İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/492 E. 2025/15 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/492
Karar No
2025/15
Karar Tarihi

T.C. ...3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/492 Esas - 2025/15 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/492 KARAR NO : 2025/15

DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/02/2021 KARAR TARİHİ : 16/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/02/2025

TALEP: Davacılar vekili 19/02/2021 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkili ...’ın 2015 79107 sayı ile tescilli “... ...” markasının sahibi olduğuun, diğer müvekkili ...Gıda San. ve Tic. A.Ş. ile marka lisans sözleşmesi imzaladığınu, “...” markasının müvekkilleri tarafından taze meyve sebze faaliyetlerinde aktif olarak kullanıldığını, sektörde tanınan ve tercih edilen bir marka olduğunu, davalı şirketin müvekkili markasını birebir logosuyla birlikte ticaret unvanı ve işletme adı olarak kullandığını, davalı şirketin işyeri adresindeki tabelada, kullandığı fatura, evrak ve diğer resmi belgelerde müvekkili markasını logosuyla birlikte kullandığını, davalının müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davalının bu suretle müvekkilinin tanınmışlığından yararlandığını, itibarından haksız kazanç elde ettiğini, markaya tecavüz ve haksız rekabet fiili işlediğini, davalının markayı kötü niyetli kullanımı nedeniyle müvekkilinin telafisi imkansız zararlara uğrayacağı ileri sürerek; müvekkiline ait marka ve logo ile birebir aynı olmasının haksız rekabet oluşturması nedeniyle müvekkili markasına tecavüz oluşturduğunun tespitine ve tecavüzün men’ine; davalının söz konusu işletme adı ve ticaret unvanıyla elde ettikleri karın tespiti ile şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, davalıının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle: Müvekkili şirketin 01 Ağustos 2014 tarihli Ticaret Sicili Gazetesine göre 24.07.2014 tarihinde tescil edildiğini, buna karşılık davacı adına tescilli olan 2015/ 79107 sayılı markanın başvuru ve koruma tarihinin 01.10.2015 olduğunu, ayrıca 2015/79107 sayılı markanın sahibi olan davacı ...’ın, o dönemdeki adı olan ... .... .... larak davalı şirketin kurucu ortaklarından olduğunu, şirketteki hisselerini daha sonra 31.03.2016 tarihinde, markanın ilk başvuru sahibi olan ... .... .... ’e devrettiğinin bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, bu durumda, davalı şirketin davacı adına tescilli olan 2015/79107 sayılı markadan daha önce tescil edildiğini, ayrıca bu şirketin faaliyetlerine davalı ...’ın ortaklığında, dolayısıyla bilgisi ve muvafakati ile başladığının anlaşıldığını, müvekkilin işletmesinin görülen bir yerine yazılacak şekilde ...Toptancı Hali No:36'da tabelasını asmak suretiyle kullandığı aslında ticaret ünvanı olup marka olmadığını, markadan önce ticaret sicil müdürlüğünce tescil edildiğini; müvekkili şirketin ticaret ünvanı olarak tescil ettirdiği ve tabelasında kullandığı ibarenin davacının markası ile birebir aynı olmadığını, ayrıca şirket kurulduktan sonra davacının marka tescilinden önce müvekkil firma tarafından kesilmiş logolu faturaların da bulunduğunu, müvekkilinin üretim yapmadığını, sebze ve meyve komisyonculuğu dışında hiçbir ticari faaliyet göstermediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.

DAVANIN TESPİTİ: Dava; davalının kullandığı ticaret ünvanının davacı markası ve logosu ile aynı olması iddiasına dayalı haksız rekabet ve markaya tecavüzün tespiti, men'i, maddi ve manevi tazminat istemi ile ticaret ünvanının terkini istemlerinden ibarettir.

ÖNCEKİ DEĞERLENDİRME: Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda 23/09/2021 tarihli ve 2021/57 E., 2021/314 K. sayılı kararla; salt bir işletmenin ticaret unvanda yer alan bir ibare nedeniyle, bu unvanın bir başkasına ait tescilli marka kapsamında kalan hakları ihlal ettiği ve bu durumun doğrudan tecavüz ve haksız rekabete yol açar mahiyette olduğundan bahsetmenin mümkün olmadığı, dolayısıyla geçerli bir şekilde tescil edilmek suretiyle kullanılan ticaret unvanının, bir başkasına ait markası ile benzer olması nedeniyle iltibas yaratma ihtimali mevcut olsa dahi, marka tescilinden daha önce tescil edilen benzer unvanın tescilli olduğu süre içerisindeki kullanımı markaya tecavüz ve haksız rekabet olarak kabul edilmemektedir. gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine ...Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce 09/11/2023 tarih ve 2021/1731 E, 2023/1440 K. sayılı ilamıyla ÖZETLE; "...Hal böyle olmakla birlikte davalı taraf dava konusu kullanımlarının davacıların dayanak markasının koruma tarihinden önce başladığını savunmaktadır. ... ..... ..... ” kararı ile bu karardaki ilkeleri tekrar eden 11.11.2020 tarih, ... K. sayılı kararında açıklandığı üzere, gerçek hak sahipleri yasal süreler içerisinde sonraki tarihli marka başvurusuna itiraz etmemiş veya hükümsüzlük davası açmamış olsalar bile, markayı tescil ettiren kişiler, gerçek hak sahiplerinin önceye dayalı kullanımına karşı çıkamazlar. Aynı kararlarda, "bir markanın tescilinden önceki dönemde bu markanın aynısı veya benzerinin bir başkasınca tescilli marka aynı sınıf mal veya hizmetlerde sürekli bir şekilde kullanımı halinde, sırf sonradan tescil olunan markaya dayanarak, önceden beri var olan kullanımların önlenmesi “kazanılmış haklar” ilkesine ve TMK’nın 2. maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder. Keza Türkiye’nin de tarafı olduğu ... .... .... – Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları) Sözleşmesinin 16. maddesinde, marka sahiplerinin tescilli haklarına dayanarak üçüncü kişilerin markaya konu işareti veya benzerini tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden kullanmalarını önleme yönünde üstün hakka sahip oldukları belirtilmiş, ancak tescile dayalı bu üstün hakların, başkalarının daha önceye dayalı haklarını etkilemeyeceğine vurgu yapılmıştır." açıklamasına da yer verilmiştir. O halde bir markayı tescil ettiren kişi, bu markanın aynısını ya da benzerini, tescil ettirdiği markanın koruma tarihinden önce fiilen kullanan ve bu suretle marka üzerinde hak sahibi olan kişinin kullanımına karşı çıkamayacaktır. Somut olay bakımında da davalının, "..." ibaresini davacının markasının koruma tarihinden önce markasal biçimde aynen dava konusu edildiği şekilde kullandığı tespit edildiği takdirde, davacının adına sonradan tescil ettirdiği aynı ibareli markaya dayalı olarak davalının kullanımına karşı çıkamayacaktır. Bu duruma göre, mahkemece davalının dava konusu markasal kullanımının davacıların mesnet markalarının koruma tarihinden öncesine ilişkin bulunduğu savunması yönünden dayandığı deliller toplanarak, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu savunma hiç incelenmeden karar verilmesi doğru olmamıştır. Sonuç olarak, somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili bulunan davalının yukarıda bahsi geçen savunmasının değerlendirilmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir." şeklinde gerekçe ile ilgili mahkememiz önceki kararı kaldırılarak, dosya mahkememize gönderilmiştir.

YENİ DEĞERLENDİRME Öncelikle; eldeki davada 2 davacı bulunup HMK 57/1-c madde hükmü uyarınca davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunup bu durumda her bir davacı için dava açılırken ayrı ayrı başvurma, peşin karar ve ilam harcı alınması gerekeceğinden ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12/10/2022 tarihli ve 2022/2830 Esas 2022/6914 Karar sayılı kararır da bu yönde olduğundan, davacı vekilinin eksik harcı tamamlaması için Harçlar Kanunu'nun 30. Maddesi uyarınca 1 haftalık kesin süre verilmiş, verilen kesin süre içerisinde noksan yatırılan harçların davacı vekili tarafından süresinde tamamlandığı anlaşılmıştır. Taraf teşkilinden sonra ortadan kaldırma ilamında işaret edildiği gibi; davalının dava konusu markasal kullanımının davacıların mesnet markalarının koruma tarihinden öncesine ilişkin bulunduğu savunması yönünden değerlendirme yapılmıştır. Bu kapsamda davalı vekiline 06/02/2024 Tarihli celse ile davacıların mesnet markalarının koruma tarihinden öncesine ilişkin delillerin sunulması için süre verildiği, davalı vekilinin 01/03/2024 tarihli dilekçesi ile ...Sebze Meyve Komisyoncuları Derneği ( ...) ve ...Büyükşehir Belediyesi İşletme İştirakleri Toptancı Hal Şube Müdürlüğü'ne müzekkere yazılması talep edildiği, Mahkememizce önceye dayalı kullanımı ispata yarar bir delil olmayacağı, dosya esasına bir katkısı bulunmayacağı anlaşıldığından belirtilen müzekkere yazılması yönündeki talebin reddine karar verilmiştir.

