Diğer ·
2025/61 E. 2026/141 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/61
- Karar No
- 2026/141
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/61 KARAR NO : 2026/141
DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli) DAVA TARİHİ : 14/04/2025 KARAR TARİHİ : 06/07/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: I.DAVA DİLEKÇESİ CEVAP DİLEKÇESİ Davacı vekillerinin dava dilekçesinde özetle;Müvekkilleri şirket ..., ...'nın bir iştiraki olduğunu, 52 yıllık deneyimiyle küresel ölçekte mühendislik, satın alma, imalat, modülarizasyon ve montaj hizmetleri sunan öncü bir kuruluş olduğunu, ..., inşaat, enerji (nükleer dahil), petrol, gaz ve kimya endüstrileri başta olmak üzere çeşitli sektörlerde faaliyet göstermekte olduğunu, yıllık 400.000 ton üretim kapasitesine sahip olduğunu, Türkiye'de 4, Çin'de 1 olmak üzere 5 tesiste üretim gerçekleştiren ..... standartlarına uygun şekilde üretim yaptığını, ...'un üretim tesisleri ve organizasyon yapısı yüksek mühendislik kapasitesine dayandığını, 300 mühendis ve toplamda 5.000 çalışanıyla faaliyet gösterdiğini, ..., ...'a 100 km mesafede, 4 uluslararası derin deniz limanından yalnızca 2 km uzaklıkta stratejik bir konumda bulunduğunu, 160.000 m? toplam alan ve 62.000 m kapalı alana sahip üretim tesisinde, azami kaldırma kapasitesi 2X150 ton olan ve sayıları periyodik olarak güncellenebilen toplam 88 tavan vinciyle donatılmış 20 hol bulunduğunu, grubun gemi inşa faaliyetleri, ...'te bulunan tersane üzerinden yürütüldüğünü, Bu doğrultuda, hem Türkiye'de hem de yurtdışında altyapı ve üstyapı projeleri, enerji santralleri, endüstriyel tesisler, boru hatları, rafineriler, petrokimya ve kimya tesislerini kapsayan 1 milyon tonun üzerinde çelik yapı, mekanik ve elektrik montaj işleri başarıyla tamamlandığını, bugüne kadar 2 milyon tonun üzerinde ... ürünü, dünya çapında 80 farklı noktaya sevk edildiğini, Müvekkilleri şirket, tüm çalışma sahalarında "Sıfır Kaza" hedefine ulaşmayı ve sürdürmeyi öncelikli ilke olarak benimsediğini, gelişmiş mühendislik altyapısı ve modern üretim sistemleriyle dünya standartlarında hizmet sunduğunu, ... iştiraki olan ..., petrol, gaz, enerji (nükleer dahil), havacılık, inşaat ve savunma sanayii gibi birçok sektöre hizmet verdiğini, Müvekkilleri, Ar-Ge, inovasyon ve dijital üretim teknolojilerine yaptığı yatırımlarla uluslararası pazarda rekabet avantajını sürdürdüğünü, Özellikle kaynak mühendisliği, ileri imalat teknolojileri, hassas işleme ve kalite yönetimi konularında sektördeki en yüksek standartları benimsediğini, ... gibi uluslararası kalite sertifikalarına sahip olduğunu, Ayrıca, havacılık ve savunma sanayii için gerekli ... sertifikasına da sahip olduğunu, Türkiye ve Çin'deki toplam 5 üretim tesisiyle faaliyet gösterdiğini, gemi inşası, rüzgar ve nükleer enerji ekipmanları, yüksek basınçlı kaplar, açık deniz yapıları ve büyük ölçekli endüstriyel tesis modülleri üretimi yaptığını, Müvekkillerinin, Endüstri 4.0 kapsamında dijital üretim, akıllı fabrikalar ve ileri veri analitiği ile entegre üretim süreçleri geliştirdiğini, robotik kaynak teknolojileri ve otomatik üretim sistemleri kullanarak yüksek hassasiyet ve verimlilik sağladığını, Çevre dostu üretim anlayışı ile sürdürülebilirlik ilkelerini benimseyerek karbon ayak izini azaltmaya yönelik yeşil üretim çözümleri uyguladığını, tüm bu hususlar değerlendirildiğinde, müvekkilleri ..., yüksek kalite standartları, mühendislik gücü ve inovasyon odaklı üretim anlayışıyla sektörde önde gelen bir firma olarak konumlandığını, Davaya konu olan husus da Müvekkillerinin sahip olduğu bu itibar, kalite standartları ve sektördeki konumuna zarar veren haksız ve hukuka aykırı eylemlerden kaynaklandığını,” Müvekkilleri hakkında detaylı bilgiye ... adresinden ulaşılabildiğini, müvekkilleri ..., “...” markasını uzun yıllardan beri kullandığını, ticari faaliyetlerini yürütürken de markalaşmaya büyük önem verdiğini, "..." ve türevleri dahil olmak üzere birçok markanın yasal hak sahibi ve aktif kullanıcısı olduğunu, Marka portföyü, petrol, gaz, enerji, havacılık, inşaat, savunma sanayi, mühendislik, Modülarizasyon ve imalat sektörlerini kapsayacak şekilde geniş bir yelpazeye yayıldığını, Müvekkilleri, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde "..., "...", "...", "...", "...", "...", "..." ve "..." gibi markalarla tescilli olduğunu, bu markaları fiilen kullandığını, Markalar,... gibi birçok mal ve hizmet sınıfında tescil edildiğini, müvekkillerinin sektördeki faaliyet alanlarını doğrudan yansıttığını, Ayrıca, müvekkilleri mühendislik, imalat ve teknoloji alanlarında geliştirdiği projeler doğrultusunda "...", "...", ".....", "..." ve "..." gibi yeni markalar için de başvurular yaptığını, Müvekkilleri şirketin uzun yıllardır fiilen kullandığı markalarını tescil ettirdiğini, İşbu açıklamalar çerçevesinde, müvekkillerinin markalarını yoğun bir şekilde kullanması neticesinde bu markaların tanınmış hale geldiği, “...” markalarının tek ve gerçek hak sahibinin müvekkilleri şirket olduğu ve söz konusu markaların müvekkilleri tarafından tanınmış hale getirildiğini, işbu davaya ilişkin iddia ve talepleri değerlendirilirken, müvekkillerinin "..." markaları üzerindeki gerçek hak sahipliğinin ve "..." esas unsurlu markalarının tanınmışlığının dikkate alınması gerektiğini, Müvekkilleri...A.Ş.'ye ait ticaret unvanı, 18.05.1973 tarihinde ... Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde tescil edildiğini, müvekkilleri aynı zamanda “...” markasının da yegâne ve gerçek hak sahibi olduğunu, Ancak, karşı tarafın benzer bir markayı kullanarak haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil eden faaliyetlerde bulunduğunun tespit edildiğini, müvekkilleri şirket tarafından 2017 yılında karşı tarafa bir ihtarname gönderildiğini ve karşı taraf vekilleri aracılığıyla yanıt verdiğini, Davalı taraf, ... bünyesinde faaliyet gösteren ve... ŞİRKETİ adı altında tescil edilen bir şirket olduğunu, bu şirketin müvekkilleri "..." markasına benzer faaliyetleri sürdürdüğü ve marka hakkına tecavüz ettiğinin tespit edildiğini, Ayrıca, ... şirketinin, müvekkilleri markasının ayırt edici unsurlarıyla benzer isim ve marka kullanımıyla, müvekkillerinin ticaret hayatındaki haklarına zarar verdiği ve haksız rekabet oluşturduğu tespit edildiğini, Bu süreç boyunca, davalı taraf adına aynı zamanda ... avukatının sürece dahil olduğunu ve işlemler yürütüldüğünü, İhtarnamenin ardından karşı tarafın logo ve patent değişikliğine gittiğini ve ilgili başvuru evraklarını müvekkilleri şirketle paylaştığını, O dönemde, taraflar arasında dava açılmaması yönünde bir mutabakata varıldığını ve sürecin bu şekilde ilerlediğini, Ancak müvekkilleri şirketin iç yazışmaları sırasında bazı karışıklıkların ortaya çıktığının görüldüğünü ve bu doğrultuda yeniden bildirimde bulunma gerekliliği doğduğunu, Müvekkilleri şirkete yanlışlıkla karşı taraf adına bir kargo teslim edildiğini ve bu durum derhal e-posta ile karşı tarafa bildirildiğini, ... Üniversitesi'nde gerçekleşen bir etkinlikte, ...'in unvanının hatalı şekilde “...Başkan Vekili” olarak yazıldığının tespit edildiğini, Karşı tarafın vekili, merkez binalarında “...” ibaresinin yer aldığını ve “...” ibaresinin yalnızca ticaret sicilinde bulunduğunu belirttiğini, Ayrıca, bu durumu yetkili mercilere ileteceğini ve “...” ibaresinin ticaret sicilinden tamamen kaldırılması gerektiğini ifade ettiğini, Nitekim, daha önceki bir tarihte de benzer nitelikte bir durumun yaşandığının bilindiğini, tüm bu gelişmelere rağmen, müvekkilleri şirketin gönderdiği ihtarnamelere ve karşı tarafça verilen taahhütlere açıkça aykırı olarak, yakın bir tarihte yeniden ...bağlantısında paylaşılan videoda da görüleceği üzere, karşı tarafın “...” ibaresini kullanmaya devam ettiğinin tespit edildiğini, müvekkilleri tarafından söz konusu ihlal üzerine ivedilikle harekete geçildiğini ve 10 Aralık 2024 tarihinde ... 33. Noterliği aracılığıyla, ... yevmiye numarası ile ihtarname keşide edildiğini, İhtarnamede, karşı tarafın daha önceki taahhütlerine aykırı davrandığı ve “...” ibaresini kullanmayı sürdürdüğü hususlarının açıkça vurgulandığını, taraflarınca ikame edilen ihtarnameye karşı, karşı taraf 15 Ocak 2025 tarihinde ... 25. Noterliği ... yevmiye numarası ile yanıt verdiğini, Karşı taraf ihtarnameye verdiği yanıtta, "..." ibaresini kullanmaya devam ettiğini açıkça ikrar ettiğini ve bu kullanımı ... ibaresiyle birlikte gerçekleştirdiğini, bunun önünde yasal bir engel bulunmadığını iddia ettiğini, ancak, karşı tarafın "..." ibaresini kullanmaya devam ettiğini kabul etmesi, müvekkilleri şirketin marka hakkına açıkça tecavüz teşkil ettiğini, Önceki ihtarname süreçlerinde ve karşı tarafın verdiği taahhütlerde, “...” ibaresinin ticaret sicilinden tamamen kaldırılması gerektiği belirtilmişken, bu beyanın aksi yönde olduğu ve marka ihlalinin devam ettiğinin açıkça görüldüğünü, ekli beyanlar ve noter cevabında yer alan ifadeler dikkate alındığında: Karşı taraf, “...” ibaresini hâlâ ticari faaliyetlerinde kullanmaya devam ettiğini kabul ettiğini, ... ibaresiyle birlikte kullanımın açıkça sürdüğünün ikrar edildiğini, Müvekkilleri şirketin önceki ihtarname süreçlerinde yapılan uyarılar ve karşı tarafın verdiği taahhütler göz önüne alındığında, marka ihlali ve haksız rekabet fiilinin devam ettiği net bir şekilde ortaya