İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/401 E. 2026/309 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/401
- Karar No
- 2026/309
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/401 Esas KARAR NO:2026/309
DAVA:İtirazın İptali (Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:03/06/2025 KARAR TARİHİ:06/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Davalının müvekkilinin ...'ta gerçekleştirdiği ... 2022 adlı fuarına başvurduğunu, davalıya 26/01/2022 tarihinde onay e-postası gönderildiğini ve sözleşmenin kurulduğunu, davalıya 13/06/2022 tarihinde stant planlarına ilişkin bir e-posta gönderildiğini, daha sonra tüm bedelleri içeren 18/07/2022 tarih ve 12.163,00-Euro bedelli faturanın gönderildiğini, ardından müvekkilinin davalıya 28/10/2022 tarihine 2.970,00-Euro bedel düşülerek 1.485,00-Euro bedelli faturanın gönderildiğini, ancak ödemelere ilişkin dönüş alamadıklarını, bu nedenle 07/07/2023 tarihinde bakiye borcun 21/07/2023 tarihine kadar ödenmesi amacıyla ihtarname gönderildiğini ancak yine dönüş sağlanmadığını, 20/07/2023 tarihinde davalı şirket vekilinin müvekkili ile iletişime geçerek başvuruyu yapan kişinin imza yetkisi olmadığından ödemenin yapılmayacağını bildirdiğini, taraflar arasında anlaşma yapıldığını ve bu anlaşmaya istinaden 31/01/2024 tarihinde 2.000,00-Euro ödeme yapıldığını ancak davalının kalan borcunu ödemediğini, bu nedenle 8.678,00-Euro alacakları için .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını ancak davalının haksız itirazı ile takibin durdurulduğunu iddia ederek; davanın kabulü ile itirazın iptalini, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; Müvekkili çalışanının davacı internet sitesinde yer alan kutucuğa tik atarak yalnızca ön başvuru yaptığını, davacının ön başvuru sonrası kayıt için mail gönderileceğini iletmesine rağmen müvekkili doğrudan sözleşme ile bağladığını, davacının 14/06/2022 tarihine kadar müvekkili ile iletişime geçmediğini ve onay maili de iletmediğini, müvekkili çalışanının fuardan kısa süre önce davacının müvekkili adına kestiği faturaya istinaden iletilen maili aldığında söz konusu fuara dair neredeyse bir yıl boyunca onay verilmediğinden sözleşme ile bağlı olmadıklarını ve ilgili tutarı ödemeyemeyeceklerini bildirdiğini, müvekkili çalışanı ile davacı anlaşamadığından müvekkili çalışanının 02/11/2022 tarihinde yetkiliye bildirdiğini, müvekkili yetkilisinin davacı yana sözleşmelerin kendi onayı olmadan geçerli olmayacağını beyan ettiğini, diğer yandan sözleşme serbestisi ilkesinin sözleşme yapma ve sözleşmeye katılmama özgürlüğünü kapsadığını, yalnızca internet üzerinden kutucuk işaretlemenin bağlayıcı sonuç doğuramayacağını, davacının hüküm haklarını kötüye kullandığını, son olarak Medica gibi tanıtım fırsatlarının önemini bilen müvekkilinin 2023 yılında katılmak üzere fuara yeniden başvuru yaptığını ancak davalının önceki yılın ödemesi yapılmadığından katılımın gerçekleştirilemeyeceğini bildirdiğini, müvekkilinin 2022 yılında ödeme girişiminde bulunduğunu ancak davacının kötüniyetli söylemleri nedeniyle ödeme kararından vazgeçtiğini iddia ederek; davanın reddini, davacının kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya bırakılmasını talep etmiştir. .