İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2019/275 E. 2026/86 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2019/275
- Karar No
- 2026/86
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2019/275 Esas KARAR NO: 2026/86 DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 30/09/2019 KARAR TARİHİ: 05/02/2026
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP ;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; öncelikle davacının korunması için------- adresinin erişiminin engellenmesine ve kapatılmasına ve resen mahkemece alınacak tedbirlere,--------adresine ana satıcı firmanın tüm ürünlerini, hizmetlerini, logo, reklam ve tanıtımlarının ihtarnamelerle uyulmamasından dolayı kapatılarak, siteye erişimin engellenmesine, tüm gümrüklere, serbest bölgelere ve re'sen mahkemece ilgili kurum ve kuruluşlara müzekkere yazılarak ana üreticinin tek satıcısı olan müvekkilleri dışında ------- şirketine ait makinaların piyasaya girişinin engellenmesine, rastlanıldığı takdirde işlemlerin durdurulmasına ve alıkonulmasına dair İvedilikle tedbirlerin alınmasına, davanın kabulü ile davalı şirketlerin fiillerinin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin men'ini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış ve yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, marka tecavüzü ve haksız rekabet nedeniyle uğranılan şimdilik --- maddi zarar ile --- manevi zararın ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, ilamın gazetelerde ilan edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP :Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacının,---------- firmasının-------------- tek yetkili satıcısı ve distribütörü olduğunu, davalı şirketlerin ise haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunduğunu, benzer------kullanarak karalayıcı mailler gönderdiğini,------ sitesinde yanıltıcı beyanlara yer verdiğini ve marka hakkına tecavüz niteliğinde faaliyetlerde bulunduğunu iddia ettiği; bu kapsamda erişimin engellenmesi, ürünlere el konulması ile ---- maddi ve -------- manevi tazminata hükmedilmesini talep ettiği, ancak davacı iddialarının hukuki ve fiili dayanaktan yoksun olduğu; davalı şirketlerin ---- yılından bu yana ---- sanayi ekipmanları alanında faaliyet gösterdiğini, davacı şirketin ise davalı şirketlerin eski ticari çevresi ve bağlantıları ile aynı -------kodu altında kurulmuş olduğu, ayrıca davalı şirket yetkilisinin tutuklu bulunduğu dönemde distribütörlük sözleşmesinin sona erdirilerek yeni kurulan davacı şirkete devredildiğini, öncelikle usul yönünden; arabuluculuk son tutanağında yalnızca ---- taraf olarak yer aldığı, diğer davalılar yönünden arabuluculuğa başvurulmadığı, ----- arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden dava açıldığından -----------yönünden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, esas yönünden; davalı şirket yetkilisi tarafından davacıya karşı haksız veya suç teşkil eden herhangi bir fiil gerçekleştirilmediğini, davacının bu yöndeki iddialarını ispatlayan somut bir delil sunmadığını, davacının tek satıcılık sözleşmesine dayanarak üçüncü kişilere karşı hak ileri süremeyeceğini, sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince tek satıcılık sözleşmesinin yalnızca taraflarını bağladığı, üçüncü kişilerin hukuka uygun şekilde temin ettikleri orijinal ürünleri satmalarının haksız rekabet teşkil etmeyeceğini; bu hususun ------- de sabit olduğu; davalıların ürünleri hukuka uygun şekilde temin ederek satışını gerçekleştirdiği, bu nedenle -------- erişimin engellenmesi talebinin hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu, -------------- davalı şirketlere ait olmadığı ve bu adresten gönderildiği iddia edilen maillerle hiçbir ilgilerinin bulunmadığı; teknik inceleme yapılması halinde bu hususun ortaya çıkacağını, üretici firmaya gönderildiği belirtilen ----- ticari ilişki kapsamında, müşterilerden gelen şikayetlerin bildirilmesinden ibaret olduğu; iç piyasada rekabeti bozucu veya karalayıcı nitelik taşımadığını, davacı tarafın, ----- makinelerin -------- menşeli gibi gösterileceğine dair iddiasının tamamen soyut ve istihbari bilgiye dayalı olduğu, somut delille desteklenmediği; hukuka uygun şekilde temin edilen ürünlerin satışının marka hakkına tecavüz oluşturmayacağını, ayrıca davacının kuruluş sürecinden itibaren davalı şirketlerin eski çalışanlarını istihdam ettiği ve ticari çevresinden yararlandığı; esasen haksız rekabet teşkil eden fiillerin davacı tarafça gerçekleştirildiğini, davalı şirketlerce davacı aleyhine haksız rekabet veya marka hakkına tecavüz teşkil eden herhangi bir eylemde bulunulmadığını, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğu; öncelikle dava şartı yokluğu nedeniyle usulden, aksi halde esastan reddi gerektiği, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER: Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, ---- Kayıtları, ----cevabı,-----Müzekkere cevabı, --- kayıtları, ------- Soruşturma dosyaları, Mahkeme dosyaları, Tanık, Dosyadaki Sair Bilgi ve Belgeler. TANIK (DAVACI TANIĞI) --------- ben ---------işinde faaliyet gösterir ve çalışırım, taraf şirketlerle bizimle çalıştığı için kendilerini tanır ve bilirim, ------ ayında -----makine fuarında bulunuyordum, bu fuarda davacı ------ (benim bahsettiğim bu şirket daha önce piyasada--- olarak bilinirdi.) bu şirketin sahibi ve temsilcisi olarak bildiğim ------ karşılaştım ve sohbet ettik, kendisi zaten önceden iş yaptığımız için arkadaşım olur, bana bu sohbet sırasında bir ----olan --- olarak sektörde bilinen şirketin ----------- mümessilliğini aldıklarını söyledi, ben de hayırlı olsun dedim ve tebrik ettim. Ben kendisinden ayrılarak fuarı gezmeye başladım ve stantları dolaştım, bu süreçte karşılaştığım müşterilerim ve daha önce tanıdığım arkadaşlarımla piyasada davacı şirketin ------ isimli yabancı şirketin mümessilliğini aldığını ancak bu işi yapamayacaklarını ve başarılı olamayacakları anlatılıyordu. Kendilerinin yedek parça temininde güçlük yaşayacakları, sürdürülür olmayacağı ve şirketin de batacağı konuşuluyordu, fuarda bu şekilde bir davacı şirket hakkında dezenfermasyon yayılmıştı, bu dezenfermasyon faaliyetini de eski mümessillik yapan firmanın yaptığı anlaşılıyordu, bu firma davacı firmanın bu işi başaramayacağından mümessilliği geri alacaklarını fuara katılanlara yaymışlardır. Örneğin ----- standında, ----- standında ve ismini hatırlamadığım ------- faaliyet gösteren bir pompa fabrikasının standında bu tür konuşmalara şahit oldum ancak konuşmaları yapan kişileri şahsen hatırlamıyorum, daha sonra ben fuar sırasında--------- beyi aradım ve fuarda bu şekilde konuşmalar yapıldığını kendisine anlattım. Kendisi de bana bu durumu kendisinin duyduğunu ve gayet iyi bildiğini söyledi. Bu ---------- etkilenmemeleri için tüm müşterileri de dolaşarak onları bilgilendirdiğini ve yapılanın farkında olduğunu ve gerçeği yansıtmadığının da müşterileri tarafından anlaşıldığını da ifade etti. Davacı vekili tarafından soruldu: benim mail yolu ile müşterilerin etkilenmesine ilişkin bilgim yoktur, Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. 'şeklinde beyanda bulunmuştur. TANIK (DAVACI TANIĞI) ------ 'Ben halen davacı şirkette satış ve pazarlama sorumlusu olarak çalışırım, çalıştığım davacı şirket bir ---- firmasının ----- mümessilliğini yapmaktadır, daha önce bu --- firmasının mümessilliğini ise davalı şirket yapıyordu, daha doğrusu davalı şirketlerin asıl sahibi olan---tarafından yapılıyordu, ben de o sırada---şirketinde yine bu ------firmasının makinelerine pazarlıyordum,---- değişince ben de davacı şirkete geçmiştim. Zira söz konusu makinenin pazarlaması konusunda kişisel uzmanlığım ve müşteri çevrem bulunduğu için ben de davacı firmaya geçmiştim, anlattığım firmanın ---- mümessilliği değişince davalı şirketlerin sahibi ------- durumu kabullenemedi ve davacı şirket hakkında piyasada olumsuz ve haksız ithamlarda bulunmaya başladı, müşteri çevremizle görüşerek ve onları etkilemeye çalışarak bizim satış yapmamıza engel olmaya çalışıyordu. Özellikle kendisi bizim şirketin pazarladığı makinelerin benzerlerini ---- pazarından temin edilerek----------iç pazarında çalışıyor ve böylece bizim şirketi zarara uğratmaya ve başarısız olmasına neden olmaya çalışıyordu, kendisi hatta daha önce şirketin mümessili olduğu için ---- mümessilliğinin halen kendisinde olduğunu ve bu durumun ---- kadar devam edeceğine yönelik belgeler hazırlayıp piyasada yayıyordu, ------üzerinde dahi bizim sattığımız makinelerin fotoğraflarını koyarak aslında ------- ettiği makineleri müşterilere sattığını duyduk ve gördük, bu ve benzeri şekilde sürekli ticari teamül ve kurallara aykırı olarak ve serbest piyasa şartlarını aşırı şekilde zorlamak suretiyle bizim şirketin satışlarına engel olmaya çalışıyordu, bunun yanında özellikle beni ve süreçte kendisinden ayrılan çalışanları tehtid ediyordu. Hatta buna ilişkin aramızda mahkemelerde devam eden soruşturma ve davalar bulunmaktadır, dedi.Davacı vekili tarafından soruldu: davalı şirket sahibi -----------tarafından bizim şirketin kullandığı maile benzer bir ve hatta uzmanı olmayanın anlayamayacağı bir hesap alınarak bu mail hesabı üzerinden müşterilere sürekli mailler gönderilerek mümessilliğin halen kendilerinde olduğunun ve makine almaları gerekirse kendilerinden alması gerektiğini söylüyordu. Bu şekilde müşterilerimize çok fazla mailler gönderiliyordu. Bu durumu bize müşterilerimiz söylüyordu. ---------bulunan ve bizim halen kullandığımız ofisin altında ofis tutmuş ve orada faaliyet göstermeye ve dolayısıyla bizi de huzursuz etmeye başlamıştır, aynı zamanda bizim şirkete gelip giden müşterileri de kontrol edip onları kendisine yönlendirmeye çalışmaktadır, dedi.Lüzumuna binaen tanıktan soruldu: davalı şirket sahibi ----bildiğim kadarıyla --- mümessilliğini ---yılları arasında yapmıştır, ben kendisinin yanında----yılları arasında çalıştım, mümessillik sanırım ----------- yılı başlarında değişti, yaklaşık aynı zamanlarda bende şirket değiştirmek zorunda kaldım, ayrıca bu sektörde eski müşteriler olduğu gibi sürekli yeni müşteriler de bulunmaktadır, eski müşteriler kısmen de olsa mümessilliğe ve makineye ilişkin bilgi sahibi olsa da yeni müşterilerin yukarıda anlattığım hususlardan etkilendikleri ve kafa karışıklığı yaşamaktadırlar, ayrıca davalı şirket tarafından daha ucuza temin edilen ve etiket değişikliği yapılarak Japon makinesi gibi gösterilen makinelerde iç piyasada pazarlanmak suretiyle davacı şirket zarara uğratılmaktadır, Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir, 'şeklinde beyanda bulunmuştur. TANIK (DAVACI TANIĞI) ----------'ben halen davacı şirkette satış müdürü olarak çalışırım, davacı şirkette yaklaşık 12-13 kişi çalışmaktadır, davacı şirketin sahibi ve temsilcisi ----- ben yanlış hatırlamıyorsam---- yılları arasında yaklaşık ---- yıl davalı şirketlerin sahibi ---- yanında satış müdürü olarak çalışmıştım, daha sonra ben oradan ayrıldım ve bir süre sonra davacı şirkette çalışmaya başladım. Benim çalıştığım dönemde davalı şirketler daha doğrusu --- firması olan----- isimli ---- firmasının---- yapıyordu. ---- yılında bahsettiğim ---- firmasının----------- davacı şirket aldı, davacı şirket aldıktan sonra davalı şirketlerin sahibi olan -------- konuda piyasada olumsuz intibalar uyandırmaya başladı, müşterilere davacı şirketin kullandığı mail uzantısının bir benzeri üzerinden mailler gönderiyor ve maillerde mümessilliğin halen kendisinde olduğunu söylüyor ve dünya piyasasında bulunan benzer makineleri harmanlayıp müşterilere göndermek suretiyle davacı şirketin makine satmasına engel oluyordu, bu duruma engel olmak için biz de şirket olarak 8-9 ay boyunca uğraştık ve müşterileri ikna etmeye çalıştık, ancak bu durumdan ister istemez bazı müşteriler etkileniyor ve kendisinden aslında başka menşei olan ancak ------- makinesi olarak satılan makineleri alıyorlardı, böylece davacı şirketin pazar payı düşüyordu, öte yandan davalı şirket temsilcisi --------- sürekli olarak beni ve çalışan arkadaşlarımı tehtit ediyordu buna ilişkin suç duyuruları da bulunmaktadır ve bildiğim kadarıyla soruşturmalar devam etmektedir, halen kendisi bu olumsuz faaliyetlerine devam etmektedir, bizim şirketin makine pazarlamasına engel olmak ve çalışanları huzursuz etmek amacıyla bizim bulunduğumuz ----kiralayarak burada faaliyet göstermeye başlamıştır, daha önce kendisi ---- faaliyet gösteriyordu, bizim şirket daha önce -----faaliyet gösteriyordu, yaklaşık 4 ay önce bahsettiğim ---- taşındı, ---- tarihi itibariyle -------- gelip ofis açmıştır, dedi.Davacı vekili tarafından soruldu: ben davacı şirketin satış müdürü olduğum için pazarlama ve ziyaret amacıyla tüm -------- geziyorum, ---- çapında gezdiğimde müşterilerimden bana ----- aslında mafya olduğu, kaçakçılık yaptığı gibi ifadeler duyduklarını söylüyorlar" bu hususlar davalı ------- tarafından piyasada dolaştırılmakta ve bizim şirket karalamaya çalışılmaktadır, bu durum ister istemez bazı müşterileri etkilemektedir, bildiğim ve piyasadan duyduğum kadarıyla --------- benzer makineler getirmek suretiyle milli ve yerli adı altında piyasada pazarlamaya çalışmaktadır, ayrıca kendisi bizim mümessilliğini yaptığımız Japon firmasının halen mümessilliğinin kendisinde olduğunu ve bu hususun ------yılına kadar süreceğini piyasada ifade etmektedir, buna ilişkin sahte evraklarda ürettiğini ve müşterilere gösterdiğini biliyorum, Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. 'şeklinde beyanda bulunmuştur. TANIK (DAVACI TANIĞI)-----------'Ben------ yılları arasında davalı şirket temsilcisi ve sahibi olan -----yanında çalışmıştım daha sonra bana hakarette bulunduğu için yanından ayrıldım, bir süre sonra kendi firmamı kurdum ve halen faaliyetime----- devam ediyorum, ---- firmasının ----- mümessilliğini yapıyordu ---- yılının ---- çıkan bir kavga nedeniyle ----- kendisinden mümessilliği aldı ve davacı şirkete ve yanı sahibi ---- beye verdi, bundan sonra --- piyasada davacının sattığı ürünleri kötülemeye başladı bunu sosyal mecralarda da paylaşıyordu, hatta bir gün -------- beni aradı ve bir müşteriyi benim aradığımı ve bir makine satmayı önerdiğimi söyledi ben de benim böyle bir olayla ilgim olmadığını ve kimseyi aramadığımı söyledim, yaptığımız değerlendirme ve araştırmaya göre somut bir veri olmamakla birlikte -------bu şekilde benim ve başkaları adına müşterileri arayarak farklı makineler pazarlamaya çalıştıklarını ve böylece davacının makine satmasına engel olmaya çalıştığını düşündük, kendisi bu şekilde piyasada çeşitli olumsuz düşünceler yaymakta ve hatta çalışanlarını ve bizleri de tehdit etmektedir, bir seferinde beni de arayarak ------ bayrağını tutan herkesin sinkaf edeceğini ve bu şekilde ağır ifadeler kullanmıştı, buna ilişkin ben de kendisinde şikayetçi oldum, dedi.Davacı vekili tarafından soruldu: benim bulunduğum ortamda ------ ev adreslerini ve araç plakalarının ortamda bulunan kişilere bilip bilmediklerini sormuştu bu olay mümessillik değiştikten sonra ki bir tarihte gerçekleşti, ben yaklaşık 2-3 yıldır----görüşmüyorum, ---- mümessillik değiştikten sonra piyasada ------- aslında bir kaçakçı olduğunu ve parayı kaçakçılıktan kazandığını makine işinden anlamadığını ve bu işi başaramayacağı yönünde şaiyalar yayıyordu, davacının sattığı makineler ----- başlayıp yukarıya doğru modeline göre fiyat değişmektedir, müşteriler -------- yaptığı olumsuz dezenfermasyon çalışmalarından ister istemez etkileniyordu, bu şekilde davacı şirketin pazardaki payı da düşmektedir, ben 4-5 firmadan bu şekilde yapılan olumsuz çalışmalar nedeniyle ------- beyden makine almadıklarını duydum, Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir.' şeklinde beyanda bulunmuştur.TANIK (DAVACI TANIĞI) ---- 'ben ----- hız antrepo isimli şirkette antrepo müdürü olarak çalışırım. Bizim yaptığımız iş gereğince taraf şirketleri biliyorum. Bizim yaptığımız iş yurt dışından gelen makine veya emtiaları belirli bir süre daha doğrusu millileşip piyasaya arza hale gelene kadar depolamak ve korumasını sağlamaktır. Bu işimiz gereği davacı şirket ile tahminime göre ---- yılından beri çalışıyoruz. Davacı şirketin yetkilisi ve sahibi bildiğim kadarıyla ------isimli kişidir. Davalı şirketlerin sahiplerini ayrıntılı olarak bilmiyorum. Ancak bizim sektörden ve çevreden bildiğim kadarıyla soy ismini bilmediğim---- isimli kişi olduğunu duydum ve biliyorum. Yanlış hatırlamıyorsam ----- sonlarında benim iş yerime gümrük camiasından simaen tanıdığım ancak ismini hatırlamadığım ancak yine ---- isimli kişinin çalışanı/ gümrükçüsü olduğunu bildiğim bir kişi geldi ve bana davacı şirketin yurt dışından ------ getirmiş olduğu makinelerin fatura ve beyannamelerini istedi. Bende böyle bir durumun imkansız olduğunu kendisine belirttim. Ben kendisine ayrıca bu belgeleri ne yapacağını, niçin istediğini sorduğumda bana ------- bu belgeleri istediğini ve kendisinin güvenliğin bulunduğu noktada beklediğini ve ona vereceğini beyan etti. Ben buna rağmen yine herhangi bir bilgi ve belge vermedim ve yanından ayrıldım. Bu sırada kendisinin iş yerimin içine girip fotoğraflar çektiğini gördüm ve bu duruma müdahale ettim ve telefondaki fotoğrafları sildirdim ve İşyerinden ayrılmasını istedim. Ben piyasadan duyduğuma göre gümrük camiasında ve makine sektöründe davacı şirketin sahibi olan ---- bitireceğini, onun firmasının zarara uğraması için her şeyi yapacağını beyan ettiğini defalarca duydum. Bizim şirket davacı şirketle çalışığı dönemde ayda ------ makine getirmesine rağmen bir süre sonra bu sayının yaklaşık %50 düştüğünü gördüm ve bu durumu ----- beye sordum. ----beyde bana ------ isimli kişinin yapmış olduğu karalama nedeniyle bu durumun yaşandığını iletti. Benim olayla ilgili bilgim ve görgüm bundan ibarettir dedi. Davacı vekili tarafından soruldu: beyanımda geçen kişinin işyerimde çekmiş olduğu fotoğraflar davacı şirkete ait makinelerin fotoğrafıydı. Benim piyasadan duyduğuma göre ----beyle arasındaki çekişme ticari bir çekişme olup,------kendisinden daha fazla makine satması ve sektörde daha çok güven ve iş sahibi olmasından kaynaklandığını duydum. Ayrıca yine bizim camiadan ----- kişinin ----- piyasadan sileceğini, gerekirse ortadan kaldıracağını söylediğini duydum. Ancak ben bizzat ----isimli kişiden duymadım. Zira ben ------isimli kişi ile yüz yüze hiç karşılaşmadım ve konuşmadım. Sadece bir kere fotoğraf çekmeye gelindiğinde güvenlik noktasında arabanın içerisinde oturan şahsı gördüm. Ve bu şahsın ------ olduğunu bana fotoğraf çekmeye gelen gümrükçü söylemişti. Ben dediğim gibi bir daha hiç görmedim.' şeklinde beyanda bulunmuştur.TANIK (DAVACI TANIĞI)-----Ben adı değişmiş olabilir ancak bildiğim kadarıyla -----şirketinde ----- tarihinde şirkette çalışmaya başladım. Yaklaşık 2 ay sonra adı -------- isimli firma sorumlusu---- ziyarete gittiğimde orada ---- isimli kişi de vardı. İlk başta kendini---- olarak tanıtmadı. --- ben içeri girdiğimde " beklediğimiz arkadaş bu mu" diye sordu. ---evet dedi. --- konuştuktan sonra maskesini çıkararak ben -------- dedi. Sonra bana bizim şirket ile şirketleri arasındaki uyuşmazlığımı bilip bilmediğimi sordu. " sen hiç ağzında namlu ile dolaştın mı, sen karının kolunda hiç otoparka kadar yürüdün mü " şeklinde tehdit içeren sözler söyledi. Benim -------- işimden başka hiçbir şeye karışmamamı, karışırsam üzüleceğimi söyledi. Davalı şirket şuanda sattığımız malın eski temsilcisidir. Temsilcilik davalıdan alınmıştır. Başka bir bilgim yoktur. ' şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI: Dava, 6100 Sayılı HMK'nin 110. maddesine göre (davaların yığılması- objektif dava birleşmesi) 6102 Sayılı TTK'nin 56 (1)- b) Haksız rekabetin men’i, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhası, d) maddi zarar ve zıyanın tazmini ve 6102 Sayılı TTK'nin 56/1,e maddesi yollamasıyla 6098 Sayılı TBK'nin 58.maddesi gereğince manevi tazminat istemi ve ilanına ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada; mahkememizce tensip zaptı hazırlanarak usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak resen incelemeye tabi başta arabuluculuk dava şartı olamak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları ile harç ve taraf sıfatına ilişkin hususlar değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve akabinde tahkikata geçilerek delillerin toplanması, tahkikat işlem ve incelemelerine devam edilmiştir. Ne var ki davacı vekili tarafından bilirkişi raporu alınması için avans yatırılmaması ve davanın takip edilmemesi üzerine duruşmada hazır bulunan davalı vekilinin davayı takip etme iradesine göre sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Uyuşmazlığın temelini teşkil eden haksız rekabete ilişkin hükümler dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54. vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 6102 Sayılı TTK'nin 54/2.maddesinde; "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." biçiminde haksız rekabet oluşturan fiiller genel olarak belirtilmiştir. 6102 Sayılı TTK'nin. 55.maddesinde ise; başlıca haksız rekabet halleri örnekseme metodu ile belirtilmiştir. Madde düzenlemesinde belirtilen başlıca haksız rekabet halleri; “dürüstlük kurallarına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar (kötüleme, avantaj sağlama, hakkı olmayan unvanları, meslek, derece ve sembolleri kullanma, karıştırılmaya neden olma, karşılaştırma ya da üçüncü kişiyi benzer yollarla öne geçirme, tedarik fiyatının altında fiyatla satışa sunma yoluyla aldatma, gerçek değer hakkında yanıltma, karar verme özgürlüğünü sınırlama, nicelik ve nitelikte yanıltma, hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanın açık olmaması, tüketici kredilerine ilişkin açık beyanda bulunmamak, yanıltıcı sözleşme formüllerini kullanmak), sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek, başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak, üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek, iş şartlarına uymamak, dürüstlük kurallarına aykırı işlem şartlarını kullanmak” olarak belirtilmiştir. 6102 Sayılı TTK'nin 56 /1 “Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a-Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,b-Haksız rekabetin men’ini ., d-kusur varsa zarar ve ziyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanunu'nun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Bu davalardan haksız rekabetin tespiti, men’i ,ref’i davaları bakımından, zarar tehlikesinin varlığının davacı tarafça ispatı yeterli görülmüş, ancak maddi ve manevi tazminat davaları bakımından davacının zararı ve miktarını TBK'nin 50 maddesi gereği ispatı gerektiği düzenlemesine yer verilmiştir. Bununla birlikte, haksız rekabetin varlığı halinde, haksız rekabete uğrayan kimsenin iktisadi menfaatinin muhtemel zarar görme tehlikesine maruz kalması nedeniyle maddi zarara uğradığının kabulü gerekmektedir. Şayet, uğranılan maddi zararın miktarı zarara uğrayan tarafından tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, TBK'nin 50/2 maddesi uyarınca somut olayın olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirlemelidir. 6102 Sayılı TTK'nin 56. maddesi, haksız rekabet sebebiyle ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlike ile karşılaşabilecek olan kimseye, TBK'nin 58. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, manevi tazminat isteme hakkı da tanımış bulunmaktadır. TTK'nin 58. maddesi daha geniş bir mefhum olan şahsi menfeatin ihlali esasına dayandığı halde TTK'nin 56. maddesi ekonomik menfaat bakımından zarar uğranılmasına ve hatta böyle bir tehliye maruz kalınması esasına dayanmaktadır. Her iki kanun maddesinin birlikte değerlendirilmesinden çıkan sonuca göre; haksız rekabet eylemi nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için davacının ekonomik menfaati yönünde zararın veya tehlikenin ve kusurun mevcudiyeti yeterlidir. Kişilik hakkının zedelenmesi başlıklı 6098 sayılı TBK'nin 58. maddesinde; Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. düzenlemesi bulunmaktadır. Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler, yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yargılama ışığında somut olaya baktığımızda; -------tarihli ara karar ile uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden dosyanın 6100 sayılı HMK'nin 266/1 maddesi gereğince ------- re'sen seçilecek; bir ticaret ve borçlar hukuku alanında kariyer sahibi nitelikli hesaplamalar uzmanı, bir haksız rekabet konusunda nitelikli hesaplamalar uzmanı, bir serbest muhasebeci mali müşavir, bir sektör bilirkişisi (liman ve gümrük alanları ve mevzuatı konusunda uzman) ve bir makine mühendisi bilirkişi olmak üzere beş kişiden oluşan heyete tevdi edilerek tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamına giren tüm delillere göre özellikle haksız rekabet hususu ile haksız rekabete sebep olduğu ileri sürülen eylemler ile davalıların ticari faaliyetleri ve eylemleri arasında bağlantı bulunup bulunmadığı, sebep ve sonuç ilişkileri, bu kapsamda davalıların davacıya ait markaya tecavüzü bulunup bulunmadığı, dava konusu olayda haksız rekabetin meni, haksız rekabete konu araçların ve malların imhası koşullarının objektif olarak oluşup oluşmadığı ve sonuçta davacının, davalılara atfedilebilecek haksız rekabete matuf eylemleri nedeniyle maddi zararı oluşup oluşmadığı, oluşmuşsa toplam miktarı (Bilirkişiler tarafından Manevi zarar talebi değerlendirilmeyecektir) hususlarında ek rapor alınmasına gerek bırakmayacak şekilde ayrıntılı, gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli nitelikte rapor sunmalarının istenmesine, bilirkişilere rapor için dosyanın teslim tarihinden itibaren 2 ay süre verilmesine, bilirkişinin her birine ayrı ayrı olmak üzere; dosya kapsamı, uyuşmazlığın niteliği, taraf sayısı, sarf edecekleri emek ve mesai, raporun hazırlanması için yapacakları harcamalar nazarında günün sosyal ve ekonomik şartları da gözetilerek ---- ücret takdirine, rapor verildiğinde bilirkişi ücretlerinin yatırılan/yatırılacak avanstan ödenmesine, davacı vekiline, 6100 sayılı HMK'nin 94 ve 324/1.maddeleri gereğince bilirkişi heyeti ücreti olarak takdir edilen ve halihazırda eksik bulunduğu anlaşılan ------ delil avansını mahkememiz veznesine yatırması için iki hafta kesin süre verilmesine ,dava vekili tarafından işbu süre içinde anılan avansın yatırılmaması ve aynı yasanın 324/2 maddesi gereğince davalılar vekili/vekilleri tarafından da belirlenen avansın aynı süre içinde mahkeme veznesine yatırılması halinde HMK'nin 324/2 maddesi gereğince davacı/lar tarafın bilirkişi delilinin ikamesinden vazgeçmiş sayılacağına ve mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtarına, (davacı vekiline ihtar yerine geçmek üzere işbu ara kararın tebliğine, ) yönünde ara karar verilerek davacı vekiline tebliğ edilmiştir. Davacı vekili tarafından arar karar gereği süresinde avans yatırılmadığı gibi devam eden duruşmada avansın yatırılamadığı beyan edilmiştir. Davacı vekili son duruşmaya mazeret bildirmeden katılmamış; davalılar vekilinin beyanı üzerine yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmuştur. Bilindiği üzere hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı konusu 4721 sayılı Kanun'un “İspat yükü” başlıklı 6. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür" şeklinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 190. maddesine göre de “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”. Açıklanan bu genel hükümler uyarınca dava konusu olayda haksız rekabetin varlığı ile haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını ispat yükü davacı tarafa aittir. Ne var ki, davacı tarafın mevcut delillere göre haksız rekabeti, maddi zarar iddiasını ve miktarını ispatlayamadığı, kuşkusuz somut olay yönünden haksız rekabete ve maddi zarara bağlı olan manevi zararın varlığının da doğal olarak ispat edilemediği tespit ve tayin edilmiştir. Binaenaleyh, davacının davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6, HMK'nin 190. maddeleri gereğince ispat edemediği sonuç ve kanaatiyle haksız rekabetin men'i, maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. ------ 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhine hüküm verilen davacı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi----- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davacının haksız rekabetin men'i, maddi tazminat ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine, 2-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.196,00 TL (üç ayrı maktu karar harcı) karar ve ilam harcının peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubuyla bakiye 2.151,60 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 3-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca --------- bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 4-)Davalılar kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için, haksız rekabetin men’i ve bağlı talepleri yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Eki II.KISIM II.BÖLÜM 10.fıkra uyarınca hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara müştereken (1/4) verilmesine, 5-)Davalılar kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için, maddi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL nispi/ maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara müştereken (1/4) verilmesine, 6-)Davalılar kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için, manevi tazminat talebi yönüden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.10/3 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL nispi/ maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara müştereken (1/4) verilmesine, 7-)Davalılar tarafından yapılan 100,00 TL posta masrafı yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara müştereken (1/4) verilmesine, 8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, davacı vekilinin yokluğunda, davalılar vekilinin yüzüne karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ------Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı05/02/2026