Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/507 E. 2026/1005 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/507
- Karar No
- 2026/1005
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/507 - 2026/1005 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/507 KARAR NO : 2026/1005 KARAR TARİHİ : 12/06/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/06/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA TARİHİ : 04/10/2022 KARAR TARİHİ : 21/01/2026 NUMARASI : 2022/504 Esas - 2026/41 Karar
DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : DÖNEM MAKİNA İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Eser sözleşmesinin haksız feshi sebebiyle kar kaybının tahsili talebi HÜKÜM : Kararın kaldırılması gönderme İSTİNAF EDE : Davacı vekili
Taraflar arasındaki eser sözleşmesinin haksız feshi sebebiyle kar kaybının tahsili davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararı davacı vekili tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 22.03.2021 tarihli sözleşme ile davalıya ait fabrika binasında “Makine Şaseleri “ imalatı talep edilecek olan standartlara uygun şekilde yapılacağı hususunda 1 yıl süreli sözleşme ile anlaşıldığını, yüklenici davacının sözleşme gereğince tüm edim yükümlülükleri yerine getirdiğini, sözleşme süresinin sonunda 01.04.2022 tarihli ek sözleşme ile sözleşmenin 1 yıl süre ile yenilendiğini, ardından davalının haksız biçimde sözleşmeyi feshettiğini, bu sebeple gelir kaybına uğradığını, ayrıca davalıya sözleşme dışı mal ve hizmet teslimi yapıldığını ve bu mal ve hizmetlere ilişkin ödemelerin de gerçekleştirilmediğini belirterek, tüm bu sebeplerle alacağı talepleri için 1.000,00 TL'nin (Islahla 215.435,17 TL) davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece davacıya verilen sürede alacak kaleminden olan tazminat talebini 05/12/2025 tarihli dilekçe ile yoksun kalınan kar olarak açıklamıştır.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili firma tarafından yapılan kontrollerde yapılan iş parçalarının kaynak ile birleştirilmesinde verilen teknik resimlerdeki ölçülere uygun yapılmamış ve yanlış ölçülerde yapıldığını, davacı tarafça yapılan işe ilişkin olarak kalifiyesiz ustalarınızın hatalı işçiliklerinden ötürü kusurlu iş parçaları üretmiş olduklarını, bu kapsamda davacı tarafından 22/03/2021 tarihli Taşeron Sözleşmesi’ne aykırı şekilde ayıplı iş gerçekleştirilmiş olduğu tespit edildiğini, bu nedenle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, taraflar arasında akdedilen 22/03/2021 tarihli taşeron sözleşmesi 1 yıl süre ile imzalandığını, bu sözleşme 22.03.2022 tarihi itibari ile kendiliğinden hükümsüz hale geldiğini, sözleşme 10 maddesi uyarınca davacı tarafa süre verilmesi de yasal olarak zorunlu olmadığını, 22/03/2021 tarihli taşeron sözleşmesi'nde firma kaşesi bulunmadığını, Ünal Bay'ın imzasının gerçek olduğuna ve Ünal Bay'ın eli ürünü olduğuna ilişkin kesinlikle kabul manasına gelmemek kaydıyla Ünal Bay kendi ad ve imzası ile müvekkili şirket adına sözleşme yapma yetkisine haiz olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre; "...Eser sözleşmesinin feshinde tarafların ortak kusurlu olduğu anlaşıldığından kar kaybı müsbet zarar talebinin reddine..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararının hukuka ve usule aykırı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin uzadığını ve davalının feshinin haksız olduğunu tespit etmekle birlikte hatalı bir hukuki değerlendirme ile davanın reddine karar verdiğini, dosya kapsamındaki delillerin ve bilirkişi raporlarının davalının haksız feshini teyit ettiğini, Yargıtay içtihatlarına aykırı olarak "ortak kusur" gerekçesiyle davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilin kâr kaybı talebinin kesinti yöntemi ile hesaplanarak hüküm altına alınması gerektiğini, sözleşmedeki "iş garantisi" ve "ahde vefa" ilkesinin ihlal edildiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın istinaf başvurusunun hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yerel mahkemenin davacı tarafın sözleşme kapsamındaki edimlerini gereği gibi ve ayıpsız şekilde yerine getirmediğini tespit ederek davanın reddine karar verdiğini, bilirkişi ek raporunda taraflar arasındaki sözleşmenin zımni mutabakat ile uzatıldığı yönündeki değerlendirmenin hukuken kabul edilemez olduğunu, davacı tarafın sözleşme kapsamında yapılan imalatlarda teknik resimlere aykırı kaynak birleştirmeleri yaptığını ve hatalı işçilikle üretim gerçekleştirdiğini, bu tespit üzerine davacı tarafa ihtarname gönderildiğini ve sözleşmenin sona erdiğini, davacı tarafın sözleşmenin sona ermesinden sonra kazanç kaybı talebinde bulunmasının hukuken mümkün olmadığını belirterek davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddini, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, eser sözleşmesinin haksız feshi sebebiyle kar kaybının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı HMK, 6098 sayılı TBK, 6102 sayılı TTK
3. Değerlendirme ve karar Dava, eser sözleşmesinin haksız feshi sebebiyle kar kaybının tahsili istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır. Mahkemece, davanın redddine dair verilen karar davacı vekilince istinaf edilmiştir. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Taraflar arasındaki sözleşme, sözleşme tarihinde yürürlükte olan 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesidir. Karşılıklı edimleri içeren eser sözleşmelerinde yüklenicinin görevi eseri, sözleşmesine, amacına ve tekniğine uygun tamamlayarak teslim etmek, iş sahibininse, sözleşmede kararlaştırılan yükümlülükler varsa bunların yerine getirilmesi ile eserin bedelini ödemekten ibarettir. İş sahibinin işin yapılacağı yeri, işin yapılmasına elverişli ve sorunsuz olarak yükleniciye teslim etmesi, öncelikle ifası gereken borcu gereğidir. Diğer taraftan tazminat borcunun doğması için temel koşul kusur olduğundan, tazminat isteyen tarafın kusursuz olması kuraldır. 6098 sayılı TBK 112. maddesi hükmünce borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Bunun sonucu olarak yüklenicinin, sözleşmenin haksız feshi halinde sözleşmenin ifa olunacağına güvenerek yaptığı masraflar ve kâr kaybını istemesi mümkündür. Davacının kar kaybının hesaplanması yönünden; Müspet zarar olan kâr kaybı, kâr elde edememek nedeniyle malvarlığındaki gerçek eksilme esas alınarak belirlenmelidir. Gerçek eksilmenin belirlenmesi konusunda hizmet sözleşmeleriyle ilgili olarak TBK'da düzenlenen 408 ve 438. maddelerdeki kesinti yöntemi esas alınmalıdır. 408. maddede iş sahibinin temerrüdü nedeniyle istenebilecek ücret hesabı, 438. maddede ise iş sahibinin sözleşmeyi haksız feshetmesi nedeniyle istenebilecek zarar hesabı düzenlenmiştir. 408. madde işverenin engellemesi sebebiyle yapmaktan kurtulunulan giderler ile başka bir iş yaparak kazanılan veya kazanmaktan bilerek kaçınılan yararların indirilmesini, 438. madde ise sözleşmenin sona ermesi yüzünden tasarruf edilen miktar ile başka bir işten elde edilen veya bilerek elde etmekten kaçınılan gelirin indirileceğini düzenlemiştir. Her ikisi de indirim unsurları olarak benzer düzenleme içermekte olup öğreti ve uygulamada bu hesaplama, kesinti yöntemi olarak adlandırılmaktadır. TBK'daki kesinti yöntemi hizmet sözleşmelerine ilişkin olmasına rağmen diğer sözleşmelerin haksız feshi halinde de kıyasen uygulanması gerekir. Hukuk Genel Kurulu'nun 12/05/2010 tarih, 2010/14-244 Esas, 2010/260 Karar sayılı kararında da iki taraflı sözleşmelerin karşı tarafça haksız feshedildiği hallerde kâr kaybı zararına uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kıyasen Borçlar Kanunu'ndaki kesinti yönteminin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. Kesinti yöntemine göre yüklenicinin fesih sebebiyle yapamadığı sözleşme konusu işlerin geri kalan kısmından dolayı mahrum kaldığı kâr kaybının, öncelikle yapılmayan işin sözleşmenin feshi tarihindeki bedelinin (eser tamamlanmış, borç ifa edilmiş olsaydı yüklenicinin eline geçecek bedel ile sözleşmesine göre yapılan imalât sebebiyle yükleniciye ödenen ya da ödenecek bedel farkı) tespit edilmesi, bulunacak bu bedelden yüklenicinin işi fesih sonucu tamamlamaması sebebiyle sağladığı tasarruf (malzeme, işçilik, sigorta, vergi vs. masraflar) ile bu süre içinde başka bir iş yapıp çalışmışsa ya da başka bir iş yapmaktan kaçınmışsa kazanabileceği miktarlar belirlenip, bulunacak bu miktarların ilk olarak bulunan yapılmayan iş bedelinden çıkartılarak hesaplanması gerekir. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen ilke ve kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; Davacı yüklenici (alt yüklenici), davalı iş sahibi (yüklenici) olup, taraflar arasında 1 yıl süreli sözleşme ile davalıya ait fabrika binasında “Makine Şaseleri “ imalatı işi konusunda 22.03.2021 tarihinde sözleşme imzalandığı, sözleşme bedelinin minimum 20.000 Kg iş parçası kaynağı sabit tutularak 20.000 kg x 4 = 80.000 TL * KDV olarak faturalandırılacağı, 20.000 Kg altında kalan aylarda 20.000 Kg sabit tutularak hesap yapılacağı şeklinde kararlaştırıldığı, 01/04/2022 tarihli "Faytech-Dönem Makina Toplantı Tutanağı" isimli protokolle sözleşmenin yenilendiği, taraflar arasındaki sözleşme aynı şekilde geçerli olduğu, imalatın Kg fiyatı 5,50 TL olarak belirlendiği, Kocaeli 6. Noterliği'nin 22/04/2022 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle iş sahibi tarafından sözleşmeye aykırılık ve ayıplı ifa sebebiyle sözleşmenin tek taraflı fesh edildiği, Kocaeli 6. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı 27/05/2022 tarihli cevabi ihtarnamesiyle yüklenici sözleşmedeki fesih önellerine uyulmadığı, sözleşmenin yenilendiği ve ilave iş bedelinin ve garanti yükümlülüğüne ilişkin bedellerin tahsilini talep ettiği, Kocaeli 6. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı 27/04/2022 tarihli ihtarnamesiyle yüklenici sözleşme dışı iş alacağı bulunduğu iş sahibine ihtar ettiği, davalı iş sahibince ayıpların tespiti hususunda delil tespiti ve ayıpların giderilmesi hususunda davacıya herhangi bir ihtar ve ihbarda bulunmadığı, keşfen yapılan incelemede ve davalı tarafın beyanlarından sözleşme konusu imalatların davalıda bulunmadığından ayıbın varlığının tespiti yönünden teknik inceleme ve değerlendirme yapılamadığı, davalı iş sahibi ayıpların kendileri tarafından giderilerek ürünlerin alıcıya teslim edildiğini savunmuş ise de sözleşme ayakta iken işin davacı yüklenici tarafından yapıldığı yasal karinenin aksinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, ayrıca mahkemenin kabulünde olduğu üzere 01/04/2022 tarihli sözleşmeyle sözleşmenin yenilendiği, sözleşmenin parça başı aylık yapılacak imalat üzerinden anlaşıldığı ve fesh edildiği tarih itibariyle 11 aylık sürenin mevcut olduğu dikkate alındığında fesih tarihinden sonra yüklenicinin işe devam etmesi beklenemeyeceğinden taraflar arasındaki fesih tarihine kadar oluşan iş ilişkisinin fiziki seviyesine göre eksik imalat bulunduğu değerlendirmesinin somut olaya uygun olmadığı, kaldı ki iş sahibinin sözleşmenin feshi nedeninin sözleşmeye aykırılık ve ayıplı ifaya dayandığı, mahkemenin sözleşmenin feshinde yüklenicinin fiziki seviyeye göre eksik ifada bulunduğu tespitinin iş sahibinin sözleşmeyi fesih sebepleri arasında olmadığı görülmüştür. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen ilke ve kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece yargılama aşamasında kar kaybının tespiti için alınan 24/06/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporuna göre davalı tarafından eksik ödenen 1.129,68 TL davacının kar kaybı alacağının tespitinde dikkate alındığı, davacının taşeron sözleşmesi feshinde kusursuz çıkması varsayımına göre, davacının mahrum kaldığı kar kaybı 215.435,17 TL olarak hesaplandığı belirlenmişse de yapılan hesaplamalar yukarıda belirlenen kesinti yöntemini uygun değildir. Şöyle ki, sözleşmenin feshi nedeniyle fesih tarihinden sonrasında kalan sözleşme süresinde yapılmayan iş bedeli belirlenerek bu bedelden öncelikle yüklenicinin sağladığı tasarruf (malzeme, işçilik, sigorta, vergi vs. masraflar) belirlenmeli ve düşülmelidir. Oysa, hükme dayanak raporda bu yönde değerlendirme yapılmadığından hüküm kurmaya elverişli değildir. Bu durumda mahkemece; hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişi kurulundan alınacak ek raporla veya gerektiğinde yeniden bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle, davacı yüklenicinin işi yapmaması-tamamlayamaması nedeniyle yapmaktan kurtulduğu (malzeme, işçilik, personel, amortisman, vergi, SGK vb. giderler) belirlenmeli, diğer yandan kalan süre içerisinde başka bir iş yaparak kazanabileceği veya kazanmaktan kaçındığı yararlar hakkında da davacının ticari defterlerindeki karı da gözetilerek bu yönlerde gerekçeli mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. V. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle diğer istinaf nedenleri incelenmeksizin mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle davacının istinaf talebinin kabulü ile, HMK nun 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için yerel mahkeme kararının kaldırılarak dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/01/2026 tarih, 2022/504 Esas - 2026/41 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 4-İstinaf talep eden tarafça istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-Duruşma açılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK.nun 353/1-a-6 maddesi gereğince 12/06/2026 tarihinde KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.
* Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır