Danıştay · 10. Daire
Danıştay 10. Daire 2025/3351 E. 2025/6189 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 10. Daire
- Esas No
- 2025/3351
- Karar No
- 2025/6189
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2025/3351 Karar No : 2025/6189
DAVACI : ...Sendikası VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 3- ... Üniversitesi Rektörlüğü VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN_KONUSU : Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde görev yapan ve Eğitimciler Birliği Sendikasına üye olan ...'nın döner sermaye katkı payı alması sebebiyle "eğitim, öğretim ve bilim hizmetleri" hizmet kolunda kurulan bir sendikaya üye olamayacağından bahisle üyelik formunun işleme alınmamasına ilişkin Marmara Üniversitesi Rektörlüğünün ...tarih ve ... sayılı işlemi ile söz konusu işlemin dayanağı olan 07/09/2001 tarih ve 24516 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu Kapsamına Giren Kurum ve Kuruluşların Girdikleri Hizmet Kollarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmeliğin ekinde yer alan Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Girdikleri Hizmet Kollarını Gösteren Listenin, 03 sıra numaralı "Sağlık ve Sosyal Hizmetler" hizmet kolunun 06 kurum kodlu satırında yer alan "(Tıp ve diş hekimliği fakülteleri ile bunlara bağlı sağlık uygulama ve araştırma merkezleri)" ibaresinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI_ : Davacı tarafından, dava konusu düzenleyici işlemde, 03 sıra numaralı "sağlık ve sosyal hizmetler" hizmet kolunun 06 kurum kodunda üniversite hastaneleri ibaresinden sonra dava konusu "(Tıp ve diş hekimliği fakülteleri ile bunlara bağlı sağlık uygulama ve araştırma merkezleri)” ibaresi yer alması nedeniyle münhasıran ve müstakilen “üniversite hastaneleri” yanında “tıp ve diş hekimliği fakülteleri ile bunlara bağlı sağlık uygulama ve araştırma merkezleri”ne bağlı üniversite hastanelerinin mi yoksa bünyesinde üniversite hastanesi olup olmadığına bakılmaksızın “tıp ve diş hekimliği fakülteleri ile bunlara bağlı sağlık uygulama ve araştırma merkezleri”nin mi sağlık ve sosyal hizmetler hizmet kolunda sayıldığı konusunda belirsizlik olduğu, tıp ve diş hekimliği fakülteleri ile bunlara bağlı sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinin esasen sağlık kamu hizmetinin sunumu amacıyla kurulmuş olmadığı, aksine asıl faaliyet alanlarının eğitim, bilimsel ve teknik araştırma olduğu, bu kapsamda 02 sıra numaralı "eğitim, öğretim ve bilim hizmetleri" hizmet kolu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, üniversite hastaneleriyle tıp ve diş hekimliği fakültesi arasında zorunlu ve ayrılmaz bir bağın bulunmadığı, tıp ve diş hekimliği fakülteleri ile bunlara bağlı sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinin birer işyeri olarak üniversitenin parçası olduğu, dava konusu işlemin Yönetmeliğin 3. maddesindeki kurum ve işyeri tanımlarını ihlal ettiği, tıp ve diş hekimliği fakülteleri ile bunlara bağlı sağlık uygulama ve araştırma merkezleri kadrosunda çalışan personel ile kadrosu başka birimde bulunmakta iken bu birimlerde çalışan personelin ya da kadrosu bu birimde bulunmakta iken fiilen başka birimlerde çalışan personelin hangi sendikaya üye olacakları konusunda belirsizliklerin olduğu iddia edilmektedir.
DAVALILARIN_SAVUNMALARI : I- Davalı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından, dava konusu işlem ile benzer bir konuda davacı Sendika tarafından, Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu Kapsamına Giren Kurum ve Kuruluşların Girdikleri Hizmet Kollarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik uyarınca Sağlık Bilimleri Üniversitesinin ''Eğitim, öğretim ve bilim hizmetleri kolu'' kapsamında değerlendirilmesi istemi ile yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, Ankara 8. İdare Mahkemesince davanın reddine karar verildiği, bahsi geçen kararın istinaf aşamasından geçerek kesinleştiği savunulmaktadır. II- Davalı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin 4688 sayılı Kanun'a dayanılarak düzenlendiği, kamu kurum ve kuruluşlarının girdiği hizmet kolunun belirlenmesinde yapılan işin niteliğinin dikkate alındığı, zira dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinde, kamu kurum ve kuruluşlarının girdikleri hizmet kolunda anlaşmazlık çıkması halinde kurum ve kuruluşta yürütülen görevin niteliğine göre belirleneceği hususunun belirtildiği, kadrosu üniversite hastanelerinde (tıp ve diş hekimliği fakülteleri ile bunlara bağlı sağlık uygulama ve araştırma merkezleri) bulunan ve özlük hakları bu kurumdan karşılanan personelin “sağlık ve sosyal hizmetler” hizmet kolunda faaliyette bulunan sendikalara üye olabilecekleri, üniversitelerin diğer birimlerinde kadrolu olarak çalışan personelin ise “eğitim, öğretim ve bilim hizmetleri” hizmet kolunda faaliyette bulunan sendikalara üye olabilecekleri, Manisa Celal Bayar Üniversitesi ve Hafsa Sultan Hastanesinde sendika üye sayılarının tespitinde hata yapıldığından bahisle Ankara 1. İş Mahkemesinde açılan davada, Yargıtay tarafından temyiz incelemesi aşamasında “kamu görevlilerinin fiilen çalıştıkları işyerine göre üye olabilecekleri sendikanın belirleneceği, bu suretle çalışma koşullarının, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerinin geliştirilmesi amacına ulaşılabileceği” değerlendirmesi yapıldığı savunulmaktadır. III- Davalı Marmara Üniversitesi Rektörlüğü tarafından, usul yönünden, davanın Yönetmelik kuralının iptaline ilişkin kısmında süre aşımı bulunduğu, ayrıca idari merci tecavüzü bulunduğu; esas yönünden, kamu görevlilerinin çalıştıkları işyerlerinin girdiği hizmet kolunda faaliyet gösteren sendikalara üye olması gerektiği, Marmara Üniversitesi bünyesinde 4688 sayılı Kanun kapsamında çalışan personelden tıp ve diş hekimliği fakülteleri ve ile bunlara bağlı sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinde çalışanların "sağlık ve sosyal hizmetler" hizmet kolunda, diğer birimlerde çalışanların ise "eğitim, öğretim ve bilim hizmetleri" hizmet kolundaki sendikalara üye olabilecekleri savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Bireysel işlem yönünden, davacı Sendikanın üyesi olan ve dava konusu bireysel işlemin muhattabı olan kişi tarafından kendi adına dava açma hususunda yetki verdiğini gösterir bir yetki belgesi sunulmadığından bireysel işleme karşı Sendikanın dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddine; düzenleyici işlem yönünden ise davanın süresinde açılmadığından süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra dava dosyası 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) ve (e) bentleri yönünden incelenerek gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Dava dosyasının incelenmesinden; - davacı Sendika tarafından, Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde görev yapan ve 10/01/2024 tarihinde davacı Sendikaya üye olan ... isimli kamu personelinin üyelik ödentisinin Sendika hesabına yatırılması istemiyle 10/01/2024 tarihinde davalı Marmara Üniversitesi Rektörlüğüne başvuru yapıldığı, - davalı Marmara Üniversitesi Rektörülüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile başvuruya konu kamu personelinin döner sermayeden katkı payı alması nedeniyle "Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri" hizmet koluna üye olamayacağı, "Sağlık ve Sosyal Hizmetler" hizmet koluna üye olabileceği, bu sebeple üyelik formunun işleme alınmadığı gerekçesiyle talebin reddedildiği, - bahse konu işlemin davacı Sendikaya tebliği üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, anlaşılmaktadır.
İNCELEME VE GEREKÇE : USUL YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari dava türlerinden olan iptal davası, idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmış; aynı Kanun'un 7. maddesinin 1. fıkrasında, "Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür." hükmü; 4. fıkrasında, "İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz." hükmü; 8. maddesinin 1. fıkrasında, "Süreler tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar." hükmü; Yine aynı Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasında, "Dilekçeler, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından: a) Görev ve yetki, b) İdari merci tecavüzü, c) Ehliyet, d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) Süre aşımı, f) Husumet, g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları, Yönlerinden sırasıyla incelenir..." hükmü; 6. fıkrasında, "Yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmü uygulanır." hükmü; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinde ise, "Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin; ... b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde davanın reddine....karar verilir." hükmü yer almaktadır. 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun "Sendika ve konfederasyonların yetki ve faaliyetleri" başlıklı 19. maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendinde; sendikaların, üyelerin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukukî yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını, her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmak yetkilerini haiz olduğu düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan Kanun'a dayanılarak çıkanlar ve 07/09/2001 tarih ve 24516 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu Kapsamına Giren Kurum ve Kuruluşların Girdikleri Hizmet Kollarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik'in; "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında, "kurum"un, kuruluş kanunları veya kuruluşlarına ilişkin mevzuatlarında görev, yetki ve sorumlulukları belirlenen, hizmetin niteliği ve yürütülmesi bakımından idari bir bütünlüğe sahip işyerlerinden oluşan kuruluşları; "işyeri"nin, kamu hizmetinin yürütüldüğü yerleri ifade ettiği belirtilmiş; "Hizmet Kollarının Belirlenmesi" başlıklı 4. maddesinde, "Kamu kurum ve kuruluşlarının girdikleri hizmet kolları ekli listede gösterildiği şekilde tespit edilmiştir. Bu kurum ve kuruluşların merkez ve taşra teşkilatına bağlı tüm birimler ile yine bu kuruluşlara bağlı döner sermaye, fonlar ve kefalet sandıkları, bağlı ortaklık ve müesseseler de asıl işyerinden sayılır. Bu Yönetmeliğe ekli listede yer alan kamu kurum ve kuruluşlarının özelleştirme kapsam ve programına alınmaları halinde özelleştirme kapsam ve programına alınmadan önce görevleri itibariyle belirlenmiş hizmet kollarında değerlendirilmeye devam edilir. Bağlı ortaklıklardan özelleştirme kapsam ve programına alınan kurum ve kuruluşlar da önce bağlı bulundukları teşebbüslerin hizmet kolunda değerlendirilir." kuralı; "Uyuşmazlıkların Çözümü" başlıklı 5. maddesinde, "Kamu kurum ve kuruluşlarının girdikleri hizmet kolunda anlaşmazlık çıkması halinde tarafların başvurusu üzerine hizmet kolu, kurum ve kuruluşta yürütülen görevin niteliğine göre Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığınca birlikte belirlenir. Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden sonra kurulacak kamu kurum ve kuruluşlarının dahil edileceği hizmet kolu ile ekli listede yer almayan kurum ve kuruluşlar Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığı tarafından tespit edilir. Değişiklikler Resmi Gazetede yayımlanır." düzenlemesi yer almıştır. 4688 sayılı Kanun'da sayılan on bir hizmet kolu, bu Kanun'a dayanılarak çıkarılan dava konusu Yönetmeliğin ekinde yer alan ve 22/02/2020 tarihli, 31047 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle değiştirilen "Kamu Kurum ve Kuruluşların Girdikleri Hizmet Kollarını Gösteren Liste"de aynı sıra numaraları ile başlıklandırılmış, kamu kurum ve kuruluşları bu başlıklar altında sınıflandırılmıştır. Anılan Liste'de 02 sıra numaralı "Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri" hizmet kolunun 05 kurum kodunda üniversiteler; 03 sıra numaralı "Sağlık ve Sosyal Hizmetler" hizmet kolunun 06 kurum kodunda ise "Üniversite Hastaneleri (Tıp ve diş hekimliği fakülteleri ile bunlara bağlı sağlık uygulama ve araştırma merkezleri)" yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1) Marmara Üniversitesi Rektörlüğünün işlemi yönünden: 4688 sayılı Kanun uyarınca kamu görevlileri sendikaları ve üst kuruluşlarının üyeleri hakkında tesis edilen bireysel işlemlere karşı dava açıp açamayacakları konusunda Danıştay Dairelerince verilen kararlar arasındaki aykırılık Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 18/06/2006 tarihli ve 26202 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 03/03/2006 tarihli ve E:2005/1, K:2006/1 sayılı kararıyla giderilmiştir. Bu kararda, "4688 sayılı Kanunun 19/f maddesi, sendika ve üst kuruluşlarının, bizzat taraf oldukları hukuki ilişkiler dolayısıyla davacı ve davalı oluş sıfatları ile ortak çıkarların korunması için tanınan davacı olabilme sıfatından başka, hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya bunların mirasçılarını her derecedeki yargı organları önünde temsil etmek ve dava açma hakkı tanımaktadır. Bu bağlamda kanun koyucu 19/f maddesi ile sendika ve üst kuruluşları, diğer tüzel kişiliklere genel hükümler uyarınca tanınan taraf olma ve dava açma ehliyetinin dışında, üyelerini ve bunların mirasçılarını temsil etme ve ettirme yetkisi ile donatmaktadır. Buna göre, söz konusu maddenin sendikalara ve üst kuruluşlarına tanıdığı yetkinin ehliyet değil temsil bağlamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Başka bir anlatımla kanun koyucu, getirdiği bu düzenleme ile, idare tarafından sendika üyesi kamu görevlisi hakkında tesis edilen bireysel (subjektif) işlemler nedeniyle bu ilişkinin tarafı olmayan sendika ve üst kuruluşa, üyesinin isteğine bağlı olarak uyuşmazlığın çözümünde taraf olarak kendisini temsil etme yetki ve sorumluluğu vermektedir. Gerek metindeki terimlere bağlı olarak maddenin yorumu, gerekse madde gerekçesi ile konuya ilişkin tarihsel süreç ve mevzuatımızda yapılan değişiklikler dikkate alındığında, kamu görevlileri sendika ve üst kuruluşlarının, sendika üyesi olan kamu görevlisinin isteği üzerine, statüsü ve bu statüsünden kaynaklanan hak, yükümlülük, görev ve sorumlulukları ile atama, nakil, disiplin ve personel hukukuna ilişkin diğer düzenlemelere dayalı olarak, üyeleri hakkında tesis edilen bireysel (subjektif) işlemlere karşı, üyelerini temsilen avukatları aracılığıyla dava açabilecekleri ve bu nedenle açılan davalarda taraf olabilecekleri sonucuna ulaşılmaktadır." gerekçesine yer verilmiş, bu suretle kamu görevlileri sendikalarının, kuruluş amaçları doğrultusunda, birden çok üyesinin menfaatini ihlal eden genel ya da ortak nitelikteki idari tasarruflara karşı doğrudan sendika adına dava açma ehliyeti bulunduğu; bunun yanı sıra, üyelerinin statüsünden kaynaklanan bireysel uyuşmazlıklarında da, üyelerinin talebi üzerine ve üyeleri adına dava açma, üyelerini yargı mercileri önünde temsil etme yetkisi olduğu kabul edilmiştir. Buna göre, Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde görev yapan ve Eğitimciler Birliği Sendikasına üye olan ...'nın döner sermaye katkı payı alması sebebiyle "eğitim, öğretim ve bilim hizmetleri" hizmet kolunda kurulan bir sendikaya üye olamayacağından bahisle üyelik formunun işleme alınmamasına ilişkin Marmara Üniversitesi Rektörlüğünün ...tarih ve ... sayılı işleminin; daha açık bir ifadeyle, davacı Sendikanın birden çok üyesinin menfaatini ihlal eden genel ya da ortak nitelikte bir işlem mahiyeti taşımayan, aksine yalnızca belirli bir sendika üyesinin kişisel menfaatini ilgilendiren bireysel bir işlemin tesisi üzerine açılan işbu davanın, davacı Sendika tarafından doğrudan kendi adına açılması mümkün bulunmamaktadır. Dava dosyasının incelenmesinden; işbu davanın davacı Sendika tarafından doğrudan kendi adına açıldığı, ayrıca dava konusu bireysel işlemin muhatabı olan... tarafından, davacı Sendikaya, kendi adına dava açmak üzere yetki verildiğine dair herhangi bir belgenin de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden; Dairemizin 29/09/2025 tarihli ara kararı ile işbu davanın açıldığı tarih itibarıyla,... tarafından kendi adına dava açmak üzere davacı Sendikaya dava açma hususunda yetki verildiğini gösteren bir yetki belgesinin bulunup bulunmadığının sorulmasına, var ise dava dosyasına sunulmasının istenilmesine karar verildiği, ancak davacı Sendika tarafından herhangi bir bilgi ya da belgenin dosyaya sunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava konusu işlemin, davacı Sendikanın bir üyesinin kişisel menfaatini ilgilendiren bireysel işlemden ibaret olduğu, davacının birden çok üyesinin menfaatini ihlal eden genel ya da ortak nitelikte bir işlem mahiyeti taşımadığı, ayrıca üyesi tarafından kendi adına dava açmak üzere verilmiş herhangi bir yetki belgesi de bulunmadığı, bu haliyle davacı sendikanın işbu davayı doğrudan kendi adına açma ehliyeti bulunmadığı gibi üyesi adına temsilen açmaya da yetkili olmadığı, sonuç itibarıyla davanın bu kısmının ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
2) Dava konusu Yönetmelik maddesi yönünden: Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinden; bir düzenleyici işleme karşı ilan tarihinden itibaren altmış gün içinde dava açılabileceği gibi, söz konusu düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilen bir uygulama işleminin varlığı hâlinde, bu işlemin tebliğinden itibaren altmış gün içinde bireysel veya düzenleyici işleme yahut her ikisine birden dava açılabileceği; başka bir ifadeyle, ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayan dava açma süresi içerisinde idari davaya konu edilmeyen düzenleyici işlemlerin, bu tarihten sonra davaya konu edilebilmeleri için, bireysel işlem tesis edilmiş olması ve bu işlemin dava konusu edilen düzenleyici işlemin uygulanması niteliğinde bulunması gerektiği anlaşılmaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde sözü edilen "uygulama işlemi" kavramı, kural koyucu nitelikteki düzenleyici işlemlere dayanılarak ilgililer hakkında tesis edilen ve onların menfaatlerinin ihlal edilmesi sonucunu doğuran, başka bir ifadeyle hukuksal durumlarında değişiklik yaratan kesin ve icrai bireysel nitelikteki işlemleri ifade etmektedir.
Uyuşmazlıkta, öncelikle, 07/09/2001 tarih ve 24516 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu Kapsamına Giren Kurum ve Kuruluşların Girdikleri Hizmet Kollarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmeliğin ekinde yer alan "Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Girdikleri Hizmet Kollarını Gösteren Liste"nin dava konusu halinin, 22/02/2020 tarihli ve 31047 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı, bakılan davanın ise 01/03/2024 tarihinde açıldığı dikkate alındığında; davanın Yönetmelik kuralının iptali istemine ilişkin kısmının, düzenleyici işlemlerin yayım ve ilan tarihlerini izleyen günden itibaren başlayan altmış günlük dava açma süresi içinde açılmadığı görülmektedir. Öte yandan, yukarıda aktarıldığı üzere, uyuşmazlıkta dava konusu düzenleyici işlemin davacı Sendika veya birden çok üyesi hakkında genel ve ortak nitelikte uygulanması niteliğinde bir bireysel işlem bulunmadığından, davalı Marmara Üniversitesi Rektörlüğünce tesis edilen ... tarih ve ... sayılı işlemin, dava konusu Yönetmeliğin ilgili kısmına karşı açılacak davanın süresini, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 4. fıkrası kapsamında canlandırmasına da hukuken olanak bulunmamaktadır. Bu itibarla, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde öngörülen süre içinde açılmayan davanın düzenleyici işlemin iptali istemine ilişkin kısmının, süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davanın, Marmara Üniversitesi Rektörlüğünce tesis edilen ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemine ilişkin kısmının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi ve 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca EHLİYET NEDENİYLE REDDİNE, 2. Davanın, Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu Kapsamına Giren Kurum ve Kuruluşların Girdikleri Hizmet Kollarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmeliğin ekinde yer alan "Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Girdikleri Hizmet Kollarını Gösteren Liste"nin, 03 sıra numaralı "Sağlık ve Sosyal Hizmetler" hizmet kolunun 06 kurum kodlu satırında yer alan "(Tıp ve diş hekimliği fakülteleri ile bunlara bağlı sağlık uygulama ve araştırma merkezleri)" ibaresinin iptali istemine ilişkin kısmının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi ve 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE, 3- Aşağıda ayrıntısı gösterilen ...TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4- Kullanılmayan ...TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde ve artan posta ücretinin ise kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5- Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 6- Kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 16/12/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.