İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/157 E. 2024/481 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/157
- Karar No
- 2024/481
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/157 KARAR NO : 2024/481
DAVA : Sınai Mülkiyet Haklarına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması DAVA TARİHİ : 10/03/2020 KARAR TARİHİ : 12/11/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2024
Mahkememizden verilen 05/07/2022 tarih ve ...sayılı kararı ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 14/09/2023 tarih ve .... sayılı ilamıyla mahkememiz kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkememize iadesine karar verilmiş olmakla, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmış olmakla; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin ürünlerinin Avrupa’nın çeşitli kentlerine uzun yıllardır sunulmakta olduğunu, 1967 yılında “...” markası altında “Yeni Yıl” konseptiyle ilk defa piyasaya sürülen yuvarlak çikolataların, 1969 yılında tüketiciler tarafından en çok tercih edilen ürünler arasında yer alması nedeniyle, bu tarihten itibaren müvekkilinin ürün yelpazesine kalıcı olarak dahil edildiğini, “...” markalı çikolataların tarifinin ilk üretildiği günden beri değiştirilmediğini, “...” markalı ürünleri diğer çikolatalardan ayıran en önemli özelliğin ise yuvarlak şekli ile paketlenme biçimi ve paketlerinin üzerinde yer alan çiçek deseni ile tüketiciye sunulması olduğunu, tüm dünyada söz konusu paketleme biçimi ve deseninin müvekkili ile özdeşleştiğini, müvekkili ile özdeşleşmiş kutuların biçimleri ve üzerinde yer alan çizgiler, renkler, kutuların içerisinde yer alan çikolataların ambalaj ve şekilleri ile davalı tarafından kullanılan ürün ve kutular incelendiğinde söz konusu kullanımların müvekkilinin kullanımları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer şekilde olduğunun görüldüğünü, davalı firmaya ilk olarak 06.09.2017 tarihinde .... Noterliği kanalıyla ihtarname gönderilerek, davalı tarafından kullanılan ... markalı ürün ambalajı ile müvekkili firma tarafından yıllardır ... markalı ürünlerinin ambalajının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunun, haksız rekabet yarattığının ve müvekkilinin 6769 sayılı SMK kapsamında korunan haklarına tecavüz teşkil etmekte olduğunun bildirildiğini, davalı tarafça ihtarnameye cevap olarak marka ürün ambalajına ilişkin yeni bir çalışmaya başlandığının bildirildiğini, akabinde davalı firma tarafından bu defa dış paketleme biçimi de müvekkilinin ambalajları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olan ... ürününün piyasaya sunulduğunun fark edildiğini, bunun üzerine 04.10.2018 tarihinde müvekkili tarafından davalı firmaya .... Noterliği aracılığıyla ikinci ihtarname keşide edildiğini, gönderilmiş olan ikinci ihtarnameye cevaben ... ürün ambalajlarının değiştirileceğinin ifade edildiğini, davalı kataloglarında ürünün hala aynı paketleme biçimi ile yer aldığını, bunların yanı sıra, davalının yine müvekkilinin paketleme biçimine daha da yakınlaşan ... ambalajına rastlanıldığını, söz konusu ambalajda müvekkiline ait ... markalı ürünlerin ambalajının taklit edildiğini, müvekkilinin marka tesciline sahip olduğu akarak oluşan çikolata topu ve çiçek desenlerinin de aynı biçimde paketlemeye yerleştirilerek kullanıldığını, müvekkili ile birebir aynı sektörde faaliyet gösteren davalı şirketin, müvekkilinin sektördeki tanınmışlığı da düşünüldüğünde, müvekkili tarafından üretilerek piyasaya sürülen ürünlerden haberdar olmadığı yahut tesadüfen bu kadar benzer ambalajları tercih ettiğinin düşünülmesinin hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, söz konusu ambalajlar arasındaki en önemli benzerliklerden birisinin de kutularda yer alan pencerelerin üzerinden geçen çiçek deseni olduğunu, bu desenin ... sayı ile tescilli bulunduğunu, davalı yanın kullanımlarının müvekkilinin tescilli markalarından