İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/260 E. 2024/748 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/260
- Karar No
- 2024/748
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/260 Esas - 2024/748 TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/260 Esas KARAR NO : 2024/748
DAVA : Sözleşmenin Uyarlanması DAVA TARİHİ : 08/04/2022 KARAR TARİHİ : 07/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 07/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından ihale edilen ... ihale kayıt numaralı "24 Ay Süreli ... Personel Taşıma İşi Sözleşmesi"'nin 05/07/2021 tarihinde davacı tarafından imzalandığını, ancak 2021 yılı sonu itibariyle özellikle akaryakıt başta olmak üzere işçilik, araç, bakım, makine, ekipman ve genel maliyet kalemlerinde öngörülemez fiyat artışlarının meydana geldiğini, uyuşmazlık konusu işin maliyetinin neredeyse tamamını motorin maliyetinin oluşturduğunu, ihale tarihi olan 26/04/2021 tarihinde motorinin litre fiyatı 6,51 TL iken 25/03/2022 tarihinde motorinin litre fiyatının 23,78 TL olduğunu, bu haliyle motorindeki artışın %365,28 TL olduğunu, karşılaşılan durum itibariyle davacının aşırı zarar ettiğini, bu durumun 24/12/2021 tarihinde davalıya iletildiğini ve idarece sözleşme kapsamında fiyat farkı verilemeyeceğinin bildirildiğini, halihazırda motorin maliyeti 3,5 kattan fazla arttığından işlemin temelinden çökmesi nedeniyle Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesi gereğince 05/07/2021 tarihli 24 Ay Süreli ... Personel Taşıma İşi Sözleşmesinin değişen yeni şartlara uyarlanmasına belirsiz alacak davası olarak, mümkün olmadığı taktirde sözleşmenin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 08/12/2023 tarihli talep artırım dilekçesi ile uyarlama dava değerini 4.442.204,50 TL'ye artırmış ve dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 05/07/2021 tarihinde akdedilen 24 Ay Süreli ... Personel Taşıma İşi Sözleşmesi gereği davacı yüklenicinin 31/07/2021 tarihinde işe başladığını, eldeki uyarlama davasının kısmi ya da belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun Geçici 5. Maddesi ve 24.02.2022 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun Geçici 5. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Esaslar uyarınca davacı şirketin yalnızca "ek fiyat farkı" talep edebileceğini, kaldı ki davacı tarafın ek fiyat farkı talep ettiğini ve davalı tarafından ek fiyat farkının davacı şirkete ödendiğini, 15.04.2022 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 7394 sayılı Kanun 19. maddesiyle 5/1/2002 tarihli ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununa ek fiyat farkına ilişkin geçici maddeye ilişkin usul ve esaslar yayınlanması ve fiyat farkı verilebileceğinin açıklanması halinde yükleniciye yine bir ödeme yapılacağını, ek fiyat farkına ilişkin düzenlemeler mevcutken davacının yalnızca ek fiyat farkı talep edebileceğinin açık olduğunu, bu haliyle eldeki davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, taraflarınca 17/03/2022 tarihinde ek fiyat farkı ödemesinin davacıya ödendiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 138.maddesinde öngörülen koşulların davacı yararına oluşmadığını, akaryakıt fiyatlarındaki artışın öngörülemez nitelikte olmadığını, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan yüklenicinin ekonomik krizi öngörmesi gerektiğini, yine uzun süredir ihalelere giren taşıma işi yapan bir şirket olan davacının dolardaki hareketliliğin ve akaryakıt fiyatlarındaki artışın özellikle 2018 yılından bu yana devam ettiğini, ayrıca sözleşme tarihi itibariyle Covid-19 salgınının da devam ettiğini göz önüne alarak, basiretli bir tacir olarak akaryakıt fiyatlarındaki artışı öngörmesinin beklendiğini, davacının ihaleye kendi serbest iradesi ile katılıp teklif verdiği ve bu teklif sayesinde ihaleyi kazanarak davalı ile sözleşme imzaladığı, ihaleye giren diğer firmaların davacının teklifinin üzerinde teklifler vermediğini, dolayısıyla davacının ihaleyi kazanmak adına rakip şirketlere göre daha düşük teklif verip sonrasında uyarlama davası açmanın kötü niyetli bir yaklaşım olduğunu ve hukuk düzeni tarafından korunmaması gerektiğini, aksinin kabulü halinde birçok şirketin ihaleleri kazanmak adına düşük teklif verip sonrasında uyarlama davası açabileceklerini, hukuk sistemimizde sözleşme serbestisi ilkesi benimsenmekle tarafların sözleşme yapma konusunda mutabık kaldıkları andan itibaren bu sözleşmeye bağlı oldukları, her talep vukuunda sözleşmeyi değişen hal ve şartlara uydurmanın mümkün olmadığını, aksi halde özel hukuk sistemimizde geçerli olan "İrade Özgürlüğü, Sözleşme Serbestisi ve Sözleşmeye Bağlılık" ilkelerinden sapma tehlikesinin ortaya çıkacağını, taraflar arasındaki akdedilen Sözleşmenin "Yüklenicinin Sözleşmeyi Feshetmesi" başlıklı 25.maddesinde davacı tarafın sözleşmeyi feshedilebileceği hallerin açıkça sayıldığını, ekonomik koşullarda meydana gelen değişiklik sebebiyle fesih talebinde bulunulmasının sözleşmeye açıkça aykırılık teşkil ettiğini belirterek davanın öncelikle usulden reddini, mümkün olmadığı taktirde davanın reddini savunmuştur. Dava; taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmesinin günün ekonomik koşullarına uyarlanması, mümkün olmadığı taktirde sözleşmenin feshi istemine ilişkindir. Taraflarca usulüne uygun dayanılan deliller celbedilmiş, bilirkişi heyet raporları ve ek raporlar alınmıştır. Davalının, 24 Ay Süreli ... Personel Taşıma İşi ihalesinin; ... Şirketi'nin 24 ay süreli, direkt hatlarda ve aktarmalı hatlarda 72 adet araç ile personel taşıma hizmet alımı işi için gerçekleştirildiği, ... ihale kayıt numaralı, açık ihale ile ihale edildiği, ihale tarihinin 26/04/2021 tarihi olduğu, davacının ilgili ihalede en avantajlı teklif sahibi olarak davalı tarafça belirlenmesi üzerine taraflar arasında davaya konu 05/07/2021 tarihli 24 Ay Süreli ... Personel Taşıma İşi Sözleşmesinin imzalandığı, ihale tarihi itibariyle motorin litre fiyatının 6,51 TL olduğu, yine ÜFE'nin 530,52, TÜFE'nin 531,90, asgari ücretin 2.825 TL olduğu ancak bu maliyetlerin arttığından bahisle davacının 24/12/2021 tarihli talep dilekçesi ile davalıdan sözleşmenin uyarlanmasının talep edildiği, davalının 24/02/2022 tarihli cevabi yazısı ile uyarlanmanın mümkün olmadığını ve hizmet Sözleşmesinin 14. maddesi gereği sözleşme kapsamında fiyat farkı verilmeyeceği hüküm altına alındığından taleplerin kabul edilmeyeceğini bildirdiği anlaşılmıştır. Mahkememizce mali müşavir bilirkişi ile nitelikli hesap alanında uzman bilirkişiden aldırılan 12/12/2022 tarihli kök rapor ile; taraflar arasında 05.07.2021 tarihinde 24 Ay süreli personel taşıma işleri hizmet alım sözleşmesi kurulduğu, dava dilekçesi ekinde dosyaya kazandırılmış olan belgelerden sözleşmenin “Birim Fiyat Sözleşme” olduğu, hizmet alım ihalesinin 26.04.2021 tarihinde yapılmış olduğu, sözleşme başlangıç tarihinin 31.07.2021, sözleşme bitiş tarihinin 31.07.2023 olduğu, taraflar arasında 05.07.2021 tarihinde kurulan Sözleşmenin: sözleşme bedeline dahil olan giderler başlıklı 7'nci maddesi; “Taahhüdün (ilave işler nedeniyle meydana gelebilecek artışlar dahil) yerine getirilmesine ilişkin Damga Vergisi, Karar Pulu Ulaşım, Sigorta, Vergi, Resim, Harç, giderleri ile; tasıma işiyle ilgili olarak. ..... yapılması gereken. teşebbüs, müsaade ve her türlü merasim, taşıt sı güvenlik, pirimleri, zorunlu mali sorumluluk, kasko üclerinin ücretleri, sosyal koltuk sigortası, taşıtların tamir, bakım, onarım, akaryakıt. vb. tüm giderleri; sözleşme bedeline dahil olduğunu, ilgili mevzuatı uyarınca hesaplanacak Katma Değer Vergisi, sözleşme bedeline dahil olmayıp İdare tarafından Yükleniciye ödenecektir.” şeklinde, fiyat farkı ödenmesi ve hesaplanması şartları başlıklı 14'ncü maddesi; “14.1. Yüklenici, gerek sözleşme süresi, gerekse uzatılan süre içinde, sözleşmenin tamamen ifasına kadar, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerde artışa gidilmesi veya yeni mali yükümlülüklerin ihdası gibi nedenlerle fiyat farkı verilmesi talebinde bulunamayacağını, 14.2.bu sözleşme kapsamında yapılacak işler için fiyat farkı hesaplanmayacağını, ancak, mücbir sebepler veya idareden kaynaklanan nedenlerle işin bitim tarihinin süre uzatımı verilmek suretiyle uzatılması halinde, yürürlükte bulunan fiyat farkına ilişkin esaslar dikkate alınarak fiyat farkı hesaplanacağı, 14.3. Sözleşmede yer alan fiyat farkına ilişkin esas ve usullerde sözleşme imzalandıktan sonra değişiklik yapılamaz. ” şeklinde olduğu, dava sözleşmenin uyarlanması talebine ilişkin olup, uyuşmazlık sözleşmenin uyarlanması şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı, taraflar arsında 05.07.2021 tarihinde kurulmuş olan sözleşme personel taşıma hizmet alımına ilişki olduğu, sözleşme eki Birim Fiyat Teklif Cetveline göre ayda 22 gün üzerinden 92 adet araç ile yapılacak bir hizmet olduğu anlaşıldığı, bu bakımdan davacı yüklenicinin uhdesinde bulunan işin en önemli gider kalemleri motorin ve işçilik giderleri olduğu, bu iki gider kaleminde ihaleye teklif verildiği tarih, sözleşme tarihi, işe başlama tarihi ve dava tarihine kadar meydana gelen değişimlerin ve asgari ücrette meydana gelen değişimlerin mukayeseli tablolandırıldığı, tablodan da görüleceği üzere motorin fiyatları 2021 yılı Aralık ayından itibaren, normal trend üzerinde artış gösterildiği, baz fiyata göre 03.12.2021 tarihinde 9 44, 31.12.2021 tarihinde 9» 72, 15.01.2022 tarihinde 96 108, 31.03.2022 tarihinde 96 236 ve 30.04.2022 tarihinde 96 239 mertebesinde artışlar olduğu, diğer taraftan 6 aylık süre zarfında asgari ücrette 96 S1 oranında artış meydana geldiği, 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nda Geçici 5 ve 6'ncı maddeler ile yapılan değişikliklerde önce 01.07.2021 — 31.12.2021 tarihleri arası için, daha sonra geçici 6'ncı madde ile de 01.01.2022-31.03.2022 tarihleri arasında gerçekleştirilen işler için ek fiyat farkı verilmesi düzenlendiği, 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 15.04.2022 tarihinde yürürlüğe giren geçici 6'ncı maddesi üçüncü fıkrası “ 1/1/2022 tarihinden önce 4734 sayılı Kanuna göre ihale edilen mal ve hi alımları ile yapım işlerine ilişkin Türk lirası üzerinden yapılan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla devam eden sözleşmelerden, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla gerçekleşme oranı ilk sözleşme bedelinin yüzde 15'ine kadar olanlar (bu oran dâhil) yüklenicinin başvurusu feshedilip tasfiye edilir.” Şeklinde düzenlenmiş olup, sözleşmenin fesih hakkı, sözleşme bedelinin 6 15'ine kadar gerçekleşmiş olan sözleşmelere tanındığı, davalı vekilinin davaya cevap dilekçesi ekinde dosyaya kazandırılmış bulunan 8 nolu hakkediş raporuna göre 15.03.2022 tarih itibariyle toplam sözleşme bedeli olan 8.393.520,00 TL üzerinden, gerçekleşmiş olan işe ait hakkediş tutarı 2.321.170,00 TL olduğu, sözleşme bedeline göre işin gerçekleşme oranı 2.321.170 / 8.393.520 — 0,28 yani 9 28 mertebesinde olup, bu oran, geçici 6'ncı maddede 96 15 olarak düzenlenen oranın üzerinde olup, 4735 sayılı kanunda geçici 6'ncı madde ile yapılan düzenleme kapsamında sözleşmenin feshinin mümkün olamayacağı değerlendirildiği, 6098 Sayılı Borçlar Kanunu 138.maddesinde 'Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğu, sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanılacağını, bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.' hükmü yer aldığı, Türk hukukunda kabul gören sözleşmeye bağlılık (pacta sunt servanda) ilkesi gereği her borçlu, sözleşme kurulduktan sonra ortaya çıkan zorluk ve engellere rağmen sözleşmede öngörülen edimi aynen ifa etmesi gerektiği, bu ilke, hukuk güvenliği ve dürüstlük kuralının bir gereği olduğu, bununla birlikte, sözleşme kurulurken var olan koşullar öngörülemez bir şekilde sonradan değişebileceği ve bu değişimin sonucu olarak sözleşmedeki denge, bir tarafın aleyhine katlanılamayacak ölçüde bozulabileceği; diğer değişimin sonucu olarak sözleşmedeki denge, bir tarafın aleyhine katlanılamayacak ölçüde bozulabilir; diğer bir değişle işlem temeli çökebilir ve borcunu ifa etmesi, aynı taraf açısından aşırı güçleşmiş olabileceği, bu durumda da katı bir şekilde sözleşmeye bağlılık ilkesinin uygulanması ve borcun aynen ifasının borçludan beklenmesi, adalete, dürüstlüğe ve hakkaniyete aykırı düşeceği doktrinde ve uygulamada da kabul görüldüğü, bu olumsuz sonuçların önüne geçebilmek amacına yönelik olarak sözleşmenin değişen bu koşullara uyarlama düzenlemesi yapıldığı, uyarlama davası için aranan şartlar: sözleşmenin yapıldığı sırada, taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkmış olması gerektiği, öngörülemeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum borçludan kaynaklanmamış olması gerektiği, sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesi kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olması gerektiği, borçlu, borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması gerektiği, borçlu tarafından sözleşmenin yapıldığı sırada, taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumdan maksat, günlük hayatın olağan akışına göre borçlunun hesaba katmakla yükümlü olmadığı olaylardır. Savaş, ekonomik kriz, yüksek devalüasyon gibi durumlar örnek olarak sayılabileceği, burada ölçü; somut olayın tüm özelliklerine göre taraflardan öngörünün beklenip beklenemeyeceği, tacirler için 138.maddenin uygulanıp uygulanmayacağı konusunda doktrin ve Yargıtay kararlarında iş aykırılıkları olsa dahi baskın görüş tacirlerin basiretli bir tacir olarak öngöremeyeceği durumlarda borçlu tarafından sözleşmenin yapıldığı sırada, taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumdan maksat, günlük hayatın olağan akışına göre borçlunun hesaba katmakla yükümlü olmadığı olaylar olduğu, tacirler için 138.maddenin uygulanıp uygulanmayacağı konusunda doktrin ve Yargıtay kararlarında aykırılıkları olsa dahi baskın görüş tacirlerin basiretli bir tacir olarak öngöremeyeceği durumlarda uygulanması gerektiği, sözleşme konusu işin ana gider kalemi olan motorin ve işçilik birim fiyatlarında meydana gelen artış; sözleşme konusu işte meydana gelen iş değişikliğinden kaynaklanmadığı gibi, yüklenicinin veya davalı idarenin bilgisi, kontrolü ve etkisi dışında gerçekleşmiş olup, yüklenicinin bunu engelleme imkanı bulunmadığı, sözleşme konusu işin ana gider kalemi olan motorin ve işçilik birim fiyatlarında, ihale tarihinden geriye doğru geçmiş yıllarda meydana gelen artış ile sözleşme yapıldıktan sonra yaklaşık 5 ay sonra geçmiş yıllarda seyreden yıllık fiyat artışlarından daha fazla bir artışın Aralık 2021 ayında gerçekleştiği, 05.09.2021 tarih ve 31589 Sayılı (mükerrer) Resmi gazetede yayınlanan 4474 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ekinde bulunan Orta Vadeli Program (2022-2024) verileri; ABD Doları Kur'u: 2021 yıl sonu için 8,30 TL, 2022 yıl sonu için 9,27 TL, 2023 yıl sonu için 9,77 ve 2024 yıl sonu için 10,27 TL olarak öngörüldüğü, TÜFE yıl sonu tahminleri: 2021 yıl sonu için 9616,2, 2022 yıl sonu için 94 9,8, 2023 yıl sonu için 96 8,0 ve 2024 yıl sonu için 9» 7,6 oranında artış öngörüldüğü, görülen davada, sözleşme konusu işin ana gider kalemi olan motorin ve işçilik birim fiyatlarında, sözleşmenin imzalanmasının üzerinden geçen 5 ay içerisinde meydana gelen artışların, devletin yayınlamış olduğu Orta Vadeli Programda öngörülen rakamların çok üzerinde gerçekleşmiş olması dikkate alındığında, ihale tarihi olan 26.04.2021 tarih itibariyle öngörülemez artışlar olduğu değerlendirildiği, sonuç itibariyle; sözleşme konusu işin ana gider kalemi olan motorin ve işçilik birim fiyatlarında meydana gelen artış; sözleşme konusu işte meydana gelen iş değişikliğinden kaynaklanmadığı gibi, yüklenicinin veya davalı idarenin bilgisi, kontrolü ve etkisi dışında gerçekleşmiş olup, yüklenicinin bunu engelleme imkanı bulunmadığı, sözleşme konusu işin ana gider kalemi olan motorin ve işçilik birim fiyatlarında, sözleşmenin imzalanmasının üzerinden geçen 5 ay içerisinde meydana gelen artışların, devletin yayınlamış olduğu Orta Vadeli Programda öngörülen rakamların çok üzerinde gerçekleşmiş olması dikkate alındığında, ihale tarihi olan 26.04.2021 tarih itibariyle öngörülemez artışlar olduğu sonuç ve kanaatine ulaşıldığı rapor sonuç ve kanaatine ulaşıldığı rapor edilmiştir. Taraf itirazları üzerine mahkememizce mali müşavir bilirkişi ile nitelikli hesap alanında uzman bilirkişiden aldırılan 24/07/2023 tarihli ek rapor ile; sözleşmenin günün değişen şartlarına uyarlanması yönünde kanaat sahibi olması halinde; sözleşmenin uyarlanmasında uygulanacak metod olarak, davacının ihalede vermiş olduğu teklife esas olan birim fiyatın oluşumunda etkili olan unsurların (Amortisman, araç bakımı, motorin, işçilik, araç muayene ve MTV gibi) ağırlıklarının belirli olmadığından, bu unsurlardan hareketle, bu unsurlarda meydana gelen artışların oransal olarak hesap edileme imkanı bulunmadığı, diğer taraftan araçlara ait km başına sarf edilen motorin miktarı, bakım onarım şartları, zamanı ve bunların değerlendirilmesi gibi konular ihtisas dışında olduğundan, ancak sözleşmenin kurulduğu tarih olan 05.07.2021 tarihinden önceki aya ait ... Üretici (ÜFE) ve Tüketici Fiyat (TÜFE) endeksi ortalaması ile dava tarihinden önceki aya ait endekslerde meydana gelen değişime bağlı olarak, sözleşmenin dava tarihi itibariyle uyarlanmasının heyetçe hesap edilebileceği, iki fiyat endeksinde meydana gelen ortalama artışın 0,725 olarak hesap edilmiş olduğu, mahkeme sözleşmenin uyarlanması kanaatinde olduğu takdirde, hesaplama yapılabilecek tek parametre olarak ... Üretici ve Tüketici Fiyat endeksleri ortalaması ile uyarlanan sözleşme bedeli (8.393.520,00 x 1,725 — 14.478.822,00) 14.478.822,00 TL olarak hesap edilebileceği, davalı vekilinin kök rapora itiraz ve beyan dilekçesi ekinde dosyaya kazandırmış olduğu hesap tablosu içeriğinde ifade edilen Artırımlı Fiyat Farkı başlığı altında hesaplamalar yapılmış olduğu, bunların tabloda yer aldığı, bu tablonun ve bu tabloda ifade edilen artırımlı fiyat farkı hesabının hukuki mahiyeti ve hukuki sonuçları ile yukarıda TÜFE-ÜFE endekslerine göre hesaplanan artışları karşılayıp karşılamadığı hususunun mahkemenin takdirinde olduğu sonuç ve kanaatine ulaşıldığı rapor edilmiştir. Mahkememizce uyuşmazlık kapsamı ve davalı tarafından yapılan ödemelerin Kamu İhaleleri Sözleşmeleri Kanunu Geçici 5.Maddesi Kapsamında Değerlendirilmesi için mali müşavir, nitelikli hesap uzmanı ve kamu ihale alanında uzmanlığı bulunan yeni bir bilirkişi heyetinden aldırılan 02/08/2024 tarihli bilirkişi raporu ile; taraflar arasındaki uyuşmazlığın 05.07.2021 tarihinde imzalanan Hizmet Alım Sözleşmesinin günün ekonomik koşullarına uyarlanmasına ilişkin olduğu, dosyanın incelenmesinde taraflar arasında 05.07.2021 tarihli 24 ay süreli Taşıma İşleri Hizmet Alım Sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin “Sözleşme bedeline dahil olan giderler” başlıklı 7. Maddesinde, “Taahhüdün ilave işler nedeniyle meydana gelebilecek artışlar dahil) yerine getirilmesine ilişkin Damga Vergisi, Karar Pulu, Ulaşım Sigorta, Vergi, Resim, Harç giderleri ile, taşıma işiyle ilgili olarak ... taşıtların tamir, bakım, onarım, akaryakıt vb.tüm giderleri sözleşme bedeline dahil olduğu, ilgili mevzuatı uyarınca hesaplanacak Katma Değer Vergisi sözleşme bedeline dahil olmayıp İdare tarafından Yükleniciye ödenecektir.” hükmüne yer verildiği, “Fiyat farkı ödenmesi ve hesaplanması şartları” başlıklı 14. maddesinde, “14.1.Yüklenici, gerek sözleşme süresi, gerekse uzatılan süre içinde, sözleşmenin tamamen ifasına kadar, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerde artışa gidilmesi veya yeni mali yükümlülüklerin ihdası gibi nedenlerle fiyat farkı verilmesi talebinde bulunamadığı, 14.2.Bu sözleşme kapsamında yapılacak işler için fiyat farkı hesaplanmayacağı, ancak mücbir sebepler veya idareden kaynaklanan nedenlerle işin bitim tarihinin süre uzatımı verilmek suretiyle uzatılması halinde, yürürlükte bulunan fiyat farkına ilişkin esaslar dikkate alınarak fiyat farkı hesaplanacağı, 14.3. Sözleşmede yer alan fiyat farkına ilişkin esas ve usullerde sözleşme imzalandıktan sonra değişiklik yapılamaz” hükmünün düzenlendiği, dava konusu sözleşmenin devamı sırasında davacı tarafça 24.12.2021 tarihli yazı ile ihale tarihi itibarıyla (26.04.2021) motorin litre fiyatının 6,51 TL, asgari ücretin 2.825,00 TL, güncel rakamların ise motorin litre fiyatının 11,52 TL, asgari ücretin 4.283,00 TL olduğu, bunlara ilaveten bakım, makine, ekipman ve genel maliyet kalemleri fiyatlarında öngörülemez artışlar meydana gelmiş olduğu, bunun aşırı ifa güçlüğüne sebebiyet vermiş olduğundan bahisle fiyat farkı ödenmesi talebinde bulundukları, davalı İdare tarafından gönderilen 24.02.2022 tarihli yazıda sözleşme kapsamında fiyat farkı verilemeyeceğinin bildirildiği, 4735 Sayılı Kanun'un Geçici 5.maddesine yönelik değerlendirme; taraflar arasında imzalanan Hizmet Alım