İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/95 E. 2020/127 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/95
- Karar No
- 2020/127
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/95 Esas KARAR NO : 2020/127 DAVA : 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit DAVA TARİHİ: 04/02/2020 KARAR TARİHİ: 17/02/2020 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde; "T.C. İzmir ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasından alacaklı vekilinin talebi üzerine düzenlenmiş olan 13.01.2020 tarihli üçüncü haciz ihbarnamesi Müvekkil Şirket tarafından 21.01.2020 tarihinde tebellüğ edilmiştir. Buna istinaden icra dosya borçlusunun Müvekkil Şirketten herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığından ötürü borca yönelik itirazımız sunulmuş ve yasal süre içerisin işbu dava ikame edilmiştir... ...İcra takip borçlusunun, Müvekkil Şirketten herhangi bir hak ve alacağı bulunmamakta olup borçlu şirketle mevcut cari ilişki gereği olan borçları, Müvekkil Şirkete yönelik hükmedilmiş 31.08.2018 tarihli konkordato geçici mühlet kararı öncesinde çek ve senet ödemeleri ile gerçekleştirilmiştir. Bu durum konkordato ön projesi ile de sabittir. Müvekkil Şirket tarafından dosya borçlusu şirkete teslim edilmiş olan çek ve senetlere yönelik olarak makbuz düzenlenmiş olup işbu makbuzlar bilhare dava dosyasına sunulacaktır. Nitekim kambiyo senetleri Ticaret Kanunu gereği birer kıymetli evrak olarak kabul edilmektedir. Kıymetli evrak olmasından ötürü de, senede konu olan hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülebilmesi ya da başkalarına devredilebilmesi mümkün değildir. İşbu sebepten ötürü takip alacaklısı tarafından gönderilmiş haciz ihbarnamesi neticesinde Müvekkil tarafından düzenlenmiş olan kıymetli evrakların haczi mümkün olmamakta olup haciz ihbarnamesi tebliğ tarihi öncesinde takip borçlusuna ödeme gerçekleştirmiştir.
Üçüncü haciz ihbarnamesi düzenlenmiş icra dosyasından birinci ve ikinci haciz düzenlenilmemiş müvekkil şirkete herhangi bir tebligat ulaşmamıştır. Müdürlük tarafından usul ve yasaya aykırı olarak üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilmiştir. Müvekkil Şirket tarafından tebellüğ alınmış üçüncü haciz ihbarnamesine istinaden İcra Müdürlüğü dosyasından haberdar olunmuştur. Dosya üzerinden gerçekleştirmiş olduğumuz UYAP ve fiziki incelemede Müdürlük tarafından birinci haciz ihbarnamesinin usulsüz olarak tebliğ edildiği, ikinci haciz ihbarnamesine yönelik tebligat zarfı ve tebliğ mazbatası bulunmadığı tespit edilmiştir. Nitekim Müdürlük birinci ve ikinci haciz ihbarnamesini usulüne uygun olarak tebliğ ettirmeksizin, üçüncü haciz ihbarnamesi düzenlemiştir. İşbu duruma yönelik olarak tarafımızca İZMİR ... İCRA HUKUK MAHKEMESİ ... ESAS sayılı dosyasından memur muamelesini şikayet davası ikame olup söz konusu davanın neticesi huzurda görülmekte olan davanın sonucunu doğrudan etkileyeceğinden İcra Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan davanın bekletici mesele yapılmasını talep ediyoruz. Yukarıda açıklanmış olduğu üzere ve Sayın Mahkemeniz tarafından re'sen dikkate alınacak nedenlerle, Fazlaya ilişkin her türlü hak, alacak, dava, şikayet ve sair yasal hakkımız saklı kalmak kaydı ile; T.C. İzmir ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasıdan düzenlenmiş olan ... haciz ihbarnamesi gereğince müvekkil şirketten talep edilmiş olan 63.241,66tl'nin müvekkil şirketin nezdinde olmadığının ve borçlu olmadığımızın tespiti ile davamızın kabulüne, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini..." şeklinde beyanda bulunarak davanın kabulünü talep etmiştir. Dava; davacı tarafından, İİK 72. Madde uyarınca açılan menfi tespit davasıdır. DELİLLER VE GEREKÇE: 6102 sayılı TTK'ya 7155 sayılı yasanın 20 maddesi ile eklenen 5/A maddesi ile "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa 7155 sayılı yasanın 23. maddesi ile eklenen 18/A maddesinde "(1)İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmüne yer verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 115. maddesi "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." şeklindedir. Somut olayda; davacı tarafın gerekli dava şartlarını yerine getirerek dava açma yükümlülüğü olduğu da gözetildiğinde, 6325 sayılı yasanın 18/A-2. bendi uyarınca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddileceğinin öngörülmesi, ayrıca bu eksikliğin sonradan giderilmesinin mümkün olmaması gözetilerek davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davacının davasının dava özel şartlarından olan arabuluculuğa başvuru yapılmadan açıldığı anlaşılmakla 6325 sayılı yasanın 18/A-2 fıkrası ve HMK'nun 115/2 fıkrası uyarınca dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE, 2-Alınması gereken harç, dava açılışında peşin olarak alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafın yaptığı tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 5-Kararın taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.17/02/2020 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı