İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/140 E. 2026/250 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/140
Karar No
2026/250
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/140 Esas - 2026/250 TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2022/140 Esas KARAR NO : 2026/250

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 24/02/2022 KARAR TARİHİ : 09/04/2026 YAZIM TARİHİ : 09/05/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'nin ... plakalı minübüsün şoförü olduğunu, olay günü olan 09/10/2017 tarihinde maktul ...'ın ... önünde karşıdan karşıya geçmek istediğini, ...'nin kullanmış olduğu ... plakalı araçla yoldan geçerken ...'a çarparak ölümüne sebebiyet verdiğini, müvekkili lehine gerçek kişi olan davalılardan müteselsilen tahsil edilmek üzere 500.000,00 (beşyüzbin) TL manevi tazminata hükmedilmesini, tüm davalıların her birinden müteselsilen tahsil edilmek üzere müvekkili lehine 500.000,00 (beşyüzbin) TL maddi tazminata hükmedilmesini, hükmedilecek tazminatlara en yüksek ticari-reeskont faizin uygulanmasını, yargılama giderlerinin maddi tazminat bakımından tüm davalılar manevi tazminat bakımından gerçek kişi davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılar ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ...’nin sürücüsü bulunduğu ... plakalı dolmuşun ... önünde dört yönlü kavşağa yaklaştığında taşıtlara kırmızı ışık yanması üzerine önünde duran araçların arkasında durduğunu, araçlara yeşil ışık yanması üzerine müvekkilinin önündeki araçların hareketlendiğini, müvekkilinin de onların peşinden hareketlendiğini, bu arada bilirkişi raporlarında da kamera kayıtlarından tespit edildiği gibi maktülün kaplamaya indiğini ve araçların arasından karşıya geçmeye çalışırken, hareket halinde olan müvekkilinin önüne geldiğini ve sağ önden aracın çarpmasına maruz kalarak düştüğünü, müvekkilinin maktulün araçların arasından geçerek önüne geldiğini görmediğini, hazırlık aşamasında alınan bilirkişi raporunda müvekkili sürücünün 2. derecede alt düzeyden kusurlu olduğunun, maktulün ise 1.dereceden üst düzeyde kusurlu olduğunun tespitinin yapıldığını, ceza yargılama aşamasında alınan ATK raporunda ise müvekkili sürücüye %50, maktule %50 kusur izafe edildiğini, maktulün kazanın olduğu tarihte 71 yaşında olup faal ömrünün sonuna geldiğini, bir kazanç elde edip erişkin yaşta olan kızına bakmak, geleceğe dönük maddi yardım sağlamasının mümkün olmadığını, davacının da hangi sebeplere dayalı maddi tazminat talep ettiğini açıklamadığını, davacının manevi tazminat talebinin son derece fahiş olup kabulünün mümkün olmadığını, bu tür maddi ve manevi tazminat taleplerinde uygulanabilecek gecikme faizinin 3095 sayılı Kanuna göre %9 olarak belirlenen yasal faiz olduğunu, davacının ticari faiz talebinin yerinde bir talep olmadığını, arz edilen nedenlerle, yasal ve hukuki dayanağı olmayan davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket sigortalısı aleyhine açılan işbu davayı yasa ve usule aykırı olması nedeni ile kabul etmediklerini ve haksız olan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin hak kaybına uğramaması adına, zamanaşımı, hak düşürücü süre, husumet ve derdestlik itirazlarımızı sunduklarını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, bu nedenlerle, davacı tarafın kusur durumunu ispat etmesi gerektiğini, söz konusu kazanın meydana gelmesinde müteveffa ...'ın asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kazaya sebebiyet verenin müteveffa olduğunu, nitekim, kazanın meydana geldiği yere yaklaşık 10-15 metre uzaklıkta yaya geçidi bulunduğunu, müteveffanın karşıya geçmek için bu geçitleri kullanması gerekirken yaya trafiğine kapalı ve geçişin yasak olduğu taşıt yolunu kullanması ve bunun için araçların arasında trafiğe atlamasının tamamıyla yasak olduğunu, bu konudaki yasa hükümleri ve Karayolları Trafik Kanunu Yönetmeliği çok açık olduğunu, ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporunda her ne kadar sigortalı araç sürücüsüne tali kusur atfedilmişse de, bu kusuru kabul etmediklerini, nitekim, sigortalı araç sürücüsünün sevk idaresindeki aracın dolmuş olup, müteveffanın görüşünü kapatacak yükseklikte olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı müteveffanın desteğinden faydalanıyor olsa dahi; müteveffanın gelir durumunun araştırılması, emekli maaşı alıp/almadığının, farklı bir geliri bulunup bulunmadığının da tespit edilmesi gerektiğini, kusur oranının tespitinde ceza/soruşturma dosyasındaki maddi vakıalar önemli olduğundan; ... Esas sayılı ceza dosyasının celbini ve ceza davasının bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, manevi tazminat poliçe kapsamında olmadığından, sorumlulukları