İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/296 E. 2026/288 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/296
- Karar No
- 2026/288
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/296 KARAR NO : 2026/288
DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Alacak) DAVA TARİHİ : 25/04/2024 KARAR TARİHİ : 07/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı banka ile-----arasında, davalı bankanın --- ve ---- Şubesi aracılığıyla kullanılmak üzere kredi sözleşmeleri imzalandığını, kredilerin teminatı olarak müvekkilin----- ada 14 parselde kayıtlı taşınmazı üzerine davalı banka lehine ipotek konulduğunu, kredi gecikme ve sorun olması nedeniyle müvekkilin, borçlular ve kefiller ile davalı banka arasında 03.01.2018 tarihli protokol düzenlenmiş olup, işbu protokol dava konusu yapıldığını, davalı bankanın tüm alacaklarının ödendiğini, düzenlenen protokolün TBK 20 vd , TBK 28 ve TBK 77 vd maddelerine aykırı olduğunu, sözleşme özgürlüğü başlığını taşıyan TBK madde 26 taraflarca sözleşmenin içeriğinin kanunda öngörülen sınırlar içinde belirlenebileceğinin düzenlendiğini, tarafların uyuştukları sözleşmenin TBK’nda düzenlenen kurallar ve diğer kanunlardaki düzenlemelere, ahlak ve iyi niyet kuralları ile kamu düzenine aykırı olmamaları gerektiğini, yanlar arasında düzenlenen protokolün ‘’ Protokole Konu Borcun Ödeme Şekli’’ başlığını taşıyan III maddesinin III.1. maddesine göre her iki krediden dolayı 5.200.000. TL olan borca karşılık müvekkilin traşınmazı davalı bankaya ipotek edildiğini, devir bedeli olarak da 5.200.000. TL belirlenmiş ve davalı bankaya 15.01.2019 tarihine kadar devri halinde ----- borçlarına mahsup edileceği, devir bedelinden artan olursa bunun da diğer borçlu ----- borcuna mahsup edileceği hüküm altına alınmış ve taşınmazın belirlenen tarihte davalı bankaya devredildiğini, protokolün III.5. maddesine göre taşınmazın devir işleminden sonra mahsubu takiben yapılması gereken ödemelerin yapılmasını takiben borçların tamamen tahsil ve tasfiye edilmesinden sonra devir tarihinden itibaren 18 ay içinde yazılı başvuru halinde taşınmazın davacıya veya göstereceği üçüncü kişiye devredileceği hüküm altına alındığını, davalı lehine, müvekkil aleyhine sebepsiz zenginleşmeye neden olduğunu, TBK madde 77 de bir kişinin malvarlığında azalma, diğer tarafın malvarlığında çoğalma veya pasifinde azalma meydana gelmesi hallerini sebepsiz zenginleşme olarak düzenlendiğini, yanlar arasında düzenlenen sözleşmede müvekkil ve diğer borçlular üzerlerine düşen edimleri tamamen yerine getirmelerine rağmen davalı banka buna yanaşmadığını, müvekkil ve devralacak kişinin başvurusuna rağmen davalı banka devre yanaşmayarak temerrüde düştüğünü, TBK madde 125 hükümlerine göre müvekkilin ifayı isteme hakkı mevcut olduğunu, fazlaya ilişkin istem ve tazminat hakkı saklı kalmak üzere; davalı bankanın müvekkiller ile olan sözleşme ve taahhütlere rağmen edimlerine aykırılıktan dolayı müvekkillerin uğradığı maddi zararın bilirkişi tarafından tespiti ile maddi tazminat için şimdilik 50.000TL ve hükmedilecek miktara temerrüt tarihinden işletilecek ticari faiz yürütülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, işbu protokol kapsamında tanınan 16.01.2019 tarihinden itibaren tanınan 18 aylık geri alım süresi dava dışı asıl borçlu Şirketin talebi doğrultusunda 19.01.2021 tarihine kadar 6 ay süre ile uzatıldığını, yine dava dışı asıl borçlu Şirket tarafından geri alım sözleşmesinde belirtilen "taşınmazın devir bedeli olarak belirlenen ve üzerinde taraflarca mutabık kalınan 5.200.000-TL+satış masrafları tutarına taşınmazın BANKA’ya devredildiği tarihten itibaren geri satım tarihine kadar yıllık %16 oran üzerinden işletilecek faizi+BSMV" hükmündeki %16 lık yıllık faiz oranı revize edilerek %10'a indirildiğini, dava dışı borçlu şirket tarafından/yada malik tarafından 19.01.2021 tarihine kadar tanınan 18+6 aylık geri alım hakkı yine kullanılmadığı ve bu sefer Bankadan ekstra 3 aylık daha geri alım süresinin uzatılmasının talep edildiğini, söz konusu talep yine Genel Müdürlük Makam onayı ile son kez kabul edilerek 30.04.2021 tarihine kadar uzatıldığını, Makam onay yazısında taşınmazın 30.04.2021 tarihli geri alım bedeli 6.468.000,00-TL olduğu ( revize edilen sözleşme faiz oranı %10+ BSMV+masraflar) belirtilmiş ve talep uygun bulunmadığını, tüm bu sürecin ardından davacı tarafça taşınmazın 3. Şahıs olan ----- devir edilmesine Banka tarafından muvafakat verilmesi talebini içerir dilekçe gönderilmiş malik talebini içerir bu dilekçeye istinaden taşınmazın 6.446,700,00-TL peşin bedel üzerinden 16.04.2021 tarihine kadar tapu devrinin ----- yapılmasına karar verilmiş ve ilgili Şube personeline devir işlemi için vekaletname düzenlendiğini, tapu devir işlemleri için Tapu Müdürlüğüne başvuru yapılmış ve tapu harçları alıcı ---- tarafından 15.04.2021 tarihinde ödendiğini, ancak bu aşamada geri satım bedelinin Bankaya yatırılıp blokeye alınması ve bu işlemden sonra Bankanın tapuyu devretmesi gerekmekte ise de alıcı tarafından ihale bedeli Şube hesabına yatırılmamış ve ayrıca tapuda yarım kalan işlemler için gelinmemiş ve geri alım hakkının 30 gün daha uzatılması talebini içerir dilekçe gönderildiğini, Müvekkil Banka bir kamu Bankası olmakla söz konusu taşınmaz alımı konusunda defalarca kez kolaylık sağlanarak geri alım süresi 18 aydan 27 aya kadar uzatılmış, borçluya/malike/alıcıya her türlü kolaylık sağlandığını, müvekkil bankanın bir kamu bankası olması ve kurum olması göz önüne alındığında yapılan her işlem bir onaya bir prosedüre tabi olduğunu, müvekkil banka tarafından her türlü tazminat haklı saklı kalmak kaydı ile hiç bir hukuki dayanağı olmayan tamamen kötü niyetle açılan iş bu davanın reddini, harç ve masraflarıyla ücreti vekâletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, taraflar arasında bankacılık işlemi nedeniyle borçların ödenmesi/ tasfiyesine yönelik düzenlenen 03/01/2018 tarihli protokole davalı bankanın aykırı davrandığı iddiası ile oluştuğu söylenen tazminatın tahsiline ilişkindir.Taraf teşkili sağlanmış, taraf delilleri celp edilmiş, uyuşmazlığın çözümü bilirkişi incelemesi gerektirdiğinden dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Bilirkişi heyetinin 20/05/2025 tarihli rapor içeriğine göre; dava dosyası içeriğine göre; davacı/-----Şirketi ile davalı/Banka'nın şubeleri arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmeleri ile, söz konusu şirketler tarafından davalı/Banka'dan krediler alındığı, davacı--- ait taşınmaz üzerinde, davacı/---- Şirketi'nin davalı/Bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarına teminat teşkil etmek üzere, 7.500,000 TL teminat bedelli 23.02.2016 tarihli ipotek tesis edildiği, davalı/Banka (alacaklı) ile davacı/ ----- Şirketi ve davadışı/----- Şirketi (borçlular) arasında, Genel Kredi Sözleşmelerinden kaynaklanan kredi borçlarının tasfiyesini konu edinen, 03.01.2018 tarihli Protokol akdedildiği, işbu protokolün konusu özetle; davacı-- Şirketi'nin kredi borçlarının kısmen tahsil edilmesi, davadışı---- Şirketi'nin kredi borçlarını tamamen tahsil edilmesi; borçların tahsiline teminat oluşturması için davacı---- ait taşınmazın mülkiyetinin davalı/Banka'ya tapuda 5.200.000 TL bedelle devredilmesine; borçların tahsil edilmesinden sonra, devir tarihinden itibaren 18 ay içinde, davacı/---- (geri alım) hakkını” kullanmak suretiyle taşınmazın kendisine ya da 3.kişiye geri devredilmesini davalı/Banka'dan talep etmesi halinde taşınmazın mülkiyetinin geri devredilmesine ilişkin olduğu, davacı, söz konusu protokolün tamamının ya da bazı hükümlerinin TBK.md.20, TBK.md.28 ve TBK.md.77 hükümlerine aykırılık oluşturduğunu, dolayısıyla geçersiz olduğunu iddia ettiği, TBK.md.20 ve devamı hükümlerinde, Genel İşlem Koşulları içeren sözleşmeler tanımlanmış ve bu sözleşmelerin hükümlerinin geçerli olup olmadıklarının denetlenmesini düzenleyen hükümlere yer verildiği, ancak söz konusu protokolün, davalı/Banka tarafından, birçok Müşteriye imzalattırılmak için önceden ve tek taraflı olarak düzenlendiği anlaşıldığı, dolayısıyla da TBK.md.20 hükümleri anlamında “Genel İşlem Koşulları” içeren bir sözleşme nitelendiğinde olduğu anlaşıldığı, davacı bu hususu ispata yönelik somut delil sunmadığı gibi, protokolün hükümleri incelendiğinde, davacı/---- davalı/bankaya olan kredi borçlarının tahsili amacıyla ve bu şirketlere özgü olarak düzenlendiği, bu sebeple de, söz konusu protokol Genel İşlem Koşulları içeren bir sözleşme niteliğinde olmadığından, protokolün tamamının veya bazı hükümlerinin, Genel İşlem Koşullarının denetlenmesini düzenleyen hükümler (TBK.md.21 ve md.25 hükümleri) uyarınca geçersiz (yazılmamış) sayılamayacakları kanaatine varıldığı, takdiri tamamen Mahkemeye ait olduğu, TBK.md.28'de, sözleşmenin “aşırı yararlanma (gabin)” sebebiyle geçersiz olması ve geçersizliğin sonuçlara düzenlendiği, ancak aşırı yararlanma, “iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde" ortaya çıkabilecek bir geçersizlik türü olduğu, söz konusu protokol ise, kanaatlerince bir “tasfiye sözleşmesi” niteliğinde olduğundan (iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme niteliğinde olmadığından) gabin sebebiyle geçersiz olması mümkün olmadığı, kaldı ki bir için bu protokolün “iki tarafa borç yükleyen sözleşme” niteliğinde olduğu farz edilse bile, kanaatlerince, bu sözleşmenin aşırı yararlanma sebebiyle geçersiz olması için gerekli olan ve TBK.md.28/f.1'de düzenlenmiş olan “yasal şartların (geçersizlik şartlarının/sebeplerinin)” somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varıldığı, bu sebeplerle söz konusu protokolün aşırı yararlanma (gabin) sebebiyle geçersiz olmadığı kanaatine varıldığı, takdiri tamamen Mahkemeye ait olduğu, TBK.md.77 ve davamı hükümlerinde “sebepsiz zenginleşme" düzenlendiği, sebepsiz zenginleşme ise, bir geçersizlik sebebi olmadığı, bir sözleşme ilişkisi dolayısıyla taraflardan biri diğer tarafın malvarlığından sebepsiz (haklı sebepsiz) zenginleştiği takdirde, zenginleşme tutarını diğer tarafa iade etme yükümlülüğü altına girer; yoksa sözleşme ilişkisi geçersiz olmayacağı, dava konusu protokol dolayısıyla davalı/Banka'nın davacıların malvarlığından sebepsiz olarak zenginleştiği ise dava dosyası içeriğinden anlaşılamadığı, bu sebeple, dava konusu sözleşmeye sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanmasının da mümkün olmadığı kanaatine varıldığı, takdiri tamamen Mahkemeye ait olduğu, yukarıda açıklanan gerekçelerle, konusu protokolün tamamen (tamamının) veya kısmen (yani bazı hüküm veya hükümlerinin) geçersiz olmadığı kanaatine varıldığı, takdiri tamamen mahkemeye ait olduğu, sözkonusu protokolde yer alan hükümlere göre; kredi borçlarının davalı/Banka tarafından tahsiline teminat oluşturması için davacı/-----ait taşınmazın mülkiyeti davalı/Banka'ya tapuda 5.200.000 TL bedelle devredildikten ve borçlar tahsil edildikten sonra, devir tarihinden itibaren 18 ay içinde, davacı---- vefa (geri alım) hakkını kullanmak suretiyle taşınmazın kendisine ya da 3.kişiye satılıp mülkiyetinin geri devredilmesini davalı/Banka'dan talep etmesi gerektiği, aksi takdire, taşınmazın kendisine ya da 3.kişiye satılıp mülkiyetinin geri devredilmesini talep etme hakkını (yani vefa hakkını) kaybedeceği, protokolde sözü edilen taşınmazın mülkiyetinin davalı/Banka'ya 06.01.2019 tarihinde devredildiği, dolayısıyla da davacının vefa (geri alım) hakkını kullanma süresi normal şartlarda (süre uzatılmadığı durumlarda) 18 ay sonra, yani 16.07.2020 tarihinde sona erdiği, ancak davacının davalı/Banka'dan talep etmesi üzerine, vefa hakkının süresinin önce 19.01.2021 tarihine kadar uzatılmış olduğu, ikinci kez talep etmesi üzerine de 30.04.2021 tarihine kadar uzatılmış olduğu, yani vefa hakkının kullanım süresinin, talep üzerine iki kere uzatılmış olduğu, sonrasında, davacı--- “vefa hakkını” kullandığı ve taşınmazın davadışı/ ---- Şirketi'ne satıp devredilmesini talep ettiği, bu talebin davalı/Banka tarafından kabul edildiği, bunun üzerine davadışı/----- Şirketi tarafından devir hazırlıklarına başlandığı ve 15.04.2021 tarihli Banka Ödeme Dekontu (---- Bankasına ait) ile 128.934,00 TL tutarında tapu harcının ödendiği, tapuda devir işlemlerinin yapılması için tapudan gerekli randevunun da alındığı, ancak daha sonra davadışı/--- Şirketi tarafından davalı/Banka'ya gönderilen Yazı ile, söz konusu taşınmazın satış ve devir işlemlerinin yapılması için 30 gün süre talep edildiği, bu talebin davalı/Banka tarafından reddedildiği ve taşınmazın davadışı/---- Şirketi'ne (alıcıya) veya başkasına satılıp devredilmediği, davalı/Banka'nın mülkiyetinde kalmaya devam ettiği, davacılar bu davada, taşınmazın davadışı----- Şirketi'ne (alıcıya) satıp devredilmesi için talep edilen 30 günlük sürenin verilmesinin davalı/Banka tarafından reddedilmesi dolayısıyla söz konusu taşınmazın davadışı/---- Şirketi'ne satılıp devredilmemesi ve davalı/Banka'nın Mülkiyetinde kalmaya devam etmesi sebebiyle zarara uğradığını iddia etmekte ve bu zararının tazminini talep ettiği, söz konusu taşınmaz, davacı/--- Şirketi ile davadışı/-- İnşaat Şirketi'nin davalı/Bankaya olan kredi