İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/292 E. 2025/61 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/292
- Karar No
- 2025/61
- Karar Tarihi
T.C. ...3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/292 Esas - 2025/61 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/292 KARAR NO : 2025/61
DAVA : Marka Hakkına Tecavüz. DAVA TARİHİ : 22/07/2022 KARAR TARİHİ : 25/02/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/03/2025
TALEP: Davacı vekili 22/07/2022 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkili...Derneği'nin (...) 31 Ocak 1928 tarihinde kuruluşundan bu yana, Atatürk’ün eğitim vizyonu kapsamında, Cumhuriyetimizin modernleşmesi ve gençlerimizin eğitimi için çok önemli hizmetler yaptığını, ...’in 12 Aralık 1939 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile "Kamuya Yararlı Dernek" statüsü edindiğini, yaklaşık bir asırlık bir Cumhuriyet kurumu olan ...’in 40 okul, 1 üniversite, birçok yurt, bir düşünce kuruluşu ve çeşitli yayınlar ile Türk çocuklarının eğitimine ciddi katkı sunduğunu, ...’in uzun yıllar boyunca devam eden kararlı eğitim faaliyetleri neticesinde, hem milli değerlere sıkı sıkıya bağlı, hem de uluslararası düzeyde kabul gören yetkinliklere sahip nesiller yetiştirdiğini, ...'in ülkemizde sınai mülkiyet haklarına ilişkin gelişmeler ve marka kavramının önem kazanması sonucunda kullanmakta olduğu çok sayıda "..." ibareli markayı Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde tescil ettirdiğini ve ... asli unsurlu bir “seri marka” yarattığını, ancak; ...’in kendisine ait markalarının hiçbirine ilişkin olarak...Derneği ... Koleji Vakfı (davalı vakıf) lehine herhangi bir lisans, kullanma hakkı, devir sağlamadığını, davalı... ... 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin E. 1997/334, K.1997/483 sayılı ve 18.11.1997 tarihli kararı ile tescil edilmiş bulunan, eğitim hizmeti sunmayı amaçlayan, merkezi ...’da bulunan bir vakıf olduğunu, ... Derneği ... Koleji Vakfı Resmi Senedinden de görüldüğü üzere müvekkili ...’in, davalı... kurucuları arasında olduğunu ve müvekkili ...’e davalı vakıf üzerinde önemli denetim ve temsil yetkileri verildiğini, derneğin davalı... kurucuları arasında olmasına ve Vakıf üzerinde önemli denetim ve temsil yetkilerine sahip olmasına rağmen, davalı... kuruluşundan sonraki on yıl boyunca göreceli olarak stabil bir süreç yaşansa da 2008 yılından itibaren gerçekleştirilen denetimler sonucunda davalı... akademik, sosyal ve mali bir zorluk içine düştüğünün tespit edildiğini ve söz konusu hususların iyileştirilmesi için karşılıklı yapılan görüşmeler sonucunda Dernek Yönetim Kurulu’nun 24.12.2010 tarihli kararı ile 30.12.2010 tarihinde ... ve Davalı Vakıf arasında Eğitim İşbirliği Sözleşmesi imzalandığını, Eğitim İşbirliği Sözleşmesini izleyen süreçte de ... iyi niyet ile destek vermeye çalışmış olsa da hem davalı... içinde bulunduğu zorluğun sürdüğünü, hem de davalı... gittikçe artan bir uzlaşmaz tutumla ...’in iyi niyetli önerilerini göz ardı ettiğini, 23.11.2021 tarihli davalı... denetleme kurulu raporunun davalı... yönetimi ile ilgili ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu gösterdiğini, bu zorlukların aşılması için ...’in sunduğu önerilerin reddedildiğini, bu nedenle taraflar arasındaki 30/12/2010 tarihli Eğitim İşbirliği Sözleşmesinin 2022 yılında karşılıklı olarak feshedildiğini, davacıya ait tescilli markalar ile karıştırılma tehlikesi bulunan markaların davalı Vakıf tarafından kullanımının davacının marka değerine zarar verdiğini, öte yandan; Türkiye'de Millî Eğitim Bakanlığı tarafından her yıl yapılan Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sonuçlarına göre davalı... Türkiye genelindeki ... okulları ile kıyaslandığında düşük başarı gösterdiğini üniversite sınavlarında da davalı okuldaki başarının düşük olduğunu, davalı... uzlaşmaz tutumu neticesinde müvekkili ...'in 22/02/2022 tarihli ihtarname ile Eğitim İşbirliği Sözleşmesi’ni 30/06/2022 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, sözleşmenin dokuzuncu maddesinin verdiği hakka dayanarak feshettiğini ve böylece kendisine ait markaların davalı Vakıfça kullanılmasını istemediğini beyan ettiğini, Eğitim İşbirliği Sözleşmesinin madde 2/a bendinde “...” markalarının marka değerinin korunması için ...’in gerekli tedbirleri alabileceğinin belirtildiğini, davacı tarafından yapılan haklı feshin anılan hükme aykırı olarak “...” markalarının marka değerlerinin davalı vakıf tarafından zedelenmesine ve diğer sözleşme hükümlerine dayandığını, davalının da 03/03/2022 tarihli ihtarnamesi ile Eğitim İşbirliği Sözleşmesi’nin kendileri tarafından da feshedildiğini bildirdiğini, davalı... daha sonra, 2022/066799 sayılı ve “... ...” ibareli, 2022/066798 sayılı ve “tedist” ibareli, 2022/066792 sayılı ve “torch” ibareli markaların tescili için 11.05.2022 tarihinde ...’e başvurduğunu, özellikle, ...’in marka hakkını korumak için gönderdiği ihtarlara rağmen yapıldığı için bu başvuruların kötü niyetli olduğunu, söz konusu başvuruların asıl amacının müvekkilinin markalarından haksız istifade etmek olduğunu, davalının marka hakkı tecavüzlerine ilişkin ...35. Noterliği nezdinde yapılan e-tespitlerin dosyaya sunulduğunu, davalı Vakıf tarafından "www.tedistanbul.k12.tr" internet sitesinde ve Youtube platformundaki hesabıyla ve sosyal medya hesaplarıyla ...’in marka haklarına tecavüz ettiğini, davalı... internet ortamının yanı sıra fiziki ortamda da ...’e ait markalara tecavüz ettiğini, davalının ...’in markalarını kullanmak için hukuken kabul edilebilir bir gerekçesinin olmadığını, taraflar arasında hukuki ilişki doğuran yegane belgenin davalı... resmi senedi olduğunu, resmi senet dikkatli olarak incelendiğinde SMK kapsamında kabul edilebilecek bir markasal işlemin, marka devrinin veya marka kullanım izninin mevcut olmadığının görüleceğini, müvekkili ...’in markalarının SMK madde 6 hükmü ve sair mevzuat anlamında tanınmış marka olduğunu, ...’in tüm toplum nezdinde yerleşmiş bir seri markaya, marka ailesine sahip olması markalarının tanınmışlığını ve aynı zamanda davalı vakıf tarafından gerçekleştirilen marka hakkı tecavüzlerinin sebep olduğu zararları arttırdığını ileri sürerek; davalının fiillerinin müvekkili marka hakkına tecavüz olduğunun tespitine, tecavüz fiillerinin durdurulmasına, tecavüzün kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili vakfa “... Derneği” ibaresinin ve amblemin kullanım hakkının Vakıf Resmi Senedi ile süresiz ve sınırsız olarak davacı tarafından verildiğini, Eğitim İşbirliği Sözleşmesi’nin feshinin Vakfa özgülenen “... Derneği” ibaresinin kullanımını tek başına engellemesinin mümkün olmadığını, bu ibarenin kullanımının men edilmesinin... amacının gerçekleştirmesinin engellenmesi sonucunu doğurabilecek nitelikte olduğunu, davacı derneğin, davalı... kuruluşunu sağladığını ve yapılandırılmasında rol aldığını ve ayrıca 25 yılı aşkın süre yönetim organına temsilci göndererek markanın vakıf tarafından kullanılmasına izin verdiğini, davacının... ve sahip olduğu eğitim kurumunun bu şekilde tanınmasına ve kişilik kazanmasına kendi davranışları ile yol açtığını, bu somut olayların artık... bu ibareyi kendisiyle özdeş olacak şekilde kullanmasına hiçbir zaman itiraz edilemeyeceği anlamına geldiğini, davalı vakıf adındaki “...” ibaresinin aynı zamanda kurucusu olan bazı tüzel kişilerin adlarında da yer almakla birlikte, bu adın vakfa onların izni, hatta başvuruyla... tescili anında verildiğini, o andan itibaren bu ibarenin... yasal adının bir parçası haline geldiğini, vakfın başkasının adını izinsiz kullandığından söz edilemeyeceğini, vakfın ticari işletmesi olan okulun... adıyla ticaret siciline tescil edildiğini, Türk Ticaret Kanunu m. 18/1 ve m. 39 uyarınca tacirlerin ticaret unvanı kullanma zorunluluğu bulunduğunu, davalı... aynı zamanda tescilli ticaret unvanı olan “... Derneği” ibaresini yasa gereği kullanma zorunluluğu bulunduğunu, vakfın kurucu olan dernekten bağımsız ve başka bir isim altında eğitim-öğretim hizmeti veremeyeceğinin açık olduğunu, “...” ibaresinin vakıf tarafından kuruluşundan bugüne 25 yıldır, derneğin bilgisi ve onayı dahilinde markasal olarak kullanıldığını, müvekkili... dernekle birlikte markaya yatırım yaptığı, emek verdiğini, risk aldığını, kazançtan derneğe pay verdiğini, reklam harcamaları yaparak piyasada tanındığını ve korunmaya değer ekonomik değerler haline getirdiğini, vakıfta yaratılan haklı beklenti ve güven nedeniyle dernek tarafından kullanımdan men talebinin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu, derneğin dava hakkının sessiz kalma suretiyle ve çelişkili davranış yasağı nedeniyle sona erdiğini, davalı... davacı markalarına tecavüz teşkil eden hiçbir eylemi bulunmadığını, davalı tarafından başvurusu yapılan “... ...”, “TORCH” ve “TEDİST” marka başvurularının huzurdaki dava ile bir ilgisi bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR Dava; davalı fiillerinin marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespiti, tecavüz fiillerinin durdurulması ve kaldırılması isteminden ibarettir. Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
Sunulan Uzman Görüşleri ve Alınan Bilirkişi Raporları: Prof. Dr. Hayri BOZGEYİK ve Doç. Dr. Akın ÜNAL tarafından Hazırlanan 20.10.2023 Tarihli Uzman Görüşü: 20.10.2023 tarihli 24 sayfadan oluşan uzman görüşünde özetle, davacı...Derneği ile davalı...Derneği ... Koleji Vakfı arasında 30.12.2020 tarihinde akdedilen Eğitim İşbirliği Sözleşmesinin tarafların karşılıklı iradeleriyle ayrı ayrı feshedilmek suretiyle sona erdiği, dernek tarafından vakfa 1998 yılında tek taraflı olarak marka kullanma izni verildiği, 2010 yılında akdedilen Eğitim İşbirliği Sözleşmesinin bu iznin kullanım şartları ve şeklini düzenlediği, sözleşmenin temel amacının derneğe ait markanın değerini korumak olduğu, taraflar arasındaki Eğitim İşbirliği Sözleşmesinin karşılıklı fesihler ile sona ermesinin sonucu olarak davalı...Derneği ... Koleji Vakfının...Derneğine ait markaları kullanma izninin sona erdiği, davalı vakıf adına yapılan marka tescil başvurularının davacı Derneğe ait markalar ile aynı veya benzer olması, kötü niyetle yapılmış olması sebebiyle hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, davalı... örnekleri verilen markasal kullanımlarının davacı Derneğin marka haklarına tecavüz oluşturduğu, davalı Derneğe ait ayırt edici ... ibaresinin davalı Vakıf tarafından alan adı ve sosyal medya hesaplarında kullanıcı adı ve sosyal medya hesaplarında kullanıcı adı olarak kullanılmasının davacının marka haklarına tecavüz oluşturduğu ifade edilmiştir.
Prof. Dr. ... .... ... .... .... .... .... tarafından hazırlanan 21.11.2023 tarihli Uzman Görüşü: 21.11.2023 tarihli 57 sayfadan oluşan uzman görüşünde özetle; vakfın marka tescil başvurularının huzurdaki uyuşmazlıkla ilgisinin ve uyuşmazlığa çözümüne de etkisinin bulunmadığı, vakıf ile dernek arasında “karşılıklı olarak doğrudan doğruya her iki tüzel kişinin statüsüne yani kuruluş belgesine dayanan ve dolayısıyla her iki taraf açısından da sözleşmesel değil statüsel nitelik taşıyan bir hukuki ilişki ve bağ bulunduğu, başta vakıf senedi olmak üzere her iki statü de değiştirilmedikçe... ... Vakfı okulunun da ... Okulu olma özelliğinin ve... bu özelliğine bağlı olarak sahip olduğu ... Markalarının kullanma hakkının onun elinden alınamayacağı, ...’nin Derneğin markalarının kullanılmasının ve korunmasının ilke ve esaslarını belirleyen bir sözleşme olmadığı, hatta teknik hukuki anlamda marka kavramıyla dahi hiçbir ilgisinin bulunmadığı, ...’nin feshedilmiş veya herhangi bir sebeple olursa olsun sona ermiş olmasının da bu kullanma yetkisini herhangi bir biçimde etkilemesinin veya ortadan kaldırmasının düşünülemeyeceği, derneğin vakfa verdiği iznin ve Vakıfın sahip olduğu kullanım yetkisinin vakıf okullarının başarısı ve/veya Vakıfın mali durumu ile hiçbir ilgisinin ve bağlantısının olmadığı, somut olayın bütün şartları birlikte değerlendirildiğinde; gelinen aşamada derneğin uyuşmazlık konusu markalarının vakıf tarafından kullanılmasının engellenmek istenmesinin marka hakkının uyandırılmış güvene aykırı biçimde kullanılması yani çelişkili davranış yasağına aykırılık ve ayrıca marka hakkının ekonomik ve sosyal amacının saptırılması anlamına gelmekle MK. M. 2/2 uyarınca hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiği ve hukuk düzenince korunmayacağı, eğer kullanımın izinsiz olduğu varsayılırsa, o zaman da sessiz kalma yoluyla hak kaybının koşullarının gerçekleşmiş olduğu ifade edilmiştir.
Mahkememizce 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan (marka uzmanı, vakıf bilirkişisi, milli eğitim şube müdürü) 20/09/2023 havale tarihli raporda özetle; "Davalı Vakıf’a ait www.tedistanbul.k12.tr internet sitesinde, “@tedistanbul” Instagram, Facebook ve Youtube hesaplarında “... ... KOLEJİ” marka ve logosunun yanı sıra “... ... Koleji Vakfı”, “... ... Koleji”, “... ... Koleji Mezunlar Derneği TEDMED” gibi ibarelerin de yoğun şekilde kullanıldığı, bahse konu internet sitesi ve sosyal medya hesaplarında davacı Derneğe ait isim, unvan, marka ve logoların da sık sık kullanıldığı, bu platformlarda eğitim-öğretim alanında faaliyet gösteren davalı Vakıf’ın reklam, tanıtım ve faaliyet duyurularının yapıldığı, davalı Vakıf’ın internet sitesi sosyal medya hesaplarında kullanılan “... ... KOLEJİ” marka ve logosunun davacı Dernek adına 2002 25215 (... DERNEĞİ Şekil), 2002 25216 (...Şekil), 2009 59622 (... MEŞALE), 2013 50156 (... Dükkan), 2013 50078 (...) sayılarla tescilli olan ve yukarıda detaylı sicil bilgileri sunulan marka ve logolarla karıştırılacak derecede benzer olduğu ve ilgili tüketiciler nezdinde çekişme konusu eğitim hizmetleri bakımından markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu; Buna rağmen, davacı Derneğin 1997 tarihinde kurulan davalı Vakıf’ın kurucuları arasında yer aldığı, davalı Vakıf’a “... DERNEĞİ ... KOLEJİ VAKFI” adının bizzat davacı Derneğin onayıyla verildiği, davalının marka kullanımlarından davacının ilk andan itibaren haberdar olduğu, bu kullanımları teşvik ve takip ettiği, davalının sektörde bu marka ile yer almasına ve tanınmasına sessiz kaldığı; Davacı Dernek tarafından ileri sürülen, davalı... içinde bulunduğu idari, mali ve akademik zorluklar nedeniyle markaların davalı Vakıf tarafından kullanımının davacının marka değerine zarar verdiği iddialarının somut delillerle ispatlanamadığı;" ifade edilmiştir.
Mahkememizce alınan 08/04/2024 havale tarihli ek raporda özetle; "Kök raporumuzda belirtilen görüş ve kanaatlerimizin devam ettiği hususu Sayın Mahkemenin takdirlerine arz edilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda belirtilen bilirkişi raporuna davacı vekilince; dosyaya sunmuş oldukları ve işbu davanın konusu ile örtüşen emsal yargı kararlarının bilirkişilerce değerlendirilmediği, raporda ısrarla sessiz kalma yoluyla hak kaybı bakımından hukuki değerlendirme yapıldığı ve uzman mütalaası ile çelişkinin giderilmediği yönündeki itirazları Mahkememizce kabul edilerek; 06/06/2024 tarihli celsede ikinci heyetten rapor alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 5 kişilik bilirkişi heyetinden (marka vekili, ...Üniversitesi Hukuk Fakültesinden profesör, eğitim uzmanı, Başmüfettiş ve ... hukuku alanından bilirkişi) rapor dosyaya kazandırılmıştır.
Belirtilen bilirkişi heyetinden alınan 26/11/2024 havale tarihli raporda özetle; "Vakıf Senedinin “Vakfın Adı” başlıklı 1. maddesinde; “Vakfın adı “... DERNEĞİ ... KOLEJİ VAKFI”dır. Bu senette kısaca “Vakıf” olarak adlandırır.” denilerek... adının “... DERNEĞİ ... KOLEJİ VAKFI” olduğunun belirtildiği, davalı... tüzel kişiliği devam ettiği sürece adını tüzel kişi ismi olarak kullanmasının engellenemeyeceği, Vakıf senedinin “Vakfın Malvarlığı” başlıklı 25. maddesinde; “vakfın malvarlığının, kurucular tarafından vakfa tahsis edilmiş olan 135.000 USD olduğu belirtildiği, bunun yanında vakfedenler tarafından, vakfın 1997 yılındaki kuruluşunda vakfa devir, lisans, vb. Yolla markasal bir hak verilmediği/özgülenmediği, Davacının zımni rıza ve...Derneği Genel Merkezinin 17.03.1998 tarih ve 4/13 no.lu kararı ile davalı Vakfa ... ibareli markasını kullandırdığı; yıllar içinde taraflar arasında markanın kullanılmasına ilişkin şifahi bir akit oluştuğunun söylenebileceği, Bu doğrultuda taraflar arasında yazılı olmayan sözleşme ve...Derneği Genel Merkezinin 17.03.1998 tarih ve 4/13 no.lu kararı uyarınca kullanılan marka karşısında sessiz kalma yoluyla hak kaybından söz edilemeyeceği, Taraflar arasında zımni rıza ile kullanımına devam edilen marka üzerindeki gerçek hak sahipliğinin davacıya ait olduğunun davalının da kabulünde olduğu, Taraflar arasında yıllar içinde oluştuğu anlaşılan zımni rıza ve kullandırma amaçlı şifahi sözleşmenin, davacının sözleşme özgürlüğü çerçevesinde göndermiş olduğu ihtarname ile sonlanmış olacağından, davalının bu tarihten sonraki kullanımının hukuka aykırı olacağı, davacının, taraflar arasındaki sözleşmenin hükmünü sürdürdüğü süreçteki sözleşmeye uygun davranışının, “sessiz kalma yoluyla hak kaybı” kavramı ile örtüşmeyeceği, zımni dahi olsa muvafakatin her zaman tek taraflı irade beyanıyla geri alınabileceği, Bu bağlamda davacının ihtarına rağmen davalının markayı kullanmaya devam etmesi davacının marka hakkına tecavüze yol açacağı, Davalı... marka başvurularının davacının ... ibareli markalarına özel bir yanaşma çabası içerisinde bulunduğu gözetildiğinde davalının marka başvurularının ve dolayısıyla davalı... iyi niyetli olduğundan bahsedilemeyeceği, Bu nedenle iyi niyetli olmayan davalı lehine sessiz kalma yoluyla hak kaybı ve çelişkili davranma yasağı ilkesinin uygulanamayacağı" ifade edilmiştir.
MARKA HAKKINA TECAVÜZ İDDİASININ DEĞERLENDİRİLMESİ Davacı Adına Tescilli Markaların İncelenmesi: Dava dosyası ve Türk Patent ve Marka Kurumu marka sicil kayıtlarının incelenmesi sonucunda; davacı adına tescilli ve uyuşmazlığa mesnet gösterilen markalardan 2000 26602 sayılı markanın hükümden düştüğü, aşağıda belirtilen diğer markaların dava tarihi itibariyle tescilli olduğu ve markalar üzerindeki yasal korumanın devam ettiği, markaların kapsamında uyuşmazlık konusu “SINIF KODU 41: “Eğitim öğretim hizmetleri.” nin yer aldığı anlaşılmıştır. Davacının dilekçesinde belirtilen markaları arasında yer alan 2000/26602 numaralı markası, hükümden düşmüş olduğundan değerlendirmelerde Mahkememizce dikkate alınmamıştır. Davacının 2002/35216 sayılı ve "T.E.D+şekil" ibareli, 01 / 02 / 03 / 04 / 05 / 06 / 07 / 08 / 09 / 10 / 11 / 12 / 13 / 14 / 15 / 16 / 17 / 18 / 19 / 20 / 21 / 22 / 23 / 24 / 25 / 26 / 27 / 28 / 29 / 30 / 31 / 32 / 33 / 34 / 35 / 36 / 37 / 39 / 40 / 41 / 42 / 43 / 44 / 45. sınıflarda 26.07.2004 tarihinde tescil edilmiş olup, markanın uyuşmazlık konusu 41. Sınıf. “Eğitim ve öğretim hizmetleri...Okul hizmetleri, yatılı okul hizmetleri, ana okulu hizmetleri, akademi hizmetleri (eğitim), öğretim kurslarının sağlanması hizmetleri, öğretim, (özellikle küçük gruplar halinde) hizmetleri, mektupla öğrenim (açık öğretim) hizmetleri, bilgisayar eğitim hizmetleri, iletişim kursları hizmetleri, sürücü eğitim hizmetleri, eğitim ile ilgili sınav hizmetleri, hemşirelik eğitim hizmetleri, hizmet içi eğitim hizmetleri, makina, araç, cihaz ve aletleri işletim veya kullanım konusunda eğitim hizmetleri, öğretim kulubü hizmetleri, eğitim amaçlı yarışma organizasyonları, hizmetleri, eğitim tesislerinin sağlanması hizmetleri, eğitim hakkında bilgilendirme hizmetleri” nde tescilli olduğu, 2002/35216 sayılı ve "T.E.D+şekil" ibareli, 16 / 25 / 41. sınıflarda 08/12/2004 tarihinde tescil edilmiş olup, marka uyuşmazlık konusu 41. Sınıf. “Eğitim ve öğretim hizmetleri...Okul hizmetleri, yatılı okul hizmetleri, ana okulu hizmetleri, akademi hizmetleri (eğitim), öğretim kurslarının sağlanması hizmetleri, öğretim, (özellikle küçük gruplar halinde) hizmetleri, mektupla öğrenim (açık öğretim) hizmetleri, bilgisayar eğitim hizmetleri, iletişim kursları hizmetleri, sürücü eğitim hizmetleri, eğitim ile ilgili sınav hizmetleri, hemşirelik eğitim hizmetleri, hizmet içi eğitim hizmetleri, makina, araç, cihaz ve aletleri işletim veya kullanım konusunda eğitim hizmetleri, öğretim kulubü hizmetleri, eğitim amaçlı yarışma organizasyonları, hizmetleri, eğitim tesislerinin sağlanması hizmetleri, eğitim hakkında bilgilendirme hizmetleri” nde tescilli olduğu, 2013/50078 sayılı ve "...+şekil" ibareli, 03 / 05 / 09 / 10 / 14 / 16 / 18 / 20 / 21 / 24 / 25 / 26 / 28 / 35 / 41 / 43 / sınıflarda 06.08.2014 tarihinde tescil edilmiş olup, marka uyuşmazlık konusu 41. Sınıf. “Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri.”nde tescilli olduğu, 2011/00344 sayılı ve "K" ibareli, 18 / 20 / 24 / 25 / 26 / sınıflarda 31.07.2013 tarihinde tescil edilmiş olup, markanın uyuşmazlık konusu 41. Sınıf. “Eğitim ve öğretim hizmetleri...” nde tescilli olmadığı, 2013/50156 sayılı ve "... dükkan" ibareli, 35. sınıfta 06.08.2014 tarihinde tescil edilmiş olup, markanın uyuşmazlık konusu 41. Sınıf. “Eğitim ve öğretim hizmetleri...” nde tescilli olmadığı, 2009/59622 sayılı ve "MTEDŞALE" ibareli, 16 / 35 / 38 / 40 / 41 / 42 / sınıflarda 31.07.2012 tarihinde tescil edilmiş olup, marka uyuşmazlık konusu 41. Sınıf. “Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri. Dergi, kitap, gazete v.b. yayımlama hizmetleri. Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri.” nde tescilli olduğu anlaşılmıştır.
Davalının Marka Kullanımları: https://www.tedistanbul.k12.tr/ internet site adresinde: Davalının eğitim-öğretim faaliyetine ilişkin bilgilerin yer aldığı anasayfada Mavi renkli bir daire içinde yanan meşale şekli ve ... ... KOLEJİ VAKFI şeklinde markanın kullanıldığı anlaşılmıştır. 06.07.2022 tarihli e-tespit tutanağı: Davacı vekili tarafından sunulan ...35. Noterliği’nin 06.07.2022 tarih, 013686 ve 013687 yevmiye numaralı e-tespit tutanaklarının incelenmesinde; belgelerin siyah-beyaz fotokopi şeklinde olduğu, bu belgeler uyarınca davalı... sosyal medya hesaplarında “... ... Koleji” ibareleriyle birlikte ... logosunu kullandığının noter kanalıyla kayıt altına alındığı anlaşılmıştır. Davalıya ait “tedistanbul” kullanıcı isimli instagram hesabı: Davalıya ait “tedistanbul” kullanıcı isimli instagram hesabının 13 binin üzerinde takipçisinin bulunduğu, hesapta davalının eğitim öğretim faaliyetlerine ilişkin haber, duyuru ve çeşitli görsellerin yer aldığı, hesapta paylaşılan görsellerin birçoğunda gerek dava tarihinden önce gerek dava tarihinden sonra ... ... KOLEJİ adının ve "... ... KOLEJİ VAKFI" ibareli markanın kullanıldığı, öğrencilerin üzerinde "K" ibareli markasını taşıyan okul kıyafetlerinin olduğu anlaşılmıştır. “... ... Koleji Vakfı” Kullanıcı Adlı Youtube Hesabı: Youtube hesabının incelenmesinden, adının “... ... Koleji Vakfı” olduğu, 2000 civarında abonesinin olduğu, hesapta yüklenmiş 472 videonun bulunduğu, hesabın profil resminde “... ... KOLEJİ VAKFI” marka ve logosunun kullanıldığı tespit edilmiştir.
MARKA HAKKINA TECAVÜZ İDDİALARI AÇISINDAN DEĞERLENDİRME Marka hukuku açısından tecavüzün söz konusu olabilmesi için tescilli marka ile kullanılan işaret ve tescilli markanın malları ve hizmetleri ile karşı tarafça kullanılan mallar ve hizmetler arasında aynılık, ayırt edilemeyecek derecede benzerlik veya ilişkilendirme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzerliğin bulunmasının gerekli olduğudur. Bu nedenle taraf markalarının ve taraf emtialarının benzer olmaması durumunda kural olarak marka tecavüzünden bahsetmek mümkün değildir. Davalı Vakfa ait "www.tedistanbul.k12.tr" internet sitesinde ve sosyal medya hesaplarında ... ... KOLEJİ, ... ... KOLEJİ VAKFI ibareleri birlikte "... ... KOLEJİ VAKFI+meşale" şeklindeki marka gerek dava tarihinden önce, gerek dava tarihinden sonra yoğun olarak kullanılmıştır. Karıştırma ihtimalinden söz edilebilmesi için, markaların tescilli oldukları ya da sonraki markanın tescili istenen mal ve hizmetlerin de aynı ya da benzer olması gerekmektedir. Davacı dernek adına tescilli uyuşmazlık konusu markaların kapsamında eğitim-öğretim hizmetleri yer almakta olup; davalı Vakıf da “... ... KOLEJİ” marka ve logosunun yanı sıra “... ... Koleji Vakfı”, “... ... Koleji”, “... ... Koleji Mezunlar Derneği TEDMED” ibarelerini de eğitim-öğretim faaliyetlerinde kullanmıştır. Davacıya ait 2002/35215 ve 2002/25261 sayı ile tescilli “... DERNEĞİ ve şekil” markası ile davalının ... ... KOLEJİ VAKFI ibareli marka kullanımlarının incelenmesi neticesinde; davacı markasının kapsamındaki mal ve hizmetler ile davalının sunduğu mal ve hizmetlerin aynı tür olduğu, markaların bir bütün olarak bıraktığı izlenimin ayniyet derecesinde benzer olduğu ve ilgili tüketici yönünden davalı kullanımlarının davacıya ait 2002/35215 ve 2002/25261 sayılı markaları ile karıştırılma ihtimaline neden olabileceği değerlendirilmiştir. Bu noktada davacı iddiaları ve davalı savunmaları kapsamında, taraflar arasındaki hukuki ilişki ve sözleşmelerin irdelenmesi gerekecektir: Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “Tüzel kişilik” başlıklı 4. maddesinde; “..., özel hukuk tüzel kişiliğine sahiptir.” denilerek... kurucuların kişiliğinden ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olduğu ve dolayısıyla tasarrufa, hak ve borçlara ehil olacağı belirtilmiştir. ..., vakıf şirketlerden farklı olarak, vakıf senedinde belirtilen amacı doğrultusunda faaliyet gösteren, kâr amacı gütmeyen bir tüzel kişiliktir. Tüzel kişiliğin en doğal gereklerinden biri olarak... bir ada, yerleşim yeri ve amacını gerçekleştirmek üzere gerekli organlara sahip olması yasal bir zorunluluktur. TMK'nın 101. maddesinde; “..., gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluklarıdır. Bir malvarlığının bütünü veya gerçekleşmiş ya da gerçekleşeceği anlaşılan her türlü geliri veya ekonomik değeri olan haklar vakfedilebilir.” denilerek... kuruluşunda gerçek ve tüzel kişilerin kurucu olarak bulunabileceği, özgülenen mal ve hakların... süreklilik taşıyan amacına yeterli olması gerektiği vurgulanmıştır. Burada yeterli mal ve haktan anlaşılması gereken, vakfa kurucular tarafından konulan nakdi kuruluş sermayesi, gayrimenkul/menkul mallar veya bunların gelirleri ve ekonomik değer ifade eden “marka, patent vs.” gibi haklardır. Bu madde metninden de açık olarak anlaşılacağı üzere, vakfın malvarlığını oluşturan, nakit, taşınmaz/taşınır mallar ve hakların vakıf senedinde açık olarak belirtilmesi ve vakfa özgülenmesi gerekmektedir. Bir malvarlığının bütünü veya gerçekleşmiş ya da gerçekleşeceği anlaşılan her türlü geliri veya ekonomik değeri olan haklar vakfedilebilir. Vakıf kuruluşları bir eşya veya gelirlerinden yararlanma hakkı, topluma veya toplumda ihtiyacı olan bazı insanlara özgülenmektedir (HGK’nın 08.05.2002 tarihli ve 2002/16-159 E., 2002/355 K. sayılı kararı). Vakıf senedi; 5737 sayılı ... Kanunu'nun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesine göre “Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ile 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre kurulan vakıfların, malvarlığını ve vakıf şartlarını içeren belgeyi” ifade eder. Vakıf senedinde; vakfın adı, amacı, bu amaca özgülenen mal ve haklar, vakfın örgütlenme ve yönetim şekli ile yerleşim yeri gösterilir (TMK m. 106). Vakfın bir yönetim organının bulunması zorunludur. Vakfeden, vakıf senedinde gerekli gördüğü başka organları da gösterebilir (TMK m. 106). Vakıf yönetimi; mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıflarda; vakfiye, 1936 Beyannamesi, vakıf senedi, TMK ve bu Kanun’a göre vakfı yönetmeye ve temsile yetkili organı, Vakıf yöneticisi ise, mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıflarda; vakfiye, 1936 Beyannamesi, vakıf senedi, TMK ve bu Kanun’a göre vakfı yönetmeye ve temsile yetkili kişi veya yetkili organlarda görev alan kişileri ifade eder (5737 sayılı ... Kanunu m. 3). Vakıf yönetim kurulu iç ilişkide vakfı yönetir, dış ilişkide vakfı temsil eder. Vakıfların hangi konularda denetleneceği TMK’nın 110. maddesi ile düzenleme altına alınmıştır. Anılan madde ile vakıfların, vakıf senedindeki hükümleri yerine getirip getirmedikleri, vakıf mallarını amaca uygun biçimde yönetip yönetmedikleri ve vakıf gelirlerini amaca uygun olarak harcayıp harcamadıkları ... Genel Müdürlüğünce ve üst kuruluşlarınca denetleneceği hüküm altına alınmıştır. Türk Medeni Kanunu’nun 101. maddesinde yapılan tanıma göre kurulmuş olan bir... özgülendiği amacı doğrultusunda varlığını sürdürmesi ve yönetim organlarınca da bu amacın gerçekleştirilmesi esastır. Vakfın kuruluş senedinde belirlenen amacı ve örgütlenme biçimi, zorunluluk doğmadıkça, kural olarak vakıf organlarınca değiştirilip genişletilemez. Bununla birlikte... amacı geçen zaman içerisinde tamamen değişik bir anlam ve nitelik kazanmış olursa, ancak bu nedenle değiştirilmesi söz konusu olabilir. Tüzel kişiliğe sahip olmasının yanı sıra... temel unsurlarından biri de belirli ve sürekli bir amaca özgülenmiş olmasıdır. Türk Medeni Kanunu’nda yapılan tanım uyarınca tüzel kişi olarak bir... ortaya çıkabilmesi için esas itibariyle “belirli bir mal veya mal topluluğu” ve “sözkonusu mal veya mal topluluğunun belirli bir amaca özgülemesi” olmak üzere iki unsuru bulunmaktadır (Zevkliler vd., 2000: 639; Ayan ve Ayan, 2007:169). Malın özgülenmesi (tahsisi), vakıf kurmak üzere verilmesi düşünülen malvarlığının, vakıf kuranın mallarından ayırt edilerek, bağımsız bir varlığa sahip olacak biçimde ve... amacına harcanmak üzere hizmet ve tasarrufa sunulmasıdır. Bu açıklamalardan sonra somut dosyaya dönecek olursak; davalı Vakfa ait Vakıf Senedinin “Vakfın Adı” başlıklı 1. maddesinde; “Vakfın adı “... DERNEĞİ ... KOLEJİ VAKFI”dır. Bu senette kısaca “Vakıf” olarak adlandırır.” denilerek... adının “... DERNEĞİ ... KOLEJİ VAKFI” olduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte, Vakıf senedi uyarınca... kurucu mütevelli heyet üyeleri listesinde...Derneği’nin de yer aldığı, Vakıf senedinin “Vakfın Malvarlığı” başlıklı 25. maddesinde; “Vakfın malvarlığını, vakfedenler tarafından tahsis edilmiş bulunan 135.000 USD (YÖZOTUZBEŞBİN AMERİKAN DOLARI) oluşturur.” denilerek... malvarlığının, kurucular tarafından vakfa tahsis edilmiş olan 135.000 USD olduğu belirtilmiş, bunun yanında vakfedenler tarafından, vakfın 1997 yılındaki kuruluşunda vakfa devir, lisans, vb. yolla markasal bir hak verilmediği/özgülenmediği anlaşılmıştır. Buna göre, davalı... ismi Vakıf Senedi ile belirlenmişse de bu senetle davalıya vakfedilmiş/özgülenmiş herhangi bir marka hakkının söz konusu olmadığı görülmüştür. Her ne kadar davalı... adı "... Derneği ... Koleji Vakfı" ise de "..." ibareli davacı markalarının kullanımına dair izin veya "..." ibareli markalar altında faaliyet gösterme izninin, davalı vakfa kuruluş senedi ile verilmediği görülmüştür. Dolayısıyla, dosya kapsamında, belirtilen markalar kullanılarak davalı Vakıf tarafından belirli süre faaliyet yürütülmüş ise de; bu hususun vakıf kuruluş senedi ile değil, daha sonraki faaliyetler ve taraflar arasındaki ilişki kapsamında zımni olarak davacı tarafından izin verildiği değerlendirilmiştir. Davacı...Derneği, vakfın kurucuları arasında yer alan tüzel kişilerden biridir. Yasal mevzuat uyarınca vakıfların tüm iş ve işlemleri iç denetim kapsamındadır. Vakıf; organları tarafından denetlenebileceği gibi, bağımsız denetim kuruluşlarına da denetim yaptırabilir. Denetimi yapacak bağımsız denetim kuruluşu denetlenen... yetkili karar organlarınca seçilir.
Vakıf yöneticileri, en az yılda bir defa yapılacak iç denetim raporları ile sonuçlarını, rapor tarihini takip eden iki ay içerisinde ... Genel Müdürlüğü’ne bildirir. Vakıfların amacına ve yasalara uygunluk denetimi ile iktisadî işletmelerinin faaliyet ve mevzuata uygunluk denetimi ... Genel Müdürlüğü tarafından yapılır. Huzurdaki uyuşmazlık kapsamında dosyadaki belgeler uyarınca, davacı...Derneği’nin davalı Vakfı doğrudan denetleme imkanı bulunmamakla birlikte, vakıf senedinde gerek vakıf mallarının yönetimi, Vakıf senedinin değiştirilmesi, gerekse... sona ermesi halinde tasfiye edilecek mallar konusunda davacı Dernek yönünden ayrıcalıklı düzenlemeler bulunduğu görülmüştür. Vakfın kuruluş amacının ise kurulduğu tarihe göre değerlendirilmesi gerekmekte olup; Vakfedenin, vakıfla gerçekleşmesini arzu ettiği temel amaç, vakfın meydana gelmesinde rol oynamış esas unsur olarak kabul edilir. Bu noktada detaylı açıklamalar içeren Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına aşağıda yer verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2022/371 E. , 2022/1163 K. Sayılı kararında; “Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Türk Medeni Kanunu'nun 113. maddesi hükmü uyarınca durum ve koşullardaki değişmeler yüzünden vakıf senedinde yazılı amacın değiştirilmesi şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. GEREKÇE Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili yasal düzenleme ve kavramların incelenmesinde yarar görülmektedir. Vakfın kuruluş senedinde belirlenen amacının değiştirilmesi ile ilgili; TMK’nın 113. maddesi ile “Durum ve koşullardaki değişmeler yüzünden vakıf senedinde yazılı amaca bağlı kalınması vakfedenin arzusuna açıkça uymayacak hâle gelmiş ise mahkeme, vakfın yönetim organı veya denetim makamının başvurusu üzerine diğerinin yazılı görüşünü aldıktan sonra... amacını değiştirebilir.” hükmü, Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan ... Hakkındaki Tüzüğün 26. maddesi ile “Vakfın asıl gayesinin mahiyeti ve şümulü, vakfedenin vakıf senedinde belirttiği arzusuna açıktan açığa uymayacak derecede değişmiş olursa, idare uzvu veya ... vakfın gayesinin değiştirilmesi için yetkili asliye mahkemesine başvurur. Mahkemece duruşma yapılarak... gayesinin değiştirilmesine karar verilebilir. Vakfın gayesini tehlikeye koyan mükellefiyet ve şartların kaldırılması veya değiştirilmesi de aynı hükme tabidir” hükmü ve 5737 sayılı ... Kanunu’nun 14. maddesi ile “Vakıfların, vakfiyelerindeki şartların yerine getirilmesine fiilen veya hukuken imkân kalmaması halinde; vakfedenin iradesine aykırı olmamak kaydıyla mazbut vakıflarda Genel Müdürlüğün; mülhak, cemaat ve esnaf vakıflarında, vakıf yöneticilerinin teklifi üzerine bu şartları değiştirmeye; hayır şartlarındaki parasal değerleri güncel vakıf gelirlerine uyarlamaya Meclis yetkilidir” hükmü düzenleme altına alınmıştır. Düzenleme altına alınan hükümler uyarınca; vakfın asıl amacının niteliği ve kapsamı, vakfedenin vakıf senedinde açıkladığı iradesine açıktan açığa uymayacak ölçüde değişmiş olursa, o takdirde amacın değiştirilmesi mümkün olabilecektir. Sözü edilen konuda kabul edilebilir ölçü, vakfın değişen koşullar karşısında başlangıçtaki amacın gerçekleşmesinin olanaksız duruma gelmesidir. Türk Medeni Kanunu’nun 113. maddesine göre, vakfın amacının değiştirilebilmesi için objektif ve sübjektif koşulların birlikte oluşması gerekir. Objektif koşullar, vakfın kurulmasından sonra dış olaylarda meydana gelen değişikliklerdir. ……………….. Vakfedenin, vakıfla gerçekleşmesini arzu ettiği temel amaç, vakfın meydana gelmesinde rol oynamış esas unsur olarak kabul edilir. Bu nedenle onun değiştirilmesi söz konusu değildir. Buna karşılık hâl ve koşulların değişmesi sonucunda, vakıf tarafından izlenecek genel gaye, gerçekleşmesi olanaksız bir hâl almış veya artık buna gerek kalmamış ise, bu durumda... sona ermesi gerekir. Her somut olayda, vakfedenin, vakıf senedinde ifade edilen iradesinin anlamını ve buna bağlı olarak... genel gayesinin belirlenmesi gerekir. Amaç, vakfın esaslı unsurlarından olması nedeniyle; Vâkıfın, sonradan yapacağı bir açıklama ile... gayesini değiştiremeyeceği gibi, onu genişletemez veya sınırlandıramaz. Buradaki kural “vakfı meydana getiren” vakfedenin sonraki değil, vakfı meydana getirdiği andaki iradesidir. O hâlde yorumda yapılması gereken ilk iş, vakfedenin “o zamanki iradesinin” ne olduğunu tespit etmekten ibarettir. Vakfedenin amacı yorumlanırken, onun makul ve normal koşullar altında hareket ettiği kabul edilmelidir.” şeklinde belirleme yapılmıştır. Dosya kapsamında davalı Vakfa ait Vakıf senedinde 2. maddede, Vakfın amacı ve hizmet koşulları “Vakıf Türk öğrencilerine, ilk, orta, lise ve yüksek öğretim seviyesinde ve yabancı dil öğrenimine önem vererek, çağdaş düzeyde bir eğitim ve öğretim sağlamak için eğitim ve öğretim kurumları kurmak ve açmak, böylece nevi bakımından devletin genel bütçesine dahil bir kamu hizmetini yerine getirmek amacı ile kurulmuştur.” şeklinde belirtilmiştir. Belirtilen madde uyarınca... amacının eğitim öğretim Kurumları açmak, çağdaş eğitim öğretim sağlamak olduğu, Vakfın kuruluş amacının özellikle ... markası ya da ismi altında eğitim kurumları açmak olmadığı, Vakıf senedinde bu hususta açık bir düzenleme bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda, Vakıf senedi değişmedikçe... ... Vakfı, okulunun da ... Okulu olma özelliğinin ve... bu özelliğine bağlı olarak sahip olduğu ... markalarının kullanma hakkının elinden alınamayacağı savunmasının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Davacı tarafından davalı... ekonomik zorluk içinde olduğu iddia edilmişse de; ... Genel Müdürlüğü’nün 25.11.2022 tarih ve 2 sayılı denetim raporunda; iktisadi işletmenin borcundan dolayı temerrüde düşmediği, icra takibine muhatap kalmadığı, iktisadi işletmeye tahsis edilen eğitim tesisinin gerçek değerinin (560.585.000,00 TL) bilançoya yazılmasıyla ortada teknik iflas olarak nitelendirilebilecek mali sorunun bulunmadığı anlaşıldığından teknik iflas iddiası hakkında herhangi bir işlem tayinine yer olmadığının bildirilmiştir. ... Genel Müdürlüğü’nün 19.10.2023 tarihli ve 05 sayılı denetim raporunun sonuç kısmında ise şikayetçi denetim kurulu üyelerinin iddialarından iç denetim ve bağımsız denetim kurulu raporlarının yanıltıcı olduğu yönündeki iddiaların doğru olduğu bildirilmiştir. Açıklanan nedenle dosya kapsamı itibariyle... mali zorluk içinde olup olmadığı hususunda net kanaat oluşmamakla birlikte , bu hususun ... Hukukuna ilişkin ayrı bir uyuşmazlık konusu olduğu, eldeki davada yargılamanın konusu olmadığı değerlendirilmiştir. Davacı vekilince, davalı... akademik başarısının diğer okullara kıyasla düşük olduğu ileri sürülmüştür. Akademik başarı veya akademik performans, bir öğrencinin, öğretmenin veya kurumun kısa veya uzun vadeli eğitim hedeflerine ulaşma derecesidir. Ortaokul diplomaları ve lisans dereceleri gibi eğitim kriterlerinin tamamlanması akademik başarıyı temsil eder. Akademik başarı genellikle sınavlar veya sürekli değerlendirmeler yoluyla ölçülür. Dosya kapsamındaki belgeler uyarınca, ... ... Koleji’nin diğer ... okullarına göre LGS ve YKS sınavlarında akademik başarısının düşük olduğu görülmüştür. Ancak akademik başarı uzun vadeli eğitim hedefleri dikkate alınarak incelenmesi gereken kapsamlı bir konu olup; sırf dosya kapsamındaki belgelerden yola çıkarak davalı Vakfa ait okulun başarılı ya da başarısız olduğu hususunda değerlendirme yapmanın mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır. ... Derneği ve ... ... Koleji Vakfı arasında imzalanmış olan 30.12.2010 tarihli sözleşmenin incelenmesinden; 10 maddeden oluşan sözleşmenin eğitim-öğretim uygulamaları, görevlendirmeler-öğretmen alımı başlığı altında maddeler içerdiği, sözleşmenin ikinci maddesinin “... Derneği’nin Vakıf tarafından işletilen okulda...Derneği’ne bağlı diğer okullarında olduğu gibi Eğitimin kalite ve standartlarını arttırmak ve ... markasını korumak için gerçekleştirilen eğitim öğretimin yönetim ve niteliğini denetler ve alınması gereken tedbirleri vakıf yönetimine bildirir.” şeklinde olduğu anlaşılmıştır. Bu doğrultuda söz konusu sözleşme ile davacı Dernek ile davalı Vakıf arasında eğitim faaliyetlerinin yürütülmesi hususunda şartların belirlendiği, sözleşmenin 2. maddesi uyarınca Derneğin Vakıf tarafından işletilen okulda eğitim-öğretimin yönetim ve niteliğini denetleyebileceği ve alınması gereken tedbirleri vakıf yönetimine bildirebileceği anlaşılmıştır. Buna göre, Mahkememizce davacı Derneğin davalı Vakıf tarafından işletilen okulda kalite ve standartlar yönünden denetim yetkisinin olduğu değerlendirilmiştir. 30.12.2010 tarihli Eğitim İşbirliği Sözleşmesi, davacı tarafından gönderilen 22/02/2022 tarihli ihtarname ile 30/06/2022 tarihi itibariyle, feshedilmiş olup; bu durum davalı... 03/03/2022 tarihli ihtarnamesiyle de kabul edilmiştir. Huzurdaki uyuşmazlıkta; davacı Dernek tarafından, ... Derneği Genel Merkezinin 17/03/1998 tarih ve 4/13 no.lu kararı ile ... ... Koleji Vakfına...Derneği amblemini kullanma izni verdiği, yıllar içinde gerçekleşen zımni rıza ile de davacı Dernek adına tescilli markaların kullanılmasına rıza gösterdiği değerlendirilmiştir. Bu noktada taraf iddia ve savunmalarını değerlendirebilmek için; davalı... marka tescil başvuruları, sessiz kalma yoluyla hak kaybı ve çelişkili davranma yasağı hususlarına değinmek gerekecektir:
DAVALININ MARKA TESCİL BAŞVURULARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı Vakıf’ın “...” ibaresinin SMK kapsamında korunan bir “marka” olduğunun ayırdına vardıktan sonra, 2022/066799 sayılı “... ...”, 2022/066798 sayılı “tedist”, 2022/066792 sayılı “torch” ibareli markaların tescili için 11.05.2022 tarihinde ...’e başvurduğunu, davalının bu başvurularında ...’in marka haklarını görmezden geldiğini, bu başvuruların reddi için gerekli itirazların yapıldığını ve yasal işlemlerin ... nezdinde süresinde başlatıldığını beyan etmiştir. Davalının marka başvuruları incelendiğinde; 2022/066799 sayılı “... ...”, 2022/066798 sayılı “tedist”, 2022/066792 sayılı “torch” ibareli markaların tescili için 11.05.2022 tarihinde ...’e başvuru yapıldığı anlaşılmıştır. Buna göre; davacı Dernek tarafından Eğitim İşbirliği Sözleşmesinin 22/02/2022 tarihli ihtarnamesi ile feshedilmesinin ardından, davalı Vakıf tarafından 11/05/2022 tarihinde eğitim-öğretim hizmetlerini kapsayan şekilde ... ... ibareli ve "Tedist" ibareli marka başvurusunun yapıldığı görülmüştür. Her ne kadar benzer marka başvurusunda bulunmak tek başına kötü niyetin varlığını ispata yeterli değil ise de; somut olayda davalı başvuru sahibinin "... ...", “tedist” ibareli marka başvurularının ... esas unsurlu olması, tescil başvurularının davacı Dernek tarafından taraflar arasındaki Eğitim İşbirliği Sözleşmesinin 22/02/2022 tarihinde feshedilmesinden ve davacıya ait markaların kullanılması konusundaki iznin sona erdiğini bildiren 29/03/2022 tarihli ve 11906 yevmiye no.lu ihtarnamenin kendilerine tebliğinden sonra 21/05/2022 tarihinde yapılması, davalının ... markaları üzerindeki üstün hakkın davacıya ait olduğunu bilmesine rağmen; davalı... davacının ... ibareli markalarına özel bir yanaşma çabası içerisinde bulunduğu gözetildiğinde, davalının marka başvurusunun ve dolayısıyla davalı... iyi niyetli olduğundan bahsedilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
SESSİZ KALMA YOLUYLA HAK KAYBI SAVUNMASININ DEĞERLENDİRİLMESİ 6769 s. Kanunda SMK m. 25/6 maddesine göre “Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.” düzenlemesi yapılmıştır. Eldeki uyuşmazlıkta; davacı zımni rıza ve...Derneği Genel Merkezinin 17/03/1998 tarih ve 4/13 no.lu kararı ile davalı Vakfa markasını kullandırmış olup; taraflar arasında markanın kullanılmasına ilişkin şifahi bir akit oluştuğu söylenebilecektir. Bu doğrultuda taraflar arasında yazılı olmayan sözleşme ve...Derneği Genel Merkezinin 17.03.1998 tarih ve 4/13 no.lu kararı uyarınca kullanılan marka karşısında, sessiz kalma yoluyla hak kaybından söz edilemeyecektir. Zira sessiz kalma yoluyla hak kaybı için izinsiz, ihlale meydan verecek bir marka kullanım olmalı ve bu kullanıma marka sahibi uzun süre sessiz kalmalıdır. Davacı Dernek 22/02/2022 tarihli ihtarname ile Eğitim İş Birliği Sözleşmesini feshettiği gibi 29/03/2022 tarihli ve 11906 yevmiye no.lu ihtarname ile davacıya ait markaların kullanılması konusundaki iznin sona erdiğini de davalıya bildirmiştir. Davacının göndermiş olduğu ihtarname ile taraflar arasındaki sözleşme ve izin sona ermiş olacağından; bu tarihten sonraki kullanımlar izinsiz ve marka hakkının ihlaline yol açan kullanımlar olarak değerlendirilebilecektir. Zımni dahi olsa muvafakatin her zaman tek taraflı irade beyanıyla geri alınabileceği Yargıtay içtihatları ile de kabul edilmiştir. Bu bağlamda davacının ihtarına rağmen davalının markayı kullanmaya devam etmesi eylemlerinin, davacının marka hakkına tecavüze yol açtığı değerlendirilmiştir. Nitekim; ...Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 20. Hukuk Dairesi'nin (HD); 16/12/2021 tarihli ve 2020/400 Esas, 2021/1610 Karar sayılı kararında; " ... Ancak, marka sahibi olan davacının markasının kullanılmasına rızasının kalktığı tarihten itibaren söz konusu markanın davalı tarafından kullanılmasının yasal bir dayanağı yoktur. Eş söyleyişle, davalının, marka sahibinin izni dahilinde markayı kullanması tecavüz oluşturmasa da bu iznin kalktığı tarihten itibaren gerçekleşen davalı kullanımı, markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturacaktır. Somut olayda da, davacı tarafından davalıya gönderilen 09.12.2016 tarihli ihtarname ile markasının kullanılmasına izin verilmediği bildirilmiş olup, davalı tarafça bu tarihten sonra da "..." ibaresinin markasal olarak kullanıldığı dosya kapsamı ile ispat edildiğinden, esasen markanın kullanıldığı davalının da kabulünde olduğundan, artık davalının belirtilen tarihten sonraki kullanımları markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmektedir." şeklindeki gerekçe ile davalıya gönderilen ihtarname ile önceden mevcut marka kullanımına ilişkin iznin kalktığı ve ihtarnameden sonraki kullanımlara izin verilmediğinin kabulü ile sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluşmadığı belirtilmiştir. Yine konuya ilişkin emsal nitelikteki içtihat olan ... Karar sayılı ilamında; "Dava, davacıya ait markanın davalı tarafından haksız kullanımına dayalı tecavüzün önlenmesi ve maddi manevi tazminat istemine ilişkin olup, davalının davacıya ait markayı işyerinde kullandığı dosya kapsamında sabit ve bu husus taraflar arasında çekişmesizdir. Uyuşmazlık, davacı tarafından markanın kullanımına ilişkin bir muvafakatin bulunup bulunmadığı, muvafakat varsa bunun geri alınıp alınamayacağı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, davalının davacıya ait markayı kullanmasının davacının onayıyla olduğu ve bu nedenle marka tecavüzünün, haksız rekabetin ve maddi manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmiştir. Oysa zımni dahi olsa muvafakatin her zaman tek taraflı irade beyanıyla geri alınabileceği kuşkusuzdur. Bu bağlamda davacının ihtarına rağmen davalının markayı kullanmaya devam etmesi davacının marka hakkına açık bir tecavüzdür. Bu nedenle yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının muvafakatinin ihtarname ile birlikte geri alındığının ilke olarak kabulü ile uyuşmazlığın ele alınması ve sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayanan yazılı gerekçelerle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir." şeklinde karar verildiği görülmüştür. Yine, Yargıtay 11. HD’nin 2015/13823 Esas, 2017/2705 Karar sayılı kararının karşıt görüşünde;... " Somut olayımızda, davacı bilahare adına tescil ettirmiş olduğu ve mülkiyeti kendisine ait olduğu uyuşmazlık konusu olmayan markanın, davalı tarafından sözleşmeye dayalı kullanımının sonlandırılması için davalıya ihtarname keşide etmiş, davalının kullanıma devam etmesi üzerine de işbu davayı açmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin sonlandırılması bakımından kanuni bir engel söz konusu değildir. Keza sözleşmede de bu yönde bir hükmün varlığı davalı yanca ileri sürülüp kanıtlanmamıştır. Şu halde, yukarıdaki açıklamalar ışığında, taraflar arasındaki kullandırma amaçlı sözleşme, davacının sözleşme özgürlüğü çerçevesinde göndermiş olduğu ihtarname ile sonlanmış olacağından, davalının bu tarihten sonraki kullanımının hukuka uygun olduğunu ileri sürmek mümkün değildir. Davalının, elbette, kullandırma amaçlı sözleşmenin uygun olmayan bir vakitte feshedilmiş olduğunu, feshin haklı nedenlere dayanmadığını ileri sürerek bu hususu kanıtlaması halinde davacıdan tazminat isteme hak ve yetkisi vardır. Ancak, sözleşmenin aynen ifasına devam edilmesini istemesi mümkün olmadığı gibi, davacının, taraflar arasındaki sözleşmenin hükmünü sürdürdüğü süreçteki sözleşmeye uygun davranışının, “sessiz kalma yoluyla hak kaybı” gibi konuya yabancı bir kavram ile açıklanması da mümkün değildir. Aksinin kabulü, sözleşmede aksi kararlaştırılmadığı halde, kullandırma amaçlı sözleşmelerin, kullanılanın mülkiyetinin kullanan tarafından kendiliğinden kazanılması gibi hukuken kabul edilemeyecek bir yola cevaz verir" denilmiştir. Markaya tecavüz istemli bir davada sessiz kalma yoluyla hak kaybından bahsedebilmek için her şeyden önce iyi niyetin varlığı gereklidir. Ayrıca; marka sahibinin, markasına tecavüz edildiğinden haberdar olmasından ya da haberdar olması gerektiği tarihten itibaren uzunca bir süre bu kullanıma karşı çıkmaması gerekmektedir. Yerleşik Yargıtay uygulamasında hak kaybı için kesin bir süre öngörülmemekle birlikte, yaklaşık beş yıllık sürenin varlığı halinde hak kaybının gerçekleşeceği kabul edilmektedir. Nitekim dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan SMK'nın 25. maddesinde markanın hükümsüzlüğü düzenlenmiş ve maddenin 6. fıkrasında marka sahibinin, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremeyeceği hüküm altına alınmıştır. Oysa yukarıda açıklandığı üzere somut olayda, davalının 29/03/2022 tarihli davacı ihtarnamesine kadar gerçekleşen kullanımı, davacının izni dahilinde olduğundan ve markaya tecavüz teşkil etmediğinden, diğer bir deyişle davalının markaya tecavüz eylemini 29/03/2022 tarihinden sonraki eylemleri oluşturduğundan, bu tarih ile dava tarihi (22/07/2022) arasında yaklaşık dört aylık sürede davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı söylenemez. Öte yandan, marka tescil başvurularında davalı yan kötü niyetli kabul edildiğinden, sessiz kalma yoluyla hak kaybı müessesesinin somut olayda uygulanması zaten mümkün değildir. Çelişkili davranma yasağı kapsamında ise; belirtilen yasağın gündeme gelebilmesi için ilişkinin karşı tarafında korunmaya değer bir güven duygusunun var olması gerekir. Çünkü çelişkili davranma yasağının varlık gayesi, çelişkili davranış nedeniyle menfaati kabul edilemeyecek ölçüde olumsuz etkilenen kişilerin müdafaasıdır. Marka hukuku bakımından, marka başvurusunda bulunan kişinin başvuru sırasında tescil ettirmek istediği marka üzerinde bir başkasının öncelikli hakkı olduğunu bilmesi durumunda kötüniyetli tescilden söz edilir. Buna göre bir başkasının meşru markasının aynısını veya ortalama tüketici nezdinde iltibas oluşturacak kadar benzerini önceki markanın tescil edilmiş olduğu mal ve/veya hizmet sınıfları bakımından başvuru konusu yapmış olan kişi kötüniyetli kabul edilir. Yukarıda açıklandığı gibi, davalının marka tescillerinde kötü niyetli davrandığı mahkememizce kabul edildiğinden, çelişkili davranma yasağı durumunun somut olayda oluşmadığı değerlendirilmiştir. Yukarıda detaylıca açıklanan gerekçe ve belirtilen emsal BAM ve Yargıtay kararları da dikkate alınarak; taraflar arasında zımni rıza ile kullanımına devam edilen marka üzerindeki gerçek hak sahipliğinin davacıya ait olduğunun davalının da kabulünde olduğu, taraflar arasında yıllar içinde oluştuğu anlaşılan zımni rıza ve kullandırma amaçlı şifahi sözleşmenin, davacının sözleşme özgürlüğü çerçevesinde göndermiş olduğu ihtarname ile sonlanmış olacağından, davalının bu tarihten sonraki kullanımının hukuka aykırı olacağı, davacının, taraflar arasındaki sözleşmenin hükmünü sürdürdüğü süreçteki sözleşmeye uygun davranışının, “sessiz kalma yoluyla hak kaybı” kavramı ile örtüşmeyeceği, zımni dahi olsa muvafakatin her zaman tek taraflı irade beyanıyla geri alınabileceği, bu bağlamda davacının ihtarına rağmen davalının markayı kullanmaya devam etmesinin davacının marka hakkına tecavüze yol açtığı, davalı... marka başvurusunun davacının ... ibareli markalarına özel bir yanaşma çabası içerisinde bulunduğu gözetildiğinde davalının marka başvurusunun ve dolayısıyla davalı... iyi niyetli olduğundan bahsedilemeyeceği, bu nedenle iyi niyetli olmayan davalı lehine sessiz kalma yoluyla hak kaybı ve çelişkili davranma yasağı ilkesinin uygulanamayacağı değerlendirilmiştir.
DAVALI YANIN... ADININ VAKIF SENEDİ İLE VERİLDİĞİ SAVUNMASI YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME Davalı vekili, ... Derneği ... Koleji Vakfının 1997 yılında, aralarında davacı...Derneği ve ... ...Koleji’nin de bulunduğu 14 kurucu üye tarafından kurulduğunu, ve... adının "... Derneği Vakfı" olduğunu, davalı Vakıf adındaki “...” ibaresinin aynı zamanda kurucusu olan bazı tüzel kişilerin adlarında da yer almakla birlikte bu adın Vakfa onların izni, hatta başvuruyla... tescili anında verildiğini, o andan itibaren bu ibarenin... yasal adının bir parçası haline geldiğini, Vakfın başkasının adını izinsiz kullandığından söz edilemeyeceğini, Vakfın ticari işletmesi olan okulun... adıyla ticaret siciline tescil edildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nu (TTK) m. 18/1 ve m. 39 uyarınca tacirlerin ticaret unvanı kullanma zorunluluğu bulunması sebebiyle, Vakfın adındaki kullanımın tecavüz oluşturmayacağı savunmasında bulunmuştur. Bilindiği üzere, ... özel hukuk tüzel kişisidir. Fikri mülkiyet sisteminde hak sahibinin izni olmaksızın gerçekleşen tecavüz eylemlerinin engellenmesi açısından hakkın konusunu izinsiz kullanan kişinin hukuki statüsünden değil, gerçekleşen eylemin hukuki niteliğinden hareket edilmesi gerekir. Bu itibarla, tescilli hakkın Vakıf adı olduğundan bahisle, ihlal edilebilme serbestisi söz konusu olmayıp, bu yönde yapılan savunma yerinde değildir. Öte yandan; davalı... ticari işletmesi olan okulun ticaret siciline tescilli olduğu, davalının da kabulündedir. 6102 sayılı TTK’nın 16/1 maddesi gereğince ticari işletme işleten ... tacir sayılacaktır. Bu itibarla davalı Vakıf tacirdir. Marka tescili suretiyle elde edilen tekelci mutlak hakkın bütün üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için üçüncü kişinin kullanımının, mevzuatın öngördüğü sınırlamalara dahil olmayan ticaret hayatında etki yaratacak şekilde olması gerekir. Markayı sahibinin izni olmaksızın kullanan üçüncü kişinin kâr amacı güdüp gütmediğine bakılmaksızın, (kaldı ki eldeki davada davalı taraf tacir olup, kâr amacı gütmektedir) markayı ticari hayatın bir aktörü olarak ticari faaliyetinin kapsamı içinde kullanması yeterlidir. Bu kapsamda; davalı... faaliyeti de kâr amacı güdülen, ticari işletme işletilen ve tacir sıfatına sahip olunan iktisadi amaçlı bir ticari faaliyettir. Davalı... ticari faaliyeti kapsamında sunduğu hizmetler ile davacının markasının kapsamında bulunan mal ve hizmet türü aynı ve benzer ihtiyaçları gidermekte, birbiri yerine ikame edilebilmekte ve birbirini tamamlamaktadır. Özellikle işletmesel bağlantı kurma ihtimalinin iltibas kavramı içerisine dahil olması karşısında davalının sunduğu hizmetlerin davacı markasının kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı sayılması zorunludur. Bu itibarla davalı..., davacı adına tescilli “...” ibaresini “eğitim hizmetleri” alanındaki ticari faaliyetlerinde markasal olarak kullandığı, bu kullanımların aynı faaliyet alanlarında ortalama tüketici nezdinde davacı lehine oluşmuş işletmesel bağı zedeleyecek şekilde karıştırılma ihtimaline neden olacağı gözetildiğinde davalının, dava konusu kullanımlarının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği kabul edilmiştir. Davalı adının vakıf senedi ile verilmiş olmasının da marka hakkına tecavüzü ortadan kaldırıcı etkisi bulunmamaktadır. Zira; adın vakıf senedinde yer alması, bu adın markasal olarak kullanım yetkisinin de davalıya verildiği anlamına gelmemektedir. Başka bir deyişle davalı... adının vakıf senedi ile verilmiş olması, vakfın ticari faaliyetlerinde adını markasal olarak kullanmasını hukuka uygun hâle getirmemektedir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15/11/2023 tarihli ve 2022/11-621 Esas, 2023/1097 Karar sayılı ilamında da aynı yönde gerekçe ile; adı kanun ile belirlenen vakıf üniversitelerinin kendi adını markasal biçimde kullanmasının, marka hakkına tecavüz teşkil edeceği yönünde tespit yapıldığı anlaşılmıştır. Yukarıda yer verilen tespitler ve detaylıca açıklanan gerekçeye göre; davalı eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine ve tecavüz eylemlerinin kaldırılmasına, hükmün ilanına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: 1-Davanın KABULÜNE, 2-Davalı fiillerinin davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, tecavüz fiillerinin durdurulmasına ve kaldırılmasına, 3-Hüküm kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınarak hükmün Türkiye genelinde yayın yapan bir gazetede bir defa ilanına, 4-Alınması gereken 615,40TL harçtan peşin alınan 80,70TL harcın düşümü ile 534,70TL bakiye karar harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 40.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü gösterilen 33.190,40 TL yargılama giderlerinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde ... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ...Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/02/2025
Davacı Masraf Dökümü: İlk Masraf 172,90.-TL Posta Masrafı 517,50.-TL Bilirkişi Ücreti 32.500,00.-TL Toplam 33.190,40.-TL