kaynaklanan haklarını ihlal ettiğini, davalı tarafa ait ambalaj ile müvekkiline ait ambalaj incelendiğinde müvekkilinin uzun süredir kullanmakta olduğu ve müvekkili ile özdeşleşmiş bulunan ambalaj tasarımının aynı ürünler için aynı boyutlarda, aynı biçim ve benzer renkler tercih edilerek davalı tarafından kullanılmasının haksiz rekabet de yarattığını ileri sürerek davalı firmanın üretimini yaptığı dava konusu ürünlerin müvekkile ait ..., ...sayılı marka tescilleri sebebiyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında korunan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine ve tecavüzün durdurulmasına, davalı tarafın çikolatalarının ambalaj tasarımının ve davalı firmanın eylemlerinin TTK hükümleri kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin men’ine ve haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, tecavüz teşkil eden ve haksız rekabet yaratan ürünlerin bulundukları yerlerden toplatılarak imhasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle, davacının ... markalı kutuları ile müvekkiline ait ... markalı kutu ambalajlarının benzer bulunmadığını, müvekkilinin fikri mülkiyet haklarına saygılı bir şirket olduğunu, benzerlik olmasa da yargı süreçleri ile uğraşılmamak adına ambalaj tasarımlarını değiştirdiğini, yine müvekkilinin ... markalı kutu ambalajlarının da benzer olmadığını, markanın yerleştiriliş biçimi, figürlerin renk ve yerleştiriliş açıları, ambalajın şeffaf kısmının şekil farklılığının mevcut bulunduğunu, yine ambalaj kombinasyonu ve çiçek desenlerinin ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olmadığını, ... markasının ambalajı ile davacıya ait ... markasının ambalajlarının aynı bulunmadığını, davacının kendilerine ait olduğunu iddia ettikleri ürün ile alakalı tescilli bir marka yahut tasarımı olmadığını, çiçek desenlerinin halihazırda bulunmadığını, davacının yuvarlak çikolata görselinin kendi tekelinde olduğu iddiasının yerinde olmadığını, yuvarlak/top şeklindeki herhangi bir gıda ürününün herhangi bir firmaya özgülenemeyeceğini, davacının dal ve yapraktan oluşturulmuş tasarımlarının dava açıldığı tarih itibariyle kullanılmadığını, müvekkilinin ... ve ... ın ... no ile tescilli olduğunu, davacının markalarının tanınmış marka olmadığını karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
YARGILAMA: Mahkememizce, 05/07/2022 tarih ve .... sayılı karar ile; i davalı vekili ve davacı vekili katılma yoluyla istinaf kanun yoluna başvurmuştur. ... . HD'nin 14/09/2023 tarih ve ...sayılı ilamıyla; Somut uyuşmazlıkta da mahkemece kısa kararda, "Davanın kabulü ile, davalı tarafın ... markalı çikolatalarının ambalaj tasarımlarının davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinin durdurulmasına, davalı tarafın "..." markalı çikolatalarından ambalaj tasarımının davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği anlaşılmakla bu ürünlere el konulmasına ambalaj tasarımının silinmesi mümkün ise silinmesi suretiyle tecavüz ve haksız rekabetin durdurulmasına, silinmesi mümkün değil ise ambajların imhasına," karar verildiği ve tefhim edildiği halde, gerekçeli kararda, "davacı adına tescilli olan... no markalar yönünden davalı ürün ambalaj tasarımlarında kullanılan motifin görsel olarak benzer olmadıkları, ... nolu marka yönünden SMK 7/2-b nin şartlarının sağlandığı, davalı tarafça davacıya ait markanın SMK 7/2-b kapsamında ayırt edilemeyecek derecede benzer halinin ürün kutusu üzerine tatbik edilmekle olduğu ve piyasaya arz edildiği, tüm bu kapsamdaki değerlendirmeler neticesinde davacının ... markası yönünden SMK 29/1-a,b,c maddesinin şartlarının sağlandığı ve haksız rekabet koşullarının oluştuğuna" yer verildiği görülmektedir. Bu husus, az yukarıda açıklanan kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır. Zira mahkemece kurulan hüküm kısmında davanın "KABUL" edildiği yazılı iken, gerekçeden davanın "KISMEN KABUL" edildiği anlaşılmaktadır. O halde anılan İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılması gereklidir. Diğer yandan, dosya kapsamında bulunan bilgi ve beyanlar ile ön inceleme duruşmasında yapılan tespite göre, davacının talebinin "..." ve "..." ibareli davalı kullanımlarına yönelik olduğu belirli iken, mahkemece hükmün sadece "..." markası için kurulması ve bu arada davacının diğer talebi hakkında hüküm kurulmaması yerinde bulunmadığı gibi, mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalı kullanımlarının davacının bir markası hariç diğer markalarına tecavüz oluşturmadığı tespitinin ardından, aynı kullanımların haksız rekabete vücut vereceği belirlemesinde bulunulmasının da hem bilirkişi raporu ve hem de mahkeme gerekçesi içerisinde çelişki oluşturduğunun düşünülmemesi de eksik araştırma nedeniyle yerinde bulunmamıştır. Yine mahkemece bilirkişi raporunun hükme esas alındığı belirtilmiş olmasına, bilirkişi raporunda da davalının tüm kullanımlarının haksız rekabet yarattığı görüşüne varılmasına rağmen bilirkişi raporunun aksi yönde hüküm kurulmasının gerekçesinin belirtilmemesi de doğru olmamıştır. Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, kısa karar ve gerekçeli kararın hüküm fıkrası ile gerekçe çelişkili olduğundan, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca; bilirkişi raporu ve mahkeme gerekçesi içerisinde yukarıda belirtilen çelişkilerin giderilmesi için yeni bir inceleme yapılması suretiyle davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Dava mahkememizin... E. Sırasına kaydedilmiştir. Mahkememizce 09/11/2023 tarihli celsede; Dosyanın itirazları karşılar ve İstinaf kaldırma kararı kapsamında belirtilen "bilirkişi raporunda davalı kullanımlarının davacının bir markası hariç diğer markalarına tecavüz oluşturmadığı tespitinin ardından, aynı kullanımların haksız rekabete vücut vereceği belirlemesinde bulunulması" yönündeki bilirkişi raporundaki tutarsızlık da netleştirilmek suretiyle ek rapor sunmak üzere önceki bilirkişilere tevdiine, karar verilerek bilirkişilerden ek rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen EK RAPORDA özetle: 1. Davalının dosya kapsamında delilleri sunulmuş ... yönünden kullanımının SMK’nın 7/2-b maddesi şartlarını sağladığı, 2. Davaya konu ... sayılı marka başvurusunun SMK 7/2-c gereği tanınmış olduğu iddiasının sunulan deliller kapsamında şartlarının oluşmadığı, 3. Bu kapsamda davalının yukarıda ayrıntısı açıklandığı üzere davacıya ait ... tescil numaralı markasının ayırt edielemeyecek derecede benzerinin ürün kutuları üzerinde kullanılması ve piyasaya arzı yönünden SMK 29/1-a-b-c maddeleri gereği marka tecavüzü niteliği taşıdığı, 4. Davalının görselleri sunulan ürün kutularında davacı ... tescildeki markasının aynı/ayırt edilemeyecek derecede benzer görselin kullanılması, buna bağlı olarak ürün kutularında bu görselin kullanıldığı yer ve tertip tarzı, renk seçimi, markanın sunumu vb. genel intiba olarak yüksek oranda bütünsel benzerlik bulunması karşısında davalının davaya konu olarak sunulan ürün kutuları yönünden 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ nun 55/1-a-4 haksız rekabet şartlarının oluştuğu, davalı ürün ambalajı kullanımının ise yeterli ayırtediciliğin sağlandığı değerlendirilmekle, buna bağlı olarak ambalaj yönünden ise haksız rekabet bulunmadığı takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. (5) Kişilik Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA özetle: 1) Davalının iddialara konu fiili kullanımlarının, davacıya ait iddialara mesnet markalarına tecavüz oluşturduğu, 2) Davalının iddialara konu fiili kullanımlarının, davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğu, takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. Dosya kapsamında kaldırma kararı sonrası alınan bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporların usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. Her