borçlarını ödememeleri ve ödemekte gecikerek temerrüde düşmeleri sebebiyle, davacı----- Şirketi'nin borçlarının bir kısmının davalı/Banka'ya ödenmesi, davadışı---- Şirketi'nin ise davalıBankaya olarak kredi borçlarının tamamının davalı/Banka'ya ödenmesi amacıyla akdedildiği, dolayısıyla bu protokol, davacı şirket ile davadışı şirketin davalı/Bankaya olan kredi borçlarını ödemekte gecikerek temerrüde düşmeleri ve dolayısıyla da kredi sözleşmelerinden kaynaklanan kredi borçlarını ihlal etmeleri (kredi sözleşmesine aykırı davranmaları) sebebiyle davalı/Banka'nın uğradığı ve/veya uğrayacağı zararın tazmini için akdedildiği, yani bu protokol, davacı şirket ile davadışı şirketin kredi sözleşmelerinden kaynaklanan borçlarını ihlal etmeleri yüzünden davalı/Banka'nın uğradığı ve/veya uğrayacağı zararın tazmini amacıyla akdedildiği, ayrıca protokolde, davac--- satın ve devralınacak olan taşınmaz üzerinde davacıya, 18 ay içinde “vefa hakkını” kullanmak suretiyle taşınmazın mülkiyetine geri alma hakkı tanındığı, ayrıca davalı/Banka'nın protokolde “yıllık %16" olarak kararlaştırılan faiz oranını sonradan “yıllık %10'a” indirdiği, dolayısıyla, davalı/Banka'nın söz konusu protokolü akdetmekle ve uygulamakla “iyiniyetli bir yaklaşımı/davranış” sergilediği, kötüniyetli bir yaklaşımının/davranışının söz konusu olmadığı, kanaatine varıldığı, yukarıda açıklandığı üzere; protokolde sözü edilen taşınmazın mülkiyetinin davalı/Banka'ya 06.01.2019 tarihinde devredildiği anlaşıldığı, dolayısıyla da davacının “vefa (geri alım) hakkını” kullanma süresi normal şartlarda (süre uzatılmadığı durumlarda) 18 ay sonra, yani 16.07.2020 tarihinde sona erdiği, ancak davacının davalı/Banka'dan talep etmesi üzerine, vefa hakkının süresinin 19.01.2021 tarihine kadar uzatılmış olduğu, davadışı/ ----- Şirketi'nin ikinci kez talep etmesi üzerine 30.04.2021 tarihine kadar uzatılmış olduğu, kanaatlerince davalı/Banka'nın süre uzatım taleplerini kabul ederek “vefa hakkının” süresini uzatması da, davalı/Banka'nın iyiniyetli bir yaklaşım/tutum sergilediğinini gösterdiği, takdiri tamamen Mahkemeye ait olduğu, sonrasında, davacı--- vefa hakkını kullandığı ve taşınmazın davadışı----- Şirketi'ne satıp devredilmesini talep ettiği, bunun üzerine davadışı----- Şirketi tarafından devir hazırlıklarına başlandığı ve 15.04.2021 tarihli banka ödeme dekontu (------ Bankasına ait) ile 128.934,00 TL tutarında tapu harcının ödendiği, tapuda devir işlemlerinin yapılması için tapudan gerekli randevunun da alındığı, ancak daha sonra davadışı/ ----- Şirketi tarafından davalı/Banka'ya gönderilen Yazı ile, söz konusu taşınmazın satış ve devir işlemlerinin yapılması 30 gün süre süre talep edildiği, bu talebin davalı/Banka tarafından reddedildiği ve taşınmazın davadışı---- Şirketi'ne (alıcıya) veya başkasına satılıp devredilmediği, davalı/Banka'nın mülkiyetinde kalmaya devam ettiği, Vefa (geri alım) süresinin 30 gün daha uzatılmasına yönelik davadışı---- Şirketi'nin talebinin davalı/Banka tarafından “haklı olarak” reddedildiği, davalı/Banka'nın bu talebi reddetmesinin söz konusu protokol hükümlerine aykırılık oluşturmadığı, dolayısıyla da davacıların uğradıklarını iddia ettikleri zararın tazminini davalı/Banka'dan talebe hak kazanamadıkları kanaatine varıldığı, davacıların davalıdan uğradıkları iddia ettikleri zararın tazminini talebe hak kazanmadıkları, dolayısıyla da bu davadaki tazminat taleplerinin yerinde olmadığını beyan etmişlerdir. Tüm dosya kapsamı ve denetime elverişli bilirkişi rapor içeriklerine göre; davacı/--- Şirketi ve davadışı/ ---- Şirketi ile davalı/Banka'nın şubeleri arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmeleri ile, söz konusu şirketler tarafından davalı/Banka'dan krediler alındığı, davacı--- ait taşınmaz üzerinde, davacı---- Şirketi'nin davalı/Bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarına teminat teşkil etmek üzere, 7.500,000 TL teminat bedelli 23.02.2016 tarihli ipotek tesis edildiği, davalı/Banka (alacaklı) ile davacı/ --- Şirketi ve davadışı/----- Şirketi (borçlular) arasında, Genel Kredi Sözleşmelerinden kaynaklanan kredi borçlarının tasfiyesini konu edinen, 03.01.2018 tarihli Protokol akdedildiği, işbu protokolün konusu özetle; davacı/--- Şirketi'nin kredi borçlarının kısmen tahsil edilmesi, davadışı/---- Şirketi'nin kredi borçlarını tamamen tahsil edilmesi; borçların tahsiline teminat oluşturması için davac---- ait taşınmazın mülkiyetinin davalı/Banka'ya tapuda 5.200.000 TL bedelle devredilmesine; borçların tahsil edilmesinden sonra, devir tarihinden itibaren 18 ay içinde, davac---- “vefa (geri alım) hakkını” kullanmak suretiyle taşınmazın kendisine ya da 3.kişiye geri devredilmesini davalı/Banka'dan talep etmesi halinde taşınmazın mülkiyetinin geri devredilmesine ilişkin olduğu, davacı tarafça protokolün TBK 20. Madde kapsamında aykırılıklar bulunduğu iddia edilmiş ise de; birçok müşteriye imzalattırılmak üzere önceden ve tek taraflı hazırlanan bir belge niteliğinin bulunmadığı, aksi yönde delil bulunmadığı, protokolün hükümleri incelendiğinde, davacı---- İnşaat Şirketi'nin davalı/bankaya olan kredi borçlarının tahsili amacıyla ve bu şirketlere özgü olarak düzenlendiğinin anlaşıldığı, dava konusu protokol bir tasfiye sözleşmesi niteliğinde olduğundan (iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme niteliğinde olmadığından) gabin sebebiyle geçersiz olmasının mümkün olmadığı, kaldı ki bir için bu protokolün “iki tarafa borç yükleyen sözleşme” niteliğinde olduğu farz edilse bile, bu sözleşmenin aşırı yararlanma sebebiyle geçersiz olması için gerekli olan ve TBK.md.28/f.1'de düzenlenmiş olan yasal şartların (geçersizlik şartlarının/sebeplerinin) somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varıldığı, somut olayda sebepsiz zenginleşme koşullarının da oluşmadığı, protokolde sözü edilen taşınmazın mülkiyetinin davalı/Banka'ya 06.01.2019 tarihinde devredildiği, dolayısıyla da davacının vefa (geri alım) hakkını kullanma süresi normal şartlarda (süre uzatılmadığı durumlarda) 18 ay sonra, yani 16.07.2020 tarihinde sona erdiği, ancak davacının davalı/Banka'dan talep etmesi üzerine, vefa hakkının süresinin önce 19.01.2021 tarihine kadar uzatılmış olduğu, ikinci kez talep etmesi üzerine de 30.04.2021 tarihine kadar uzatılmış olduğu, yani vefa hakkının kullanım süresinin, talep üzerine iki kere uzatılmış olduğu, sonrasında, davacı/--- vefa hakkını kullandığı ve taşınmazın davadışı---- satıp devredilmesini talep ettiği, bu talebin davalı/Banka tarafından kabul edildiği, bunun üzerine davadışı--- Şirketi tarafından devir hazırlıklarına başlandığı ve 15.04.2021 tarihli banka ödeme dekontu (---- Bankasına ait) ile 128.934,00 TL tutarında tapu harcının ödendiği, tapuda devir işlemlerinin yapılması için tapudan gerekli randevunun da alındığı, ancak daha sonra davadışı---- Şirketi tarafından davalı/Banka'ya gönderilen yazı ile, söz konusu taşınmazın satış ve devir işlemlerinin yapılması için 30 gün süre talep edildiği, bu talebin davalı/Banka tarafından reddedildiği ve taşınmazın davadışı----- Şirketi'ne (alıcıya) veya başkasına satılıp devredilmediği, davalı/Banka'nın mülkiyetinde kalmaya devam ettiği, davacıların bu davada, taşınmazın davadışı---- Şirketi'ne (alıcıya) satıp devredilmesi için talep edilen 30 günlük sürenin verilmesinin davalı/Banka tarafından reddedilmesi dolayısıyla söz konusu taşınmazın davadışı------ Şirketi'ne satılıp devredilmemesi ve davalı/Banka'nın mülkiyetinde kalmaya devam etmesi sebebiyle zarara uğradığını iddia etmekte ve bu zararının tazminini talep ettiği, söz konusu taşınmaz, davacı--- Şirketi ile davadışı----- Şirketi'nin davalı/Bankaya olan kredi borçlarını ödememeleri ve ödemekte gecikerek temerrüde düşmeleri sebebiyle, davacı--- Şirketi'nin borçlarının bir kısmının davalı/Banka'ya ödenmesi, davadışı/---- Şirketi'nin ise davalı bankaya olarak kredi borçlarının tamamının davalı/Banka'ya ödenmesi amacıyla akdedildiği, dolayısıyla bu protokol, davacı şirket ile davadışı şirketin davalı/Bankaya olan kredi borçlarını ödemekte gecikerek temerrüde düşmeleri ve dolayısıyla da kredi sözleşmelerinden kaynaklanan kredi borçlarını ihlal etmeleri sebebiyle davalı/Banka'nın uğradığı ve/veya uğrayacağı zararın tazmini için akdedildiği, yani bu protokol, davacı şirket ile dava dışı şirketin kredi sözleşmelerinden kaynaklanan borçlarını ihlal etmeleri yüzünden davalı/Banka'nın uğradığı ve/veya uğrayacağı zararın tazmini amacıyla akdedildiği, ayrıca protokolde, davac---- satın ve devralınacak olan taşınmaz üzerinde davacıya, 18 ay içinde vefa hakkını kullanmak suretiyle taşınmazın mülkiyetine geri alma hakkı tanındığı, ayrıca davalı/Banka'nın protokolde yıllık %16 olarak kararlaştırılan faiz oranını sonradan yıllık %10'a indirdiği, dolayısıyla, davalı/Banka'nın söz konusu protokolü akdetmekle ve uygulamakla iyiniyetli bir yaklaşımı/davranış sergilediği, kötüniyetli bir yaklaşımının/davranışının söz konusu olmadığı, davalı bankanın vefa hakkının 30 gün süre ile uzatılması talebinin haklı olarak reddedildiği ve protokole aykırı olmadığı, davacıların uğradıklarını iddia ettikleri zararın tazminini davalıdan talep hakkının bulunmadığı kanaatine varılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının esastan reddine, 2-Alınması gerekli karar harcı 732,00 TL’den peşin olarak yatırılan 853,88 TLharçtan mahsubu ile fazla alınan 121,88 TL harcın karar kesinleştiğinde istek halinde yatırana iadesine, 3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine, 7-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içinde (HMK 345/1), mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle, Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmek üzere tarafların istinaf yasa yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair davalı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.