Dosyaya kazandırılan 11/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Yukarıda ayrıntılı olarak incelendiği üzere, somut olayda; dava dosyası içeriğinde, davalının, davacı şahsın markasının tescil/koruma tarihinden önceki döneme ait markasal bir kullanımına dair herhangi bir delil bulunmadığı hususunu, Sayın Mahkeme’nin takdirlerine, saygılarımızla, arz ederiz." şeklinde ifade edilmiştir.

Bilindiği üzere, markayı kullanma hakkı münhasıran sahibine aittir. Tescil edilmiş bir marka sahibi, marka üzerindeki kullanma hakkına (tekel hakkı) dayanarak, kendisinin izni alınmadan, tekel hakkı kapsamında yer alan işlemlerin yapılmasını önleyebilir. Tescil edilmemiş bir markanın sahibi de genel hükümlere göre tecavüzün önlenmesini isteyebilir. Tescil edilmiş markaya hangi hallerde tecavüz edilmiş sayılacağı 6769 s. SMK’nın 29. maddesinde hükme bağlanmıştır. Davacı davasını 2015/79107 sayılı ve "... ..." ibareli markasına dayandırmış olup, belirtilen markanın 31 ve 35. Sınıf mal/hizmetlerde 18/10/2016 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Dava dilekçesi ekinde davalı kullanımlarına ilişkin olarak, iki adet tabela ve fatura görseline yer verilmiş olup, belirtilen görsellere ilişkin fotoğrafların çekildiği anlaşılan 16.02.2021 tarihinin, davacıların markasının tescilinden önceki bir döneme denk gelmediği anlaşılmakla, bu görsellerin, BAM ortadan kaldırma ilamında işaret edilen kullanımın ispatı hususunda incelemesi yapılan spesifik konuya bir etkisinin olamayacağı, yerinde inceleme de yapılarak tanzim edilmiş ve dava dosyasına sunulmuş olan 19.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda yer verilen, davalının tabela ve marka kullanımlarının, "... ltd.şti" şeklinde olduğu, işyerindeki diğer görsellerde "..." ibareli markanın konu olmadığı görülmüştür. Davalı vekili, davalı firmanın kuruluş tarihinin 24/07/2014 olduğu beyanı dışında, davacı şahıs adına 2015/79107 sayı ile tescilli markanın gerek başvuru tarihi olan 01/10/2015, gerekse tescil tarihi olan 18/10/2016 tarihiden önce, ticaret unvanının ayırıcı unsuru dışında, uyuşmazlık konusu olan işaretinin işletme adı veya marka hüviyetinde kullanıldığına dair yazılı bir delil sunmamıştır. Nitekim; davalı tarafın 09/02/2024 tarihli beyan dilekçesinde de, davalının davacıların 2015/79107 sayılı markasının tescil tarihinden önceki tarihlere rastlayan markasal kullanımlarıyla ilgili olarak herhangi bir belge sunmadığı, sadece ...Sebze Meyve Komisyoncuları Derneği (...) ve ...Büyükşehir Belediyesi İşletme İştirakleri Toptancı Hal Şube Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ...Toptancı Hali'nde 36 numaralı dükkanda ve 108 numaralı 2018 yılı Ocak ayından davalının yetkilisi ...'ın vefat ettiği 11.04.2021 tarihine kadar dükkan sahiplerinin ve dükkanlarda yetkili olarak çalışan katiplerinin kim olduğunun sorulmasını talep ettiği ve ... .... .... uzantılı web sitesinden alınmış, somut uyuşmazlık açısından önem arz etmeyen "...gıda" görselli çıktıları sunduğu, uyuşmazlık konusu olan markayı ihtiva eden (...) görselli sayfanın da, yine, 2015’ten önceki bir tarih aralığına denk gelen ve davalıya ait olan bir markasal kullanımı ihtiva etmediği anlaşılmıştır. Görüldüğü üzere; dosya kapsamında savunmasını dayandırdığı, dava konusu markanın müvekkili tarafından davacının markasının tescil tarihinden önce kullanıldığı hususuna ilişkin olarak davalı delil sunamamıştır. Davalı vekilinin talep dilekçesinde belirttiği, 2018-2021 tarihleri arasında bahsi geçen dükkanlarda kimlerin çalıştığı hususunun somut uyuşmazlığın halline bir etkisinin olmayacağı değerlendirilmiştir. Bütün bunlara göre davalının; davalı firmanın kuruluş tarihinin 24/07/2014 olduğu beyanı dışında, davacı şahıs adına 2015/79107 sayı ile tescilli markanın gerek başvuru tarihi olan 01.10.2015, gerekse tescil tarihi olan 18.10.2016 tarihiden önce, ticaret unvanının ayırıcı unsuru dışında, uyuşmazlık konusu olan "... Premıum Bananas" işaretinin işletme adı veya marka hüviyetinde kullanıldığına dair yazılı bir belge/delil sunmamıştır. SMK’nın 29. maddesinde marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak marka hakkına tecavüz olarak sayılmıştır. Yine “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlıklı 7’nci maddenin 2. fıkrasında ise marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. Aynı şekilde 7. maddenin 3. fıkrasında aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. SMK’nın yürürlük tarihi itibariyle 7/3-a maddesine göre; “marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerinin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması”, marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmiştir. Böylelikle, dosya kapsamında davalının tabela kullanımı şeklindeki eylemlerinin, davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu kanaatine varılmıştır. Ancak markanın veya benzerinin ticaret unvanında yer almasının mutlaka marka hakkı ihlali sayılıp sayılmayacağı hususunun dosya kapsamında tartışılması gerekmektedir. Zira; bu hususta Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/1962 Esas, 2020/3293 Karar sayılı emsal oluşturabilecek kararında; “Bölge Adliye Mahkemesince, her ne kadar davalının markasal kullanımı bulunmasa da 6769 sayılı SMK'nın 29/1-a ve 7/3-e maddeleri uyarınca tek başına davacı adına tescilli markanın benzerinin ticaret unvanı olarak tescil ettirmesinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği gerekçesiyle, marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i ve reddine karar verilmiş ise de, SMK'nın 29/1-a hükmü ile yapılan yollama gereği m.7/3-e maddesinde yer alan "işaretin ticaret unvanı ve işletme adı olarak kullanılması" hükmü işaretin markasal kullanılması durumunda uygulanabilecektir. Zira m.7/3'de işaretin ticaret alanında kullanılması halinde yasaklanabileceği hükme bağlanmıştır. Marka hukuku kapsamında işaretin ticaret alanında kullanılması ifadesi ile kastedilen işaretin markasal olarak kullanılmasıdır. Diğer taraftan, SMK'nın 7/3-e maddesinin gerekçesinde söz konusu düzenleme ile 2015/2436 sayılı A.B. Marka Yönergesiyle uyum sağlandığından bahsedilmiş olup, Yönerge'nin 3. maddesinde yer alan hükmün, yine Yönerge'nin genel gerekçesi no 19'daki açıklamalara göre değerlendirilmesi gerekir. Buna göre, ticaret unvanı ancak tescilli bir markaya tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliği sağlayıcı bir işaret olarak kullanılması halinde, marka hakkına tecavüz oluşturacağı açıklaması karşısında, Kanun Koyucunun amacının ticaret unvanının tescilli marka ile karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanılması halinin marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde olmasına rağmen, hatalı gerekçe ile tek başına ticaret unvanının tescil ettirilmiş olmasının marka hakkına tecavüz teşkil edeceği gerekçesiyle davanın kabul edilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.”denilerek tescilli bir markanın benzerinin tek başına ticaret unvanının esas unsuru olarak kullanılmasının marka tecavüzüne yol açmadığı vurgulanmıştır. Dolayısıyla kullanımın mal veya hizmetleri ayırt etme amacına yönelik olmaması, markasal değil ticaret sicilinde olduğu gibi birebir unvan kullanımı niteliğinde olması, o marka ile hizmet sunulmaması, mal veya hizmet ile hedef tüketici kitlesi arasında bir link kurulmaması ve markanın fonksiyonlarından birine zarar verilmemesi halinde marka ihlali söz konusu olmayabilir. (Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku, s. 556) Diğer yandan bir kullanımın marka ihlali sayılabilmesi için 7’nci madde de sayılan diğer temel koşulların varlığı da aranmaya devam edilmelidir. Somut olayımızda davacının 31 ve 35. Sınıf mal/hizmetlerde 18/10/2016 tarihinde “...” ibareli markasını tescil ettirdiği, davalının ise 24/07/2014 tarihinde “... Toptan Yaş Sebze Meyve Komisyonculuğu Gıda Nakliyat Ticaret Limited Şirketi” unvanını tescil ettirdiği görülmüştür. Dolayısıyla davalı şirketin, davacının “...” markası ile aynı olan "..." ibaresini ticaret unvanının esas unsuru olarak tescil ettirerek kullandığı, davalının bu tarihten ve davacının marka tescilinden önce bu ibare üzerinde hak sahipliği bulunmadığı, davalının ticaret unvanında ... ibaresinden sonra gelen eklerin şirketin faaliyet alanına ilişkin olması ve davalının “...” ibaresini ön plana çıkararak aynı faaliyet alanında markasal kullandığı, basiretli tacir gibi davranması beklenen davalı şirketin, davacı şirketten ve iştigal alanından haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmayacağı tüm dosya kapsamından anlaşılmış olmakla, davalının ticaret unvanında "..." ibaresinin kullanımının davacının marka hakkını ihlal teşkil ettiği kanaatine varılmış ve belirtilen ibarenin ticaret unvanından terkinine karar verilmiştir.

Tazminat Talebi Bakımından Değerlendirme: Davacılar vekili dava konusu marka adıyla elde ettikleri karın tespiti edilmesine ilişkin 151/2 bendin b maddesine göre"... .... .... " yönünden hakkımızı kullandığını beyan etmiştir. Mahkememizce 22/10/2024 tarihli duruşmada davalı tarafın tacir vasfı nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 64 hükmü uyarınca ticari defter tutma ve TTK m.82 hükmü uyarınca 10 yıl süre ile ticari defterlerini saklama yükümlülüğü altında bulunduğu hususları gözetilerek; taraf vekillerine müvekkillerinin ticari defterlerinin bulunduğu adresi ve irtibat kişisini mahkememize bildirmek üzere 2 hafta kesin süre verildiği anlaşılmıştır. Ancak verilen kesin süre içerisinde ticari defterlerin bulunduğu yer ve irtibat kişisi bilgisi sunulmamıştır. Bilindiği üzere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 50. maddesi "... Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." hükmündedir. 6769 sayılı SMK'nın 151/3. maddesi "Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur." hükmünü haizdir. ... .... .... .... Karar sayılı ilamında işaret edildiği gibi; davacının maddi zarara ilişkin delilleri toplanamamış ve bu şekilde zararın belirlenememesi halinde TBK'nın 50. maddesi uyarınca maddi zararın hüküm altına alınması zarureti hasıl oluştur. Markaya tecavüz sabit olduğundan davalı eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, oluşmuş tecavüzün kaldırılmasına, devam eden tecavüzün durdurulmasına ve oluşabilecek tecavüzün önlenmesi ile TBK 50 ve SMK 151/3 hükümleri göz önüne alınarak, davanın açıldığı tarih ve aradan geçen süre, enflasyon oranı göz önüne alınarak, 5.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu değerlendirilmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: I-Davanın KISMEN KABULÜNE, 1-Davalı eylemlerinin davacı markasına tecavüz oluşturduğunun tespitine ve tecavüzün men’ine, 2-Davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinine, 3-5.000,00 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, II-Fazlaya dair istemlerine REDDİNE, 4-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile 556,10 TL bakiye karar harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Kabul edilen maddi tazminat yönünden davacılar kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 5.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 6-Kabul edilen manevi tazminat yönünden davacılar kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 5.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 7-Kabul edilen maddi nitelikteki talepler yönünden davacılar kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 8-Reddedilen maddi tazminat yönünden davalı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 9-Reddedilen manevi tazminat yönünden davalı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 10-Kabul ret oranı 1/2 kabul edilerek, davacılar tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 7.176,60TL yargılama giderinden payına düşen 3.588,30TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacılar üzerinde bırakılmasına, 11-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde PTT aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ...Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/01/2025

Davacı Masraf Dökümü: İlk Masraf 127,10.-TL Posta Masrafı 299,50.-TL Bilirkişi Ücreti 6.750,00.-TL Toplam 7.176,60.-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/492, K. 2025/15, T. 16.01.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-492-e-2025-15-k-eaaa5cbbee37