Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/1627 E. 2025/1471 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/1627
- Karar No
- 2025/1471
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1627 Karar No : 2025/1471
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : I- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...
II- ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Mermer Sanayi ve Ticaret AŞ VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Muğla ili, Yatağan ilçesi sınırları dâhilinde davacı şirket uhdesinde bulunan S:... (İR: ..., ER: ...) sayılı II (b) grubu (Mermer) işletme ruhsat sahasında yapılan inceleme ve denetlemeler neticesinde mevzuata aykırı durumlar tespit edildiği gerekçesiyle, davacı adına toplam 20.617.185,41-TL Devlet hakkı bedeli tahakkuk ettirilmesi ile 98.689.569,55-TL idarî para cezası verilmesine dair Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Uyuşmazlığın niteliği gereği genel hukuki bilgiyle çözümünün yanında, teknik bilgiyi de gerektirmesi nedeniyle, Mahkemelerinin17/10/2018 tarihli ara kararıyla "Dava konusu işleme dayanak alınan 12/09/2017 tarihli Teknik ve Değerlendirme Raporunda tespit edilen aykırılıkların mevzuata ve maddi gerçekliğe uygunluğu ile dava konusu Devlet hakkı bedeli tutarlarının doğru hesaplanıp hesaplanmadığı'' hususlarının tespiti amacıyla keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği 09/08/2019 tarihinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan rapor hükme esas alınmak suretiyle, davalı idarece tespit edilen üretim boşluğu hacmi ve pasa hacmi ile ilgili kısmının teknik anlamda yerinde olmadığı ve buna göre yapılan hesaplamaların isabetli bulunmadığı, dava konusu işlemin jeolojik tespit ve verim miktarı ile ilgili kısmının ve ocak başı satış fiyatları ile ilgili kısmının davalı idarece yerinde ve doğru olarak belirlenmediği, devlet hakkı, devlet hakkının 5 katı tutarındaki para cezası ve ek devlet hakkı uygulanması yönündeki dava konusu işleme esas teknik ve mali değerlendirmelerin, bilirkişi raporunda sunulan teknik veriler göz önüne alındığında bilimsel verilerle uyuşmadığı anlaşıldığından, usûlünce tesis edilmeyen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 27/10/2023 tarih ve E:2021/2267, K:2023/5234 sayılı kararıyla; 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10. maddesinin 8. ve 9. fıkralarına, 12. maddesinin 4. fıkrasına, 13. maddesinin 3. fıkrasına, 14. maddesine yer verildikten sonra, Dava konusu işletme ruhsat sahasından 2003-2017 yılları arasında yıllık olarak beyan edilen toplam 1.241.880.63 m3 üretimden fazla olacak şekilde 2.005.662.22 m3 satılabilir mermer bloğu üretimin yapıldığı 04-07/08/2017 tarihinde mahalinde tetkik ve ölçümler yapılarak davalı idarelerce tespit edildiği; beyan edilen üretimden fazla üretim yapıldığı anlaşılan 759.654.59 m3 satılabilir mermer bloğu ile ilgili 6592 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12. maddesinin 4. fıkrası, 14. maddesinin 9. fıkrası, 10. fıkrası, 11. fıkrası, 10. maddesinin 7. fıkrası ve 8. fıkrası ile (e) bendine göre işlem tesis edildiği, Uyuşmazlığın çözümü için, dava konusu işleme esas alınan üretim miktarının ortaya konulması gerektiği, üretim miktarının doğru şekilde tespit edilebilmesi için ise ruhsat sahasından boşaltılan hacmin ve bu hacimden elde edilen mermer miktarının tespit edilmesi gerektiği; bu tespitin yapılmadığı/yapılamadığı durumlarda dava konusu işlemin içeriğinin irdelenmesinin olanaklı olmayacağı, Bu bakımdan, uyuşmazlığın çözümü teknik bilgi gerektirdiğinden, ... İdare Mahkemesince keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak, hazırlanan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, Konunun uzmanı olan bilirkişilerin görüşlerinin alınması ve bu vesile ile uyuşmazlığın en doğru şekilde çözüme kavuşturulması amaçlanmakla birlikte, söz konusu raporda yapılan tespitlerin ve elde edilen verilerin 6100 sayılı Kanun'un 282. maddesi uyarınca hakim tarafından serbestçe değerlendirilerek hüküm kurulacağının tabi olduğu; öte yandan, bilirkişi raporunda çözüme kavuşturulamamış ve taraflar arasında çekişme konusu olan hususların aydınlatılamamış olduğu hallerde ek bilirkişi raporu alınması veya yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasının da mümkün olduğu, Olayın, bilirkişi raporunda yapılan tespitler ve İdare Mahkemesinin uyuşmazlığı inceleme yöntemi üzerinden değerlendirildiği, Dava konusu işlemin üretim boşluğu hacmi ve pasa hacmi ile ilgili kısmı yönünden; Bilirkişi raporunda özetle; her ne kadar dava konusu işlemin 2003 ila 2017 yıllarını kapsaması ve bu yıllara ilişkin başta imalat planları ve haritalar olmak üzere birtakım bilgi ve belgelerin eksikliği nedeniyle geçmişe dönük bir hesaplama yapılmasının ve bu hesabın yüksek doğruluk içerecek şekilde gerçekleştirilmesinin zorluğundan bahsedilebilir ise de, kararda yer verilen raporlar dikkate alındığında hesaplama yapılamayacağı sonucuna varılmasının isabetli olmadığı, Kaldı ki, dava konusu işlemin tesis edilmesine dayanak teşkil eden ve uyuşmazlığın çözümüne ilişkin temel hususun sahadan boşaltılan hacmin ve üretilen mermer miktarının hesaplanmasının oluşturduğu, Öte yandan, gerek dava dilekçesinde davacı tarafından, gerek bilirkişi raporunda gerekse dosyada bulunan diğer teknik raporlarda pasanın ruhsat sahasında depolandığının anlaşıldığı, madencilik kapsamında kazı çalışmaları sonucu hacim değişimlerinin söz konusu pasa hacmi ile elverdiği ölçüde doğrulamasının yapılarak, hacim hesabının daha sağlıklı bir şekilde yapılabileceğinin de tabii olduğu, Bu durumda, dosyada mevcut olan harita ve teknik raporlar ile diğer bilgi ve belgelerden yararlanılması suretiyle boşaltılan hacmin hesaplanması gerektiği sonucuna varıldığı, Söz konusu hacim hesaplaması yapılırken (Devlet hakkına ilişkin ocak başı satış fiyatının belirlenmesine yönelik aşağıda yer alan açıklamalara göre), Devlet hakkının doğru şekilde hesaplanabilmesi için hacim hesabının her bir yıl için ayrı ayrı yapılması gerektiği; her ne kadar, dosya kapsamında farklı yıllara ilişkin bu hesabın yapılmasını kolaylaştıracak imalat haritası ve saha incelemeleri gibi bilgi ve belgelerin eksik olduğu görülmekte ise de, toplam hacmin bulunması üzerine, davacının önceki yıllara ait yıllık üretim miktarları ve pasa hacimleri dikkate alınarak orantılama yapılmak suretiyle bu hesabın yapılabileceğinin değerlendirildiği, Dava konusu işlemin jeolojik tespit ve verim miktarı ile ilgili kısmı yönünden; Dava konusu işlemde mermer tipi "Carrara" olarak belirlenmiş ise de, gerek dava dilekçesi ve savunmaya cevap dilekçesinde gerekse bilirkişi raporuna karşı verilen beyanlarda davacı tarafından mermerin tipine ilişkin açık bir itirazda bulunulmadığı; davacı tarafından yapılan itirazın genel olarak ocak başı satış fiyatının belirlenmesine ilişkin usule ve bu fiyatın yüksekliğine yönelik olduğu, Bilirkişi raporunun irdelenmesine gelince, raporda ruhsat sahasından çıkartılan madenin "Carrara" tipinde olmadığı, bölgede Muğla beyaz, Muğla kristal beyaz, Muğla şeker gibi farklı isimler altında satılan bir mermer tipi olduğu ifade edilmiş ise de, MAPEG'in internet sitesinde yayımlanan 2016 yılı ocak başı satış fiyatı listesinde Muğla kristal beyaz, Muğla kristal, Muğla beyaz (Carrara) tipi mermer madenlerinin her biri için farklı fiyatların belirlendiğinin görüldüğü; dolayısıyla, uygulanacak ocak başı satış fiyatının doğruluğunun, sahada üretilen madenin tam olarak tespit edilmesine bağlı olduğu, Raporda, davalı idare tarafından "Carrara" tipi maden tespitinin ne şekilde yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından bahsedildiği, dosya kapsamında yapılan incelemede davalı idarelerce verilen savunma ve diğer belgelerden bu konuda yeterli bilgi edinilemediği; bununla birlikte, bilirkişi raporunda isabetli şekilde defter-kayıt incelemesi, alım-satıma konu olanların beyanları, sanayi ve ticaret odalarının görüşlerinin alınması gibi verilerle satılan mermer tipinin belirlenebileceği belirtilmiş ise de, somut olayda bu yola başvurulmayarak, yalnızca davacı tarafından Muğla Ticaret ve Sanayi Odasından alınan ekspertiz raporu yeterli görülmüş ve sahadan çıkartılan mermerin "Muğla kristal beyaz" tipinde olduğu sonucuna varıldığı, Diğer yandan, raporda davacı tarafından devlet hakkına esas verilen beyan ve bilgi formlarında mermer tipinin Muğla kristal beyaz olarak belirtilmesi ve davalı idarenin bu konuda tenkit ettiği bir hususun bulunmaması nedeniyle mermer tipini zımnen kabul ettiği sonucuna varıldığının ifade edildiği; oysa, Maden Kanunu'nun 14/5. maddesinde, ruhsat sahibi tarafından beyan edilen ocak başı satış fiyatının Bakanlık tarafından denetleneceği ve eksik beyanların tamamlattırılacağı düzenlemesinin yer aldığı, bilirkişi raporundaki kabulle hareket edilmesi halinde bu hükmün uygulanamaz hale geleceği, Bu durumda, davacıya ait defter ve belgelerin, alım-satım işlemine konu faturaların ve sevk fişlerinin incelenmesi (bilirkişi heyetinde yeminli mali müşavir bulunmakta ise de, bu belgelere ve davacının diğer mali evraklarına ilişkin mali bir inceleme yapıldığına ya da sonuçlarına dair bir değerlendirme bulunmamaktadır.), ayrıca davacının stok alanında mermer bulunduğu anlaşılmakla söz konusu madenin de incelenmesi ve gerektiğinde sahadan numune alınmak suretiyle mermerin hangi tipte olduğunun herhangi bir şüpheye yer verilmeyecek şekilde ortaya konulması gerektiği, Bu doğrultuda, davalı idarelerce sahadan çıkartılan mermerin hangi sebeple "Carrara" tipinde kabul edildiğine ilişkin dayanakların ve davacı tarafından bu durumun aksini gösterir her türlü bilgi ve belgeyi gerekçeleriyle birlikte dosyaya sunmalarının uyuşmazlığın çözümü bakımından zorunlu olduğu, Bilirkişi raporunda, sahanın farklı yerlerinde değişken olmakla birlikte verim değerinin % 5-9 arasında değişkenlik gösterdiği, bu değerin; yıllara göre üretim boşluğu hacmi, pasa hacmi, satılabilir mermer bloğu hacmi ve stok hacminin net olarak bilinmesi ile ortaya konulabileceği, geçmişe yönelik hacim hesaplamalarının, veri eksikliği nedeni ile net olarak yapılmasının mümkün olmadığı, bu itibarla davaya konu olan idari işlemde belirtilen verim yüzdelerinin net olarak bütün sahayı temsil eden tek bir rakam veya tek bir yüzdesel değere teşmil edilmesinin mümkün olmadığı, diğer taraftan davacı tarafından beyan edilen yüzde verim değerlerinin uygulamada gerçeğe daha yakın olduğunun belirtildiği, İlk olarak, bilirkişi raporunda hem bütün sahayı temsil eden tek bir rakam belirlenmesinin mümkün olmadığı hem de davacı tarafından beyan edilen yüzde verim değerlerinin uygulamada gerçeğe daha yakın olduğu belirtildiğinden, bu hususun çelişki oluşturduğu sonucuna varılmakla, bu çelişkinin giderilmesi gerektiği, Ayrıca raporda, davacı tarafından beyan edilen verim değerinin gerçeğe yakınlığı veya dava konusu işlemde esas alınan verim değerinin neden kabul edilemeyeceğinin bilimsel veriler kullanılarak ortaya konulmadığı, Sahada üretilen mermerin verim hesabının yapılmasında, satış bilgi formları, işletme faaliyet raporları, davalı idarelerce sahada yapılan denetimler sonucunda düzenlenen mahallinde tetkik raporları, davacıya ait mali bilgi ve belgeler, pasa miktarı ve davacı tarafından temdit başvurusunda sunulan ve idare tarafından uygun görülen işletme projesinde beyan edilen verim miktarı birlikte ele alınarak, bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmeli ve ortalama verim değerinin tespitinin yapılması gerektiği, Dava konusu işlemin ocak başı satış fiyatları ile ilgili kısmı yönünden; Maden Kanunu ve kanunun uygulanmasına yönelik çıkartılan yönetmelik hükümleri uyarınca, ruhsat sahibi tarafından beyan edilen asgari ocak başı satış fiyatının Bakanlık tarafından denetlenebileceği ve bunun sonucunda eksik beyanda bulunulduğunun tespiti halinde bunun tamamlattırılacağı açık olduğundan, devlet hakkına ilişkin olarak ortaya çıkabilecek aksaklıkları ve tutarsızlıkları önlemek, beyanlar arasında birliği sağlayarak devlet hakkı kayıplarının önüne geçmek amacıyla davalı idarenin dayanaklarını ortaya koymak suretiyle asgari emsal fiyat tespiti yapma konusunda yetkili olduğunda kuşku bulunmadığı, Ancak, Devlet hakkına ilişkin ocak başı satış fiyatının, ait olduğu her bir yıl için ayrı ayrı tespit edilerek uygulanması gerektiği; ruhsat sahasından boşaltılan hacmin hesaplanmasına yönelik kararda yer verilen açıklamalara göre, her bir yıl için ayrı hesaplama yapılacağından Devlet hakkının da yıllara göre ocak başı satış fiyatı dikkate alınmak suretiyle hesaplanması gerektiği, Diğer taraftan, bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde Devlet hakkının hesaplanmasında 4 kalite grubu bulunan ocak başı satış fiyatı için, hesaplamanın 4 kalite grubunun hepsinin dikkate alınarak yapılması gerektiği, Ruhsat sahasında geçmiş yıllarda hangi kalitede ne kadar maden üretildiğinin tespit edilmesi mümkün olmadığından; - Davacının geçmiş yıllara ait üretimlerinin hangi kalite mermer için ne kadar olduğu belirlenerek, bu hesabın orantı yapılmak suretiyle ilgili yıllara uygulanması veya, -Yukarıda yer alan hesabın yapılamaması halinde ağırlıklı ortalama alınması da mümkün olmadığından, aritmetik ortalamaya göre hesaplama yapılması gerektiği, Dava konusu işleme ilişkin diğer değerlendirmeler; Uyuşmazlıkta, dava konusu işlemle istenilen Devlet hakkı için 6183 sayılı Kanun uyarınca tahsil zamanaşımına uğrayan kısımlara yönelik değerlendirme yapılması gerektiği, Son olarak, 2003 ila 2017 yılları arasında Maden Kanunu'nda yapılan değişiklikler uyarınca Devlet hakkının yüzdesel olarak farklı oranlarda (%2, %4) alınması düzenlendiğinden, Devlet hakkının alınacağı yıla ilişkin düzenleme dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğinin tabii olduğu, Bu itibarla, eksik inceleme ve araştırma sonucunda dava konusu işlemin iptali yolunda verilen ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Mahkeme kararında, dava konusu işlemin birden fazla nedene bağlı olarak hukuka aykırı olduğuna ilişkin tespitlere yer verildiği, uyulmayan Danıştay Dairesi ilamında da Mahkemenin hukuka aykırılık gerekçelerinin yerinde bulunduğu ancak yer verildiği üzere verimlilik oranı, alınan madenin hangi yıllarda alındığı, madenin türünün ne olduğu, ocakbaşı satış fiyatının ne şekilde hesap edilmesinin gerektiği gibi dava konusu işlemin tesisine esas teşkil eden ve ancak davalı idarece işleme esas alınmayan/hatalı ve eksik yapılan temel tespit ve değerlendirmelerin Mahkemece ve/veya Mahkeme gözetiminde bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya konulması gerektiği yolunda gerekçelere yer verildiği, ancak yer verilen açıklamalar ile usul hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, idari yargı yerlerince iptali istenilen işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygunluk denetimlerinin yapılacağı ve bu unsurları yönünden hukuka aykırılık görülmesi halinde işlemin iptaline; aksi durumda ise davanın reddine karar verileceği, bu haliyle belirtilen Danıştay ilamındaki gerekçelere uyulması durumunda dava konusu edilen işlemin hukuka aykırı olduğu tespit edilen kısımlarının idari yargı yerince (idare yerine geçilerek) düzeltilmesi ve yeni bir idari işlem tesis edilmesi sonucunu doğuracağı, bu durumun da Anayasada yer verilen "yargılama yetkisinin yerindelik denetimi şeklinde kullanılmayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslarına uygun olarak yerine getirilmesinin kısıtlanamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği" hükmünün aşılması anlamına geleceği, Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun benzer bir davada vermiş olduğu 25/04/2016 tarih ve E:2014/2280, K:2016/1747 sayılı kararın da bu doğrultuda olduğu, Öte yandan, İdarece işbu karar üzerine yeniden işlem tesisi sırasında yargı kararlarında yer alan gerekçelerin ve Devlet hakkının zamanaşımına uğrayan kısımlarının bulunulup bulunmadığı; madenin alındığı yıldaki Devlet hakkı oranının kaç olduğu gibi hususların değerlendirilerek işlem tesis edilebileceğinin izahtan vareste olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idarelerden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından, davada Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün (MAPEG) kendiliğinden taraf sıfatı kazandığı, bu sebeplerle Bakanlığın hasım mevkiinden çıkartılması gerektiği; mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların tamamen doğru olmadığının belirtilmesine rağmen doğru hesaplamaların da ortaya konulamadığı; 3213 sayılı Maden Kanunun 12. maddesinin 4. fıkrası ile 10. maddesinin 8. fıkrasının (e) bendinde yer alan hükümler gereğince, davacı tarafından yapılan beyan gerçek dışı ve yanıltıcı beyan olduğundan ve bilirkişi raporunda detayları verildiği şekilde ortada beyan edilmeyen miktar olduğunun açık ve net şekilde anlaşıldığı, yapılan hesaplama yöntemine itiraz edildiği ancak beyan edilmeyen miktarın bilirkişi heyeti tarafından da açık ve net şekilde ortaya konulmadığı; bilirkişi raporunda bu beyan edilmeyen 759.654,59 m3 üretim tamamen doğru hesaplanmadığı iddia edilmesine karşın net beyan edilmeyen miktar verilmediği; hesaplamada yapılan hatalar var ise, bunların rakamsal olarak belirlenmesi, beyan edilmeyen sevkiyat miktarının net olarak ortaya konulması gerektiği; bu nedenle söz konusu idari para cezasında "net miktarlar hesaplanması mümkün değildir" yaklaşımıyla milyon mertebesindeki beyan edilmeyen miktarı ve devlet hakkını yok saymanın akla mantığa uygun olmadığı, yapılan işlemlerin 3213 sayılı Maden Kanununa göre uygulanmış olduğu ve MAPEG tarafından tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; üretimin bildirilmemesi halinde, Genel Müdürlük heyetince tespitinin gerektiği, zamanaşımı süresinin de bu tespitle başlayacağı ileri sürülmektedir. Davalı İdarelerden Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, ruhsat sahasında yapılan teknik çalışma ve değerlendirme sonucunda dava konusu işlemin tesis edildiği; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, yapılan hesaplamaların tamamen doğru olmadığının belirtilmesine rağmen doğru hesaplamaların da ortaya konulmadığı; ortada beyan edilmeyen bir miktar olduğunun açık ve net şekilde anlaşıldığı, yapılan hesaplama yöntemine itiraz edildiği ancak beyan edilmeyen miktarın bilirkişi heyeti tarafından da açık ve net şekilde ortaya konulmadığı; bilirkişi raporunda bu beyan edilmeyen 759.654,59 m3 üretimin tamamen doğru hesaplanmadığı iddia edilmesine karşılık net beyan edilmeyen miktarın da verilmediği ve anılan miktarın hesaplanamayacağının raporun birçok kısmında belirtildiği; bu yaklaşımın bilim ve tekniğe aykırı olduğu, net hesaplanamayan miktarların bilimsel olarak yaklaşım hesaplaması yöntemi ile matematiksel olarak hesaplandığı; kabul anlamına gelmemekle birlikte, yapılan hatalar var ise de bunların rakamsal olarak belirlenmesi, beyan edilmeyen sevkiyat miktarının net olarak ortaya konulması gerekmekte iken “net miktarların hesaplanması mümkün değildir” yaklaşımıyla milyon mertebesindeki beyan edilmeyen miktarı ve devlet hakkını yok saymanın kabul edilebilir olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, ısrar kararının hukuka ve usule uygun bulunduğu, davalı idareler tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava daireleri ile bölge idare mahkemelerinin temyize tabi kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine, 2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA, 3. Bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 02/07/2025 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi.