İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/552 E. 2024/149 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/552
- Karar No
- 2024/149
- Karar Tarihi
T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2020/552 Esas - 2024/149 T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2020/552 KARAR NO : 2024/149
BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ...
DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLLERİ : ...
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/09/2020 KARAR TARİHİ : 13/02/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ... Davacı vekili tarafından davalı aleyhine mahkememize açılan davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin davalının inşaat alanlarındaki elektrik işlerinde malzeme verdiğini ve montaj gerçekleştirdiğini, davacının malzemeleri kendisinin sağladığını ve gerçekleştirdiği işçilik neticesinde edimlerini yerine getirdiğini, ancak müvekkilinin hak ettiği alacaklarının bir kısmının ödenmediğini, bu işlere ilişkin tüm cari dönemlere ait cari hesap ekstreleri ile fatura örneklerinin dilekçeye eklendiğini, bu faturalara konu işlerin yapıldığını, malzemelerin teslim edildiğini, ancak borcun ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 500,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. ISLAH: davacı vekili 06/12/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile; düzenlenen bilirkişi raporu ile 1.434.931,58 TL alacaklı olduklarının tespit edildiğini belirterek toplam 1.434.931,58 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; talep sonucunun açık olmadığını, yetki itirazında bulunduklarını, keza Eskişehir Mahkemelerinin yetkili olduğunu, 19/07/2016 tarihinde Eskişehir Ticaret Odası Fuar ve Kongre Merkezi'nin inşaatı için müvekkili ile Eskişehir Ticaret Odası arasında bir sözleşme imzalandığını, bu inşaatın her türlü elektrik işlerinin tamamlanması için davacı ile anahtar teslim mahiyetinde bir sözleşme imzalandığını, bu sözleşme bedeline, malzeme, nakliye, montaj, yatay ve düşey taşımalar, her türlü sarf malzemesi, vinç, aksesuarlar, işçilik, mekanik vs. dahil olduğu, davacının bu inşaatta kullandığı malzemeleri ayrıca fatura ederek sözleşmeye aykırı davrandığını, davacı tarafından ibraz edilen bir kısım fatura içerisindeki malzemelerin teslimine dair tutanaklar bulunduğunu, bu tutanaklarda "... Şantiyesinde kullanılmak üzere" ifadesinin yer aldığını, bu malzemelerin şantiye şefi tarafından teslim alınmasının doğal olduğunu, taraflar arasında bu sözleşme dışında başkaca herhangi bir ticari ilişki ya da iş ilişkisi bulunmadığını, diğer taraftan davacının sözleşme kapsamında çalıştırdığı personel tarafından müvekkili aleyhine iş mahkemelerinde açılan derdest davalar bulunduğunu, bu davalar sonucunda müvekkilinin sorumluluğuna hükmedilmesi halinde takas/mahsup talebinde bulunduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Tarafların mal ve hizmet alımları ile satımlarına ait BA ve BS formları getirtilmiş, ticari defterleri incelenmiş, gösterilen diğer deliller toplanmıştır. Davanın, 7155 sayılı yasanın 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen 5/A maddesi kapsamına girdiği ve dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olarak düzenlendiği, arabuluculuk son tutanağının ibraz edildiği, dava şartının yerine getirildiği görülmüştür. Dava dilekçesinde, cari hesaptan dolayı mı, yoksa ekteki faturalardan dolayı mı alacak davası açıldığı tam olarak belirtilmemiştir. Dava dilekçesinin ekinde 4 adet fatura (12/06/2018 tarihli ... seri numaralı 264.429,52 TL, ... seri numaralı 135.614,26 TL, ... seri numaralı 218.359,05 TL ve 13/06/2018 tarihli ... seri numaralı 368.012,67 TL) ve bunlara ait 4 adet irsaliye (12/06/2018 tarihli, ... , ... , ... ve ... seri numaralı) ile 2 adet irsaliyeli fatura ( ... ve ... seri numaralı) ibraz edilmiştir. Taraf vekilleri 12/04/2022 tarihli celsede, taraflar arasında ... inşaatı dışında başka bir iş olmadığını, bu işin tamamlandığını, eksik iş olmadığını beyan etmiş, davacı vekili bir sonraki celsede işlerin tamamını davacının bitirmediğini ileri sürmüş; 27/09/2022 tarihli dilekçede ise, taraflar arasında başka işlerin de bulunduğunu beyan etmiş, ayrıca dava dilekçesi ekindeki 4 adet faturanın taahhüt dışı olduğunu, hangi işte kullanıldıklarını bilmediklerini beyan etmiş; 25/04/2023 tarihli dilekçesinde ise, sözleşme imzalandığında gereken ürünlerin taslak olarak belirlendiğini, inşaat aşamasında yeni ürünlere ihtiyaç olduğunu, davalının sözleşmede kararlaştırılmayan ürünler istediğini belirtmiştir. Eskişehir Ticaret Odası ile davalı arasında 19/07/2016 tarihinde Eskişehir Ticaret Odası Fuar ve Kongre Merkezi inşaatı için bir sözleşme imzalanmıştır. Davalı bu inşaatın elektrik işlerinin ana sözleşmeye ve eklerine uygun bir şekilde yapılarak teslim edilmesi için davacı ile 26/05/2017 tarihli taşeronluk sözleşmesini imzalamıştır. Sözleşmenin 7.1. maddesinde, işin bedeli anahtar teslimi olmak üzere 1.522.922,84 TL + KDV olarak belirlenmiştir. Aynı maddede, işlerin her türlü anahtar teslimi elektrik işleri olduğu, malzeme, nakliye, montaj, yatay ve düşey taşıma her türlü sarf malzemesi, vinç, aksesuarlar, işçilik mekanik taşeronuna ait otomasyon pano ve malzemelerine tüm uç bağlantılarının çekilmesinin fiyata dahil olduğu belirtilmiştir. Eskişehir Ticaret Odasının 19/04/2022 tarihli yazı cevabında; ... İnş. Tic. A.Ş. ile 19/07/2016 tarihinde imzalanan sözleşme ile Eskişehir Fuar ve Kongre Merkezi işinin anahtar teslim götürü bedel usulü ile ihale edildiğini, bu nedenle davanın tarafları arasında yapılan sözleşmenin içeriğinin bilinmediği belirtilmiştir. Davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapan mali müşavir bilirkişi 22/03/2021 havale tarihli raporunda özetle; davacının 2017 ve 2018 yıllarına ait ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığını, 2017 yılı açılış kaydında da anlaşılacağı üzere taraflar arasında 2016 yılında da ticari ilişki bulunduğunu, 2016 yılından devreden 216.979,28 TL tutarında borç bulunduğunu, 31/12/2017 tarihi itibariyle davacının davalıya 791.771,73 TL borçlu bulunduğunu, ancak 2018 yılı defterlerindeki açılış kaydına göre davalıya 987.114,00 TL borçlu göründüğünü, 30/12/2018 tarihli kapanış kaydına göre, 1.175.279,34 TL alacaklı olduğunu, ancak 2018 yılı açılış fişinde sehven 987.114,00 TL borç yazıldığı, 31/12/2017 tarihindeki kapanış kaydı olan 791.771,73 TL'nin esas alınması halinde davacının 1.365.621,61 TL asıl alacak ile, takip tarihi olan 05/04/2019'dan itibaren işleyen 69.309,97 TL faiz olmak üzere toplam 1.434.931,58 TL alacaklı olacağını, dosyada BA ve BS formlarının bulunmadığını beyan etmiştir. Bu raporda belirtilen icra takibi Adana 1. İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı dosyası olup, bu takip eldeki davanın konusu olmayan 28.01.2019 tarihli 41.530,02 TL tutarındaki fatura için yapılmıştır. Takibe itiraz edilmesi üzerine, Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/... Esas sayısına kaydedilen itirazın iptali davasında 2020/... Karar sayılı yetkisizlik kararı üzerine Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/... Esas sayısına kaydedilen davada 2021/... Karar sayılı karar ile; taraflar arasında sözleşme dışında bir ilişkinin bulunmadığı ve inkar edilmeyen sözleşmede fazladan iş yapıldığının davacı tarafça ispat edilmesinin gerektiği, ancak bilirkişi raporları gereği taraf defterlerinde faturaların kayıtlı olmaması ve davalı çalışanına tutanakla teslim edilen mallarla ilgili tutanakta açık bir şekilde ... şantiyesinde kullanılmak üzere malzemelerin teslim alındığı ve davacının beyan ettiği gibi takibe ve davaya konu faturanın fazladan yapılan işle ilgili teslim edilen mallara yönelik olduğunun davacı tarafça ispat edilemediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili bu dosyada da takibe ve davaya konu faturadaki malların davalı tarafça sözleşme dışı olarak talep edildiği ve bu malların ayrı bir fatura konusu haline getirildiğini beyan etmiştir. Bu faturaya konu mallar, cevap dilekçesinde (3. sayfa 2. paragraf) bahsedilen tutanaktaki ürünlerdir. Talimat yazılarak görevlendirilen ve davalının ticari defterlerini inceleyen bilirkişi ... 20/07/2022 tarihli raporunda; davalı ... İnş. Tic. ve San. A.Ş'nin 2017-2018-2019-2020 ve 2021 yıllarına ait ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, taraflar arasında 26/05/2017 tarihli taşeronluk sözleşmesi dışında da işler bulunduğunu, davacının Adana 1. İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı icra takibine konu ettiği 28/01/2019 tarihli 41.530,00 TL tutarındaki (bu fatura ve icra takibi Eskişehir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/... Esas sayılı davasının konusunu oluşturmaktadır) fatura ile dava dilekçesinin ekinde yer alan ... , ... , ... ve ... seri numaralı faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olmadığını, ayrıca BA ve BS formlarında beyan edilmediğini, dava dilekçesinin ekinde yer alan ... seri numaralı 122.822,42 TL tutarındaki irsaliyeli fatura ile 29/10/2018 tarihli ... seri numaralı 200.145,70 TL tutarındaki irsaliyeli faturanın ticari defterlerde kayıtlı olduğu, BA formlarında beyan edildiği, davalının defterlerinden ödemelerin hangi işe ait olduğunun tespit edilemediği, keza bu konuda bir açıklama yapılmadığı, davalının ticari defterlerine göre 131.605,51 TL borçlu olduğu belirtilmiştir. Mahkememizce görevlendirilen mali müşavir bilirkişi ... 13/01/2023 havale tarihli raporunda; davacının 2019 yılı defterlerinin ibraz edilmediğini, 2016-2017 ve 2018 yıllarına ait defterlerinin incelendiğini, 2016 yılı yevmiye defterinin kapanış tasdikinin yıl sonu kapanış bilançosunun çıkarılmadan yapıldığı için bu tasdikin usulüne uygun olmadığını, defterlerinin usulüne ve mevzuata uygun tutulmadığını, keza 2017 yılı kapanışında davacının 791.771,73 TL borcu görünmesine rağmen, 01/01/2018 tarihli açılış bilançosunda 987.114,00 TL borcu bulunduğunu, davacının defterlerine göre 31/12/2018 tarihi itibariyle 1.170.279,34 TL alacaklı göründüğünü, 2019 yılına ait defterler ibraz edilmediği için bu konuda bir tespit yapılamadığını, 2017 ve 2018 yıllarında davacının düzenlediği toplam 10.378.575,09 TL tutarındaki faturanın 9.392.159,54 TL'sinin davalının defterlerine işlendiğini, dava dilekçesinin ekinde ibraz edilen ... , ... , ... ve ... seri numaralı ve toplam 986.415,55 TL tutarındaki 4 adet faturaların davalının defterlerine kaydedilmediğini, davacının 27/09/2022 tarihli dilekçesinde bu faturaların aslını ibraz ettiğini, oysa faturaların aslının karşı tarafta olması gerektiğini, bu durumda davacının bu faturaları davalıya vermediğinin anlaşıldığını, faturalara ait sevk irsaliyelerinde imzası bulunan ... 'un davalı firmada çalışmasının olmadığının SGK tarafından bildirildiğini, 13/06/2018 tarihli ... sayılı sevk irsaliyesini imzalayan ... isimli kişinin, SGK tarafından gönderilen yazı ekinde bulunan listede 2018 yılı 10. ayında çalışması görünen ... olabileceğini, ... ve ... seri numaralı irsaliyeli faturaların davalının defterlerine işlendiğini; ... , ... , ... ve ... seri numaralı faturaların taraflarca maliyeye beyan edilmediğini, davacının düzenlediği faturalar ile davalının ödemeleri karşılaştırıldığında: davalının yaptığı ödemeler ile düzenlediği faturalardan 92.258,26 TL'sinin davacının defterlerinde bulunmadığını, davacının defterine davalı ödemesi olarak kaydedilen 115.000,00 TL'nin ise davalının defterinde yer almadığını, ancak davalının küçük tutarlar halinde işlediği ödemelerin davacının defterine toplu olarak işlenmiş olabileceğini, 01/01/2018 tarihi itibariyle her iki tarafında defterinde davalının alacaklı göründüğünü, 01/01/2018 tarihi itibariyle davacının defterlerine göre davalının 987.114,00 TL alacaklı göründüğünü, davalının defterlerine göre ise 1.048.142,47 TL alacaklı göründüğünü, aradaki farkın 61.028,47 TL olduğunu, davalının 61.028,47 TL tutarındaki bu ödemelere ait belgeleri ibraz etmesi gerektiğini (davalı vekili bu ödemelere ait belgeleri daha sonra dosyaya ibraz etmiştir) davacının defterlerinde 31/12/2017 tarihli kapanış (791.771,93 TL) ile 01/01/2018 tarihli açılış (987.114,00 TL) arasında fark bulunduğunu, davacı açılış kaydını 987.114,00 TL borç yazdığına göre bu tutarın esas alınabileceğini, ödemelerin hangi iş için yapıldığının belirtilmediğini, davacının defterlerine işlenmeyen ancak davalının kabulünde olan 01/11/2018 tarihli 40.000,00 TL tutarındaki ödemenin davalının defterlerine davacının alacağı olarak yazıldığını, sonuç olarak davacının defterindeki 01/01/2018 tarihli açılış kaydındaki 987.114,00 TL'lik borcu esas alındığında, davacının 2018 yılında düzenlediği faturalardan yalnızca davalının defterlerine işlenen 2.297.453,00 TL tutarındaki fatura bedellerinden düşürülerek, davalının 2017 yılında ödediği 61.028,47 TL ödeme, 2018 yılındaki 1.136.371,73 TL ödeme ve 2019 yılındaki 21.333,67 TL ödeme düşürülerek az önce bahsedilen 40.000,00 TL eklendiğinde davacının bakiye alacağının 131.605,54 TL alacağı bulunduğunu, davalı defterlerine kaydedilmeyen 4 fatura bedeli eklendiğinde ise 1.138.021,09 TL alacağı olacağını beyan etmiştir. Davacı tarafından düzenlenen irsaliyelerde teslim alan kısmında imzası bulunan ... ile ... isimli kişilerin davalı firmada hangi tarihler arasında çalıştıkları, mal teslim alma, teslim etme, ödeme yapma ve ödeme alma gibi başka belgelerde imzalarının olup olmadığının, bu kişilerin şirkette hangi işleri yaptığı konusunda davalının defterleri incelenerek rapor alınmasına karar verilmiştir. 25/08/2023 tarihli ek raporda; ... 'un, davalı şirketin .... Bina inşaatında 28/12/2017 tarihinde işe başladığı, işe giriş bildirgesinde beden işçisi olarak beyan edildiği, 13/07/2018 tarihinde, sigortalının aynı işverene ait başka bir iş yerine naklinden dolayı çıkış bildirgesinin verildiği, irsaliye tarihlerinde davalının iş yerinde çalıştığı, ilgili dönemde sondajlama usulü yapılan incelemede ... 'un bazı fatura ve sevk irsaliyelerinde satın alma yetkilisi sıfatıyla istek fişi düzenlediği, bazı faturalar ve irsaliyelerde mal teslim alan kısımlarında imzasının bulunduğu, ödeme belgelerinde imzasının olmadığı, ... 'in davalı şirketin ... İnş. A.Ş. ve ... İnş. İş Ortaklığı'nda 02/12/2017 tarihinde inşaat mühendisi olarak işe girişinin yapıldığı, 28/01/2021 tarihinde çıkış bildirgesinin verildiği, ilgili dönemlerde bazı faturalarda ... veya ... isminin altında imzasının bulunduğu, mal teslim alma, ödeme yapma, ödeme alma belgelerinde imzasının olmadığı belirtilmiştir. Davacı vekili davalının süresinde cevap dilekçesi vermediğini, delilerini süresinde bildirmediğini, defterlerine delil olarak dayanmadığını, defterlerini kesin süreye rağmen ibraz etmediğini, bu durumda davacının defterlerine göre veya dava dilekçesi ekindeki faturalara göre davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek itirazda bulunmuştur. Davacının defterleri usulüne uygun tutulmadığı ve sahibi lehine delil teşkil etmediği gibi, HMK'nın 145. maddesi gereğince; bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir. Diğer taraftan davacı vekilinin itirazları, aşağıda verilen içtihatlarla ayrıca karşılanmıştır. Dava, TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Kural olarak eser sözleşmelerinde yüklenici gerçekleşen imalât miktarını, iş sahibi de yaptığı ödemeleri kanıtlamakla yükümlüdür.