Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/150 E. 2026/578 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/150
Karar No
2026/578
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/150 - 2026/578 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1)

DOSYA NO : 2024/150 Esas KARAR NO : 2026/578

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/11/2022 NUMARASI : 2022/56 Esas- 2022/578 Karar

DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak KARAR TARİHİ : 09/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 29/06/2026

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İSTEM; Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında yapılan 21.10.2014 tarihli sözleşme ile davalının yükleniminde bulunan ... sayılı taşınmaz üzerinde yapılacak imalathane ve idari binanın kalıp demir, beton işlerinin yapılması konusunda anlaşıldığını, müvekkili şirket tarafından söz konusu işe başlandığını, işin devamı esnasında ülkedeki ekonomik kriz sebebi ile davalı borçlu tarafından bir kaç kez işin durdurulduğunu, müvekkili şirket tarafından Eylül 2019 tarihinde gerekli imalatlar bitirilerek sözleşme konusu işin davalı/borçluya teslim edildiğini, anılan yerin iskan ruhsatının alındığını ve kullanılmaya başlanıldığını, davalı şirketin şantiye iş ve imalatlarının durdurmasına rağmen; 01.10.2015 - 30.09.2019 tarihleri arasında inşaat ruhsatının müvekkili şirket üzerine olması, SGK dosyasının müvekkili şirket üzerinden açılması sebebi ile ruhsatın iptaline sebep olunmamak adına ve inşaat alanındaki hukuki ve cezai sorumluluğunun bulunması sebebi ile inşaat sahasında iki adet bekçi ile bir şantiye şefinin bu süre içerisinde çalıştırılmak zorunda kalındığını, müvekkili şirket tarafından 01.10.2015 - 30. 09 2019 tarihleri arasında şantiye şefi ...’a 201.550,00 TL, bekçilerden ...’a 72.561,96 TL, ...’e 72.992,31 TL olmak üzere toplam 347.104,27 TL maaş ödemesi, ... için 32.013,75 TL, ... için 30.974,39 TL olmak üzere toplam 62.988,14 TL SGK primi, her iki çalışan için yapılan 108.900,00 TL iaşe masrafları ile 108.900,00 TL ulaşım gideri toplamı olan 217.800,00 TL olmak üzere toplam 627.892,41 TL fazladan ödeme yapılmak zorunda kalındığını, davalı şirket yetkilileri ile yapılan görüşmelerde bu kişilere müvekkili şirket tarafından ödenen maaş, yemek, SGK primi vs masrafların davacıya ödeneceğinin belirtilmiş olmasına rağmen bu güne kadar müvekkiline ödenmediğini, yapılan görüşmelerden netice alınamaması üzerine müvekkili şirket tarafından Ankara 24. Noterliği'nin 24.08.2021 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarı keşide edilerek söz konusu giderlerin ödenmesinin talep edilmesine rağmen bir sonuç alınamadığını, dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinden de olumlu bir netice alınamadığını, müvekkilinin herhangi bir kusuru olmaksızın tamamen davalıdan kaynaklanan sebeplerle ödemek zorunda kaldığı 627.892,41 TL'den şimdilik 50.000,00 TL'sinin ihtar tarihi olan 24.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. YANIT: Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı arasında akdedilen sözleşmenin tarafların özgür iradesi ile imzalandığını, davacının, müvekkili şirkete ait fabrikada sadece sözleşme konusu işleri değil başka inşaat işlerini de yaptığını, müvekkili şirketin faturaların tamamını hak ediş esasına göre davacıya ödediğini, davacı tarafından işçilik ve SGK giderleri dahil olmak üzere periyodik olarak fatura düzenlendiğini ve müvekkilinin bu ödemelerin tamamını kendisine yaptığını, sözleşmenin götürü fiyatlı sözleşme olduğunu, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/362 esas sayılı dosyasında taraflar arasında eksik ve hatalı imalattan kaynaklı ve karşı tarafın fatura bedelinin ödenmediğine dair dava bulunduğunu, dava dilekçesinde bahsedilen kişilerin şantiyede çalışmadıklarını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/56 Esas - 2022/578 Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; Dava; taraflar arasında akdedilen 21/10/2014 tarihli eser sözleşmesi kapsamında imalatın yapımının uzamasında davalı eyleminin etkili olup olmadığı, uzayan süre boyunca davacı tarafın daha fazla işçi ve şantiye şefi çalıştırmasına dayalı olarak fazladan yaptığı maaş ödemesi, iaşe masraf ve ulaşım giderinin tutarının ne olduğu ve bunlardan davalının sorumlu tutulup tutulamayacağına ilişkindir . Dosyaya sunulan 21/10/2014 tarihli alt yüklenici başlıklı sözleşme incelendiğinde; davacının alt yüklenici olduğu, davalının işveren olarak isimlendirildiği, sözleşmenin 4. Maddesinde ; götürü fiyatlı sözleşme olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Sözleşmenin 6. Maddesine göre, mücbir sebep halinde mücbir sebebin ortaya çıktığı günden itibaren 7 gün içinde karşı tarafa bildirilecek bu halde taraflar arasında yazılı bir mutabakata varılıp son durum ana sözleşme eki haline getirilecektir. Sözleşmenin 13. Maddesinde, taşeronun üstlendiği işlerden dolayı işçi ve ustaları ile teknik personel için işverenden herhangi bir hak talep edemeyeceği kararlaştırılmıştır. Götürü bedelli işlerde yüklenici , eseri kararlaştırılmış olan bedelle meydana getirme yükümlülüğü altındadır. Eser öngörülenden fazla emek ve gideri gerektirmiş olsa bile yüklenici, belirlenen bedelin arttırılmasını isteyemez. Ancak başlangıçta öngörülmeyen veya öngörülüp de taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar eserin yapılmasına engel olur veya son derece güçleştirirse yüklenicinin sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını hakimden talep etmesi bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkını kullanmasını gerektirmektedir. (TBK 480) Yüklenicinin kar etmemesi ve zarara uğraması hakimden uyarlamayı isteme veya mümkün olmadığı takdirde dönme hakkını kazandığı anlamına gelmemektedir. Zira yüklenici tacir olup sözleşmeyi imzalarken götürü bedelli iş yapmanın bir riski olduğunu öngörebilmeli ve her gider artışının yükümlülükten kurtulmak için bir çıkış yolu olmadığını bilmelidir. Yüklenicinin TBK.'nun 480. Maddede belirlenen haklarını kullanabilmesi için eserin bitmemiş olması gerekmektedir. Dava dilekçesinden anlaşıldığı üzere sözleşme konusu iş 2019 yılında tamamlanarak teslim edilmiştir. Götürü bedelli işte iş tamamlanıp teslim edildikten sonra mücbir sebebe dayalı olarak iş sahibinden herhangi bir bedel talebi kanunen tanınmamıştır. Sözleşmede kanuni durumun aksine bir düzenleme de yapılmamıştır. TBK'nun 480. maddesinde, işin devamı sırasında mücbir sebep oluşması halinde yüklenicinin ancak hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını istemesi bu mümkün değilse dönme hakkını kullanması hakları tanınmıştır. Somut olayda götürü bedelli iş tamamlanmış ve teslim edilmiş, teslim anında haklar saklı tutulmamış olduğundan davacının imalatının yapımının mücbir sebepten uzamasına dayalı fazla işçi ve şantiye şefi çalıştırmasından dolayı üstlendiği masrafları davalı işverenden talep edemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine dair karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından verilen 14/01/2024 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu sözleşmenin götürü bedelli sözleşme olmadığını, TBK.'nın 480. maddesinin somut olaya uygulanmasının mümkün olmadığını, sözleşmenin içerisinde götürü bedeli de içeren suigeneris bir sözleşme olduğunu, bu nedenle yerel mahkemenin sözleşmede sadece TBK 480. maddedesinde belirtilen hakların uygulanacağı gerekçesinin yerinde olmadığını, Türk Medeni Kanununun 2. maddesi herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğunu ve bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağını belirtildiğini, tamamen davalının keyfi tutumu sebebi ile inşaat iş ve işlemlerinin durdurulduğunu ancak, davalı şirketin şantiye iş ve imalatlarını durdurmasına rağmen; 1 Ekim 2015- 30.09.2019 tarihleri arasında inşaat ruhsatının müvekkili şirket üzerine olması, SGK dosyasının müvekkil şirket üzerinden açılması sebebi ile ruhsatın iptaline sebep olunmamak adına ve inşaat alanındaki hukuki ve keza cezai sorumluluğunun bulunması sebebi ile inşaat sahasında iki adet bekçi ile bir şantiye şefini bu süre içerisinde çalıştırmak zorunda kaldığını, müvekkilince 1 Ekim 2015 - 30. Eylül 2019 tarihleri arasında şantiye şefi ...’a 201.550,00 TL, bekçilerden ...’a 72.561,96 TL, ...’e 72.992,31 TL olmak üzere toplam 347.104,27 TL maaş ödemesi, ... için 32.013,75 TL, ... için 30.974,39 TL olmak üzere toplamı 62.988,14 TL SGK primi, her iki çalışan için yapılan 108.900,00 TL iaşe masrafları ile 108.900,00 TL ulaşım gideri toplamı olan 217.800,00 TL olmak üzere toplam 627.892,41 TL fazladan ödeme yapılmak zorunda kaldığını, bu durumun TMK. 2. maddesinde belirtilen dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, yerel mahkemece bu durumun değerlendirilmeden dosyanın karar bağlanmasının hatalı olduğunu, bu hali ile eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını ileri sürerek, yapılacak istinaf incelemesi neticesinde yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili tarafından verilen 30/01/2024 tarihli istinaf başvurusuna karşı verilen cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen 21/10/2014 tarihli sözleşme konusunun götürü bedelle tespit edildiğini, bu nedenle, işbu kontrata göre tüm ödemelerin bir kül halinde yapılacağının kararlaştırıldığını, çalışan işçilerin her türlü sorumluluğunun davalı şirkete ait olduğunu, müvekkili şirketin hak ediş bedelleri adı altında üzerine düşen tüm edimleri yerine getirdiğini ve ödemeleri süresi içerisinde yaptığını, dosya kapsamında SGK'dan gelen müzekkere cevaplarının da çalışanların primlerinin eksiksiz ödendiği ve hak ediş ödemelerinin de süresinde davalı şirkete ödendiğini kanıtlar nitelikte olduğunu, huzurdaki davaya konu SGK prim ödemelerinden müvekkilinin her hangi bir sorumluluğu bulunmadığını, bu ödemelerin müvekkilimden istenmesinin kötüniyetli olduğunu, davalının her ne kadar TMK madde 2. Maddesinde belirlenen iyi niyet ilkesine atıf yapsa da; tarafların özgür iradeleri ile ahlaka ve kamu düzenine aykırı olmayan bir ticari sözleşme yaptıklarını ve hür iradeleri ile sözleşmeyi imzaladıklarını, sözleşme yapma özgürlüğünün Anayasının 48. Maddesi ile koruma altına alındığını ve bu durumun TBK. 26. Maddesinde açıkça düzenlendiğini, sözleşme serbestisi ilkesinin geçerli olduğunu savunarak, yapılacak istinaf incelemesi neticesinde davacı tarafın istinaf itirazlarının ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; Dava, taraflar arasındaki 21/12/2014 tarihli ve konusu davalının yüklenici olduğu ... sayılı taşınmaz üzerine yapılacak olan imalathane ve idare binanın kalıp, demir ve beton işlerin yapı olan eser sözleşmesinden kaynaklanan fazladan ödemek zorunda kalınan işçilerin maaş ödemelir, iaşe masraf ve ulaşım giderlerine ilişkin tutarlar nedeniyle davacının uğradığı zararın davalıdan tahsili isteğine ilişkin olup, davacı alt yüklenici, davalı ise yüklenicidir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasındaki sözleşmenin götürü bedelli sözleşme olduğunu, işin tamamlanarak davalı yükleniciye teslim edildiği, teslim edilirken fazlaya ilişkin hakların da saklı tutulmadığı bu nedenle davacının uzayan süre nedeniyle fazla işçi ve şantiye şefi çalıştırdığından bahisle üstlenmek zorunda kaldığı giderleri davalı yükleniciden talep edemeyeceği, TBK'nın 480. Maddesinde yazılı olan sözleşmenin uyarlanması koşullarının da somut olayda oluşmadığı kabul edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş ve bu karara karşı davacı vekili yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurmuştur. Mahkemece de dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/11/2022 tarihli 2022/56 Esas 2022/578 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harç bedelinin mahsubu ile kalan 304,40 TL istinaf karar ve ilam harç bedelinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın dairemizce taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 09/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan E-imzalıdır

Üye E-imzalıdır

Üye E-imzalıdır

Katip E-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/150, K. 2026/578, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-150-e-2026-578-k-0333a93d0eb7