İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/73 E. 2026/213 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/73
Karar No
2026/213
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2022/73 Esas KARAR NO: 2026/213 DAVA: Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ: 01/02/2022 KARAR TARİHİ: 02/04/2026

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP;Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı --- küçük ---- annesi olduğunu, gebelik takibi dava dışı --- tarafından yapıldığını, ---- tarihlerinde geçerli olmak üzere---- no. ile davalı------- tarafından düzenlendiğini, sigortalı doktorun, gebelik takibinde davacı anneyi down sendromunu tespit eden testler, doğruluk oranları, alternatif tespit seçenekleri ve bunların reddedilmesi halinde ortaya çıkacak riskler konusunda usulünce aydınlatmayarak küçük --------down sendromlu olarak doğmasına sebebiyet verdiğini, down sendromu gebelikte tespiti mümkün olan, tespiti halinde de gebeliğin sonlandırılmasına izin verilen bir özür olduğunu, ------- kararlarında çok kesin bir şekilde down sendromu teşhis yöntemleri konusunda hastayı aydınlatmayan doktorun sorumlu olacağının tartışmasız olarak vurgulandığını, arabuluculuk görüşmelerinde de tarafların anlaşmaya varamadığını, arz edilen nedenlerle fazlaya dair talep ve dava hakkı mahfuz kalmak kaydıyla, küçük ------ için 430.000 TL işgöremezlik (bakıcı ücreti dahil maddi) tazminatı, 40.000 TL manevi tazminat, davacı ------ (anne) için 20.000 TL manevi tazminat, davacı ----(baba) için 20.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 510.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretiyle davalıdan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; talep edilen hak ve alacakların zamanaşımına uğradığını, davalı şirketin sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için öncelikle olayı kapsayan poliçe mevcut olmalı; olayın vukuundan itibaren 2 yıl içinde başvuruda bulunulması gerektiğini, davaya konu Down Sendromlu bebek ------- tarihinde gerçekleştiğini, somut olaya ilişkin olarak, hekimin, ilk tazminat talep tarihinden poliçesinin hangi şirkette olduğu ve olay tarihinde herhangi bir ---- bulunup bulunmadığının tespiti için TRAMER (SBM)'ye yazı yazılmasını talep ettiklerini, davacı yan tarafından, davalı şirketçe sigortalı bulunduğu iddia edilen hekim ----------- tarafından takip edildiği iddia edilen kısma yönelik itham ve iddialarda bulunulmuş olup; HMK md.64 vd. Uyarınca işbu davanın sonuçları kendisini de etkileyebileceğinden, davanın, sigortalı hekime ihbarını talep ettiklerini, dava konusu olayın ne şekilde meydana geldiği; davacının hangi tarihlerde sigortalı hekimle görüştüğü; doğum öncesi gebelik takiplerinin hangi hastanelerde hangi tarihlerde yapıldığı, gebelik takibine ilişkin yapılan test ve sonuçları, davacı bebeğin hastanede mi evde mi doğduğuna ilişkin hiçbir bilgi dava dilekçesinde yer almadığını, dava dilekçesinde yer alan tek bilgi küçüğün down sendromlu doğduğu olduğunu, iddia eden iddiasını ispatla mükellef olduğunu, sigortalı hekimin kusuruna dayalı olarak tazminat talep eden davacı yan, davasını ispata yarar maddi vakıaya ilişkin hiçbir bilgi ve delil sunmadığını, davacının gebelik takibinde sigortalı hekim tarafından takip edildiği döneme ilişkin tüm test ve tetkikler eksiksiz yaptırıldığını, dava konusu olayda, hekimin kusurlu olduğu iddialarının kabulü mümkün olmadığını, hastanenin ve hekimin sorumluluğunun doğabilmesi için, gerçekleştirilen teşhis ve tedavi yöntemlerinde tıbbi standartın uygulanmamış olması gerektiğini, tıbbi standartın uygulandığı yerde, hekimin müdahalesi tıp biliminin gereklerine de uygun ise hekimin/hastanenin kusur veya sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, maddi ve manevi tazminat hakkının doğabilmesi için, hukuka aykırı eylem, bu eylem sonucu ortaya çıkmış zarar, illiyet bağı ve kusur unsurlarının bir arada bulunması gerektiğini, dava konusu olayda davalı hekimin herhangi bir kusuru bulunmadığı gibi iddia edilen zarar ve gerçekleştirilen tedavi arasında illiyet bağı da bulunmadığını, arz ve izah edilen sebeplerle; öncelikle zamanaşımı itirazı gereği davanın reddini talep ettiklerini, HMK md.121 gereği davacı yan tarafından davaya dayanak edilen tetkik ve sair delillerin taraflara tebliğine, bu deliller tebliğ edilene kadar cevap haklarının saklı tutulmasına, davanın ----------- ihbarına, HMK md.119/2 gereği dava dilçesinde dayanılan olay ve maddi vakıalar ile talep sonucun açıklatılması için davacıya 1 haftalık kesin süre verilmesine; her halükarda haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