iki bilirkişi heyeti raporu davaya konu vakıalara ilişkin yapılan değerlendirmede aşağıda açıklandığı şekilde kısmen dikkate alınmıştır. GEREKÇE: 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. Maddesinde marka tecavüzü halleri düzenlenmiş olup, mezkur madde de 7. Maddeye de atıf yapılarak genel şartlar ortaya koyulmuştur. SMK 7. madde... sayılı yeni AB Marka Direktifinin 10. Maddesi ile ... sayılı yeni AB Marka Tüzüğü 9. Maddesinin iç hukuka aktarılmış halidir. Bu suretle bir marka tecavüzü eyleminden bahsedebilmek için hem 7. Maddenin hem de 29. Maddenin birlikte ele alınması gereklidir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29/1-a maddesi yollamasıyla SMK’nın 7. Maddesinin 2-a bendinde tesclilli bir markanın aynısının aynı mal veya hizmet için kullanılması, 2-b bendinde tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, 2-c bendinde ise, aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması marka tecavüzü olarak belirtilmiştir. SMK 29/1-b maddesinde ise markayı veya ayırt edilemeyecek derecede benzeri kullanarak markayı taklit etme kavramı getirilerek 7. 7/2-a maddesindeki düzenlemeden farklı bir tecavüz fiili getirilmiştir. SMK 7/2-a bendinde düzenlenen ihlal önceki marka ile hem işaret hem de emtia veya hizmet açısından birebir ayniyet taşıyarak kullanılması halidir. Bu ihlali tespit etmek kolaydır. Bu madde kapsamındaki değerlendirmede Yüksek Mahkeme bir kararında markanın birebir aynısının tescil kapsamında olmayan ve sınıfsal benzerlik taşımayan başka sınıf mal ve hizmetlerde kullanılması halinde , tanımış markalar hariç olmak üzere marka hakkına tecavüzün söz konusu olmadığını hüküm altına almıştır. 6769 sayılı SMK’nın 7/2-b maddesinde ise “Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.” ikinci marka tecavüzü hali olarak düzenlenmiştir. Söz konusu halde 7/2-a maddesinden farklı olarak hem işaret hem de sınıfsal anlamda benzerlik değerlendirmesi yapılacak ve birlikte varlığı aranacak ayrıca ortalama tüketici nezdinde markaların bıraktığı intiba ve karıştırılma ihtimali üzerinde de değerlendirme yapılacaktır. Açıkça görüldüğü üzere bu madde kapsamında bir değerlendirme yapabilmek için aynı veya benzer markalar bulunmalı, bu markaların benzer mal/hizmetler için tescilli/tescil başvurusunda bulunulmuş olmalı ve halk tarafından bu iki marka arasında karıştırılma ihtimali olmalıdır. Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. 6100 sayılı TTK’nın 54. Maddesine göre, “Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Davacı Markaları Davalı Markaları
...
Bu açıklamalar ışığında; davalının fiili kullanımları incelendiğinde “...” adlı ürünün kutusunda, oval kırmızı zeminli ortasından bir çizgi geçen fonda çizginin altına ve üstüne iki ayrı kelime gelecek şekilde “...” ibaresi, bu ibarenin hemen altında alttan üste doğru kıvrımlı şekilde ilerleyen çiçek ve/veya yaldız olarak adlandırılabilecek görsel desen, altında kutunun içerisini göstermeye elverişli şeffaf kısım ve bu şeffaf kısmın yanında yukarıdan aşağı doğru düşen bir çikolata damlası/topu görseli, hemen altında da ürüne ilişkin açıklamalar yer aldığı, davalının “...” adlı ürüne ilişkin kullanım unsurları; davacının iddialara mesnet ... sayılı markanın aynısını, ... sayılı markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerini, davalı ürün kutusuna ilişkin teme kompozisyon ise davacıya ait ... sayılı markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerini içerdiği, davacının iddialara mesnet markalarının koruma tarihlerinin davalının kullanımlarından önceki tarihli olduğu, davalı kullanımlarının, davacı markalarının koruma kapsamında bulunan 30. sınıftaki “çikolata, şekerleme” emtialarında gerçekleştiği hususları da dikkate alındığında, davalının “...” adlı kullanımlarının davacıya ait ..., ... sayılı markalara tecavüz oluşturduğu; Davalının “...” adlı ürünün kutu içerisinde yer alan