olmadığını, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, davacı tarafın davada taraf ehliyetini ispatlaması gerektiğini, davacı müteveffanın desteğinden yoksun kaldığını ispatlayamadığını, davacının maddi zararı oluşmadığını, müteveffanın vefat tarihi itibariyle 71 yaşında olduğunu, bu yaşta bir insanın fiilen gelir getirici bir işte çalıp üçüncü kişilere destek olmasının mümkün olmadığını, olayın oluşunda müteveffanın asli kusurlu olduğunu, ceza dosyasında yaptırılan bilirkişi raporlarını kabul etmediklerini, mahallinde keşif yapılarak ... kusur raporu aldırılmasını talep ettiklerini, manevi tazminat taleplerini de kabul etmediklerini, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağı gibi dava ile talep edilen 500.000,00 TL manevi tazminatın çok fahiş olduğunu, açılan iş bu davanın müvekkili yönünden reddine, davanın diğer davalı ...'ye ihbarına, mahkeme masrafları ve ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: -... Esas sayılı dosyası, -Poliçe, hasar dosyası, kaza tespit tutanağı, ekonomik sosyal durum araştırma raporları, -Bilirkişi raporu: 22/05/2024 tarihli Adli Tıp Raporunda özetle; sürücü ...'nin %50 (yüzdeelli) oranında kusurlu olduğu, yaya ...'ın %50 (yüzdeelli) oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. 02/08/2024 tarihli ... tarafından düzenlenen raporda özetle; davalı ...'nin % 50 (yüzde elli) oranında kusurlu, müteveffa ...'ın %50 (yüzde elli) oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. 20/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; hak sahiplerinin murislerinin vefatı ile uğradığı gerçek net maddi zararlarının; TRH - 2010 bakiye yaşam tablosu ve progresif rant yöntemiyle yapıldığı ve toplam zararın 309.236,71 TL olarak hesaplandığı, bu miktarın poliçe tazminat miktarı kapsamında kaldığı, hükmedilecek tazminata temerrüt (davalı şirkete (...) başvuru tarihi dosya kapsamından tespit edilemedi) izleyen 8 iş günü sonrası olan ..... tarihinden) tarihinden itibaren, ... Dairesinin 08.10.2015 tarih ve ... sayılı emsal nitelik taşıyan düzelterek onama ilamında yer alan “ ...Davacı vekilince avans faizi talep edilmiş, mahkeme de avans faizine hükmedilmiştir. Oysa kazaya karışan ticari amaçla kull bir araç olmayıp, hususi araç olduğundan yasal faize hükmedilmesi gerekmektedir.” gereği (kazaya karışan araç ticari araç olmakla) avans faiz işletilmesi gerektiği belirtilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL: Dava ölümlü trafik kazası nedeniyle desteğini kaybeden davacının sürücü, işleten ve sigortacıya hukuki sorumluluğu kapsamında destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Somut olayda davacının desteği olduğunu iddia ettiği annesi vefat tarihinde 71 yaşında olup davacı bu tarihte 52 yaşındadır. Davacı annesin normal destek süresi olan 22 yaşından sonra aktif ve düzenli desteğinin devam ettiğini ispat edemediğinden destekten yoksun kalmaya yönelik maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Manevi tazminat talebi yönünden; 6098 TBK'nın 56. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmüne, aynı Kanun'un 51.maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (...) Hal böyle olunca davalı sürücünün kazadaki %50 kusur oranı, davacının yaşaşan trafik kazasında annesini kaybetmesi sebebiyle çektiği acı elem ve ızdırap ile sosyo ekonomik araştırma raporları göz önünde bulundurularak 50.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ..., ... ve ...'den 09/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine Maddi tazminat taleplerinin reddine, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ..., ... ve ...'den 09/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, Maddi tazminat talebi yönünden; Bu karar nedeniyle alınması gerekli 732,00 TL peşin harç ile 732,00 TL başvurma harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 1.360,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yapılan 37 e-tebligat, 3 fiziki tebligat, 4 kep, 2 ATK posta, bilirkişi ve 2 ATK faturası olan 17.893,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Davalı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 80.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı tarafından yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, Manevi tazminat talebi yönünden; Bu karar nedeniyle alınması gerekli 3.415,50 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dair, Davacı Vekili Av. ..., Davalı ... Vekili Av. ... 'ın yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/04/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır.

Hakim ... ¸e-imzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2022/140, K. 2026/250, T. 09.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-140-e-2026-250-k-60d5bf0cc5bd