İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2014/198 E. 2025/695 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2014/198
Karar No
2025/695
Karar Tarihi

T.C. ...5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2014/198 Esas - 2025/695 TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2014/198 Esas KARAR NO : 2025/695

DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 20/02/2012 KARAR TARİHİ : 02/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 03/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan Alacak davalarının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; önceki yıllarda büyük işler yapmış olan müvekkilinin yaşanan krizlerden ve inşaat sektöründeki durgunluktan çok etkilendiğini, karşılığında bir kısım taşınmazları ipotek vermek veya teminat olarak mülkiyetini devretmek karşılığında davalılardan yüksek faizle borç almak zorunda kaldığını, müvekkilinin... ili ...ilçesi... .... .... Liman mevkiinde kain tapunun 367 ada 110 parseline kayıtlı arsayı satın aldığını ve burada alışveriş merkezi ve konut kompleksi olacak şekilde büyük inşaat işine girdiğini, taşınmaz ... adına kayıtlı iken müvekkilinin mülkiyetini satın aldığını, taşınmaz ile ilgili olarak Eylül 2010 ayı içerisinde...Gayrimenkul Değerleme ve Danışmanlık Şirketinin SPK lisanslı değerleme uzmanlarına hazırlatılan 27 sayfalık raporunda, inşaat işinin işi yapacak olana % 100 oranında kar bırakacağı ve işin sonunda 12.000.000,00 TL tutarında yüksek bir gelir elde edebileceğinin tespit edildiğini, ancak yapılacak işin finansmanı için bankalardan kredi kullanmak zorluk çeken müvekkilinin daha öncede borç aldığı davalılarla ortaklık kurduğunu, anlaşma üzerine müvekkilinin taşınmazı vermek suretiyle 2.000.000,00 TL değerinde olan arsanın mülkiyetini "sadece kredi temin etmek maksadıyla" ve alıcı tarafından herhangi bir bedel ödemeksizin davalılardan...Grup ...Makine İmalat Sanayi İnşaat ve Dış Ticaret Ltd.Şti.'ne devrettiğini, tapuda arsanın değerinin düşük gösterildiğini, davalı şirketin müvekkili ve oğluna tüm taşınmazları üzerinde inşaatı yapmak üzere genel yetki verdiğini, yine... .... .... parsele kayıtlı arsa üzerine ipotek tesis etmesi için davacı ...'e yetki verdiğini, davalıların bu durum karşılığında sözleşme imzalamadıklarını, taşınmaz üzerine kredi kullanamayan davacının birçok yerden borç para aldığını, davalıların inşaat deneyimlerinin olmadığı açıkca ortada olduğunu, Hopa'da yaklaşık 6 milyon TL imalat yapan müvekkilinin inşaatın tamamına yakınını oğulları ve ortak ve yetkili olduğu şirketlere çekler keşide edilmek suretiyle ödendiğini, davalıların yüksek faizle verdikleri paraları ödeyemeyen davacının teminat olarak verdiği taşınmazlarına el koyduklarını, müvekkilinin elinden inşaatı alan davalıların işe bir başka taşeron kullanarak devam ettiklerini beyan ederek; taraflar arasında gerçekte bir satış işlemi olmadığından ve taşınmazın mülkiyeti sadece kredi kullanılması amacıyla davalılara devredildiğinden, davalıların müvekkile arsa bedeline ilişkin herhangi bir ödeme yapmadıklarını, müvekkilinin arsa üzerinde yaptığı inşaatın uzaklaştırıldığı tarih itibarı ile ekspertiz değerinin 6.000.000,00 TL'nin üzerinde olduğunu ve işin sonunda elde edilecek kârin %50 payından mahrum kaldığını ileri sürerek, arsa bedeli (mahkemece rayiç değerinin tespit edilerek) olarak şimdilik 10.000 TL, yapılan imalata yönelik şimdilik 480.000 TL ve yoksun kalınan kâr payı olarak 10.000 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkememizin 07/11/2012 tarihli ön inceleme celsesi ara kararı ile yoksun kalınan kâr payının tazminine ilişkin 10.000 TL bedelli davanın eldeki davadan tefriki ile mahkememizin ayrı bir esasına kaydına karar verilmekle yoksun kalınan kâr payının tazminine ilişkin dava mahkememizin 2012/624 Esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuş, bu kez mahkememizin 2012/624 Esas 2014/202 Karar sayılı 09/04/2014 tarihli kararı ile iş bu davanın yeniden eldeki dava ile birleştirilmesine karar verilmiş ve yargılamaya devam olunmuştur. Davacı vekili 26/05/2014 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava dilekçesi ile faiz talep edilmemiş olması nedeniyle dava konusu alacağa 21/02/2012 tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi istemiyle davasını ıslah etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının hissedarı olduğu Kökmen Gıda İmalat İnşaat Limited Şirketi ile davalı ... Grup ...Makine İmalat Sanayi İnşaat ve Dış Ticaret Limited Şirketi arasında ticari ilişki bulunduğunu, dava dışı Kökmen Gıda İmalat İnşaat Limited Şirketi tarafından davalı şirkete satın alınan malların bedellerinin zamanında ödenmemesi nedeniyle davalı şirketin dava dışı bu şirketten cari hesap alacağı bulunduğunu, bunun ise dava konusu olmadığını, davacının dava dilekçesindeki iddialarının asılsız olduğunu, davacının Mehmet Çırakoğlun'dan 15/10/2010 tarihinde 385.000 TL bedeli ile satın aldığı taşınmazı 26/10/2010 tarihinde maddi olarak sıkıştığını iddia ederek aynı bedelle davalı şirkete sattığını, satış bedelinin davacının banka hesabına havale yolu ile ödendiğini, dolayısıyla gayrimenkulün bedeli ödenmeden sadece kredi temliği için bedelsiz olarak devir edildiği iddialarının asılsız olduğunu, davalı şirketin, davacının inşaat işlerindeki tecrübesinden faydalanmak üzere davacıya vekaletname verdiğini, ancak bu vekaletnamenin taraflar arasında bir ortaklık ilişkisinin bulunduğu anlamını taşımayacağını, bununla birlikte davacının davaya konu inşaat ile ilgili vekaletname ile inşaatı yürütemediğini, davalıların inşaat nedeni ile göndermiş olduğu paraları kendi borçlarını ödemek için kullandığını, yapması gereken ödemeleri yapmadığını, bunun üzerine davacının maddi olarak rahatlaması için davalıların, davacının kızı ...'ün ortak olduğu Ak- Me Paz.İnş.Ltd.Şti'ye 100.000 Euro değerinde olan ... .... .... plakalı Mercedes marka aracı bedelsiz olarak devrettiklerini, maddi sıkıntı içinde bulunan davacının iddia ettiği üzere 6.000.000 TL değerinde imalat yapmasının mümkün bulunmadığını, hem davaya konu inşaat arsa sahibi olan hem de inşaat giderlerini karşılayan davalı müvekkillerinin, davacı ile ortaklık kurmasının hatta payın %50'sini davacıya vermesinin söz konusu olamayacağını, böyle bir ortaklığın davalılar için hiç bir getirisinin bulunmayacağını, davacının sadece Hopa'da bulunarak inşaat ile ilgilendiği ve vekalet ile iş gördüğünü, inşaata çalışan işçilerin tamamının davalı şirket tarafından sigorta edildiğini, ücretlerinin yine davalı şirket tarafından karşılandığını, inşaata ilişkin tüm masrafların davalı müvekkilleri tarafından yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Asıl dava arsa bedeli ve yapılan imalat bedelinin tazmini, asıl davadan tefrik edilen birleşen dava ise yoksun kalınan kar payının tazmini istemlerine ilişkindir. Eldeki dava ilk olarak 1... .... .... Esas sayılı dosyası ile açılmış, ... ... ... Karar sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize gönderilmiş, mahkememizde... .... ... Esasını alan davada yoksun kalınan kar payının tazmini davasının asıl davadan tefrikine, arsa bedeli ve yapılan imalatların bedeline ilişkin asıl davanın ise Mahkememizin ... ... ... sayılı kararı ile "Davacı dava dilekçesinde açıkladığı üzere kendisince belirli olan davalılara devir edilen arsa bedeli ile davacı tarafından inşaata sarf edilen gider istendiğine göre davadaki talep belirli alacak olarak nitelendirilmiş ve bu nedenle kısmi dava açılamayacağı değerlendirilmiştir. Talep sonucunun belirlenememesinin ne zaman davacıdan beklenemez olduğu ,davacının talep sonucunu belirlemesi halinde yüksek miktarda yargılama gideri tehlikesi taşıması ihtimalinde söz konusu olur. Öte yandan alacak miktarı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunması talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması anlamına gelmez. Objektif olarak talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması gerekir. (Pekcanitez Belirsiz Alacak syf.45) Davalının inkarı davacının kendi iddiasına göre alacağını belirsiz hale getirmez. Aksine düşünce davacının ancak hükümle birlikte alabileceği sonuç ancak belirli olarak kabul edilebilicektir ki bu durum anılan düzenlemeye göre amaçlanan bir hal değildir. Davacının kendisinin devir ettiği arsanın bedelini ve arsa üzerine yaptığı masrafı bildiği/ bilmesi gerektiği -ki davacı tarafça dava dilekçesinde belirtilmiştir- kanısına varılarak belirsiz alacak olarak nitelendirilmemiştir. Davacının kar kaybına ilişkin talebi ise önceden hesaplanabilir kabul edilmediğinden belirsiz alacak olarak nitelendirilmiş ve 07/11/2012 tarihli celsede tefrik edilmiştir. Açıklanan talebe ve dayanak belgelere göre davacının açıkça belirli olan iddiasını kısmi dava olarak ileri sürmesinde hukuki yararı bulunmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir." gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş, iş bu kararın davacı vekilinde temyiz edilmesi üzerine ... .... ... Karar sayılı ilamıyla "Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle dava tarihinin 21.02.2012 olmasına karşılık gerekçeli karar başlığında 22.06.2012 olarak gösterilmiş olmasının maddi hataya dayandığının, mahkemesince her zaman düzeltilmesinin mümkün olmasına göre davacı vekilinin yerinde bulunmayan ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. Yerel mahkemede görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda; davacının yoksun kalınan kar ile ilgili talebinin tefrik edilip ayrı bir esasa kaydedilerek, arsa bedeli ve imalat bedeli taleplerine yönelik yapılan hukuki nitelendirmede iddia ve savunmalarda tespit edilen maddi vakıalara göre HMK'nın 109/1-2. maddesinde gereğince kısmî dava açılamayacağı, bu sebeple açılan bu davada davacı tarafın hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Davacı yüklenici vekili, davacıya ait... İli, ...İlçesi, 367 ada 110 parselde bulunan taşınmazın üzerine alışveriş merkezi yapmak istediklerini, imalat bedelini karşılamak için borçları nedeni ile kredi alamadıkları için taşınmazı kağıt üzerinde davalılardan N-T Grup ...Makine İmalât Sanayi İnşaat Dış Ticaret Ltd. Şti’ye satmış gibi gösterip davalı şirket tarafından taşınmazın ipotek gösterilerek düşük faizli kredi alınması ve alınan kredi ile inşaatın tamamlanması konusunda davalılar ile ortaklık kurduklarını, davalının aldığı kredileri kendilerine vermediğini, kendi imkanları ile 6.000.000,00 TL imalât yaptıklarını fakat davalılar tarafından inşaattan uzaklaştırıldıklarını belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutup mahkemece rayiç değeri tespit edilmek üzere arsa bedelinden şimdilik 10.000,00 TL, yapılan imalâta yönelik şimdilik 480.000,00 TL ve yoksun kaldıkları kar olarak şimdilik 10.000,00 TL’nin davalılardan müteselsilen tahsilini talep ederek, dava dilekçesinde 500.000,00 TL bedelli kısmi alacak davası açtıklarını belirttiği, davalılar vekilinin verdiği cevap dilekçesinde taraflar arasında herhangi bir ortaklık olmadığı, arsanın 385.000,00 TL bedel ödenerek alındığı, arsa üzerindeki inşaatın masraflarının kendilerince karşılandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Tarafların iddia ve savunmaları ayrı ayrı ele alınıp değerlendirildiğinde somut olaya ilişkin temel sorun davacının alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilecek bir durumda olması halinde alacağının tahsili için kısmî dava açmasının mümkün olup olmadığı konusunda toplanmaktadır. Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmî dava denir. Diğer bir ifadeyle bir alacak hakkında daha fazla miktar için tam dava açma imkanı bulunmasına rağmen alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmî dava denir. Bir davanın kısmî dava olarak nitelendirilebilmesi için alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kısmının dava edilmesi gerekir. Kısmî dava 6100 Sayılı HMK'nın 109. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı dava yoluyla ileri sürülebilir hükmüne, 2. fıkrasında ise talep konusunun miktarı taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmî dava açılamaz hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre kısmî dava açılabilmesi için; talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olması, talep konusunun miktarının yanlar arasında tartışmalı bulunması veya açıkça belirli olmaması gerekir. Eğer talep konusu taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirlenebilir ise kısmî dava açılamayacaktır. Diğer bir anlatımla; talep konusunun miktarı taraflar arasında tartışmasız ise veya taraflar arasında miktar veya parasal değer bakımından bir tartışma olmakla beraber tarafların anlaşmasına gerek kalmaksızın talep konusunun miktarı herkesçe anlaşılabilecek şekilde belirli ise o talep sonucunun sadece bir kısmı dava edilemez. Bu gibi hallerde kısmî davanın yasaklanmasının sebebi, davacının kısmî dava açmakta hukuki yararının bulunmadığının kabul edilmesidir. Davacının alacağını küçük parçalara bölüp her biri için ayrı ayrı dava açmasında hukuki yarar değil; aksine dava hakkının kötüye kullanılması söz konusu olur. Talep konusu taraflar arasında tartışmalı ise ya da açıkça belirli değilse açılan bir kısmî davada davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Açılmış olan bir kısmî davada alacağın taraflar arasında tartışmalı olup olmadığı ya da açıkça belirli olup olmadığı davalının davaya vereceği yanıtla anlaşılabilir. Eğer davalı yanıtında alacağı tartışmalı hale getirmişse artık açılmış olan kısmî davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddedilmeyip işin esası hakkında hüküm kurulması gerekir. Öte yandan; dava konusu edilen alacak, yargılama sırasında hesap raporu alınmasını gerektiriyor veya miktar veya değerinin belirlenmesi yargılama sırasında başka bir olgunun tespit edilmesini gerektiriyor ise talep konusu alacağın tartışmalı veya açıkça belirlenemeyeceği kabul edilmelidir. Dava konusu somut olayda davacı, davalı ile ortaklık kurarak kendisine ait arsayı alış veriş merkezi inşaatının yapımında kullanılacak kredinin temin edilmesi için davalıya bedelsiz devrettiğini, kredinin kendisine verilmemesi nedeni ile imalat bedellinin kendileri tarafından karşılandığını ileri sürmüş davalılar ise cevap dilekçesinde davacı ile aralarında bir ortaklık olmadığını, arsanın bedeli ödenerek alındığını, imalat bedellerinin kendileri tarafından karşılandığını belirtmiştir. Bu hali ile davaya konu edilen alacak taraflar arasında tartışmalı hale gelmiş olup davacı yüklenicinin eldeki kısmi davayı açmakta hukuki yararı olmadığından söz edilemez. Bu sebeple 6100 Sayılı HMK'nın 109/1. maddesi gereği davaya bakılıp sonuçlandırılması gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bundan başka; davacı arsa bedeli ve imalât bedelinin yanında yoksun kalınan kâr için de 10.000,00 TL'nin tahsilini istemiş, mahkemece; 07.11.2012 günlü duruşmada yoksun kalınan kâr ile ilgili istemin tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine karar vermiştir. Oysa; her üç talep de ayrı hukuki ilişkiden kaynaklanmakta olup, bir dava dosyası için verilecek karar diğer dava dosyasının sonucunu da etkileyecektir. Bu sebeple, yoksun kalınan kâra yönelik istemin de bu dava dosyasında değerlendirilip sonuçlandırılması gerekirken tefrik kararı verilmesi de yerinde değildir." gerekçesiyle bozulmuş, dava Mahkememizin 2014/198 esasına kaydedilerek Yargıtay bozma ilamına uyulmuş ve yargılamaya devam olunmuştur. Taraflarca usulüne uygun dayanılan deliller celbedilmiş, bilirkişi raporu alınmıştır. ...7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1459 Esas 2017/824 Karar sayılı ilamı ile davalı ... Grup ...Makine İmalat Sanayi İnşaat ve Dış Ticaret Limited Şirketi'nin 22/11/2017 tarihi saat 09.28'de iflasının açılmasına karar verilmiş, dava, müflis davalı şirketin iflas idare memurları vekilince takip edilmiş, ikinci alacaklılar toplantısı icra edilmiş, davacı alacak istemleri iflas masasına kaydedilmemiştir. ... .... .... yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Vekaletnamesi ile davalı ... Grup ...Makine İmalat Sanayi İnşaat ve Dış Ticaret Limited Şirketi tarafından davacının da aralarında bulunduğu kişilere genel vekalet verildiği, burada yetki verilen işlerin inşaatın yürütülmesine yönelik genel gereklilikler olduğu, Yenimahalle 3. Noterliği'nin 07/03/2012 tarihli 8554 yevmiye numaralı Azilnamesi ile verilen yetkilerin azledildiği görülmüştür. Yenimahalle 3. Noterliği'nin 18/11/2011 tarihli 6781 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Vekaletnamesi ile davalıların da dahil olduğu taraflarca davacı, Artvin ili ...ilçesi, 367 ada 110 parselde kayıtlı taşınmazı doğacak borçların güvencesini oluşturmak amacıyla ...Bankası A.Ş. yararına 10.000.000 TL bedelle 1. derece ve 1. sırada ipotek vermeye yetkili kılındığı, Yenimahalle 3. Noterliği'nin 07/03/2012 tarihli 8553 yevmiye numaralı Azilnamesi ile verilen yetkilerin azledildiği görülmüştür. Davaya konu inşaatın üzerinde yer aldığı... ili ...ilçesi, ... .... ... parselde kayıtlı taşınmaz ... adına kayıtlı iken 15/10/2010 tarihinde davacı adına 385.000 TL bedelle satış suretiyle tescil edildiği, davacı tarafından ise 26/10/2010 tarihinde aynı bedelle davalı ... Grup ...Makine İmalat Sanayi İnşaat ve Dış Ticaret Limited Şirketi'ne satış suretiyle tescil edildiği görülmüştür. ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/53 Esas sayılı dosyasının dava dilekçesi ve cevap dilekçesi, ... .... .... Esas sayılı dosyası, ...Belediye'sinden taşınmaza ilişkin dosyanın bir örneğinin ile yapı denetim firma raporları, ...Tapu Sicil Müdürlüğünden dava konusu taşınmaza ilişkin devrin resmi senet örneği celp edilmiştir. ...Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılarak, resen oluşturulacak arsanın değeri için gayrimenkul değerlendirme uzmanı, kadastro fen elemanı, menşeili üç kişilik, yapılan işin tespiti için ayrıca bir inşaat mühendisi ve bir elektrik mühendisinden oluşacak heyet ile dava konusu taşınmazda keşif icrası ile arsa ve yapılan iş bedellerini ayrı ayrı tespiti istenilmiş, bilirkişi heyetinin 05/01/2015 tarihli raporunda; davaya konu... ili, ...ilçesindeki 4282,98 m² yüzölçümündeki 367 ada 110 nolu parselin dava tarihi itibariyle toplam arsa değerinin 2.398.468,80 TL olduğu, aynı parsel üzerindeki yapılmakta olan binanın mevcut durumu itibariyle toplam değerinin 9.795.178,80 TL, davacının kendisinin yaptığını iddia ettiği 11 katın değerinin 7.540.219,80 TL olduğu rapor edilmiştir. ...Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılarak dosyanın bilirkişilere tevdii ile ilgili taşınmazların satış tarihindeki değerlerinin bildirilmesi yönünde rapor tanzimi istenmiş, bilirkişilerin 05/06/2017 tarihli ek raporlarında "Artvin İli, ...İlçesi... .... .... l 15-25.10.2010 tarihinde satıldığı, satış tarihindeki Tefe endeksi 12.821,25 olduğu, dava tarihindeki Tefe endeksi 14.716,29 olduğu, dava konusu 367 ada 110 nolu parselin dava tarihindeki değerinin 4282,98 m2 x 560 TL/m2 = 2.398.468,80 TL, satış tarihindeki değerinin 12.821,25 / 14.716,29 x 2.398.468,80 TL = 2.089.614,16 TL olduğu rapor edilmiştir. Dosya Mali Müşavir, Nitelikli Hesap Uzmanı ve İnşaat Mühendisinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 15/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda; davanın alacak davası olduğu, dava değerinin fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 500.000,00-TL. olduğu, Davacı yanca, "arsanın gerçek bedelinden bakiye" olarak talep edilen 10.000,00-TL. nın, "kişinin kendi muvazaasına dayanamayacağı" ilkesi uyarınca, davalı taraftan talep edilemeyeceğinin Sn. Mahkemenizin takdirinde olduğu, Taraflar arasında "adi ortaklık" kurulduğuna ilişkin, tanık anlatımları dışında bir kayıt olmamakla beraber, "adi ortaklık" olduğu kanaati oluşması halinde, davacı yanca ancak tasfiye payı talep edilebileceğinden, taraflarca tüm alt yüklenici / taşeronların listesinin sunulması, malzeme faturaların, yapılan tüm ödemelerin, keza dairelerin tapu satış kayıtlarının, kiraya verilmiş ise kira sözleşmelerinin,... vs. Sunulması halinde, davacının tasfiye payının hesaplanabileceği, Taraflar arasında "vekalet sözleşmesi" olduğu kanaati hâsıl olduğu takdirde ise, davacının ancak davalıların nam ve hesabına yapmış olduğu ödemeler ile masraflarını talep edebileceği ancak davacı ... tarafından hangi taşerona ne kadar ödeme yaptığı, malzemenin ne kadarını kendisinin temin ettiği vs. listelerin sunulması, buna göre banka kayıtları ve ticari defterlerin incelenerek hesaplama yapılabileceği rapor edilmiştir. Bilirkişi raporunda belirtilen belgeleri dosyaya kazandırmak üzere süre verilmiş, belge örnekleri sunulduğu takdirde dosyanın önceki heyete tevdi ile ek rapor tanzim edilmiştir. Bilirkişilerin 13/03/2025 tarihli ek raporunda özetle; davacı yanca sunulan ödeme belgelerinin incelenmesinde; davacı yanca toplam 288.000 TL tutarında ödeme belgesi sunulmuş olduğu, bu belgelerin dekont, fatura, tahsilat makbuzu, gibi muhasebeleştirilmiş belge niteliğinde olmayıp, elden imzalı belge niteliğinde olduğu, taraflar arasında vekalet ilişkisi olduğu kabul edildiği takdirde, davacının davalılar nam ve hesabına yapmış oldukları bu ödemeyi talep edebileceği, ancak, davacının "taraflar arasında adi ortaklık sözleşmesi olduğu" yönündeki iddiasının kabulü halinde ise; davacı doğrudan yapmış ödemeleri talep edemeyeceği, inşaat imalatlarının tüm borçları ödendikten, tarafların şirkete vermiş oldukları avanslar ve tarafların birbirlerine karşı borç ve alacakları da mahsuplaşılmak kaydıyla, tasfiyesinin gerekeceği, rapor edilmiştir. Asıl ve birleşen ... .... .... E sayılı dosyalarının bağımsız dava dosyaları olduğu gözetilerek her bir dosyadaki taleplerin ayrı ayrı ve ayrıntılı bir şekilde incelenmesi ve rapora yönelik yapılan itirazlar da değerlendirilmek suretiyle ek rapor düzenlenmesi istenmiş, bilirkişilerin 09/01/2024 tarihli 2. ek raporunda özetle; "Taraflar arasında "adi ortaklık" kurulduğuna ilişkin, tanık anlatımları dışında bir kayıt olmamakla beraber, "adi ortaklık" olduğu kanaati oluşması halinde, davacı yanca ancak tasfiye payı talep edilebileceğinden, TBK'nun 521. vd. maddeleri uyarınca tasfiye memuru atanması hususunun Sn. Mahkemenizin takdirinde olduğu, Davacı yanca toplam 288.000,00-TL. Tutarında ödeme belgesi sunulmuş olduğu, bu belgelerin dekont, fatura, tahsilat makbuzu,... gibi muhasebeleştirilmiş belge niteliğinde olmayıp, elden imzalı belge niteliğinde olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin vekalet sözleşmesi niteliğinde olduğunun kabul edilmesi halinde, davacının 288.000,00-TL.'yi talep edebileceğiTaraflar arasında "adi ortaklık" kurulduğuna ilişkin, tanık anlatımları dışında bir kayıt olmamakla beraber, "adi ortaklık" olduğu kanaati oluşması halinde, davacı yanca ancak tasfiye payı talep edilebileceğinden, TBK'nun 521. vd. maddeleri uyarınca tasfiye memuru atanması hususunun Sn. Mahkemenizin takdirinde olduğu, Davacı yanca toplam 288.000,00-TL. Tutarında ödeme belgesi sunulmuş olduğu, bu belgelerin dekont, fatura, tahsilat makbuzu,... gibi muhasebeleştirilmiş belge niteliğinde olmayıp, elden imzalı belge niteliğinde olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin vekalet sözleşmesi niteliğinde olduğunun kabul edilmesi halinde, davacının 288.000,00-TL.'yi talep edebileceği" rapor edilmiştir. Mahkememizin 12/10/2023 tarihli ara kararı ile asıl ve birleşen davalar yönünden taleplerin ayrı ayrı ve ayrıntılı bir şekilde incelenmesi ve rapora yönelik itirazların değerlendirilmesi sureti ile ek rapor düzenlenmesi istenilmesine rağmen bilirkişi kurulu ek raporunun istenilen hususları kapsamaması nedeniyle dosyanın bir mali müşavir, nitelikli hesap uzmanı ve inşaat mühendisinden oluşurularacak yeni bir bilirkişi kuruluna tevdi edilerek asıl ve birleşen... .... .... E sayılı dosyalarının bağımsız dava dosyaları olduğu gözetilerek her bir dosyadaki taleplerin ayrı ayrı ve ayrıntılı bir şekilde incelenmesi ve rapora yönelik yapılan itirazlar da değerlendirilmek suretiyle rapor düzenlenmesi istenilmiş,2. bilirkişi heyetinin 24/08/2024 tarihli raporunda; "1-Davacı talepleri, ileri sürülen vakılar ile savunmalar göz önüne alındığında, asıl dava ve birleşen davanın birebir aynı olduğu anlaşılmakla değerlendirmenin her iki davaya yönelik olarak yapıldığı, 2-Dosyalara ibraz edilen delillerin incelenmesinde, Davacı iddiasında Davalılarla ortaklıksözleşmesi yaptıklarını iddia etmiş ancak dosyada sözleşmeye rastlanmadığı, dosya kapsamında tanık dinlendiği, tanıkların ortaklık olduğu yönünde bir kısım beyanlarda bulunduğu ve Davacı Vekili, önceki heyetten alınan bilirkişi raporlarına yapmış olduğu itirazlarında "adi ortaklık sözleşmesi yapılmasının şekil şartına bağlı olmadığını, diğer belgelerle birlikte sözleşmenin yapıldığını ispat ettiğini" belirmiş olduğu ancak Davacı Vekili her ne kadar sözleşme için şekil şartı aranmadığı beyan edilmiş ise de yazılı bir sözleşme bulunmadığından tarafların hak ve yükümlülükleri, inşaat malzeme ve işçilik giderlerinin kim tarafından karşılanacağı, taşınmazın Davacı mülkiyetinde iken inşaata finans sağlamak için Davalılara devredileceğine ilişkin hususlar heyetimizce tespit edilemediği, bu unsurlar yazılı olmadığı müddetçe davacının talepleri arasında olan arsa bedeli, yoksun kalınan kar ve yaptığı imalat bedeli hesabı mümkün olmayacağı, 3-Davalılar tarafından Davacıya Yenimahalle Noterliğinin 14.12.2010 tarih ve 41942 yevmiye numaralı inşaat yapımı için bir vekaletname verilmiş ve dosyada İnşaatın bir kısmının yapıldığı görülmüş ise de dosya kapsamında inşaatın yapımı için harcanan tutarları Davacı, Davalıdan almış olduğu paralarla mı yoksa bizzat kendi cebinden harcadığı paralarla mı yaptığını tevsik eden muhasebeleştirilmiş bir belge bulunmadığından yine hesap yapma imkanı bulunmadığı" rapor edilmiştir. Mahkememizin 14.04.2016 tarihli celsesinde dinlenen davacı tanığı ... beyanında: "Davacı tanığı dava konusu inşaatın yapımı ile ilgili bilgim vardır, dava konusu alışveriş merkezinin yapıldığı arsayı davacıya ben sattım o nedenle bilgi sahibiyim birde memleketim orada olması sebebi ile bilgim vardır dava konusu inşaatı davacı ... yapmıştır davacı ve davalılar arasında bildiğim kadarı ile bir adi ortaklık vardır " şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 14.04.2016 tarihli celsesinde dinlenen davacı tanığı ... beyanında; "Dava konusu yerle ilgili bilgim davacının arkadaşım olması sebebi ile bana aktardığı bilgilerdendir, benim bildiğim zemim artı 8 ve 9 . Kata kadar davacı ... yaptı, davacı ve davalılar arasında adi ortaklık ilişkisi vardır, onuda yine davacı ile yapmış olduğum konuşmalardan dolayı bilmekteyim dedi " şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 14.04.2016 tarihli celsesinde dinlenen davacı tanığı ...beyanında: "Davacıyı bende ticaret yapmam sebebi ile tanırım bu inşaatın yapımı sürecinde bu şekilde bilgi sahibi oüldum davacı ile davalılar arasında adi ortaklık var ve dava konusu yerdeki ...inşaatını arsayı satın aldığı kişiye daire verdi o şekilde arsayı aldı daha sonra bu inşaatı davacı ...'in yaptığını biliyorum " şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 14.04.2016 tarihli celsesinde dinlenen davacı tanığı ... beyanında: "Davacıyı bende ticaret sebebi ile tanırım dava konusu hopadaki ...inşaata başlaması için davacıya 400.000 TL para verdim, dava konusu inşaatı davacı ... yapmıştır, davacı ile davalılar arasında adi ortaklık ilişkisi vardı yazılı bir adi ortaklık sözleşmesi yapıp yapmadığını bilmiyorum " şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 14.04.2016 tarihli celsesinde dinlenen davacı tanığı ...beyanında: "Dava konusu ...inşaatında kalıp işi yaptım biz inşaata davacı ... götürdü yaklaşık olarak bir yıl süresince almamız gereken ücretin bir kısmını davacı ödedi oun dışında bize ordan daire verecekti daha sonra davalı ile aralarında ihtilaf çıktığından bize daire vermeyince kalan alacağımızı Muttalip beyden aldık, davacı ve davalılar arasında adi ortaklık olup olmadığını bilmiyorum " şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 14.04.2016 tarihli celsesinde dinlenen davacı tanığı ... beyanında: "Dava konusu inşaatta kalıp işçiliği yaptım, bizi inşaata çalışmaya davacı ... götürdü. Belli bir süre davacı bize parasını verdi malzemeyide davacı verdi, daha sonra davalı Muttalip Bey ve Kerim Beylerle muhatap olduk kalan meblağı onlar ödediler, davacı ve davalılar arasında bir ortaklık vardı ama niteliği konusunda bilgim vardır davacıdan aldığımız paraları elden aldığımızda banka aracılığıyla aldığımızda oldu kalıp işini ...ile yaptık " şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 26.04.2018 tarihli celsesinde dinlenen davalı tanığı...beyanında : "Davacıya ait olan arsanın davalılar ... .... .... tarafından satın alındığını biliyorum ancak ne kadar bedel ödendiğini bilmiyorum, davalı şirkette 2003 yılından beri çalışırım, davaya konu inşaatın tüm malzeme ve işçilik dahil tüm giderleri şirket tarafından karşılanmıştır, her ne kadar ben Hopa'da inşaat alanında değilsem de ...merkezde bu giderlerin karşılandığını biliyorum, davacının inşaatla ilgilendiğini biliyorum kendisi inşaat işlerinden anladığından dolayı sorumlu sıfatıyla inşaat mahalinde bulunuyordu, tüm ödemeler belirttiğim gibi davalılar tarafından yapılmıştır " şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacının yemin deliline dayanmış olması karşısında mahkememizin 26/06/2025 tarihli celse ara kararı ile yemine eda kapsamında yemin hakkının davacı vekiline hatırlatılmasına ve yemin teklif edip etmeyecekleri yönünde beyanda bulunmak ve yemin teklif edilmesi halinde yemin metnini mahkememize sunmak üzere davacı vekiline 2 haftalık makul kesin süre verilmesine karar verilmiş, davacı vekili tarafından yemin teklif edilmediği anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Yargıtay bozma ilamı ile işaret edildiği üzere davacı, davalı ile adi ortaklık kurarak kendisine ait arsayı alış veriş merkezi inşaatının yapımında kullanılacak kredinin temin edilmesi için davalıya bedelsiz devrettiğini, kredinin kendisine verilmemesi nedeni ile imalat bedellinin kendileri tarafından karşılandığını ileri sürmüş, davalılar ise cevap dilekçesinde davacı ile aralarında bir adi ortaklık olmadığını, arsanın bedeli ödenerek alındığını, imalat bedellerinin kendileri tarafından karşılandığını belirtmiştir. Olayları nitelendirmek taraflara, hukuki nitelendirme hakime aittir. Davacı, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu iddia ederek adi ortaklığın tasfiyesini talep etmektedir. Davacının adi ortaklık ilişkisinin kurulduğu tarih olarak tanımladığı 2010 yılı itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 520. maddesinde tanımlandığı üzere adi ortaklık iki veya daha fazla kişinin ortak bir amacı gerçekleştirmek için güçlerini ve araçlarını birleştirmeye sözleşme uyarınca söz verdikleri bir şahıs birliğidir. Davacı, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu iddia ettiğine ve davalı taraf adi ortaklık ilişkisinin varlığını reddettiğine göre öncelikle adi ortaklık ilişkisinin bulunup bulunmadığı ön sorun olarak incelenmelidir. Adi ortaklık sözleşmesi geçerlilik yönünden herhangi bir şekle bağlı değildir. Ancak ortaklığın varlığının inkâr edilmesi durumunda ortaklığın var olduğunu ileri süren kişinin bu olguyu ispat etmesi gerekecektir. Eğer ortaklık sözleşmesi yazılı olarak yapılmış ise, ortada bir sorun bulunmamaktadır. Ancak ortaklık sözlü bir sözleşme ile kurulmuş ise, bu sözleşmenin varlığının miktara göre davacının yasal delillerle kanıtlaması gerekir. Bu kapsamda davacının sunduğu yazılı delil başlangıcı mahiyetindeki sözleşmeler ve belgeler itibariyle adi ortaklığın varlığının ispatlanamadığı, yine ... .... .... yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Vekaletnamesi ile davalı ... Grup ...Makine İmalat Sanayi İnşaat ve Dış Ticaret Limited Şirketi tarafından davacının da aralarında bulunduğu kişilere genel vekalet verildiği, burada yetki verilen işlerin inşaatın yürütülmesine yönelik genel gereklilikler olduğu, .... .... .... .... .... .... .... parselde kayıtlı taşınmaz ... adına kayıtlı iken 15/10/2010 tarihinde davacı adına 385.000 TL bedelle satış suretiyle tescil edilmiş iken davacı tarafından ise 11 gün sonra 26/10/2010 tarihinde aynı bedelle davalı ... Grup ...Makine İmalat Sanayi İnşaat ve Dış Ticaret Limited Şirketi'ne satış suretiyle tescil edilmesinin de yukarıda sayılan deliller ile birlikte değerlendirildiğinde adi ortaklık ilişkisinin ispatlandığı sonucunu doğurmayacağı gibi arsanın satış tarihindeki değerden düşük bedelle satıldığı iddia edilmesine rağmen satış bedelinin bu tutar üzerinden ödendiği dikkate alındığında inançlı işlem ile sırf kredi kullanılabilmesi için devredildiğini de ispatlamayacağı kabul edilmiştir. Yine taraf tanıkları dinlenmiş, ancak taraf tanıklarının beyanlarında bilgi ve görgüye dayalı olarak adi ortaklık ilişkisinin varlığının ispat edilemediği, sebep ve saiki açıklanmayan beyanlara itibar edilemeyeceği anlaşılmıştır. Yine davacı asıl dava ile imalat bedellerinin tahsilini talep etmiş ise de usulüne uygun dayandığı delillerle tarafında yapılan imalatların varlığını ve bu imalatlardan bakiye alacağının bulunduğunu ispatlayamamıştır. Davacının iddialarını usulüne uygun dayandığı delillerle ispatlayamaması karşısında davacıya yemin hakkı usulüne uygun şekilde hatırlatılmış ve kesin süre verilmiş ancak davacı vekilince kesin süre içerisinde yemin metni sunulmamış, bu haliyle yemin delilinin gereği yerine getirilmemiştir. Bu açıklamalar karşısında davacı ile davalılar arasında adi ortaklık sözleşmesi ilişkisi kurulduğu, arsanın inançlı işlem ile adi ortaklık ilişkisi gereği devredildiği, bakiye imalat alacağının bulunduğu, adi ortaklık ispatlanamadığından yoksun kalınan kar payının bulunduğu usulüne uygun dayanılan delillerle ispatlanamamış olup, bu nedenle arsa bedeli ve yapılan imalat bedelinin tazminine yönelik asıl davanın ve asıl davadan tefrik edilen yoksun kalınan kar payının tazminine ilişkin birleşen davanın reddine, kanun yolu hatalı yazılmakla gerekçeli hükmün sonunda temyiz kanun yolu olarak düzeltilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl davanın REDDİNE, 1.a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 615,40 TL karar ve ilam harcının, 7.425 TL peşin harçtan mahsubu ile Hazineye irat kaydına, kalan 6.809,60 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 1.b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 1.c-Davalılar tarafından yapılan 30,60 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 1.ç-Davalılar vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 77.500 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 1.d-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, 2-Mahkememizin birleşen 2012/624 Esas sayılı davasının REDDİNE, 2.a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 615,40 TL harçtan peşin alınan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 584 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 2.b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 2.c-Davalılar tarafından yapılan 117 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 2.ç-Davalılar vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 10.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 2.d-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı iflas idaresi vekilinin yüzlerine karşı, davalı ... .... .... vekillerinin yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/10/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2014/198, K. 2025/695, T. 02.10.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2014-198-e-2025-695-k-4c136be127d1