Danıştay · 3. Daire

Danıştay 3. Daire 2024/3829 E. 2025/2263 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
3. Daire
Esas No
2024/3829
Karar No
2025/2263
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/3829 Karar No : 2025/2263

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ...Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Serbest muhasebeci mali müşavir olan davacı adına, muhasebeciliğini yaptığı ... Reklam Danışmanlık Elektrik Medikal Deri Tekstil ve Lojistik Sanayi Ticaret Limited Şirketinin sahte fatura düzenleme fiiline iştirak ettiğinden bahisle 2021 yılına ait kurumlar vergisi, aynı yılın Nisan-Haziran, Temmuz-Eylül ve Ekim-Aralık dönemlerine ait geçici vergi ile Haziran ila Kasım dönemlerine ait katma değer vergisi üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacının sahte fatura düzenleme fiiline iştirak ettiğine yönelik somut bir saptama olmaksızın kesilen cezada hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu vergi ziyaı cezası kaldırılmıştır. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı adına kesilen cezada hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 14/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY : 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 341. maddesinde, vergi ziyaı cezasının, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade edeceği, 344. maddesinin birinci fıkrasında, 341. maddede yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesileceği, ikinci fıkrasında, vergi ziyaına 359. maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde bu cezanın üç kat, bu fiillere iştirak edenlere ise bir kat olarak uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Dava konusu cezanın dayanağını oluşturan ... Reklam Danışmanlık Elektrik Medikal Deri Tekstil ve Lojistik Sanayi Ticaret Limited Şirketi hakkında düzenlenen ... tarih ve ... sayılı vergi tekniği raporunda, mükellef şirketin faaliyetinin gerçek olmadığı, anılan şirketin tescil ve imza sirkülerinin tasdik ettirdiği tarih ile mükellef yetkilisinin davacı ile tanıştığı tarih ve mükellefin davacıyı vekil tayin ettiği tarihin tesadüfen üst üste denk gelmesinin hayatın olağan akışına ters olduğu ve bunun bir rastlantı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davacının mükellefin muhasebenin mükellefin iş yerinde tutulduğu ve beyanname dönemlerinde mükellefin iş yerine gidilerek kendisine ibraz edilen defter ve belgelerle yapıldığını beyan etmesine ve 17/09/2021 tarihinde mükellefin 2021 yılının Ağustos dönemi form Ba-Bs bildiriminde bulunmasına karşın, bu tarihe yakın olan 21/09/2021 tarihinde aynı adreste yapılan yoklamada adreste kimseye ulaşılamaması, tabela vs bulunmaması, çevre sakinleri tarafından da mükellefin tanınmadığının beyan edilmesi, davacının mükellefin adresine bizzat gittiğini iddia ettiyse de mükellefin adresinde 21/09/2021 ve 19/11/2021 tarihlerinde yapılan yoklamalarda bu adreste faal olmadığının tespit edilmesi, yine davacının muhasebe işlemlerinin mükellef kurum iş yerinden yürütüldüğü, burada bulunan belgeleri kontrol ederek muhasebe kayıtlarının, beyan ve bildirimlerin yapıldığını beyan etmesine karşın, mükellefin yasal defterlerinin kendisi tarafından muhafaza edilmek üzere mükellefe iade edildiğine dair 17/11/2021 tarihli belge teslim tutanağı sunulması nedeniyle mükellefe ait muhasebe işlerinin mükellefin adresinden yürütülmediği, defter ve belgelerin bulunduğu davacının adresinden yürütüldüğü, mükellef hakkında vergi incelemesine mükellef kurumun vekili sıfatıyla davacı ile başlandığı sahte belge düzenleme fiilinden haberdar olunmamasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği olayda, davacının adı geçen şirket tarafından gerçekleştirilen sahte fatura düzenleme fiiline iştirak ettiği ve bu nedenle adına 213 sayılı Kanun'un 344. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kesilen vergi ziyaı cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla Karara katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 3. Daire, E. 2024/3829, K. 2025/2263, T. 14.05.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-3-daire-2024-3829-e-2025-2263-k-25276aea62ab