İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/668 E. 2026/326 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/668
Karar No
2026/326
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/668 Esas KARAR NO : 2026/326

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 12/10/2021 KARAR TARİHİ : 17/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 08.08.2017 tarihinde saat 08:00 sularında davalılardan kazaya karışan/...'in dikkatsiz bir şekilde kullandığı bisikletiyle temizlik işçisi olarak çalışan ve o gün yerleri süpürmekte olan müvekkiline arkasından çarptığını, çarpmanın etkisiyle müvekkilinin yola düştüğünü ve davalılardan sürücü ... yönetimindeki ... plakalı aracın müvekkiline çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiğini, bu kazada müvekkilinin sol bacağı toplu taşıma aracının altında kaldığını ve feci surette ezildiğini, müvekkilinin bu kazadan sonra sakat kaldığını, müvekkilinin olay günü önce ... Devlet Hastanesine kaldırıldığını akabinde tedavileri ... Devlet Hastanesinde devam ettiğini, davalılardan ...'ın kaza tarihinde kazaya karışan motorlu taşıtın ruhsat sahibi ve zorunlu mali sorumluluk sigortası lehtarı olduğunu, olayın ayrıntıları ve kolluk tarafından olay günü tanzim edilen tutanakların dilekçe ekinde sunduklarını, olayda müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığını, müvekkilinin beden gücü kayıp oranının henüz belirlenmediğini, müvekkilinin 08.08.2017 kaza tarihinde 58 yaşında olduğunu ve kazadan önce temizlik işçisi olarak çalıştığını, müvekkilinin kaza tarihinde aylık 1.905,00 TL (Dönem Asgari Ücretinin 1.35 katı) net ücret almakta olduğunu, kazadan sonra bu miktarda kazanç elde etmesi mümkün olmadığını, trafik kazasında müvekkilinin bedensel zarara uğraması nedeniyle, toplanacak delillere göre (6100 sayılı Yasa'nın 107.maddesi uyarınca) maddi tazminat belirlenerek 1.600,00 TL'den az olmamak üzere (fazlaya ilişkin haklar saklı İkalrhak kaydıyla), işleten ... sürücü ... ve kazaya kar ... yönünden olay tarihinden; davalı sigorta şirketi yönünden sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile müvekkile ödenmesini, ayrıca 300.000,00 TL manevi tazminatın, olay tarihinden işletilecek avans faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte işleten ... sürücü ... ve kazaya karışan ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkile ödenmesini, işleten ... sürücü ... ve kazaya karışan ...'in taşınır taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını, yargılama sebebiyle doğacak harç ve masraflar bakımından adli yardım kararı verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ... Sigortası Genel Şartlarında belirtilen başvuru şartlarını sağlamaksızın huzurdaki davayı açtığını, bu nedenle dava usulden reddedilmesini, müvekkili şirkete usule uygun başvuru yapılmadığını, kanunla belirlenmiş dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddini talep ettiklerini, müvekkili şirket tarafından ... nolu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalanan ... plakalı aracın 08.08.2017 tarihinde işletilmesi sırasında oluşan kazada ... yaralandığını, davacının dava dilekçesinde 1.000,00 TL maddi ve 300.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğunu, ancak başvuran geçici ve kalıcı iş görmezlik, tedavi giderleri talepleri için ayrı ayrı ne kadar talepte bulunduğunu belirtmediğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkiline şirket maddi tazminat talepleri açısından poliçe limitleri dahilinde ve sigortalı aracın sürücüsünün kusuru oranında davacının zararlarını gidermekle yükümlü olduğunu, davacı ... Belediyesinde temizlik görevlisi olarak çalıştığını, davacının olay günü yolu temizlemek amacıyla kazanın meydana geldiği yola adım attığı sırada, diğer davalı ... sevk ve yönetimindeki bisikletin çarpması neticesinde dengesini kaybederek ayağını yola attığını, o esnada yoldan geçmekte olan müvekkili şirket tarafından sigortalanan ... plakalı araç, davacının ayağının üzerinden geçtiğini, davacının karakol ifadesinde de açıkça belirttiği üzere; müvekkili şirket tarafından sigortalanan araç yolunda ilerlerken davacı dengesini kaybedip yola çıktığını, bu nedenle müvekkili şirket tarafından sigortalanan araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığını, kaza davacı ve diğer davalı bisiklet sürücüsünün hatalı davranışları nedeniyle meydana geldiğini, bu nedenle dava reddedilmesini, kaza tespit tutanağına göre, yayanın beyanı alınamadığından ve aynı zamanda olayın oluşumuna dair yeterli iz ve delil bulunamadığından kusur dağılımının yapılamadığının bildirildiği, davacının dava konusu kazada oluşan maluliyeti nedeniyle sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve sair taleplerde bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından sigortalanan aracın ZMSS Poliçesi 18.09.2016 – 18.09.2017 tarihlerini kapsadığından, poliçe ile ilgili çıkan uyuşmazlıklar ... tarihli ve ... sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları hükümlerine tabi olacağını, 01.06.2015 Tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’nın 5. Maddesinde poliçe kapsamına giren teminat türleri belirlendiğini, bu şartlar içinde geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı giderleri ve tedavi giderleri sayılmadığını, başvuruyu kabul etmemekle birlikte geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı giderleri ve tedavi giderleri taleplerinin poliçe teminatı dışında olduğunu, davacının talebinin bu tazminatlara yönelikse başvurunun reddedilmesini, dava dilekçesi ayrıntılı olarak arz ve izah edilen nedenlerle davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin de izah ettiği üzere ... bisikletiyle kaldırımı süpürmekte olan davacıya çarptığını ve çarpmanın etkisiyle yola düşen davacıya, müvekkili ...'ın ruhsat sahibi olduğu diğer müvekkili ...'nin ise aracın o esnada kullanıcısı olduğu ... plaka sayılı aracın çarpmasıyla gerçekleşen işbu kazada, o esnada aracın kullanıcısı konumunda olan ...'nin herhangi bir kusuru ya da kastı söz konusu olmadığını, Karakol ifade tutanaklarının celp edilmesi ile davacının beyanları da göz önünde bulundurulduğu müvekkili ...'nin gerçekleşen bu kazada herhangi bir kusurunun olmadığı anlaşılacağını, dosya içerisinde bulunan delillerden "ALKOL TESPİT TUTANAĞI" incelendiğinde müvekkili ...'nin alkol durumunun 0(sıfır) promil olduğu görüldüğünü, müvekkili ... trafik kurallarına uygun bir şekilde trafikte seyrettğini, dengesini kaybeden davacının kazaya kendisinin sebebiyet verdiğini, kaza tespit tutanağında da izah edildiği üzere davacının, müvekkilinin kullanımında olan aracın sağ arka kısmına çarpması ifadesi de müvekkilinin kasıtlı bir şekilde bu kazaya sebebiyet verdiğini gösterdiğini, müvekkilinin ilgili kazayı farkeder farketmez aracı durdurmak suretiyle gereken müdaheleler için elinden geleni yaptığını ve olay yerini terketmediğini, müvekkili ...'nin kusurlu olmadığını ve husumet yokluğundan davanın reddini talep ettiklerini, davacının karakol ifadesinde davalı müvekkil ve aracın işleteni olan diğer müvekkil ...'dan şikayetçi olmadığını ve herhangi bir talebinin bulunmadığını, mevcut davanın usulden reddi gerektiğini, davaya cevaplarının kabulünü, davacının haksız ve hukuka aykırı davasının reddini, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddini, kazanın oluş şeklini ve maddi vakıaları dikkat alarak doğru ve isabetli bir değerlendirmek yapabilecek nitelikte uzman bilirkişi kurulundan hem bisikletin sürücüsü ... hem de müvekkili ...'nin araç sürücü olarak kusurlarının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını, müvekkili ...'nin kusurlu bulunması durumunda; davacının, maluliyet oranının belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu'ndan katii raporunun alınmasını ve sakatlıktan kaynaklı sürekli iş göremezlik tazminatının hesaplanması için aktüer sıfatına sahip bir bilirkişinin görevlendirilmesini, davacının tüm delillerini sunmasını ve taraflarına tebliğ ettirmelerine ve buna göre ek savunma haklarının saklı tutulmasını, davacı vekilinin açmış olduğu davanın reddini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE Davacının davası yaralamalı trafik kazası nedeniyle kalıcı ve geçici maluliyet ve tedavi gideri)nden oluşan maddi tazminat ve manevi tazminat davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 08/08/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının yaralanması ve iş gücü kaybına uğraması nedeniyle sigorta şirketi hariç olmak üzere davalılardan manevi tazminat talebinin yerinde olup olmadığı, maddi tazminat talebine konu alacak kalemleri bakımından (hastanede kaldığı sürede uğramış olduğu kazanç kaybı, geçici ve sürekli iş gücü kaybı, ekonomik geleceğin sarsılması sebebiyle uğradığı zarar, tedavi masrafları) davalıların sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise kalem kalem miktarının ne kadar olduğu hususlarından kaynaklanmaktadır. Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 inci maddesinin birinci fıkrasında; bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi hâlinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, 91 inci maddesinin birinci fıkrasında; işletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu, yine olay tarihinde yürürlükte bulunan 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında ise; zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların bu Kanunda öngörülen usul ve esaslara tabi olduğu ve 2918 sayılı Kanun'da düzenlenmeyen hususlar hakkında 6098 sayılı Kanun'un haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı şeklinde düzenleme getirilmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ilâ 51 inci maddelerine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlü olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispatla mükelleftir. Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Türk Borçlar Kanunu'nun "Bedensel zararlar" başlıklı 54 üncü maddesinde bedensel zararlar "özellikle" ifadesine yer verilmek suretiyle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak örnekseme yoluyla açıklandıktan sonra, "Tazminatın belirlenmesi" başlıklı 55 inci maddenin birinci fıkrasında ise; "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır." hükmüne yer verilmiştir. Açıklanan düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere tazminatın hesaplanmasına yönelik somut kurallar bulunmadığından tazminatın (uğranılan gerçek zararın) belirlenmesine yönelik ilkeler, somut olayın özelliği gözetilmek suretiyle yeksenak uygulamaların ortaya konulabilmesi amacıyla ilgili Kanunlar çerçevesinde oluşturulan içtihatlarla belirlenmiştir. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu yönünde bir iddia ve talep bulunması hâlinde gerçek zararın tespit edilebilmesi bakımından kusur durumu, kişinin gelir durumu, yaşam tablolarına göre belirlenen bakiye ömür süresi, maluliyet oranı gibi birden fazla veri bir arada göz önünde bulundurularak değerlendirme yapılmaktadır. Dolayısıyla tazminat hesabında (varsa geçici işgöremezlik süresinin ve) maluliyet, (sürekli iş gücü kaybı) oranının usulüne uygun belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulamaları uyarınca kaza ile maluliyet arasında illiyet bağı kurulmak koşuluyla bu belirlemenin Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi, üniversite ya da araştırma hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlıkları aracılığıyla tespit edilmesi gerekmektedir. Söz konusu bu belirlemenin kayba uğradığı iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan ve Yargıtay uygulamaları ile benimsenen mevzuata uygun olarak yapılması gerekmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ...Esas ... Karar) Dava konusu olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 56. (BK m. 47) maddesinde; "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere TBK’nın 56. maddesi gereğince vücut bütünlüğü zarara uğrayanların manevi tazminat isteme hakları vardır. Türk Borçlar Kanunu’nun 56. (BK m. 47) maddesi hükmüne göre takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hâl ve şartlar 22.06.1966 tarihli ve ...E., ... K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hâkim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hâl ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenler karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü Kanun’un takdir hakkı verdiği hususlarda hâkimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna dair bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O hâlde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut durumda elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 02.10.2018 tarihli ve ... E., ... K.; 02.03.2021 tarihli ve... E.... K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ... Esas ... Karar) Davacının maluliyetine ilişkin İstanbul ATK 3. İhtisas Dairesi'nden alınan 14.08.2024 tarihli raporunda özetle; davacıda tespit edilen kronik venöz yetmezlik rahatsızlığının dosyada mevcut tıbbi belgelerde kazaya bağlı herhangi bir damar patolojisi tanımlanmadığından olayla illiyetinin kurulamadığı ancak varsa olaya bağlı geçirilmiş bir derin ven trombozu hastalığının kayıtlı epikrizler, doppler USG raporları vb. müteakip tıbbi belgelerin teminen gönderilmesi halinde tekrar değerlendirilebileceği cihetiyle, mevcut belgelere göre; ... oğlu 12/06/1958 doğumlu, ...’