleşmesinde ayıplı maldan satıcının sorumlu olabilmesi için genel hükümlere göre ayıbın en geç hasarın geçtiği anda var olması gerekir. Bu itibarla hasarın geçtiği andan itibaren ortaya çıkan bozulma veya yok olma ayıp olarak kabul edilmemekle ve bu durumdan satıcının sorumluluğu da bulunmamaktadır. Hasar ve yararın geçiş anı taşınır ve taşınmazlar açısından farklılık teşkil etmektedir. TBK m. 208/1’e göre “Kanundan, durumun gereğinden veya sözleşmede öngörülen özel koşullardan doğan ayrık hâller dışında, satılanın yarar ve hasarı; taşınır satışlarında zilyetliğin devri, taşınmaz satışlarında ise tescil anına kadar satıcıya aittir.” Bu sebeple kural olarak hasarın, taşınmaz satışlarında tescille taşınır satışlarında ise zilyetliğin devriyle alıcıya geçtiği kabul edilmekte ve huzurdaki ihtilaf açısından hasarın teslim anında mevcut olup olmadığını araştırmak gerekmektedir. Bilirkişi heyeti tarafından dosya münderecatında yapılan incelemeler neticesinde ipliklerin renk atmasının üretimden kaynaklı olduğu ve dolayısıyla ayıbın hasarın alıcıya (davacıya) geçmeden önce mevcut olduğu tespit edilmiştir. Alıcının malda bulunan ayıp sebebiyle satıcının sorumluluğuna gidebilmesi için şekil şartlarını da yerine getirmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, satıcının, ayıba karşı sorumluluğunun bir diğer şartının, alıcının gözden geçirme ve ihbar sürelerine uymasıyla gerçekleşeceği ifade edilmelidir. Gözden geçirme ve bildirim külfeti, hem lüzumlu hem de satıcının bildirdiği vasıflar nedeniyle tekeffülden yararlanabilmenin şartıdır. Bu itibarla alıcının, maddî koşulları gerçekleşen satılandaki ayıbı, süresinde gözden geçirmemesi ve bu ayıbı süresinde bildirmemesi halinde satıcının ayıp hükümlerinden dolayı sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. Nitekim, TBK m. 223/1’e göre “Alıcı, devra u tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.” Bu hükümle de açıkça anlaşılacağı üzere alıcının gözden geçirme külfeti yalnızca açık ayıplar bakımından geçerli olmakta ve gizli ayıplar açısından alıcının böyle bir külfeti bulunmamaktadır. Ayıbı bildirme süreleri, niteliği itibariyle hakdüşürücü süre niteliğinde olup; gecikmeyle yapılan ayıp bildirimlerinde satıcının sorumluluğuna başvurmak mümkün değildir. Bugün için ayıplarla ilgili sürelere net olarak yer verilen bir başka hüküm, ticarî satışlara ilişkindir. Buna göre ticarî satışlarda geçerli olan; açık ayıplarda 2, olağan ayıplarda ise 8 günlük, gizli ayıplarda ise iki yıllık süreler öngörülmüştür. Alıcı, işlerin olağan akışına göre olanak bulur bulmaz olağan gözden geçirmeyi ihmal eder veya olağan bir ayıp (olağan gözden geçirmeyle) ortaya çıkmasına rağmen süresinde (uygun sürede) bildirmeyi ihmal ederse, Borçlar Kanunu’na göre ayıplı da olsa malı kabul etmiş sayılır (TBK m. 223/f.2). Fakat huzurdaki dava niteliği itibariyle ticari dava niteliğinde olduğundan özel hüküm kapsamında bulunan TTK m. 23 nazara alınmalıdır. TTK m. 23/f.1-(c) hükmü uyarınca: Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunu’nun 223. maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.İlgili kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere ticarî satışlarda, satılan şeyin teslimi sırasında ayıp, açıkça anlaşılıp görülebilir nitelikteyse alıcı bu durumu iki gün içerisinde durumu satıcıya bildirmek zorundadır (TTK m. 23/f.1-(c).1). Buna karşılık, satış konusu malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça anlaşılabilecek durumda değilse (olağan ayıplarda) alıcı, teslimden başlayarak sekiz gün içinde malı yoklamalı ve bu süre içerisinde satıcıya ihbar külfeti altındadır (TTK m. 23/f.1-(c)). Gizli ayıplarda ise, TBK m. 223/f.2 hükmü uygulanır (TTK m. 23/f.1-(c) son atıf). Görüldüğü üzere, gerek TBK m. 223’te yer alan “bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” hükmü; gerekse de “malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür.” hükmü lafız itibariyle emredici nitelik arz etmektedir.Somut ihtilaf bakımından önem arz eden ticari satışlarda ise, açık ayıplar ile basit ayıplarda kesin bir inceleme ve bildirim süresi öngörülmüş (TTK m. 23/c, c.1), gizli ayıplarda ise, Türk Borçlar Kanunu’nun 223. maddesinin ikinci fıkrası uygulanır şeklinde açık atıf yapılmıştır (TTK m. 23/c- son). Eski TTK’da gizli ayıplarda altı aylık zamanaşımı süresi öngörülmüş iken; yeni TTK’da bu yönde özel bir süreye yer verilmemiş olup; TBK m. 223/f.2 hükmüne atıf yapılmıştır. Şu halde bu tür satışlarda TTK m. 23/c, son cümle atfı nedeniyle, TBK m. 223/f.2 uyarınca gizli ayıplar dava zamanaşımı süresi olan iki yıllık süre içerisinde incelenmek durumundadır ve gizli ayıp ortaya çıkar çıkmaz hemen satıcıya bildirilmelidir. Bilirkişi heyetince yapılan incelemeler neticesinde davaya konu eşofman kumaş ve ipliğinde bulunan ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğu nazara alındığında TTK’nın TBK m. 223/f.2 hükmüne atfı uyarınca gizli ayıplar dava zamanaşımı süresi olan iki yıllık süre içerisinde incelenmek durumunda olduğundan ve gizli ayıbın ortaya çıkması akabinde davacı tarafından davalıya ihbarda bulunulduğundan davacının ayıptan kaynaklı haklarını kullanabileceği anlaşılmıştır. Somut olayda Mahkememizce alınan son bilirkişi raporundaki tekstil uzmanı bilirkişi tespitlerine göre; davacı tarafından Ayıplı eşofmanların maliyet fiyatına göre % 60 tenzilatlı satılabileceği anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile davacının tenzilatlı satış nedeniyle elde edeceği bedelin 900.000,00-TL olduğu, ayıp bulunmasaydı 300.000,00-TL kar ile piyasa rayiçlerine göre eldeki ürünleri satabileceği bu suretle 300.000,00-TL kar kaybı olduğu anlaşılmakla 1.200,000-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın Kısmen KABUL, Kısmen REDDİ ile; - 1.200.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 81.972,00-TL harçtan peşin alınan 179,90-TL ve 25.436,35-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 25.616,25-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 56.355,75-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan 179,90-TL peşin harç, 179,90-TL başvurma harcı ve 25.436,35-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 25.796,15-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 2.496,00-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bakiye 624,00-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Davacı tarafça yapılan 99.427,50-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 79.542,00-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 186.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 48.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 11-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/03/2026 Başkan ..... ¸e-imzalıdır Üye ...... ¸e-imzalıdır Üye 193862 ¸e-imzalıdır Katip ...... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/521, K. 2026/302, T. 12.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-521-e-2026-302-k-7fdb1741168c