DELİLLER: Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, ----Örneği, Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu, Tıbbı Kötü Uygulamaya İlişkin ----- Poliçesi, ----- araştırmaları,----- Kayıtları, --- Kayıtları, ------- kayıtları, ---Hastanesi kayıtları,----------Kayıtları,Kadın-Doğum Uzmanı ----, Perinatolog ----, Sağlık Hukukçusu,----tarafından düzenlenen ---- tarihli bilirkişi raporu, ----- ön Raporu, Uzman Raporu,----- araştırmaları, Dosyadaki diğer tüm bilgi ve belgeler.

İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIALAR, DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:Dava, tıbbı kötü uygulama iddiasına bağlı olarak down sendromlu olarak doğum nedeniyle çocukta ortaya çıkan bedensel zararların tazmini için ; 6098 Sayılı TBK'nin 54. maddesi gereğince (1.Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar )Tıbbı Kötü Uygulamaya İlişkin--- dayalı olarak davalıya karşı açılmış maddi tazminat ve yine poliçe kapsamında TBK'nin 56. maddesine göre manevi tazminat istemlerine ilişkindir.Dosya davanın açıldığı tarihteki değerine göre mahkememiz heyeti tarafından tensip zaptı hazırlanarak HMK'nin 118 ilâ 186.maddeleri gereğince yazılı yargılama usulüne göre yargılamaya başlanmış, dilekçeler aşaması tamamlanmış, ön inceleme duruşması icra edilmeden dava değerinin -------- olduğu anlaşıldığından 7445 sayılı Kanunun 15. Maddesi ile 5235 sayılı Kanunun 5. Maddesinde yer alan "beş yüz bin" ibaresinin "bir milyon" şeklinde değiştirilmiş olması, bu değişikliğin ------- tarihli-------yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmesi, söz konusu değişikliğin görevin belirlenmesine yönelik etkisi, görev kurallarının derhal etkiye sahip olması ve bu konuda 7445 sayılı Kanunda aksine bir düzenlemeye yer verilmemiş olması ve eldeki davanın değerinin -------- altına kalması karşısında iş bölümüne nazaran bundan sonraki yargılamanın Üye ------ tarafından yürütülmesine karar verilerek dosya üye kalemine ve hakimine tevdi ve teslim edilmiştir. Davanın bulunduğu aşamadan itibaren ise 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne göre ön inceleme duruşması icra edilerek tahkikata geçilmiş ve tahkikat sınasında mevcut deliller incelenmiş ve değerlendirilerek ---- uyuşmazlığa ilişkin güncel karalarına göre usul ekonomisi ilkesi de gözetilerek tahkikatı gerektirir bir husus bulunmadığı tespit ve tayin edilerek tahkikat bitirilmiş ve sonuçta karar duruşmasına katılan taraf vekillerinin usule ve esasa ilişkin son sözleri de dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır. 6102 sayılı TTK'nin 1401. maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören , zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır. Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler, yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; öncelikle davacı çocuk --- gebelik sürecinden itibaren ---- tıbbı gözetim ve uygulamaları altında ---- tarihinde down sendromlu olarak dünyaya geldiği tartışmasızdır. Ayrıca Dr. Dr.---- başlanğıç ve bitiş tarihli olay başına ------ limitli maddi ve manevi tazminatı kapsar şekilde ------- işbu sigortanın konusuna ve şartlarına göre (on yıl öncesi) dava konusu olayı da kapsadığı görülmüştür. Mahkememizce taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösterilen tüm deliller ve davanın niteliği gereği resen toplanması gereken bilgi, belge ve deliller dosyaya kazandırılmıştır. Buna müteakip Mahkememizce öncelikle çocuğun maluliyet durumunun tespiti için -------Hastanesinden, kusura ilişkin bilirkişi heyetinden ve ------raporlar alınmasına karar verilerek bir kısım rapor ve ön raporlar alınmıştır. Ne var ki gerek mahkememizde bulunan aynı olaya ilişkin benzer dosyalar gerekse ülke genelinde açılan aynı olaya ilişkin davalar ve hukuki tartışmalar sonucunda -----tarafından ortaya konulan güncel içtihatlar karşısında usul ekonomisi ilkesi gereğince tahkikatı gerektirir bir husus bulunmadığından yargılama bitirilmiştir. Zira -----sayılı ilamında ve----------Sayılı ilamlarında " Anayasa'nın Temel hak ve hürriyetlerin niteliği başlıklı 12 nci maddesi, "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir...", Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı başlıklı 17 nci maddesi, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir..." düzenlemelerini içermektedir. Öte yandan ---- sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Engellilerin Haklarına----- bendinde, İşbu Sözleşmeye Taraf Olan Devletlerin, "...Bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına geldiğini de kabul ederek,..." aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmaya vardıkları belirtilmiş olup Yaşama Hakkı başlıklı 10 uncu maddesinde, Taraf Devletlerin her insanın yaşama hakkına sahip olduğunu yeniden onaylayarak engellilerin bu haktan etkin ve diğer bireylerle eşit koşullar altında yararlanmalarını sağlayacak gerekli tüm tedbirleri alacağı, Kişisel Bütünlüğün Korunması başlıklı 17 nci maddesinde, engelli her kişinin, beden ve ruh bütünlüğüne diğer bireylerle eşit bir şekilde saygı duyulması hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta down sendromlu doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir sebebe dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde hukuki yarar bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun kişilik haklarını ihlal etmektedir. Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, kişilik haklarını ihlal eder şekilde talep ve dava konusu edilemez.------ çerçevesinde engelli bireylere tanınan tüm haklardan davacı çocuğunda yararlanacağı şüphesizdir." tespit ve sonucuna ulaşıldığı anlaşılmıştır. Buna göre mahkememizce çabukluk ve usul ekonomisi ilkesi de gözetilerek mevcut durum ve delillere göre uyuşmazlık aydınlandığından hukuki güven ve belirlilikten neşet eden uygulama birliği de gözetilerek aynı doğrultuda karar verilmesi gerekmiştir. Binaenaleyh, davaya konu olayda ------- konu olayla bire bir aynı nitelikte olup mahkememizce de ---- mezkur tespit ve değerlendirmelerinin somut olaya, ulusal ve uluslararası hukuka ve özellikle kutsal yaşam hakkına uygun ve yerinde olduğu sonuç ve kanaati hasıl olduğundan yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde ispat edilemeyen ve yerinde görülmeyen davacı çocuk yönünden maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davacı anne --- ve baba ------- manevi tazminat davalarına gelince ; 6098 Sayılı TBK'nin 56. maddesinde "Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmüne yer verilmiştir. 4721 Sayılı TMKnin 4.maddesinde ise ' Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir' düzenlemesi bulunmaktadır. 6098 sayılı TBK'nin 56. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. ----------- gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Bu açıklamalar ışığında somut olayımıza tekrar döndüğümüzde ise doktor tarafından tıbbı iş ve işlemlerin yerine getirildiği, çocuğun down sendromlu olarak doğması ihtimaline ilişkin tüm veri, uyarı ve önerilerin yapıldığı görülmüştür. Böylece manevi tazminat isteyen davacı anne ve babanın eğitimleri, yaş, sağlık, ekonomik ve sosyal durumları da gözetildiğinde davacı anne babanın doğumun gerçekleşmesinde veya çocuğun down sendromlu doğma ihtimali hususunu açıkça bilecek, anlayacak ve sonuçlarını öngörecek durumda oldukları, hiç kimsenin kendi iradesi ya da kusurundan hak elde edemeyeceği ilkesi nazarında manevi tazminat işbu davaya özgü olarak manevi tazminat koşullarının oluşmadığı sonuç ve kanaati ile anne babanın manevi tazminat davalarının da ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerekmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1-3 maddeleri gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davacılar (ortak giderler yönünden müteselsil olarak) sorumlu tutulmuştur. ( Bilindiği üzere vekalet ücretine ilişkin olarak, 6100 sayılı HMK'nın 326/2 maddesinde; ''Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır." hükmü gereğince yargılama giderlerinin, haklılık oranına göre taraflara yüklenmesi gerekmekte ise de, ---tarihli -------- sayılı ilamı ile, HMK'nin 326/2 maddesinin manevi tazminat davaları yönünden ----aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş ve işbu iptal kararı yürürlüğe girmiş olup maddi tazminat davalarından farklı olarak manevi tazminat davalarında bir hesaplama yöntemi olmadığı, ödenecek manevi tazminat miktarının belirlenmesinin tamamen hakimin takdirinde olduğu, miktar belirtmek suretiyle manevi tazminat davasını açacak kişinin hâkimin hükmedeceği manevi tazminat tutarını öngörebilmesinin mümkün olmadığı gözetildiğinde ve manevi tazminat miktarının hâkimin takdirine göre belirlendiğinden manevi tazminatın kısmen reddedilen miktarı yönünden davacı taraf aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi hakkaniyete aykırı olacağı değerlendirilmektedir. Ayrıca mahkememizce AAÜT’nin manevi tazminat davalarında ücret başlıklı 10-(2). maddesinde yer alan “(2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.” hükmü de ----------- yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tarife ile yürürlükten kaldırılmış olup, Anayasa Mahkemesi kararı ve AAÜT uyarınca, davacının hükmedilecek manevi tazminat miktarını öngörmesi mümkün olmadığından kısmen reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden davacı taraf aleyhine vekalet ücreti hükmedilmeyeceği bilinmektedir. Ne var ki somut olayda davacıların manevi tazminat davaları tamamen reddedilmiş olup olayda uygulanması gereken HMK'nin 326/1 maddesi ve AAÜT'nin 10/3 fıkrasıdır. Görüldüğü üzere iptal hükmünün ve tarifeden kaldırılan 10/2 düzenlemesinin eldeki olaya bir etkisi yoktur. Bu nedenlerle manevi tazminat davaları yönünden davacılar aleyhinde yargılama gideri kapsamında manevi tazminat davaları yönünden ayrı ayrı vekalet ücretleri hesap ve takdir edilmesi zorunlu olmuştur.) Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ----bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davacılardan alınarak Hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davacı (çocuk-müteveffa) ------maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine, 2-)Davacı (anne) ---- ve davacı (baba) ------- manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine, 3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu harcın başlanğıçta alınan 1.741,91 TL nispi peşin harçtan mahsubuyla bakiye 1.009,91 TL harcın karar kasinleştiğinde talep halinde davacılara iadesine, 4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ---- bütçesinden ödenen 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacılardan müteselsilen alınarak Hazineye irad kaydına, 5-)Davalı tarafından yapılan 12.000,00 TL yargılama giderinin davacılardan müteselsilen alınarak davalıya verilmesine, 6-)Davalı Sigorta şirketi davacı çocuğun açtığı maddi ve manevi tazminat davalarında davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.10/3-4, 13/2,4 maddeleri uyarınca ret edilen miktarlar üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL maddi tazminat ve 40.000.00 TL manevi tazminat için karşı vekalet ücretlerinin davacı ------ alınarak davalıya verilmesine, 7-)Davalı Sigorta şirketi davacı anne ----- açtığı manevi tazminat davasında davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 10/3, 13/2 maddeleri uyarınca ret edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 20.000,00 TL nispi vekalet ücretinin işbu davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-)Davalı Sigorta şirketi davacı baba -------- açtığı manevi tazminat davasında davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 10/3,13/2 maddeleri uyarınca ret edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 20.000,00 TL nispi vekalet ücretinin işbu davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından ----------- ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle-------- Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/04/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/73, K. 2026/213, T. 02.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-73-e-2026-213-k-c177b22bc8d2