Danıştay · 3. Daire

Danıştay 3. Daire 2025/1279 E. 2025/5661 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
3. Daire
Esas No
2025/1279
Karar No
2025/5661
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2025/1279 Karar No : 2025/5661

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ: Av. ... 2- (DAVACI) ... Teknoloji Mühendislik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı adına, yasal defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle yeniden oluşturulan beyan tablosu uyarınca 2018 yılının Ocak ila Aralık dönemleri için re'sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355. maddesi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İncelemeye ibraz edilmeyen ancak dava dilekçesinde ibraz edilebileceği belirtilen yasal defter ve belgelerin Mahkemelerince verilen ara kararıyla dosyaya ibrazı sağlanarak davalı idareye incelettirilmesi sonucunda hazırlanan görüş ve öneri raporunda, davacının, ... Danışmanlık Ticaret Limited Şirketinden alarak kayıtlarına intikal ettirdiği faturaların sahte olduğu belirtilerek bu mükellef tarafından düzenlenen faturalardan kaynaklanan katma değer vergisi indirimlerinin reddinin önerildiği, söz konusu firma hakkındaki saptamalar, düzenlediği faturaların gerçek bir emtia teslimi ve hizmet ifasına dayanmadığını gösterdiğinden tarhiyatın, bu faturalardan kaynaklanan kısmında ve defter ve belge isteme yazısı usulüne uygun tebliğ edildiği halde mücbir sebep bulunmaksızın incelemeye ibraz edilmediğinden bahisle kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı, eleştiri konusu yapılmayan mükelleflerden alınan faturalardan kaynaklanan kısmında ise hukuka uygunluk görülmediği, görüş ve öneri raporunda bir kat vergi ziyaı cezası kesilmesi önerildiğinden vergi ziyaı cezasının bir katı aşan kısmının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle dava konusu vergi azaltılmış, üç kat vergi ziyaı cezası bir kata indirilmiş, özel usulsüzlük cezası yönünden ise dava reddedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesi kararının; özel usulsüzlük cezası yönünden davanın reddi ile azaltılan matrah farkına isabet eden vergi ziyaı cezasının bir kata indirilmesi dışındaki hüküm fıkralarına yöneltilen başvuruları, değinilen hüküm fıkralarının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle reddedilmiştir. Uyuşmazlık konusu olayda davacının defter ve belgelerini mücbir sebep bulunmaksızın incelemeye ibraz etmediği ve sahte fatura kullandığı sabit olduğundan dolayısıyla vergi ziyaına, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinde yer alan fiillerden biriyle sebebiyet verildiğinden üç kat kesilen vergi ziyaı cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan, davacının yasal defter ve belgelerini ibraz etmemesine yönelik tek fiilinin, hem vergi ziyaı hem de (özel) usulsüzlük cezasının kesilmesini gerektirdiği, davacı adına kesilen vergi ziyaı cezası, miktar itibarıyla daha ağır olduğundan kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle istinaf başvuruları bu yönlerden kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararının değinilen hüküm fıkraları kaldırıldıktan sonra azaltılan matrah farkına isabet eden üç kat vergi ziyaı cezası yönünden reddedilmiş, özel usulsüzlük cezası ise kaldırılmıştır.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu tarhiyatta ve 213 sayılı Kanun'un mükerrer 355. maddesine istinaden kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir. Davacı tarafından, olayda re'sen tarh nedeninin bulunmadığı, vergi inceleme raporunun tebliğ edilmediği, vergi ziyaı cezası kesilebilmesi için gerekli koşulların olmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ Temyiz istemlerinin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı adına, yasal defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediği yolunda saptamaları içeren vergi inceleme raporuna dayanılarak üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi salınmış ve özel usulsüzlük cezası kesilmiştir. Mahkemelerince verilen ara kararı ile istenilen yasal defter ve belgelerin davalı idareye gönderilmesi üzerine hazırlanan görüş ve öneri raporda davacının faturalarını alarak kayıtlarına intikal ettirdiği ... Danışmanlık Ticaret Limited Şirketine yönelik eleştiri getirilerek, bu firmanın düzenlediği faturalardan kaynaklanan vergi üzerinden bir kat vergi ziyaı cezası kesilmesi gerektiği belirtilmiş, söz konusu firmadan yapılan alımlar dışında olumsuz bir eleştiri ve tespitte bulunulmamıştır.

İLGİLİ MEVZUAT: 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 23. maddesinin (a) bendine 01/07/2016 tarih ve 6723 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle "Danıştay'ın temyiz mercii olarak görevi, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması şeklinde ortaya çıkan hukuka aykırılıkların denetimini yapmakla sınırlıdır." hükmü eklenmiş olup yapılan bu düzenleme ile Danıştay'ın temyiz mercii olarak görevi hukuka uygunluk denetimi ile sınırlandırılarak yeniden vaka incelemesi yapamayacağı kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun idari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı başlıklı 2. maddesinin 2. fıkrasında, idari yargı yetkisinin idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, idari mahkemelerin yerindelik denetimi yapamayacakları, yürütme görevinin kanunlar ile gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyecekleri hüküm altına alınmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkün olup dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri yukarıda sözü edilen yasal düzenleme uyarınca hukuki denetimle sınırlı olarak incelenen kararın, azaltılan matrah farkına isabet eden vergi ziyaı cezasının bir katı aşan kısmı yönünden davanın reddi dışındaki hüküm fıkralarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Kuralına yukarıda yer verilen 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 2. fıkrasına göre idari yargı yerlerinin denetim yetkisi, kanunların idari makamlara bıraktığı yetkilerin kullanılışının hukuka uygunluğunun araştırılmasını kapsamakta olup söz konusu yetkilerin idari yargı yerlerince kullanılması sonucunu doğurmaz. Bu durumda, davacının yasal defter ve belgelerinin incelenmesi sonucu düzenlenen görüş ve öneri raporunda, eleştirilen faturalardan kaynaklı katma değer vergisi üzerinden bir kat vergi ziyaı cezası kesilmesi gerektiği belirtildiğinden Vergi Dava Dairesince idarenin yerine geçilmek suretiyle bir katı aşan kısmı yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasında hukuka uyarlık bulunmamıştır.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacı temyiz isteminin kısmen reddine, davalı idare temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının; azaltılan matrah farkına isabet eden vergi ziyaı cezasının bir katı aşan kısmı yönünden davanın reddi dışındaki hüküm fıkralarının ONANMASINA, 3. Davacı temyiz isteminin kısmen kabulüne, 4. Kararın; azaltılan matrah farkına isabet eden vergi ziyaı cezasının bir katı aşan kısmı yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA, 5. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca nispi harç alınmasına, 17/12/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)- KARŞI OY: Bakılmakta olan dava, defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmemesi nedeniyle katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle yapılan vergi ziyaı cezalı tarhiyatın kaldırılması istemiyle açılmış; Vergi Mahkemesi tarafından davacının yasal defter ve belgelerinin ara kararı ile ibrazı sağlanarak, davalı idareye gönderilmesi üzerine idarece, haklarında vergi tekniği raporu bulunduğu belirtilen firma hakkındaki tespitler değerlendirilmek suretiyle verilen karara karşı yapılan istinaf başvurularını sonuçlandıran Vergi Dava Dairesi kararının bozulması istemiyle taraflar bu kez temyiz yoluna başvurmuştur. Temyiz başvuruları, çoğunluk görüşüyle, kararın “hukuki denetimle sınırlı” olarak incelenmesi sonucunda bozulmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı belirtilerek reddedilmiş ve kararın onanmasına karar verilmiştir. Temyiz mercilerinin esas rolü; ülke genelinde, hukukun uygulanmasında içtihat birliğinin sağlanmasıdır. Bu bakımdan Danıştay’ın temyiz mercii olarak görevi, kural olarak, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması şeklinde ortaya çıkan hukuka aykırılıkların denetimini yapmakla sınırlıdır. Başka bir anlatımla, temyiz denetiminde, olaya uygulanacak hukuk kuralının; doğru belirlenip belirlenmediğine, doğru yorumlanıp yorumlanmadığına ve aynı zamanda doğru olarak uygulanıp uygulanmadığına bakılır; uyuşmazlığın maddi yönüyle ilgilenilmez. 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 23. maddesinin (a) fıkrasına, 01/07/2016 tarih ve 6723 sayılı Kanunun 6. maddesiyle eklenen cümle bu durumu kurala bağlamıştır. Anayasa Mahkemesi’nin birçok kararında vurgulandığı gibi, “kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlayan” gerekçeli karar hakkı adil yargılanma hakkının unsurlarından biridir. Gerekçeli karar hakkı; sadece “tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri” için değil, aynı zamanda, “demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması” için de gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34). Kanun yolu incelemesi sonucunda verilen kararda gerekçelerinin ayrıntılı olmaması bu hakkın ihlal edildiği şeklinde yorumlanmamaktadır. Kanun yolu incelemesi yapan merciinin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterlidir (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 01/12/2013 § 57). Ancak çoğunluk görüşünde, Danıştay Kanunu’nun 23. maddesine atıfla "hukuki denetimle sınırlı inceleme" sonucunda karar verildiği belirtilmekle yetinilmiştir. Hâlbuki, incelenen hukuki yönün açıklığa kavuşturulması, gerekçelendirilmesi gerekir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 341. maddesinde yer alan "Vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder." kuralıyla vergi ziyaı tanımlanmış; ayrıca, maddede, vergi mükellef veya sorumlusunun vergi ziyaına neden olabilecek kimi yasaya aykırı halleri sayılmıştır. Kanun’un Vergi Ziyaı Cezası başlıklı 344. maddenin ikinci fıkrasında ise, vergi ziyaına 359. maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde bu cezanın üç kat olarak uygulanacağı kurala bağlanmıştır. 359. maddede de, defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar kaçakçılık fiillerini işlemiş olacakları belirtilmiş; ayrıca, sahte belge, “gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge”; muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge ise, “gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge” olarak tanımlanmıştır. Bu halde, 359. maddede sayılan sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme ve kullanma eylemleri ile vergi ziyaı ortaya çıkmışsa, vergi ziyaı cezası üç kat olarak kesilecektir. Vergi Usul Kanunu’nun 30. maddesinin 2. fıkrasının (4) numaralı bendine göre de, defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkân vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmaması re’sen tarh sebebidir. Sözü edilen kurallara göre, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlemesi veya kullanılması re’sen takdiri gerektiren sebep olup bu hallerin varlığında, re’sen verginin tarh edileceği ve tarh edilen bu vergiye bağlı olarak da vergi ziyaı cezası kesileceği hususu belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir niteliktedir. Sahte belgenin ne olduğunu (olayda sahte fatura) tanımlayan 359. madde, bakılmakta olan davada uygulanacak yasa kuralıdır. Diğer deyişle olayda, 359. maddenin yorumu ve maddi olaya uygulanması söz konusudur. Vergi usuldeki sahte fatura, gerçekte şeklen mevzuatın öngördüğüne uygundur. Ancak, bu tür fatura ile yapılan işlem, hukuk normunda nitelenen sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcıdır. Normun nitelemesi ise hukukidir. Tıpkı, ceza hukukunda gerçekleşen maddi bir olayın suç olarak nitelendirilmesi gibi. Sahte fatura olayında da, mahkemelerin yaptıkları saptamaya göre gerçek olan işlemlerin suç, yani sahte fatura düzenleme ve/veya kullanma eylemleri oluşturup oluşturmadığının nitelendirilmesi söz konusudur. Bu ise, hukuki bir nitelemedir. Esasen, hukuk kuralı (norm) ölçü alınarak yapılacak her türlü niteleme, hukukidir. Temyiz mercii, 359. maddenin içeriğine göre, idareyi belgenin sahte olduğu sonucuna ulaştıran tespitlerin mahkeme hükmündeki hukuki nitelendirilmesinin denetimini yapar. Nitekim Danıştay’ın diğer vergi daireleri ve Vergi Dava Daireleri Kurulu, sahte fatura veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı faturalardan kaynaklanan tüm uyuşmazlık türlerinde verilen kararların temyiz incelemesini, uyuşmazlığın maddi/hukuki yönü gibi bir ayrıma girmeksizin yapmaktadır. Temyizde, mahkemece, bu tür belge düzenleme ve kullanma fiillerinin işlendiğine dair vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen raporda yer alan tespitlerin incelenip değerlendirilerek, davada uygulanacak hukuk kuralına göre, yaptığı hukuki nitelendirmenin hukuka uygun olup olmadığı incelemesi yapılarak sonuca varılmaktadır. Danıştay Kanunu’nun 23. maddesine 6723 sayılı Kanunla eklenen cümlenin yürürlüğe girdiği 23/07/2016 tarihinden sonra da temyiz denetimini bu usulle sürdürmektedir. Bu bağlamda da, Daire tarafından, sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı fatura düzenlemek suretiyle elde edilen komisyon gelirinin kayıt ve beyan dışı bırakılması ve bu tür faturaların katma değer vergisi uygulamasında indirime konu edilmesi ile yine bu nitelikteki faturaların maliyet unsuru olarak kayıtlara yansıtılmasından kaynaklanan cezalı tarhiyata yönelik uyuşmazlıklarda verilen kararların temyiz incelemesinin; hem kendi içinde sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge ile bağlantılı diğer tüm uyuşmazlıklarda verilen kararların temyiz inceleme yönteminden hem de Danıştay'ın diğer vergi daireleri ve Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun bu alandaki temyiz inceleme yönteminden farklılaştırılarak sonuçlandırılması usulüne, adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkı da gözetilerek, katılınmamaktadır. Açıklanan nedenle, temyize konu kararın, uyuşmazlık konusu dönemde davacıya fatura düzenleyen Asia Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi hakkındaki vergi tekniği raporunda yer alan tespitlerin uygulanacak kural kapsamında hukuki nitelendirmesinin hukuka uygun olup olmadığının denetiminde, söz konusu bu tespitler ve temyizde ileri sürülen iddialar incelenerek karar verilmesi gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.

(XX)-KARŞI OY : 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 23. maddesinde, Danıştayın temyiz mercii olarak görevinin, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması şeklinde ortaya çıkan hukuka aykırılıkların denetimini yapmakla sınırlı olduğu kurala bağlanmıştır. İdari işlemlerin yargısal denetiminin hukuka uygunluk denetimi ile sınırlı olması karşısında bu denetimin maddi olayı da kapsadığının kabulü gerekir. Şöyle ki idari davaya konu işlemler, dayandığı, düzenlediği olaydan soyutlanmış olarak yargılamaya konu edilemez. Birçok idari uyuşmazlıkta maddi olanla hukuki olan arasında bir ayrım yapmak mümkün olmayabilir. İdari davalarda inceleme konusu olan hukuki işlem niteliğindeki bir idari işlemdir. Hukuki işlemin incelenmesi, işlemin dayanağı durumunda bulunan maddi olaydan bağımsız bir inceleme değildir. Adli yargıda maddi olay incelemesi yapılırken nasıl ki olayın subuta erip ermediği incelenerek bir sonuca ulaşılıyor ise idari yargıda da idarelerce tesis edilen işlemlerin dayanağını teşkil eden maddi olayın irdelenerek sonuca ulaşılması esastır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinde, sahte belge "gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge" olarak tanımlanmaktadır. Davacı şirket adına, yapılan cezalı tarhiyatın kaldırılması istemiyle açılan davayı sonuçlandıran Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesi kararına yöneltilen temyiz istemlerinin, davacının faturalarını kayıtlarına aldığı ... Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi hakkında düzenlenen vergi tekniği raporundaki tespitler değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerektiği oyuyla Daire kararına bu yönden katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 3. Daire, E. 2025/1279, K. 2025/5661, T. 17.12.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-3-daire-2025-1279-e-2025-5661-k-64cd0e24e7e6