Sözleşmesinde yükleniciye fiyat farkı ödenmeyeceği kararlaştırılmış ise de 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'na eklenen Geçici 5.madde ve Geçici 6.maddeler ile sözleşmede fiyat farkı verilmesine ilişkin hüküm bulunup bulunmadığına bakılmaksızın fiyat farkı verileceğinin hüküm altına alındığı ve fiyat farkı verilmesine ilişkin esasların belirlendiği, fiyat farkı verilmesine ilişkin hükümler incelendiğinde 4735 Sayılı Kanuna 7351 Sayılı Kanunun 11.maddesiyle eklenen “Ek fiyat farkı ve/veya sözleşmelerin devri” başlıklı Geçici Madde 5. maddesinde “(Ek:19/1/2022-7351/11 md.) Ülkemizde ve dünyada hammadde temininde ve tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar ile girdi fiyatlarındaki beklenmeyen artışlar nedeniyle 01/12/2021 tarihinden önce 4734 sayılı Kanuna göre ihalesi yapılan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla devam eden veya bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce fesih veya tasfiye edilmeksizin kabulü/geçici kabulü yapılan mal ve hizmet alımları ile yapım işlerine ilişkin Türk lirası üzerinden yapılan sözleşmelerde, 1/7/2021 ile 31/12/2021 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) gerçekleştirilen kısımlar için, ihale dokümanında fiyat farkı verilmesine ilişkin hüküm bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, 1/7/2021 ile 30/11/2021 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) ihalesi yapılan işlerde ihale tarihinin (son teklif verme tarihi) içinde bulunduğu aya ait endeks, 1/7/2021 tarihinden önce ihale edilen işlerde ise 2021 yılı Haziran ayına ait endeks temel endeks olarak kabul edilerek ve sözleşme fiyatları kullanılarak yüklenicinin başvurusu üzerine sözleşmesine göre hesaplanan fiyat farkına ilave olarak ek fiyat farkı verilebilir.” hükmüne yer verildiği, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin olarak 24.02.2022 tarih 31760 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun Geçici 5. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Esasların” kapsam başlıklı 2.maddesinin birinci fıkrası gereğince; 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa göre 01.12.2021 tarihinden önce ihalesi yapılan, geçici 5.maddenin yürürlüğe girdiği 22.01.2022 tarihi itibarıyla devam eden veya bu tarihten önce fesih veya tasfiye edilmeksizin kabulü/geçici kabulü yapılan mal ve hizmet alımları ile yapım işlerine ilişkin sözleşmelerin, 07.2021-31.12.2021 tarihleri arasında (bu tarihler dahil) gerçekleştirilen kısımlar için, ihale dökümanında fiyat farkı hesaplanmasına ilişkin hüküm bulunup bulunmadığına bakılmaksızın ek fiyat farkı hesaplanacağının düzenlendiğinin anlaşıldığı, 4735 sayılı Kanuna 7394 sayılı Kanunun 19.maddesiyle eklenen “Ek fiyat farkı ve/veya sözleşmelerin feshi” başlıklı Geçici Madde 6.maddesinde "(Ek: 8/4/2022-7394/19 md.) 01/4/2022 tarihinden önce 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa göre ihale edilen mal ve hizmet alımları ile yapım işlerine ilişkin Türk lirası üzerinden yapılan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla devam eden(kabulü/geçici kabulü onaylanmamış olan) sözleşmelerde; a) 1/1/2022 tarihinden sonra (bu tarih dâhil) gerçekleştirilen kısımlar için; ihale dokümanında fiyat farkı hesaplanmasına ilişkin hüküm bulunanlarda, sözleşmesine göre hesaplanan fiyat farkı tutarı oransal olarak artırılabilir, ihale dokümanında fiyat farkı hesaplanmasına ilişkin hüküm bulunmayanlar ile hüküm bulunmakla birlikte sadece girdilerin bir kısmı için fiyat farkı hesaplananlarda hesaplanmayan kısımlar için de fiyat farkı verilebilir. b) 1/1/2022 ile 31/3/2022 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) gerçekleştirilen kısımlar için, ihale dokümanında fiyat farkı hesaplanmasına ilişkin hüküm bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, 1/7/2021 ile 31/3/2022 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) ihalesi yapılan işlerde ihale tarihinin (son teklif verme tarihi) içinde bulunduğu aya ait endeks, 1/7/2021 tarihinden önce ihale edilen işlerde ise 2021 yılı Haziran ayına ait endeks temel endeks olarak kabul edilerek ve sözleşme fiyatları kullanılarak yüklenicinin başvurusu üzerine sözleşmesine göre hesaplanan fiyat farkına ilave olarak ek fiyat farkı verilebilir... 01/01/2022 tarihinden önce 4734 sayılı Kanuna göre ihale edilen mal ve hizmet alımları ile yapım işlerine ilişkin Türk lirası üzerinden yapılan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla devam eden sözleşmelerden, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla gerçekleşme oranı ilk sözleşme bedelinin yüzde 15'ine kadar olanlar (bu oran dâhil) yüklenicinin başvurusu üzerine feshedilip tasfiye edilir. ..." hükmünün düzenlendiği, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin olarak 13.05.2022 tarih 31834 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun Geçici 6. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Esasların” kapsam başlıklı 2.maddesinin birinci fıkrası gereğince; 4735 sayılı Kanunun Geçici 6.maddesinin yürürlüğe girdiği 15.04.2022 tarihi itibarıyla devam eden sözleşmelerde, 01.01.2022-31.12.2023 tarihleri arasında gerçekleştirilen kısımlar için ihale dökümanında fiyat farkı hesaplanmasına ilişkin hüküm bulunmayan kısımlar için fiyat farkı hesaplanacağı, 01.01.2022 tarihinden önce ihale edilen mal ve hizmet alımlarına ilişkin olarak imzalanan sözleşmelerden 15.04.2022 tarihi itibarıyla gerçekleşme oranı ilk sözleşme bedelinin yüzde 15'ine kadar olanların yüklenicinin başvurusu halinde bu esaslara göre feshedileceğinin anlaşıldığı, davalı tarafça davacıya dava tarihinden önce toplam 3.067.486,30 TL, dava tarihinden sonra ise toplam 6.969.131,21 TL olmak üzere toplam 10.036.617,51 TL hakediş ödendiği, davalı tarafça hazırlanan 8 nolu hakedişte, fiyat farkına ilaveten %18 KDV olarak hesaplanan 34.265,17 TL ve 17.132,58 TL KDV tevkifatı olmak üzere toplam 207.494,64 TL ek fiyat farkının 17.03.2022 tarihinde davacının banka hesabına ödendiği anlaşıldığı, davacı tarafça verilen 08.12.2023 tarihli dilekçede davalı tarafça ödenen hakediş bedellerinin 10.036.617,50 TL olduğu belirtilmiş olup, hakedişlerde tahakkuk ettirilen ek/artırımlı fiyat farkının tabloda gösterilen toplam 10.036.617,51 TL hakediş tutarının ödendiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, yer verilen tespitler doğrultusunda, 4735 sayılı Kanunun Geçici 5. Maddesi gereğince hesaplanan 207.494,64 TL ek fiyat farkı dahil olmak üzere, Geçici 5.ve 6.maddeler kapsamında davacıya toplam 2.506.936,26 TL ödendiği tespit edilmiş olup, bu hususta nihai takdir ve değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu, asgari ücret ve motorin fiyatlarındaki artışın öngörülüp öngörülemeyeceği yönünden değerlendirmede Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ..... sayılı kararında “...Sözleşmenin imzalanmasından sonra değişen koşulların ödeme güçlüğü doğurması yukarıda izah edildiği üzere tek başına sözleşmenin uyarlanması için yeterli olmadığından, Yerel Mahkemece uyarlama için aranan öngörülemezlik koşulunun somut olayda gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceğinin gözetilmemesi hatalıdır...” açıklamasına yer verilerek öngörülemezlik koşuluna vurgu yapıldığı, taraflar arasında 05.07.2021 tarihinde imzalanan 24 Ay Süreli ... Personel Taşıma İşi Hizmet Alımına Ait Sözleşmenin 6.maddesinde sözleşmenin birim fiyat sözleşme olduğu, teklif edilen birim fiyatların çarpımı sonucu bulunan tutarların toplamı olan 8.393.520,00 TL'nin sözleşme bedeli olarak belirlendiği, sözleşme bedeline dahil giderlere ilişkin 7.maddesinde “Taahhüdün ilave işler nedeniyle meydana gelebilecek artışlar dahil) yerine getirilmesine ilişkin Damga Vergisi, Karar Pulu, Ulaşım Sigorta, Vergi, Resim, Harç giderleri ile, taşıma işiyle ilgili olarak ... taşıtların tamir, bakım, onarım, akaryakıt vb.tüm giderleri sözleşme bedeline dahildir. İlgili mevzuatı uyarınca hesaplanacak Katma Değer Vergisi sözleşme bedeline dahil olmayıp İdare tarafından Yükleniciye ödenecektir.” hükmüne yer verildiği, sözleşmenin 8. maddesi gereği sözleşmenin eki mahiyetindeki İdari Şartnamenin 25.maddesinde “25.1.İsteklinin, sözleşmenin uygulanması sırasında ilgili mevzuta gereğince ödeyeceği vergi, resim, harç vb.giderler ile ulaşımı, nakliye sigorta vb.giderler teklif fiyata dahil olduğu, 25.2.25.1.maddesind yer alan gider kalemlerinde artış olması yada benzeri yeni gider kalemlerinin oluşması hallerinde, teklif edilen fiyatın bu tür artış yada farkları karşılayacak payı içerdiği kabul edildiği, yüklenici bu artış ve farkları ileri sürerek herhangi bir hak talebinde bulunamayacağı, 2531. aşıt sürücülerinin ücretleri, Sosyal Güvenlik Primleri, zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, Kasko, Koltuk Sigortası, taşıtların tamir, bakım, onarım, akaryakıt vb.tüm giderleri teklif fiyata dahildir...” hükmünün düzenlendiği, İdari Şartnamenin ekinde Genel Müdürlük ve hizmet binaları ve ikametler arasında yapılacak sefer ve araç sayıları belirlendiği, dosya arasında mevcut sözleşmeye ilişkin Birim Fiyat Teklif Cetvelinde İdari Şartnamede belirlenen sefer ve araç sayıları esas alınmak suretiyle birim fiyatların belirlendiği, %7 yüklenici karı ve %4 sözleşme giderleri dahil olmak üzere KDV hariç toplam 8.393.520,00 TL teklif bedeli hesaplandığı, sözleşmenin anılan hükümleri gereğince sözleşme kapsamında ana gider kalemlerinin akaryakıt ve personel (şoför) olduğu anlaşılmakta ise de bunların birim fiyat teklifi içindeki payına yönelik herhangi bir tespit yapılamadığı, ana gider kalemlerinde ihale tarihi olan 26.04.2021 tarihinden dava tarihine kadar meydana gelen maliyet artışlarının öngörülebilir olup olmadığının tespiti yönünden motorin ve asgari ücrette yaşanan artışların tespiti gerektiği, ihale tarihi olan Nisan 2021 tarihi ile tahakkuk dönemi arasındaki akaryakıt fiyatlarında görülen artış oranlarının dava tarihi itibarıyla (08.04.2022) %236 seviyelerine yükseldiği, ihale tarihi olan 26.04.2021 tarihi ile dava tarihi arasında gerçekleşen motorin fiyatlarındaki artış oranı; dolardaki artış oranının yaklaşık 3 katı, altın fiyatlarındaki artış oranının 2,6 katı ve TÜFE endeksine dayalı enflasyon artış oranının 3,4 katı olmak üzere daha fazla gerçekleşmiş olup tabloda gösterildiği, motorin fiyatlarında yaşanan artış oranının öngörülebilir olup olmadığının tespiti amacıyla 2020 Nisan-2021 Nisan döneminde (İhaleden 1 yıl öncesi ile ihale tarihi arasında) ortaya çıkan artış oranı olmak üzere %33 olarak tespit edildiği, 2021 yılında uygulanacak asgari ücretin Asgari Ücret Tespit Komisyonunun 28.12.2020 tarihli kararıyla belirlenmiş olduğu, dava tarihi itibarıyla geçerli olan (2022 yılı için 4.253,40 TL/Net) asgari ücretin 2021 yılında uygulanan asgari ücretin yaklaşık %50,50 fazlasına tekabül ettiği ve 2018 yılından sonraki dönemde uygulanan en yüksek oran olduğunun anlaşıldığı, 4735 sayılı Kanuna eklenen Geçici 6.maddesinde yer alan bazı hükümlerin (bir kısım başka hükümlerle birlikte) iptaline yönelik olarak yapılan iptal başvurusunu inceleyen Anayasa Mahkemesi 13.09.2023 tarihli ..... sayılı kararında; “36. Söz konusu sözleşmelerin uygulandığı süreçte enflasyonist ortamın neden olduğu fiyat artışları, sözleşme konusu işin gereği gibi yerine getirilememesi ve yüklenicinin fiyat artışlarından olumsuz etkilenmesine neden olabilmektedir. Bu olumsuzlukların önlenebilmesi ve sözleşmenin değişen şartlara uyarlanabilmesi için Kanun'un (4735 sayılı) “Fiyat farkı verilebilmesi” başlıklı 8. maddesinde fiyat farkı mekanizması öngörüldüğü, 38. Uluslararası ölçekte 2022 yılında ortaya çıkan gelişmelere bağlı olarak enerji fiyatları başta olmak üzere girdi fiyatlarında öngörülemeyen artışların meydana gelmesi dolayısıyla 4735 sayılı Kanun'a 7394 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle geçici 6. madde eklendiği, 78. 4735 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ikinci fıkrasında anılan Kanun'da belirtilen hâller dışında sözleşme hükümlerinde değişiklik yapılamayacağı ve ek sözleşme düzenlenemeyeceği, 8. maddesinin ikinci fıkrasında sözleşmede yer alan fiyat farkına ilişkin esas ve usullerde sözleşme imzalandıktan sonra değişiklik yapılamayacağı, söz konusu maddenin birinci fıkrasında ise sözleşme türlerine göre fiyat farkı verilebilmesine ilişkin esas ve usulleri tespite Kamu İhale Kurumunun teklifi üzerine Cumhurbaşkanı'nın yetkili olduğu hüküm altına alındığı, farklı amaçlarla ihdas edilen bu hükümlerle kurulan sistem nedeniyle yüklenicilerin başlangıçta öngörülemeyen ve sözleşme süresi içinde ortaya çıkabilecek fiyat artışları nedeniyle zarara uğramaları söz konusu olabilecektir. Gerekçesinde de ifade edildiği üzere bu olumsuzluğun giderilmesi amacıyla kabul edilen geçici 6. maddeyle uluslararası ölçekte 2022 yılında ortaya çıkan gelişmelere bağlı olarak enerji fiyatları başta olmak üzere girdi fiyatlarında ortaya çıkan öngörülmeyen artışlardan yüklenicilerin korunmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.” açıklamalarına yer verilerek, 4735 sayılı Kanuna eklenen Geçici 6.maddenin (kıyasen aynı gerekçeyle kabul edilen Geçici 5.madde) 2022 yılında ortaya çıkan gelişmelere bağlı olarak enerji fiyatlarında ortaya çıkan öngörülmeyen artışlardan yüklenicilerin korunmasının amaçlandığı değerlendirildiği, yer verilen tespitler doğrultusunda, motorin fiyatlarında dava konusu sözleşmenin imzalanmasını müteakip 2021 Ekim ayından itibaren yaşanan normalin üzerindeki artışlar ile yıllık ortalama yüzde yirmi seviyelerinde olan asgari ücret artışının bunun çok üzerinde (%50) gerçekleşmesinin istisnai/öngörülemez bir durum olduğunun mütalaa edildiği, sözleşmenin yapıldığı sırada öngörülmeyen/öngörülmesi beklenmeyen olağanüstü durumların borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi şartlarına yönelik değerlendirme; Yargıtay ilgili dairelerinin sözleşmenin uyarlanmasına ilişkin olarak verdiği kararlarda, sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sıradaki mevcut olguların kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ise -diğer şartların da varlığı halinde- sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme hakkının bulunduğu kabul edildiği, dava konusu sözleşmenin ifası sırasında günün ekonomik koşullarında yaşanan ve yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan personel ve motorin fiyatlarında ortaya çıkan artışların ülkemizde ve dünyada yaşanan ekonomik gelişmelerden kaynaklandığının değerlendirildiği, 4735 sayılı Kanuna 7351 sayılı Kanunun 11.maddesiyle eklenen “Ek fiyat farkı ve/veya sözleşmelerin devri” başlıklı Geçici Madde 5.maddesi ve 4735 sayılı Kanuna 7394 sayılı Kanunun 19.maddesiyle eklenen “Ek fiyat farkı ve/veya sözleşmelerin feshi” başlıklı Geçici 6.maddesi eklenerek, düzenlemelerde belirlenen dönem ve şartlarda 4734 sayılı Kanuna göre ihalesi yapılan mal ve hizmet alımları ile yapım işlerine ilişkin sözleşmelerde ihale dökümanında fiyat farkı verilmesine ilişkin hüküm bulunup bulunmadığına bakılmaksızın gerçekleştirilen kısımlar için ek/artırımlı fiyat farkı ödeneceği hüküm altına alındığı, taraflar arasında imzalanan dava konusu hizmet alım sözleşmesinin 7.maddesinde de sözleşme kapsamında yükleniciye fiyat farkı ödenmeyeceği kararlaştırılmış olup, 4735 Sayılı Kanuna eklenen Geçici 5.ve 6.maddeleri gereğince davacıya ek/artırımlı fiyat farkı ödendiği tespit edildiği, 4735 sayılı Kanunun Geçici 5.maddesine ilişkin kanun gerekçesinde “Son dönemde ülkemizde ve dünyada hammadde temininde ve tedarik zincirlerinde aksaklıklar ve girdi fiyatlarında beklenmeyen artışlar meydana gelmiştir.” gerekçesine yer verilerek hizmet alım sözleşmelerde fiyat farkı ödeneceğine yönelik hüküm bulunup bulunmadığına bakılmaksızın fiyat farkı verilmesine ilişkin kuralların belirlendiğinin belirtildiği, taraflar arasında imzalanan dava konusu hizmet alım sözleşmesinin ifası sırasında ortaya çıkan ve Geçici 5.maddenin gerekçesinde de “beklenmeyen artış” olarak nitelendirilen akaryakıt ve asgari ücret dahil olmak üzere girdi fiyatlarında yaşanan artışların telafisi için kabul edilen Geçici 5.ve 6.maddeler kapsamında davalı tarafça davacıya ek/artırımlı fiyat farkı hesaplanmak suretiyle ödendiği anlaşıldığı, davacıya ödenen toplam 2.506.936,26 TL ek/artırımlı fiyat farkının sözleşme bedelinin (8.393.520,00 TL) yaklaşık %30'una tekabül ettiğinin tespit edildiği, buna karşılık, dosya kapsamından, birim fiyatlı sözleşme olarak hazırlanan dava konusu hizmet alım sözleşmesinde belirlenen sözleşme bedeline esas olmak üzere davacı tarafından hazırlanan birim fiyat teklif cetvelinde (sefer sayısı x birim fiyat olarak hazırlanan) yer alan birim fiyatlar içinde akaryakıt ve personel giderlerinin payına ilişkin bir tespit yapılamadığından, Geçici 5.ve Geçici 6.maddeler kapsamında davacıya yapılan ödemelerin sözleşmenin ifası sırasında ortaya çıkan fiyat artışlarından kaynaklanan aleyhe durumu telafi etmeye yeterli olup olmadığına ilişkin bir tespit yapılamadığı, yukarıda da açıklandığı üzere, dosya kapsamından, birim fiyatlı sözleşme olarak hazırlanan dava konusu hizmet alım sözleşmesinde belirlenen sözleşme bedeline esas olmak üzere davacı tarafından hazırlanan birim fiyat teklif cetvelinde (sefer sayısı x birim fiyat olarak hazırlanan) yer alan birim fiyatlar içinde akaryakıt ve personel giderlerinin payına ilişkin bir tespit yapılamadığı, bu kapsamda, Sayın Mahkemece davacının uyarlama talebinin kabul edilmesi ihtimaline binaen dosya kapsamında akaryakıt ve personel giderlerinin davacı tarafından teklif edilen birim fiyat içindeki payı tespit edilemediği gözönünde bulundurularak, hukuki değerlendirme ve nihai takdir mahkemeye ait olmak üzere, sözleşme bedeli ÜFE/TÜFE ortalaması esas alınmak suretiyle uyarlanarak sözleşme bedelinin 14.478.822 TL olması gerekeceği, bu haliyle davaya konu uyarlama bedelinin (14.478.822 TL-8.393.520,00 TL=) 4.442.204,49 TL olacağı, sonuç itibariyle davacının talebinde haklı olup olmadığı hususunda hukuki değerlendirme ve nihai takdirin mahkemeye ait olduğu, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun Geçici 5. maddesi gereğince hesaplanan 207.494,64 TL ek fiyat farkı dahil olmak üzere, Kanunun Geçici 5.ve 6.maddeleri kapsamında davacıya toplam 2.506.936,26 TL ek /artırımlı fiyat farkı ödendiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin davacı tarafça ifası sırasında motorin fiyatlarında dava konusu sözleşmenin imzalanmasını müteakip 2021 Ekim ayından itibaren yaşanan normalin üzerindeki artışlar ile yıllık ortalama yüzde yirmi seviyelerinde olan asgari ücret artışının 2022 yılında bunun çok üzerinde (%50) gerçekleşmesinin istisnai/öngörülemez bir durum olarak mütalaa edildiği, dosya kapsamından, dava konusu hizmet alım sözleşmesinde belirlenen sözleşme bedeline esas olmak üzere davacı tarafından hazırlanan birim fiyat teklif cetvelinde (sefer sayısı x birim fiyat olarak hazırlanan) yer alan birim fiyatlar içinde akaryakıt ve personel giderlerinin payına ilişkin bir tespit yapılamadığından, Geçici 5.ve Geçici 6.maddeler kapsamında davacıya yapılan ödemelerin sözleşmenin ifası sırasında ortaya çıkan fiyat artışlarından kaynaklanan aleyhe durumu telafi edip etmediğine yönelik bir hesaplama yapılamadığı, dosya kapsamında akaryakıt ve personel giderlerinin davacı tarafından teklif edilen birim fiyat içindeki payı tespit edilemediği gözönünde bulundurularak, hukuki değerlendirme ve nihai takdir mahkemeye ait olmak üzere, sözleşme bedeli ÜFE/TÜFE ortalaması esas alınmak suretiyle uyarlanabileceği sonuç ve kanaatine ulaşıldığı rapor edilmiştir. Türk hukukuna mehaz İsviçre Medeni Kanunu’ndan geçen ve hukukun en temel genel ilkelerinden biri olan Dürüstlük Kuralı 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin birinci fıkrasında Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır” şeklinde yer almış ve bu kurala aykırılığın yaptırımı ise maddenin 2 nci fıkrasında "Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz" şeklinde gösterilmiştir. Dürüstlük kuralları, kural olarak yazılı olmayan kurallar olup hakim dürüstlük kurallarını kendiliğinden uygulamakla yükümlüdür. Dürüstlük kuralları hem hakların kullanılmasında hem de borçların ifasında uygulanır. Dürüstlük kuralının hukuki işlemlerin kuruluşunda, kuruluş öncesi dönemde, sözleşmelerin yorumunda, tamamlanmasında veya sözleşmedeki yükümlülüklerin uyarlanmasında uygulanması mümkündür. Dürüstlük kurallarının müeyyidesi olan hakkın kötüye kullanılması yasağı bir emredici hukuk kuralı olup mahkemelerce bu hükmün re’sen gözetilmesi gerekir. Öte yandan mahkemelerden dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle hakkın kötüye kullanılması yasağını talep eden tarafın ise iyi niyetli olması gerekir. Sözleşme hukukunda asıl olan ... (Sözleşmeye sıkı sıkıya bağlı kalma / ...) ilkesi olmakla birlikte, bazı durumlarda değişen olağanüstü yeni şartlara rağmen sözleşmedeki edimlerin aynen yerine getirilmesini beklemek dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz. O nedenle dürüstlük kuralı gereği sözleşmenin değişen yeni şartlara göre uyarlanması gerekebilir. Bu açıdan uyarlamaya, ... prensibinin istisnalarından biri olarak bakmak gerekir. Dürüstlük kuralından hareketle sözleşmenin değişen olağanüstü şartlara uyarlanması (emprevizyon) koşullarının varlığı için, sözleşme ilişkisi kurulduktan sonra edimler arasındaki dengenin olağanüstü değişmeler yüzünden alt üst olması ve borcun ifasını güçleştirmesi gerekir. Bu tür bir durumda sözleşme iradesine ilişkin işlemin temelinden çöktüğü kabul edilir. Diğer bir anlatımla, başlangıçta öngörülen sözleşme dengesi, beklenmedik şekilde değişen olağanüstü yeni şartlar (clausula rebus sic stantibus) nedeniyle taraflardan biri aleyhine artık çekilemez ve katlanılamaz biçimde bozulmuş, bu şartlar altında sözleşme yapma veya sürdürme iradesi ortadan kalkmıştır. Değişen koşulların sözleşmedeki ifaya etkisi, 6098 sayılı Kanun'un birinci kısmındaki Genel Hükümler kısmında İfa İmkansızlığı başlığı altında 136 ncı, 137 nci ve 138 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Kaynağını dürüstlük kuralından alan ifa imkansızlığı halleri yönünden 6098 sayılı Kanun'un 136 ncı maddede, kusuru olmaksızın ifanın tamamen imkansız hale gelmesi halinde borçlunun borcundan kurtulacağı, 137 nci maddede, kusuru olmaksızın ifanın kısmen imkansız hale gelmesi halinde, borçlunun sadece imkansız hale gelen kısım yönünden borçtan kurtulacağı ifade edilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda yer almayan, ancak 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesindeki dürüstlük kuralı uyarınca uygulamada varlığı kabul edilen aşırı ifa güçlüğü hali ilk defa 6098 sayılı Kanun 'da açıkça düzenleme konusu yapılmıştır. 6098 sayılı Kanun'un 138 nci maddesinde yer alan yeni düzenleme uyarınca; sözleşmenin yapıldığı sırada, taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen borçludan kaynaklanmamış olağanüstü yeni bir durumun ortaya çıkmış olması, yeni koşullara göre ifanın istenmesinin dürüstlük kurallarına aykırı düşecek ve ifa güçlüğü doğuracak derecede borçlu aleyhine değişmiş olması ve borçlunun edimini henüz ifa etmemiş veya ihtirazi kayıtla ifa etmiş olması hallerinin birlikte varlığı halinde, borçlu, hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteyebilecektir. Böyle bir durumda mahkemece uyarlama koşullarının bulunup bulunmadığı her somut olay yönünden dürüstlük kuralına uygun olarak değerlendirilmeli ve buna göre bir çözüm tarzı bulunmalıdır. Uyarlama koşullarının varlığı için sözleşmeye konu karşılıklı edimler arasındaki dengenin taraflardan biri için artık çekilmez, katlanılamaz bir biçimde bozulmuş olmalıdır. Öğretide bu kurama işlem temelinin çökmesi adı verilmektedir. Buna göre, sözleşmenin temelini teşkil eden, kendisi üzerine anlaşmanın dayandığı ve karşılıklı edimlerin tayin olunduğu edim ve karşı edim arasındaki dengenin taraflardan biri için artık çekilmez, katlanılmaz biçimde bozulduğu hallerde, işlem temelinin çökmesi söz konusu olacaktır. (.....). Bir hukuki işlemin temelinden çözmüş sayılması için edimler arasındaki denge bozukluğunun önemli, açık ve aşırı olması gerekir. Uyarlama koşullarının varlığının tespitinde işlem temelinin çökmesi kavramının uygulanabilmesi için, sonradan meydana gelen değişikliklerin önceden teşhis ve tahmin edilememiş olması gerekir. Önceden teşhis ve tahmin edilen sonraki vakıalar uyarlama sebebi olamaz ise de, bir tacirin gelecekteki her bir somut tehlikeyi tahmin edebilmesi mümkün değildir. Bununla birlikte gelecekte meydana gelebilecek her türlü riziko listesinin (deprem, sel felaketi, savaş, sıkıyönetim, ithalat/ihracat yasakları, ekonomik ambargo vs.) bilinebilir olması, o olay yönünden gelecekte meydana gelebilecek somut tehlikenin bilindiği veya bilinmesi gerektiği anlamına gelmez. Böyle bir riskin bilindiğinden veya bilinmesi gerektiğinden söz edebilmek için o iş yönünden somut bir işaret ya da verinin varlığı gerekir. Uyarlama koşulları arasında varlığı aranan sebeplerden birisi de edimin henüz ifa edilmemiş olması olup kural olarak sürekli edimler yönünden ifanın uyarlanması istenebilir ise de 6098 sayılı Kanun'un 138 nci maddesinin düzenlemesi karşısında, edimin henüz ifa edilmemiş olması ve diğer şartların varlığı halinde ani edimli sözleşmelerde de uyarlama talebinde bulunmak mümkündür. Somut olayda; davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşme hükümlerine göre 05/07/2021 tarihinde 24 ay süreli taşıma işinin ihale edildiği, taraflarca kabul edildiği üzere işin davacıya 31/07/2021 tarihinde teslim edildiği, dava tarihine kadar bir kısım hizmetin yerine getirildiği yapıldığı, yargılama aşamasında taşıma süresinin sona erdiği anlaşılmaktadır. Davacı, 2021 yılı sonu itibariyle özellikle akaryakıt başta olmak üzere işçilik, araç, bakım, makine, ekipman ve genel maliyet kalemlerinde öngörülemez fiyat artışlarının meydana geldiğini, uyuşmazlık konusu işin maliyetinin neredeyse tamamını motorin maliyetinin oluşturduğunu, ihale tarihi olan 26/04/2021 tarihinde motorinin litre fiyatı 6,51 TL iken 25/03/2022 tarihinde motorinin litre fiyatının 23,78 TL olduğunu, bu haliyle motorindeki artışın %365,28 TL olduğunu, karşılaşılan durum itibariyle davacının aşırı zarar ettiğini, bu durumun 24/12/2021 tarihinde davalıya iletildiğini ve idarece sözleşme kapsamında fiyat farkı verilemeyeceğinin bildirildiğini, halihazırda motorin maliyeti 3,5 kattan fazla arttığından işlemin temelinden çökmesi nedeniyle Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesi gereğince 05/07/2021 tarihli 24 Ay Süreli ... Personel Taşıma İşi Sözleşmesinin değişen yeni şartlara uyarlanmasına, mümkün olmadığı taktirde sözleşmenin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiş, davalı ise taraflarınca 17/03/2022 tarihinde ek fiyat farkı ödemesinin davacıya ödendiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 138.maddesinde öngörülen koşulların davacı yararına oluşmadığını, akaryakıt fiyatlarındaki artışın öngörülemez nitelikte olmadığını, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan yüklenicinin ekonomik krizi öngörmesi gerektiğini, yine uzun süredir ihalelere giren taşıma işi yapan bir şirket olan davacının dolardaki hareketliliğin ve akaryakıt fiyatlarındaki artışın özellikle 2018 yılından bu yana devam ettiğini, ayrıca sözleşme tarihi itibariyle Covid-19 salgınının da devam ettiğini göz önüne alarak, basiretli bir tacir olarak akaryakıt fiyatlarındaki artışı öngörmesinin beklendiğini, davacının ihaleye kendi serbest iradesi ile katılıp teklif verdiği ve bu teklif sayesinde ihaleyi kazanarak davalı ile sözleşme imzaladığı, ihaleye giren diğer firmaların davacının teklifinin üzerinde teklifler vermediğini, dolayısıyla davacının ihaleyi kazanmak adına rakip şirketlere göre daha düşük teklif verip sonrasında uyarlama davası açmanın kötü niyetli bir yaklaşım olduğunu ve hukuk düzeni tarafından korunmaması gerektiğini, aksinin kabulü halinde birçok şirketin ihaleleri kazanmak adına düşük teklif verip sonrasında uyarlama davası açabileceklerini, hukuk sistemimizde sözleşme serbestisi ilkesi benimsenmekle tarafların sözleşme yapma konusunda mutabık kaldıkları andan itibaren bu sözleşmeye bağlı oldukları, her talep vukuunda sözleşmeyi değişen hal ve şartlara uydurmanın mümkün olmadığını, aksi halde özel hukuk sistemimizde geçerli olan "İrade Özgürlüğü, Sözleşme Serbestisi ve Sözleşmeye Bağlılık" ilkelerinden sapma tehlikesinin ortaya çıkacağını, taraflar arasındaki akdedilen Sözleşmenin "Yüklenicinin Sözleşmeyi Feshetmesi" başlıklı 25.maddesinde davacı tarafın sözleşmeyi feshedilebileceği hallerin açıkça sayıldığını, ekonomik koşullarda meydana gelen değişiklik sebebiyle fesih talebinde bulunulmasının sözleşmeye açıkça aykırılık teşkil ettiğini belirterek davanın öncelikle usulden reddini, mümkün olmadığı taktirde davanın reddini savunmuştur. Davaya konu somut olay, uyarlama koşullarının oluşup oluşmadığı hususu yönünden yukarıdaki ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde; Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesi uyarınca sözleşmenin uyarlanmasına karar verilebilmesi için sözleşme kurulduktan sonra tarafların edimleri arasındaki dengenin, borçludan sonuçları yüklenmesi istenilmeyecek kadar büyük ölçüde bozulmuş olması, edimlerin dengesindeki değişiklik sözleşme yapılırken öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumdan ileri gelmesi, aşırı ifa güçlüğü yaratan olgunun borçludan kaynaklanmaması, edimlerin henüz ifa edilmemiş olmasının gerektiği, buna göre dava tarihi itibariyle edimlerin tamamının ifa edilmemiş olduğu, edimler arasındaki dengesizliğin giderilmesi yönünden davalının üzerine düşen halleri gerçekleştirdiği savunmasının tespiti için davalı tarafından yapılan ödemelerin Kamu İhaleleri Sözleşmeleri Kanunu Geçici 5. Maddesi kapsamında değerlendirilmesi amacıyla mali müşavir, nitelikli hesap uzmanı ve kamu ihale alanında uzmanlığı bulunan bilirkişi heyetinden aldırılan 02/08/2024 tarihli bilirkişi raporu ile; 4735 Sayılı Kanuna eklenen Geçici 5.ve 6.maddeleri gereğince davalı tarafça davacıya ek/artırımlı fiyat farkı ödendiği, davacıya ödenen toplam 2.506.936,26 TL ek/artırımlı fiyat farkının sözleşme bedelinin (8.393.520,00 TL) yaklaşık %30'una tekabül ettiğinin, buna karşılık dosya kapsamından, birim fiyatlı sözleşme olarak hazırlanan dava konusu hizmet alım sözleşmesinde belirlenen sözleşme bedeline esas olmak üzere davacı tarafından hazırlanan birim fiyat teklif cetvelinde (sefer sayısı x birim fiyat olarak hazırlanan) yer alan birim fiyatlar içinde akaryakıt ve personel giderlerinin payına ilişkin bir tespit yapılamadığından, Geçici 5. ve 6. maddeler kapsamında davacıya yapılan ödemelerin sözleşmenin ifası sırasında ortaya çıkan fiyat artışlarından kaynaklanan aleyhe durumu telafi etmeye yeterli olup olmadığına ilişkin bir tespit yapılamadığının rapor edildiği görülmüştür. Türk Borçlar Kanunu sistematiğinde aslolan sözleşmeye bağlılık ilkesi olup, sözleşmeye müdahale müessesesi ise istisnai nitelikte bir kurum olmakla yasa koyucu tarafından da bu müessesenin uygulanmasının Türk Borçlar Kanunu 138. maddesinde öngörülen dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlandığı, bu dört koşulun birlikte gerçekleşmesi halinde borçlunun, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme hakkı bulunduğu, bu kapsamda işlem temelinin çökmesi ilkesi gereği uyarlama kurallarının somut olaya uygulanması için öngörülmez bir dış olayın meydana gelmesi gerektiği, buna karşın motorin fiyatının döviz bazlı olarak aşırı artması diğer koşulların varlığı halinde ayrı bir uyarlama sebebi görülebilir ise de, döviz kurlarındaki artışların Türkiye gibi enflasyonist ülkelerde önceden öngörülmesinin mümkün olması nedeniyle tek başına uyarlama sebebi olarak görülmesi mümkün görülmediği (Benzer yönde ..... sayılı ilamı), yine Türkiye ekonomisi şartlarında asgari ücretteki artışın da önceden öngörülmesinin mümkün olduğu, öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumdan bahsedilemeyeceği, dava konusu sözleşmeye konu işin davacı tarafça açık ihale sonucu alındığı, açık ihaleye katılan tüm firmaların aynı şartlarla katıldığı ve tekliflerini buna göre verdikleri, davacının almış olduğu ihale kapsamında ana gider kalemlerinin akaryakıt ve personel (şoför) olduğunu bilmekte olup basiretli davranmak zorunda olan davacı bakımından akaryakıt fiyatlarındaki ve yabancı para kurundaki dalgalanma, asgari ücretteki artışın Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesinde tanımlanan öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum olarak kabul edilemeyeceği, öte yandan ihale sonuçladıktan sonra ihale şartlarının değiştirilmesinin ihaleye katılan ancak kazanamayan diğer katılımcılar bakımından açıkça haksızlık yaratacağından dürüstlük ilkesine de aykırı olduğu, davacının açık ihaleyi almasının sebebinin, bu muhtemel ama beklemediği halleri rizikolandırmayarak en avantajlı teklifi vermiş olmasından kaynaklanabileceği, aksi kabulün ticari hayatta haksız rekabete sebep olacağı, yine 4735 Sayılı Kanuna eklenen Geçici 5.ve 6.maddeleri gereğince davalı tarafça davacıya ek/artırımlı fiyat farkı ödendiği, davacıya ödenen toplam ek/artırımlı fiyat farkının sözleşme bedelinin yaklaşık %30'una tekabül ettiği, davacının aşırı ifa güçlüğü nedeniyle işlem temelinin çökmesinden de bahsedilemeyeceği anlaşılmıştır. Yine mahkememizce aldırılan bilirkişi raporlarında, uyarlama şartlarına ilişkin takdir mahkememize bırakılarak görüş bildirilmiş ise de hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan uyarlama veya sözleşmenin feshi şartlarının oluşup oluşmadığı hakkındaki uyuşmazlık yönünden yukarıda izah edilen gerekçeyle bilirkişi raporlarındaki uyarlama şartlarına ilişkin teknik bilgi içermeyen açıklamalara itibar edilmemiştir. Tüm bu açıklamalar karşısında Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesinde öngörülen 05/07/2021 tarihli 24 Ay Süreli ... Personel Taşıma İşi Sözleşmesinin uyarlanması koşulları oluşmadığından uyarlama talebinin ve bu Sözleşmenin feshi şartları oluşmadığından terditli sözleşmenin feshi taleplerinin reddi gerektiği anlaşılmakla, davanın reddine (Benzer yönde ..... Karar ilamları) karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 427,60 TL harcın peşin alınan 853,88 TL peşin harç ve 75.007,87 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 75.861,75 TL harçtan mahsubu ile Hazineye irat kaydına, kalan 75.434,15 TL harcın kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 56 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 498.110,23 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının ve delil avansının kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ..... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.07/11/2024
Başkan ..... e-imza Üye ..... e-imza Üye ..... e-imza Katip ..... e-imza