İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/41 E. 2026/333 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/41
- Karar No
- 2026/333
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/41 KARAR NO : 2026/333
DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/02/2020 KARAR TARİHİ : 15/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin mevcut sektör koşullarında en avantajlı elektrik üretim yöntemlerini değerlendirmek amacıyla kalorifik değeri yüksek yerli kömür kaynaklarına dayanarak, sondaj çalışmaları ile tespit edilen yerli kömür rezervini kullanmak suretiyle 340 MWm/330 Mwe kurulu güce sahip ---- yatırım sürecine başladığını, uzun yıllar devam eden kapsamlı bir proje ve inşaat süreci sonucunda 2018 yılının Ağustos ayı başı itibariyle üretime başladığını, yıllar süren inşaat sürecinin sonucunda, yüzlerce parça iş ve makinadan oluşan --- Santralinin hizmete hazır hale getirildiğini, müvekkili şirketin, ticari işletmesi çok büyük bir alana yayılmış ve yüzlerce parça ve makinadan oluşan devasa bir üretim tesisi olduğunu, müvekkili şirketin ana faaliyet alanının elektrik üretimi ve temini olması sebebiyle santralin inşa sürecinde konusunda uzman onlarca firmadan hizmet alındığını, santralin üretimini sağlayan en önemli ve hayati parçalarından birinin de kompensatörler ve türbin izolasyon malzemeleri olduğunu, müvekkili şirket ile davalı -----. ile arasında 22.11.2016 tarihinde Yüklenici Sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşme kapsamında müvekkili şirketin “---- Santrali projesi için muhtelif ölçülerdeki kompansatörlerin imalatı, kalite kontrolü, şantiyeye araç üstünde teslimi ve montaj esnasında süpervizörlük hizmetleri verilmesi işinin üstlenildiğini, 31.01.2017 tarihinde ---bulunan türbinin çözülebilir yastık sistemi ile izolasyon işlemleri için taraflar arasında mutabakat sağlandığını ve 2017 yılı Kasım ayında ise gönderilen teklif mektubu ile işin ücreti konusunda mutabakat sağlandığını, müvekkili şirket ile davalı arasında akdedilen teknik şartname ile----- bulunan türbinin çözülebilir yastık sistemi ile izolasyonun yapılmasına ilişkin teknik hususlar, objektif ve subjektif esasların belirlendiğini, 31.01.2017 tarihli teknik şartname ile üstlenilen türbin izolasyonu işinin gereği gibi ifa edilmediğini, ayıplı bir şekilde müvekkili şirkete teslim edildiğini, müvekkili şirket yetkilileri tarafından detaylı bir şekilde yapılan inceleme sonucu hazırlanan ---- Şartname’ye aykırı işin ifası sebebiyle türbinin aşırı ısındığı, ısınma sebebiyle motorların kilitlendiği ve aşırı ısınmanın dengelenmesi amacıyla günler boyunca Santral’in faaliyetinin durdurulması gerektiğinin tespit edildiğini, işe ilişkin ayıpların derhal yazılı ve sözlü olarak bildirilmesine rağmen davalı tarafından söz konusu ayıpların giderilmesi ve gereği gibi ifa edilmesi için herhangi bir şekilde müdahalede bulunulmadığını, ve hatta hatanın giderilmesine ilişkin yapılacak işlemler için ücret talep ettiğini, 17.08.2018 tarihinde müvekkili şirket çalışanı ----- tarafından davalıya gönderilen ve işin kabul edilmediğine yönelik e-posta ile ihbar yükümlülüğünün yerine getirildiğini, davalı tarafından yapılan bildirime rağmen herhangi bir aksiyon alınmadığı gibi, aynı gün içerisinde davalı şirket tarafından verilen cevapta, 17 Ağustos 2018 tarihi itibariyle firmada olmadıkları ve ancak bayram tatilinden sonra gerekli açıklamaları yapabileceklerinin belirtildiğini, Ağustos 2018 dönemindeki Kurban Bayramı tatili 17-27 Ağustos 2018 tarihleri arasında gerçekleşmiş olup, 10 gün sonra davalı tarafından verilen cevap ile bildirilen ayıp ve eksikliklere haksız bir şekilde itiraz edildiğini, ihbar yükümlülüğünün süresi içerisinde yerine getirmediğinin kabulü anlamına gelmemekle birlikte, Yargıtay kararları ile de belirtildiği üzere, şayet Sözleşme’de garanti süresi kabul edilmişse, iş sahibinin Borçlar Kanunu’nun 474/I ve 478. maddelerinde öngörülen sürelerle bağlı olmaksızın ayıp ihbarını garanti süresi içerisinde yerine getirerek zararlarını talep edebileceğinin kabul edildiğini, akdedilen Teknik Şartnamenin “Garanti” başlıklı 11. Maddesinde; “Yapılan izolasyonlar 2 yıl garantili olacaktır.” denmek suretiyle davalı tarafından imalatı yapılan türbin izolasyonu işi için karşı garanti verildiğini, yapılan imalatlardaki ayıp ve eksikliklerin 17.08.2018 tarihinde Müvekkili Şirket tarafından davalıya ihbar edilmesine rağmen Teknik şartnamenin 9. Maddesi 2. Fıkrası uyarınca belirtilen arızaya 7 gün içerisinde herhangi bir müdahalede bulunulmadığı gibi belirtilen hatalı imalatlar da davalı tarafından kabul edilmediğinden dava dışı 3. kişiler ile görüşmelere başlanıp 3. Kişilere işin tamamlatıldığını,Türk Borçlar Kanunu’nun 475. maddesi ile iş sahibinin genel hükümlere göre tazminat talep edebileceğinin kabul edildiğini, işbu davada genel hüküm olan TBK 112. Madde uyarınca müvekkilinin uğramış olduğu zararların talep edildiğini, müvekkili Şirketin ayıptan doğan seçimlik haklarını kullanmamakta olup TBK 475. Madde uyarınca yapılan atıf ile TBK 112. Madde doğrultusunda borcun gereği gibi ifa edilmemesi dolayısıyla uğramış olduğu zararların talep edildiğini, davalı borcunu gereği gibi teknik şartnameye uygun olarak ifa etmiş olsaydı müvekkilinin uğramayacağı zararların talep edildiğini, dava konusu türbin izolasyon işi için kesilen fatura gereği kararlaştırılan tüm ödemelerin yapılmış olup, yapılan iş gereği gibi ifa edilmediği için ve davalı tarafından herhangi bir müdahalede bulunulmadığı ve hatalar kabul edilmediği için iş, dava dışı 3.kişilere yaptırılarak ekstradan ödemeler yapılması gerektiğini, davalı dava konusu türbin izolasyon işini gereği gibi ifa etmiş olsaydı müvekkili Şirketin üçüncü kişilerile anlaşmak zorunda kalmayacak ve işin gereği gibi ifa edilmesi için ekstradan bedeller ödemek durumunda kalmayacak olduğunu, aynı iş için hem davalı tarafa ödeme yapmış olup hem de üçüncü kişilere işin tamamlanması için ödeme yaparak zarara uğradığını, dava dışı 3. kişilere ödemiş olduğu bedellerin, müvekkili şirketin uğramış olduğu olumlu zarar kalemlerinden biri olduğunu, davalı tarafından imal edilen işin ayıplı olması sebebiyle --- faaliyetlerinin zorunlu olarak durdurulması gerektiğini, davalı şirketin hatalı imalatı sonucunda yüksek sıcaklığı izole etmesi gereken izolasyon malzemelerinin taahhüt edildiği üzere 50⁰C derece koruma sağlamaması ve sıcaklıkların 100⁰C bulması sebebiyle sistemin kapatılmasının zorunlu hale geldiğini, makinalara müdahalenin yapılabilmesi için sistemin soğumasının beklenmesi gerektiği gibi arızasının giderilmesi için gerekli süre boyunca çalışılması ve üretime geçilebilmesi için de Santralin tekrar 3 gün boyunca ısıtılması gerektiğini,---- Santrali’nin faaliyetlerinin durdurulduğunu gösterir teknik kayıtları sunduklarını, yapılacak yerinde inceleme ile tespit edilebileceği gibi aynı zamanda --- yazılacak müzekkere ile --- kayıtlarının istenmesi ile de bu durumun ispat edilebileceğini, türbin izolasyonu işleminin teknik şartnameye uygun olarak yapılmaması ve, sistemin aşırı ısınması sebebiyle Santral’in çalışmasının durdurulduğu zamanların toplamının yaklaşık 400 saati bulduğunu, davalı şirketin hatalı imalatı sebebiyle yaklaşık 400 saat üretim yapmaktan mahrum kalınması sebebiyle doğan zararın/kazanç kayıplarının ayıp sonucunda ortaya çıkan zararlardan sayıldığını, ayıplı ve eksik iş yapılması sebebiyle - ---’nin faaliyetlerinin durmuş olması bakımından şirketin kazanç kaybına uğradığını müvekkili şirketin zararının tazmin edilmesi gerektiğine ilişkin olarak davalı tarafa ihtarname gönderildiğini ancak müspet bir sonuç alınamadığını, 29.01.2019 tarihi itibariyle ticari uyuşmazlıklar bakımından dava şartı olarak arabuluculuk getirildiğini, arabuluculuk müessesine başvurulduğunu ancak davalı ile herhangi bir anlaşmaya varılamadığını, belirterek fazla ilişkin hakları saklı kalmak üzere ---- Santralinde bulunan türbinin çözülebilir yastık sistemi ile izolasyonunun yapılmasındaki ayıp ve eksiklikler ve buna binaen, ---- Santrali’nin faaliyetlerinin durmuş olması sebebiyle müvekkili şirketin uğradığı kazanç kaybı ve üçüncü kişilere ödenmek zorunda kalınan bedeller dâhil olmak üzere şimdilik 100.000-TL tutarındaki zararın oluştuğu günden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, zararın oluştuğu günden itibaren ticari faiz işletilmesi taleplerinin kabul edilmemesi halinde müvekkili şirket tarafından davalıya gönderilen ----. Noterliği ---- yev. Nolu ihtarnamede davalı tarafa verilen sürenin dolmasını takiben işleyecek ticari faiziyle birlikte oluşan zararın davalıdan tahsiline, davaya ilişkin yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının talep edebileceği zararların net olarak tespit edilebilir nitelikte olmasına rağmen davacı tarafça belirsiz alacak davası açılmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, hukuki yarar şartının eksikliği sebebi ile davanın usulden reddine, iş bu taleplerinin kabul görmemesi halinde davacı tarafça net zarar tutarının tespiti ile eksik harcın tamamlanması hususunda davacı tarafa kesin süre verilmesini talep ettiklerini, ---- Santralinde bulunan türbinin “Çözülebilir Yastık Sistemi ile İzolasyonu”nun 31.01.2017 tarihli teknik şartnameye uygun olarak yapımı hususunda tarafların 07.11.2017 tarihli niyet mektubu doğrultusunda 71.000 Euro karşılığı anlaştıklarını, müvekkili şirketin 07.11.2017 tarihli niyet mektubunda belirtilen 30 gün içinde teknik şartnameye uygun olarak yapılan türbin izolasyonu işini tamamlayarak davacı tarafa teslim ettiğini, taraflar arasındaki anlaşamaya konu iş karşılığı davacı taraf adına ---- sıra nolu, 20.07.2018 tarih ve 71.000 Euro meblağlı fatura düzenlenerek davacı tarafa iletildiğini, davacı tarafça teknik şartnamenin 3/7 maddesi ile izolasyonun en son katında sıcaklığın en fazla 50°C olması öngörülmüş ise de iş bu yöndeki belirlemenin davacı şirket yetkililerince 60°C olarak revize edildiğini, bu hususa ilişkin olarak müvekkili şirket çalışanlarından --- tarafından 17.05.2018 tarihinde saat 11:03’te muhatap olarak bilinen davalı şirket çalışanlarından ----gönderilen mailde “izolasyon yapılacak alanda yeteri kadar boşluk olmaması sebebi ile belirli alanlara tek kat izolasyon yapılması gerektiğinin yine davalı şirket çalışanlarından --- iletildiğini, tek olarak yapılacak izolasyon sebebi ile çift kat izolasyon için ön görülen 60°C ye düşme garantisi verilemeyeceği tek kat izolasyonlu alanları garanti kapsamı dışında kalacağı” belirtildiğini, maile cevaben davacı şirket çalışanlarından --- 17.05.2018 tarihinde saat 16:00 da göndermiş olduğu mailde “kalınlığı düşen hatlar için 60°C garantisi aranmayacağını” müvekkiline iletildiğini, ayıp olarak nitelendirilen durumun davacı tarafın bazı alanlarda alan yetersizliği sebebi ile tek kat izolasyon yapılması yönündeki kabullerinden kaynaklandığını, davacı şirket çalışanlarından --- tarafından müvekkili şirket çalışanlarından --- 17.08.2018 tarihinde saat 18:03 de gönderilen mailde türbin alt ve üst kasa sıcaklıkları arasındaki farkın çok yüksek olduğunun beyan edildiğini, cevaben ---- tarafından 27.08.2018 tarihinde saat 14:30’da gönderilen mailde şartnamenin davacı şirket tarafından hazırlandığına vurgu yapılarak katmanlara, kullanılan malzemeye ve belirlenen kalınlığa uygun olarak işin yapıldığı ve hedeflenen sıcaklık değerinin yakalandığı, türbin alt ve üst gövdelerinde homojen soğumanın sağlanması için türbin alt gövdesine ilave izolasyon yapılması gerekliliği, müvekkili şirketin sorumluluğu dahilinde bulunmayan alanlardaki taş yünü alüminyum izolasyonlarındaki eksikliğinde etken olabileceği bilgisi iletildiğini, imalatın oluşumunda müvekkilii şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, taraflar arasındaki eser sözleşmesi niteliğindeki--- Türbinin “Çözülebilir Yastık Sistemi ile İzolasyonu” işi niyet mektubu ile öngörülen 30 günlük süre zarfında davacı tarafa teslim edilmiş olduğunu, bu durumun davacı tarafça düzenlenen ---. Noterliğinin 08.01.2020 tarih ve ----- yevmiye nolu ihtarnamesi ile içeriği ile de sabit olduğunu, davacı tarafça ----- sıra nolu, 20.07.2018 tarih ve 71.000 Euro meblağlı faturaya içeriğine kanuni süresi dahilinde itiraz edilmediği gibi iş bu süre kapsamında davacı tarafça herhangi bir ayıp bildiriminde de bulunulmadığını, davacı tarafça ayıp ihbarına dayanak olarak gösterilen 17.08.2018 tarihli mailin müvekkili şirkete saat 18:03’te gönderildiğini, mailin gönderildiği an itibari ile şirket dahilinde normal mesai çalışması sonlandırıldığını, bütün çalışanların kurban bayramı iznine çıkmış olması sebebi ile gönderilen mailin varlığı bayram izni dönüşü olan 27.08.2018 tarihinde tespit edildiğini, kullanılan malzemeye ve belirlenen kalınlığa uygun olarak işin yapıldığı ve hedeflenen sıcaklık değerinin yakalandığı, türbin alt ve üst gövdelerinde homojen soğumanın sağlanması için türbin alt gövdesine ilave izolasyon yapılması gerekliliği, müvekkilinin sorumluluğu dahilinde bulunmayan alanlardaki taş yünü alüminyum izolasyonlarındaki eksikliğinde problemin oluşmasında etken olabileceği bilgisinin iletildiğini, taraflar arasındaki yüklenici sözleşmesine konu kompansatörlerin tamamının 2017 yılı ocak ayı içerisinde davacı tarafa teslim edildiğini iş bu kompansatörlerin imalatının ayıplı olduğuna dair davacı tarafça müvekkili şirkete herhangi bir ihbarda bulunulmadığını, davacı şirketin dahil olduğu grup şirketi ---. tarafından ----Santralinin devreye alınması için 27.07.2018 tarihinde bakanlığa başvuru yapıldığına ve Bakanlık tarafından başvurunun kabulü ile birlikte 01.08.2018 tarihi itibari ile ticari faaliyetlere başlandığına dair bildirimde bulunulduğunu, ayıplı imalatların giderilmesi için müvekkili şirkete makul süre verilmeksizin müvekkili şirketin 2 yıllık garanti verdiği işlere üçüncü kişilerin müdahale etmesine izin verilmek sureti ile müvekkili şirketin garanti yükümlülüğünün ortadan kalktığının tartışmasız olduğunu, yabancı şirketlerden alındığı beyan olunan raporda davacı tarafın tek taraflı beyan ve iddiaları doğrultusunda bedeli ödenmek sureti ile hazırlanan bir rapor olması sebebi ile dikkate alınmaması gerektiğini, davacı şirket tarafından üçüncü kişi firmaya yaptırılan işin bedelinin işin gerçek değerini yansıtıp yansıtmadığı hususu üçüncü kişi firma ile bu amaçla yapılan anlaşma ve ödemelere ilişkin bilgi ve belgelerin ibraz edilmemiş olması sebebi ile tespiti mümkün olmadığını söz konusu husus davacı tarafın iyi niyetle hareket etmediği yönünde makul bir şüphenin doğmasına sebebiyet verdiğini, müvekkili şirketin davacıdan alacaklarının tahsili amacı ile davacı taraf aleyhine -- İcra Müdürlüğünün --- Esas nolu dosyasından icra takibi başlatıldığını, icra takibine konu alacağa davacı tarafça itiraz edildiğini, davacı taraf aleyhine --- Asliye Ticaret Mahkemesinin ---- Esas nolu dosyasından dava açıldığını, davanın derdest olduğunu, alacak hesabı için bilirkişiye tevdii edilerek rapor alındığını belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak ikame olunan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibari ile taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesi nedeniyle ayıplı imalattan doğan zararların tazmini istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde davasını TBK 475. Madde uyarınca yapılan atıf ile TBK 112. Maddesi doğrultusunda borcun gereği gibi ifa edilmemesi dolayısıyla uğramış olduğu zararlar olarak açıklamış, TBK 475 maddesindeki seçimlik hakları kullanmadıklarını belirtmiş, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca ---- Santralinde davalı tarafından türbin izolasyon işinin şartnameye aykırı olarak eksik ve ayıplı ifasından dolayı davalının ayıplı yaptığı işi dava dışı üçüncü bir şirkete yaptırdıklarından bahisle zarar bedeli ve kar/kazanç kaybı talebinde bulunmuştur. Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin 25/03/2021 günlü ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş tarafların sulh olma imkanı bulunmadığından uyuşmazlık noktalarının tespiti ile tahkikat aşamasına geçilmiş deliller toplanıp bilirkişi raporları alınmak suretiyle sonuca gidilmiştir. Davalı vekili davacının belirsiz alacak davası açamayacağını, talep edebileceği zararların net olarak tespit edilebilir nitelikte olduğunu, buna rağmen davacı tarafça belirsiz alacak davası açılmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, hukuki yarar şartının eksikliği sebebi ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş, davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde "....,Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmi dava denir. Diğer bir ifadeyle, bir alacak hakkında daha fazla miktar için tam dava açma imkanı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden (örneğin eser sözleşmesinden) doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kısmının dava edilmesi gerekir (Yargıtay HGK 17.10.2012 gün, --- Karar sayılı ilâmı, ----. Müvekkil Şirket huzurdaki davayı hukuki menfaati gereği "fazlaya dair talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla" ibaresini de şerh düşmek suretiyle davalının iddialarının aksine kısmi dava olarak ikame etmiştir. Nitekim, söz konusu gerçek zarar tutarı ancak ve ancak tahkikat sırasında bilirkişi marifetiyle tespit edilebilecektir.... Yukarıda izah olunan, Yargıtay içtihatları çerçevesinde Müvekkil Şirket dava dilekçesinin talep kısmında "fazlaya dair talep, dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla" ibaresi kullanarak söz konusu talebini daha sonradan tespit edilecek miktarı da talep edebilmek maksat ve saiki ile kısmi dava olarak ikame etmiştir. " demek suretiyle kısmi dava açtıklarını beyan etmiş olduğundan davanın kısmi dava niteliği taşıdığı mahkememizce kabul edilmiştir. Kaldı ki dava dilekçesinde de davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığına dair bir beyan olmadığı görülmektedir. --- müzekkere yazılarak --- çalışmadığı tarihlere ilişkin --- kayıtları getirtilmiş yine davalı tarafından ayıplı yapıldığı iddia edilen işlerin dava dışı 3. Firmaya yaptırıldığı davacı tarafından ileri sürüldüğünden dava dışı --- Şirketi ile ---- Şirketi'ne müzekkere yazılarak---- yapılan işlere ilişkin kayıtlar varsa fatura, hakediş raporları ve sözleşmeler istenerek dosya içine alınmıştır. Davacı tanıklarının talimat yolu ile beyanları alınmıştır. Davacı Tanığı --Ben davacı işyerinde tribün işletme mühendisi olarak çalışıyorum. Benim davacı ile davalı arasında yapılan sözleşme hakkında bilgim yok. Tribünün çalıştığı esnada tribünün alt keysi ile üst keysi arasında 30 derece sıcaklık farkı olması gerekir. İzolasyon yapımından sonra bu 2 keys arasındaki sıcaklık farkı 122 dereceye kadar çıktı. Bu farkın sebebi alt keysin hızlı soğumasından kaynaklıydı. Bu sıcaklık farkı ortaya çıktığında tribünün kanatları kilitlenir ve kanatlar döndürülemez. Bu durumda da santralin çalışması durur. Tribündeki sıkıntı ortaya çıktığında proje müdürü ---- tarafından davalı şirkete bildirimde bulunuldu. Hangi tarihte yapıldığını hatırlamıyorum. Tribün kanatları arızadan dolayı durdurulduğunda sıcaklık farkı fazla olduğu için hemen müdahale edemiyoruz. Kanatların durmasıyla yeniden çalıştırmaya başlamamız arasında en az 3 gün süre geçiyor. Tam sayısını hatırlamıyorum ancak söz konusu arıdan dolayı 10-15 kez 3 günlük tadilat süreleri oldu. Davalı firma ile sıkıntı yaşayıp anlamadığımız için başka bir firmayla anlaşarak yeniden izolasyon yaptırıldı. Daha sonra tekrar bir sıkıntı yaşanmadı. Söz konusu arıza tribünün duruşları esnasında fark edildi. 6-7 saatlik duruştan sonra sıcaklık farkı inmediği için tribün tekrar çalışmadı. Ayıp bu şekilde fark edildi. Davalı taraf ile yapılan sözleşmede izolasyon dışı sıcaklığın 50 derece olması noktasında anlaşılmış ancak izolasyon sonrasında bu sıcaklıkta hiçbir zaman 50 derece olmadı. Sürekli 60-70, 100 dereceye kadar bu sıcaklığın çıktığı tespit edildi. Söz konusu arızanın tribünün çalışmaya başlamadan tespit edilmesi mümkün değildir. Benim bilgim görgüm bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı Tanığı ---- " Ben davacı şirkette mekanik bakım şefi olarak çalışıyorum. Davalı taraf ile yapılan izolasyon sözleşmesi hakkında bilgim var. Taraflar arasındaki şartnameyi ben hazırladım. Düzenlenen şartnamede izolasyon dışı sıcaklığın 50 dereceyi geçmemesi ve alt üst keys arasındaki sıcaklık farkının 30 dereceyi geçmemesi şeklinde iki madde mevcuttu. Yapılan iş bu iki maddeyi de karşılamıyordu. Alt üst keys ısınma hızı ile soğuma hızı birbirinden farklı olduğu için santral çalışmayı bıraktığında tribünün kanatları kilitleniyordu. Daha sonra çalışmıyordu. Çalışması için soğuması gerekiyordu. Soğuması ise 3-4 günlük bir süre gerektiriyordu. Normal şartlarda durma bittikten sonra tribünün hemen çalışması gerekiyordu. Söz konusu arıza üst üste 2-3 kez meydana geldikten sonra arızanın izolasyondan kaynaklandığı anlaşıldı. Bunun üzerine şirket çalışanı ---- tarafından davalı şirkete mail atılarak işin kabul edilmediği bildirildi. Davalı şirket bayram sonunda ilgileneceklerini söyledi. Ancak o kadar beklememiz mümkün olmadığı için başka firma ile anlaşılarak yeniden izolasyon yaptırıldı. Sıkıntı çözüldü. Söz konusu ayıbın tribün çalıştırılmadan tespit edilmesi mümkün değildir. Tribünün çalıştırılarak ısı ayarlarının görülmesi gerekiyordu. Söz konusu ayıp bu sebeple daha sonra tespit edilebildi. Söz konusu tribünün durduktan sonra tekrar çalışmaya başlaması en az 3-4 günü buluyordu. Tam saat hatırlamıyorum ancak yaklaşık 400 saate yakın kaybımız bulunmaktadır" şeklinde beyanda bulundukları anlaşılmıştır. ---- Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmak suretiyle sözleşme kapsamında davalı tarafından üstlenilen işin gereği gibi yapılıp yapılmadığı, ayıp ve eksik işlerin bulunup bulunmadığı, varsa bunların her birinin ayrı ayrı tespiti, işin Teknik Şartnameye uygun olup olmadığı, davacının eksik/ayıplı iş varsa bunlar nedeniyle zararlarının tespiti, davalı tarafından eksik ayıplı yapılan işlerin 3.şahsa yaptırılıp yaptırılmadığı, yaptırıldı ise bedeli, davacının eksik/ayıplı iş nedeniyle kazanç kaybının bulunup bulunmadığı, varsa tespiti, izolasyon malzemelerinin sökülüp sökülmediği, izolasyon malzemelerinin antrepoda bulunup bulunmadığı hususlarının değerlendirilmesi yönünde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması talep edilmiş, alınan 09/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda, keşif günü santralin kontrol odasında bilgisayar ekranı üzerinden scada sistemi incelemesi yapılarak santralin geçmiş kayıtları görülüp trend verilerinin incelendiği, dava konusu tarihlerdeki trendlerde meydana gelen türbin duruşlarını ve bu duruşlar esnasındaki alt kasa ile üst kasa arsındaki sıcaklık farklılıklarını gördüklerini, trendlerdeki duruşların genel olarak alt kasa ile üst kasa arasındaki sıcaklık farkının 30 *C üzerine çıkmış olduğu zamanlara denk geldiğini, bununla birlikte kasa sıcaklıklarının da birçok zaman aralığında 50 *C üzerine çıkmış olduğunun ilgili trendlerden tespit edildiğini, Sözleşmenin 3.7 maddesinde alt kasa ve üst kasa sıcaklık farkının 30 *C üzerine çıkmaması ve son izolasyon katmanı üzerindeki sıcaklığın 50 “C yi aşmaması gerektiğinin ifade edildiğini, bu durumda davalı tarafından yapılan işte kullanılan izolasyon malzemesinin vazifesini yerine getirmeyerek türbinin durmasına sebep olduğunu, yapılan işin ayıplı olduğu kanaatine varıldığını, türbin çalışma dökümleri incelendiğinde türbinin arızadan dolayı durduğu ve arıza giderildiği halde sıcaklık farkından dolayı devreye alınamadığı zaman dilimlerinin 23.08.2018 Saat 06.31 ile 26.08.2018 Saat 01.53 arası yaklaşık 67 saat17.10.2018 Saat 23.00 ile 20.10.2018 Saat 11.00 arası yaklaşık 60 saat 10.12.2018 Saat 20.00 ile 12.12.2018 Saat 22.00 arası yaklaşık 50 saat 13.12.2018 Saat 22.00 ile 16.12.2018 Saat 17.00 arası yaklaşık 67 saat «e 25.12.2018 Saat 12.00 ile 27.12.2018 Saat 23.00 arası yaklaşık 59 saat « 20.01.2019 Saat 14.00 ile 22.01.2019 Saat 17.00 arası yaklaşık 51 saat olup türbinin, arızası giderildiği halde alt ve üst kasaları arasındaki sıcaklık farklarının şartnamedeki değerin üzerinde olmasından dolayı devreye alınamadığı sürenin toplam yaklaşık 354 saat olduğunun anlaşıldığını, elektrik üretim santralinin 330 MW (Megavat) kurulu gücünde olduğunu, bu kurulu güce sahip olan bir santralin ortalama 300 MW efektif gücünde çalışacağı baz alındığında 354 saatlik devreye alınamama süresi yüzünden üretemediği enerji miktarı 300x354=106.200 MWH (Megavat saat) olarak hesaplandığını,bu tip elektrik üretim santrallerinin --- ile aralarında yaptıkları ikili anlaşmalarda belirlenen fiyatlar çerçevesinde elektrik iletim sistemine elektrik enerjisi sattıklarını, durmaların yaşandığı Ağustos 2018 ile Ocak 2019 tarihleri arasında davacı şirket ile ---- arasında hangi fiyatlar üzerinden alım anlaşması yapıldığına dair herhangi bir evrak dosyada bulunmadığından bu belgelerin temini halinde davacının üretemediği ve dolayısıyla sisteme satamadığı enerjinin tutarının da hesaplanabileceğini belirttikleri anlaşılmıştır. Aynı bilirkişi heyetinden alınan 03/10/2023 tarihli ek raporda, davalı vekilinin itirazları değerlendirilerek, tek kat uygulamanın işin tamamına değil, bir kısmına ilişkin olduğu, bu bölgenin de sıcaklığın işin kapsamındaki en düşük sıcaklık değerlerine sahip bölüm olan orta basınç türbini buhar çıkış kısmında olduğunun dosya içeriği belgelerden anlaşıldığını, ayrıca, garanti kapsamı dışı olarak kabul edilen bölgenin yalnızca tek kat izolasyon yapılan bölgeler olduğunun anlaşıldığını, yapılan ölçümlerde çıkan “sınırı aşan” sıcaklık değerlerinin tek kat izolasyon yapılan bölümden değil gövde üzerinden yani davalı firmanın garantisi altındaki bölgeden alındığının anlaşıldığını, tüm bu veriler, taraflar arasında imzalanan sözleşme, mail görüşmeleri, yapılan ölçümler dikkate alındığında sözleşmede yer alan alt kasa ile üst kasa arasındaki sıcaklık farkının 30˚C üzerine çıkmaması ve son izolasyon katmanı üzerindeki sıcaklığın 50˚C’yi aşmaması gerekliliği yükümlülüğünün sağlanamadığı ve yapılan imalatın ayıplı olduğu sonucuna ulaştıklarını, kök raporda, santralin devre dışı kaldığı ilk zaman dilimi olan 23.08.2018 Saat 06.31 ile 26.08.2018 Saat 01.53 arasının hesap kolaylığı açısından saat 23.08.2018-07.00 ve 26.08.2018-02.00 şeklinde yuvarlanarak hesap yapılmış ve 106.200 Mwh (Megavatsaat) üretim kaybı rakamına ulaşılmış olduğunu, itiraz üzerine yeniden değerlendirme yapılmış olup --- sitesinden ekli tablo görüldüğü gibi sözkonusu tarihlere ait PTF (Piyasa takas fiyatları) alınarak saat bazında üretim kaybı ve o saatteki tutarının hesaplandığını, 23.08.2018 tarihi 06.31’de başlayan devre dışı kalma sürecinin ilk saati hesaplanırken o saat diliminin ilk yarısı sona erdiği için hesap 0,5 saat üzerinden yapılmış, o sebeple ekli tablonun ilk satırındaki üretim kaybı değeri 150 Mwh olarak kabul edilmek suretiyle hesap yapıldığında nihai üretim kaybı değerinin 106.350 Mwh ve bunun parasal tutarının 29.400.183,00 TL olarak tespit edildiğinİ, davacı şirketin santraldaki sorunların devam etmesi üzerine 25.08.2018 tarihinden itibaren, önce dava dışı --- isimli şirkete, daha sonra da dava dışı ---- isimli şirkete yeniden izolasyon ve yastıklama çalışmaları yaptırdığını, bu çalışmaların önce 12.03.2019 tarihinde geçici kabulü, 17.05.2019 tarihinde ise kesin kabulünün yapıldığını, bu çalışmaların bitmesiyle santraldaki sıcaklık farkından dolayı devreye girememe sorunu ortadan kalkmış olup belirtilen kabul tarihlerinden sonra böyle bir sorun yaşanmadığını bu sebeple 2018 yılı ağustos ayından dava dışı şirketlere yaptırılan çalışmaların bitimine kadar olan süreçteki tüm devre dışı zaman dilimlerinin hesaba katıldığını, davalı şirketin, --- alınan verilerde santralin 2018 yılı Ağustos ayında 13,6 Gwh (Cigavatsaat) üretim yaptığının bildirildiğini, yani santralin 2018 Ağustos’ta devre dışı kaldığı iddiasının gerçekdışı olduğunu beyan ettiğini,kök raporda santralin 23.08.2018-26.08.2018 arası devre dışı kalması üzerinden hesap yapılmış olup 2018 Ağustos ayının diğer günlerinde santralin normal şekilde çalıştığını, 13,6 Gwh ve daha fazla üretim yapmasının teknik olarak mümkün olduğunu, davacı tarafından dava dışı 3.firmalara ödenen faturaların dava dosyasında mevcut ve fatura tutarlarının açık ve net olması nedeniyle bu faturalarla ilgili olarak değerlendirilecek bir husus bulunmadığını belirttikleri anlaşılmıştır.Davacı vekili 01/12/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile üretim kaybı bedelinin 29.400.183,00 TL olarak belirlendiğini, davayı ek raporda belirtildiği şekilde 29.400.183,00 TL olarak ıslah ettiklerini, ıslah taleplerinin kabulünü talep etmiştir. Davalı vekili ıslah dilekçesine karşı sunduğu beyan dilekçesinde huzurdaki davanın HMK 109/1. Maddesi uyarınca “kısmi dava” olarak ikame edilmiş olduğunu, ayıplı ifadan kaynaklı dava ve taleplerde zamanaşımı süresi teslim tarihinden itibaren 2 yıl olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 231. Maddesi; Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” şeklinde olup, dava 21.02.2020 tarihinde ikame edilmiş ve ıslah dilekçesinin 05.12.2023 tarihinde ibraz edilmiş olduğundan ileri sürülen tüm taleplerin dava ve ıslah tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığını, dava tarihi itibariyle talep konusu edilen 100.000,00-TL ile 05.12.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile arttırılan 29.300.183,00-TL yönünden zamanaşımı defi’nde bulunduklarını bildirmiştir. Islah dilekçesinin sunulması ile dava değeri Asliye Ticaret Mahkemelerinde Heyet halinde görülmesi gereken parasal sınıra ulaştığından dosya heyete tevdi edilmiş, mahkememizin 03/04/2024 tarihli duruşmasında " Taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmalar, dosyaya sunulan deliller, daha önce talimat mahkemesince alınan kök ve ek rapor ile bu raporlara yönelik olarak sunulan itirazlar bir arada değerlendirildiğinde davacı ile davalı arasında 22/11/2016 tarihli kompansatörlerin imali, kalite kontrolü, şantiyede araç üzerinde teslimi ve montaj esnasında supervizorlük hizmeti verilmesi konularında anlaşma imzalandığı, bunun yanı sıra 31/01/2017 tarihli teknik şartname ve 07/11/2017 tarihli niyet mektubu uyarınca tribünün çözülebilir yastık sistemi ile izolasyonunun yapılması ve montajı işinin yapılmasının kabul edildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasen ikinci işe ait olduğu, davacı tarafça dava dilekçesinde, eki prokon izolasyon raporunda ve davalı tarafa gönderdiği----Noterliği'nin 08/01/2020 tarihli ihtarnamesinde yeralan ayıpların davalıya 17/08/2018 tarihli mail ile bildirildiğinin belirtildiği, 07/11/2017 tarihli niyet mektubunda işin başlangıcının 10/01/2018 ve bitişinin 30 takvim günü olarak kabul edildiği, davalının sözleşmede belirtilen tarihte işi teslim ettiğini beyan ettiği, davacının buna itiraz etmediği, dosyada işin daha sonraki bir zamanda teslim edildiğine dair bir iddia ya da delil bulunmadığı, bu durumda işin sözleşmede kararlaştırılan sürede tesliminin kabulü halinde 17/08/2018 tarihli mail içeriğinin süresinde yapılmış ayıp ihbarı olarak kabulünün mümkün olup olmayacağı hususunun taraflar arasında uyuşmazlık konusu olduğu, davacının cevaba cevap dilekçesinde tribün alt ve üst kasa sıcaklıkları arasındaki farkın çok yüksek olduğunun ilk olarak 17/08/2018 tarihinde tespit edildiğini, davalının faturayı düzenlediği tarih itibariyle ayıbın mevcut olmadığını belirttiği, durumun fark edilmesi üzerine 17/08/2018 tarihinde davalıya bildirim yapıldığını, aynı