Danıştay · Danıştay
Danıştay 2025/211 E. 2025/1489 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2025/211
- Karar No
- 2025/1489
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/211 Karar No : 2025/1489
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Sendikası VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Huk. Müş. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay İkinci Dairesinin 17/10/2024 tarih ve E:2018/2217, K:2024/4916 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu'nun ek 1. maddesi kapsamında görev yapan personelin, mezkur Kanun'a 7103 sayılı Kanun'un 25. maddesiyle eklenen geçici 16. madde uyarınca, unvan değişikliğine tabi kadrolara atanmaları hususunu düzenleyen ve atanılacak kadroları tahdidi olarak belirleyen ... tarih ve ... sayılı Milli Eğitim Bakanlığı işleminde, "memur" unvanına yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 17/10/2024 tarih ve E:2018/2217, K:2024/4916 sayılı kararıyla; Uyuşmazlığın esasının, "memur" unvanının, öğrenim durumu itibarıyla ihraz edilen bir unvan olup olmadığına yönelik olduğu, 2828 sayılı Kanun kapsamında kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde istihdam edilmekte olan hak sahiplerinin mezkur Kanun'un geçici 16. maddesinden yararlanabilmeleri için; 7103 sayılı Kanun'un yayımlandığı 27/03/2018 tarihinde öğrenim durumları itibarıyla bir unvan ihraz etmiş olmaları, halen görev yaptıkları kamu kurumlarında bu unvana ilişkin kadroların bulunması ve bu madde kapsamında yapılacak atamada, aynı Kanun'un ek 1. maddesi kapsamındaki ilk atamadan farklı olarak, kurumların mevcut kadrolarının kullanılması öngörüldüğünden, kurumlarınca yapılacak kadro ve ihtiyaç değerlendirmesi neticesinde ilgililerin atanabileceğine karar verilmiş olması gerektiği, "Öğrenimle ihraz edilen unvan" ibaresinin, mesleki veya teknik öğrenim sonucunda ilgili mevzuat gereği verilen ya da mevzuatla yetkilendirilmiş kurumlarca mezuniyete bağlı olarak doğrudan kullanılabileceği belirtilen teknisyen, tekniker, mühendis, mimar, ebe, hemşire, biyolog, kimyager, sosyolog gibi unvanları ifade ettiği, nitekim 3795 sayılı Bazı Lise, Okul ve Fakülte Mezunlarına Unvan Verilmesi Hakkında Kanun'un 3. maddesinde, kişilere gördükleri mesleki veya teknik öğrenim alanlarına göre teknisyen, tekniker, yüksek tekniker, teknik öğretmen ve mühendis unvanlarının verileceğinin öngörüldüğü, Bununla birlikte, ülkemizde faaliyette olan ortaöğretim, önlisans ve lisans düzeylerinde yer alan programlar arasında, "memur" unvanının verildiği bir öğretim programının bulunmadığı, Bu itibarla, 2828 sayılı Kanun'un ek 1. maddesi kapsamında ataması yapılan ve fiilen görevde bulunanların, öğrenim durumları itibarıyla ihraz etmedikleri memur unvanına, anılan Kanun'un geçici 16. maddesi uyarınca atanmalarına hukuken olanak bulunmadığından; dava konusu ... tarih ve ... sayılı Milli Eğitim Bakanlığı işleminde, "memur" unvanına yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemede, üst hukuk normlarına aykırılık görülmediği, Nitekim, 2828 sayılı Kanun'un geçici 16. maddesi kapsamında atanmak için yapılan başvurular üzerine tesis edilen işlemlere karşı açılan davalarda verilen farklı nitelikteki bölge idare mahkemesi kararları arasındaki aykırılığın giderilmesi hakkındaki Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/10/2020 tarih ve E:2020/154, K:2020/123 sayılı kararının da bu yönde olduğu, Öte yandan; itiraz yolu ile 2828 sayılı Kanun'un geçici 16. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle yapılan başvuru üzerine, 21/09/2022 tarih ve 31960 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/09/2022 tarih ve E:2022/65, K:2022/102 sayılı kararıyla, "... 2828 sayılı Kanun’un ek 1. maddesi uyarınca ataması yapılacak kişilere yönelik olarak oran sınırlaması öngörülmüşken, hâlihazırda bu madde uyarınca görev yapan kişilerin öğrenim durumlarına uygun unvana atanmaları noktasında herhangi bir oran sınırlaması bulunmamaktadır. Kural, sınırlı sayıdaki kadroların dolmasına yol açabileceği gibi kapsama giren kişilerin tamamı açılacak kadrolara atanmadan normal atama usulü ile göreve başlayanların kadrolara atanamayacağı da açıktır. Bu durumda ise kuralın normal atama usulüne tâbi kişilerin aleyhine açık bir dengesizlik oluşturarak aşırı bir külfete neden olduğu ve dolayısıyla farklı muamelenin ölçüsüz olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralın eşitlik ilkesine aykırı olduğu ..." gerekçesiyle, mezkur geçici 16. maddenin birinci fıkrasının iptaline karar verildiği, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Anayasa Mahkemesinin 08/09/2022 tarih ve E:2022/65, K:2022/102 sayılı kararı üzerine öncelikle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiği; aksi takdirde dava konusu işlemin iptal edilmesi gerektiği, 30/05/2018 tarihli dava konusu yazıda, yalnızca Milli Eğitim Bakanlığı Personelinin Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği ve Yer Değiştirme Suretiyle Atanması Hakkında Yönetmelik'in 5. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan unvan değişikliğine tabi kadroların sayıldığı, belirtilen unvanların dışında diğer ihraz edilen unvanlara atama yapılmayacağının öngörüldüğü, 2828 sayılı Kanun'a eklenen geçici 16. maddede unvan bazında bir sınırlama yapılmamasına karşın düzenleyici işlemde memur unvanına yer verilmeyerek Kanun'un uygulanma alanının daraltıldığı, 7103 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile 2828 sayılı Kanun'un ek 1. maddesine eklenen (ç) bendinde, ilk defa atanacaklarda dahi memur unvanına yer verildiği, söz konusu eksik düzenleme nedeniyle hak kayıplarının yaşanacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay İkinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay İkinci Dairesinin temyize konu 17/10/2024 tarih ve E:2018/2217, K:2024/4916 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 03/07/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.