ın 08/08/2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, ... tarih ve ... sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümleri kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu dolayısıyla; kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 (üç) haftaya kadar uzayabileceği yönünde görüş bildirilmiştir. Davaya dayanak trafik kazasına karışan davacı ile davalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurlu olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 21.01.2025 tarihli raporunda özetle; davaya dayanak trafik kazasının, meskun içi mahalde, azami hız limiti saatte 50 km olan, 20 metre genişliğinde, iki yönlü cadde sınıfı yolda gerçekleştiği, kazanın gerçekleştiği zaman diliminde havanın açık, vaktin gündüz olduğu, zeminin asfalt kaplama ve yüzeyi kuru, yatay güzergah düz ve düşey güzergah eğimli olduğu, dosya içerisinde olayın oluş şeklini ve olay yeri özelliklerini anlatır trafik kazası tespit tutanağı bulunmadığı, yeterli iz ve delil olmadığından kusur dağılımı yapılmadığının belirtildiği, davacı yaya ...'ın ifadesinde özetle: "...olay mahalli cadde üzerinde kaldırımı süpürge ile süpürdüm. Yolu temizlemek için kaldırımda yola adım attım, tam bu esnada ... kullandığı bisiklet ile bana çarptı. Dengemi kaybettim ve yoldan geçmekte olan otobüs sol ayağımın üzerinden geçti..." şeklinde beyanda bulunduğu, dosya içerisindeki tüm verilerin değerlendirildiği, kazanın yukarıda olay kısmında açıklandığı biçimde gerçekleştiği anlaşıldığı, kazanın meydana geldiği mahalde ilk geçiş hakkı yayalara kıyasla sürücülerde olduğu, bu mahalde yayanın kaplamaya girişini yapmadan önce bisiklet sürücüsüne ilk geçiş hakkını bırakması gerektiği, bu bağlamda tüm veriler ile beraber davacı beyanı da dikkate alındığında davacı yayanın olay mahalli kaldırımdan yolu temizlemek için kaplamaya kontrolsüz girmesi ile kazaya sebebiyet verdiğinin anlaşıldığı, diğer sürücülerin ise bu süre zarfında kazayı önleyebilme adına tedbir imkanlarının olduğu tespiti yapılamadığı, kazayı önleyebilecek sürelerinin olduğuna dair somut veri olmadığından her iki sürücününde kusursuz olduğu değerlendirilerek, olayın oluş şekli, mahal şartları, davacı beyanı ve tüm veriler bir bütün olarak değerlendiğinde heyetlerince kanaatlerinin; mevcut bulgulara göre; davalı sürücü ..., idaresindeki bisiklet ile olay mahallinde kendi şeridinde seyir halindeyken kaldırımdan kaplamaya yolu temizlemek için girip kazaya sebebiyet veren davacı yayaya karşılık olarak kazayı önleyebilecek imkanının olduğu tespiti yapılamadığı anlaşılmakla gerçekleşen kazada kusursuz bulunduğu, davalı sürücü ..., idaresindeki otobüs ile olay mahallinde kendi şeridinde seyir halindeyken kaldırımdan kaplamaya yolu temizlemek için giren davacı yayaya bisikletin çarpması akabinde idaresindeki otobüsün sağ arka tekerleğinin davacı yayanın sol ayağına çarpması ile gerçekleşen olaya karşılık olarak kazayı önleyebilecek imkanının olduğu tespiti yapılamadığı anlaşılmakla gerçekleşen kazada kusursuz bulunduğu, davacı yaya ..., olay mahalli kaldırımdan yolu temizlemek için kaldırıma girmeden evvel yaklaşmakta olan araçların hız ve mesafesini gözlemlemesi, bir aracın gelmesi durumunda geçiş yapmayarak ilk geçiş hakkını araç sürücüsüne bırakması gerekirken bunu yapmayarak canını tehlikeye attığı ve ilk geçiş hakkına sahip olan bisiklet sürücüsünün hareket alanını kapattığı anlaşılmakla gerçekleşen kazada asli kusurlu bulunduğu, olayda; davalı sürücü ...'in kusursuz olduğu, davalı sürücü ...'nin kusursuz olduğu, davacı yaya ...'ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır. Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan kusur raporu ve tüm dosya kapsamına göre davaya dayanak trafik kazasının meydana gelmesinde davacının tam kusurlu olduğu, davalılara atfedilecek kusurun bulunmadığı, bu durumda davacının maluliyet ve tedavi giderinden oluşan maddi zararından davalıların sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmakla davacının sübut bulmayan davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; Davacının davacısının REDDİNE, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu karar harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalılar ..., ... ve ... Şirketi lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 48.160,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılar ..., ... Ve ... Şirketi verilmesine, Dosyada yapılan 13.020,00-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irad verilmesine, Taraflarca yatırılan bakiye gider ve delil avanslarının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekili ile davalılardan ... ve ... vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 17/04/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2021/668, K. 2026/326, T. 17.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-668-e-2026-326-k-8a45d79f8656