tekli şekilde şekerleme/çikolata ambalajlarında, davacı markalarının aynılarının ya da benzerleri yer almadığından şekerleme ambalajlarının, davacıya ait iddialara mesnet markalara tecavüz oluşturmadığı; yine davalının fiili kullanımları incelendiğinde “...” adlı ürünün kutusunda, siyah zemin üzerine birbirine girmiş hâlde farklı renk ve yazı karakteri ile yazılmış “...” ibaresi, bunun hemen altında bir kısım tanıtıcı yazılar, hemen altında paralel iki kenarı uzun altıgen şeffaf bölüm, altında ise damlayan/düşen çikolata tanesi görseli yer aldığı, davalının “...” adlı ürüne ilişkin kullanım unsurlarının; davacının iddialara mesnet ... sayılı markanın görselli bölümünün markadan ayırt edilemeyecek derecede benzer şekilde içerdiği, davacının iddialara mesnet markalarının koruma tarihlerinin davalının kullanımlarından önceki tarihli olduğu, davalı kullanımlarının, davacı markalarının koruma kapsamında bulunan 30. sınıftaki “çikolata, şekerleme” emtialarında gerçekleştiği hususları da dikkate alındığında, davalının “...” adlı kullanımlarının davacıya ait ..., sayılı markaya tecavüz oluşturduğu, Davalının “...” adlı ürünün kutu içerisinde yer alan tekli şekilde şekerleme/çikolata ambalajlarında, davacı markalarının aynılarının ya da benzerleri yer almadığından şekerleme ambalajlarının, davacıya ait iddialara mesnet markalara tecavüz oluşturmadığı ve haksız rekabet oluşturmadığı, Davalının, davacının iddiaları kapsamında fiili kullanımlarının davacının piyasaya arz etmiş olduğu ürünlerin incelendiğinde, haksız rekabet incelemesinde marka hakkına tecavüzden farklı olarak, sicilde yer alan şekli unsurların yanında, tarafların piyasada yer alan ürünlerinin tertip ve sunum biçimlerinden, davacının piyasada olduğu belirtilen ve iddialara mesnet ürün kutularının iki kenarı uzun altıgen prizma veya silindir şeklinde olduğu; sarı veya kahverengi altıgen prizma kutunun ön kısmında oval bir çerçeve ve bu çerçeveyi ikiye bölen çizginin alt ve üst kısımlarında sarı ve beyaz yazı karakterleriyle yazılmış marka, hemen altında sol alt kısımdan sağ üst kısma doğru uzanan çiçekli/yaldızlı desen unsurunun, desenin altından kutu içini gösteren şeffaf bölüm bu şeffaf bölümünde yanında aşağı düşen/damlayan bir çikolata görseli, altında da tanıtıcı yazılar yer aldığı, kırmızı veya siyah silindir kutunun ön kısmında oval bir çerçeve ve bu çerçeveyi ikiye bölen çizginin alt ve üst kısımlarında sarı ve beyaz yazı karakterleriyle yazılmış marka, hemen altında sol alt kısımdan sağ üst kısma doğru uzanan çiçekli/yaldızlı desen unsuru, desenin altından kutu içini gösteren şeffaf bölüm bu şeffaf bölümünde yanında aşağı düşen/damlayan bir çikolata görseli, altında da tanıtıcı yazılar yer aldığı, hem silindir hem altıgen prizma kutuyla davacı tarafından piyasaya arz edilen ürünlerin küre şeklinde ürünü kaplayan bükümlü kenar kısımları şeffaf, orta kısımları çeşitli renklerde olan bu renklerin fon oluşturduğu, oval bir çerçeve ve bu çerçeveyi ikiye bölen çizginin alt ve üst kısımlarında sarı ve beyaz yazı karakterleriyle yazılmış marka ile birlikte yaldız/çiçek deseni bulunduğu, davalının dava konusu “...” adlı ürünün kutusu incelendiğinde gerek davacının tescilli markalarını veya bu markaların benzerlerini içermesi, bu benzerliğin davacının piyasaya sunduğu ürün kutularının tertip tarzıyla da yüksek düzeyde benzerlik göstermesi nedeniyle, davalının “...” adlı ürün kutusunun davacının markaları ve fiili kullanımları karşısında, TTK m.55/1,a-4 hükmü kapsamında davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğu, Davalının dava konusu “...” adlı ürünün kutusu incelendiğinde silindirik yapı, ortada yer alan şeffaf bölüm, siyah fon unsurları dışında, davacının fiili kullanımlarından ayrıldığı; silindirik kutu kullanımları bu hâliyle tek başına davacı aleyhine haksız rekabet oluşturmaya elverişli olmadığı, ancak davalı kullanımlarında bu benzer unsurların yanında davacıya ... sayılı, markanın benzerinin de yer alması durumu birlikte değerlendirildiğinde davalının “...” adlı ürünün kutusundaki kullanımların davacı aleyhine, TTK m.55/1,a-4 hükmü kapsamında davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğu; Davalının “...” ve “...” adlı ürünlerin ambalaj kullanımları incelendiğinde bu kullanımlardaki büküm kısımlarının şeffaf, orta kısımlarının parlak renkli ve küre yapısı, orta kısımda yer alan oval ve ortası çizgili kısımda markaların konumlandırılması ve yukarıda açıklanan şekilde yüksek düzeyde benzer nitelik taşıyan kutularda piyasaya arz edilmesi sebebiyle davalının her iki ürüne ilişkin ambalaj kullanımlarının, davacı aleyhine, TTK m.55/1,a-4 hükmü kapsamında davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğu kabul edilmiş, açıklanan nedenlerle; davalının "..." kullanımının davacının ..., ..., ... markalarından kaynaklı hakkını ihlal ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına, davalının "..." kullanımının davacının ..., markasından kaynaklı hakkını ihlal ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına, davalının "..." adlı ürünün kutu içerisinde ve Davalının "..." adlı ürünün kutu içerisinde yer alan tekli şekilde şekerleme çikolata ambalajlarında, davacı markalarının aynılarının ya da benzerleri yer almadığından şekerleme ambalajlarının, davacıya ait iddialara mesnet markalara tecavüz oluşturmadığı anlaşıldığından bu kullanım hakkında açılmış marka hakkının ihlali ve haksız rekabete ilişkin taleplerin reddine, davalının "..." kullanımının, Davalının "..." kullanımının davacı bakımından haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, menine, haksız rekabetin sonucu olan durumun kaldırılmasına, tecavüz teşkil eden ve haksız rekabet yaratan ürünlerin ambalajlarının bu ambalajları içerir fiziki mecradaki kullanımlarının bulundukları tüm yerlerden toplatılarak imhasına, elektronik ortamdakilerin kaldırılmasına karar vermek vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-Davalının "..." kullanımının davacının ... markalarından kaynaklı hakkını ihlal ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına, Davalının "..." kullanımının davacının ..., markasından kaynaklı hakkını ihlal ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına, Davalının "..." adlı ürünün kutu içerisinde ve Davalının "..." adlı ürünün kutu içerisinde yer alan tekli şekilde şekerleme çikolata ambalajlarında, davacı markalarının aynılarının ya da benzerleri yer almadığından şekerleme ambalajlarının, davacıya ait iddialara mesnet markalara tecavüz oluşturmadığı anlaşıldığından bu kullanım hakkında açılmış marka hakkının ihlali ve haksız rekabete ilişkin taleplerin reddine, Davalının "..." kullanımının, Davalının "..." kullanımının davacı bakımından haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, menine, haksız rekabetin sonucu olan durumun kaldırılmasına, Tecavüz teşkil eden ve haksız rekabet yaratan ürünlerin ambalajlarının bu ambalajları içerir fiziki mecradaki kullanımlarının bulundukları tüm yerlerden toplatılarak imhasına, elektronik ortamdakilerin kaldırılmasına, 2-Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 20.650,50-TL yargılama giderinin takdiren 15.487,88-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6- Davalı şirketin yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 671,90-TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranları göz önünde bulundurularak takdiren 167,98-TL'sinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/11/2024
Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
DAVACI/ MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 116,60-TL Gider Avansı :19.862,00-TL İstinaf K.Y.Bşv.Harcı : 492,00-TL İstinaf Karar Harcı : 179,90-TL TOPLAM :20.650,50-TL
DAVALI/ MASRAF DÖKÜMÜ İstinaf K.Y.Bşv.Harcı : 492,00-TL İstinaf Karar Harcı : 179,90-TL TOPLAM : 671,90-TL