İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/64 E. 2026/232 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/64
- Karar No
- 2026/232
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/64 Esas KARAR NO:2026/232
DAVA :Haksız Fesih İddiası ile Tazminat DAVA TARİHİ:28/01/2021 KARAR TARİHİ :02/04/2026
DAVA :Davacı vekilince mahkememize ibraz edilen dava dilekçesinde, taraflar arasındaki ilişkinin TTK 102. Maddede tanımlandığı gibi acentelik ilişkisi olduğunu, müvekkili şirketin davalı şirketler adına, bireysel ve tüzel müşterilere abonelik sözleşmeleri düzenlediğini, bu sözleşmelerin genel olarak; abonelik hizmetleri ( mobil hat, sabit hat, internet ) içeren ve sözleşme yapıldığı tarihten itibaren davalı şirketlere sürekli gelir sağlayan sözleşmeler olduğun, abonelik hizmetlerine ek olarak, cep telefonu vb. ürünlerin satışının da davalı şirketlerin adına yapıldığını, bunların bedellerinin de abonelerin faturalarına taksitli olarak yansıtıldığını ve ayrıca yine cep telefonu gibi ürünlerin davalı şirketlere bağlı distribütörden alınarak müşterilere nakit olarak satılabildiğini, yapılan tüm bu hizmetlerin taraflar arasındaki ilişkinin acentelik olduğunu gösterdiğini, müvekkili şirket ile davalı şirketler arasında 7 tip bayilik ilişkisi kurulduğunu, bu bayilik türlerinin ... olarak adlandırıldığını, bazı bayilik türlerini dilekçesinin devamında açıkladığını, ... tip bayilik ilişkisinin, ... ... olarak adlandırılan bayilik türünde, müvekkili şirketin davalı şirketlerin uygun gördüğü bir lokasyonda ve büyüklükte mağaza açarak bireysel müşterilere hizmet verildiğini, bu bayilik türünde davalı şirketlerin 1000 adede yakın bayisi bulunduğunu ve tüm bayiler ile tek tip sözleşme imzaladığını, ...: ... Merkezi olarak adlandırılan bayilik türünde, müvekkili şirketin sözleşme konusu ürün ve hizmetleri müşteri-abonelere sunduğunu ,satış ve pazarlamasını yaptığını, Proaktif : Proaktif İş Ortaklığı olarak adlandırılan bayilik türünde ; müvekkili şirketin davalı şirketlerin tanıtım, satış ve pazarlamasını gerçekleştirdiğini, abonelik sözleşmelerinin yapılmasına aracılık ettiğini, kendine ait “callcenter” (çağrı merkezi) ile Türkiye’nin her yerine satış yaptığını, teknik personeliyle kendisine belirlenen bölgede bütün bayilerin sattığı ... hatlarının ev kurulumunu ve arıza halinde onarımını yaptığını, ...: ... Noktası olarak adlandırılan bayilik türünde, müvekkili şirketin davalı şirketlerin uygun gördüğü bir lokasyonda ve büyüklükte mağaza açarak bireysel müşterilere hizmet verdiğini, ...: ... Dağıtım Merkezi olarak adlandırılan bayilik türünde; Müvekkili şirketin alt bayilere, davalı şirketlerin ürün ve hizmetlerini sunduğunu, bu bayilik türünün yüksek yatırımlar gerektirdiği için Türkiye genelinde yaklaşık olarak 50 adet bulunduğunu ve tüm bayiler ile tek tip sözleşme imzalandığını, ...: Kurumsal Teknoloji Merkezi olarak adlandırılan bayilik türünde; Müvekkili şirket tarafından tüzel kişilere ürün ve hizmetlerin satışının ve portföy yönetiminin yapıladığını, bu bayilik türünde de yüksek yatırımlar gerektirdiği için Türkiye genelinde yaklaşık olarak 40 adet bulunduğunu ve tüm bayiler ile tek tip sözleşme imzalandığını, ...: ... Kanalı olarak adlandırılan bu bayilik türünde, müvekkili şirketin, kurumsal müşterilerine davalı şirketlerin ürünlerini sattığını, müvekkili şirket ile davalı şirketler arasında ilk bayilik ilişkisi kurulduktan sonra müvekkili şirketin başarılı çalışmaları ve büyüyen iş hacmi nedeniyle bayilik sayısının artırıldığını, bir takım sözleşmelerin içerisinde "sahaya hakim, tercihen telekomünikasyon tecrübesi olan, finansal yeterliliğe sahip, nitelikli satış-yönetim tecrübesi olan, ticarî itibar sahibi işletmeciler arasından seçileceği” belirtilmiş olmasının müvekkili şirketin başarılı bir bayi olduğunun davalılarca da kabul edildiği anlamına geldiğini, müvekkili şirketin başarılı bir bayi olsa da her bir imzalamış olduğu sözleşmenin diğer tüm bayiler gibi hep davalı şirketler lehine olduğunu, davalı şirketlerin hakim konumda bulunması nedeniyle, taraflar arasında kurulan sözleşmelerin tamamının, davalı şirketlerin tek taraflı olarak hazırladığı ve tüm bayilere değiştirilmeden imzalattığı sözleşme türleri olduğunu, aynı bayilik türünde olan tüm bayiler için tek tip sözleşme hazırlandığını ve bayilere sözleşme maddeleri üzerinde müzakere etme şansı verilmediğini, sözleşmelerin genellikle sürekli ekonomik olarak bağlı ve zayıf konumdaki bayilerin yükümlülüklerine yer verdiğini ve buna karşın davalı şirketlerin bayilere karşı herhangi bir yükümlülüğünün hemen hemen hiç düzenlenmemesi yönünden davalı şirketler tarafından hazırlanan sözleşmelerde yer alan hükümlerin TBK. Md. 20 uyarınca genel işlem koşulları olduğunun tartışmasız olduğunu, taraflar arasında sözleşme maddeleri üzerinde müzakere edilmiş olsa dahi TBK m. 20/3 uyarınca, onları tek başına genel işlem koşulu olmaktan çıkartmayacağını, karşı tarafın sözleşme maddelerinden bilgisi olsa dahi dürüstlük kuralına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamayacağını, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin; sözleşme süresi, fesih sebepleri, bayi standartları vb. Hükümler genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu, davalıların aynı neviden tüm bayilere aynı sözleşmeleri imzalattığını, bunlara örnek olarak yatırım, süre, fesih ve ceza prosedüründeki maddelerin verilebileceğini, genel işlem koşuluna karşı yasanın bu bağlamda koyduğu müeyyide gayet açık olduğunu, tek taraflı, sadece davalılar lehine karşılıklı olmaksızın düzenlenen maddelerin yazılmamış sayılacağını, TBK'nın 25. Maddesine göre, "Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz." denildiğini, sözleşmedeki yükümlülüklerin, süre ve fesih maddesi yönünden tamamen müvekkili aleyhine ve pozisyonunu ağırlaştırıcı nitelikte adalete aykırı biçimde düzenlendiğini, taraflar arasında imzalanmış olan sözleşme hükümleri incelendiğinde, sözleşmelerin davalı şirketler lehine müvekkili şirket aleyhine hükümler içerdiğinin görüldüğünü, sözleşmedeki yatırım maddelerinin, yüklü sermaye gereksinimi, sürekli ve yüksek adette personel bulundurma zorunluluğu gibi hususlar nazara alındığında bu tarz bayilik ilişkilerinin uzun süreli sözleşme olarak akdedilmesinin gerektiğini, sözleşmelerin süre maddesi davalı şirket aleyhine ve müvekkili şirket lehine olacak şekilde değerlendirilerek sözleşmedeki süre maddesine bağlı olmaksızın, davalı şirketlerin vermiş olduğu güven de nazara alınarak en az 5 yılı kapsar şekilde sözleşme akdedildiği sonucuna varılması gerektiğini, davalı şirketler tarafından müvekkili şirketin sözleşmelerinin haksız, sebepsiz, keyfi, eşitlik ilkesine aykırı ve rekabet yasağına aykırı olarak feshedildiğini, acentelik olarak addedilen taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilebilmesi için; ya sözleşme süresinin bitmesi ya da haklı bir fesih sebebinin olması gerektiğini, sözleşme süresi bitmesine rağmen taraflar arasındaki sözleşme devam etmiş ise de minumum 3 ay öncesinden bildirmek kaydı ile feshedilebileceğinin TTK 121 md. ve devamında düzenlendiğini, TTK'nun 121.maddesine atıfta bulunarak dilekçesinin devamında, davalı şirketlerin kanunun emredici hükümlerine aykırı olarak, sözleşmeyi feshederken hem haklı bir sebep gösteremediğini, hem de süreye uymadan, taraflar arasındaki sözleşme hükmüne dayanarak 7 gün öncesinden bildirmek kaydıyla feshettiklerini, Türk Ticaret Kanunu'na göre bayilik sözleşmelerinin feshi ancak ve ancak haklı nedenle, belirsiz süreli sözleşmelerde ise en az 3 ay ihbar öneli verilerek yapılabileceğini, dava konusu olayda davalıların sözleşmede yer alan hükümlere göre 7 gün önceden bildirimde bulunarak sözleşmeyi feshediklerini beyan ettiklerini, ancak sözleşme süresi bitmeden, haklı sebep mevcut değil iken 7 gün öncesinde yapılan bir bildirimin kanuna aykırı olduğunu, sözleşmelerdeki fesih hükümlerinin genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu, ayrıca TTK uyarınca 7 gün önceden bir fesih bildirimi kanunun emredici hükmüne de aykırı olduğundan geçersiz olduğunu, müvekkili şirketin haksız fesih sebebiyle tazminata hak kazandığını , davalılar tarafından fesih edilen sözleşmenin diğer bayilere oranla müvekkili şirket karşı eşit davranılmadığını, bunun tespitinin gerektiğini ve eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, taraflar arasında uzun yıllardır süregelen bir ticari ilişki oluştuğunu, davalıların genel uygulamalarının, sözleşme görüşmeleri sırasındaki ve sözleşmelerden sonraki söylemleri ve davranışları ile, bu sözleşmelerin sürelerinin en az 5 yıl konusunda müvekkili şirkette güven uyandırdığını, sözleşmelerin ilgili maddelerindeki, sözleşme süresinin 5 yıla uzayacağı ve 5 yılın sonunda yeni sözleşmelerin imzalanabileceği yönündeki hükümler de, bunun kanıtı olduğunu, davalıların yönlendirmesi ve kendisinde uyandırılan bu güven ve inançla hareket eden müvekkili şirketin, iş hacmini ve satışlarını arttırmak için, sayısız çalışma ve yatırım harcamalarını yaptığını, davalı şirketlerin tüm taleplerin karşılanabilmesi ve bayilik faaliyetinin başarılı bir şekilde devam edebilmesi için bu işe yatırım yapılmasının zorunlu olduğunu ve bu taleplerin bizzat davalı şirketlerden geldiğini, müvekkili şirketin bu işin devamlılığı için yapmış olduğu yatırımları işin en az 5 yıl devam edeceği inancıyla yaptığını, 3. Yıldan sonra ancak yatırımları amorti edilmeye başlanacağını, doğal olarak bu yıldan sonra şirketin karlılığı ve dolayısıyla davalı şirketlerin karlılığının artacağını, dolayısıyla yapılan son sözleşmelerin tümünün en az 5 yıl devam edeceğine olan güvenle imzalandığının tespit edildiğini ve tazminatların 5 yıllık süreye göre hesaplanması gerektiğini, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin bir çok maddesinde bayinin sürekli yatırım yapması gerektiğini aksi durumun geçerli bir fesih sebebi olduğunun vurgulandığını, yatırımların sadece güven ilişkisinden kaynaklı irade ile değil davalı şirketin sözleşmeye koyduğu emredici hükümlerden de kaynaklandığını, davalı şirketlerin, sözleşmenin kurulma aşamasında ve sonrasında sözleşmenin çok uzun yıllar devam edeceği yönündeki güven ilişkisini ihlal ettiklerini, bu konuda müvekkili şirketin uğramış olduğu zararı tazmin etmekle yükümlü olduklarını, bayilik ilişkisinin müvekkili şirketten sonra da devam ettirilmiş olduğunu, müvekkili şirket yerine atanacak bayinin de müvekkili şirketin sözleşmesi feshedilmeden önce belirlenmiş durumda olduğunu, bu husus nazara alındığında davalı şirketlerin fesih hakkını keyfi biçimde, hakkı kötüye kullanmak suretiyle kullandıklarını ortaya çıkardığını, Medeni Kanun madde 2 hakkın kötüye kullanılmasını