İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/173 E. 2026/122 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/173
- Karar No
- 2026/122
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR ESAS NO : KARAR NO :
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - (T.C. Kimlik No:...) VEKİLİ : Av. ... - DAVALILAR : 1- ... - (T.C. Kimlik No:...) 2- ... - (T.C. Kimlik No:...) VEKİLLERİ : DAVALI : 2- ... VEKİLİ : DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :
Konya . Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile verilen Görevsizlik Kararının 24/03/2021 tarihinde kesinleştirilmesi üzerine dosya Mahkememizin yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapılarak , yapılan yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili 19/10/2020 tarihli dilekçesiyle;09/02/2019 tarihinde müvekkilinin bisiklet ile işine giderken davalılardan ... kontrolündeki ... plakalı kamyonetin müvekkiline arkadan çarptığını, müvekkilinin hastaneye kaldırıldığını, kazadan sonra 20 gün yatarak tedavi gördüğünü ve %8'lik engel oranı meydana geldiğini, tedavi sürecinin oldukça uzun sürdüğünü ve bu süreçte müvekkilinin maddi ve manevi yıprandığını, Konya . Asliye Ceza Mahkemesinde verilen bilirkişi raporuna göre davalı ...'in tamamen asli kusurlu olduğunun, müvekkilinin ise kusurlu olmadığının tespit edildiğini, kazaya karışan ... plakalı kamyoneti diğer davalı ...'in işlettiğini ve davalı ... şirketine trafik sigorta poliçesi ile sigortalı olduğundan bahisle, 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten, ıslah edilmek üzere 1.000,00 TL maddi tazminatın temmerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsili ile yargılama gideri ve ücreti vekalete karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 09/02/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, müvekkili ...'in tek şeritli yolda ... plakalı araç ile seyir halindeyken davacının bisikleti ile aniden sendeleyerek şerit ihlali yaptığını, davacının kusurlu hareket etmesi nedeniyle kaza meydana geldiğini, müvekkili ...'in kusurlu olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacının maddi tazminat taleplerinin kabulü anlamını taşımamak kaydıyla, bu talepleri sigorta kapsamında olduğundan buna ilişkin isteklerin de sigorta şirketinin ödemesi kapsamında olduğunu, manevi tazminata hükmedilmesi için de gerekli şartların somut olayda doğmadığını, davalı müvekkilleri ile diğer davalı ... aleyhine de açılan davada Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle, davanın usul ve esas yönünden reddi ile yargılama gideri ve ücreti vekalet talep etmiştir. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkili şirketin sorumluluğunun ticari işten kaynaklandığını, trafik kazası nedeniyle aracın sürücüsü, sahibi ve işleteni ile sigortalayan şirkete birlikte dava açılacaksa, tüm sorumlular hakkında Asliye Ticaret Mahkemesi'nde tazminat davası açılması gerektiği ve müvekkili şirketin yerleşim yerinde açılmadığından bahisle görev ve yetki itirazında bulunmuş, usul ve dava şartı yokluğundan davanın reddini talep etmiş, esasa ilişkin olarak da kazaya karışan aracın müvekkili şirket nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigortası ile ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olup, bedeni zarar halinde maddi tazminat talepleri şahıs başına sınırlı poliçe teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, bununla birlikte müvekkilinin hiçbir geçici işgöremezlik, bakıcı giderleri talebinden poliçe gereği sorumlu olmadığını, kusur ve davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte sigortalı araç sürücüsüne kusur raporunda her ne kadar kusur ithaf edilmiş ise de kusursuz olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunu engellemek için gerekli tüm tedbirleri aldığından bahisle davanın reddi ile yargılama gideri ve ücreti vekalet talep etmiştir. Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; Dava, "Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)" davasıdır. Mahkememizce ... Sigorta A.Ş.'ne, Konya İlçe Emniyet Müdürlüğüne, Konya sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü, Konya . Asliye Ceza Mahkemesine, Beyhekim Eğitim ve Araştırma Hastanesine, Meram Devlet Hastanesi Başhekimliğine, Meram Tıp Fakültesi Hastanesi ve Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine müzekkereler yazılmış, gelen yazı cevapların incelenerek dosyamız arasına konulmuştur. Dosya kusur raporu alınması için İstanbul Teknik Üniversitesinde uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyetince düzenlenen 19/09/2022 tarihli raporda özetle; Bisiklet sürücüsü ... yaralanması ile sonuçlanan kazanın oluşmasında ... plakalı kamyonet sürücüsü ...'in arkadan çarpma ve doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma asli kusurları nedeniyle yüzde yüz (%100) tam kusurlu olduğu, Bisiklet sürücüsü ... ise kazayı engelleyebilmek için alabileceği herhangi bir tedbirin bulunmaması nedeniyle atfedilebilecek bir kusurunun bulunmadığı yönünde rapor sunulduğu anlaşılmıştır. Dosya Meram Tıp Fakültesi Hastanesine müzekkere yazılarak davacının maluliyet oranın tespiti amacıyla "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine uygun olarak rapor düzenlenmesi talep edilmiştir. Meram Tıp Fakültesi Hastanesinden alınan 09/02/2023 tarihli raporda özetle; Meydana gelen kazada 7 aylık psikiyatrik tedavi sonrası yapılacak muayenesi sonrası kalıcı sakatlık oranının tespit edilebileceğini, Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen raporda FTR'den aldığı %8'lik engel oranındaki 2 seviyedeki protrüzyon arızasının taraflarınca düzenlenen raporda illiyet bağı kurulamadığı için yer almadığını, iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceğini, kişinin bu süre zarfında mesleğini icra edemeyeceğini ve bu sürenin 3 bir başkasının bakım ve yardımına ihtiyaç duyacağını, SGK kapsamı dışında kalan kaçınılmaz giderlerin olay tarihi itibariyle 9.000 TL. Olarak değerlendirilebileceğini, brüt asgari ücretler üzerinden davacının bakıcı giderinden doğan maddi zararının toplam 7.675,20 TL. Olarak değerlendirildiği görülmüştür. Konya Selçuk Üniversitesi tıp Fakültesi Hastanesi tarafından düzenlenen rapor ile Konya Necmettin Erbakan üniversitesi Meram Hastanesinden aldırılan Adli Tıp raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla; Dosya Adli Tıp Kurumu'na gönderilmiş davacının maluliyet oranının tespiti istenilmiştir. Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 23/05/2025 tarihli raporda özetle; Davacı ...’un 09/02/2019 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan maluliyet oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğinde; Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği uzmanlar kurulu tarafından mütalaa olmuştur. Davacının tazminat alacağına ilişkin dosya aktüer bilirkişiye gönderilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 29/09/2025 tarihli raporda özetle; Sağlık gideri klozu teminat Limiti(360.000,00TL) içinde kalan tutar: *Davacı için geçici maluliyet( iş göremezlik) tazminatı olarak 26.580,96TL *Davacı için geçici bakıcı gideri tazminatı olarak 6.088,50TL *Davacı için tedavi gideri tazminatı olarak 9.000,00TL Olmak üzere toplamda 41.669,46TL tazminat hesap edildiğini raporunda belirtmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın tahsiline ilişkin tazminat isteminden ibarettir. Bir motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen trafik kazasında, zarar görenlerin zararından, 6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesi uyarınca araç sürücüsü, 2918 sayılı KTK'nın 85. Maddesi uyarınca araç işleteni ve şartları varsa teşebbüs sahibi ve 2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesi uyarınca sigortacı müştereken ve müteselsilen sorumludur. Trafik kazası nedeniyle zarara uğradığını iddia eden hak sahipleri tarafından açılan tazminat davalarında ispat yükü 6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesi uyarınca zarar gören üzerinde olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmek zorundadır. Yine bu tür davalarda 2918 sayılı KTK'nın 97. Maddesi uyarınca, zarar görenin dava açmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapması gerekmekte olup bu husus sonradan giderilmesi de mümkün olmayan dava şartlarındandır. Ayrıca yazılı başvurudan hemen sonra dava açılması mümkün olmayıp 15 günlük sürenin dolmasından sonra dava açılabilecektir. Sigorta kuruluşu kendisine yapılan yazılı başvuruya karşı 15 gün içinde cevap vermek ve 2918 sayılı KTK'nın 99. Maddesine göre 8 iş günü içinde de tazminatı ödemek zorundadır. Sekiz iş günü içinde sorumlu olduğu tazminatı ödemeyen sigortacı 9. gün itibariyle temerrüde düşecektir. Hak sahipleri tarafından talep edilebilecek tazminatlar ise 2918 sayılı KTK'nın 90. Maddesi uyarınca 2918 sayılı KTK ile 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Borçlar Kanunun haksız fiili düzenleyen 41. maddesi: "Gerek kasten ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik haksız bir suretle diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur.." şeklindedir. Bu maddenin karşılığı 6098 Sayılı Türk Borçlar kanunun 49. Maddesidir. Bu madde hükmü ise şu şekildedir. “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür” Buna göre bir kişi kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle (kasten, ihmal ederek, tedbirsiz davranarak) bir başkasını zarara uğratırsa zarar tazmini ile yükümlüdür. Zararın türü maddi ve manevi olabilir. TBK'nın 56. Maddesine göre; "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir". Hükmedilecek bu paranın, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, ... ... ) Somut olayda davacı, davaya konu trafik kazası neticesinde yaralandığını iddia ederek, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik dönemi bakıcı gideri tazminatı ve manevi tazminat istemlerinde bulunmuştur. Bu kapsamda öncelikle zarar görenlerin davaya konu trafik kazası nedeniyle sürekli iş göremez hale gelip gelmediğinin tespiti için hangi yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği belirlenmelidir. Maluliyetin tespiti yönünden hangi yönetmeliğin uygulanacağına ilişkin KTK'da ve TBK'da açık hüküm bulunmadığından bu boşluğun içtihatlarla doldurulması gerekmektedir. Üzerinde durulmasının faydalı olacağı düşünülen bir husus, 14/02/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 gün ve ... E. ... K sayılı kararı iptal kararıdır. 7237 sayılı yasanın 18. maddesiyle 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklik ile, 09/06/2021 tarihinden sonra meydana gelen trafik kazaları yönünden maluliyetin tespitinde Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması yasal zorunluluk haline gelmiştir. Ancak, anılan değişikliğin AYM tarafından iptaline karar verilmesi karşısında bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararının Erişkinler ... Yönetmeliği'nin uygulanmasına engel bir yönü yoktur. Yargıtay . Hukuk Dairesinin yerleşik hale gelen uygulamasına göre; maluliyet belirlemesinin, kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.(Emsal ilam:Yargıtay . Hukuk Dairesi ... E ... K) Tazminat hesabının ne şekilde yapılacağı konusunda 2918 sayılı KTK'da ve 6098 sayılı TBK'da açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu kapsamda hesaplamanın yargı kararları ile yerleşik hale gelen uygulamalara göre yapılması gerekir. Hesaplamalarda prograsif rant yönteminin uygulanması konusunda herhangi bir görüş farklılığı yoksa da bakiye yaşam süresinin tespitinde hangi yaşam tablosunun esas alınacağı konusunda uygulama farklılıkları bulunmaktadır. TRH 2010 yaşam tablosunun, genel şartların yürürlüğe girmesiyle uygulanmaya başlandığı, önceki dönemde PMF 1931 yaşam tablosunun uygulandığı bilinen bir gerçektir. Genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki dönemde, her ne kadar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay Dairelerinin uygulamalarına istinaden PMF 1931 yaşam tablosu esas alınmaktaysa da TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınmasına da engel yasal bir düzenleme bulunmamaktaydı. Genel şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte, KTK'da genel şartlara yapılan atıflar nedeniyle, hesaplamalarda TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması yasal bir zorunluluk haline gelmiş, devam eden süreçte ise AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı iptal kararı ile bu zorunluluk ortadan kalkmıştır. Hemen belirtilmelidir ki, iptal kararı ile sadece bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararı TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanmasını imkansız hale getirmemiştir. Gelinen aşamada, mahkemeler takdir yetkisi kapsamında gerek PMF 1931 yaşam tablosunu, gerekse TRH 2010 tablosunu esas alabilecektir. Ancak takdir hakkının, 4721 sayılı TMK'nın 4. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak kullanılması gerekir. Bu takdir hakkı kapsamında, genel kabul gören yaşam tablosunun esas alınması hakkaniyete daha uygun olacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 02/12/2021 tarihli, ... E, ... K sayılı ilamı ve 21/12/2021 tarihli, ... E., ... K sayılı ilamı ile bakiye yaşam süresinin tespitinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması gerektiğine işaret etmiştir. Yine, Yargıtay Daireleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin uygulamaları da bu yönde olmuştur. Bu nedenle, TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınmasının hakkaniyete daha uygun olacağı kanaatine varılmıştır. Kısaca üzerinde durulmasının faydalı olacağı düşünülen bir diğer husus ise, 14/02/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 gün ve ... E. ... K sayılı kararı iptal kararıdır. 7237 sayılı yasanın 18. maddesiyle 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklik ile, 09/06/2021 tarihinden sonra meydana gelen trafik kazaları yönünden bakiye yaşam süresinin tespitinde TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanması yasal zorunluluk haline gelmiştir. Ancak, anılan değişikliğin AYM tarafından iptaline karar verilmesi karşısında bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararının TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanmasına engel bir yönü yoktur. Kazanın Konya ili sınırları içerisinde gerçekleşmiş olması ve HMK 16.maddesi uyarınca; haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği yer mahkemesi de yetkili olduğundan davalı vekilinin, yetki itirazının reddine karar verilmiştir. Davacılar tarafından, Mahkememizdeki bu dava öncesi arabulucuya başvurulmuş ve arabuluculuk bürosu tarafından 29/07/2020 tarihli arabuluculuk anlaşmazlık son tutanağı düzenlenmiş ise de; 2918 s. KTK'nin 97. maddesine göre, "zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-18. maddesine göre de, "özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." Yargıtay . HD’nin 29/09/2021 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihadında da açıklandığı üzere, "Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise, özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz." (Benzer mahiyette Yargıtay . HD’nin 09/09/2024 gün ve ... E. ... K. Sayılı ilamı) Sigorta şirketine karşı açılan tazminat davası yönünden, özel kanun niteliğindeki 2918 s. KTK'nin 97. maddesi gereğince davadan önce sigorta şirketine başvurunun zorunlu olması ve bu durumda 6325 s. Kanunu'nun 18/A-18. maddesi gereğince, 18/A maddesindeki zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümlerin sigorta şirketi yönünden uygulanamayacak olması, davalı sürücünün ise zorunlu arabuluculuk uygulamasına tabi olmaması nedeniyle, 29/07/2020 tarihli arabuluculuk tutanağının zorunlu arabuluculuk tutanağı olarak hazırlanmasına rağmen gerçekte ihtiyari arabuluculuk tutanağı niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. 6100 s. HMK'nin 323. maddesine ve 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümlerine göre de, ihtiyari arabuluculuk giderleri yargılama giderleri içerisinde gösterilmediğinden, bu davadaki yargılama giderlerine dahil edilemeyeceği, bu giderlerin sadece davacı sorumluluğunda olduğu sonucuna varılmıştır. Yukarıda izah edilenler, bilirkişi raporları, adli tıp raporları, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02/12/2021 tarihli ... E. Ve ... karar sayılı ilamı ve Yargıtay . Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ... plakalı aracın bisiklet sürücüsü olan davacıya çarpması neticesinde gerçekleşen kazada, maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği, kaza neticesi bisiklet sürücüsü olan davacının yaralandığından bahisle mahkememizde tazminat davası açıldığı, davalı tarafların ise davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. Söz konusu trafik kazasının meydana gelmesinde sürücü ...'in %100 oranında kusurlu olduğunun alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davacının dava konusu trafik kazasına bağlı olarak maluliyetine ilişkin rapor aldırıldığı, davacının maddi zararının aktüer bilirkişi marifetiyle hesaplamasının yapıldığı, kazaya karışan ... plakalı sayılı aracın davalı ... şirketine ... poliçe numarası ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu, davacının maddi zararlarının tazmininde davalı ... şirketinin ZMMS poliçesi uyarınca sigortacı sıfatı ile müteselsilen sorumlu olduğu anlaşılmakla; dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağına göre, kaskın ve koruyucu ekipmanın takılı olup olmadığı belirsiz olduğundan, davacının kaskının ve koruyucu ekipmanının takılı olmadığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil olmayıp, takılı olmadığının ispatının davalı taraf üzerinde bulunması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmamış, davacının ve davalının ekonomik ve sosyal durumu ve kazaya karışan tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı ve paranın satın alma gücü dikkate alınarak manevi tazminat yönünden davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiş, maddi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, avukatlık kanununda yapılan değişiklik ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alınarak, reddolunan manevi tazminat yönünden, davalılar vekilleri lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile; 09/02/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacıda meydana gelen yaralanmadan dolayı, 26.580,96 TL geçici iş göremezlik zararı tazminatı, 6.088,50 TL bakıcı gideri zararı tazminatı, 9.000,00 TL tedavi gideri zararı tazminatı olmak üzere toplam 41.669,46 TL maddi tazminatın (davalı ... şirketlerinin olay tarihi itibariyle geçerli olan kaza başına ölüm ve sakatlık ile sağlık teminat klozu limiti ile sınırlı olarak), davalı ..., ... ve ...’ten dava tarihi olan 19/10/2020 tarihindin itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte olmak üzere, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2- Davacının manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE; 20.000 TL’nin davalı ... ve ...’ten kaza tarihi olan 09/02/2019 tarihindin itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte olmak üzere, müştereken ve müteselsilen alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Maddi Tazminat davasında; Karar tarihi itibariyle (ve dava değerinin 41.669,46 TL. olduğunun kabulü ile) alınması gereken 2.846,44 TL. nispi karar ve ilam harcından, ıslah harcı dahil peşin alınan 143,41 TL. harcın mahsubu ile kalan 2.703,03 TL. harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE gelir kaydına, 4-Maddi tazminat davasında; Davacı tarafından yapılan peşin harç ve ıslah harcı dahil 143,41 TL. yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 54,40 TL. Başvuru harcı gideri, 89,60 TL. Tedbir harcı gideri, 7.195 TL. ATK ücreti gideri, 4.125 TL. Maluliyet raporu gideri 5.800 TL. Bilirkişi ücreti gideri, 1.489,17 TL. Posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 18.753,17 TL. Yargılama giderinin kabul olunan miktar üzerinden hesaplanan 18.692,54 TL.'nin davalılardan (davalı ... şirketinin 12.630,37 TL. İle sınırlı olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (dava değerinin 41.669,46 TL. olduğunun kabulü ile) davacı vekili için 41.669,46 TL. nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 8-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (reddedilen dava değerinin 200 TL. olduğunun kabulü ile) davalılar vekili için 200 TL. nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara eşit oranda verilmesine, 9-Manevi Tazminat davasında; Karar tarihi itibariyle (ve dava değerinin 20.000 TL. olduğunun kabulü ile) alınması gereken 1.366,20 TL. nispi karar ve ilam harcından, peşin alınan 85,40 TL. harcın mahsubu ile kalan 1.280,80 TL. harcın davalılar ... ve ...’ten müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 10-Manevi tazminat davasında; Davacı tarafından yapılan peşin harç ve ıslah harcı dahil 85,40 TL. yargılama giderinin davalılar ... ve ...’ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 11- Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 1.360 TL. yargılama giderinin, davacıdan alınarak HAZİNEYE gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 12-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK'nın 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen davacıya iadesine, Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.17/02/2026
Katip ... Hakim ...
Bu belge 5070 sayılı kanun uyarınca Elektronik İmza ile imzalanmıştır.