(Yargıtay 15. HD 2015/1941 E. 2015/6244 K.) Eser sözleşmelerinde iş bedeli götürü kararlaştırılmış ise yüklenici yapılacak şeyi teklif ettiğini fiyattan yapmak zorundadır (TBK m. 480). Sözleşmeye bağlılık ilkesi uyarınca da götürü bedelli sözleşmelerde, iş tahmin edilenden fazla emek ve masrafı gerektirse dahi yüklenici bu işi sözleşme bedeliyle yapma yükümlülüğü altındadır. Götürü bedelli işlerde, yüklenicinin hak ettiği iş bedelinin saptanması ya da iş sahibinin ödemesinin fazla olup olmadığının belirlenmesi için gerçekleştirilen imalâtın eksik ve kusurlar da dikkate alınarak tüm işe oranının tespiti, bulunacak bu oranın toplam iş bedeline uygulanarak hak edilen bedelin saptanması ve bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplanması gerekmektedir. (Yargıtay 15. HD 2018/3506 E. 2019/1493 K. , 2018/2883 E.2018/3600 K.) Nitekim TBK'nın 480/1. Maddesinde : (1) Bedel götürü olarak belirlenmişse yüklenici, eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlüdür. Eser, öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenici, belirlenen bedelin artırılmasını isteyemez. düzenlemesi bulunmaktadır. Sözleşmenin varlığı tartışmasız ancak ne kadar iş yapıldığı ve bedeli konusunda ihtilâf varsa ve yüklenici tarafından düzenlenen fatura iş sahibine tebliğ edilmesine rağmen süresinde itiraz edilmemiş ise fatura bedeli esas alınmalıdır. (15.H.D. 2011/500 E. 2011/7066 K.) Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. ( 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi) Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.(Yargıtay 23 HD 2015/2467 E 2015/7975 K ve 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. İBK, 15.H.D. 2016/3890 E. 2018/368 K.) Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz. Ancak, fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira, faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır. TBK'nın 480. maddesi kapsamında götürü bedel eser sözleşmesi bulunduğu durumlarda da bu kural geçerli olacaktır. (Yargıtay 15.H.D. 2016/3890 E. 2018/368 K.,İzmir BAM 22. HD 2020/886 E. 2021/1304 K.) Davacının ticari defterleri ancak karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabileceğinden davacı taraf kendi ticari defterlerine delil olarak dayanmış ise davalı ticari defterlerinin de incelenmesini istemiş sayılmalı ve bu ticari defterler de incelenmelidir. (Yargıtay 15. H.D. 2015/5487 esas 2016/826 karar) Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü, tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. (Yargıtay 15. H.D. 2016/3858 esas 2017/2944 karar)
Şu halde, davacının defterlerinde kayıtlı olan ... - ... - ... ve ... seri numaralı ve toplam tutarı 986.415,55 TL olan 4 adet fatura hariç tutulduğunda her iki tarafın defterlerine göre davacı takip tarihi itibariyle 131.605,54 TL alacaklı görünmektedir. Bu faturaların bedeli eklenirse 1.118.021,09 TL alacaklı olacaktır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık bu faturalardan kaynaklanmaktadır. Uyuşmazlık konusu faturalarda yazılı malzemelerin hangi işte kullanıldığı konusunda ve ayrıca taraflar arasındaki ticari ilişki bakımından taraflar çelişkili beyanlarda bulunmuştur. Taraf vekilleri 12/04/2022 tarihli celsede, taraflar arasında ... inşaatı dışında başka bir iş bulunmadığını ve bu işin tamamlandığını beyan etmelerine rağmen, davacı vekili bir sonraki celsede, davacının işleri bitirmediğini, 27/09/2022 tarihli dilekçede taraflar arasında başka işlerinde bulunduğunu, 4 adet faturanın konusu malzemelerin hangi işte kullanıldığını bilmediklerini, 25/04/20523 tarihli dilekçede ise fatura konusu malzemelerin sözleşme imzalanırken ön görülemeyen sonradan ihtiyaç duyulan malzemeler olduğunu beyan etmiştir. Davacı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu olmayan faturaya ait teslim tutanağından söz etmiş, ayrıca götürü bedele dahil olan malzemelerin ayrıca fatura edildiğini beyan etmiş, daha sonra ürünlerin teslim alınmadığını savunmuştur. Davacı taraf tanık deliline dayanmış ancak verilen kesin süre içerisinde tanık bildirmemiş ve yemin deliline de dayanmamıştır. Davalının tanıkları arasında ... ...'te bulunmaktadır. Davalının tanıklarının dinlenmesi için tanıklık ücreti ile davetiye giderleri kesin süre içinde karşılanmamış ve tanıklarını dinletme hakkından vazgeçmiş sayılmıştır. İrsaliyelerin aslı dosyaya ibraz edilmemiştir ve imza incelemesi yapılmamıştır. Davalının baştan itibaren teslimi inkar ettiği varsayılır ise, bu konudaki ispat yükü kendisinde olan davacının bu olguyu ispat edemediği kabul edilmelidir. Ancak cevap dilekçesinde yer alan, " sözleşmedeki götürü bedele dahil olan ve inşaatta kullanılan malzemelerin ayrıca fatura edilerek sözleşmeye aykırı davranıldığı" beyanı teslimin ikrarı olarak değerlendirilmelidir. Taraflar arasındaki sözleşmenin tarihi 26/05/2017 olup, bu tarihten öncede ticari ilişki olduğu anlaşılmakla beraber söz konusu faturalar 12/06/2018 ve 13/06/2018 tarihlerine aittir. Davacı vekili son olarak faturaları sözleşme yapılırken ön görülemeyen sonradan sipariş edilen malzemeler olduğunu belirtmiştir. Taraf vekillerinin beyanları, olayların akışı, sözleşme ve faturalar ile irsaliyelerin tarihleri, sözleşme konusu işin mahiyeti ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde bu malzemelerin 26/05/2017 tarihli sözleşmenin ait olduğu inşaatta kullanılan malzemeler olduğu anlaşılmaktadır. Sözleşme anahtar teslimli götürü bedel kararlaştırılmış bir sözleşmedir. Bedele her türlü sarf malzemesinin vs. dahil olduğu kararlaştırılmıştır. Götürü bedelli sözleşmelerde, iş tahmin edilenden fazla emek ve masrafı gerektirse dahi yüklenici bu işi sözleşme bedeliyle yapma yükümlülüğü altındadır. Dolayısıyla bu işte kullanılan malzemeler için ayrıca bedel istenemez. ... Fuar ve Kongre Merkezi'nin inşaatında sözleşme dışında fazladan iş yapıldığı da ispatlanmış değildir. İhtilaf konusu 4 adet fatura davacının defterlerinde kayıtlı olmakla beraber davacının defterleri usulüne uygun tutulmamıştır ve sahibi lehine delil olacak mahiyette değildir. Zorunlu olmasına rağmen bu faturalar BS formunda beyan edilmemiştir. Ayrıca bu faturalar davalıya tebliğ edilmemiştir ve davalının defterlerinde kayıtlı değildir. Açıklanan nedenlerle, davacının uyuşmazlık konusu 4 adet faturaya ilişkin iddialarının ispatlanamadığı kabul edilmiştir. Bu durumda davanın 131.605,54 TL üzerinden kısmen kabulüne, dava tarihinden önce temerrüt gerçekleşmediği gibi, dava dilekçesinde faiz istenmediği, ıslah dilekçesinde dava tarihinden itibaren faiz talep edildiği ve tarafların tacir olduğu gözetilerek, dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 131.605,54 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, 2-Alınması gereken 8.989,97 TL karar harcının, peşin alınan ve ıslah ile tamamlanan toplam 24.560,61 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 15.571,24 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Davacının peşin olarak ödediği 8.989,97 TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, 3-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 21.056,89 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 4-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davanın red edilen kısmı üzerinden hesaplanan 173.365,86 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 5-Davacının yaptığı 5.316,50-TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre 487,60-TL sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan masrafın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Arabuluculuk Bürosu tarafından T.C. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenmesine karar verilen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul oranına göre 121,07 TL sinin davalıdan, kalan 1.198,93 TL'sinin davacıdan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına, 7-Dair, HMK.'nun 341/1 ve 345.maddesi gereğince; kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, aynı yasanın 343.maddesi gereğince mahkememize yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile İSTİNAF YOLUNA başvurulabileceği belirtilerek taraf vekillerin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/02/2024
Başkan ... E-İmza
Üye ... E-İmza
Üye ... E-İmza
Katip ... E-İmza