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Sayılı İcra Dosyasının İncelemesinde; alacaklı tarafından borçlu aleyhine 8.678,00-Euro asıl alacağın ödenmesi amacıyla 13/06/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 01/07/2024 tarihinde tebliğ edildiği, 08/07/2024 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesinde düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür. Mali Müşavir Bilirkişinin 27/02/2026 Tarihli Raporunda Özetle; "Davacı şirket merkezinin Almanya’da bulunduğu, Türkiye’de merkezi veya şubesinin olmadığı, ticari defter ve kayıtların Alman mevzuatına göre tutulduğu, davalı tarafından incelemeye ibraz edilen 2024-2025 yılına ait yasal defterlere ilişkin tasdikle ilgili yükümlülüklerin yasal süresinde yerine getirildiği ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davacının alacağa ilişkin kayıt olarak ise apostil şerhli ve tercümeli “... – Alacak Hesapları” kaydı ile SAP/Finans muhasebe sisteminden alınmış hesap ekstresi sunduğu, 04.11.2025 tarihi itibarıyla davacının davalıdan 8.678-Euro alacaklı göründüğü, davalının ticari defterlerine göre icra takip tarihi 03.07.2024 tarihi itibariyle davalının davacıdan alacaklı veya borçlu görünmediği, taraf beyanları ve dosya kapsamındaki bilgilerden, davalı tarafından 31.01.2024 tarihinde ödenen 2.000-Euro tutarındaki bedelin her iki tarafça da kabul edildiği, davacı tarafından, söz konusu 2.000-Euro tutarındaki ödemenin icra takibine konu edilen alacak tutarından mahsup edilmek suretiyle takibin başlatıldığı, davacıdan gelen 26.01.2022 tarihli e-posta ile ... 2022 fuarına ilişkin başvurunun alındığının bildirildiği, söz konusu e-postanın yalnızca “alındı” niteliğinde olduğu ve resmi onayın ayrıca teyit edileceğinin belirtildiği, ancak dosyada ayrıca gönderilmiş bir teyit mektubu veya teyit e-postasının mevcut olmadığı, dosya kapsamındaki e-posta yazışmalarının önemli bir kısmının şirketin genel iletişim adresi olan ...@... üzerinden yapıldığı, sürecin fiilen şirket çalışanı olduğu anlaşılan ve temsil-ilzam yetkisi bulunmayan ... ile yürütüldüğü, başvuru sürecinde davacı tarafından ... firmasına ait imza sirkülerinin talep edildiğine, başvuruyu yapan kişinin temsil yetkisine ilişkin bilgi istendiğine veya yetkili kişi onayı alındığına dair dosyada herhangi bir belge bulunmadığı, Ödeme taleplerine ilişkin yazışmalar sonrasında davalı tarafça alacağa itiraz edildiği, sözleşmenin ve katılım talebinin şirket yetkilisi tarafından yapılmadığı, bu nedenle borcun kabul edilmediğinin e-posta yoluyla davacı tarafa bildirildiği, ilerleyen aşamada davalı tarafça gelecekteki fuarlara katılabilmek ve ticari ilişkinin devamını sağlamak amacıyla uzlaşma yoluna gidilmek istendiği, belirli bir tutar üzerinden ödeme planı önerildiği ve 31.01.2024 tarihinde 2.000-EUR tutarında kısmi ödeme yapıldığı, ancak kalan bakiye yönünden ödeme yapılmadığı ve uyuşmazlığın devam ettiği, ayrıca, ticaret sicil gazetesinde yayınlanan 19.10.2021 tarihli karar uyarınca, 05.10.2023 tarihine kadar davalı şirketi müştereken temsil ve ilzama ... ile ...’ın yetkili olduğunun görüldüğü, davacının 10.678-Euro alacak talebinin olduğu, davalı tarafından ödenen 2.000-Euro sonrasında kalan bakiyenin 8.678-Euro olduğu, dava konusu sözleşmenin davalı aleyhine borç doğurmadığı" görüş ve kanaatine varılmıştır. DELİLLER: -.... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... sayılı icra dosyası -Davacı vekili tarafından sunulan; taraflar arasındaki mail ve yazışmalar; 12.163,00-Euro, 2.970,00-Euro ve 1.485,00-Euro bedelli fatura suretleri, ihtarname suretleri, 31/01/2024 tarih ve 2.000,00-Euro bedelli dekont sureti, davacı şirkete apostilli ve noter onaylı ticaret kayıtları -Tarafların beyan ve dilekçeleri -Tarafların ticari defter ve kayıtları -Bilirkişi raporu -Arabuluculuk son tutanağı -Tüm dosya kapsamı DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, fuar katılımı kapsamında ödenmeyen bedel için başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının düzenleyicisi olduğu 14-17/11/2022 tarihli fuar katılımına dair taraflar arasında sözleşme bulunup bulunmadığı, sözleşmenin genel işlem şartı mahiyetinde olup olmadığı, sözleşmenin davalıyı bağlar şekilde yürürlüğe girip girmediği, sözleşmeye davalı şirketin veya yetkili temsilcisinin onay verip vermediği ve bu kapsamda bakiye borcun davalıdan tahsili için başlatılan takipte itirazın iptali iştemine ilişkin olup, kısmi 2.000,00 Euroluk ödemenin iki tarafın da kabulündedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: MADDE 1; "Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir." MADDE 2; "Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile, sözleşme kurulmuş sayılır. İkinci derecedeki noktalarda uyuşulamazsa hâkim, uyuşmazlığı işin özelliğine bakarak karara bağlar. Sözleşmelerin şekline ilişkin hükümler saklıdır." MADDE 3; "Kabul için süre belirleyerek bir sözleşme yapılmasını öneren, bu sürenin sona ermesine kadar önerisiyle bağlıdır. Kabul bu süre içinde kendisine ulaşmazsa; öneren, önerisiyle bağlılıktan kurtulur." MADDE 4; "Kabul için süre belirlenmeksizin hazır olan bir kişiye yapılan öneri hemen kabul edilmezse; öneren, önerisiyle bağlılıktan kurtulur. Telefon, bilgisayar gibi iletişim sağlayabilen araçlarla doğrudan iletişim sırasında yapılan öneri, hazır olanlar arasında yapılmış sayılır." MADDE 20; "Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Bu koşulların, sözleşme metninde veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı türü ve şekli, nitelendirmede önem taşımaz. Aynı amaçla düzenlenen sözleşmelerin metinlerinin özdeş olmaması, bu sözleşmelerin içerdiği hükümlerin, genel işlem koşulu sayılmasını engellemez. Genel işlem koşulları içeren sözleşmeye veya ayrı bir sözleşmeye konulan bu koşulların her birinin tartışılarak kabul edildiğine ilişkin kayıtlar, tek başına, onları genel işlem koşulu olmaktan çıkarmaz. Genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler, sundukları hizmetleri kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi ve kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de, niteliklerine bakılmaksızın uygulanır." MADDE 21; "Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır." MADDE 22; "Sözleşmenin yazılmamış sayılan genel işlem koşulları dışındaki hükümleri geçerliliğini korur. Bu durumda düzenleyen, yazılmamış sayılan koşullar olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremez." MADDE 23; "Genel işlem koşullarında yer alan bir hüküm, açık ve anlaşılır değilse veya birden çok anlama geliyorsa, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanır." MADDE 25; "Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz." MADDE 547; "Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir. İşletme sahibi, ticari temsilcilik yetkisi verildiğini ticaret siciline tescil ettirmek zorundadır; ancak ticari işletme sahibinin ticari temsilcinin fiillerinden sorumluluğu, tescilin yapılmış olmasına bağlı değildir." MADDE 551; "Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir. Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez." şeklindedir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu: MADDE 36; "(1) Ticaret sicili kayıtları nerede bulunurlarsa bulunsunlar, üçüncü kişiler hakkında, tescilin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği; ilanın tamamı aynı nüshada yayımlanmamış ise, son kısmının yayımlandığı günü izleyen iş gününden itibaren hukuki sonuçlarını doğurur. Bu günler, tescilin ilanı tarihinden itibaren işlemeye başlayacak olan sürelere de başlangıç olur. (3) Üçüncü kişilerin, kendilerine karşı sonuç doğurmaya başlayan sicil kayıtlarını bilmediklerine ilişkin iddiaları dinlenmez." MADDE 370; "Esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir. Yönetim kurulu, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebilir. En az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması şarttır." MADDE 371; "(7) (Ek: 10/9/2014 - 6552/131 md.) Yönetim kurulu, yukarıda belirtilen temsilciler dışında, temsile yetkili olmayan yönetim kurulu üyelerini veya şirkete hizmet akdi ile bağlı olanları sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atayabilir. Bu şekilde atanacak olanların görev ve yetkileri, 367 nci maddeye göre hazırlanacak iç yönergede açıkça belirlenir. Bu durumda iç yönergenin tescil ve ilanı zorunludur. İç yönerge ile ticari vekil ve diğer tacir yardımcıları atanamaz. Bu fıkra uyarınca yetkilendirilen ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları da ticaret siciline tescil ve ilan edilir. Bu kişilerin, şirkete ve üçüncü kişilere verecekleri her tür zarardan dolayı yönetim kurulu müteselsilen sorumludur." şeklindedir. Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık noktaları itibariyle fuara katılıma dair sözleşmenin geçerli bir şekilde kurulup kurulmadığı, sözleşmenin genel işlem şartı mahiyetinde olup olmadığı ve davalıyı bağlayıp bağlamadığı, yukarıda anılan kanun maddeleri nezdinde ele alınmalı, bu suretle davalının bakiye alacağı bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. Davacının sürekli olarak düzenlediği fuar için katılma talebi internet sitesi üzerinden alınan başvuru formları ile yapılmaktadır. Bu başvuru formunun bilgi girişi yapmak suretiyle doldurulduğu çekişmesiz olan Buğrahan isimli davalı şirket çalışanın şirketi temsilde yetkili kişilerden olmadığı, ticari temsilcinin ... olduğu, Buğrahan'ın ticari vekil sıfatının da bulunmadığı, iç yönerge itibariyle de böyle bir duruma rastlanmadığı, davalının sicil gazetesinde yayınlanan verilere dair ticaret sicilin müspet etkisinden yararlanacağı, basiretli tacirin ticari temsile dair yetkiyi gözetmesi gerektiği, şirket yetkilisinin sözleşmeye icazetine dair delil veya tespit bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Davacı her ne kadar şirketin resmi mail adresi üzerinden iletişime geçildiğini belirtmiş ise de Buğrahan'ın şirket adına sözleşme bağıtlama yetkisinin bulunmadığı, bu yönde bir görüntü oluşturulmadığı, olsa olsa yetkisiz temsil kapsamında onaylanmayan sözleşmeye dair zarar iddiasının gündeme gelebileceği düşünülse de davamızın konusu olmadığı, dolayısıyla şirketin yetkili temsilcisi tarafından açık veya örtülü olarak onaylanmadığı sözleşmenin davalı şirketi bağlamayacağına kanaat edilmiştir. Davacı, iki tarafın da kabulünde bulunan 2.000,00 Euroluk kısmi ödemenin sözleşemeye icazet anlamına geldiğini ileri sürmüş ise de 14-17/11/2022 tarihlerinde gerçekleşecek fuar için 17/10/2022 tarihinde davacının Türkiye yetkilileri ile yapılan yazışmalarda fuara katılım yapılmayacağının açıkça bildirildiği, bu bildirimin üzerinden bir yıldan fazla süre geçecek şekilde 31/01/2024 tarihinde ödeme yapıldığı, ilgili fuarın gerçekleştirilme tekelini elinde bulunduran davacının gelecek fuarları için uzlaşma ve mahsup amacıyla yapılan ödemenin ticari ilişkilerin devamı ve icra takibinin sulh yoluyla sona erdirilmesi için yapıldığı, kayıtsız şartsız ikrar veya örtülü icazet içeren bir ödeme olarak yorumlanamayacağı anlaşılmış, bu yoruma hem ödeme tarihi hem taraflar arasındaki ödemeden önceki 16/09/2023 tarihli yazışmadan ulaşılmış, icazet verilmeyen sözleşmenin davalı şirketi bağlamayacağı bu suretle de teyit edilmiştir. Sözleşmenin örtülü yetki verilen çalışan aracılığıyla görüşüldüğü kabul edilse dahi, sözleşmenin yürürlüğe girmesine dair icap kabul aşamasının denetlenmesinde, sözleşmenin davacı tarafça tek taraflı hazırlandığı noktasında uyuşmazlık bulunmadığından, genel işlem şartlarına dair hükümlerle birlikte ele alınması gerekir. Sözleşme içeriğine göre katılım isteğinin fuar düzenleyenin kabulüne ve uygun bulmasına bağlı olduğu, 26/01/2022 tarihli katılım isteği öneri niteliğinde olduğu tespit edilse dahi, önerinin fuar düzenleyen tarafından kabul edildiğine dair mailin 2022/6. ayda yani başvurudan/öneriden 5 ay sonra geldiği, TBK 6. maddesine göre fiyat ve tahsis edilecek yer itibariyle kabulün hangi şartlarda geleceği belirli olmadığından, katılımın onaylanıp onaylanmadığına, hangi şartlarda onaylanacağına dair açık bir kabul beyanını beklemek zorunda olan davalıya uygun bir sürede geri dönüş yapılmadığı, sözleşmenin esaslı şartlarının bu aşamaya kadar görüşülmediği, ticari iş kapsamında bu belirsizliğe davalının katlanmak zorunda kalmaması gerektiği, dolayısıyla davalı nezdinde belirsizlik ve menfaatine aykırı kayıtları taşıyan, müzakere edilmesine imkan bulunmayan bu şartların yazılmamış sayılması gerektiğine, başvurunun onaydan bağımsız olarak başvuran için tek taraflı şekilde bağlayıcı olduğuna dair süresiz ve tek yanlı belirlemesinin TBK 25 maddesi uyarınca dürüstlük kurallarına aykırı olup salt davalı aleyhine ağırlaştırıcı nitelikte olduğuna, sözleşmenin bu hükümleri bağlı olmayan davalının fuardan bir ay önce fuara katılmayacağını bildirmesinin geçerli olduğuna, ücret yükümlülüğü doğmayacağına kanaat edilmesi gerekmiştir. Açıklanan gerekçelerle öncelikle davalı şirket adına irade açıklama yetkisi bulunmayan kişi tarafından yapılan başvurunun davalı şirketi bağlamadığı, bağladığı kabul edilse dahi icap kabul aşamasının usulünce gerçekleşmediği, gerçekleştiği kabul edilse dahi bu yönden davalıyı bağlayıcı sözleşme hükümlerinin genel işlem şartı mahiyetinde olup yazılmamış sayılması gerektiği, dürüstlük kurallarına uygun olmadığı, dolayısıyla fuar gerçekleşmeden önce fuara katılınmayacağına dair beyanın davalıyı sözleşmesel yükümlülüklerden kurtardığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davalının takipte haksız olduğu anlaşılsa da yorum gerektiren sözleşme hükümlerinin yargılama gerektirdiği, dolayısıyla takipte kötüniyetli olduğunun sabit olmadığı anlaşılmakla davalının yasal koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; 1-Davanın reddine, 2-Davalının yasal koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 3-Alınması gereken 732,00-TL harcın; 3.663,81-TL peşin harç ve 1.453,74-TL ıslah harcı toplamı 5.117,55-TL harçtan düşümü ile artan 4.385,55-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana geri verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 48.493,64-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 6-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı. 06/04/2026
Katip ... Hakim ... e-imza e-imza