Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/772 E. 2026/789 K. – Muarazanın Giderilmes
Konu: Muarazanın Giderilmesi
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/772
- Karar No
- 2026/789
- Karar Tarihi
- Konu
- Muarazanın Giderilmesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi 2026/772 Esas - 2026/789 Karar
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 36. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/772 KARAR NO : 2026/789
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 11/03/2026 NUMARASI : 2026/72 ESAS DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALILAR : 1- VEKİLİ : Av. : 2- DAVANIN KONUSU : Muarazanın Giderilmesi BAŞVURU KONUSU : İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ : 16/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/07/2026
Taraflar arasındaki muarazanın giderilmesi davasının yapılan yargılaması sırasında mahkemece 30/01/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine dair verilen 11/03/2026 tarihli karara karşı ihtiyati tedbir kararına itiraz eden davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, Biyometrik Kimlik Doğrulama Sistemine entegrasyon verilmesine yönelik muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, "Mahkememizin 30/01/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararının davalılar vekillerince yapılmış itirazların reddine" dair verilen karara karşı, davalı... A.Ş.; idari yargının görevli olduğunu, mahkemece verilen tedbir kararının, davacının esas dava dilekçesi neticesindeki taleplerini, henüz davanın başında karşılar nitelikte olduğunu, bu durum HMK’nın 389.madde ve devamında düzenlenen ihtiyati tedbir hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini, , dosyaya sunulan hangi delillerle tedbir kararı verildiği hususunun açıklığa kavuşmadığını, BKDS uygulaması kapsamında, kendisinin MEBBİS sistemine erişiminin engellenmesi, tamamen idarenin kamu gücüne dayalı olarak aldığı bir kararın sonucu olup, taraflar arasında eşitler arası bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, tedbir kararının özellikle şirketleri açısından doğrudan ticari, teknik ve fikri mülkiyet zararları doğurabilecek nitelikte olduğunu, yaklaşık ispat şartının da gerçekleşmediğini, davalı ...; idari yargının görevli olduğunu, tedbir kararının davanın esasını çözer nitelikte olduğunu, asıl davanın sonucunu öne çeker nitelikte bir ara karar olduğunu, uyuşmazlığın esasını çözer nitelikte olduğunu, mahkeme kararında belirtilenin aksine eğitim hakkının ihlal edilmesi söz konusu olmayıp Kanun'un 389. maddesi uyarınca ihtiyati tedbire hükmetme koşullarının oluşmadığını, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunun 2/1-k madde hükmü doğrultusunda faaliyet gösteren özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin özel gereksinimli bireylere sunduğu eğitimler karşılığında kurumlara ödeme yapıldığını, ancak bazı kurumların gerçekleştirdiklerini beyan ettikleri dersleri gerçekleştirmedikleri halde ödenek aldığının, kamu zararına yol açacak ve bireylerin ücretsiz eğitim hakkını engelleyecek suistimallerde bulunduklarının tespit edildiğini, davacının biyometrik kimlik doğrulama sistemi unsurlarını istedikleri firmadan alabilme talebinin, biyometrik veri işleme sistem mimarisi, bilgi güvenliği şartlarına uygun olmadığı gibi KVKK hükümlerine ve bu sisteme geçiş amacına aykırı olduğunu, merkezlerin bu nedenle dilediği sistemi kullanmasının mümkün olmadığını, davacının, söz konusu biyometrik kimlik doğrulama sistemine ilişkin bileşenlerin kurulduğuna dair sadece fatura sunduğunu, bu bileşenlerin Bakanlıkça belirlenen standartlara uygun olduğuna ya da fiilen kurulum yapıldığına dair hiç bir bilgi, belge veya taahhüt sunmamış olup iddiasını ispat edemediğini, HMK.nun 391.ve 392.maddesine aykırılık teşkil edecek şekilde teminata ilişkin herhangi bir hükme ve teminat alınmamasına ilişkin herhangi bir gerekçeye yer verilmediğini, sisteme dışarıdan müdahale edilmesi durumunda telafisi güç zararların ortaya çıkacağını ve özel gereksinimli bireylerin eğitim hakkından mahrum kalacağını, kamu zararı oluşabileceğini ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalının istinaf sebepleri ile HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni nedeniyle res'en dikkate alınması gereken hususların incelenmesinde; Taraflar arasındaki ihtilaf, mahkemenin, ''Mahkememizin 30/01/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararının davalılar vekillerince yapılmış itirazların reddine'' dair kararının yerinde olup olmadığı, somut olayda ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır. HMK’nın 389. maddesinde ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'' hükmü düzenlenmiştir. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu, somut olayda; davalı Kurumca yapılan işlemin yerinde olup olmadığının tespitinin yargılamayı gerektirdiği, ne var ki, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin devam ettiği, eğitim faaliyetinin devamının sağlanması bakımından davacının ileride haklı çıkması halinde ekonomik açıdan telafisi güç sonuçlar doğabileceği, ihtiyati tedbir kararı verilmesinin işin esasını halleder nitelikte olmadığı dikkate alındığında HMK’nın 389. maddesi uyarınca somut olayda ihtiyati tedbir şartlarının oluşması ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalıların istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalıların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1/b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı... Anonim Şirketi'nden yeteri kadar istinaf karar ve ilam harcı alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı kurum harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuran davalı üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf kararının yerel mahkemece taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 16/07/2026 tarihinde, oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip