Danıştay · Danıştay
Danıştay 2025/252 E. 2025/661 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2025/252
- Karar No
- 2025/661
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/252 Karar No : 2025/661
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... VEKİLİ : Av. ...
DİĞER DAVALI : ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Makina Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 20/11/2024 tarih ve E:2024/2370, K:2024/6763 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Konya Organize Sanayi Bölgesi VI. ilave 1. kısım genişleme alanında her türlü alt ve üst yapıların ivedilikle tamamlanarak yatırımcıların acil parsel tahsisi taleplerinin karşılanması amacıyla ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların, Konya Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 13/04/2023 tarih ve 32162 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 12/04/2023 tarih ve 7063 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın, Konya ili, Selçuklu ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel ve Konya ili, Selçuklu ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 20/11/2024 tarih ve E:2024/2370, K:2024/6763 sayılı kararıyla; Davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazları yerinde görülmemiş, Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3., 5., 6. ve 27. maddelerine yer verilerek, Mülkiyet hakkının, gerek Anayasa gerek uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel insan hakları arasında olup; bu düzenlemeler uyarınca ancak kanuna ve kamu yararına dayalı olarak kısıtlanabilmesinin mümkün olduğu, 2942 sayılı Kanun'a göre idarelerin, kanunlar ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde, eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırabilmelerinin mümkün olduğu, Anılan Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usulün düzenlendiği, Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisinin bulunmadığı, Acele kamulaştırma usulünün ise, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörüldüğü, Anılan Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerektiği, Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerektiği, Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu, Uyuşmazlıkta; davaya konu taşınmazın acele kamulaştırılmasına yönelik şartların oluşup oluşmadığı, yani acelelik durumunun bulunup bulunmadığı yönünden bir değerlendirme yapılması gerektiği, Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazlar hakkında 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun 5. maddesine göre kamulaştırma işlemine esas teşkil etmek üzere ... tarih ve ... sayılı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Oluruyla kamu yararı kararının alındığı; davalı idarelerin savunma dilekçesinde, Konya'nın büyük bir sanayi şehri olduğu, ülke ihracatındaki payının sürekli arttığı, proje alanında yer alan taşınmaz maliklerinin sürekli değiştiği, kötü niyetli işlemlerin önüne geçilerek alt ve üst yapıların ivedilikle tamamlanması amacıyla dava konusu acele kamulaştırma kararının alındığının belirtildiği, Uyuşmazlıkta, olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını zorunlu kılan nedenlerin açıkça ve acele kamulaştırmaya başvurmayı haklı kılacak objektif kriterler gözetilerek ortaya konulmadığı görüldüğünden acelelik halinden söz edilemeyeceği sonucuna varıldığı, Bu durumda, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırma yapılabilmesi için gerekli olan "acelelik hali" gerçekleşmediğinden, acele kamulaştırmaya yönelik Cumhurbaşkanı Kararı'nın uyuşmazlığa konu taşınmazlara yönelik kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, Dava konusu acele kamulaştırma kararının uyuşmazlığa konu taşınmazlara yönelik kısmının iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı tarafından, dava konusu işlemin, 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu ve ilgili mevzuata uygun olarak tesis edildiği, Konya'nın büyük bir sanayi şehri olduğu, ülke ihracatındaki payının sürekli arttığı, projenin ülke ekonomisine katkı sağlayacağı, proje alanında yer alan taşınmaz maliklerinin sürekli değiştiği, kötü niyetli işlemlerin önüne geçilerek alt ve üst yapıların ivedilikle tamamlanması gerektiği, davaya konu işlemde kamu yararının ve acelelik halinin gerçekleştiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığının temyiz isteminin reddine, 2.Dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmazlara yönelik kısmının yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 20/11/2024 tarih ve E:2024/2370, K:2024/6763 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 20/03/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X-2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "Acele kamulaştırma" başlıklı 27. maddesinde, “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” gerekli olan taşınmaz malların acele kamulaştırma işlemine konu edilebileceği belirtilmiştir. Anılan maddede, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, "aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller" bakımından Kanun'da açık bir düzenleme bulunmadığından, sebep unsuru bakımından idareye takdir yetkisi tanındığı açıktır. İdarenin takdir hakkının kullanıldığı işlemlerin hukuka uygunluk denetimlerinde, idarenin takdir hakkını ortadan kaldıracak şekilde yargı kararı verilmesinden kaçınılması hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğu gibi, aynı zamanda Anayasanın 125. maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen; yargı yetkisinin, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı; yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği yolundaki hükmün de zorunlu bir sonucudur. Bu bakımdan "açık takdir hatası" ve/veya "ölçülülük ilkesine aykırılık" halleri hariç, idareye tanınan takdir yetkisi üzerinde yargısal tasarrufta bulunulmamalıdır. İdareye tanınan takdir yetkisi, gerek Anayasa'nın 35. maddesinde, gerekse taraf olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde güvence altına alınan kişilerin mülkiyet hakkı üzerinde etki doğurmaktadır. Anayasa'nın bahse konu 35. maddesinde, mülkiyet (ve miras) hakkının, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği, ifade edilmiştir. Bu durumda, acele kamulaştırma işleminin Cumhurbaşkanı Kararına dayandığı hallerde, Cumhurbaşkanınca kullanılan takdir yetkisi (yasal dayanağı bulunduğundan), kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığı noktasında denetime tabi tutulmalıdır. Sonuç olarak, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde Cumhurbaşkanına tanınan takdir yetkisinin hukuka uygunluk denetiminin; acele kamulaştırma işleminin kamu yararı amacına hizmet edip etmediği ve kamu yararı ile davacıların kişisel çıkarları arasında adil bir dengenin bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılması gerekmektedir. Başka bir deyişle, bu hususlar açısından açık takdir hatası bulunup bulunmadığı ve/veya ölçülülük ilkesine aykırı hareket edilip edilmediği noktasında yargısal denetim yapılmalıdır. Somut uyuşmazlıkta; acele kamulaştırma kararının, Konya Organize Sanayi Bölgesi VI. ilave 1. kısım genişleme alanında her türlü alt ve üst yapıların ivedilikle tamamlanarak yatırımcıların parsel tahsisi taleplerinin ivedilikle karşılanması amacıyla alındığı anlaşılmaktadır. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu uyarınca, sanayinin uygun görülen alanlarda yapılanmasını sağlamak, çarpık sanayileşme ve çevre sorunlarını önlemek, kentleşmeyi yönlendirmek, kaynakları rasyonel kullanmak, bilgi ve bilişim teknolojilerinden yararlanmak, sanayi türlerinin belirli bir plan dâhilinde yerleştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla, organize sanayi bölgeleri oluşturulmasında ve bu amaçla gerekli taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğu açıktır. Konya büyük bir sanayi şehri olup, kentin 2022 yılı ihracatının 3 milyar 262 milyon 160 bin dolara ulaştığı, Türkiye ihracatındaki payının sürekli arttığı, Konya bölgesinin deprem güvenliği olması ve ihracat rakamları göz önüne alındığında, Konya'nın Türkiye ihracatındaki payının sürekli artması ve Konya iline yönelik yatırım tercihinde gerçekleşen artış nedeniyle, Konya Organize Sanayi Bölgesi VI. ilave I. kısım genişleme alanında her türlü alt ve üst yapıların ivedilikle tamamlanarak yatırımcılardan gelen acil parsel tahsisi taleplerine karşılık verilmesine olanak sağlanması ve yapılan kötüniyetli işlemlerin önlenerek kamu yararının gerçekleşmesi amacıyla dava konusu işlemin tesis edildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, hedeflenen amaçlara ulaşılması ve sanayinin gelişimine katkı sağlayacak olan genişleme alanının bir an önce tamamlanmasında "acelelik hali" bulunduğu sonucuna varılmış olup, bu doğrultuda tesis olunan dava konusu acele kamulaştırma kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu durumda, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, işlemin iptali yolundaki Daire kararında ise hukuki isabet bulunmadığından temyize konu kararın bozulması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.