korumadığını, hakkın bu şekilde kötüye kullanılması ile ; müvekkili şirketin zarara uğradığını, çalışanlarının tazminatlarını ödemek zorunda kaldığını, araç ve ofis kiralarının kalan süresine katlanmak zorunda olduğunu, ffis malzeme ve mobilyalarını" Telekom" a özgü olmaları sebebiyle başka bir işte kullanamadığını, oysaki davalı şirketlerin başka bir bayi bularak hiçbir şekilde zarar etmediğini, Dr. ... da bu hususu "Bayilik Sözleşmesi Sona Ermesi ve Sonuçları" adlı kitabının 123. Ve devamı maddelerine, Yargıtay 1. H.D. HD. 06.03.2002 tarih ve 2001/10578 E. ve 2002/2892 sayılı kararına, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 07.04.2008 tarih 2008/5324 E. 2008/5974K. Sayılı ilamına atıfta bulunarak dilekçesinin devamında, tüm bu hususlar nazar alındığında taraflar arasındaki sözleşmede yer alan süre ve fesih maddelerinin kanuna ve objektif, iyiniyet kurallarına uygun olup olmadığı ve genel işlem koşulu olup olmadığı konusunda değerlendirme yapılması gerektiğini, taraflar arasındaki Bayilik Sözleşmelerinin haksız olarak feshedildiği tarihten itibaren sözleşmenin devam etmesi gereken sürenin (en az 5 yıl olmak üzere) tespit edilmek suretiyle kardan yoksun kalınan miktarın tespitini talep ettiklerini, bu tazminat kalemine ilişkin taleplerinin kesin miktarın belirlenmesiyle artırmak kaydıyla belirsiz alacak olarak 490.000 TL olduğunu, distribütör gelirlerinden mahrum kalınan kar talebi olarak ise, müvekkili şirketin dava dışı ... ünvanlı ve davalı şirketlerin distribütörü olan firmadan cep telefonu cihazları satın alarak müşterilere iki türlü satış gerçekleştirdiğini, ilk satış yönteminin müşterinin davalı şirketlerden aldığı hizmet faturalarına yansıtılarak satış, ikinci satış yöntemi ise peşin satış olduğunu, ilk satış türünde müvekkili şirket distribütörden prim geliri elde ettiğini, ikinci satış türünde ise direk cihazın satış fiyatının üzerine kar koymak suretiyle gelir elde ettiğini, sözleşmenin feshedilmesiyle birlikte cihaz satışı da yapılamadığından müvekkilinin bu zararlarının da giderilmesi gerektiğini, bu tazminat kalemine ilişkin taleplerinin kesin miktarın belirlenmesiyle artırmak kaydıyla belirsiz alacak olarak 4.000 TL olduğunu, Türk Ticaret Kanunu madde 121/4 hükmüne göre; "Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır." şeklinde yazılı olduğunu, müvekkilinin bu fesih sonucunda tamamlanmamış işlere ilişkin zararlarının meydana geldiğini, davalı şirketler tarafından yayınlanan prim hak ediş kurallarına göre; bayilerin yaptığı satışlardan prim hak edebilmesi için çeşitli kriterlerin sağlanması gerektiğini ve bu kriterlerin/ şartların sağlanması için bayilere satış ayını takip eden 3.ayın 5 ine kadar süre verildiğini, örneğin ocak ayında yapılan satışların prim şartlarının oluşması için bayinin Nisan ayının 5 i ne kadar vakti olduğunu, bu nedenle fesih tarihlerinden 3 ay geriye dönük yapılan satışlardan prim kriterlerine uymadığı gerekçesi ile ödenmeyen primlerin hepsi (baz prim, operasyon destek primleri, personel destek primleri, kira yardımı primler vb...) başlamış işlerin tamamlanmaması sonucu oluşan zararlar olduğunu, müvekkilinin sistemleri kapanmasa idi prim hak ediş şartlarının oluşacağını, bu tazminat kalemine ilişkin taleplerinin kesin miktarın belirlenmesiyle artırmak kaydıyla belirsiz alacak olarak 3.000 TL olduğunu, TTK 113/3 maddesine atıfta bulunarak dilekçesinin devamında, dava konusu olayda sistemin müvekkiline ait saha satış personelleri ve alt bayiler, bayiliğin sona ereceği son güne kadar müşterilerine teklif vermeye ve müşteri ziyareti yapmaya devam ettiklerini, geçmişte ziyaret edilen ve teklif verilen müşterilerin, müvekkilinin acentelik ilişkisinin bittiği zamandan sonra, davalı şirketlerin yeni atadığı bayi ile çalışıyor olmasının olağan olduğunu, tüm bunlardan ötürü müvekkili şirketin bayilik faaliyetlerinden sonra, müvekkili şirketin çalıştığı bölgede satış yapılan müşterilerin tespit edilerek hakkaniyetli bir oran belirlenip, ilgili satışlara ait primlerin müvekkiline ödenmesi gerektiğini, bu tazminat kalemine ilişkin taleplerinin kesin miktarın belirlenmesiyle artırmak kaydıyla belirsiz alacak olarak 3.000 TL olduğunu, rekabet yasağı tazminatı talepleri hakkında ise, TTK'nun 123.maddesine atıfta bulunarak dilekçesinin devamında taraflar arasında imzalanan sözleşmelerden rekat yasağı maddesi olan sözleşmeler için tazminat talepleri bulunduğunu, bu tazminat kalemine ilişkin taleplerinin kesin miktarın belirlenmesiyle artırmak kaydıyla belirsiz alacak olarak 1.000 TL olduğunu beyan ederek dilekçesinin sonuç kısmında, taraflar arasındaki sözleşmelerin davalılarca haksız olarak feshedildiğinin ve eşit işlem ilkesine aykırı olarak feshediliğinin tespitine, sözleşmelerdeki süre ve fesih maddelerinin genel işlem koşulu olması ve kanuna ve dürüstlük kurallarına aykırı olması sebebiyle geçersiz olduğunun tespitine, davalıların sözleşmeyi haksız fesihleri yüzünden, tahkikat sonucunda davacının alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda HMK m.107/2 uyarınca arttırılmak üzere belirsiz alacak olarak) 490.000 TL yoksun kaldığı kârın, (5 yılı kapsar şekilde) haksız fesih tarihinden itibaren işleyecek ticarî temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsil edilerek, davacı şirkete ödenmesine, tahkikat sonucunda davacının alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda HMK m.107/2 uyarınca arttırılmak üzere belirsiz alacak olarak 4.000 TL. Distribütör gelirlerinden mahrum kalınan karın haksız fesih tarihinden itibaren işleyecek ticarî temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsil edilerek, davacı şirkete ödenmesine, başlanmış işlerin tamamlanmamasına ilişkin zararımızın davalılardan tahsiline, bu alacak kalemine ilişkin taleplerinin tahkikat sonucunda davacının alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda HMK m.107/2 uyarınca arttırılmak üzere belirsiz alacak olarak 3.000 TL. olup buna haksız fesihten tarihinden itibaren ticari avans faizinin işletilmesine, tahkikat sonucunda davacının alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda HMK m.107/2 uyarınca arttırılmak üzere belirsiz alacak olarak, TTK 113/3 maddesine göre belirlenecek olan tazminattan 3.000 TL.'nin haksız fesih tarihinden itibaren işleyecek ticarî temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsil edilerek davacı müvekkiline ödenmesine, rekabet yasağı tazminatı kesin miktarının belirlenmesiyle artırmak kaydıyla belirsiz alacak olarak 1.000 TL.' nin davalılardan müşterek ve müteselsil olarak ticaeri temerrtürt( avans) faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalılar vekilince mahkememize ibraz edilen cevap dilekçesinde, dava dilekçesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usul Kanununun 119. VE 194. maddelerine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, ilk olarak davacı tarafından dava dilekçesinde müvekkili şirketler ile imzalanmış sözleşme/sözleşmelerin genel işlem koşulu niteliğinde hükümler barındırdığının iddia edildiğini, ancak davacının hangi sözleşmenin hangi hükümlerinin genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu ileri sürdüğünün anlaşılamadığını , davacı tarafından genel işlem koşulu niteliğindeki hükümlerin iddiasına ilişkin hiçbir somut delil dosyaya sunulmadığını aynı zamanda, hangi sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu oluşturduğu veya ne sebeple bu hükümlerin genel işlem koşulu niteliğinde değerlendirilmesi gerektiğini dava dilekçesi metninden anlaşılamadığını, davacının müvekkil şirketleri ile çalıştığı dönemde farklı bayilik tipleri adı altında bayilik yaptığını ileri sürdüğünü , bu bayilik tiplerinin her biri için de farklı bir sözleşme söz konusu olduğunu ancak davacının hangi sözleşme metni için bu iddialarda bulunduğunun belirsiz olduğunu, bu nedenle davacının genel işlem koşuluna ilişkin iddialarına karşı cevap verme haklarını saklı tuttuklarını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2008/5575 Esas, 2009/10045 Karar sayılı ve 5.10.2009 tarihli kararının örnek teşkil ettiğini beyan ederek davacı tarafın eşitlik ilkesine aykırı davranış iddialarına ilişkin itirazlarının mevcut olduğunu, davacı tarafın güven ilişkisinin yaratıldığına dair beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın bu iddialarına karşı itirazlarının bulunduğunu ve davacı tarafın bu iddialarını destekler somut delil sunmadığını, davacı tarafın hakkın kötüye kullanılmasına ilişkin iddialarını destekler delil sunmadığını, bu yönden de davacı tarafın iddialarına karşı itiraz ettiklerini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190. Maddesine atıfta bulunarak dilekçesinin devamında, farklı sözleşmelere ilişkin taleplerin huzurdaki dava ile talep edilmesinin mümkün olmadığını, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 167. maddesi uyarınca davaların ayrılması gerektiğini, yine Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2016/28457 Esas, 2019/10188 Karar ve 17.10.2019 tarihli kararının davaların ayrılması gerektiğine dair emsal teşkil ettiğini, davacının tazminat taleplerine itirazlarının bulunduğunu, davacı taraf yoksun kalınan kar talebi olarak, TTK 121/4 maddesi uyarınca maddi alacak talebi, distribütör gelirlerinden mahrum kalınan kar talebi, TTK 113/3 maddesi uyarınca alacak talebi ve rekabet yasağı tazminatı talebi iddialarında bulunduğunu, davacı taraf tazminata yönelik taleplerine ilişkin olarak da herhangi bir somut veriye ve delile dayanmadığını, dava dilekçesinde bu taleplere ilişkin hiçbir delil sunulmadığını, davaya dayanak olan sözleşme dahi dosyaya sunulmadığını, bu sebeple tazminat taleplerine ilişkin olarak da davacı tarafın dayandığı vakaların HMK 119 ve 194 maddelerine aykırı şekilde dava dilekçesinde belirtilmediğini ve bu talebe ilişkin olarak da bu aşamada cevap vermelerinin mümkün olmadığını, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 119 VE 194 maddeleri uyarınca mahkemece davacıdan somut olmayan hususların belirlenmesinin istenilmesine aksi takdirde ispatsız kalan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi de 2016/4226 Esas, 2019/857 Karar ve 15.01.2019 tarihinde vermiş olduğu kararın bu taleplerini destekler nitelikte olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. CEVABA CEVAP : Davacı vekilince mahkememize ibraz edilen cevaba cevap dilekçesinde, 27/04/2015 tarihli kurumsal bayilik sözleşmesinin imzalanmasına rağmen , sözleşmenin bir örneğinin davalılar tarafından müvekkiline verilmediğini, şimdilik dava dışı başka bir bayii ile davalılar arasında imzalanan sözleşme örneğini sunduklarını, bu sözleşme için yapılan fesih bildiriminin haksız ve geçersiz olduğunu, 3 ay önceden ihbar öneli verilmesi gerekirken 7 gün önce bildirimde bulunarak sözleşmenin fesih edilemeyeceğini, ayrıca yerleşmiş Yargıtay içtihatları gereğince sözleşmede herhangi bir sebep göstermeksizin fesih hakkı bulunduğuna yönelik hüküm olsa dahi , sözleşmenin feshi için mutlaka bir haklı sebebin bulunması ve bunun karşı tarafa bildirilmesi gerektiğini bu nedenle de feshin haksız olduğunu, 06/03/2015 tarihli proaktif iş ortaklığı sözleşmesi için de aynı hususların geçerli olduğunu, davalılar tarafından müvekkili şirkete gönderilen Beyoğlu 22 Noterliğinin 30/09/2016 tarih 3843 yevmiye numaralı fesih ihtarının haksız olduğunu, davalı şirketlerin söz konusu ihtarnamede bildirdikleri fesih gerekçelerinin doğru olmadığını, davalının denetim ihlalinin yapıldığı iddiasının asılsız olduğunu, dağıtım merkezi sözleşmenin 6.14 ve proaktif iş ortaklığı sözleşmesinin 6.10.maddesinde , davalı şirketlerin , bayilerden sözleşme kapsamında verilen hizmet ile ilgili her zaman bilgi ve belge talebinde bulunabileceklerini, bu koşulu yerine getirmeden fesih edilmesinin haksız olduğunu, ihtarnamenin 2.3.maddesinde çalıştırılan personellerin prim, maaş ve kampanya hakedişlerinin süreçlere uygun şekilde ödenmediğini/teslim edilmediğini ve bunlara ilişkin olarak ödeme belgesi ve formların teslim edilmediğini iddia edildiğinin, bu iddianında doğru olmadığını, tüm ödemelerin yapıldığını, ... ... sözlemesi açısından müvekkili şirket ile davalılardan ... Mobil (eski ünvanı : ...) ile ... bayi kodu altında ... olarak faaliyet gösterildiğini, bu kapsamda 3 adet bayilik sözleşmesi yapıldığını, 24/04/2013 tarihinde başlayan bayiliklerin sırası ile 19/10/2016 ve 12/04/2016 tarihinde , 12/04/2016 tarihinde başlayan bayiliğin ise 28/04/2016 tarihinde haksız ve gerekçesiz olarak fesih edildiğini bu sebeple ... Mobil ile imzalanan 24/04/2013 tarihli bayilik sözleşmesinin haksız olarak fesih edildiğinin tespitine karar verilmesini istediklerini, kurumsal teknoloji merkezi sözleşmesi açısından müvekkilinin ... Mobil ile 15/04/2013 tarihinde bu sözleşmenin imzalandığını, 09/08/2017 yılında haklı sebep olmaksızın fesih edildiğini belirterek bu sözleşmenin haksız olarak fesih edildiğinin tespit edilmesini belirterek cevaba cevap dilekçesinin sonuç kısmında ; "1.Taraflar arasındaki 27.04.2015 tarihli “Kurumsal Bayi Sözleşmesi'nin ve 06.03.2015 tarihli “Proaktif İş Ortaklığı Sözleşmesi”nin, 24.04.2013 tarihli ve 12.04.2016 tarihli ... Bayilik Sözleşmesi'nin (...) ve 15.04.2013 tarihli Kurumsal Teknoloji Merkezi Sözleşmesi'nin davalılarca haksız olarak feshedildiğinin ve eşit işlem ilkesine aykırı olarak feshedildiğinin tespitine, sözleşmelerdeki süre ve fesih maddelerinin genel işlem koşulu olması ve kanuna ve dürüstlük kurallarına aykırı olması sebebiyle geçersiz olduğunun tespitine, 2. Davalıların 27.04.2015 tarihli “Kurumsal Bayi Sözleşmesini haksız feshi yüzünden, tahkikat sonucunda müvekkilimin alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda HMK m.107/2 uyarınca arttırılmak üzere belirsiz alacak olarak) 477.000 TL yoksun kaldığı kârın, (5 yılı kapsar şekilde) haksız fesih tarihinden itibaren işleyecek ticarî temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsil edilerek, müvekkil şirkete ödenmesine, 3. Davalıların 06.03.2015 tarihli “Proaktif İş Ortaklığı Sözleşmesini haksız fesihleri nedeniyle tahkikat sonucunda müvekkilimin alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda HMK m.107/2 uyarınca arttırılmak üzere belirsiz alacak olarak) 1.000 TL yoksun kaldığı kârın, (5 yılı kapsar şekilde) haksız fesih tarihinden itibaren işleyecek ticarî temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsil edilerek, müvekkil şirkete ödenmesine, 4. Davalılardan ... ... AŞ.'nin 24.04.2013 tarihli ve 12.04.2016 tarihli ... Bayilik Sözleşmesi'ni (...) haksız feshi nedeniyle müvekkilimin alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda HMK m.107/2 uyarınca arttırılmak üzere belirsiz alacak olarak) 1.000 TL yoksun kaldığı kârın, (5 yılı kapsar şekilde) haksız fesih tarihinden itibaren işleyecek ticarî temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek, müvekkil şirkete ödenmesine, 5. Davalılardan ... ... AŞ.'nin 15.04.2013 tarihli Kurumsal Teknoloji Merkezi Sözleşmesi'ni haksız feshi nedeniyle müvekkilimin alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda HMK m.107/2 uyarınca arttırılmak üzere belirsiz alacak olarak) 1.000 TL yoksun kaldığı kârın, (5 yılı kapsar şekilde) haksız fesih tarihinden itibaren işleyecek ticarî temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek, müvekkil şirkete ödenmesine, 6. Tahkikat sonucunda müvekkilimin alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda HMK m.107/2 uyarınca arttırılmak üzere belirsiz alacak olarak 4.000 TL. (her bir sözleşme açısından 800 TL. ) Distribütör gelirlerinden mahrum kalınan karın haksız fesih tarihlerinden itibaren işleyecek ticarî temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalılardan tahsil edilerek, müvekkil şirkete ödenmesine, 7. Her bir sözleşme açısından ayrı ayrı tespit edilmek üzere, Başlanmış işlerin tamamlanmamasına ilişkin zararımızın davalılardan tahsiline, bu alacak kalemine ilişkin talebimiz tahkikat sonucunda müvekkilimin alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda HMK m.107/2 uyarınca arttırılmak üzere belirsiz alacak olarak ( her bir sözleşme için 600 TL. olup) 3.000 TL. olup buna haksız fesihten tarihlerinden itibaren ticari avans faizinin işletilmesine, 8. Her bir sözleşme açısından ayrı ayrı tespit edilmek üzere, tahkikat sonucunda müvekkilimin alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda HMK m.107/2 uyarınca arttırılmak üzere belirsiz alacak olarak, TTK 113/3 maddesine göre belirlenecek olan tazminattan 3.000 TL.'nin ( her bir sözleşme için 600 TL. Olup) haksız fesih tarihlerinden itibaren işleyecek ticarî temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalılardan tahsil edilerek müvekkile ödenmesine, 9. Sözleşmelerin feshi nedeniyle ödenemeyen kredi borçlarından dolayı katlanmak durumunda kalınan faiz ve icra masraflarından şimdilik fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL. 'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, 10. Rekabet Yasağı tazminatının kesin miktarının belirlenmesiyle artırmak kaydıyla belirsiz alacak olarak 1.000 TL.' nin davalılardan ticari temerrtürt( avans) faizi ile birlikte tahsiline, " karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin 23/09/2021 tarihli duruşmasında davacı vekiline ; "Davacı tarafça, taraflar arasında imzalanan çok sayıda bayi ile ilgili olarak çok sayıda sözleşmeye dayalı olarak tazminat talebinde bulunduğu, davalının bu bakımdan dosyanın ayrılması talebinde bulunduğu görüldüğünden dava dilekçesinde hangi sözleşmeden dolayı hangi bayi ile ilgili ayrı ayrı ne istenildiğinin açık olmadığı görüldüğünden, davacı vekiline, davalı vekilinin 21/06/2021 tarihli dilekçesini de inceleyerek HMK 31. Maddesi kapsamındaki aydınlatma görevi kapsamında açıklama yapmasının istenilmesine, davacı vekiline bu hususta 3 hafta süre verilmesine," denilerek süre verilmiştir. Davacı vekili HMK 31.maddesi kapsamında dosyaya 14/10/2021 tarihli açıklama dilekçesini sunmuş incelendiğinde, bu açıklama dilekçesinde, 27/04/2015 tarihli kurumsal bayilik sözleşmesi ile ilgili taleplerini sıralamış daha sonra 06/03/2015 tarihli proaktif iş ortaklığı sözleşmesi ile ilgili taleplerini sıralamış , 26/03/2013 tarihli denilerek ... Saha Gücü sözleşmesi ile ilgili , 19/04/2013 tarihli ... Bayilik Sözleşmesi ile ilgili ve ... ve ... Aş ile imzalanan 30/01/2015 tarihli sözleşmelerle ilgili taleplerini sıraladığı, bu açıklama dilekçesinde yer alan bazı sözleşmelerin dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde yer almayan sözleşmeler olduğunun görüldüğü ve davalılar vekili tarafından dosyaya sunulan 17/11/2021 tarihli dilekçe ile ayrıca ön inceleme duruşmasında ki beyanı ile davalı taraf , davacının iddiasının genişleşmesine muvafakat etmediğini bildirmiştir. ISLAH : Davacı vekilince mahkememize ibraz edilen ıslah dilekçesi ile , "a): 27.04.2015 tarihli sözleşme, 22.08.2016 tarihli ihtarname ile 7 gün sonra feshedileceği bildirildiğinden 29.08.2016 tarihi itibariyle bayilik ilişkisi sonlandırılmıştır. sayın bilirkişi heyeti hesaplama yaparken ttk ya göre 3 ay sonra feshedilebilir diye fesih tarihini 22.11.2016 olarak almış ve 42 aylık mahrum kalınan kar hesaplamıştır. fakat sonuç olarak davalı şirketler 29.08.2016 tarihinde sözleşmeleri feshetmiş ve müvekkil şirketin sistemlerini kapatmıştır. dolayısıyla hesaplama yapılırken 42 değil yaklaşık 45 aylık mahrum kalınan kar hesaplanmalıdır. bu detay dışında hesaplama şablonuna herhangi bir itirazımız bulunmamaktadır. 27.04.2015 tarihli sözleşme açısından ıslah talebi 109.358,07 tl * 45 ay = 4.921.113,15 tl olup bu tutarın peşin değeri bilirkişi hesaplaması doğrultusunda 0,82 ile çarpılması sonucuyla 4.035.677,71tl olarak hesaplanmıştır. sonuç olarak 27.04.2015 tarihli sözleşme açısından mahrum kalınan kar bedelini 4.035.677,71tl olarak ıslah ediyoruz. b): 06.03.2015 tarihli sözleşme açısından mahrum kalınan kar hesaplanmasına herhangi bir itirazımız bulunmamaktadır. 406.03.2015 tarihli sözleşme açısından ıslah talebi 42 aylık sürede mahrum kalınan kar tutarı 18.776,25 tl*42 ay= 788.602,82 tl olup bugünkü değeri 650.146,70 tl olarak bilirkişi heyeti tarafından tespit edilmiştir. sonuç olarak 06.03.2015 tarihli sözleşme açısından mahrum kalınan kar bedelini 650.146,70 tl olarak ıslah ediyoruz. c):30.01.2015 tarihli sözleşme açısından ıslah talebimiz muğla asliye ticaret mahkemesi tarafından talimatla alınan bilirkişi raporunda ; ''... 30/01/2015 tarihli sözleşmenin davalı tarafça haksız fesih edildiğine karar verilmesi halinde davacının yoksun kaldığı kar nedeniyle uğradığı zararın 85.458 x 0,8204 = 70.110 tl olarak hesaplanabileceği, ...'' belirtilmiştir. sonuç olarak 30.01.2015 tarihli sözleşme açısından mahrum kalınan kar bedelini 70.110 tl olarak ıslah ediyoruz. d): Cari hesap ilişkisi açısından; 11.07.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda; sayın heyet ilk alınan rapora ek olarak madde 8 sonuç başlığının c maddesinde; ''...yapılan mali inceleme sonucunda fesih bildirim tarihi itibariyle davacının 104.656,91 tl prim ve ödenmeyen cari hesap alacağı bulunduğu,...'' nu tespit etmişlerdir. bu hususta herhangi bir itirazımız bulunmamaktadır. sonuç olarak prim ve ödenmeyen cari hesap alacağımızı 104.656,91 tl olarak ıslah ediyoruz. Dava dilekçemiz ile 501.000 TL olan talebimizi 4.359.591,32 TL daha artırarak 4.860.591,32 TL ye ıslah ettiğimizi bildirmekteyiz. " diyerek, ıslah dilekçesinin sonuç kısmında ; 27.04.2015 tarihli sözleşme açısından kar kaybı taleplerini 4.035.677,71TL olarak ıslah ettiklerini ve sözleşme fesih tarihi olan 29.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte hesaplanarak davalılardan müşterek ve müteselsil tahsiline, 06.03.2015 tarihli sözleşme açısından kar kaybı taleplerini 650.146,70 TL olarak ıslah ettiklerini ve sözleşme fesih tarihi olan 06.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte hesaplanarak davalılardan müşterek ve müteselsil tahsiline, cari hesap alacağı yönünden ise 104.656,91 TL olarak ıslah ettiklerini ve cari hesap alacağının fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte hesaplanarak davalılardan müşterek ve müteselsil tahsiline, 30.01.2015 tarihli sözleşme açısından kar kaybı taleplerini ise 70.110 TL olarak ıslah ettiklerini ve sözleşme fesih tarihinden tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte hesaplanarak davalılardan müşterek ve müteselsil tahsiline karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür. DELİLLER VE GEREKÇE : Dava, bayilik sözleşmelerinin davalı şirketler tarafından haksız olarak feshedildiği iddiası ile açılan tazminat davası istemine ilişkindir. Deliller ; Taraflar arasında imzalanan sözleşmeler, Taraflar arasındaki yazışmalar, ihtarnameler, taraflara ait ticarî defter ve belgeler, faturalar, makbuzlar, davacının davalılardan aldığı yıllık ödemeleri gösteren kayıtlar ve belgeler , bilirkişi incelemesi, yasal mevzuat Davacı tarafın talepleri arasında yer alan 27/04/2015 tarihli kurumsal bayilik sözleşmesi , hem davacı hemde davalı tarafından dosyaya sunulmamış olup, davacı taraf sözleşme suretinin kendinde olmadığını belirtmiştir. Davacı taraf bu sözleşmenin varlığını delil olarak 24/01/2022 tarihli dilekçe ekinde sunduğu noter ihtarnamelerinde dayanmış olup, bu ihtarnameler incelendiğinde, her 3 davalı şirket tarafından davacı tarafa noter vasıtası ile gönderilen fesih ihtarnamelerinde 27/04/2015 tarihli sözleşmenin 7 günlük süre önerilerek fesih edildiği görülmüştür. (... , Yeni ünvanı ... Mobil tarafından Beyoğlu 22 Noterliğinin 17 Ağustos 2016 tarihli 12035 yevmiye numaralı, TTNet Aş tarafından aynı noterliğin 17 Ağustos 2016 tarih 12034 yevmiye numaralı, ... tarafından aynı noterliğin 17/08/2016 tarih 12036 yevmiye numaralı ihtarnameleri) Davalı tarafa noter ihtarnamelerinde bahsi geçen sözleşmeyi sunmaları için süre verilmesine rağmen sözleşme sunulmamıştır. Davacı taraf davalıların başka bayilerle imzaladığı aynı nitelikteki sözleşmeyi örnek olarak sunmuştur. Davacı tarafından örnek kapsamında sunulan kurumsal bayilik sözleşmesi incelendiğinde, sözleşmenin bir tarafında bayi bir tarafında ise davalı gösterilen 3 şirketin birden yer alarak "şirketler" olarak bahsedildiği, sözleşmenin ikinci maddesinde tanımlara yer verildiği, üçüncü maddesinde konu ve amacın düzenlendiği, bu madde de "şirketler tarafından kurumsal bayiye bildirilen ve/veya izin verilen ürün ve hizmetlerin kurumsal bayi tarafından şirketlerin belirlediği usul ve esaslar çerçevesinde ... , TTNet , ... markaları altında müşterilere/abonelere sunulması , satış ve pazarlamasının kurumsal bayinin istihdam edeceği doğrudan satış ekibi tarafından yapılması ile müşteri/abone talepleri doğrultusunda abonelik sözleşmesinin kurulmasında ve sonlandırılmasına aracılık edilmesi, satış öncesi-sonrası hizmetlerin yerine getirilmesi ve fakat bunlarla sınırlı olmaksızın tarafların karşılıklı hak, yetki ve yükümlülükleri ile diğer hususların düzenlemesidir." şeklinde açılandığı, sözleşmenin 4.2.maddesinde sözleşmenin süresinin 1 yıl olduğu, taraflarca 1 ay önceden sone erme konusunda bildirim yapılmadığı takdirde 1 yıl uzayacağı ancak hiçbir şekilde 5 yılı aşamayacağı , 5 yılın sonunda yeni bir sözleşme yapılması gerektiği hususunun yazılı olduğu, sözleşmenin 5.1.maddesinde sözleşmenin kurumsal bayiye tekel hakkı vermediğinin belirtildiği, 6.1.maddesinde kurumsal bayinin yetkisinin münhasır olmadığının tekrar edildiği , iş yeri standartlarının sözleşmenin 8.maddesinde düzenlendiği, sözleşmenin 14.maddesinde rekabet yasağının düzenlendiği , 14.3.maddesinde "şirketlerin yazılı izni olmadıkça, kurumsal bayinin kendisi , ortakları, kendisinin ve/veya ortaklarının iş birliği içinde oldukları işletmeler/şirketler, açık veya örtülü bir şekilde iş bu sözleşme süresince, sözleşme konusunda diğer elektronik haberleşme işletmecileri ile veya bunların satış kanalları ile Türkiye genelinde veya belirli bir bölgede münhasır veya gayri münhasır distrübitörlük ve/veya kurumsal bayilik sözleşmesi ve benzeri nitelikteki sözleşmeler akdedemezler" denildiği, prim ve desteklerin sözleşmenin 18.maddesinde düzenlendiği, sözleşmenin feshi ve sona ermesinin 25.madde de yer aldığı, 25.2.maddesinde ".......sözleşmenin her ne sebeple olursa olsun ve/veya kim tarafından gerçekleştirilse gerçekleştirilsin şirketlerden biri açısından sona ermesi ve/veya fesih edilmesi , bu durum şirketlerden sözleşme ilişkisi devam edenler açısından doğrudan fesih için haklı neden sayıldığından , sözleşmesi devam eden şirketler başka bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi kendi açısından sona erdirmek ve/veya mağza konsepti ve çalışma şeklinin farklılaşmasına gitmek sureti ile sözleşmenin içeriğinin değiştirilerek veya aynen korunarak kurumsal bayi açısından yürürlükte kalmaya devam etmesi ve uygulanmasını talep etme konusunda seçimlik hakka sahiptir." denildiği, sözleşmenin 25.4.maddesinde ; "iş bu sözleşmede fesih sebebi olarak belirtilen sebeplerden birinin var olmamasına rağmen , şirketler sözleşme süresi içerisinde herhangi bir zamanda iş bu sözleşmeyi herhangi bir sebep göstermeksizin 7 gün öncesinden , kurumsal bayi ise 2 ay öncesinden yazılı bildirimde bulunmak koşulu ile tazminatsız fesih edebilir. Bu durumda fesih talebinde bulunan tarafın sorumluluğu TTK'nun 121.maddesinin 4 numaralı bent hükmünde belirtilen zararla sınırlıdır." denildiği görülmüştür. Sözleşmenin sona ermesinin sonuçlarının 26.madde de düzenlendiği, bu madde de feshin akabinde şirketlerin kurumsal bayinin stoklarında bulunan araç, gereç ve malzemeyi istemesi halinde, almak yetkisine sahip olduğu hususunun düzenlendiği görülmüştür. Davacı tarafından sunulan deliller içerisinde yer alan ... Noterliğinin 17 Ağustos 2016 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi incelendiğinde, fesih ihtarında bulunan tarafın ... Aş , karşı tarafın ... ... Ltd Şti olduğu, ihtarnamenin içerisinde ...'in 27/04/2015 tarihli sözleşme ile kurumsal bayi olduğunun belirtildiği, sözleşmenin 25.4.maddesi uyarınca sözleşmenin devamına imkan bulunmadığı belirtilerek 7 gün önem verilerek fesih edildiği, kurumsal bayinin talep etmesi halinde uhdesinde bulunan araç ve gereçlerin alınabileceği hususunun belirtildiği ve bu ihtarnamenin .... Ltd Şti'ne 28/06/2016 tarihinde tebliğ edildiği, ... tarafından davacıya gönderilen Beyoğlu 22 Noterliğinin 17/08/2016 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi incelendiğinde, davacı ile imzalandığı belirtilen 27/04/2015 tarihli kurumsal bayilik sözleşmesinin 7 gün önelle fesih edildiğinin bildirildiği, ... AŞ tarafından davacıya gönderilen Beyoğlu 22 Noterliğinin 17/08/2016 tarih 12036 yevmiye numaralı ihtarnamesi incelendiğinde ise yine davacı ile imzalanan 27/04/2015 tarihli sözleşmenin 7 gün önelli olarak fesih edildiğinin bildirildiği görülmüştür. 27/04/2015 tarihli sözleşme davacı tarafından ve davalılar tarafından sunulmamış ise de, her 3 davalı tarafından ayrı ayrı gönderilen noter ihtarnameleri ile 27/04/2015 tarihli kurumsal bayi sözleşmesinin fesih edildiği bildirildiğinden taraflar arasında bu tarihli bir sözleşmenin imzalandığı sonucuna varılmış olup, sözleşme hükümlerinin değerlendirilmesi kapsamanda davacı tarafça dosyaya sunulan, başka bir bayi ile davalılar arasında imzalanan kurumsal bayilik sözleşmesi hükümleri davaya esas alınmıştır. Davacı ile davalı şirketlerin hep birlikte imzalamış oldukları 06/03/2015 tarihli Proaktif iş ortaklığı sözleşmesi incelendiğinde, konu ve amaç 3.maddesinde "şirketler tarafından iş ortağına bildirilen ve/veya izin verilen ürün ve hizmetlerin , iş ortağı tarafından şirketlerin belirlediği, usul ve esaslar çerçevesinde ... , TTNet , ... markaları altında sahada müşteriler/abonelere sunulması, tanıtım , satış ve pazarlamasının yapılması ile müşteri/abone talepleri doğrultusunda abonelik sözlemesinin kurulmasına ve sonlandırılmasına aracılık edilmesi" şeklinde düzenleme yapıldığı, devamı maddelerde sözleşmenin süresinin 2 yıl olduğu, 1 ay önceden yazılı bildirim ile sona erdirilmediği takdirde 1 yıl uzayacağı ve 5 yıl sonunda biteceği hususunun yer aldığı, bayiye tekel hakkı verilmediği, yetkisinin münhasır olmadığı, rekabet yasağı ile ilgili 13.madde de rekabet yasağının sözleşmenin devam ettiği süre ile sınırlandırıldığı, 25.maddesinde sözleşmenin feshi ve sona ermesinin düzenlendiği yine bu madde de şirketlerden biri açısından sona ermesi halinde diğer şirketlerinde sözleşmeyi fesih edebileceğinin hükme bağlandığı, 25.4.maddesinde hiçbir sebep gösterilmeksizin 3 ay iş ortağı ise 6 ay önceden yazılı bildirimde bulunmak koşulu ile tazminatsız fesih edebileceğinin düzenlendiği görülmüştür. Davalıların 3'ünün birden keşideci konumunda yer aldığı Beyoğlu 22 Noterliğinin 30 Eylül 2016 tarih 3637 yevmiye numaralı ihtarnamesi incelendiğinde, muhatabın ... Ltd Şti olduğu, ihtarnamede "müvekkil şirketler ile imzalamış olduğunuz 06/03/2015 tarihli iş ortaklığı sözleşmesi uyarınca faaliyette bulunmaktasınız. Müvekkil şirketler tarafından yapılan denetimlerde ihlaller tespit edilmiş ve uyarı yazıları gönderilmiştir. Beyoğlu 22 Noterliği tarafından keşide edilen 29/08/2016 tarihli 12572 yevmiye numaralı ihtarnamede sözleşmeye aykırı faaliyetlerine derhal son vermenizi aksi takdirde sözleşmenin fesih edileceği ihtar edilmiştir. Buna rağmen uyarı yazıları dikkate alınmamıştır. Çalıştırdığınız personellerin prim, maaş ve kampanya hakedişlerini süreçlere uygun şekilde ödemediğiniz , teslim etmediğiniz bunlara ilişkin ödeme belgeleri ve fonları ibraz edemediğiniz, çalışan bilgilerinin ilgili sistemlerde süreçlere uygun şekilde girmediğiniz ve SGK bildirimlerini zamanında süreçlere uygun yapmadığınız tespit edilmiş olup, sözleşmenin derhal fesih edilmesine karar verilmiştir. " denilerek ihtarnamenin devamında bayinin elinde bulunan araç ve gereçlerin iade edilmesinin istenildiği görülmüştür. Görüldüğü üzere , bu fesih ihbarnamesinden de anlaşılacağı gibi davacının her 3 davalı ile birlikte 06/03/2015 tarihli proaktif iş ortaklığı sözleşmesini imzaladığı, davalılarca hep birlikte çekilen ihtarname ile haklı neden iddiası ile sözleşmenin fesih edildiği tespit edilmiştir. Davacı tarafça sunulan 10/04/2013 tarihli kurumsal satış ortaklığı başlıklı sözleşme incelendiğinde, sözleşmenin başında bayilik kodu olarak "1500086"numarasının yazılı olduğu, sözleşmenin davacı ile ... arasında imzalandığı, sözleşmenin konusunun ikinci madde de yer aldığı, sözleşmenin süresinin 4.maddesinde düzenlendiği, rekabet yasağının 18.maddesinde yer aldığı, sözleşmenin 29.maddesine göre ihlal halinde karşı tarafa bildirileceği, bildirim tarihinden itibaren ihlalin 15 gün içinde çözülmemesi halinde başka bir ihtara gerek kalmaksızın sözleşmenin sona ereceğinin yazılı olduğu, bu sözleşme ile ilgili olarak dosyaya sunulan ... ibraname başlıklı belge incelendiğinde "... Bayisi olan ...'in imzaladığı 10/04/2013 tarihli bayilik sözleşmesi gereğince 50.000,00TL tutarında 26/03/2014 tarihinde ...referans numarası ile ... Bankası Aş tarafından şirketimiz lehine ...'ya hitaben düzenlenerek ...'ya tevdi etmiş olduğumuz teminat mektubunu ...'dan teslim aldığımı , ...'dan her ne ad altında olursa olsun sözleşmeden ve/veya başkaca bir işlemden kaynaklanan sair bir hak ve talebin olmadığını beyan ve kabul ederim." denildiği, ibranamenin altında ... ve ...'nın imzasının bulunduğu görülmüş olup, bu ibranameden de anlaşılacağı üzere tarafların anlaşarak bu sözleşmeyi sona erdirdikleri aralarında ibraname düzenledikleri, ... tarafından ...'dan sözleşme kapsamında hiçbir alacak ve haklarının olmadığının beyan edilmesi nedeniyle davacı tarafın bu sözleşmeye dayanarak davalılardan herhangi bir hak talep edemeyeceği sonucuna varılmıştır. Davacı şirket ile ... arasında imzalanan ... Saha Gücü Bayilik Sözleşmesi incelendiğinde, sözleşmenin giriş kısmında sözleşme tarihinin 26/03/2013 olarak belirtilmesine rağmen sözleşmenin son sayfasında sözleşme tarihinin 03/05/2013 olarak yazılı olduğu, sözleşmenin 1.maddesine göre davacının "... Mahallesi ... Caddesi No:26/B .../... " adresindeki bayisi ile ilgili olarak bu sözleşmenin imzalandığı, davacı tarafından ...'ya gönderilen .... Noterliğinin 17/08/2016 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi incelendiğinde, ihtarın konusunun Köprübaşı Mahallesi ... Caddase No:26/B .../... adresinde faaliyet gösteren ... nolu bayiliğin kapatılmasına yönelik olduğu, ...adresinde bulunan 1507800 nolu bayiliğin 01/08/2016 tarihi itibari ile tek taraflı olarak fesih ediyorum, denildiği, dolayısı ile bu sözleşmeyi davacının kendisinin hiçbir neden göstermeksizin fesih ettiği anlaşılmıştır. Bu sözleşmenin davacı tarafça hiçbir neden gösterilmeksizin kendisi tarafından fesih edilmesi nedeniyle, davacının bu sözleşme kapsamında davalılardan herhangi bir talep ileri sürelemeyeceği sonucuna varılmıştır. Davacı taraf dosyaya, davacının davalılardan TTNet ile imzaladığı, bayilik sözlemesi başlıklı 30/01/2015 tarihli sözleşme sureti sunmuştur. Yine davacı taraf davalılardan ... ile imzaladığı 30/01/2015 tarihli bayilik sözleşmesini sunmuştur. Davacı ile ... arasında ... nolu bayilik için imzalanan sözleşmenin girişinde 19/04/2013 son sayfasında ise 03/06/2013 yazılı olan bayilik sözleşmesi dosyaya sunulmuş olup, yine 1060153 kodlu mağazanında davacı tarafından faaliyetlerinin sonlandırıldığına dair (... nolu bayi) 25/12/2013 ve 20/04/2015 tarihli iç yazışma belgelerinin dosyaya sunulduğu görülmüştür. Daha sonra davacı ile tüm davalılar tarafından aynı bayilik (...) için 06/06/2016 tarihli yeni sözleşmenin imzalandığı görülmüştür. Davalılar vekili ikinci cevap dilekçesinde, 19/04/2013 tarihinde ... nolu bayi için imzalanan sözleşmenin devamında , davalı gösterilen 3 şirketin 2016 yılında kendi tüzel kişilikleri devam etmek sureti ile marka birleşim kararı aldıklarını ve bu kararın akabinde bu bayilik ile ilgili olarak davacı ve her 3 davalının katılımı ile 06/06/2016 tarihli bayilik sözleşmesinin imzalandığını bildirmiştir. Yeni imzalanan sözleşmenin 32.1.maddesinde daha önce imzalanan sözleşmenin yürürlükten kalkacağını ve 06/06/2016 tarihli sözleşme hükümlerinin uygulanacağının yazılı olduğunu bildirmiştir. Davacı taraf ile davalılar arasında imzalanan ve dosyaya sunulan 06/06/2016 tarihli bayilik sözleşmesi incelendiğinde, davacı ile tüm davalıların birlikte sözleşme imzaladıkları sözleşmenin başında ... bayi kodu ... , ... satış kodu ..., ... Bayi kodu ... rakamlarının yer aldığı, yine sunulan evraklar arasında yer alan "sonlandırma protokolü " başlıklı evrak incelendiğinde, 06/06/2016 tarihli sözleşmenin tarafların mutabakatı sonucunda 20/09/2016 tarihinde sonlandırıldığı hususunun yazılı olduğu, belgenin altında davacının imzasının bulunduğu, sonlandırma protokolünün baş kısmında bayi kodu olarak ... ve ... rakamlarının yer aldığı görülmüştür. Yine davacı tarafından sunulan başka bir sonlandırma protokolünde taraflar arasında imzalanan ... Bayilik kodu ... - ..., ... bayilik kodu ..., ... Bayilik kodu ... olan bayilik faaliyetlerinin ve sözleşmelerinin 18/03/2016 tarihinde tarafların mutabakatı ile sonlandırıldığı, tarafların belgelerde imzalarının bulunduğu, her iki sonlandırma protokolünde de tarafların birbirinden maddi, manevi ve tazminat alacaklarının bulunmadığı yönünde beyanlarının bulunduğu tespit edilmiştir. 06/06/2016 tarihli sözleşme dava konusu olmadığı gibi tarafların mutabakatı ile sonlandırıldığına dair davacı ve davalılarca tarafından imzalanmış protokol bulunması nedeniyle davacının bu sözleşme kapsamında davalılardan herhangi bir talepte bulunamayacağı anlaşılmıştır. Davalı taraf zamanaşımı definde bulunmuş olup, 27/04/2015 tarihli sözleşme ile 06/03/2015 tarihli sözleşmelerin fesih tarihleri ile dava tarihi karşılaştırıldığında 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından zamanaşımı defi talebinin reddi gerekmektedir. Davacı taraf davasını belirsiz alacak davası olarak açmış ise de, davacı tarafın davalılar ile ve devam eden uzun süreli ticari ilişkileri bulunduğu, davacı tarafın ticari şirket olması nedeni ile elde edeceği kar ve gelirleri kendi ticari defterlerine kayıt etmesi gerektiği dolayısı ile yoksun kalınan kar ve diğer alacak kalemlerinin belirsiz alacak davası olamayacağı anlaşılmakla davanın kısmi dava olduğu daha sonra ıslah dilekçesi olarak sunulan dilekçeninde ıslah dilekçesi olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı şirketlere müzekkere yazılarak, davacı tarafından sözleşmeler kapsamında talep edilen prim hakedişler ile ilgili bilgi ve belgelerin gönderilmesi talep edilmiş, davalılar vekili 12/04/2022 tarihli dilekçesinde, bu hususun ispatının davacı üzerinde olduğunu belirterek sunulan hizmetlerin hangi bayi aracılığı ile hangi bayi döneminde yapıldığına ilişkin arşiv kaydı tutulmadığını ve konu ile ilgili detaylı açıklamasını ...'a ait 23/03/2022 tarihli müzekkere cevabında açıklamaya çalıştığı görülmüştür. Diğer davalılarında müzekkere cevabına aynı mahiyette cevap gönderdikleri tespit edilmiştir. Davacı tarafın ticari defter ve belgelerinin bulunduğu bildirilen ... Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak, ticari defter ve belgeleri incelenerek uyuşmazlık noktaları kapsamında gerekçeli ve denetime el verişli rapor hazırlanmasının istenilmesine karar verilmiştir. Bilirkişi heyetince dosyaya sunulan 12/06/2023 tarihli rapor incelendiğinde, davacı tarafa ait 2013-2014-2015-2016 yıllarına ait ticari defter ve belgelerinin incelendiği, raporda ; "27/04/2015 tarihli kurumsal bayilik sözleşmesi, 06/03/2015 tarihli proaktif iş ortaklığı sözleşmesinin davalı tarafça haksız fesih edilip edilmediği, haksız fesih edilmiş ise, davacının yoksun kaldığı kar, distribitör gelirinden mahrum kaldığı kar, başlanmış işlerin tamamlanamamış olduğu nedeni ile uğramış olduğu zarar ve TTK 113/3 maddesi gereğince uğramış olduğu zarar olup olmadığı, varsa miktarının tespiti: Taraflar arasındaki kurumsal bayilik sözleşmelerinin davalı tarafça haksız fesih edildiği sonucuna varılması halinde mahrum kalınan kar hesabı Gün Sayısı X 3.236 TL şeklinde hesaplanacaktır. Yapılan incelemelerde Şirket'in distiribitör gelirlerinin incelenen 4 yılda da olmadığı görülmektedir. Bu nedenle distiribitör gelirlerinden mahrum kalınan kar söz konusu olmayacaktır. Proaktif iş ortaklığı sözleşmesinin haksız fesih edilmesi kararı verilmesi halinde davacının yoksun kaldığı karın hesabı şu şekilde olacaktır; Proaktif hak ediş gelirlerinin 2015 yılında 267.354 TL ve 2016 yılında da 99.012 TL ve toplamının 366.366 TL olduğu görülmektedir. Mahrum kalınan kar 366.366 X 0,8204 =300.567 TL olacaktır. Davacının başlanmış işlerin tamamlanamamış olduğu nedeni ile uğramış olduğu zararın tespiti dosya içerisinde mevcut bilgiler ışığında hesaplanmasının mümkün olmadığı görülmektedir. 26/03/2013, 19/04/2013 tarihli sözleşmelerin davalı tarafça haksız olarak fesih edilip edilmediği, haksız fesih edilmiş ise rekabet yasağından kaynaklı davacının zarara uğrayıp uğramadığı: Davacının rekabet yasağından kaynaklı zarara uğrayıp uğramadığının tespiti mevcut bilgi ve belgeler ışığında mümkün gözükmemektedir. 30/01/2015 tarihli sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak fesih edilip edilmediği, fesih edilmiş ise davacının yoksun kaldığı kar nedeni ile zarara uğrayıp uğramadığı varsa zararının miktarının tespiti: 30.01.2015 tarihli sözleşme ... ile imzalanan “Bayilik Sözleşmesi” olup bu sözleşmenin haksız fesih edildiği kararı verilmesi halinde davacının yoksun kaldığı karın hesabı şu şekilde olacaktır; 2015 yılında 42.045 TL ve 2016 yılında da 43.413 TL ve toplamının 85.458 TL olduğu görülmektedir. Mahrum kalınan kar 85.458 X 0,8204 = 70.110 TL olacaktır." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür. Davalıların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi heyetince inceleme yaptırılarak , davacının tüm taleplerinin tek tek paragraf halinde değerlendirilmesi hususunda ara karar kurulmuş olup, bilirkişi heyetince dosyaya sunulan 11/07/2024 tarihli rapor incelendiğinde, 27/04/2015 tarihli kurumsal bayilik sözleşmesinin davalılar tarafından noter ihtarnameleri ile , herhangi bir sebep gösterilmeksizin 7 gün önceden fesih edildiğini, yine 06/03/2015 tarihli proaktif iş ortaklığı sözleşmesinin noter ihtarnamesi ile fesih edildiği, fesih gerekçesi olarak Mayıs, Haziran , Temmuz 2016 tarihlerinde yapılan denetimlerde çalışanların prim, maaş , kampanya hakedişlerinin ödenmediği veya ödendi ise belgelerinin ibraz edilmediği ve SGK bildirimlerinin zamanında yapılmadığı bildirilerek feshin yapıldığını, 1507800 kodlu ... bayiliğinin, davacı tarafça ... Noterliğinden gönderilen ihtarname ile 01/08/2016 tarihinde tek taraflı olarak fesih edildiği, yapılan incelemede geriye dönük olarak prim ve ceza ödemelerinin kalem kalem tespit edilmesinin mümkün olmadığını, 06/03/2015 tarihli sözleşmenin feshi için gerekçe yapılan hususlarla ilgili olarak ceza sistematiğinde de detaylı madde olduğunu, geriye dönük olarak bu maddenin işletilip işletilmediğinin tespitinin çok zor olduğunu, 27/04/2015 tarihli sözleşmede ki 25/4.maddesinde 7 gün önel verilerek hiçbir sebep gösterilmeksizin feshin yapılabileceğinin düzenleme altına alındığını, bu durumda haksız fesih yapıldığından söz edilemeyeceğini, davacı tarafın sözleşmelerin genel işlem koşullarına aykırı standart sözleşme olduğunu ileri sürdüğünü, sözleşme yapma özgürlüğü çerçevesinde sözleşmelerde kanunun emredici hükümlerine ahlaka ve kamu düzenine aykırı bir durumun olmadığını, ayrıca davacının tacir olduğu da göz önüne alındığında sözleşme hükümlerinin genel işlem şartlarına aykırı olmadığı sonucuna varıldığını, portföy tazminatı istenebilmesi için tek satıcılık sözleşmesinin olması gerektiğini, davalı şirket kayıtlarındaki cari hesap ekstreleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde 1507800 kodlu bayilikten dolayı 1.899,67TL , ... kodlu bayilikten dolayı 49.761,54TL, ... kodlu bayilikten dolayı 0TL , 1500086 kodlu bayilikten dolayı 52.995,70TL olmak üzere toplamda 104.656,91TL alacak bakiyesinin bulunduğunu bildirmiş olup, bununla ilgili bilirkişilerce hazırlanan tablo irdelendiğinde, söz konusu alacak bakiyelerinin fesihten önceki tarihlerde oluştuğunun görüldüğü, raporun sonuç kısmında ise ; "Davalının taraflar arasındaki sözleşme hükmüne uygun olarak fesih ihbarında bulunduğu dolayısıyla haksız bir fesih bildiriminden söz edilemeyeceği, bu bakımdan davacının kar kaybı tazminatı ilişkin talebinin yerinde olmadığı, Mahkemenin aksi kanaate olması halinde, davacının talep edebileceği kar kaybının 366.366 X 0.8204 = 300.567 TL olarak hesaplanabilece; Fesih bildirimi ileriye dönük hüküm ifade ettiğinden fesih bildirim tarihine kadar oluşan prim ve diğer alacakların davacıya ödenmesi gerektiği, yapılan mali inceleme sonucunda fesih bildirim tarihi itibariyle davacının 104.656,91 TL prim ve ödenmeyen cari hesap alacağı bulunduğu, Taraflar arasındaki sözleşme davacının sözleşmeyi ihlal etmiş olduğu gerekçesiyle feshedilmediğinden, şartlarının bulunması halinde davacının denkleştirme tazminatı talep edebileceği, Yapılan mali inceleme sonucunda, önceki bilirkişi raporunda davacının yoksun kalınan kar tutarı olarak hesaplanmış olan ve itiraz görmeyen 70.110 TL kar kaybı tutarında denkleştirme tazminatı talep edebileceğinin belirlendiği," hususlarında görüş bildirdikleri görülmüştür. Alınan bilirkişi raporlarına taraf vekillerince itiraz dilekçesi verildiği görülmüştür. 17/10/2024 tarihli duruşmada alınan 4 nolu ara kararı gereğince alınan son raporun hüküm kurmaya yeterli olmadığı anlaşılmakla, daha önceki bilirkişiler dışında, bir mali müşavir bilirkişi, bir sektör uzmanı, birde ticaret hukuku alanında nitelikli hesaplama uzmanına dosyanın tevdi sureti ile ; "Davacı ile davalılar arasında imzalanan 27/04/2015 tarihli kurumsal bayilik sözleşmesinin niteliği acentelik sözleşmesi olup, bu sözleşmenin 7 günlük öner verilerek fesih edilmesinin TTK'da düzenlenen 121 maddeye uygun olup olmadığı ayrıca davacı tarafından özeti verilen Yargıtay 11 HD'nin 2016/7313 esas 2017/2727 karar sayılı ilamı incelenerek , süre öneri verilerek yapılan fesihlerde fesih nedeninde gösterilmesinin gerekip gerekmediği, dolayısı ile bu sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı, Taraflar arasında 06/03/2015 tarihli proaktif iş ortaklığı sözleşmesi imzalındığı konusunda uyuşmazlık bulunmamakta olup, davalılar noter ihtarı göndererek haklı nedenle fesih ihtarında bulunmuş olup (her iki noter ihtarnamesi de dosyada mevcuttur) , dosya kapsamında toplanan deliller, incelenecek davalılara ait defterlere göre noter ihtarında belirtilen nedenlerin doğru olup olmadığı dolayısı ile bu sözleşmenin haklı olarak fesih edilip edilmediği, HMK 141 maddesi gereğince, yazılı yargılama usulünde dilekçeler aşaması tamamlanana kadar iddia ve savunma genişletilebileceğinden bu kapsamda davacı taraf cevaba cevap dilekçesinde detaylı sözleşme tariherini ve taleplerini sıraladığından davacının cevaba cevap dilekçesi esas alınarak (davacı taraf, dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra 15/10/2021 tarihli dilekçesi ile iddiasını genişletip değiştirmiş olup davalı tarafta sunmuş olduğu dilekçe ile buna muvafakat etmediğinden davacının 15/10/2021 tarihli dilekçesinin değil CEVABA CEVAP DİLEKÇESİNDEKİ TALEPLERİNİN inceleme konusu yapılması gerektiği ) ; Öncelikle 27/04/2015 tarihli, 06/03/2015 tarihli ayrıca davacı ile davalılardan ... = ... Mobil tarafından imzalanan 24/04/2013 , 12/04/2016 tarihli bayilik sözleşmesi, davacı ile davalılardan ... = ... Mobil arasında imzalanan 15/04/2013 tarihli kurumsal teknoloji merkezi sözleşmelerinin; Ne suretle fesih edildiği, haklı fesih edilip edilmediği, Bu sözleşmeler nedeniyle davacının ilk talebinin sözleşme süresinin bitimine değin kar kaybı talebi olup, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre bilirkişiler tarafından öncelikle davacının benzer mahiyette sözleşme yapabileceği makul sürenin tespit edilerek bu makul süre esas alınarak ve bu sürede davacının yapmaktan kurtulduğu giderlerde düşülerek kar kaybı hesabının yapılması, Davacı taraf bu sözleşmelerle ilgili olarak ayrıca distribitör gelirinden mahrum kaldığını iddia ederek talepte bulunmuş olup, dilekçesi dikkatle incelendiğinde talebinin TTK 122 maddesinde düzenlenen denkleştirme = portföy tazminatı olmadığı, bir nevi dayandığı gerekçelere göre (telefon vb satışından elde edeceği prim ve kar kaybı talebi ) kar kaybına yönelik olduğu açık olduğundan bu hususta da Yargıtay içtihatlarına göre bilirkişiler tarafından öncelikle davacının benzer mahiyette sözleşme yapabileceği makul sürenin tespit edilerek bu makul süre esas alınarak ve bu sürede davacının yapmaktan kurtulduğu giderlerde düşülerek kar kaybı hesabının yapılması, Yine davacının bir diğer talebi bu sözleşmenin haksız fesih edilmesine dayalı TTK 121/4.maddesine göre başlanmış işlerin tamamlanamamasına dair tazminat olup bu hususun irdelenmesi, Davacının bir diğer talebi TTK 113/3 maddesine göre hazırlık işlemlerini tamamladığı işleri yapamamasından kaynaklı tazminat talebi olduğu, Bir diğer talebinin TTK 123 maddesine dayalı rekabet yasağı tazminatı olup (bu tazminat talebi TTK'nin ilgili maddesi incelendiğinde fesihten sonra acentenin faaliyetinin sınırlandırılmasıyla ile ilgili olup) sözleşmelerde buna dair madde olup olmadığı var ise her sözleşme için ayrı ayrı tazminat talebinin değerlendirilmesi, Davacının bir diğer talebi de sözleşmelerin feshi nedeniyle ödenmeyen kredi borçlarından dolayı katlanmak zorunda kalınan faiz, icra masrafı gibi tazminat olup, davacının taleplerinin ve dayandığı TTK maddelerinin dikkatli şekilde incelenerek her bir sözleşme açısından ayrı ayrı bu taleplerin kalem kalem irdelenerek değerlendirilmesinin istenilmesine, (davacı taraf dilekçesinde ... ile imzalanan 24/04/2013 ve 12/04/2016 tarihli bayilik sözleşmelerine dayanmış olup dosyaya sunulan bayilik sözleşmesinin giriş kısmında 26/03/2013 son sayfasında ise 03/05/2013 tarihi yazılıdır, davacı ... = ... Mobil ile imzalanan 15/04/2013 tarihli kurumsal teknoloji merkezi sözleşmesine dayanmış olup, dosyada 10/04/2013 tarihli kurumsal satış ortaklığı satış sözleşmesi mevcuttur, davacının ... ile imzalamış olduğu 12/04/2016 yada yakın tarihli bayilik sözleşmesinin olup olmadığının bilirkişiler tarafından dosya incelenerek tespit edilmesi gerektiği ) " hususları irdelenerek rapor tanzim etmek üzere dosya bilirkişi heyetine teslim edilmiştir. 17/03/2025 tarihli bilirkişi heyet raporu incelendiğinde; "Davalı şirketin 2014-2015-2016-2017-2018-2019-2020-2021-2022-2023 yılı ticari defter ve kayıtlarının incelendiği yasal süre içerisinde e-elektronik defterlerin gelirler idaresi bilgi sistemine yüklendiği, kurumlar vergisi beyannamesi ile defterlerin bire bir örtüştüğü, defterlerin muhasebe teknik usullerine uygun tutulduğu, kesin delil niteliği taşıma hususu tamamen Mahkemenin takdirindedir. Mahkemenin 17.10.2024 tarihli 12 n.olu celsesinde bilirkişi heyetince değerlendirmesi istendiği hususlar sırası ile aşağıdaki sonuçlara varılmıştır. Kar Kaybı; 27.04.2015 tarihli sözleşme fesih edilmeyip 5 yıl devam edilse idi KAR KAYBI HESABI: 22.11.2016 fesih tarihinden itibaren sözleşmenin normal hitam süresi olarak varsayılan 27.04.2020 tarihine kadarki süre 42 aylık sürede mahrum kalınan kar tutarı 109.358,07 TL x 42 ay- 4.593.038,94 TL olup, davacının yıllar itibariyle hesaplanan kaybı ve toptan ödeyeceğinden hesaplanan denkleştirme tutarından faiz indirimi yapılmalıdır. Davacı-karşı davalının kar kaybı iskonto edilirken kayıp tutarı ile faiz oranı çarpılmaktadır. (Bu faiz oranı bizim hesaplamamızda kanuni faiz oranı olarak alınmıştır.) Bu aşamada davacının yıllar itibariyle kaybının bileşik faiz oranı formülü ile bugünkü değerinin (peşin değeri) bulunması doğru bir yaklaşım olacaktır. Buna göre hesaplanan tutar 3.766.632,53 TL hesap edildiği, 06.03.2015 tarihli sözleşme fesih edilmeyip 5 yıl devam edilse idi KAR KAYBI HESABI: 06.10.2016 fesih tarihinden itibaren sözleşmenin normal hitam süresi olarak varsayılan 06.03.2020 tarihine kadarki süre 42 aylık sürede mahrum kalınan kar tutarı 18.776,25 TL x 42 ay- 788.602,82 TL olup, davacının yıllar itibariyle hesaplanan kaybı ve toptan ödeyeceğinden hesaplanan denkleştirme tutarından faiz indirimi yapılmalıdır. Davacı-karşı davalının kar kaybı iskonto edilirken kayıp tutarı ile faiz oranı çarpılmaktadır. (Bu faiz oranı bizim hesaplamamızda kanuni faiz oranı olarak alınmıştır.) Bu aşamada davacının yıllar itibariyle kaybının bileşik faiz oranı formülü ile bugünkü değerinin (peşin değeri) bulunması doğru bir yaklaşım olacaktır. Buna göre hesaplanan tutar 650.146,70 TL hesap edildiği, Denkleştirme tazminatı; 27.04.2015 tarihli Bayilik Sözleşmesi: sözleşme ilişkisinin devam ettiği süre içerisindeki prim ortalama olan 2.400.543,00 TL /3 - 800.181,00 TL dir. 06.03.2015 tarihli İş Ortağı Sözleşmesi: sözleşme ilişkisinin devam ettiği süre içerisindeki prim ortalama olan 366.366,00 TL /3 - 122.122,00 TL dir . Yine davacının bir diğer talebi bu sözleşmenin haksız fesih edilmesine dayalı TIK 121/4.maddesine göre başlanmış işlerin tamamlanamamasına dair tazminat talebi, tamamen davacıyla ilişikli gider olduğu için mali veriler ve belgeler olmadan hesaplama yapılamayacağı, Davacının bir diğer talebi TTK 113/3 maddesine göre hazırlık işlemlerini tamamladığı işleri sözleşme feshi nedeniyle yapamamasından kaynaklı talep, tamamen davacıyala ilişikli masraf ve giderlerden oluşan bir talep olduğu için Mali veriler ve belgeler olmadan hesaplama yapılamayacağı, Davacının bir diğer talebi de sözleşmelerin feshi nedeniyle ödenmeyen kredi borçlarından dolayı katlanmak zorunda kalınan faiz, icra masrafı gibi tazminat talebi olup, tamamen davacıyala ilişikli giderler olduğu için mali veriler ve belgeler olmadan talep doğrultusunda hesaplama yapılamayacağı, Davacının aynı nitelikte benzer bir sözleşmeyi yapabileceği makul bir sürenin belirlenmesine ilişkin olarak, takdirin Mahkemede olduğu, " yönünde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Rapora her iki taraf vekilince de itiraz edildiği görülmüştür. 06/03/2015 tarihli proaktif iş ortaklığı sözleşmesinin davalılarca bir takım nedenler ileri sürülerek fesih edildiği görülmüş olup, davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde, denetim ihlalinin yapıldığı iddiasının haksız olduğunun ,bu iddiaların ispat yükünün davalı tarafta olduğunu, kaldı ki bu iddiaları kabul anlamına gelmemek kaydı ile , taraflar arasındaki dağıtım merkezi sözleşmesinin 6.14 ve proaktif iş ortaklığı sözleşmesinin 6.10.maddesinde, davalı şirketlerin bayilerden sözleşme kapsamında verilen hizmet ile ilgili her zaman bilgi ve belge talebinde bulanabileceklerinin yazılı olduğunu, uygulamada, sözleşmedeki bu düzenlemeye dayanarak, kendi arşivlerinde kaydettikleri müşterilere ve abonelere ait bilgi ve belgeleri bayilerden tekrar isteyen , bu bilgi ve belgeler tekrar iletilmediğinde ise bayilere cezai işlemler uygulayan davalı şirketlerin böyle bir fesih sebebi ileri sürmesinin çelişki davranış yasağına girdiğini açıklamış , bu sözleşmenin fesih gerekçeleri ile ilgili olarak davalı tarafa delillerinin neler olduğu, bu fesih gerekçelerini hangi delili ile ispatladığını açıklaması için 12/06/2015 tarihli duruşmada alınan 1 nolu ara kararı ile süre verilmiş, bu konuda davalılar vekili 03/07/2025 tarihli dilekçe sunmuş iseler de herhangi bir delil sunulmadığı , daha öncede belirtildiği üzere yazılan müzekkerelere de olumsuz cevap verildiği görülmüştür. En son alınan bilirkişi raporunun ara kararımızda belirtilen hususlarda hazırlanmadığı görüldüğünden 12/06/2025 tarihli duruşmada alınan ara kararı ile ; "A-Davacı taraf 27/04/2015 tarihli kurumsal bayilik sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiği iddiasıyla dava açmış olup, davacı taraf sözleşmenin kendisinde olmadığını belirterek dava dilekçesi ekinde, davalıların başka firmalarla imzalamış olduğu sözleşmeyi örnek mahiyetinde sunmuştur. Davacı tarafından sunulan delillerin içerisinde, her 3 davalı tarafından ayrı ayrı noter ihtarı çekilerek 27/04/2015 tarihli sözleşmenin 7 gün süre öneli verilerek feshedildiği görülmüştür. Bu sözleşmenin sunulması için davalılara süre verilmiş ancak davalılar bu tarihli bir sözleşme olmadığını iddia ederek sözleşme sunulmamıştır. Davalı tarafından dosyaya sunulan 21/06/2021 tarihli dilekçede her 3 davalının ayrı ayrı tüzel kişiliklerinin korunarak, tek marka olarak ... markası altında 2016 yılında birleştiklerini bildirmiştir. Bilirkişiler tarafından, dava dilekçesi ekinde davacı tarafından örnek mahiyetinde sunulan kurumsal bayilik sözleşmesi ile, davalılar tarafından ikinci cevap dilekçesi ekinde sunulan 06/06/2016 tarihli olan ve her 3 davalı tarafından da imzalanan bayilik sözleşmesi karşılaştırılarak, her iki sözleşmenin aynı ya da benzer mahiyette olup olmadığı, ayrıca her 3 davalının daha önce ayrı ayrı faaliyet yürütürken 2016 yılında tek marka altında toplanmaları nedeniyle, daha önce ayrı ayrı imzalanan bayilik sözleşmesinin (2015 yılı iddiası var), tek marka altında toplanılması nedeniyle 06/06/2016 tarihinde yenilenip yenilenmediğinin yorumlanmasının istenilmesine, Daha sonra da her 3 davalı tarafından ayrı ayrı yapılan fesih ihtarı, 06/06/2016 tarihli sözleşmenin taraflarca sonlandırıldığına ilişkin ikinci cevap dilekçesi ekindeki evrak incelenerek, davacının iddia ettiği fesih ihtarlarının haksız olup olmadığının değerlendirilmesi, Bu sözleşmeden kaynaklı olarak davacı taraf cevaba cevap dilekçesinde kar kaybı istediğinden, bilirkişi heyetinin içinde uzman bilirkişi olduğu dikkate alınarak benzer mahiyetteki bir sözleşmeyi davacı tarafın tekrar ne kadarlık süre içerisinde kurabileceğinin tespit edilerek/yorumlanarak, bu süre için, davacının yapmaktan kurtulmuş olduğu masraf ve giderlerde düşülerek kar kaybı hesabının yapılması, (kar kaybı hesabının bu şekilde yapılacağı yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla sabittir) Davacının dava dilekçesinde açıklamasını yaptığı, distribütör gelirinden mahrum kalınan kar talebi (davacının bu talebi TTK 122. Maddesindeki tek satıcılıktan kaynaklanan portföy tazminatı değildir)'nin bir önceki paragraftaki kar kaybı talebi içerisinde kalıp kalmadığının, kalmıyorsa bu kapsamdaki kar kaybının bir önceki paragraftaki yöntemle hesaplanması, Davacının bir diğer talebi TTK 121/4 hükmüne göre başlanmış işlerin tamamlanmaması nedeniyle alacak talebi olup, davacının bu talebinin, iki önceki paragraftaki kar kaybı talebi içerisinde kalıp kalmadığının, kalmıyorsa bu kapsamdaki kar kaybının bir önceki paragraftaki yöntemle hesaplanması, Davacının bir diğer talebi TTK 113/3. Maddesine göre sözleşmenin feshinden sonra kurulan sözleşmelerden kaynaklı tazminat talebi olup, fesihten sonra kurulan sözleşme olup olmadığı, varsa TTK 113/3'e göre hesaplamasının yapılması, Davacının bir diğer talebi rekabet yasağı tazminatı olup, bu talep fesihten sonra davacının benzer mahiyette sözleşmeyi yapmasının yasaklanması halinde istenebilecek olup sözleşmeden buna dair hüküm olup olmadığının tespiti ile varsa tazminat hesabının yapılmasının istenilmesine, Sözleşmenin feshi nedeniyle kredi borcundan dolayı katlanmak zorunda kalınan faiz, icra masrafı gibi giderlerinin olup olmadığı, varsa miktarının saptanması, B-Taraflar arasında, her 3 davalı tarafından da imzalanan 06/03/2015 tarihli Proaktif İş Ortaklığı Sözleşmesi olduğu ve bu sözleşmenin davalılarca Beyoğlu 22. Noterliğinin 30 Eylül 2016 tarih 3637 yevmiye nolu ihtarnamesinde belirtilen gerekçelerle feshedildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bilirkişilerce fesih ihtarnamesi ayrıca dosya içerisinde mevcut olan Beyoğlu ... Noterliğinin 29/08/2016 tarih ve ...yevmiye nolu ihtarnamesindeki nedenlerin doğru olup olmadığı, (bu husususun davalı defterlerine, davacı tarafça daha önce dosyaya sunulan ve Uyap ortamında bulunan defter özetlerine göre ayrıca, 1 nolu ara karar gereğince sunulacak delillere göre) dolayısıyla feshin haklı olup olmadığının saptanması, Bu sözleşmeden kaynaklı olarak davacı taraf cevaba cevap dilekçesinde kar kaybı istediğinden, bilirkişi heyetinin içinde uzman bilirkişi olduğu dikkate alınarak benzer mahiyetteki bir sözleşmeyi davacı tarafın tekrar ne kadarlık süre içerisinde kurabileceğinin tespit edilerek/yorumlanarak, bu süre için, davacının yapmaktan kurtulmuş olduğu masraf ve giderlerde düşülerek kar kaybı hesabının yapılması, (kar kaybı hesabının bu şekilde yapılacağı yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla sabittir) Davacının dava dilekçesinde açıklamasını yaptığı, distribütör gelirinden mahrum kalınan kar talebi (davacının bu talebi TTK 122. Maddesindeki tek satıcılıktan kaynaklanan portföy tazminatı değildir)'nin bir önceki paragraftaki kar kaybı talebi içerisinde kalıp kalmadığının, kalmıyorsa bu kapsamdaki kar kaybının bir önceki paragraftaki yöntemle hesaplanması, Davacının bir diğer talebi TTK 121/4 hükmüne göre başlanmış işlerin tamamlanmaması nedeniyle alacak talebi olup, davacının bu talebinin, iki önceki paragraftaki kar kaybı talebi içerisinde kalıp kalmadığının, kalmıyorsa bu kapsamdaki kar kaybının bir önceki paragraftaki yöntemle hesaplanması, Davacının bir diğer talebi TTK 113/3. Maddesine göre sözleşmenin feshinden sonra kurulan sözleşmelerden kaynaklı tazminat talebi olup, fesihten sonra kurulan sözleşme olup olmadığı, varsa TTK 113/3'e göre hesaplamasının yapılması, Davacının bir diğer talebi rekabet yasağı tazminatı olup, bu talep fesihten sonra davacının benzer mahiyette sözleşmeyi yapmasının yasaklanması halinde istenebilecek olup sözleşmeden buna dair hüküm olup olmadığının tespiti ile varsa tazminat hesabının yapılmasının istenilmesine, Sözleşmenin feshi nedeniyle kredi borcundan dolayı katlanmak zorunda kalınan faiz, icra masrafı gibi giderlerinin olup olmadığı, varsa miktarının saptanması, C-Bilirkişilerin önceki rapora karşı taraf vekillerince yapılan itirazları da değerlendirilerek ek rapor tanzim edilmesinin istenilmesine, " şeklinde karar verilmiştir. 15/12/2025 havale tarihli ek rapor incelendiğinde, sektörel açıdan yapılan inceleme neticesinde, sektörün genel yapısı hakkında bilgi verildiği, söz konusu sözleşmelerin karma nitelikli sözleşmeler olduğunun belirlendiği, yeni bayi edinme süresi ile ilgili açıklamalar yapıldığı, bayi adayının bulanamaması , bölgesel pazar darlığı, Bilgi Teknolojileri Ve İletişim Kurumu'nun onay süreçlerinin uzaması veya kurumsal yeniden yapılanma nedenleri ile ortalama olarak sektörde yeni satış sözleşmesinin kurulma süresinin 8 olarak tespit edildiği , 27/04/2015 tarihli sözleşme açısından 8 aylık makul süre kar kaybının yönetim ve pazarlama giderleri düşülmüş hali ile 109.358,07TL x 8 ay = 874.864,56TL olduğunun, 06/03/2015 tarihli sözleşme açısından yine yönetim ve pazarlama giderleri düşülmüş hali ile aylık kar kaybı miktarı olan 18.776,25TL x 8 ay = 150.210,00TL olarak hesaplandığının rapor edildiği görülmüştür. 27/04/2015 tarihli bayilik sözleşmesi davalılarca herhangi bir neden gösterilmeksizin 7 gün süre önerilerek fesih edilmiş olup, süre öneli verilerek yapılan fesihlerde de haklı neden gösterilmesi gerektiği Yargıtay İçtihatları ile oturmuş olduğundan ,davalılarca hiçbir neden ileri sürülmeksizin yapılan feshin haksız olduğu kanaatine varılmıştır. Alınan bilirkişi raporu ile benzer bir sözleşmenin ortalama 8 ayda kurulabileceği belirtilmiş olup, bilirkişilerce masrafların düşülmesi neticesinde bu sözleşmeden dolayı davacının aylık kar kaybının 109.358,07TL olup 8 aylık kar kaybının 874.864,56TL olarak hesaplanması nedeni ile davacının bu miktarı davalılardan talep edebileceği kanaatine varılmıştır. 06/03/2015 tarihli proaktif iş ortaklığı sözleşmesi davalılarca bir takım nedenler gösterilerek fesih edilmiş olup, feshin haklı olarak yapıldığı iddiasının feshi yapan davalı tarafın ispat etmesi gerektiğinden davalılara müzekkere yazılarak, fesih gerekçeleri ile ilgili evrakları sunmaları istenilmiş ancak herhangi bir belge sunulmamıştır, yine davalılar vekiline bu hususta süre verilmiş, herhangi bir delil ve belge sunulamadığından , davalılarca yapılan feshin haklı olduğunun ispat edilememesi nedeniyle feshin haksız olduğu kanaatine varılmıştır. Bu sözleşmeden kaynaklı olarak davacının , masrafları da düşülmesi neticesinde aylık karının bilirkişilerce 18.776,25TL olarak saptanması nedeniyle, benzer mahiyette sözleşme yapma makul süresi olarak belirlenen 8 aylık süre içerisinde kar kaybının 150.210,00TL olduğunun tespiti yapılmıştır. Davacı taraf 24/04/2013 , 12/04/2016, 15/04/2013 tarihli sözleşmelere dayalı olarak da talepte bulunmuş olup, yukarıda da belirtildiği üzere sözleşmelerin ilk sayfasındaki tarih ile son sayfasındaki tarihlerin birbiri ile çeliştiği, bu sözleşmelerden başlangıçta 19/04/2013 son sayfasında 03/06/2013 yazılan sözleşmenin davacı tarafça sonlandırıldığı, daha sonrada davacı ile tüm davalılar arasında 06/06/2016 tarihli yeni sözleşmenin imzalandığı, 06/06/2016 tarihli sözleşmede davalı şirketlerin kendi tüzel kişiliklerini devam ettirmek sureti ile marka birleşimi yapmaları nedeniyle , 06/06/2016 tarihli sözleşmelerin imzalandığı, sözleşmenin 32.1.maddesinde daha önce aynı mahiyette imzalanan sözleşmelerin yürürlükten kalkacağının yazılı olduğu, bu sözleşmenin de taraflarca yapılan mutabakat neticesinde 20/09/2016 tarihinde sonlandırıldığı, protokolde tarafların birbirinden maddi ve manevi hiçbir talepte bulunmayacakları yönünde beyanlarının bulunduğu anlaşılması nedeniyle, davacı tarafın 19/04/2013 tarihli anlaşma kapsamında herhangi bir talepte bulanamayacağı yine yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere 1507800 kodlu bayilikle ilgili 26/03/2013 tarihli sözleşmenin davacı tarafça ... Noterliğinin 17/08/2016 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile fesih edildiği, ... kodlu bayilik ile ilgili yapılan 10/04/2013 tarihli sözleşme ile ilgili olarak tarafların ibraname düzenleyerek birbirlerinden hak ve taleplerinin olmadığı belirtilerek sözleşmeyi sonlandırdıkları, yine 19/04/2013 tarihli sözleşme akabinde yapılan 06/06/2016 tarihli sözleşmenin taraflarca yapılan mutabakat ile ve birbirlerini ibra ederek sözleşmeyi sonlandırmaları nedeniyle bu sözleşmeler kapsamında davacı tarafın davalılardan herhangi bir talep ileri süremeyeceği sonucuna varılmıştır. Davacı taraf dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra sunmuş olduğu açıklama dilekçesinde, 30/01/2015 tarihli sözleşme nedeniyle talepte bulunmuş ise de, tarafların iddia ve savunmalarını ancak dilekçeler aşaması tamamlanana kadar değiştirebilecekleri , davacı tarafın dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde olmayan sözleşmeyi ileri sürmesine davalı tarafın muvafakat etmemesi nedeniyle bu sözleşme ile ilgili olarak davacı tarafın iş bu dosya kapsamında herhangi bir talepte bulunamayacağı sonucuna varılmıştır. 11/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda , bilirkişilerce cari hesap alacağı kapsamında 104.656,91TL alacak tespitinin yapılması üzerine, davacı vekili, dava dilekçesinde davacının bakiye cari hesap alacağı ile ilgili herhangi bir talebinin olmamasına rağmen , ıslah dilekçesinde, 104.656,91TL cari hesap alacağı talep etmiş olup, ancak dava dilekçesinde olan hususların ıslah dilekçesi ile talep edilebileceği, dava dilekçesinde olmayan bir talebin ıslah dilekçesi ile gündeme getirilemeyeceği anlaşıldığından cari hesap alacağına ilişkin talebin reddi gerekmiştir. Davacı taraf her bir sözleşmeden yoksun kalınan kar talebinde bulunmuş olup, bu talebi sözleşmelere göre yukarıda değerlendirilmiştir. Davacının bir diğer talebi distribitör gelirinden mahrum kalınan kar talebi olup, bu kapsamda davalı şirketlerin distribitörü olan firmalardan cep telefonu aldığını, iki türlü satış gerçekleştirdiğini, ilkinde davalı şirketlerden aldığı hizmet faturalarına yansıtarak satış , ikincisinde ise peşin satış yöntemi olduğunu, ilk satış türünde müvekkili şirketin prim geliri elde ettiğini, sözleşmenin fesih edilmesi ile cihaz satışı da yapamadığından müvekkilinin bu zararının giderilmesini istemiş olup, bu kapsamda 27/04/2015 tarihli sözleşme ile 06/03/2015 tarihli sözleşme kapsamında yoksun kalınan kar saptandığından , diğer sözleşmeler yönünden ise davacının talepte bulunamayacağı kanaatine varılmakla kar kaybı içinde değerlendirilen bu taleple ilgili mükerrer olacak şekilde değerlendirme yapılamayacağından bu talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının diğer talebi, TTK 121/4.maddesine göre başlanmış işlerin tamamlanamaması sebebiyle uğranılan zararlar istenilmiş olup, bu kapsamda davacı tamamlanamayan işlerle ilgili iddiasını ispatlayamadığından talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Bir diğer talep TTK 113/3.maddesine göre maddi tazminat olup, acentelik ilişkisinin bitmesinden sonra, acentenin faaliyetlerine dayanarak onun çabası neticesinde bir işlem kurulmuş ise ücret isteyebileceğini, bu kapsamda geçmişte ziyaret edilen ve teklif verilen müşterilerinin müvekkilinin acentelik ilişkisinin bittiği zamandan sonra davalı şirketlerin yeni atadığı bayi ile çalışıyor olması olasılığı kapsamında tazminat talebinde bulunmuş olup, davacı taraf geçmişte ziyaret edilen ve kendisi tarafından teklif verilen müşteriler ile ilgili dosyaya herhangi bir delil sunmadığından bu talebinin reddi gerekmiştir. Davacının bir diğer talebi rekabet yasağı tazminat talebine ilişkindir. Haksız fesih edildiği kanaatine varılan 27/04/2015 ve 06/03/2015 tarihli sözleşmelerde rekabet yasağının sözleşmenin devam ettiği sürece uygulanacağının yazılı olduğu görülmekle , sözleşmeler feshinden sonra rekabet yasağının devam edeceğine yönelik herhangi bir hüküm bulunmaması nedeniyle, davacının bu kapsamda tazminat talep edemeyeceği kanaatine varılmıştır. Davacının cevaba cevap dilekçesi ile ileri sürdüğü bir diğer talebi sözleşmelerin feshi nedeni ile ödenemeyen kredi borçlarından dolayı katlanmak durumunda kalınan faiz ve icra masrafları ile ilgili talepte bulunmuş ise de davacı tarafça bu kapsamda dosyaya herhangi bir delil sunmadığından ve iddiasını ispat edemediğinden bu taleplerinin de reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı taraf sözleşmelerin genel işlem koşuluna aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de bu husus bilirkişilerce değerledirilmiş olup, sözleşmelerde kanuni emredici hükümleri aykırılık ve kamu düzenine aykırı hükümlerin bulunmadığı, kaldı ki davacı tarafın ticari şirket olması nedeniyle basiretli tacir olduğu dikkate alınarak davacının bu iddiası değerlendirme kapsamına alınmamıştır. Toplanan tüm deliller yukarıda yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, 27/04/2015 tarihli kurumsal bayi sözleşmesine ve 06/03/2015 tarihli proaktif iş ortaklığı sözleşmesinin davalılarca haksız olarak fesih edildiği anlaşılmıştır. Davacı taraf sözleşmelerin devam edeceği 5 yıllık süre için kar kaybı talebinde bulunmuş ise de yerleşmiş içtihatlar ile benzer mahiyette bir sözleşmenin kurulabileceği makul bir sürenin tespit edilerek ve bu sürede davacının yapmaktan kurtulmuş olduğu masraf ve giderlerde düşülerek, makul süre için kar kaybı hesaplanması gerekirken , bilirkişilerce makul sürenin 8 ay olarak belirlendiği, sözleşmenin karma sözleşme olması nedeniyle 8 ayın makul bir süre olduğunun mahkememizce de kabul gördüğü, 27/04/2015 tarihli sözleşme için 874.846,56TL talep edilebileceği, 06/03/2015 tarihli sözleşme için ise 150.210,00TL talep edebileceği, diğer sözleşmelerin yada davacı tarafça yada taraflarca varılan mutabakat neticesinde , tarafların birbirlerini ibra ederek birbirlerinden hiçbir maddi ve manevi alacaklarının kalmadığının yazılarak sözleşmelerin sonlandırılması nedeniyle, diğer sözleşmeler kapsamında talepte bulunamayacağı, dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra muvafakat edilmemesi nedeniyle 30/01/2015 tarihli sözleşme ile ilgili talepte bulunulamayacağı, dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde bulunmayan cari hesap alacağının ıslah dilekçesi ile ileri sürülemeyeceği, davacı tarafın yoksun kalınan kar dışındaki diğer taleplerinin bir kısmının yoksun kalınan kar içinde kalması, bir kısmının da yukarıda da detaylı şekilde açıklandığı üzere davacı tarafça ispat edilmemesi üzerine diğer taleplerin ve fazlaya ilişkin taleplerin reddine aşağıdaki şekilde reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-Davacının davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile, a-) Taraflar arasında imzalanan 27/04/2015 tarihli "kurumsal bayi sözleşmesinin" ve 06/03/2015 tarihli "proaktif iş ortaklığı sözleşmesi"'nin davalılarca haksız olarak feshedilmiş olduğunun tespitine, b-) 27/04/2015 tarihli kurumsal bayi sözleşmesinin feshinden dolayı, 874.846,56 TL yoksun kalınan kar kaybının (bu miktarın 477.000,00 TL'sine dava tarihinden kalan kısmına ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek) değişen oranda avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, c-) 06/03/2015 tarihli "proaktif iş ortaklığı sözleşmesi" 'nin feshinden dolayı 150.210,00 TL yoksun kalınan kar kaybının (bu miktarın 1.000,00 TL'sine dava tarihinden kalan kısmına ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek) değişen oranda avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacının diğer taleplerinin ve fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, 3-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden 159.758,48 TL vekalet ücretinin , davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, 4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'nin 13/3.maddesi dikkate alınarak 159.758,48 TL vekalet ücretinin , davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından peşin yatırılan 70.021,61TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 67,80TL ilk masraf, 75.500,00 TL bilirkişi ücreti, 2.626,55 TL tebligat ve tezkere gideri olmak üzere toplam 78.194,35TL yargılama giderinin kabul ve red oranı dikkate alınarak takdiren 16.420,81TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Zorunlu arabuluculuk kapsamında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00TL arabulucu ücretinin , kabul ve ret oranı dikkate alınarak 285,60TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, kalan 1.034,40 TL'sinin davacı taraftan alınarak hazineye irad kaydına, 8-Bu dava sebebiyle 70.021,61TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden, peşin alınan (dava da 8.555,83 TL + ıslah ile 74.451,00TL =) 83.006,83TL'den mahsubu ile fazla alınan 12.985,22TL karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde istek halinde davacı tarafa iadesine, Davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 02/04/2026
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır
¸ ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır