Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/808 E. 2026/968 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/808
- Karar No
- 2026/968
- Karar Tarihi
T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/808 KARAR NO : 2026/968
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU :İhtiyati Haciz
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ :25/06/2026
Taraflar arasında görülen davada Mahkemece geçici hukukî koruma talebi hakkında verilen ara kararının istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili ile davalı borçlu arasında faktoring sözleşmeleri bulunduğunu, davalı borçlunun, söz konusu faktoring sözleşmelerine istinaden; 07.04.2025 tarihli ... numaralı ... TL bedelli faturadan kaynaklı alacağını müvekkili şirkete temlik ettiğini, müvekkili şirket tarafından faktoring ilişkisi kapsamında anlaşılan bedelin, davalıya ait banka hesabına gönderildiğini, müvekkili şirketin alacağını tahsil edememesi üzerine Diyarbakır İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını ve davalı borçlu tarafından icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini, ihtiyati haciz, HMK’nun 389. vd. maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbirin özel bir çeşidi olduğunu, şartları ve sonuçları İİK’nun 257. maddesinde düzenlendiğini, İİK'nun 257. maddesine göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceğini, gerek dava ve usul ekonomisi gerek somut vakıanın gelişimi, maddi kanıtların yoğunluğu, eldeki davanın kabul ile sonuçlanma olasılığı, davalının mal kaçırma ihtimalinin olması, dava sonunda verilecek kararın işlevsiz kalmaması, alacağın tahsil edilememe riskinin bulunması, bunun da yeni dava ve sorumluluklara yol açacak olması vs. gibi ihtimaller dikkate alınarak davalının taşınırları, taşınmazları ve 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerinde alacaklarına yetecek oranda ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacının davalı aleyhinde ihtiyati haciz isteyebilmesi için sunması gerekli olan davalı ile yapılan sözleşmenin fesh edildiğine dair ihtarnameyi ya da fatura borçlusuna karşı fatura alacağının tahsilini teminen yapmış olduğu işlemlerin sonuçsuz kaldığına dair belgeleri sunmadığı, yalnız fatura, faktoring sözleşmesi, ... TL'lik faturanın ... TL'sinin davacıya temlik edildiğine dair alacak bildirim formu ve davalıya ... TL ödeme yapıldığına dair banka ödeme belgesinin sunulduğu, davacının alacağını bu aşamada yaklaşık ispat ölçüsünde ispat edemediği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; müvekkil ile davalı arasına imzalanan faktoring sözleşmesinin bulunması, alacağın temlik alındığına ilişkin tevdi bordroları ve sözleşme gereği davalı şirkete ödenen bedelleri gösteren ödeme dekontlarından anlaşılacağı üzere müvekkilinin alacağının muaccel hale geldiğini bu nedenle ilk derece mahkemesinin yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar vermesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; Talep, 2004 sayılı İİK m. 257 vd. hükümleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, somut olayda ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini garanti altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati hacze ilişkin yasal düzenleme 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257 ila 268. maddesinde yer almaktadır. Bilindiği gibi ihtiyati haciz talep edebilme koşulları İİK’nın 257. maddesinde gösterilmiş olup maddede hem vadesi gelen hem de henüz vadesi gelmemiş para alacakları için ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Bunlar muaccel alacaklarda alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. Müeccel alacaklarda ise kural ihtiyati haciz istenemeyeceği ise de borçlunun belli bir adresinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa vadesi gelmemiş alacaklarda da ihtiyati haciz kararı verilebilir. Sözü edilen maddede bunun dışında herhangi bir koşul öngörülmemiştir. 2004 sayılı İİK’nın 258. maddesi “Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur” hükmünü içermekte olup ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı hakkında kanaat verilmesi yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken, alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmayıp yaklaşık ispat ölçüsünde alacağın varlığını gösteren delillerin sunulmasıdır. Söz konusu hükümdeki düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın hiç aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Yukarıda açıklanan kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça dava dışı fatura borçlusuna başlatılan takip nedeniyle alacağın tahsil edilemediği iddia edilmişse de alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiği, iddiayı destekler mahiyette bilgi ve belgelerin dosyaya ibraz edilmediği dolayısıyla alacağın yaklaşık olarak ispat edildiğinden söz edilemeyeceği anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin rddine karar vermesinde bir isabetsilik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; İlk Derece Mahkemesi ara kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-) Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan 12/03/2026 tarihli ara kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-)492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken harç davacı tarafından yatırıldığından, harcın yeterli olması nedeniyle başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-) İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) hükmü uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 362(1)-f hükmü gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.