gün davalı tarafça cevap verildiğini, 10 gün sonrasında ise itiraz edilip ücret talep edildiğini, bu yüzden üçüncü kişilerden hizmet alındığını ifade ettiği bu kapsamda cevaba cevap dilekçesinde üçüncü kişi durumundaki ---- 25/08/2018 tarihinde işe başladığını beyan ettiği, bu iddialar uyarınca TBK'nun ayıp ihbarına ilişkin hükümleri dikkate alınarak eserin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise davacının davalı tarafa bildirdiği ayıpların açık ayıp/gizli ayıp niteliğinin belirlenmesi, ayıbın eserin teslimi anında açıkça belli olup olamayacağı, ne şekilde ortaya çıkacağı ve davacı tarafça ayıpların giderilmesi için davalıya imkan tanınmadığı savunması nedeniyle ayıp ihbarının garanti süresi içerisinde ileri sürülmesinin mümkün olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi, gizli ya da açık ayıp olmasına göre işin niteliği göz önünde bulundurularak davacının ihbar sürelerine uyup uymadığının tespiti, ayrıca davacının iş sahibi, davalının yüklenici olduğu işte iddia olunan ayıpların teknik şartnamenin yetersizliğinden, kullanılan malzemelerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, teknik şartname ve işin yapımında kullanılan malzemeleri belirleme yükümlülüğünün kime ait olduğunun tespiti ile teknik şartnamenin yetersiz olması, malzemeleri davacının belirlemiş olması ihtimalinde davalının yüklenici olarak davacıyı açıkça bu durumda eserin ayıplı olarak imal edileceği hususunda uyarma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği, bu durumun davalının sorumluluğuna etkisi, iddia olunan ayıpların teknik şartnamenin yetersizliği yahut kullanılan malzemeden kaynaklı olup olmadığının belirlenmesi, davada ayıp nedeniyle santralde faaliyetlerin durmasından ötürü kazanç kaybı talep edildiği gibi ayıplı işlerin üçüncü şahıs firmalara yaptırıldığı iddiasıyla ödenen bedellerde talep edildiğinden ve dosyaya üçüncü kişilerce düzenlenen fatura ve hakedişler de getirtilmiş olup davalı tarafça getirtilen bu belgelere 26/01/2022 tarihli itiraz dilekçesi ile itiraz edilerek davacı tarafça ayıbın kısmi olduğu belirtilmesine rağmen üçüncü şahıs faturaları incelendiğinde izolasyon işinin tamamının yeniden yapıldığı sonucunun ortaya çıktığı belirtilerek itiraz edildiğinden bu dilekçedeki davalı taraf itirazlarının incelenmesi, üçüncü kişilerce düzenlenen hakediş ve faturaların ayıpların giderilmesine ilişkin olup olmadığı, kadri maruf olup olmadığı, davalıdan ne kadarının talep edilebileceği hususlarının değerlendirilmesi (üçüncü kişiler ----Belgeleri yönünden ayrı ayrı olmak üzere) gerektiği, dosya kapsamında bu konulara açıklık getirilmediği, bu değerlendirme yapılırken ayıbın ortaya çıkmasından itibaren makul süre içerisinde yaptırılması halinde mahalli piyasa rayiçlerine göre hesaplanacak onarım bedeline karşılık geleceğinin gözetilmesi gerektiği anlaşıldığından taraflarca dosyaya ibraz edilen tüm beyan ve deliller, taraflar arasındaki yazışmalar, daha önce alınan bilirkişi heyet raporları, gelen cevabi yazılar bir arada değerlendirilerek yukarıda belirtilen hususlara da açıklık getirilerek davacının davalıdan talep edebileceği zarar kalemlerinin tespiti yönünden re'sen seçilecek bilirkişi heyetinden rapor alınmasına, bilirkişi heyetinde makine mühendisi, endüstri mühendisi, elektrik mühendisi, mali müşavir ve hesap uzmanı bilirkişilerin seçilmesine, Aynı zamanda tarafların 2017-2018-2019-2020 yıllarına ait ticari defter ve dayanak kayıtları üzerinde de bilirkişi incelemesi yapılarak taraflar arasındaki ticari ilişkinin defter kayıtları itibariyle durumunun belirlenmesine, karar verilmiş seçilen bilirkişi heyetinden 10/09/2024 tarihli bilirkişi KÖK raporu alınmış, aynı bilirkişi heyetinden 3 kez de ek rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti kök raporunda özetle;"... Davacı Şirket ----ile davalı ---- ile arasında 31.01.2017 tarihinde imzalanan sözleşme gereğince Sözleşme Teknik Şartnamesine uygun olarak--- Santralinde bulunan türbinin çözülebilir yastık sistemi ile izolasyon işi” 'nin yapılması kararlaştırılmıştır. Davacı, davalı tarafından yapılan türbin izolasyonu işi gereği gibi ifa edilmemiş ve ayıplı bir şekilde Müvekkil Şirket'e teslim edilmiş olduğunu, türbinin aşırı ısındığı, ısınma sebebiyle rotorların kilitlendiği ve aşırı ısınmanın dengelenmesi amacıyla günler boyunca Santrali'n faaliyetinin durdurulması gerektiğini, davalıya ayıpların bildirilmesi neticesinde, Müvekkil Şirket tarafından işin kesin kabulü gerçekleştirilmemiş olduğunu beyan etmiştir. Davacının Teknik Şartnamedeki Maddelerle açıkladığı izolasyon hata ve ayıpları, Davalının da buna karşı sunduğu beyan ve itirazları, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerle birlikte bilirkişi heyetimizce değerlendirilmiş denildikten sonra raporun teknik sonuç kısmında " Davacı Şirket ---davalı ---- ile arasında 31.01.2017 tarihinde imzalanan sözleşme ile --- bulunan türbinin çözülebilir yastık sistemi ile izolasyon işinin yapılması sonrası ortaya çıkan teknik sorunların değerlendirmesi aşağıda yapılmıştır: A) Dava konusu türbin izolasyon işinin Teknik Şartnamesinin a) 3.7. Maddesi “Akışkan sıcaklığı 550*C, ortam sıcaklığı 20*C olmak koşuluyla izolasyonun en son katında sıcaklık en fazla 50*C, ısı kaybı en fazla 200 W/m2 olacak, b) 5.12. Maddesi “İzolasyonlarda kullanılan (yastık tipi izolasyon malzemeleri, izolasyon keçesi, atkısı, yastığı vb.) malzemelerin; izolasyon kalınlıkları, ısı iletim dirençleri ısı transferi hesaplarına göre belirlenmiş olmalıdır. Kullanılacak izolasyon malzemeleri yüksek ısıya dayanıklı olacaktır”, c) 5.10. Maddesi 10. fıkrası uyarınca “Yüksek basınç ve Orta basınç Türbini her iki taraf yatak kasası çevresindeki izolasyonlar büyük hacimden dolayı hem bakım çalışmalarını engellemekte hem de yataktan sızan yağları absorbe edip o bölgedeki aşırı ısınmadan sonra yangın tehlikesi ortaya çıkarabilmektedir. Bu bölgede yapılacak izolasyonlarda, türbin gövdesi ile homojen ve eş değer yalıtım sağlayacak yalıtım katsayısı değerinde ve daha az hacim kaplayan (yalıtım katsayısı daha yüksek) yalıtım malzemelerinin kullanılacaktır” d) 5.7. Maddesi “Türbin gövdelerinin homojen değil de farklı sıcaklık değerlerinde soğuması türbin için büyük tehlike ortaya çıkarmaktadır. Türbin alt ve üst gövdelerinin arasındaki sıcaklık farkının devreye alma sırasında ve devre dışı olup soğuma sırasında (ISITMA VE SOĞUTMA SIRASINDA) 30 santigrat dereceyi geçmemesi gerekmektedir, 5.14. Maddesi 14. Fıkrası “İzolasyon yastıkları bağlantı elemanları paslanmaz çelik olmalıdır. Bu bağlantıların izolasyonlarda ileride hiçbir gevşemeye meydan vermemesi için iyice hesaplanmış sayıda ve kusursuzca bağlanmış olması gerekmektedir. Bu sayede yastıklar arasında ileride gevşemeye bağlı olabilecek aşırı ısı kaybının önüne geçilmiş olacaktır. Firma bu madde doğrultusunda çok hassas bir çalışma ortaya koyacak ve gerekli çektirme tertibatını uygulayacaktır” edimlerine uygun yapılmadığı dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerden anlaşıldığından yapılan izolasyon işini AYIPLI OLDUĞU kanaatine varıldığı, B) Dava konusu türbin izolasyonu işinin, Teknik şartnamenin 5.9 Maddesinde tanımlandığı şekilde “Ortamdaki hava hızı, maksimum ısı akım sıcaklığı ve gerekli diğer ölçüm değerleri, türbin devredeyken ya da devre dışı olduğunda ölçülecek ve istenen değerlere göre yastık tipi izolasyon hesaplanacaktır ” yapılacağı yani türbin ısı kayıpları hesaplanarak izolasyon projelendirilmesinin yapılacağı böylece izolasyon malzemelerinin cinsi ve izolasyon kalınlıkları ve belirleneceği belirtilmiştir. Teknik şartnamenin 5.9 ve 5.10 Maddesinde öngörüldüğü şekilde Davalının kendisinin yaptığı izolasyon hesapları (ısı transferi hesapları) ile belirlediği izolasyon malzemesi ve kalınlıklarını kullanarak türbin üzerine izolasyon uygulaması yapmıştır. Yapılan izolasyonun doğru olup olmadığı ancak Türbin sistemi gerçek çalışmaya alındığında, izolasyon malzemesi üzerinde ve sistemde ölçülen sıcaklıklarla ortaya çıkacak durumdur. Burada izolasyon işi yapımı tamamlandığında ve teslim edildiğinde (10/01/2018 ve bitişinin 30 takvim günü olarak kabul edildiği, Türbinin çalıştırılmamış olduğu daha sonra çalıştırıldığında (17/08/2018 tarihli mail içeriği) sorunların tespit edildiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla yapılan izolasyon işinin ayıplı olduğu sonradan türbinin gerçek işletme şartlarında sıcaklıklarda çalıştırılmasıyla ortaya çıkmasıyla anlaşıldığından bu ayıplı izolasyon işinin GİZLİ AYIPLI OLDUĞU DEĞERLENDİRİLMİŞTİR
C) Teknik şartnamenin 5.9 ve 5.10 Maddesinde öngörüldüğü şekilde Davalının kendisinin yaptığı izolasyon hesapları (ısı transferi hesapları) ile belirlediği izolasyon malzemesi ve kalınlıklarını kullanarak türbin üzerine izolasyon uygulaması yapmıştır. Bir başka deyişle Teknik Şartname ile davacı taraf, türbinde izolasyon malzemesi seçimi ve kalınlıklarını ısıl hesaplar yaparak belirlenmesini yüklenici davalı tarafa bırakmıştır. Davacı sadece izolasyon sonrası türbin gövdesi üzerinde izolasyon yüzeyinde 50 C sıcaklığı ve ayrıca türbin soğutulduğunda türbin gövdesi üst ve alt katmanındaki 30 C sıcaklık farkının aşılmaması gerektiğini TEKNİK ŞARTNAME ile öngörmüş ve şart koşmuştur. D) Dolayısıyla teknik şartnamenin 5.9 ve 5.10 maddesi gereğince davalının kendisinin yaptığı izolasyon hesapları ile izolasyon malzemesi seçimi ve kalınlıklarını belirlediği için yanlış veya yetersiz olması izolasyondan doğan, ayıplı izolasyondan kendisinin sorumlu olacağı ve bu nedenle teknik şartnamesinin yetersiz olduğu şeklinde bir sebebe teknik yönden dayandırılamayacağı değerlendirilmiştir.
ELEKTRİK MÜHENDİSİ BİLİRKİŞİ DEĞERLENDİRMESİ 09.01.2023 tarihli keşif yapılarak hazırlanan Bilirkişi Raporunda; Dava dosyasındaki türbin çalışma dökümleri incelendiğinde türbinin arızadan dolayı durduğu ve arıza giderildiği halde sıcaklık farkından dolayı devreye alınamadığı zaman dilimleri aşağıda gösterilmiştir. 23.08.2018 Saat 06.31 ile 26.08.2018 Saat 01.53 arası yaklaşık 67 saat 17.10.2018 Saat 23.00 ile 20.10.2018 Saat 11.00 arası yaklaşık 60 saat 10.12.2018 Saat 20.00 ile 12.12.2018 Saat 22.00 arası yaklaşık 50 saat 13.12.2018 Saat 22.00 ile 16.12.2018 Saat 17.00 arası yaklaşık 67 saat 25.12.2018 Saat 12.00 ile 27.12.2018 Saat 23.00 arası yaklaşık 59 saat 20.01.2019 Saat 14.00 ile 22.01.2019 Saat 17.00 arası yaklaşık 51 saat Yani türbinin, arızası gider halde alt ve üst kasaları arasındaki sıcaklık farklarının şartnamedeki değerin üzerinde olmasından dolayı devreye alınamadığı sürenin toplam yaklaşık 354 saat olduğu anlaşılmaktadır. Sözkonusu elektrik üretim santrali 330MW kurulu gücündedir. Bu kurulu güce sahip olan bir santralin ortalama 300 MW efektif gücünde çalışacağı baz alındığında 354 saatlik devreye alınamama süresi yüzünden üretemediği enerji miktarı 300x354= 106.200 MWH (Megavat saat) olarak hesaplanmıştır. Yapılan hesaplamaların santralın 330 MW kurulu gücünden, ortalama 300 MW efektif güce göre çalışacağı baz alındığı, türbinin alt ve üst kasa arasındaki sıcaklık farkından dolayı devreye alınamadığı sürenin 354 saat olduğunun anlaşıldığı ve bu sürede üretilemeyen enerjinin 106.200 MWh olduğunun hesaplandığı anlaşılmaktadır. Santral üretim endeks değerleri incelendiğinde 300 MW efektif güc değerinde üretim yapılmadığı, bu nedenle hesaplamalarda kullanılan efektif güç değerinin uygun olmadığı görülmektedir. 03.10.2023 tarihli Bilirkişi Ek Raporunun ekinde yer alan tabloda verilen hesaplamaya göre nihai üretim kaybı değeri 106.350 MWh ve bunun parasal tutarının 29.400.183,00 TL olarak hesaplandığı ifade edilmiştir. Ancak üretilemeyen enerjinin maliyet hesabı yapılırken kullanılan 300 MW efektif güç değerinin kullanılmasının uygun olmadığı kanaati oluşmuştur. Ekte verilen tabloda görüleceği üzere, hesaplama yapılırken ilgili ayların söz konusu saatlerdeki santralın üretim endekslerinin ortalama değerleri (61,77 ila 251,93 MWh arasında) kullanılarak yapılan hesaplama sonucuna göre; üretilemeyen enerji miktarı 70.477,19 MWh ve parasal maliyeti de 19.211.256,61 TL olarak hesaplanmıştır. Dava konusu somut olayda davacı, davalının taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yapması gereken yükümlülükleri gereği gibi ifa etmediğini ileri sürmüştür. Buna karşılık davalı ise; davacının taleplerinde haksız olduğunu savunmuştur. Ayıba karşı tekeffül değerlendirilmesine gidilmesi için; eserin teslim edilmiş olması, eserin ayıplı olması, teslim alınan eserde TBK m. 474 uyarınca gözden geçirme ve bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmesi yükümlülüklerinin kümülatif bulunması gerektiği; Eserin teslim edildiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, ayıbın varlığının tespit edildiği, davacı tarafından davacı taraf muhatap tutularak gönderilen 17/08/2018 tarihli Mailde teslim alınan eserle ilgili olarak ayıp bildirimde bulunulduğu; davacının TBK m. 474'te ifade edilen “...) işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (...) hükmü nazara alındığında makul sürede gözden geçirme ve bildirim külfetini yerine getirdiğinin değerlendirildiği, bu sebeple, davacı/karşı davalının ayıptan sorumlu olabileceği, ayıptan doğan sorumluluğun maddi ve şekli şartlarının somut ihtilafta mevcut olduğu değerlendirildiğinden; eserin iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme, eseri alıkoyup bedelden indirim isteme, aynı maddenin 3. bendi gereğince aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarılmasını isteme hakları bulunduğu; iş sahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu" ifade edilmiştir. Aynı bilirkişi heyetinden alınan ek raporlarda da, davalı tarafın itiraz dilekçesinde atıf yaptığı Teknik Şartname 'nin 4. ve 5. maddelerinde yer alan izolasyon cinsi ve kalınlıklarının, türbin gövdesi izolasyonu için değil türbinler ile stop ve reglaj vanalarını bağlayan boru hatlarının izolasyonu için düzenlendiği, söz konusu maddeler dikkatle incelendiğinde, yalnızca bağlantı borularına ait izolasyon özelliklerinin tanımlandığının görüldüğü, dolayısıyla davalı tarafın, türbin gövdesi izolasyonuna ilişkin değerlendirmede, Teknik Şartname 'nin 4. ve 5. maddelerindeki verileri esas almasının teknik olarak hatalı bir yorum olduğu, dava konusu türbin gövdesi izolasyonu bakımından geçerli hükümlerin ise Teknik Şartname 'nin 9,, 10. ve 12. Maddeleri olup bu maddeler uyarınca yüklenici (davalı)nin, türbin gövdesi için izolasyon hesaplarını bizzat yapmak, bu hesaplar doğrultusunda izolasyon malzemesini seçmek, izolasyon kalınlıklarını belirlemek, hesaplamalarda kullanılacak sıcaklık değerlerini, türbin devredeyken veya devre dışı iken, türbin üzerinde yapılacak doğrudan sıcaklık ölçümleri ile tespit etmek ile sorumlu olduğu, Teknik Şartname 'nin 9., 10. ve 12. maddeleri gereği türbin gövdesine ilişkin izolasyon hesaplamaları, malzeme seçimi ve kalınlık belirleme yükümlülüğünün tamamen davalıya ait olduğu, yapılan hesaplamaların yanlış veya yetersiz olması hâlinde ortaya çıkan izolasyon eksikliklerinden, dolayısıyla ayıplı izolasyondan, davalı sorumlu olacağı, somut olayda, izolasyon işindeki ayıp, türbinin gerçek işletme sıcaklıklarında çalıştırılmasıyla sonradan ortaya çıktığından bu durumun, söz konusu ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunu gösterdiği, dava konusu ayıplı izolasyon işinin yenilenmesi amacıyla davacı şirket tarafından ---- yaptırılan işlere ait detay ve bedellerin, 3 adet hakedişte gösterildiği, söz konusu hakkedişlerde yer alan izolasyon işlerinin, dava konusu ayıplı izolasyonların yeniden yapılmasına ilişkin olduğu; ayıplı imalatların---- tarafından yenilenerek davacının kabulü ile ayıbın giderildiği , anılan 3 hakedişte belirtilen izolasyon işlerinin, gerçekleştirildiği tarihteki bedeli olan 135.716,00 TL (KDV hariç) tutarının kadri maruf olduğu --- 18.01.2019 tarihli teklif ile --- Elektrik Satın Alma Müdürlüğü'ne, ünitelerin ithal edilecek püskürtme izolasyon malzemeleri kullanılarak izolasyonu için 81.980,00 Euro bedel teklifte bulunduğu, işin gerçekleştirilmesini takiben 15.03.2019 tarihli fatura ile KDV hariç 81.980,00 Euro tutarında bedel tahakkuk ettirildiği, 12.03.2019 tarihli Geçici Kabul Tutanağı'nda, sözleşmede belirtilen Buhar Türbini ve Valflerinin izolasyon püskürtme işleminin tamamlandığının açıkça belirtildiği, sonuç olarak, --- tarafından 18.01.2019 tarihli teklif kapsamında gerçekleştirilen Buhar Türbini ve Valflerinin izolasyon püskürtme işinin başarıyla tamamlandığı, bu imalatın dava konusu önceki izolasyon işiyle izolasyon tekniği ve kapsamı bakımından ilişkisinin bulunmadığı, ayrıca 15.03.2019 tarihli faturada yer alan KDV hariç 81.980,00 Euro bedelin kadri maruf olduğu---- tarafından yapılan imalatların, dava konusu ayıplı izolasyonların yenilenmesine ve giderilmesine yönelik olduğu, yapılan işlerin yeni veya bağımsız bir yatırım değil, ayıbın giderilmesine yönelik zorunlu düzeltici faaliyetler niteliğinde bulunduğu, bu kapsamda yapılan 135.716,00 TL (KDV hariç) tutarındaki harcamanın; işin kapsamı, yapıldığı tarih ve piyasa koşulları dikkate alındığında kadri maruf olduğu , --- tarafından gerçekleştirilen izolasyon püskürtme işinin ise önceki ayıplı izolasyon işinden teknik yöntem ve uygulama bakımından farklı olduğu ancak ayıplı imalat sonrasında ortaya çıkan işletme ihtiyacının sonucu olarak gerçekleştirildiği,15.03.2019 tarihli faturada yer alan 81.980,00 Euro (KDV hariç) bedelin; kullanılan malzeme, uygulama yöntemi ve endüstriyel izolasyon piyasası dikkate alındığında piyasa rayicine uygun olduğu kanaatine varıldığı, dava konusu somut olayda davacının dava dilekçesinde “davacı tarafından --- bulunan türbinin çözülebilir yastık sistemi ile izolasyonunun yapılmasındaki ayıp ve eksiklikler ve buna binaen, --- Santrali'nin faaliyetlerinin durmuş olması sebebiyle Müvekkil Şirket'in uğradığı kazanç kaybı ve üçüncü kişilere ödenmek zorunda kalınan bedeller dâhil olmak üzere şimdilik 100.000-TL tutarındaki ZARARIN oluştuğu günden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte Davalı” dan tahsiline” şeklinde zarar talebinde bulunduğu, TBK m.227 f.2'de alıcının, TBK m.475 f.2'de ise iş sahibinin, ayıp halinde f.1'de belirtilen seçimlik hakların yanı sıra genel hükümlere (TBK m.112) göre tazminat isteme haklarının saklı olduğunun belirtildiği, buna göre davacının ayıba yönelik muayene ve ihbar külfetini yerine getirmese de genel hükümlere göre tazminat talebinde bulunabileceği, yapılan hesaplama sonucuna göre; üretilemeyen enerji miktarının 70.477,19 MWh ve parasal maliyetinin de 19.211.256,61 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları neticesinde davacı ile davalı arasında 22/11/2016 tarihli kompansatörlerin imali, kalite kontrolü, şantiyede araç üzerinde teslimi ve montaj esnasında supervizorlük hizmeti verilmesi konularında anlaşma imzalandığı, bunun yanı sıra 31/01/2017 tarihli teknik şartname ve 07/11/2017 tarihli niyet mektubu uyarınca tribünün çözülebilir yastık sistemi ile izolasyonunun yapılması ve montajı işinin yapılmasının kabul edildiği, esasen taraflar arasındaki uyuşmazlığın 07/11/2017 tarihli niyet mektubu ile üstlenilen işe ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davacı işin gereği gibi yapılmadığını ayıplı olarak teslim edildiğini, bu nedenle zarara uğradığını iddia etmektedir. Eser sözleşmesinde yüklenicinin ayıptan sorumluluğu TBK 474 ve devamı maddelerinde düzenlenmekte olup dava konusu uyuşmazlıkta eserin davacıya teslim edilmiş olduğu uyuşmazlık konusu değildir. 07/11/2017 tarihli niyet mektubunda işin başlangıç tarihi 10/01/2028 ve bitiş için öngörülen süre 30 gün olmakla işin teslim tarihi 10/02/2018 tarihidir. Aksi durum taraflarca da ileri sürülmemiştir. Taraflar arasındaki ilk uyuşmazlık eserin ayıplı olup olmadığı noktasında toplanmakta olup, Mahkememiz dosyasında aldırılan tüm raporlarda eserin gizli ayıplı olduğu, bunun yanı sıra teknik şartnamenin 5.9 ve 5.10 maddesi gereğince davalının kendisinin yaptığı izolasyon hesapları ile izolasyon malzemesi seçimi ve kalınlıklarını belirlediği, bu nedenle ayıplı izolasyondan kendisinin sorumlu olacağı, ayıbın teknik şartnamesinin yetersiz olduğu şeklinde bir sebebe teknik yönden dayandırılamayacağı bilirkişilerce tespit edilmiştir. Teknik bilirkişilerce yapılan tespitler mahkememizce de yerinde görülerek eserin gizli ayıplı ve davalının sorumluluğunda olduğu kabul edilmiştir. Eseri teslim alan iş sahibinin işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri inceleyip gözden geçirmesi ve varsa ayıbı uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmesi gerekir. Somut olayda teklif mektubu uyarınca teslimin 10/02/2018 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı yan santralin 2018 yılı ağustos ayında üretime başladığını, tespit edilen ayıpların davalıya 17/08/2018 tarihli mail ile bildirildiğini ileri sürmüştür. Mailin ulaştığı davalı tarafından da kabul edilmektedir. Davalı yan davacının 20/07/2018 tarihli faturaya itiraz etmediğini, faturaya karşı ayıp ihbarında bulunmadığını, 17/08/2018 tarihli emailin hukuki sonuç doğurmadığını ileri sürmüştür. Davacı vekili, davalının bayram tatili dönüşü sonrasında emailden haberdar olduğu, konu ile ilgili aksiyon alınmasına dahi fırsat verilmeden işin müvekkili şirket tarafından 3. bir firmaya yaptırıldığı iddialarına karşılık, teslim edilen işe ilişkin ayıplar fark edilir edilmez 17.08.2018 tarihinde hem yazılı hem sözlü olarak davalıya karşı bildirim yükümlülüğünün yerine getirildiğini, davalı nezdinde çalışmakta olan ---- tarafından 17.08.2018 tarihinde gönderilen e-mail ile müvekkili şirketin talebinin bayramdan sonra değerlendirileceğinin açıkça ifade edildiğini, gönderilen mail ile “şu an firmada olmadığımız için bayram sonrası gerekli açıklamaları tarafınıza yapıp ilgili yazışmaları da tarafınıza ileteceğiz” denildiğini, bu yazışmalara rağmen davalı tarafından halen bayram tatili dönüşü sonrasında diğer bir deyişle 10 gün sonra müvekkili şirketin ayıp bildiriminden haberdar olunduğunu iddia etmesinin kötü niyetli bir tutum olduğunu, belirtmiştir. Dosyada toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları ve karşılıklı mail içerikleri bir arada değerlendirildiğinde davacının TBK. 474' maddesinde kabul edilen işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (...) hükmü gereği makul sürede gözden geçirme ve bildirim külfetini yerine getirdiği sonucuna varılmıştır. Bir an için aksi düşünüldüğünde de taraflar arasındaki sözleşmenin 11. maddesinde "yapılan izolasyonların 2 yıl garantili olacağı" nın düzenlendiği görülmüştür. Açık ve gizli ayıplarda, ihbar zorunluluğu bulunmakla birlikte, sözleşmede garanti hükmü bulunması halinde işi yapan taşeron ya da yüklenici garanti vermekle iş sahibinin açık ayıplarda muayene ve süresinde ihbar yükümlülüğünü, gizli ayıplar yönünden de derhal ihbar yükümlülüğünü kaldırmayı ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları bedelsiz olarak gidermeyi üstlenmiş demektir. Garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili iş sahibi ayıp ihbarında bulunmak zorunda kalmaksızın zamanaşımı süresi içinde ayıbın giderilmesi ve zararlarını isteyebileceği gibi, iş bedeline karşı ayıp defini de ileri sürebilir (Yargıtay --- Hukuk Dairesi'nin 19.06.2014 gün ---- karar, 28.01.2015 gün --- esas, ----- karar sayılı ilâmları). Teknik bilirkişilerce taraflar arasındaki yazışmalar ile garanti kapsamı dışında kaldığı kabul edilen bölgenin yalnızca tek kat izolasyon yapılan bölgeler olduğunun anlaşıldığı, yapılan ölçümlerde çıkan “sınırı aşan” sıcaklık değerlerinin tek kat izolasyon yapılan bölümden değil gövde üzerinden yani davalı firmanın garantisi altındaki bölgeden alındığının anlaşıldığı, tüm bu veriler, taraflar arasında imzalanan sözleşme, mail görüşmeleri, yapılan ölçümler dikkate alındığında sözleşmede yer alan alt kasa ile üst kasa arasındaki sıcaklık farkının 30˚C üzerine çıkmaması ve son izolasyon katmanı üzerindeki sıcaklığın 50˚C’yi aşmaması gerekliliği yükümlülüğünün sağlanamadığı ve yapılan imalatın ayıplı olduğu sonucuna ulaşıldığı belirtildiğinden davacının garanti süresi içinde garanti kapsamında olan ayıbı tespit ile birlikte davalıya bildirim yaptığı, davalının garanti kapsamında sorumluluğunun bulunduğu sonucuna varılmıştır. Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık ise davacının ayıplı imalatların giderilmesi için davalı şirkete makul bir süre verip vermediği, ayıplı işlerin üçüncü şahıs firmalara yaptırıldığı iddiasıyla ödenen bedellerde talep edildiğinden üçüncü kişilerce düzenlenen hakediş ve faturaların ayıpların giderilmesine ilişkin olup olmadığı, kadri maruf olup olmadığı, davalıdan ne kadarının talep edilebileceği hususlarına ilişkindir. Davacı yan davalı tarafa yapılan bildirime rağmen davalının müdahele etmediğini, bunun üzerine dava konusu ayıplı izolasyon işinin yenilenmesi amacıyla dava dışı iki firma ile anlaşma yaptığını ileri sürmüştür. Teknik bilirkişilerce yapılan inceleme ile dava dışı---yaptırılan işlere hakkedişlerde yer alan izolasyon işlerinin, dava konusu ayıplı izolasyonların yeniden yapılmasına ilişkin olduğu; ayıplı imalatların ---tarafından yenilenerek davacının kabulü ile ayıbın giderildiği , anılan 3 hakedişte belirtilen izolasyon işlerinin, gerçekleştirildiği tarihteki bedeli olan 135.716,00 TL (KDV hariç) tutarının kadri maruf olduğu, --- 18.01.2019 tarihli teklif ile ---- Alma Müdürlüğü'ne, ünitelerin ithal edilecek püskürtme izolasyon malzemeleri kullanılarak izolasyonu için 81.980,00 Euro bedel teklifte bulunduğu, işin gerçekleştirilmesini takiben 15.03.2019 tarihli fatura ile KDV hariç 81.980,00 Euro tutarında bedel tahakkuk ettirildiği, 12.03.2019 tarihli Geçici Kabul Tutanağı'nda, sözleşmede belirtilen Buhar Türbini ve Valflerinin izolasyon püskürtme işleminin tamamlandığının açıkça belirtildiği, sonuç olarak, --. tarafından 18.01.2019 tarihli teklif kapsamında gerçekleştirilen Buhar Türbini ve Valflerinin izolasyon püskürtme işinin başarıyla tamamlandığı, bu imalatın dava konusu önceki izolasyon işiyle izolasyon tekniği ve kapsamı bakımından ilişkisinin bulunmadığı, ---tarafından gerçekleştirilen izolasyon püskürtme işinin ise önceki ayıplı izolasyon işinden teknik yöntem ve uygulama bakımından farklı olduğu ancak ayıplı imalat sonrasında ortaya çıkan işletme ihtiyacının sonucu olarak gerçekleştirildiği belirlenmiştir. Davacı davalı yanın iddiasının aksine her iki firma ile ayıbın davalı tarafa bildirilmesinden sonra anlaşmış olup dava dışı --- yaptırılan işlere ilişkin hakkedişlerde yer alan izolasyon işlerinin, dava konusu ayıplı izolasyonların yeniden yapılmasına ilişkin olduğu; ayıbın giderildiği, davacının genel hükümlere (TBK m.112) göre gerek 3. Kişilere ödediği bedeli ve gerekse durma nedeniyle uğradığı zarar karşılığı, tazminat isteme hakkının mevcut olduğu sonucuna varılmıştır. Davalı vekili dava dosyasında uyuşmazlık konusu dönemin 2018 yılı Ağustos ayına ilişkin olduğunu ileri sürerek yapılan hesaplamalara itiraz etmiş ise de dava dilekçesi eki delillerin yer aldığı davacı vekili tarafından sunulan 22/12/2020 tarihli dilekçe ekinde santralin durduğu saatleri gösteren kayıtlar mevcut olup dava konusu da bu dönemleri içerdiğinden, tensip zaptı ile ---- gelen cevabın eksik olduğuna dair davacı vekilinin 25.03.2021 tarihli ön inceleme duruşmasındaki ‘’ zira uyuşmazlık ağustos 2018 tarihine ilişkin olmasına rağmen bu tarihe ilişkin veri gelmemiştir.’’ şeklinde beyanı davalı vekilince yanlış yorumlanmış diğer zamanlara ait kayıtlar gelmiş olmasına rağmen 2018 yılı Ağustos ayı kayıtları gelmediğinden tekrar müzekkere yazılmıştır. Davalı vekilinin aksi yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir. Davacı vekil tarafından mahkememizde açılan dava, davacı vekili tarafından sunulan cevaba cevap dilekçesindeki kabul ile kısmi dava niteliğinde olup davacı tarafça sonradan aksinin ileri sürülmesi mümkün değildir. Kaldı ki dava dilekçesi içeriği itibariyle de davanın belirsiz alacak davası olarak açılmadığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili 01/12/2023 tarihli ıslah dilekçesini sunmuş, davalı vekili ıslah dilekçesine karşı sunduğu beyan dilekçesinde hem dava tarihi hemde ıslah tarihi itibariyle zaman aşımı savunmasını ileri sürmüştür. Davalı yan cevap dilekçesinde 21/02/2020 tarihinde açılan dava yönünden zaman aşımı itirazını ileri sürmediğinden ıslah dilekçesine karşı beyanlarında ileri sürdüğü dava dilekçesine yönelik zaman aşımı itirazı süresinde olmadığından yerinde görülmemiştir. Davacı yan eser sözleşmesi nedeniyle davalının ayıplı imalat yaptığını ileri sürerek zararlarının tazmini için dava açmıştır. Taraflar arasında sözleşme konusu işin 10/02/2018 tarihinde teslim edilmiş olduğu uyuşmazlık konusu değildir. TBK 478 maddesinde " Yüklenici ayıplı bir eser meydana getirmişse, bu sebeple açılacak davalar, teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılın; taşınmaz yapılarda ise beş yılın ve yüklenicinin ağır kusuru varsa, ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar." hükmü düzenlenmektedir. Bu hüküm uyarınca davacının talep hakları 10/02/2020 tarihi itibariyle zaman aşımına uğrayacaktır. Davacı yan dava açmadan önce 29/01/2020 tarihinde zorunlu arabuluculuğa başvurmuş olup anlaşmama tutanağı 18/02/2020 tarihinde düzenlenmiştir. 6325 sayılı Kanunun 18/A-15 maddesi hükmüne göre"(15) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez" bu hükme göre aradaki 12 günlük sürenin dava açma süresine eklenmesi ile mahkememizde açılan davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. HMK 109 maddesinde düzenlenen kısmi davada zamanaşımı, yalnızca dava edilen (talep edilen) kısım için kesilir. Dava dışı bırakılan (saklı tutulan) alacak bölümü için zamanaşımı işlemeye devam eder. Bu durumda 01/12/2023 tarihinde sunulan ıslah dilekçesine yönelik davalı yanın zaman aşımı itirazının yerinde olduğu ıslah edilen kısım için zamanaşımı süresinin dolduğu sonucuna varıldığından davacı yanın ıslahen arttırdığı kısma yönelik davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış, dava dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak davanın 100.000 TL ile sınırlı olarak KABULÜNE, 100.000 TL'nin 20/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa ÖDENMESİNE, dair aşağıdaki karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın 100.000 TL ile sınırlı olarak KABULÜNE, 100.000 TL'nin 20/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa ÖDENMESİNE, Islah ile talep edilen tutarın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, 2- Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 6.831,00TL harcın, davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.707,75 TL harç ile 500.373,88 TL ıslah harcının toplamı olan 502.081,63 TL harçtan mahsubu ile bakiye 495.250,63 TL'nin karar kesinleşince davacıya iadesine, 3- Davacı tarafça peşin yatırılan 6.831,00TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 62,20 TL ilk masraf, 36.250,00 TL bilirkişi ücreti, 571,90 TL keşif harcı, 500,00TL keşif araç ücreti ve 3.018,65 TL tebligat, müzekkere ve dosya gideri olmak üzere toplam 40.402,75 TL yargılama giderinden davadaki haklılık oranına göre %0,34 (1.373,69 TL)in davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.'ye göre hesap ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 13/3 maddesi gereği hesap ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından karar verilmesine yer olmadığına, 8-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazine adına irad kaydına, 9-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.