Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/807 E. 2026/917 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/807
Karar No
2026/917
Karar Tarihi

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2026/807 Esas 2026/917 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/807 KARAR NO : 2026/917

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/10/2025 NUMARASI : 2023/434 Esas 2025/672 Karar

DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 25/11/2021 KARAR TARİHİ : 13/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/07/2026

Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili 21.12.2015 tarihinde davalıdan ivazlı olarak dava dışı ...San ve Tic. Ltd. Şti'nin borçlarından kaynaklı davalı ...A.Ş.'nin alacaklarını temlik aldığını, Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2015/5832E. Ve 2015/5339E. Sayılı dosyaları ile birlikte temlik alınan dosyalar borçlusu ...San ve Tic. Ltd. Şti'nin davalı alacaklarına teminat olarak ... parsel B Blok 28 No.lu bağımsız bölüm üzerine tesis edilen 05.7.2013 tarih ... yevmiye nolu ipoteği de temlik aldığını, temlik alınan Ankara 5. İcra Müdürlüğü 2015/5832E. Sayılı dosya ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibi olduğunu, temlikten önce davalı tarafından takip başlatıldığını, temlikten sonra taraflarınca takip edildiğini, bu takibin dayanağının da banka tarafından müvekkile temlik edilen ipotek olduğunu, ipotekli taşınmazın satışı için gün alınmış ancak dava dışı ipotek borçlusu ...'in eşi ... tarafından Ankara 11. Aile Mahkemesi 2016/615E. Sayılı dosya üzerinden taşınmazın aile konutu olduğunu, eş muvafakatı olmadığı gerekçesi ile 05.07.2013 tarih ... yevmiye nolu ipoteğin fekki için dava açıldığını, Ankara 11. Aile Mahkemesi 2016/615E. Ve 2018/468K. Sayılı kararı davayı kabul ettiğini, davalı tarafından müvekkile temlik edilen ipoteğin fekkine verilen kararın Ankara BAM 2. Hukuk Dairesince onanarak kesinleştiğini, bu davada işbu davanın davalısı ...da davalı olarak gösterildiğini, yerel mahkeme kararı ile davacı lehine 95.200,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini ve yargılama gideri ile birlikte toplam 146.780,38 TL ipoteğin fek edilmesi nedeni ile müvekkil tarafından ödendiğini, davalı 21.12.2015 tarihli temlik sözleşmesinde yukarıda bahsedilen icra dosyaları dışında ... parsel B Blok 28 No.lu bağımsız bölüm üzerine tesis edilen 05.7.2013 tarih ... yevmiye nolu ipoteği de temlik ettiğini, müvekkilinin temlik tarihi itibari ile ipotek tesis edilen tarihte ipotekli taşınmazın aile konutu olduğunu bilmesi mümkün olmadığı gibi müvekkili basiretli tacir olarak işlem tesis eden bankaya güvendiğini, geçerli bir ipoteğin temlik edildiği öngörüsü ile hareket ettiğini, davalı banka ipotek tesis ederken gerekli özen ve yükümlülüğü yerine getirmediğini, her ne kadar temlik sözleşmesinde temlik eden borcun tahsiline ilişkin olarak sorumlu olmayacağı yönünde düzenleme bulunmamaktaysa da işbu dava konusu, temlik edilen alacağın tahsiline ilişkin değil, davalı bankanın temlik edilen ipoteğin tesisinde basiretli tacir olarak sorumluluklarını yerine getirmemesi, ağır kusurlu olarak ipoteği tesis etmesi sonrasında hatalı olarak tesis edilen ipoteğin müvekkiline temlik edilmesi nedeni ile müvekkilinin uğradığı zarar olduğunu belirterek ipoteğin fekki nedeni ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taleplerinin dayanağı olarak ileri sürdüğü hususlar hukuki dayanaktan yoksun olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, 05.07.2013 tarih ... yevmiye numaraları ile tesis edilen ipotek temlik konusu kredi alacağının teminatı ve fer'i olarak, alacağın varlığından, talep ve tahsil kabiliyetinden ve borçluların aczinden sorumlu olmamak kaydıyla TBK'nun 183. ve devamı maddeleri uyarınca 370.900,00 TL karşılığında davacıya temlik edildiği, temliğin Türk Borçlar Kanunu'nun 183 vd. maddeleri uyarınca yapılmış olup, hangi nedenle olursa olsun temellük edenin alacağını tahsil edememesi ya da eksik tahsil etmesinden, borçluların aczinden ve/veya her ne sebeple olsun kısmen ya da tamamen ödememesinden veya borçluların iflasından dolayı temlik edenin sorumluluğunun bulunmadığı, ancak TBK'nun 193. maddesi gereği devrin sebep olduğu giderler ile borçluya karşı devraldığı alacağı elde etmek için yaptığı ve sonuçsuz girişimlerin yol açtığı giderlerin talep edilebileceğinin belirlendiği, Ankara 11. Aile Mahkemesinin 2016/615 Esas sayılı dosyasında davacının temliknameye konu alacağa ilişkin taraf olduğu, dekontları ile ispat edildiği üzere hükme esas bilirkişi raporunda hesaplandığı üzere 125.374,13 TL ödeme yaptığı Aile Mahkemesinin 2018/468 Karar sayılı kararı ile ipoteğe konu taşınmazın aile konutu olması ve eşin rızası olmadan ipotek işlemi yapılması sebebiyle ipotağin kaldırılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davalı temlike konu alacağın tahsilinden sorumlu tutulamayacak ise de TBK'nun 193. maddesi uyarınca davalının yapılan yargılama giderlerinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 100,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili 24/11/2025 tarihli istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; alacağın temliki ve temlik alınan ipoteğin fekkinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2. fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı üç bin Türk Lirasıdır. 25/11/2021 tarihinden itibaren ise bu sınır 5.880,00 TL'dir. Dava konusu olayda talep edilen 100,00 TL tazminata ilişkin davanın kabulü ile 100,00 TL'nin davalıdan tahsiline yönelik olması nedeniyle 25/11/2021 dava tarihli karar kesin niteliktedir. Kesin olan kararlara karşı HMK'nun 346/1 madde hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nun 352. maddesi gereğince yapılan ön inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai bir karardır (Tolga Akkaya, Medeni Usul Hukukunda İstinaf sayfa 176) 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6763 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle HMK'ya eklenen "Parasal sınırların artırılması" başlıklı ek 1. maddenin ilk hali; "(1) 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır" şeklindedir. Ancak 14/11/2024 tarihli ve 32722 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7531 sayılı Kanun) 22. maddesi ile HMK'nun ek 1. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “on” ibaresi “bin” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye "(3) İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır." şeklinde 3. fıkra eklenmiştir. Ayrıca 7531 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin 6. fıkrasında HMK'nun ek 1. maddesinin 1. fıkrasında yapılan değişikliğin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, 3. fıkra olarak eklenen düzenlemenin ise bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtay'ın bozma kararları üzerine bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yeniden verilen kararlar hakkında uygulanacağı belirtilerek geçiş hükmü öngörülmüştür. Daha sonra Anayasa Mahkemesi'nin 30.01.2025 tarihli ve 32798 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 04/12/2024 tarihli ve 2023/182 Esas, 2024/203 Karar sayılı kararı ile HMK'nun ek 1. maddesinin 2 numaralı fıkrasında yer alan "…341 inci, 362 nci..." ibaresinin ve iptal nedeniyle uygulanma imkanı kalmayan bu ibareden sonra gelen "…ve…" ibaresinin iptaline, kararın Resmi Gazete'de yayımından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra 04/06/2025 tarihli ve 32920 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7550 sayılı Kanun) 20. maddesi ile HMK'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası; "(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiş ve 3. fıkrası ise yürürlükten kaldırılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02/07/2025 tarih ve 2024/10-205 Esas 2025/410 Karar sayılı kararı ile 04/06/2025 tarihinden önce verilmiş kararlar bakımından, 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrasında yapılan değişiklik kapsamında kararın istinafı/temyizi kabil olup olmadığının belirlenmesinde dava tarihinin esas alınmasının mümkün olmadığı, değişiklikten önceki düzenlemelere göre karar tarihi itibarıyla değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Hal böyle olunca 08/10/2025 tarihli işbu kararın istinafı/temyizi kabil olup olmadığının belirlenmesinde dava tarihindeki parasal sınır olan 5.880,00 TL'nin esas alınması gerekmekte olup, HMK'nun 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden red kararına karşı miktar gözetildiğinde temyiz yolu da açık değildir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih ve 2017/3597 Esas 2018/5 Karar sayılı ilamı).

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-İlk derece mahkemesi hükmü HMK'nun 341/2. maddesi gereğince kesin olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE, 2-Davalı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcı ve 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 2.298,50 TL'nin talep halinde davalıya iadesine, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 13/07/2026

Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/807, K. 2026/917, T. 13.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-807-e-2026-917-k-851b2ecbecdf