İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/298 E. 2026/269 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/298
Karar No
2026/269
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/298 Esas KARAR NO : 2026/269

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/04/2023 KARAR TARİHİ : 25/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; davacı ... Oto Servis ve Tic. A.Ş ile davalı ... İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şti arasında; davacının... Servis ve Tic. A.Ş ile imzaladığı bayilik sözleşmesinde yer alan standartlara uygun yapının inşaa edilerek kiralanması konulu, İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mah. ... Ada, 4 parselde kain taşınmaza ilişkin ...İnşaat ve Kira Sözleşmesi akdedildiğini, yapılan sözleşmenin 2.1 maddesinde; davacı şirket bir yıllık kira bedeli olan 1.020.000 USD'nı avans olarak davalı şirkete ödemeyi kabul etmiş ve ilgili hüküm uyarınca ödeme 01.03.2016 tarihinde tamamlandığını, fakat davalı şirket sözleşmede yüklendiği edimlerini yerine getirmediğini, bunun üzerine davacı şirket, sözleşmeden dönerek peşin ödenen kira bedelinin iadesi talebiyle .... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/... Esas sayılı dosyası üzerinden dava açtığını, ilgili dosya üzerinden yargılama devam ederken taraflar; uyuşmazlığın çözümü adına ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurmuş ve ihtilafın 2020/... İhtiyari Arabuluculuk numaralı tutanakta yer alan şartlarda çözümlenmesi hususunda anlaştıklarını, arabulucu avukat ... tarafından düzenlenen, taraflar ve taraf avukatlarınca da imzalanan arabuluculuk tutanağının 3. Maddesinde; ... İnşaat, peşin olarak aldığı 1.020.000 USD kira bedelinin 510.000 USD'nı iade etmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, arabuluculuk tutanağın 6. Maddesinde ise; taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sonlandırılması ve hesabın tasfiyesi için bakiye tutara (1.020.000 USD'dan iade edilmeyen bakiye 510.000 USD'na) ilişkin davalının KDV dahil olacak şekilde fatura düzenleyeceği kararlaştırıldığını, fakat davalı yan, arabuluculuk tutanağında yer alan fatura tanzim etme yükümlülüğünü yerine getirmemiş, hatta arabulucuk tutanağındaki bu hükmün kamu düzenine aykırı ve hukuken geçersiz olduğunu iddia ettiğini, davalı şirketin tutanağın 6. Maddesindeki, bizzat kendi taahhüdü olan fatura tanzim etme yükümlülüğün yerine getirmemesi nedeniyle davacının zarara uğradığı tartışmasız olduğunu, uzun yıllar boyunca çok önemli otomobil markaların yetkili satıcılığını yapan davacı şirket, yurtdışından ithal edilen araçların ve yedek parçaların Türkiye'de satılması işiyle iştigal ettiğini, aylık ve yıllık olarak çok sayıda araç satan davacı, yüklü miktarlarda KDV ve Gelir Vergisi ödediğini, her tacirin olduğu gibi davacının da, iştigal konusu işi icra edebilmek adına yapmış olduğu kira vb. giderlerini ödeyeceği vergiden indirim konusu etme hakkı olduğunu, davacı şirket davalıya, peşin olarak kira ödemiş, verilen taahhütlerin getirilmemesi üzerine sözleşmeden dönerek ödediği bedelin iadesini talep ettiğini, davalı, kendisine peşin olarak bedelin yarısını davacıya iade etmişse de, diğer yarısı iade etmeyerek 510.000 USD kira geliri elde ettiğini, bu durumda, davacı, davalıya 510.000 USD kira ödediğini, ancak kira ödemesi karşılığında davalı taraf, kdv dahil olmak üzere fatura tanzim ederek teslim etmemiş ve fatura davacının ticari defterlerine işlenemediğini, mükellef indirim hakkına sahip olmakla beraber, indirim hakkını kullanabilmesi için indirilecek KDV'nin mevcudiyetini fatura veya benzeri belgelerle ispat etmek ve bu belgelerini defterlerine işlemek zorunda olduğunu, davacı, davalıya ödediği 510.000 USD kira bedelinden kaynaklanan kdv ödemesini, araç satışlarından doğan kdv ödeme yükümlülüğünden ya da gelir vergisinden mahsup edebilecekken, kendisine fatura tanzim edilerek teslim edilmemesi üzerine, indirim konusu edilecek kdv'nin mevcudiyetini fatura veya benzeri belge ile ispatlayamadığından mahsup işlemi yapamadığını, ödenen kira bedeli karşılığında fatura tanzim edilmemesi üzerine yükümlü olduğu vergilerden işinin icrası için yaptığı bir gideri indirim konusu yapamayan davacı şirket, ekonomik olarak zarara uğradığını, davalının aldığı bedel karşılığında fatura tanzim etmemesi neticesinde ödemesini belgelendiremeyen davacı hakkında usulsüzlük cezası da uygulanabileceğini, bu husustaki şikayet, dava ve tüm talep hakları saklı olduğunu, arz ve izah edilen tüm sebepler doğrultusunda; taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü adına düzenlenen, 13.03.2020 tarihli, 2020/... ihtiyari arabuluculuk tutanağının ifa edilmeyen 6. maddesi uyarınca davacının uğradığı zararın tespiti ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, fazlaya ilişkin hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü adına düzenlenen, 13.03.2020 tarihli, 2020/... İhtiyari Arabuluculuk tutanağının ifa edilmeyen 6. maddesi uyarınca davacının uğradığı zararın tespiti ile, HMK'nun 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davaya istinaden, yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde dava değeri belirlendiğinde attırılmak üzere şimdilik 1.000 TL'sının davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine hükmedilmesini talep etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davalı davaya cevap vermeyerek HMK 128 uyarınca tüm iddiaları inkar etmiş sayılmıştır. SMMM bilirkişinin 15.05.2024 tarihli 7 sayfadan ibaret raporunda özetle: Sayın Mahkemenin vermiş olduğu göreve binaen Davalı tarafından 510.000,00 USD tutarlı faturanın Davacıya VUK ve KDV kanunları gereği düzenlenmesi gerektiği, Yine Faturanın düzenlendiği tarihteki Merkez Bankası Döviz alış kurundan faturanın Türk Lirasına çevrilerek TL olarak düzenlenmesi gereceği, bu bağlamda faturanın %18 ve %20 olarak düzenlenmesi halinde aşağıdaki tutarlar şekilde düzenlenmesi gerekeceği, bunların; 423.728,81 USD+ 76.271,19 USD %18 KDV = 500.000,00 USD , 416.666,67 USD + 83.333,33 USD %20 KDV = 500.000,00 USD tutarları şeklinde olacağı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. SMMM bilirkişinin 06.12.2024 tarihli 2 sayfadan ibaret ek raporunda özetle: Sayın Mahkemenin vermiş olduğu göreve binaen 510.000,00 USD’nin içerisindeki %20 KDV’sinin 85.000,00 USD olduğu, (510.000/1.20x%20=) bunun 2020 yılı Mart sonu itibariyle TL olarak Merkez Bankası 1 TL Döviz alış kurundan karşılığının 5,9726 TL, buradan da 85.000,00 USD x 5.9726, 1 TL kurdan = 507.671,00 TL olduğu, Ayrıca Sayın Mahkeme bu alacak tutarına faiz verilmesi yönünde karar buyurması halinde; Davacının asıl alacağı olan 507.671,00 TL’ye aşağıdaki tabloda görüleceği üzere Mart 2020 sonundan dava tarihi olan 29.04.2023 tarihine kadar 140.576,19 TL yasal faiz talep edebileceği, sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

SMMM bilirkişinin 28.03.2025 tarihli 2 sayfadan ibaret ek raporunda özetle: Sayın Mahkemenin vermiş olduğu göreve binaen 510.000,00 USD’nin içerisindeki %20 KDV’sinin 85.000,00 USD olduğu, (510.000/1.20x%20=) bunun davacı vekilinin bildirmiş olduğu tarih olan 17.03.2020 tarihi itibariyle TL olarak Merkez Bankası 1 TL Döviz alış kurundan karşılığının 6,4528 TL, buradan da 85.000,00 USD x 6.4528, 1 TL kurdan = 548.488,00 TL olduğu, Ayrıca Sayın Mahkeme bu alacak tutarına hem yasal ve de Avans faizi verilmesi yönünde karar buyurması halinde; Davacının asıl alacağı olan 548.488,00 TL’ye tabloda hesaplanmıştır. Nihai Mali Netice olarak; Tüm takdir ve karar Sayın Mahkemenizde olmak üzere, Davacının 17.03.2020 tarihinden itibaren dava tarihi olan 29.04.2023 tarihine kadar 153.907,24 TL yasal faiz, 247.086,33 TL avans faizi talep edebileceği, sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. SMMM bilirkişinin 05.07.2025 tarihli 5 sayfadan ibaret ek raporunda özetle: Davacının ödeme tarihi olan 17.03.2020 tarihinden itibaren dava tarihi olan 29.04.2023 tarihine kadar 153.907,24 TL yasal faiz, 247.086,33 TL avans faizi, yine ödeme tarihi olan 17.03.2020 tarihinden duruşma tarihi olarak en yakın tarih duruşma tarihi olan 09.07.2025 tarihine kadar 353.211,24 TL yasal faiz, 741.777,43 TL avans faizi, yine dava tarihi olan 29.04.2023 tarihindeki kurdan oluşan 1.656.650,00 TL’nin en yakın tarih duruşma tarihi olan 09.07.2025 tarihine kadar talep edebileceği faizin yasal olarak 604.019,13 TL, avans faiz olarak ise 1.494.162,14 TL olacağı, sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Islah Dilekçesi; davacı vekili 30/09/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile 1.000,00-TL olan dava değerini 85.000,00-USD'nin dava tarihindeki kur üzerinden TL karşılığı olan 1.656.650,00-TL'na yükselttiklerini beyan etmiş olup, davacı tarafça 30/09/2025 tarihinde 28.274,37-TL tamamlama harcının mahkememiz dosyasına yatırıldığı görülmüştür.

DELİLLER:

-Bilirkişi raporu ve bilirkişi ek raporları

-Tarafların beyan ve dilekçeleri -Tüm dosya kapsamı DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, taraflar arasında akdedilen sözleşme ve akabinde düzenlenen ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinde yer alan yükümlülüğün davalı tarafından yerine getirilmemesi nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkindir. Dosya kapsamı, taraf beyanları, bilirkişi raporları ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında, davacının üçüncü kişi... Servis ve Ticaret A.Ş. ile imzalamış olduğu bayilik sözleşmesinde öngörülen standartlara uygun yapı inşa edilerek kiraya verilmesi amacıyla bir sözleşme ilişkisi kurulduğu, bu kapsamda davacı tarafından bir yıllık kira bedeli olan 1.020.000 USD’nin 01.03.2016 tarihinde davalıya ödendiği, ancak davalının sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmediği iddiasıyla davacı tarafından sözleşmeden dönülerek bedelin iadesi istemiyle dava açıldığı anlaşılmıştır. Yargılama devam ederken tarafların ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurdukları ve 13.03.2020 tarihli arabuluculuk anlaşma belgesi ile uyuşmazlığı sulh yoluyla çözüm altına aldıkları, anılan anlaşma uyarınca davalının 1.020.000 USD’nin 510.000 USD’lik kısmını iade ettiği, bakiye 510.000 USD yönünden ise taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tasfiyesi amacıyla davalı tarafından KDV dahil olacak şekilde fatura düzenlenmesinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Bu noktada belirtmek gerekir ki, Arabuluculuk anlaşma belgesi taraflar arasında bağlayıcı bir sözleşme niteliğinde olup, taraflara karşılıklı edim yükümlülükleri yüklemektedir. Davalı tarafından söz konusu anlaşmada açıkça üstlenilen fatura düzenleme borcunun yerine getirilmediği dosya kapsamı ile sabittir. Her ne kadar davacı tarafından söz konusu arabuluculuk tutanağı icra takibine konu edilmiş ise de, ilgili icra hukuk mahkemesince söz konusu yükümlülüğün ilam niteliğinde olmadığı ve cebri icraya elverişli bulunmadığı gerekçesiyle takibin iptaline karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Ancak bu husus, davalının sözleşmeden doğan borcunu ortadan kaldırmayıp, yalnızca cebri icra yolunun kapalı olduğunu göstermektedir. Bu durumda uyuşmazlık, davalının üstlendiği edimi ifa etmemesi nedeniyle Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca borca aykırılıktan doğan sorumluk kapsamında değerlendirilmelidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 112. maddesinde; “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.” hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 114. maddesi uyarınca da borca aykırılıktan doğan sorumluluğa ilişkin genel hükümler somut olaya uygulanacaktır. Somut olayda davalının fatura düzenlememesi nedeniyle davacının, ödediği kira bedeline ilişkin KDV’yi indirim konusu yapamadığı, bu suretle daha fazla vergi yükü ile karşı karşıya kaldığı ve ekonomik zarara uğradığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile ortaya konulmuştur. Bilirkişi raporlarında; 510.000 USD tutarın KDV dahil olduğu, bu tutar içerisinde yer alan KDV miktarının 85.000 USD olduğu, söz konusu KDV tutarının fatura düzenlenmemesi nedeniyle davacı tarafından indirim konusu yapılamadığı ve bu nedenle davacının bu miktar kadar zarara uğradığı tespit edilmiştir. Mahkememizce de benimsenen bilirkişi raporlarına göre, zararın belirlenmesinde esas alınması gereken tarih, fatura düzenlenmesi gereken tarih olup, bu tarih itibariyle Merkez Bankası döviz kuru üzerinden yapılan hesaplama sonucu 85.000 USD’nin karşılığının 1.656.650 TL olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı tarafça faiz talebi başlangıçta dava dilekçesinde ileri sürülmemiş ise de, sonradan verilen ıslah dilekçesi ile faiz talebinde bulunulduğu görülmüştür. Islah kurumu gereğince talep sonucunun genişletilmesi mümkün olup, faiz talebinin de bu kapsamda ileri sürülebileceği kabul edilmiş ancak faiz talebinin ıslah ile ileri sürülmesi nedeniyle, faizin ıslah tarihinden itibaren işletilmesi gerektiği dikkate alınarak davalının arabuluculuk anlaşması ile üstlendiği fatura düzenleme borcunu yerine getirmemesi nedeniyle davacının uğradığı zararın tazmini gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; Davanın KABULÜ ile; 1-85.000-USD'nin dava tarihindeki kur üzerinden TL karşılığı olan 1.656.650-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ıslah edilen faiz talebi yönünden de ıslah tarihi olan 30/09/2025 tarihinden başlamak üzere toplam alacağa avans faizi uygulanmasına, 2-Alınması gereken 113.165,76-TL harcın, peşin alınan 28.454,27-TL harçtan mahsubu ile bakiye 84.711,49-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL başvurma harcı, 179,90-TL peşin harç, 28.274,37-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 28.634,17-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.715,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 249.931,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/03/2026

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/298, K. 2026/269, T. 25.03.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-14-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-298-e-2026-269-k-12792620d788