Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/2219 E. 2025/391 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/2219
- Karar No
- 2025/391
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2219 Karar No : 2025/391
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Derneği VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU:Danıştay Sekizinci Dairesinin 11/06/2024 tarih ve E:2024/3217, K:2024/3662 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Milli Eğitim Bakanlığı tarafından "..." olarak tanıtılan ve 27/05/2024 tarihinde onaylanarak yürürlüğe giren eğitim programı değişikliği kararının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti:Danıştay Sekizinci Dairesinin 11/06/2024 tarih ve E:2024/3217, K:2024/3662 sayılı kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verildiği, İptal davalarının, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olduğu, bununla birlikte, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucunun, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak aradığı, İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerektiği, İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idari işlemlerin, ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabul edildiği, Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığının, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlendiği, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin, hukuken korunması gereken bir menfaat bağının bulunmasının dava açma ehliyeti için gerekli sayıldığı, Davacı ... Derneği Tüzüğü'nün 2. maddesinde, Derneğin amacının, bu amacı gerçekleştirmek için Dernekçe sürdürülecek çalışma konuları ve biçimleri ile faaliyet alanının, "Dernek, “Şiddete BOYUN EĞME!” anlayışıyla; her türlü şiddet mağduru olan, incinebilir kesimde yer alan çocuklar ve kadınlar ve bunların yakınları ile dayanışma amacıyla kurulmuştur. Dernek, ekonomik, psikolojik, cinsel ve fiziksel olmak üzere şiddetin çeşitli hallerine maruz kalmış olan mağdur çocuklara ve kadınlara gönüllü hukuksal, psikolojik ve ekonomik destek sağlar. Bu amaçla yargılama saflarında soruşturma ve kovuşturma evrelerine etkin katılım sağlar, şiddet mağdurları ve yakınları için tazminat davalarının yürütülmesini, şiddet mağdurları ve yakınları lehine yapılacak olan velayet, vesayet, koruyucu aile gibi her türlü hukuki yolun uygulanmasında avukatlık desteği sunar. Toplumda incinebilir kesimler lehine düzenlenmiş olan yasal mevzuatın iyileştirilmesi, geliştirilmesi ve korunması için mücadele etmenin yanı sıra, bu kesimler aleyhine yapılan tüm iş ve işlemler ile ilgili idari, hukuki ve cezai başvuru veya dava yollarını kullanır. Dernek tüzel kişiliği olarak dava açar veya katılma/müdahale talebinde bulunur. Dernekçe Sürdürülecek Çalışma Konuları ve Biçimleri 1- Faaliyetlerinin etkinleştirilmesi ve geliştirilmesi için araştırmalar yapmak, 2- Kurs, seminer, konferans ve panel gibi eğitim çalışmaları düzenlemek, 3- Amacın gerçekleştirilmesi için gerekli olan her türlü bilgi, belge, doküman ve yayınları temin etmek, dokümantasyon merkezi oluşturmak, çalışmalarını duyurmak için amaçları doğrultusunda gazete, dergi, kitap ve bülten gibi yayınlar çıkarmak, 4- Amacın gerçekleştirilmesi için sağlıklı bir çalışma ortamını sağlamak, her türlü teknik araç ve gereci, demirbaş ve kırtasiye malzemelerini temin etmek, 5- Gerekli izinler alınmak şartıyla yardım toplama faaliyetlerinde bulunmak ve yurt içinden ve yurt dışından bağış kabul etmek, 6- Tüzük amacının gerçekleştirilmesi için ihtiyaç duyulan gelirleri temin etmek amacıyla iktisadi, ticari ve sanayi işletmeler kurmak ve işletmek, 7- Üyelerinin yararlanmaları ve boş zamanlarını değerlendirebilmeleri için lokal açmak, sosyal ve kültürel tesisler kurmak ve bunları tefriş etmek, 8- Üyeleri arasında beşeri münasebetlerin geliştirilmesi ve devam ettirilmesi için yemekli toplantılar, konser, balo, tiyatro, sergi, spor, gezi ve eğlenceli etkinlikler vb. düzenlemek veya üyelerinin bu tür etkinliklerden yararlanmalarını sağlamak, 9- Dernek faaliyetleri için ihtiyaç duyulan taşınır, taşınmaz mal satın almak, satmak, kiralamak, kiraya vermek ve taşınmazlar üzerinde ayni hak tesis etmek, 10- Amacın gerçekleştirilmesi için gerek görülmesi durumunda yurt içinde ve yurt dışında vakıf kurmak, federasyon kurmak veya kurulu bir federasyona katılmak, gerekli izin alınarak derneklerin kurabileceği tesisleri kurmak, 11- Uluslararası faaliyette bulunmak, yurt dışındaki dernek veya kuruluşlara üye olmak ve bu kuruluşlarla ortak çalışmalar yapmak veya yardımlaşmak, 12- Amacın gerçekleştirilmesi için gerek görülmesi halinde, 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun hükümleri saklı kalmak üzere, kamu kurum ve kuruluşları ile görev alanlarına giren konularda ortak projeler yürütmek, 13- Dernek üyelerinin yiyecek, giyecek gibi zaruri ihtiyaç maddelerini ve diğer mal ve hizmetlerle kısa vadeli kredi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla sandık kurmak, 14- Gerekli görülen yerlerde temsilcilikler açmak, 15- Derneğin amacı ile ilgisi bulunan ve kanunlarla yasaklanmayan alanlarda, diğer derneklerle veya vakıf, sendika ve benzeri sivil toplum kuruluşlarıyla ortak bir amacı gerçekleştirmek için plâtformlar oluşturmak." şeklinde belirlendiği, Dava dilekçesinin incelenmesinden, davacı Dernek tarafından, Anayasa'nın 125. ve 36. maddeleri ile Dernek Tüzüğü'nde yer alan "...Toplumda incinebilir kesimler lehine düzenlenmiş olan yasal mevzuatın iyileştirilmesi, geliştirilmesi ve korunması için mücadele etmenin yanı sıra, bu kesimler aleyhine yapılan tüm iş ve işlemler ile ilgili idari, hukuki ve cezai başvuru veya dava yollarını kullanır. Dernek tüzel kişiliği olarak dava açar veya katılma/müdahale talebinde bulunur." ifadesi uyarınca Derneklerinin dava açma ehliyetinin bulunduğunun ileri sürüldüğü, Bu kapsamda, Tüzük'te yer alan söz konusu ifadelerin de davacı Derneğin ana amacı olduğu görülen "her türlü şiddet mağduru olan, incinebilir kesimde yer alan çocuklar, kadınlar ve bunların yakınları ile dayanışma" kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte olup, her türlü şiddet mağduru olan, incinebilir kesimde yer alan çocuklar, kadınlar ve bunların yakınları ile dayanışma amacıyla kurulduğu görülen davacı Derneğin, kuruluş amacı ve faaliyet alanları ile dava konusu edilen "..." müfredat değişikliği arasında güncel, kişisel ve meşru bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, iptal davalarında subjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali"nin dar yorumlanmasının Anayasa'ya ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarına aykırı olduğu, Danıştayın yerleşik uygulamasına göre de "menfaat ihlali"nin idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek şekilde yorumlanması gerektiği, özellikle kamu yararını ilgilendiren konularda dava açma ehliyetinin geniş yorumlanması gerektiği, Dernek Tüzüğü'nde yer alan "Toplumda incinebilir kesimler lehine düzenlenmiş olan yasal mevzuatın iyileştirilmesi, geliştirilmesi ve korunması için mücadele etmenin yanı sıra, bu kesimler aleyhine yapılan tüm iş ve işlemler ile ilgili idari, hukuki ve cezai başvuru veya dava yollarını kullanır." ifadesi uyarınca Derneklerinin dava açma ehliyetinin bulunduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle ehliyet yönünden reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 11/06/2024 tarih ve E:2024/3217, K:2024/3662 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, 4. Kesin olarak, 20/02/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin "a" fıkrasında, idari işlemler hakkında; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar iptal davaları olarak tanımlanmış; idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasakoyucu, iptal davaları için "menfaat ihlali"ni, subjektif ehliyet koşulu olarak getirmiştir. İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devleti ilkesinin Devlet hayatında etkili kılınması ve uygulanmasını gerçekleştirmek amacıyla yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir. Nitekim; çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda subjektif ehliyet koşulunun, bu durum dikkate alınarak yorumlanması gerektiğine ilişkin Danıştay kararları yerleşik içtihat niteliği kazanmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 56. maddesinde; derneklerin, gerçek veya tüzel en az yedi kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip kişi toplulukları olduğu; 90. maddesinde ise, derneklerin, amaçlarını gerçekleştirmek üzere, tüzüklerinde belirtilen çalışma konuları ve biçimleri doğrultusunda faaliyette bulunacakları hükmüne yer verilmiştir. Öte yandan, 5253 sayılı Dernekler Kanunu'nun "Dernek Tüzüğü" başlıklı 4. maddesinin (b) fıkrasında, "Derneğin amacı ve bu amacı gerçekleştirmek için dernekçe sürdürülecek çalışma konuları ve çalışma biçimleri ile faaliyet alanı"nın dernek tüzüğünde yer alacağı belirtildikten sonra, 30. maddesinin (a) fıkrasında "Tüzüklerinde gösterilen amaç ve bu amacı gerçekleştirmek üzere sürdürüleceği belirtilen çalışma konuları dışında faaliyette bulunamayacakları" hüküm altına alınmıştır. Davacı ...Derneği Tüzüğü'nün 2. maddesinde, Derneğin, “Şiddete BOYUN EĞME!” anlayışıyla; her türlü şiddet mağduru olan, incinebilir kesimde yer alan çocuklar ve kadınlar ve bunların yakınları ile dayanışma amacıyla kurulduğu; bu amaç doğrultusunda Derneğin, toplumda incinebilir kesimler lehine düzenlenmiş olan yasal mevzuatın iyileştirilmesi, geliştirilmesi ve korunması için mücadele etmenin yanı sıra, bu kesimler aleyhine yapılan tüm iş ve işlemler ile ilgili idari, hukuki ve cezai başvuru veya dava yollarını kullanacağı belirtilmiştir. Talim ve Terbiye Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla kabul edilen ve 27/05/2024 tarihli Bakan Olur'u ile yürürlüğe giren dava konusu ...Öğretim Programlarında, okul öncesi eğitim programı ile ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında okutulan derslerin öğretim programları yeniden belirlenmiş ve önceki öğretim programları uygulamadan kaldırılmıştır. Davacı Dernek tarafından, dava konusu öğretim programlarının pedagojik hassasiyetten ve bilimsel düşünceden uzak bir şekilde hazırlandığı, bu nedenle cinsiyet temelli ayrımcılığın arttığı bir toplum yaratacağı, cinsiyet temelli ayrımcılığın sebep olacağı şiddet olaylarının da önce çocukları ve kadınları etkileyeceği ileri sürülmektedir. Bu durumda, okul öncesi eğitim programı ile ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında okutulan derslerin öğretim programlarının yeniden belirlenmesine yönelik düzenlemeler getiren ve toplumun genelini ilgilendiren dava konusu düzenleyici işlem ile toplumda incinebilir kesimler aleyhine yapılan tüm iş ve işlemlere karşı mücadele etme amacı taşıyan davacı Dernek arasında somut, güncel ve meşru bir menfaat bağının bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın ehliyet yönünden reddi yolunda verilen Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.