İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/736 E. 2024/675 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/736
- Karar No
- 2024/675
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2023/736 Esas - 2024/675 T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR
ESAS NO : 2023/736 Esas KARAR NO : 2024/675
DAVA :Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/10/2023 KARAR TARİHİ : 02/10/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/10/2024
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılamasında DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin "..... Parkları, Yeşil Alanları, Piknik Alanları, Mezarlıkları, Barajları, Bitkisel Yapısal, Tesisat, Elektrik Bakım, Onarım İşini" ...'nden ihale ile aldığını, ..... genelindeki peyzaj işlerini, yüklenicilik sözleşmeleri ile taşeronlarına yaptırdığını, yüklenicilik sözleşmeleri hükümlerine göre işçilik alacakların asıl işveren tarafından ödenen işçiye ödenen bedelin ve ferilerinin tamamının işçiyi çalıştıran yüklenicilerden talep edilebileceğini, dava dışı işçi ...'ın müvekkili Şirket ile ... aleyhine ..... Esas sayılı dosyası ile açılan davanın kısmen kabulüne karar verildiğini ve ..... Esas sayılı dosyası ile başlatılan ilamlı icra takibinde müvekkilinin icra dosyasına 07/04/2021 tarihinde 30.048,00 TL ve 06/06/2023 tarihinde 6.919,73 TL'nin bakiye dosya borcunu yatırdığını, 36.686,43 TL'nin 07/06/2023 tarihinde dava dışı işçiye ödendiğini ileri sürüp fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 3.042,28 TL 'nin ödeme tarihi olan 07/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebliğe rağmen davaya cevap vermediği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, asıl işveren tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmeleri kapsamında davalı alt işverenlerden rücuen tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık: Dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarından davalının sorumlu olup olmadığı, varsa sorumluluk miktarı noktasındadır. Taraflarca dayanılan tüm deliller toplanmış; ..... Esas sayılı dosyası, ..... Esas (.....) sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden getirtilmiş, ... kayıtları, hizmet döküm cetveli ve gerekli tüm belgeler celp edilmiş, işçilik alacaklarında uzman bilirkişiden bilirkişi raporu aldırılmıştır. ..... Esas sayılı dosyası ile açılan davanın kısmen kabulüne olarak verilen kararın ..... Esas (Kapatılan .....) E. Sayılı dosyası ile icra takibine konu ediliği, icra dosyasına davacı tarafından 07/04/2021 tarihinde 30.048,00 TL ve 06/06/2023 tarihinde 6.919,73 TL'nin bakiye dosya borcunu yatırdığını, 36.686,43 TL'nin 07/06/2023 tarihinde dava dışı işçiye ödendiği görülmüştür. Davacı ile davalı firma arasında 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde tanımlanan asıl - alt işveren (yüklenici) ilişkisi bulunduğu, taraflar arasında "..... parkları, refüjleri, piknik alanları, mezarlıkları, bitkisel yapısal, tesisat, elektrik bakım ve onarımı" sözleşmeleri imzalandığı görülmektedir. Davacı asıl işveren, alt işverenlerin işçisine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlükler nedeniyle, dış ilişkide dava dışı işçiye karşı alt işverenlerle birlikte müteselsil sorumludur. Ancak asıl işverenle alt işverenler arasındaki iç ilişkide ise İş Hukuku değil, Borçlar Hukuku ile Sözleşmeler Hukuku birlikte esas alınacağından, uyuşmazlığın (iç ilişkideki rücu) taraflar arasında akdedilen sözleşmeler ve Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) ilgili maddeleri uyarınca çözümlenmesi gerekmektedir. 6098 sayılı TBK'nun 167. maddesinde “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir. Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler.” hükmü yer almaktadır. Buna göre müteselsil borçlulardan her birinin alacaklı kişiye yapılan ifadan birbirine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılarak borçlulardan biri borçtan tümüyle sorumlu tutulabilecektir. Diğer bir ifadeyle, asıl işverenle alt işveren arasında akdedilen sözleşmelerde işçilik alacaklarından alt işverenin sorumlu olduğuna dair birmadde bulunması halinde alt işveren tüm miktardan sorumlu bulunacak; aksine olarak sözleşmelerde bir düzenleme yoksa asıl işveren ve alt işveren yarı yarıya (9650 oranında-1/2 oranında) sorumlu bulunacaktır. Nitekim, ...... Hukuk Dairesi'nin ..... sayılı 22.06.2015 tarihli emsal kararında “Dava konusu olayda da, davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davalı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu'ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, diış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. Nitekim dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesinde düzenlenen, “Aksi karşılaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir.” şeklindeki hükümde de, müteselsil sorumlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir.” yönünde karar verilmiştir. 21.02.2019 tarihli ve 7166 sayılı Kanunun 11 ve 12. maddeleriyle yasa değişikliği yapılarak 4857 sayılı İş Kanunu'nun 112. maddesine altıncı fıkra olarak bir fıkra ve Geçici 9. madde olarak da bir madde ile getirilen “kıdem tazminatı ödemesinden ötürü alt işverene rücu edileceğine dair açık bir hükme yer verilmemişse alt işverenlere rücu edilmez.” yönündeki yasal düzenleme, 15.10.2019 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 19.09.2019 tarihli ...... Sayılı Anayasa Mahkemesi kararıyla “21/02/2019 tarihli ve 7166 sayılı Kanunun A, 11. maddesiyle 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 112. maddesine eklenen altıncı fıkranın, B. 12. maddesiyle 4857 sayılı Kanuna eklenen geçici 9. maddenin birinci cümlesinin Anayasa'ya aykırı olduklarına ve iptallerine" karar verilmiştir. Mahkememizce tüm kanıtlar toplanmış ve yanların kabulünde olan sözleşme dosyaya eklenerek konusunda uzman işçilik alacaklarından uzman bilirkişiden rapor alınmıştır. Nitelikli Hesaplamalar Bilirkişisi ...'ün 19.04.2024 havale tarihli Raporunda özetle; " Yapılan inceleme, tespit ve hesaplamalar sebebiyle; davalı alt işverende çalışması bulunan işçi ...'ın 29.05.2009-27.10.2017 tarihleri arasındaki hizmet süresine karşılık davacı kurum tarafından 07.04.2021 tarihinde 30.048,00 TL ve 06.06.2023 tarihinde ise 6.919,73 TL ödeme yapıldığı, toplam icra dosyası ödemesinin 36.686,43 TL olduğu, ödemenin davalıya ihbar edilmediği ancak davalının iş mahkemesi dosyasında ihbar edilen olduğu, davalının 07.06.2023 tarihinden itibaren işlemiş avans faizi ile 3.042,28 TL'yi talep ettiği, bu ödeme içerisindeki davalı işverenin sorumluluk tutarının; Taraflar arasındaki imzalanmış sözleşmeleri eki ihale dökümanında işçilerin iş sözleşmelerinin son ermesi nedeniyle doğacak işçilik alacaklarından,davalı yüklenicinin sorumlu olduğuna dair açık hüküm bulunduğunun kabulü halinde,davalı alt yüklenicilerin hizmet dönemine tekabül eden tutarın tamamının rücu edebileceğine kanaat getirilmesi halinde; Davalı ... Hiz. Ltd. Şti.'nin sorumluluk miktarının (taleple bağlı kalınarak) 3.042,28 TL ve faiz başlangıç tarihinin 07.06.2023 tarihi olduğu, kanaatine varılmıştır. " şeklinde rapor bildirilmiştir.
..... Hukuk Dairesi'nin, 21/12/2021 tarihli, .....; 06/12/2021 tarihli .....sayılı kararları ile benzer uyuşmazlıklara ilişkin aynı yöndeki kararlarında da belirtildiği üzere; Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş, yüklenicinin işçisi tarafından yerine getirilmektedir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde asıl işverenin, alt işveren yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Asıl işveren ile alt işverenin (yüklenicinin), İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmalarına rağmen, rücu ilişkisinde, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği, sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları asıl işveren tarafından ödenen işçinin, alt işverenin (yüklenicinin) işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması nedeniyle, asıl işveren ve alt işveren arasındaki sözleşmede, "asıl işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına" dair bir hüküm bulunmaması durumunda, asıl işverenin bu sıfatla işçiye ödemek zorunda kaldığı işçilik alacaklarının ve ferilerinin tamamını, işçiyi çalıştıran alt işverenlerden (yüklenicilerden) rücuen talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gereklidir. Somut olayda; davacının dava dışı işçiye yaptığı ödemelerden kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ve ubgt den kendi dönemleri ile sorumlu olacakları kabul edilmiş, yıllık izin ve ihbar tazminatından son işveren sorumlu olacağı, sözleşmelerde de bu konuda hükümlerin bulunduğu (.....) kabul edilerek yapılan hesaplamaya itibar edilerek, ayrıca bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere davalı ... Şirketi'nin dava dışı işçinin işçilik alacaklarından sorumlu olduğu anlaşıldığından, bu davalı hakkında açılan davanın kabulüne karar vermek gerektiği, dava dilekçesinde dava değeri olarak talep edilen 3.042,28 TL'dan davalının sorumlu olduğu gözetilerek bu miktarın bu davalıdan rücuen tahsiline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarda açıklandığı üzere, 1-Davanın KABULÜNE, 3.042,28-TL nın ödeme tarihi olan 07.06.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlekte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 158,60 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 269,85 TL peşin harç olmak üzere toplam 539,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği ..... tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen arabuluculuk ücreti karşılığı olan 3.120,00 TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan 985,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.985,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 3,042,28 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıranlara iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.. 02/10/2024
Katip ..... e-imzalı
Hakim ..... e-imzalı