çıktığını, Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, karşı tarafın kendi beyanlarıyla marka ihlalini kabul ettiği anlaşıldığını, müvekkilleri şirketin marka hakkını korumak adına yasal yollara başvurması gerekliliği doğduğunu, gelinen noktada, davalı tarafın hukuka aykırı fiillerine devam etmesi nedeniyle taraflarınca dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulduğunu, Arabuluculuk sürecinde, görüşmeler her ne kadar lehe de geçse de uzlaşma sağlanamadığını ve toplantının anlaşmazlıkla sona erdiğini, Müvekkilleri Şirket 'in tescil ettirdiği ve maruf getirdiği “...” ibaresi genel bir ibare olmadığını, Dolayısıyla da ayırt edici özelliğe sahip herkesin kolaylıkla aklına gelmeyecek bir marka olduğunu, Davalı Şirket'in hem de aynı alanda faaliyet gösterdiği düşünüldüğünde, tesadüfi olarak müvekkilleri markası olan “...”" ibaresini BİREBİR kullanması ihtimalini düşünmek de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Davalı tarafın, ticaret unvanını belirlerken tam bir serbestiye sahip olmasına rağmen, özgün ve ayırt edici bir tercih yerine müvekkilleri şirketin markasına oldukça yakın bir ibareyi seçmiş olması, müvekkilleri markasının tanınmışlığından faydalanma iradesini açıkça ortaya koyduğunu, Bu durum, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 29. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına açıkça aykırı olduğunu, Tüm bunlara ek olarak; Taraflar arasındaki ihtar süreci ve müvekkilleri şirkete verilen taahhütlere rağmen, davalı yanın marka tescilindeki kullanım biçimine uygun hareket etmediği, aksine yalnızca “...” ibaresini öne çıkararak tüketiciler nezdinde iltibas yaratacak şekilde kullanıma devam ettiğini, Davalı yanın .../ alan adlı web sitesi, grup şirketi sayfasında yer alan tüm kullanımlar ve ...bağlantısında yapılan b: bir arama ile dahi, müvekkillerinin faaliyet alanıyla, benzer ve ilişkili alanlarla hizmet verdiğini kolaylıkla te: edilebildiğini, Fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkillerinin maddi ve manevi tazminat, itibar tazminatı hakları ile yoksun kalınan kazancın tazmini ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 151. maddesi gereği hesaplanacak yoksun kalınan kazancın artırımı talepleri saklı kalmak kaydıyla, şimdilik kullanım tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte 1.000 TL maddi zarar , 10.000 TL manevi zararların tazmin edilmesi talep edildiğini, Müvekkillerinin tek ve gerçek hak sahibi olduğu, tanınmış "..." markasının iltibas suretiyle kullanılmasına ilişkin olarak, ... uzantılı web sitesi ile davalıya ait varsa sosyal medya hesaplarında ve yerleşim yerlerinde yer alan "..." markasını içeren online ve fiziki kullanımların davalı tarafa tebligat yapılmaksızın, bilirkişi atanarak online ve yerinde tespit edilmesine, Bu tespit işleminin ardından, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu gereğince, davalının "..." ibaresini içeren her türlü hukuka aykırı kullanımının telafisi imkansız zararlar doğmaması /artmaması derhal durdurulmasına ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve bu kararın yargılama sonuna kadar devam ettirilmesine, Yargılama sonucunda, müvekkillerinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'ndan doğan marka haklarına tecavüzün ve Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabet hükümlerine aykırılığın tespitine, Müvekkillerinin tek ve gerçek hak sahibi olduğu "..." ve "..." esas unsurlu markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olan ticaret unvanında yer alan “...” ibaresinden "..." unsurunun terkin edilmesine ve ticaret sicil gazetesinde ilanına, "..." ibareli her türlü hukuka aykırı ve kötü niyetli kullanım neticesinde meydana gelen marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, men'ine ve ref'ine karar verilmesini, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve beyan ettikleri görülmüştür. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; "..." ibaresini içeren her türlü hukuka aykırı kullanımının telafisi imkansız zararlar doğmaması /artmaması için derhal durdurulmasına, ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve bu kararın yargılama sonuna kadar devam ettirilmesine dair talepte bulunulduğunu, talebin kabul edilmesi davanın esasını karara bağlamak anlamına geleceğini, yargılamanın sonunda elde edilecek menfaatin ihtiyati tedbirle elde edilmemesi gerektiğini, aksi durum ihtiyati tedbir hukuki kurumu ile getirilmesi amaçlanan hükümlerle bağdaşmayacağını, ihtiyati tedbirin davanın yerine ikame edilmemesi ve uyuşmazlığın esasını çözecek mahiyette olmaması gerektiğini, yoksa ihtiyati tedbir kurumu ile hedeflenen amaçtan sapılmış olacağını, kesin hukuki koruma ancak açılan bir dava üzerine yapılan yargılama sonucunda verilen karar ile sağlanabileceğini, bu nedenle dava, “kesin hukuki koruma” olarak nitelendirildiğini, dava konusu uyuşmazlığın esasını çözümleyecek veya böyle bir sonuç doğuracak biçimde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği konusunda açık bir kanun hükmü bulunmamakla birlikte, Yargıtay ve öğreti tarafından böyle bir görüşün kabul edilmesi geçici korumanın niteliğinden kaynaklandığını, gerek dava dilekçesinden ve gerekse ekli olarak sunduğumuz uzman görüşünden açıkça anlaşılacağı üzere davacı, dava konusu yaptığı hukuki olayı (- tarafımızca hukuka aykırı olduğunu asla kabul etmemekle birlikte ) zaten yıllardır bildiğini, fakat başlangıçtan bugüne kadar ve bugün de dahil olmak üzere hiçbir zarar görmemiştir. Şimdi gelinen aşamada, dava dilekçesinde telafisi imkansız zararlardan bahsedilmiş olması hakikati yansıtmadığını, dilekçe ekine eklenen Marka patent uzmanı ... tarafından yazılan uzman görüşünde yer alan hukuki değerlendirmeleri aynen tekrar ederek davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini, işbu cevap dilekçe ekindeki uzman görüşünü, cevap dilekçemizin ve savunmanın ayrılmaz parçası olarak kabulünü, İhtiyati tedbir talebinin reddine, davanın reddine ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekillerinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilin tek ve gerçek hak sahibi olduğu, tanınmış "..." markasının iltibas suretiyle kullanılmasına olarak, ... uzantılı web sitesi ile davalıya ait varsa ve yerleşim yerlerinde yer alan "..." markasını kullanımların davalı tarafa tebligat yapılmaksızın, bilirkişi atanarak online ve yerinde tespit edilmesine, bu tespit işleminin ardından, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu gereğince, davalının “..." ibaresini içeren her türlü hukuka aykırı kullanımının derhal durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve bu kararın yargılama sonuna kadar devam ettirilmesine, yargılama sonucunda, müvekkilin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'ndan doğan marka haklarına tecavüzün ve Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabet hükümlerine aykırılığın tespitine, Müvekkilin tek ve gerçek hak sahibi olduğu "..." ve "..." esas unsurlu markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olan ticaret unvanında yer alan “...” ibaresinden "..." unsurunun, "..." ibareli her türlü hukuka aykırı ve kötü niyetli kullanım neticesinde meydana gelen marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, men'ine ve ref'ine karar verilmesini, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle; davalı taraf olarak kullanımın tamamen hukuka ve ahlaka uygun olduğunun bilinciyle, dava dilekçesindeki iddiaları asla kabul etmemekle beraber, bir an için kullanım ihlali yaptığımız düşünülse bile Davacının, 19. Sınıf kapsamında yer alan, bu sınıfa dahil "biçimlendirilmemiş halde malzemeler: kum, çakıl, mıcır, asfalt, zift, çimento, kireç, alçı, sıva, beton, blok mermer” emtialarında herhangi bir koruması bulunmadığını, yani Davacının bu davada “taraf” sıfatı olamayacağını, kötü niyet somut delillerle ispatlanmak zorunda olduğunu, Davalı taraf, kuruluşundan bu yana, unvanı olan "..." ibaresini herhangi bir hak genişletme olmadan faaliyet alanları çerçevesinde kullandığını, ayrıca davacı tarafından gönderilen ihtarnameler nedeniyle, davalı taraf olarak iyi niyeti ortaya koymak adına, sadece rahatsızlığı gidermek ve dostane ilişki devamını sağlamak için, markamızı "..." olarak tescilleyerek bu ayırt ediciliği de arttırmış olduğunu, "..." ibareli kullanımlar tek başına olmadığını, ... ibaresi ile birlikte kullanıldığını, tek başına kullanımlar ise marka kullanımı kapsamında olmadığını, unvanın kullanımı kapsamında düz yazı şeklinde olduğunu, dosyada fotoğrafı yer alan kamyonun üzerinde mevcut, kırmızı renkli “...” ibaresinin yanında “... A.Ş.” ibareli yazı açıkça görüldüğünü, Davacı tarafın delil olarak sunduğu resimde , çimento silobası arkasında , ...yazısı olduğu halde , bunu belirtmeyerek , sadece yan taraftaki yazıyı gösteren görseli mahkeme dosyasına sunması doğru olmadığını, şirket unvanını yazmak, marka olarak kullanım anlamına gelmediğini, herhangi bir logo vb. ile kullanım söz konusu olmadığını, Davalı taraf markasını farklılaştırma yolunda adımlar atacağını belirtmiş ve buna uyarak tescil başvurusunda bulunmuş ve markasını tescil ederek bu şekilde kullanmış bulunduğunu, tescilli bir markanın ticari hayatta kullanımının kötü niyetli olduğunu iddia etmek doğru olmadığına yönelik cevap sunmuşlardır. II.DELİLLER HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen marka vekili ... tarafından düzenlenen 09/07/2025 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; kullanım haklarının ...başvurusu numaralı 14.03.2007 başvuru tarihi ile ... şirketine ait olduğu, ... çelik imalat montaj ve tesisat anonim şirketi'nin mermer, beton üretim ve işleme üzerine bir faaliyetlerinin bulunmadığı. bu sınıflarda alınmış bir tescilli markasının olmadığı, bu sebeplerden ötürü “...” markası ile iktibas ve iltibas yaratmayacağı kanaatine varılmıştır. HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen marka vekili ... ve bilişim uzmanı ... tarafından düzenlenen 23/09/2025 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; Dosyada davacı tarafa ait olduğu belirtilen ... alan adı kontrol edildiğinde alan adının 01.07.1999 tarihinde alındığı/kayıt edildiği, alan adı kayıt şirketinin ..., Inc. Olduğu, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerine .... firmasından talep edilerek ulaşılabileceği, ...Servers bilgilerinde ...yazdığı, mevcut durumda ... web sitesinde şeklinde kullanım olduğu, web sitesi iletişim bilgisinde...A.Ş. - ... kaydı kontrol edildiğinde 22 Temmuz 2002 ile 04 Mayıs 2025 tarihleri aralığında 171 kez kaydedildiği, 22 Temmuz 2002 tarihli web archive kaydında ... şeklinde kullanım olduğu, b) Davalı Yönüyle İnceleme; - Dosyada karşı tarafa ait olduğu belirtilen ... .com.tr alan adı kontrol edildiğinde alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerinde ... yazdığı, alan adının 14 Mayıs 2018 tarihinde alındığı/kayıt edildiği, ... Servers bilgilerinde ... yazdığı, — ...içerisinde ...ibaresinin olduğu,... içerisinde ... şeklinde kullanım olduğu, web sitesi iletişim bilgisinde ... yazdığı, Hizmetler menüsünde ...bilgileri olduğu, ... üzerine gelindiğinde ... linkine bağlantı verildiği, ... alan adının 30.03.2024 tarihinde alındığı/kayıt edildiği, alan adı kayıt şirketinin ... A.ş şeklinde kullanım olduğu, web sitesinde ...şeklinde kullanım olduğu, dosyada davacı tarafça davalı tarafa gönderilen İhtarname içerisinde davalıya ait olduğu belirtilen ... alan adı kontrol edildiğinde alan adının 19.03.2013 tarihinde alındığı/kayıt edildiği, Alan adı kayıt şirketinin ... olduğu, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerine ... Inc. firmasından talep edilerek ulaşılabileceği, Name Servers bilgierinde... yazdığı, web sitesi iletişim bilgisinde ... yazdığı, web sitesinde ... şeklinde kullanım olduğu, Hizmetlerimiz menüsünde ... bilgilerinin olduğu, - ...web archive kaydı kontrol edildiğinde 19 Nisan 2021 ile 11 Haziran 2024 tarihleri/aralığında 4 kez kaydedildiği, 11 Haziran 2024 tarihli web archive kaydında ... ibarelerinin olduğu, -...web archive kaydı kontrol edildiğinde 18 Nisan 2024 ile 01 Haziran 2024 tarihleri/aralığında 4 kez kaydedildiği, 18 Nisan 2024 tarihli web archive kaydında ve diğer web archive kayıtlarında hata/uyarı olduğu, - ...web archive kaydı kontrol edildiğinde 06 Ocak 2014 ile 14 Kasım 2024 tarihleri/aralığında 88 kez kaydedildiği, 06 Ocak 2014 tarihli web archive kaydında ... şeklinde kullanım olduğu, - ... linki kontrol edildiğinde mevcut durumda videonun görüntülenemediği ve gizli olduğu, -. linki kontrol edildiğinde ... kanalında 23 Mayıs 2024 tarihli ve ... adında videonun olduğu,... kanalı açıklamasında ... İleti işim: ... İletişim: *... bilgilerinini olduğu, kanalın 02 Mayıs 2024 tarihinde oluşturulduğu, kanalda toplamda 12 abone — 9 video ve toplamda 1.264 görüntüleme olduğu, - ... linki kontrol edildiğinde ... kanalında 22 Mayıs 2024 tarihli ve ...adında videonun olduğu, video içerisinde ... ibaresinin olduğu, Davacının “...” esas unsurlu tescilli markalarından bir kısmının ... sınıfta “inşaat hizmetleri için tescil edilmiş olduğu, d) Davacı markasının ... sınıfta tescilli olduğu hizmet ile davalının “...” esas unsurlu markayı kullandığı emtiaların (19. sınıf kapsamındaki emtialar/inşaat malzemeleri) benzer/bağlantılı olduğu, e) Taraf markaları arasındaki benzerlik tüketici nezdinde, taraflar arasında iktisadi/idari bağlantı olduğu algısı yaratabileceğinden, davalının internet sitelerinde “...” ibaresini markasal etki yaratacak şekilde kullanması marka hakkına tecavüz kapsamında değerlendirilebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde sunmuş olduğu.... marka vekili'nin 07/10/2025 tarihli uzman mütalaası sonuç kısmında; 1) Davacı tarafın Tanınmışlık iddiasını destekler nitelikte somut delillerin dosyada bulunmadığı; 2) Davacı tarafın Kötü Niyet iddiasını destekler nitelikte somut delillerin dosyada bulunmadığı; 3) Davacı tarafın davalıya ait ... Sınıf kapsamında tescile dayalı bir hakkının bulunmadığı; 4) Hazırlanan bilirkişi raporlarının çelişkili sonuç bölümlerine sahip olmasının temel sebebinin, sonraki tarihli bilirkişi raporunun Tanınmışlık, Öncelikli Hak Sahipliği ve Hedef Tüketici Kit değerlendirmesi yapmadan ön kabullerle karar vermesinden kaynaklandığı; Görüş ve kanaatine varılmıştır. III.DAVA VE UYUŞMAZLIK Dava; Müvekkilin maddi ve manevi tazminat, itibar tazminatı hakları ile yoksun kalınan kazancın tazmini ve 6769 numaralı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 151. maddesi gereği hesaplanacak yoksun kalınan kazancın artırımını talep etme ve fazlaya ilişkin sair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla; şimdilik kullanım tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte 1.000 TL maddi zarar 10.000 TL manevi zararların tazmin edilmesi, a) Müvekkilin tek ve gerçek hak sahibi olduğu ve tanınmış “...” markasının iltibas suretiyle, uzantılı web sitesi ile davalıya ait sosyal medya hesaplarında ve davalıya ait yerleşim yerlerinde yer alan “...” markasını içeren “online ve fiziki” kullanımların davalıya tebligat yapılmaksızın bilirkişi atamak suretiyle online ve yerinde tespit ettirilmesi; b) Bu tespit akabinde 6769 numaralı Sınai Mülkiyet Kanunu gereğince davalının “...” ibaresini içeren her türlü hukuka aykırı kullanımının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve bu kararın yargılama sonuna dek devamının sağlanması; c) Esas yargılama neticesinde, müvekkilimizin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'ndan doğan marka haklarına tecavüz ve Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabet hükümlerine aykırılık teşkil eden tüm kullanımlarıyla birlikte, müvekkilimizin tek ve gerçek hak sahibi olduğu "..." ve "..." esas unsurlu markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer ticaret unvanında yer alan “...” ibaresinden “...” unsurunun terkin edilmesiyle "..." ibareli her türlü markanın hukuka aykırı ve kötü niyetli kullanımları neticesinde meydana gelen marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men’i ve ref’ine karar verilmesine yöneliktir. IV. GEREKÇE Tescilli bir markanın, sahibinin izni olmaksızın kullanılması veya o markayı taşıyan mal ve hizmetlerin, tecavüzün bilinmesine rağmen pazarlanması, stoklanması, satış için teklife dilmesi, ihracı, ithali ya da tecavüzün bilinmesine rağmen o malların nereden sağlandığının bildirilmesinden kaçınılması, tecavüz olarak tanımlanmıştır. (TEKİNALP, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s. 491) Davacıların marka haklarına tecavüz edilerek ihlal edildiği iddiasına istinaden gerçekleştirilecek hukuki değerlendirme; marka hakkına tecavüz sayılan haller, SMK'nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. Maddede düzenlenmektedir. 7. maddede “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı altında marka sahibinin yasaklayabileceği fiiller sıralanmakta, 29. maddede ise “Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller” düzenlenmektedir. Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken, 7. Madde ile 29. Maddenin birlikte dikkate alınması gereklidir. Buna göre, tescilli markanın aynısının/benzerinin aynı/benzer mal veya hizmet için kullanılıp kullanılmadığı veya tescilli markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerinin kullanılıp kullanılmadığının ve bu durumun ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali doğurup doğurmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. SMK 7. Ve 29. Maddeleri ve ortalama tüketici gözüyle değerlendirmenin esas alındığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07/06/2006 tarihli "...Burada üzerinde durulması gereken husus, halk tarafından karıştırılma kavramından ne anlaşılacağıdır...Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın olduğu göz nde tutulacaktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.” şeklindeki içtihatı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 18.02.2001 tarih, ... E.,... K. Sayılı kararında, “...Markalar karşılaştırılırken “onların piyasaya sürülüş biçimlerine; kullanılış şekillerine bakılarak orta düzeydeki alıcı nezdinde bıraktığı toplu intiba dikkate alınır” şeklindeki ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 05.07.2001 tarih, ...E.,... K. Sayılı; benzerlikleri yüzünden orta düzeyde bir tüketicinin ürünleri karıştırma tehlikesinin bulunduğu markalar arasında iltibas olduğunu belirttiği içtihatı, Yargıtay 11. HD 26.01.2007 T., ... E.... nolu kararını “Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın göz önünde tutulmasıdır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısında “umumi intiba” olmasa bile, halk tarafında iki marka arasında bağlantı kurulası, hatta çağrıştırılması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü kabul edilmelidir.” şeklindeki yaklaşımı, yine Avrupa Adalet Divanı karıştırılma ihtimalini “Halkın söz konusu mal ve/veya hizmetlerin aynı ya da bağlantılı işletmelerden geldiğini düşünme tehlikesidir” şeklindeki tanımı, öğretide yer alan; “Bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali ( tehlikesi ) ile karşı karşıya olması ( Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku, 2012, s,222)” biçimindeki tasnifi kapsamında tecavüz eylemlerinin değerlendirilmesinde; Dosyada davacı tarafa ait olduğu belirtilen ... alan adı kontrol edildiğinde alan adının 01.07.1999 tarihinde alındığı/kayıt edildiği, mevcut durumda web sitesinde ... şeklinde kullanım bulunduğu, davalı tarafa ait olduğu belirtilen ... alan adı kontrol edildiğinde ise alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerinde ...AŞ. - ....Ş. - .... AŞ. yazdığı, alan adının 14 Mayıs 2018 tarihinde alındığı/kayıt edildiği, https://cmtgrup.com.tr/ içerisinde ... ibaresinin olduğu, ... içerisinde ... şeklinde kullanım bulunduğu, davalı tarafın url adresindeki "hizmetlerimiz" seçeneğinin üzerine tıklandığında ... ... linkine bağlantı verildiği, cimtasmarble.com alan adının 30.03.2024 tarihinde alındığı/kayıt edildiği, hizmetlerimiz menüsünde ...bilgilerinin olduğu görülmüştür. Marka hakkında tecavüz edilip edilmediği değerlendirilirken öncelikle karşı tarafın markasal bir kullanımlarının olup olmadığının tespit edilmesi gerekir. Bir işaret, ticari hayatta üçüncü bir kişi tarafından üretilen ürün veya sunulan hizmetlerin diğer işletme ürün ya da hizmetlerinden marka işlevi görecek şekilde ayırt edilebilmelerini sağlamak amacıyla kullanılıyorsa, bu durumda ilgili işaretin marka hukuku alanında değerlendirilmesi gereken bir kullanım söz konusudur. Diğer bir deyişle, markasal kullanım markanın belli bir piyasa yaratacak şekilde kullanımıdır. Markayı taşıyan ürünün üretimi, satışı, pazarlanması, ihracı, ithalinin yanı sıra bunları kolaylaştıran eylemler de; markanın katalog, reklam, fatura, irsaliye, fiyat listesi, ürün kodu, tabela, etiket, internet alan adı ve içeriğinde, ticari yazışmalarda kullanılması da markasal kullanım kapsamındadır. İşareti taşıyan mal veya hizmetin diğer mal veya hizmetlerden ayırt ediciliğinin tüketiciler tarafından anlaşılacak şekilde işaretin kullanılması da markasal kullanımdır. Davacının “...” esas unsurlu tescilli markalarından bir kısmının ... sınıfta “inşaat hizmetleri” için tescil edilmiş olduğu, davacı markasının 37. Sınıfta tescilli olduğu hizmet ile davalının “...” esas unsurlu markayı kullandığı emtiaların benzer/bağlantılı olup olmadığının tespiti önem arz etmektedir. Markasal kullanım ve sınıfların bağlantısı tecavüz iddiasında esasa ilişkin temel kriterlerdir. Her şeyden önce tespit edilmesi gereken hususun "..." ibaresinin genel geçer bir ifade olmadığı olacaktır. Davacı taraf markasının tescili olduğu sınıflardan olan Nice .... sınıfında yer alan “inşaat hizmetleri” ile davalı tarafın tescilli olduğu ... sınıftaki “inşaat malzemeleri” karşılaştırıldığında, davacı tarafın ... Sınıftaki inşaat hizmetleri sektöründeki faaleyetlerini davalı tarafın tescilli olduğu ... Sınıftaki inşaat malzemeleri ile gerçekleştirildiği, davacının ... Sınıf yönünden kullanımının ... Sınıf ile bağlantısının sabit olduğu, tespit edilen markasal kullanımlar ile anlaşıldığı üzere davacının kullanımlarının .... Sınıfı aşar nitelikte .... Sınıfı da kapsadığı kanaati mahkememizde hasıl olmakla davalının kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüze neden olduğunun tespitine, eylemlerin durdurulmasına, önlenmesine dair hüküm tahsis edilmiştir. 09/07/2025 tarihli Bilirkişi Kök Raporundaki davacı ve davalı tarafın hizmetlerinin tescilli olduğu sınıfların farklı olduğunun tespiti ile davacı ve davalının markasal kullanımlarının ayrıca değerlendirilmeden sınıf farkına değinmek ile yetinildiği, ... sınıfta yer alan “inşaat hizmetleri” 19. sınıftaki “inşaat malzemeleri”'nin kendi arasındaki iltisakı göz önüne alınmadığı, bu sebeple kök rapordaki uzman görüşleri noksan kayıt ihtiva ettiği kanaatiyle hükme esas alınmamış, 23/09/2025 tarihli Bilirkişi Ek Raporu esasa alınmıştır. Davalının ticaret unvanından ''...'' ibaresinin terkini yönündeki talebin değerlendirilmesinde ise; Davalı taraf nezdinde “...” markasını esaslı unsuru olarak kullandığı, “... ŞİRKETİ” ticaret unvanının davacı markasıyla görsel, işitsel ve kavramsal açıdan iltibas derecesinde benzerlik taşıdığı, zira markalar arasındaki fiili kullanım alanları kıyaslandığında benzerlik bulunduğuna ilişkin izahları aynen bu kısımda da tekrar edildiği, davaya konu ticaret unvanının davacıya ait ticaret unvanının ve önceki tarihli tescilli markalarının birebir aynısı olacak şekilde oluşturulduğu, bu kapsamda ticaret unvanının ayırt edicilik vasfına zarar verildiği, ticaret unvanının ayırt edicilik özelliğinin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 12.12.2007 tarihli ...E., ... K. sayılı kararında da "Marka da ticari unvan da 'ayırt edici işaretlerdir'. Marka, bir teşebbüsün ürün ve hizmetlerini, rakiplerinkinden ayırmaya yönelik olup; ticari unvan ise, tacirlerin ticari işletmesine ilişkin muamelelerinde, icrasında kullanmak zorunda olduğu ismidir. Her ikisi de ayırt edici işaret olarak kullanılmaları nedeniyle 'ayırt edicilik' kapasitesine sahiptir..." şeklinde vurgulandığı, ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.12.2007 tarihli, ... E, ... K. sayılı ilamında da; “Davacının ismi ve hizmet markası ile, davalının ticari unvanının ayırt edici unsuru olan arasında iltibas değerlendirmesi yapıldığında; hem ayırt edici işaretler hem de hizmetler aynı olduğuna göre iltibasın ve dolayısıyla da taraflar arasında rekabet varlığı, davalının sonradan tescil ettirdiği ticari ünvandaki ibarenin davacının tescilsiz markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu belirgindir...." ticaret unvanına ilişkin iltibas unsurunun marka hakkına tecavüz oluşturduğu kabul edildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda yer alan açıklamalar kapsamında davalının " ...ŞİRKETİ " ticaret unvanından “...” ibaresinin davacının "..." markalarının tanınmışlığına zarar vereceği kanaatiyle davalının ticaret unvanından “...” ibaresinin terkinine karar verilmiştir. Davacının haksız rekabet iddiasının değerlendirilmesinde ise; Yargıtay 11.HD’nin ...esas -... karar ve 19.12.2024 sayılı ilamlarına göre : 6102 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara dayalı açılan davalarda, tescilli sınai haklar bakımından sadece özel kanun olan SMK hükümleri uygulanabilecek olup TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin anılan özel hükümler yanında ve aynı anda uygulanması söz konusu olamayacağından , kümülatif koruma uygulanmayacağından haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve önlenmesine ilişkin istemlerin reddine dair hüküm tahsis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; .DAVANIN KISMEN KABULÜNE, 1-Davalının eyleminin davacının marka hakkına tecavüze neden olduğunun tespitine, eylemlerin durdurulmasına, önlenmesine, 2-Yargıtay 11.HD’nin ... esas - ... karar ve 19.12.2024 sayılı ilamlarına göre : 6102 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara dayalı açılan davalarda, tescilli sınai haklar bakımından sadece özel kanun olan SMK hükümleri uygulanabilecek olup TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin anılan özel hükümler yanında ve aynı anda uygulanması söz konusu olamayacağından , kümülatif koruma uygulanmayacağından haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve önlenmesine ilişkin istemlerin REDDİNE, 3-Davalının ticaret unvanından ''...'' ibaresinin terkinine karar kesinleştiğinde ticari sicil müdürlüğüne gönderilmesine, 4-Davacı yanın dava dilekçesinin netice-i talep bölümünün 2. maddesinde tedbir talebinde bulunduğu anlaşılmakla, tedbir isteminin kabulü ile hükmün etkinliğinin sağlanılması amacıyla HMK 389 vd.maddeleri gereğince; -Takdiren teminatsız davalı tarafın ''...'' ibareli kullanımlarının tedbiren engellenmesine, 5-492 Sayılı Harçlar Kanunu Gereğince alınması gereken 732,00.-TL harcın peşin alınan 615,40.-TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 116,60.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 615,40.-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Kabul edilen marka tecavüz davası yönünden Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince alınması gereken 55.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Red edilen haksız rekabetin önlenmesine ilişkin dava yönünden Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince alınması gereken 55.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Davacı tarafından yapılan bilirkişi ücreti 22.000,00.-TL bilirkişi ücreti, posta ve tebligat gideri 467,00.-TL, başvuru harcı 615,40.-TL, vekalet harcı 87,50.-TL olmak üzere toplam 23.170,20.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Karar kesinleştiğinde yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 345/1.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve İstinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek sureti ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/07/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır