Danıştay · 13. Daire
Danıştay 13. Daire 2025/386 E. 2025/1765 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 13. Daire
- Esas No
- 2025/386
- Karar No
- 2025/1765
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2025/386 Karar No:2025/1765
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Akaryakıt Taşımacılık İnşaat Madencilik Elektrik Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Manisa ili, Kırkağaç ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokağı, ... adresinde bulunan tesis için yapılan akaryakıt bayilik lisansı başvurusunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; lisans başvurusuna konu akaryakıt istasyonunu ... sayılı bayilik lisansı ile işleten ... Petrol Ürünleri Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. (...) hakkında 2021 hesap dönemine yönelik vergi incelemesi neticesinde düzenlenen vergi suçu raporu üzerine şirket yetkilisi M.A. hakkında "Vergi Usul Kanununa Muhalefet" suçundan ... Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca gerekli işlemlerin tesis edilmesi gerektiğinin bildirilmesi üzerine ...'nin ... sayılı bayilik lisansının ... tarih ve ... sayılı Vergi Denetim Başkanlığı yazısına istinaden sistemde kilitlendiği, lisans başvurusunda bulunduğunda sistem üzerinden lisans işlemleri kilitlenen akaryakıt istasyonunun faaliyette bulunmadığı, davacı şirketin başvuruda bulunduğu 15/03/2022 tarihinden önce 30/11/2021 tarihinde adı geçen şirketin bayilik lisansının sistemde vergi suçu raporuna istinaden kilitlendiğinden bahisle 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi hükmü uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davaya konu akaryakıt istasyonunda ... numaralı bayilik lisansı ile faaliyette bulunan ...'nin bayilik lisansının Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 17. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca ... tarih ve ... sayılı işlemle sonlandırıldığı, söz konusu lisans üzerine ... tarih ve ... sayılı yazıya istinaden lisansa ait tesisin devrinin engellenmesi ve yeni lisans verilmemesini teminen kayıt düşülerek lisansın sistemde kilitlendiği, tesisin Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 17. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca sonlandırılmış olması nedeniyle 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi kapsamında mühürleme işlemi tesis edilmediği, dava dışı ...'nin 2021 yılı hesap dönemindeki hesap iş ve işlemleri hakkında sahte belge kullanmak hususlarıyla sınırlı olmak üzere inceleme başlatıldığı, yapılan inceleme neticesinde adı geçen şirketin tek ortağı ve yöneticisi olan M.A.'nın 2021 yılı hesap döneminde bilerek sahte belge kullandığının tespit edildiğine ilişkin ... tarih ve ... sayılı vergi inceleme raporu tanzim edildiği, bu tespite istinaden M.A. hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına esas olmak üzere İzmir Sektörel Denetim Daire Başkanlığınca ... tarih ve ... sayılı vergi suçu raporunun düzenlenlendiği, söz konusu rapor ve mütalaa formunun 13/06/2022 tarihinde davalı idareye gönderildiği, davacı tarafından aynı akaryakıt istasyonu için 15/03/2022 tarihinde yapılan bayilik lisansı başvurusunun 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca kilitli olduğundan bahisle ... tarih ... sayılı Olur ile reddedildiği, davacı şirket tarafından 24/05/2023 tarihinde söz konusu adreste bulunan tesis için yeniden lisans başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ... tarih ... sayılı Başkanlık Oluru ile reddedildiğinin tespit edilmesi nedeniyle mükerrer başvurunun iade edilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin tesis edildiği, davacı şirketin bayilik lisansı isteminde bulunduğu tarihte anılan tesiste daha önce faaliyet gösteren ...'ye ait akaryakıt istasyonuna ilişkin olarak düzenlenen ... tarih ve ... sayılı Vergi Suçu Raporunda, davacı şirket yetkilisinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinde sayılı kaçakçılık suçunu işlediği sonucuna varılarak ... Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, UYAP kayıtlarına göre şirket yetkilisi hakkında ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... sayılı esasına kayıtlı dosyasında açılan davanın devam etmekte olduğu, gelinen süreçte ise işbu karar tarihi itibarıyla ilgili hakkında kesinleşmiş kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) veya beraat kararı verildiğine dair bir bilgi ve/veya belgenin dosyaya sunulmamış olduğu dikkate alındığında, akaryakıt bayilik lisansı verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi yönünde hüküm kuran İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... sayılı esasına kayıtlı dosyasında açılan davanın hangi ithama dayandığının değerlendirilmesi gerektiği, kategorik olarak KYOK veya beraat kararı aranmasının isabetli bir yöntem olmadığı, suçun işlendiği tarihin kesin olarak belirlenmemesine rağmen işin esası hakkında karar verildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davacıya iadesine, 6. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 29/04/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY : 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde; "g) (Ek:29/4/2021-7318/10 md.) Bu Kanun'a göre lisansa tabi faaliyetler ile ilgili olarak, 04/01/1961 tarih ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinin (a) ve (b) fıkraları kapsamında; muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya bu belgeleri kullanma, belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme veya bu belgeleri kullanma suçları ile aynı maddenin (ç) fıkrasında yazılı suçların işlendiğinin anılan Kanun'un 367. maddesi uyarınca Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi ile birlikte durum, Kuruma da iletilir ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez. Kesinleşmiş mahkeme kararına göre lisans sahiplerinin lisansı iptal edilir. Bu bent kapsamında kalan fiillere ilişkin olarak verilen idari para cezaları ödenmediği müddetçe lisansa konu tesis için lisans verilmez. Bu bent kapsamındaki suçlara ilişkin vergi incelemesi sonuçlanıncaya kadar söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez." hükmüne yer verilmiştir. Anayasa'nın "Anayasa'ya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi" başlıklı 152. maddesinin birinci fıkrasında, bir davaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacağı; üçüncü fıkrasında ise "Anayasa Mahkemesinin, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını vereceği ve açıklayacağı, bu süre içinde karar verilmezse mahkemenin davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandıracağı, ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkemenin buna uymak zorunda olduğu; "Anayasa Mahkemesinin kararları" başlıklı 153. maddesinde ise, iptal edilen kanun hükmünün, iptal kararının Resmî Gazete'de yayınlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı ve geriye yürümeyeceği kurala bağlanmıştır. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... sayılı dosyasında verilen kararla, 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer alan “... ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur...” bölümünün Anayasa’nın 2., 13., 35., 48. ve 49. maddelerine aykırılığı gerekçesiyle itiraz yolu ile iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulduğu; Anayasa Mahkemesinin 28/09/2023 tarih ve E:2023/35, K:2023/163 sayılı kararıyla özetle, dava konusu mühürleme işlemine dayanak alınan 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde düzenlenen geçici olarak faaliyet durdurma tedbirini öngören kuralın belirli ve öngörülebilir olduğunun, meşru bir amaca dayandığının, meşru amaca ulaşma bakımından elverişli olduğunun ve anılan tedbirin kanun koyucunun takdir yetkisinde kaldığının ve gerekli olduğunun tespit edildiği, tedbirin orantılılığı yönünden yapılan incelemede ise; kuralın yalnızca "hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya beraat kararı verilenler" yönünden idareye tedbiri yeniden gözden geçirip tedbirin kaldırılması ya da daha hafif bir tedbir uygulamasına yönelik imkan vermemesinin ilgililere aşırı bir külfet yükleyeceği gerekçesiyle “...ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur...” bölümünün Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline; iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, anılan iptal kararının 14/11/2023 tarih ve 32369 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı, 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 2. fıkrasının (g) bendinin 27/12/2023 tarihinde kabul edilen ve 28/12/2023 tarih ve 32413 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7491 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 48. maddesiyle yeniden düzenlendiği anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin iptal kararları geriye yürümemekle birlikte somut norm denetiminde iptal kararının, itiraz başvurusuna konu yargılamada karar kesinleşmeden önce verilmesi halinde uygulanacağı hususu yerleşik içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır. Bu hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 152. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de hak ve menfaatlerini ihlal eden yasa kuralının itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde, henüz kararı kesinleşmeyen uyuşmazlıklarda iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerekmektedir. Anayasa'nın 153. maddesinde, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının geriye yürümeyeceği kuralı, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakların korunmasına yönelik olup, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmeleri Anayasa'nın üstünlüğü ve Hukuk Devleti ilkesine aykırı olduğu gibi, temyiz incelemesinin Anayasa'ya aykırılığı belirlenerek iptal edilen kurallara göre yapılmasına da imkan bulunmamaktadır. Dava konusu akaryakıt bayilik lisansı başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali için açılan işbu davada İdare Mahkemesince davanın reddine karar verildiği, Mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusu sonucunda ise; "davacı şirket yetkilisinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinde sayılı kaçakçılık suçunu işlediği sonucuna varılarak Kırkağaç Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, UYAP kayıtlarına göre şirket yetkilisi hakkında ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esasına kayıtlı dosyasında açılan davanın devam etmekte olduğu, gelinen süreçte ise işbu karar tarihi itibarıyla ilgili hakkında kesinleşmiş kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) veya beraat kararı verildiğine dair bir bilgi ve/veya belgenin dosyaya sunulmamış olduğu" gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verildiği görülmektedir. Dava konusu işlemin dayanağı olan yasal düzenlemenin Anayasa Mahkemesince iptal edilerek kararın 14/11/2023 tarih ve 32369 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması karşısında, hukuka aykırılığı Anayasa Mahkemesi kararı ile tespit edilmiş bulunan Kanun maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararı sonrasında Kanun koyucu tarafından getirilen yeni düzenlemede 5015 sayılı Kanun’da tedbir işleminin değişen şartlara göre soruşturma ve kovuşturma aşamasında gözden geçirilmesine imkan tanınmasına yönelik olarak, bu fıkrada yer verilen suçlarla sınırlı olmak üzere Cumhuriyet başsavcılığı veya mahkemelerden temin edilecek bilgilere göre altı ayda bir değerlendirilmesine yönelik yükümlülük getirildiği, Anayasa Mahkemesince iptal edilen yasal düzenlemeden farklı olarak mahkumiyet dışında bir hüküm veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde kesinleşme beklenilmeksizin yargı merciince bildirilmesiyle veya sair suretlerle ıttıla edilmesi durumunda, davalı Kurum tarafından yeniden bir işlem tesis edilebileceği de tabiidir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.