İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/724 E. 2025/730 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/724
Karar No
2025/730
Karar Tarihi

T.C. ....... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C. ....... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/724 Esas KARAR NO : 2025/730

.....x......x. .x......x....x. ....x.......x.......x ..x....x.......x DAVA : Tazminat (Haksız İhtiyati Tedbirden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/01/2021 KARAR TARİHİ : 01/12/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 31/12/2025

Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Haksız İhtiyati Tedbirden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkilleri aleyhine ....... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/821 Esas sayılı dosyasında açılan ve görülen davada, 04/01/2016 tarihli hisse devri işleminin TBK'nun 37.ve devamı maddeleri gereğince iptali ile kendi adına kayıt ve tescili istemi ile açılan davada, davacının istemi doğrultusunda müvekkillerinin şahsi mal varlıkları olan 10.000.000,00 TL değerindeki toplamda 82 adet taşınmaz ile altı ayrı bankadaki şahsi hesapları üzerine ve yine ......... Grup ... Ltd. Şti'inde yer alan hisseler üzerine dava değerinin %15'ne denk gelen 75.000,00 TL karşılığında ihtiyati tedbir konulduğunu, tedbir kararının infaz edildiğini, yapılan yargılama sonucu 21/01/2021 tarihli karar ile davanın reddine karar verildiğini, İnşaat sektörü ile birlikte başkaca sektörlerde faaliyet gösteren proje üreten ve ticari itibarı olan şirketlerde hisseleri bulunan müvekkillerinin mal varlıklarının, banka hesapları ve ......... Grup ... Ltd. Şti'nin hisselerine tedbir konulması nedeni ile büyük oranda maddi zarara uğradıklarını, tedbir nedeni ile sektörde uğranılan itibar kaybı nedeni ile müvekkillerinin psikolojik anlamda yıprandıklarını, şirketin tedbir nedeni ile ticari faaliyetini sürdüremediğini belirterek, Tedbir nedeni ile oluşan psikolojik yıpranma nedeni ile her bir müvekkili için ayrı ayrı 15.000,00 TL olmak kaydıyla 75.000,00 TL manevi tazminatın, yine oluşan maddi zarardan ötürü fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile her bir davacı için ayrı ayrı 100,00 er TL olmak üzere 500,00 TL manevi tazminatın tedbir tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, Tazminat (Haksız İhtiyati Tedbirden Kaynaklanan) davasıdır. Taraflar arasındaki ihtilafın; Mahkememizin 2017/821 Esas sayılı dava dosyasında 29/11/2017 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile işbu davada davacıların 82 adet taşınmaz üzerine ve firmanın hesaplarının bulunduğu bankalara ortaklarının şahsi hesaplarına , şirket hisselerine konulan tedbir nedeni ile uğranılan maddi ve manevi zarar söz konusu olup olmadığı, var ise miktarı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.

Mahkememizin 2017/821 esas 2021/19 karar sayılı dosyasının incelenmekle ,iş bu davada davalı ...'nün davacı ,davacıların ise davalı olduğu ve hisse devrinin iptali talebine yönelik olup davanın reddedildiği ve 04/12/2024 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.Dosya incelendiğinde dava değerinin 500.000 TL olduğu ve davalılar lehinde 43.300 TL ücreti vekalete hükmedildiği görülmüştür. İşbu davaya da konu 29/11/2017 tarihli tedbir sebebi ile bu dosyada maddi manevi tazminat davası açıldığı, 12/12/2017 tarihli ara karar ile bir kısım tedbirlerin kaldırıldığı, 27/09/2018 tarihli ara karar ile de tedbirde değişiklik yapıldığı görülmüştür.

Davacı tarafa maddi ve manevi zarar taleplerimizin içeriğinin açıklanması ve delillerini sunulması için süre verilmiş," ....... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’ nin 2017/821E. Sayılı davasında, müvekkillerin şahsi malvarlıkları olan toplamda 82 adet taşınmazın üzerine, bankalarda bulunan şahsi hesapları üzerine ve ......... Grup İnş. Taah. İmal. San. Ve Tic. Ltd. Şti.’ de yer alan hisseleri üzerine ihtiyati tedbir konulmuş olmakla beraber müvekkiller o dönem içerisinde şahsi hesaplarında yer alan mevduatlarını kullanamamış, gayrimenkul sektöründe ve inşaat sektöründe faaliyet gösterdiklerinden dolayı taşınmazları üzerinde serbestçe tasarruf edememiş ve geçimlerini ikame edememişlerdir. O dönem müvekkillerin her birinin .... Bankası, ...... Finans Bankası, ........ Bankası, ...... Türk Katılım, .........Bankası, Bankalarındaki hesaplarına ait dökümler celp edildiğinde Sayın Mahkemece de görüleceği üzere müvekkillerin hesaplarına blokeler girmiş kredi kartlarını dahi kullanamamışlardır. Aile huzurları bozulmuş eşleri ve çocuklarına yansıyan manevi yıpranma iş yerlerine de sirayet etmiş personelleri nezdinde de manevi olarak yıpranmışlardır. Tedbirler dolayısı ile mesleki camialarında eşrafına mahcup olan müvekkiller manevi olarak yıpranmışlardır. Söz konusu yıpranma dolayısı ile her birinin ayrı ayrı 20.000,00-TL' şer manevi zararı oluşmuştur. Müvekkiller ....... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’ nin 2017/821E. Sayılı davasında kendilerini vekil marifeti ile temsil etmek zorunda kalmışlar ve mameleklerinde eksilme olmuştur. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi doğrultusunda dava değerinin 525.000,00-TL olduğu dikkate alınarak 31.500,00-TL' şer ayrı ayrı vekalet ücreti ödemişlerdir. Manevi zarar yönünden bir vesikanın bulunması mümkün olmamakla birlikte maddi zarara ilişkin olarak makbuz aradan geçen süre dolayısı ile temin edilememiş olup tarafımızdan yapılan araştırma neticesinde de Vergi Usul Kanunu' nun 253. maddesi çerçevesinde evrakların 5 yıl saklama yükümlülüğü bulunduğundan temin edilememiştir. "şeklinde beyanda bulunulmuştur.

Haksız ihtiyatî tedbir nedeniyle tazminat davası HMK'nın 399 uncu maddesinde; "(1) Lehine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılır yahut tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılır ise haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararı tazminle yükümlüdür. (2) Haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davası, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır. (3) Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar" şeklinde düzenlenmiştir.

İhtiyatî tedbir kararı verilirken, ihtiyatî tedbirin niteliği gereği tam bir inceleme yapılmadan yaklaşık ispatla yetinilerek karar verildiğinden talep edenin sonuçta davada haksız çıkma ihtimali de bulunmaktadır. Bundan başka tedbirin uygulanması sonucu, karşı tarafın ya da üçüncü kişilerin zarar görmesi her zaman imkân dahilindedir. Nitekim bu ihtimalleri gözeten kanun koyucu tedbir kararı verilirken talepte bulunandan teminat alınmasını öngörmüştür (HMK md. 392). Tedbir talep eden tarafın bu talebinde haksız olduğu anlaşılırsa bu tedbirden zarar görenler, talepte bulunana karşı tazminat davası açabilirler. Burada bir kusursuz sorumluluk hâli düzenlenmiştir. Ancak sorumluluğun haksız fiil veya tehlike sorumluluğundan ziyade, fedakârlığın denkleştirilmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira sorumluluğun kaynağını oluşturan fiil (ihtiyatî tedbir kararı veya tedbirin icrası), mahkeme kararına dayanmaktadır ve bu nedenle haksız fiil veya tehlike sorumluluğunun temel unsuru olan "hukuka aykırı fiilden" söz edilemez. Bu bağlamda ihtiyatî tedbirin hukuka aykırı olması ile haksız olması arasında ayrım yapmak daha uygun olur. Yargılama yapılarak verilen bir mahkeme kararının hukuka aykırı olduğundan bahisle tedbir talebinde bulunan sorumlu tutulamaz; olsa olsa tedbirin haksız olması nedeniyle aleyhine tedbir uygulananın uğradığı zararları telafi edilebilir. Kusursuz sorumluluk olması sebebiyle talep edenin dava sonucu haksız çıkması ve tedbirden dolayı bir zararın doğması yeterlidir. Bunun dışında tedbiri talep ederken iyiniyetli olması veya başlangıçta haklı görülmesi sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Haksız ihtiyatî tedbir nedeniyle tazminat davasının şartlarına değinmekte de fayda vardır. İlk olarak ihtiyatî tedbir kararının icra edilmiş olması gerekir. Tazminat davasının açılabilmesi için ihtiyatî tedbire karar verilmiş olması yeterli olmayıp tedbirin infaz edilmesi de gereklidir. Ayrıca tedbir uygulanmamış olsa dahi, bu kişiler tedbirin uygulanmaması ya da kaldırılması için teminat göstermişlerse tazminat talep edebilirler. Çünkü, bu durumda teminat göstermek suretiyle bir zarar ortaya çıkacaktır. Tazminat davasının açılabilmesi için bir diğer şart ise, ihtiyatî tedbir talep edenin talepte bulunduğu anda haksız olması gerekir. Bu haksızlık da kural olarak asıl davanın sonuçlanması ile belli olur. Buna göre üç hâlde sorumluluk söz konusu olabilecektir. İhtiyatî tedbir talep etme anında haksız olma, ihtiyatî tedbirin kendilinden kalkması ve tedbirin itiraz üzerine kaldırılmasıdır. Teminat karşılığında veya durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbir kaldırılmış ise, hemen tazminat davası açılamaz. Zira bu iki ihtimalde, ihtiyatî tedbirin verildiği anda haksız olduğu ortaya çıkmamış, ihtiyatî tedbir ileriye etkili olarak kaldırılmıştır. Örneğin tedbir kararı verilmesini gerektiren tehlikeli hâl dava devam ederken sona ermişse ihtiyatî tedbir HMK'nın 396 ncı maddesine göre kaldırılır. Ancak ihtiyatî tedbir kararı verildiği tarihte tehlike mevcut olduğu için tedbir haksız değildir. Buna karşılık asıl dava reddedilip kesin hüküm teşkil ederse tedbire esas hakkın bulunmadığı anlaşılmış olacağından tazminat davası açılabilir. Tazminat davasının bir diğer şartı ise zararın doğmasıdır. Ortada doğmuş bir zarar yok ise bu dava açılamaz. Zarar ihtiyatî tedbir kararının icra edildiği tarih ile ihtiyatî tedbirin kalktığı tarih arasındaki dönemde meydana gelmiş olan zarardır. Son olarak haksız ihtiyatî tedbir nedeniyle tazminat davası açılabilmesi için zarar ile haksız ihtiyatî tedbir arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Başka bir anlatımla, davacının talep ettiği zararın, haksız olduğu anlaşılan ihtiyatî tedbirden kaynaklanması gerekir. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin karşılığı manevi zarar olarak kabul edilerek keder ve acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için kanunlarımız manevi tazminat verilebilecek bazı olguları özel olarak düzenlemiştir. TMK'nın 24 ve TBK'nın 58 inci maddelerinde yer verilen kişilik haklarının korunması da bunlardan biridir. Davacı taraf her ne kadar tedbirin haksız olduğunu ispat etmiş ise de maddi zararı ispatlayamadığı bu sebeple maddi tazminat isteminin reddi gerektiği anlaşılmış,ancak davacılara ait çok sayıdaki taşınmazlar ,banka hesapları,hisseleri üzerine koyulan tedbirlerin ise ticari itibarlarına ve kişilik haklarını zedeleyeceği aşikar olup ayrı ayrı manevi tazminat istemlerinin kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacıların maddi tazminat talepleri yönünden her bir davacı için açılan davaların ispatlanamadığından ayrı ayrı reddine, Maddi tazminat talebi yönünden; A)Alınması gerekli karar ve ilam harcı 615,40-TL olduğundan, peşin olarak alınan 1.230,06-TL harcın mahsubu ile bakiye 614,66-TL harcın yatırana iadesine, B)Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, C)Davacılar tarafından yatırılan gider avasından artan kısım var ise karar kesinleştiğinde talep halinde yatıranlara iadesine, 2-Davacıların manevi tazminat talepleri yönünden her bir davacı için ayrı ayrı 15.000,00-TL nin 29/11/2017 tedbir tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Manevi tazminat talebi yönünden; A)Alınması gerekli karar ve ilam harcı 5.123,25-TL olduğundan, peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.063,95-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye İrat Kaydına, B)Davacılar tarafından yatırılan tebligat, posta gideri olmak üzere toplam 115,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, C)Davacılar manevi tazminat davasında duruşmada kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL'nin davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, D)Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ....... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/12/2025 Katip ... Hakim ... ✍e-imzalıdır

✍e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2021/724, K. 2025/730, T. 01.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-724-e-2025-730-k-cbd0dd92d575