Danıştay · 8. Daire
Danıştay 8. Daire 2024/5551 E. 2026/897 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 8. Daire
- Esas No
- 2024/5551
- Karar No
- 2026/897
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/5551 Karar No : 2026/897
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... 4- ... 5- ... 6- ... 7- ... 8- ... 9- ... 10- ... 11- ... 12- ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 3- ... Üniversitesi VEKİLİ : Av. ...
DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, 1416 sayılı Kanun kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı hesabına yurtdışında doktora öğrenimini tamamlayan ...'ın mecburi hizmet yükümlülüğünün Boğaziçi Üniversitesine devrinin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının uygun görüşü üzerine Milli Eğitim Bakanlığınca uygun görülmesi üzerine anılan kişinin Boğaziçi Üniversitesi ... Bölümüne doktor öğretim üyesi olarak atanmasına ilişkin Boğaziçi Üniversitesinin 15/02/2022 tarihli işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; 1416 sayılı Kanunun 21. maddesinin 5. fıkrası uyarınca Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 15/09/2021 toplantısında Yıldırım Beyazıt Üniversitesine bağlı olarak çalışan davacının mecburi hizmet yerinin Boğaziçi Üniversitesi olarak değiştirilmesinin uygun bulunduğu ve davacının Milli Eğitim Bakanlığının ... tarih ve E-... sayılı oluru ile Boğaziçi Üniversitesinde mecburi hizmet yükümlülüğünü tamamlamasına karar verildiği, usulüne uygun mecburi hizmet yeri devri yapılan davacının 29/12/2021 tarihli dilekçeyle göreve başlama talebiyle davalı üniversiteye başvuruda bulunduğu ve başvuru sonucunda şartları sağlayan davacının Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümüne doktor öğretim üyesi olarak atandığı, dava konusu atama işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, Milli Eğitim Bakanlığınca davacının mecburi hizmet devrinin Boğaziçi Üniversitesi’nde yeni kurulan ... Fakültesi’nin ihtiyacını karşılamak amacı ile gerçekleştirildiği, ancak ...'ın ... Bilimler Fakültesine doktor öğretim üyesi olarak atanmasının hukuka uygun olmadığı, bölümden görüş alınmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından, 1416 Kanun kapsamında davacının eğitimin tamamladığı ve mecburi hizmet yükümlüğünün Kurulun uygun görüşü ve Milli Eğitim Bakanlığının kararı ile Boğaziçi Üniversitesine devredildiği, kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek atamanın yapıldığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. Boğaziçi Üniversitesi tarafından, davacının atama kriterlerini taşıdığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. Müdahil tarafından, mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmek için başvuru yaptığı, 1416 sayılı Kanun'un 21. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca atama koşullarını sağladığından atamasının yapıldığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının belirtilen açıklama ile onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Bununla birlikte, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçelerinin, diğer ilk inceleme konuları yanında ehliyet yönünden de inceleneceği belirtilmiş; 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise, 14. maddenin 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hâllerde davanın reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır. İdari Yargılama Usulü Kanunu'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde sözü edilen "ehliyet" kavramının, iptal davası açılabilmesinin idari yargılama usulü bakımından özel bir koşulu olan subjektif ehliyeti ve genel dava açma ehliyetini, diğer bir anlatımla fiil ehliyeti ya da objektif ehliyeti de kapsadığında duraksama bulunmamaktadır. Subjektif ehliyet, yani menfaat koşulu, 2577 sayılı Kanundan kaynaklanmakta olup, idari yargılama usulüne özgüdür ve davacının meşru, şahsi ve güncel bir menfaatinin ihlal edilmesi anlamına gelmektedir. Objektif ehliyet ise; taraf ehliyeti ve dava ehliyeti olmak üzere iki unsurdan meydana gelmektedir. Taraf ehliyeti, bir davada davacı veya davalı olabilmeyi; dava ehliyeti ise, bir davayı davacı veya davalı sıfatıyla bizzat ya da vekil aracılığıyla açabilme, takip edebilme ve davayla ilgili usul işlemlerini yapabilmeyi ifade etmektedir. Bu bakımdan, medeni hukuktaki hak ehliyetinin medeni usul hukukundaki karşılığı taraf ehliyeti iken, medeni hakları kullanma ehliyetinin medeni usul hukukundaki karşılığı dava ehliyetidir. Anılan yasal düzenlemeler ile iptal davalarının hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemlerle kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisi olanlar tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunlu olup; sözü edilen kişisel, meşru ve güncel bir menfaat alakasının varlığı taraf ilişkisinin kurulmasında yeterli sayılmakta ve bu husus davanın niteliğine ve özelliğine göre belirlenmektedir. Uyuşmazlık; davacıların 1416 sayılı Kanun kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı hesabına Yıldırım Beyazıt Üniversitesi adına yurtdışında doktora öğrenimini tamamlayarak yurda dönen ...'ın mecburi hizmet yükümlülüğünün Boğaziçi Üniversitesine devrinin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının uygun görüşü üzerine Milli Eğitim Bakanlığınca uygun görülmesi sonrasında anılan kişinin Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ... Bölümüne öğretim üyesi olarak atanmasına ilişkin işlemin iptali isteminden kaynaklanmaktadır. Bakılan davanın Boğaziçi Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, ... Bölüm Başkanı Prof. Dr. ... ve anılan Bölümün öğretim üyeleri tarafından açıldığı görülmüş olup; İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, ... Bölümü öğretim üyelerinin dava konusu edilen öğretim üyesi atamasının iptalini istemekte güncel, kişisel ve meşru menfaati bulunmadığı anlaşıldığından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14/3-c ve 15/1-b maddeleri uyarınca davanın bu kısmının ehliyet yönünden reddi gerekmektedir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen açıklamayla ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 18/02/2026 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY : (X)- Davacılar tarafından, Dr. ...'ın 1416 Sayılı Kanun'un 21. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca Yükseköğretim Kurulu'nun uygun görüşü üzerine Milli Eğitim Bakanlığı devir kararı üzerine Boğaziçi Üniversitesi ... Bölümüne doktor öğretim üyesi olarak atanmasına ilişkin Boğaziçi Üniversitesinin ... tarihli işlemin iptali istenilmiştir. 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun'un 17. maddesinde, "Maarif Vekaleti her talebenin tahsilini ikmal etmesinden altı ay evvel keyfiyeti ait olduğu makama bildirir. Tahsilini ikmal ile avdet eden talebe üç ay zarfında taahhütname ile merbut olduğu makama müracaata mecburdur. Müracaatından itibaren mensup olduğu makamca bu talebeye bir vazifeye tayin edilmedikçe üç ay müddetle ecnebi memleketlerde tahsilde bulunan talebe için itası mukarrer asgari aylığının yarısı aylık tahsisat olarak verilir." hükmüne ; 18. maddesinde ise, "Avdet ve müracaat etmiş olan bir talebe ihtisası dahilinde kendisine teklif olunacak hizmeti kabule mecburdur. Ancak bu mecburiyet müracaatından itibaren üç ay nihayetine kadar bir hizmete tayin edilmiyenler için sakıt olur." hükmüne, 21.maddesinde ise, "Bu Kanun uyarınca mecburi hizmet karşılığı yurt dışına gönderilenler öğrenimlerini başarıyla tamamladıktan sonra mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere, adlarına gönderildikleri kurumların ilgili kadrolarına atanır. (Değişik ikinci fıkra: 19/11/2014-6569/23 md.) Millî Eğitim Bakanlığında istihdam edilmek üzere Millî Eğitim Bakanlığı adına ve hesabına bu Kanun kapsamında yurt dışına gönderilenlerden gönderildikleri ülkede doktora öğrenimlerini tamamladıktan sonra mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere yurda dönenler, Millî Eğitim Uzmanı kadrolarına atanır. Bu kişilerin yurt dışında lisansüstü eğitim amacıyla geçirdikleri sürelerin tamamı, Bakanlıkça belirlenen yurt dışında azami eğitim süresini geçmemek üzere, memuriyette geçmiş sayılarak, bu sürelerin her yılı bir kademe ilerlemesine ve her üç yılı bir derece yükselmesine esas olacak şekilde değerlendirilir ve 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin (B) fıkrasında öngörülen çalışma sürelerinin hesabında da dikkate alınır. (Ek fıkra: 2/12/2016-6764/18 md.) Kamu kurum ve kuruluşlarında memur olarak çalışırken bu Kanun kapsamında yurt dışına gönderilmeye hak kazananlara, öğrenim süreleri boyunca kurumları tarafından aylıksız izin verilir. Bu kişiler öğrenimlerini başarıyla tamamlayıp mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere aylıksız izinli olarak ayrıldıkları kadrolarına döndükten sonra, adına öğrenim gördükleri kurumların ilgili kadrolarına en geç altı ay içerisinde naklen atanırlar. Aylıksız izin sebebinin ortadan kalkmasından itibaren iki ay içinde görevine dönmeyenler, memuriyetten çekilmiş sayılır. (Ek fıkra: 2/12/2016-6764/18 md.) Yükseköğretim kurumları adına ve Millî Eğitim Bakanlığı hesabına lisansüstü öğrenim görenlerin mecburi hizmet yükümlülüklerinin, yükseköğretim kurumları ile kamu kurum ve kuruluşlarına devrine Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşü üzerine Millî Eğitim Bakanlığınca karar verilir. Kamu kurum ve kuruluşları adına lisansüstü öğrenim görenlerin mecburi hizmet yükümlülüklerinin kamu kurum ve kuruluşları ile yükseköğretim kurumlarına devrine ise Millî Eğitim Bakanlığınca karar verilir. (Ek altıncı fıkra:3/6/2021-7326/15 md.) Yükseköğretim kurumları adına yurt dışına gönderilenlerin öğrenimlerini izlemek ve değerlendirmek üzere adına öğrenim gördükleri yükseköğretim kurumu tarafından danışman atanır. Yükseköğretim kurumları adına yurt dışına gönderilenlerden doktora öğrenimlerini başarıyla tamamlayanların, mecburi hizmet yükümlülüklerini ifa etmek üzere adına öğrenim gördükleri yükseköğretim kurumunun atama kriterlerini karşılamaları şartıyla doktor öğretim üyesi kadrolarına, atama kriterlerini sağlamamaları halinde ise öğretim görevlisi kadrolarına ataması yapılır. Kamu kurum ve kuruluşlarınca staj amacıyla yabancı ülkelere gönderilecek memurlar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz." hükmüne yer verilmiştir. Türk Öğrencilerin Yabancı Ülkelerde Öğrenimleri Hakkında Yönetmeliğin ‘’İstihdam’’ başlıklı 34. maddesi "... (5) Adına öğrenim görülen kurum veya kuruluşlar görev talebinde bulunan öğrencileri başvuru tarihinden itibaren en geç üç ay içinde ihtisasları dâhilinde göreve başlatmakla yükümlüdür. Bu kurum ve kuruluşlar öğrencilerin görev talebi başvurularını, başvuru tarihinden itibaren en geç on beş gün içinde; göreve başlamalarını ise hizmet cetveliyle birlikte göreve başlama tarihinden itibaren en geç bir ay içinde Bakanlığa bildirir." şeklinde düzenlenmiştir. Dosyanın incelenmesinden; davacılar tarafından, Dr. ...'ın Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, yüksek lisans ve doktora eğitimini yapmak üzere yurt dışına gönderildiği, 1416 sayılı Kanun uyarınca Milli Eğitim Bakanlığı hesabına mecburi hizmet yükümlülüğü üstlenmek kaydıyla İngiltere Cambridge Üniversitesi’nde “Kalkınma Etüdleri-Endüstriyel Kalkınma” alanında doktora öğrenimini tamamlamasının ardından, 1416 sayılı Kanunun 21 inci maddesi 5 inci fıkrası uyarınca Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 15.09.2021 toplantısında Yıldırım Beyazıt Üniversitesine bağlı olarak çalışan davacının mecburi hizmet yerinin Boğaziçi Üniversitesi olarak değiştirilmesinin uygun bulunması üzerine Milli Eğitim Bakanlığının ... tarih ve E-... sayılı oluru ile Boğaziçi Üniversitesinde mecburi hizmet yükümlülüğünü tamamlamasına karar verildiği, bunun üzerine Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümüne doktor öğretim üyesi olarak atanmasına ilişkin ... tarihli atama onayının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. Olayda 1416 sayılı Yasa uyarınca yurt dışına gönderilen davacının mecburi hizmeti bulunduğu ve bu hizmetini ihtiyacına binaen yurtdışına gönderildiği üniversitede yapması esastır. 1416 sayılı Yasa ve 2547 sayılı Yasanın bu konuları düzenleyen farklı rejimler olması nedeniyle mecburi hizmetin ancak 2547 sayılı Yasa kıyasen uygulanmak suretiyle yapılması, yani 2547 sayılı Yasa prosedürü uygulanmak suretiyle yapılması mümkündür. Bu itibarla 2547 sayılı Yasa uyarınca mecburi hizmetin devredileceği üniversitenin muvafakatının alınması zorunludur. Dava konusu olayda bu durum gözetilmemesi işlemi hukuka aykırı kılmaktadır. Sonuç olarak, Milli Eğitim Bakanlığının ... tarih ve E-... sayılı oluru ile yapılan mecburi hizmet devrinin Boğaziçi Üniversitesi’nde yeni kurulan ... Fakültesi’nin ihtiyacını karşılamak amacı ile gerçekleştirildiği açıkça ifade edildiği halde Dr. ...'ın İktisadi İdari Bilimler Fakültesine doktor öğretim üyesi olarak atanmasının, dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü'nden, atama işlemi öncesinde, atama işlemine esas ihtiyacın belirlenmesi hususunda görüş alınmadığı, atama işlemi 1416 Sayılı Kanun uyarınca yapılsa dahi, bölüm ihtiyacı ve kadro atamasına ilişkin yeterliliklerin belirlenmesinde uygulanması zorunlu mevzuatın 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu olduğundan temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.
KARŞI OY : (XX)- İptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali" doktrin ve içtihatlarda; dava konusu işlemle davacı arasında kurulan makul, meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Menfaat ilişkisi koşulunun varlığı davanın esasının incelenebilmesi için aranan ön şartlardan biri olup sınırları hukuki duruma göre değişmekte ve davanın durumuna göre taraf ilişkisinin kurulması idari yargı yerince belirlenmektedir. Davacıların Boğaziçi Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, ... Bölüm Başkanı Prof. Dr. ... ve anılan Bölümün öğretim üyeleri olduğu görüldüğünden, dava konusu Dr. ...'ın 1416 Sayılı Kanun'un 21. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca Yükseköğretim Kurulu'nun uygun görüşü üzerine Milli Eğitim Bakanlığı devir kararı üzerine Boğaziçi Üniversitesi ... Bölümüne doktor öğretim üyesi olarak atanmasına ilişkin Boğaziçi Üniversitesinin ... tarihli işlemin iptali için davacıların kişisel, güncel ve meşru bir menfaatini etkilememesi nedeniyle, davanın ehliyet yönünden reddi gerekmektedir. Bu durumda, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek verilen temyize konu İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.