İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/776 E. 2026/607 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/776
Karar No
2026/607
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/776 Esas KARAR NO : 2026/607

DAVA : Tanıma Ve Tenfiz DAVA TARİHİ : 31/05/2019 KARAR TARİHİ : 01/10/2026

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Mahkememize verdiği dava dilekçesi ile; dava dışı temlik eden alacaklı ... ile davalı ...Ş. arasında ... başlıklı sözleşme imzalandığını, işbu sözleşmeye göre ...A.Ş.nin yabancı ülkede mukim bir şirketin hisselerinin devri karşılığında dava dışı ...'ye 40.000.000 USD ödemeyi taahhüt ettiğini, davalı ...Ş. ile dava dışı ... arasında imzalanan sözleşme hükümlerine göre... A.Ş.nin ödemesi gereken 40.000.000 USD'lik bedelin 20.000.000 USD'lik kısmını ödemediğini, yapılan çağrılara rağmen borçlunun borcunu ifa etmemesi üzerine taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinin 7. maddesi uyarınca tahkim yeri olarak belirlenen ... Uluslararası Tahkim Mahkemesine başvurulduğunu, bu tahkim yargılaması neticesinde ...A.Ş.'den; 20.000.000 USD asıl alacağın 28.11.2007 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar LIBOR + %1,57 üç ayda bir birleşik faiziyle tahsiline,14.553,29 Pound yargılama giderinin, 2.333,76 Pound duruşma giderinin, 149.014,63 Pound Hakem Heyeti giderinin tahsiline karar verildiğini, davalı şirketin borcun ödenmesi konusundaki çağrılara ve yapılan geri ödeme anlaşmalarına uymadığını, bu aşamadan sonra müvekkili şirket ile dava dışı .... arasında 27.04.2016 tarihinde Temlik Sözleşmesi imzalandığını, bu temlik sözleşme ile alacaklı ...borçlu ...nden olan alacaklarını müvekkili şirkete temlik ettiğini, davalıya gönderilen ihtarnamelere rağmen davalının edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle bu kararın infazının sağlanması için Mahkemeden kararın tenfizini talep etme zorunluğunun doğduğunu belirterek; ... verdiği 10.07.2009 tarih ve 81040 sayılı 20.000.000 USD asıl alacağın 28.11.2007 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar üç ayda bir birleşik ... + %1,57 faiziyle tahsili, 14.553,29 Pound yargılama giderinin, 2.333,76 Pound duruşma giderinin, 149.014,63 ...Heyeti giderinin davalıdan tahsiline yönelik hakem kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili Mahkememize verdiği cevap dilekçesi ile; davacının tenfiz davasına konu ettiği kararın 10/07/2009 tarihli olduğunu, tenfize konu ilamın verildiği Tahkim Mahkemesinin ülkesi olan İngiltere’de zamanaşımının usule ilişkin bir konu olduğundan ve tahkim şartı kurallarına göre Mahkemenin ve tarafların kabul ettiği ülke kurallarına göre ilam zamanaşımı süresinin 6 yıl olduğunu, ilam tarihi dikkate alındığında zamanaşımı nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, taraflar arasındaki tahkim şartını ihtiva eden 29.05.2007 tarihli sözleşmenin “Tahkim” başlıklı 7.1. maddesinde tarafların tahkime başvurmadan önce dostane yollar ve sulh görüşmeleri yapması ve bu her türlü girişimlerin başarısız olması halinde tarafların tahkime başvurma haklarının ortaya çıkacağının hüküm ve imza altına alındığını ancak temlik eden sıfatı taşıdığı iddia edilen ... bu şartı ihlal ederek doğrudan tahkim yoluna başvurduğunu, davacının söz konusu şartı yerine getirdiğine dair hiçbir belge veya yazışma olmadığını, bu nedenle tahkim şartının geçersiz olduğunu bu nedenle tenfiz davasının reddinin gerektiğini, ... ile müvekkili arasındaki 29.05.2007 tarihli sözleşmedeki tahkim şartının geçersiz olduğunu, ilgili dönemde 5 kişiden müteşekkil müvekkili anonim şirketin söz konusu sözleşmeye imza atan yetkilisine şirket tarafından şirket işletme mevzusu olmayan, iştirak hisselerinin ve mülkiyetinin devri amacı güden ve de şirket sermayesini azaltan bu tür sözleşmeler yapma yetkisinin verilmediği gibi temsil ve ilzama dair imza sirkülerinde açıkça özel yetki koşulu taşıyan tahkim şartına imza atma yetkisi de verilmediğini, ayrıca şirket ana sözleşmesinde de açıkça bu tür işlemler için genel kurul kararıyla nitelikli çoğunluk ve oybirliği şartı arandığını, böyle bir genel kurul kararı veya hüküm de bulunmadığını, dolayısıyla huzurdaki davanın New York Sözleşmesi V(1)(a) maddesi ve 5718 Sayılı Kanunun 62(1)(e) maddesi gereği reddi gerektiğini, Tenfiz şartının, 5718 sayılı Kanunun 62/1/Ç-D-H maddeleri ve 1958 Tarihli New York Sözleşmesinin hükümleri anlamında oluşmadığını, Tebligat hususunun kamu düzenine ilişkin bir husus olduğundan, tenfizi istenen hakem kararının ve söz konusu karara ilişkin tahkim sürecindeki diğer ara karar ve evrakların müvekkiline usulüne uygun biçimde tebliğ edilmemiş olmasının New York Sözleşmesi m. V(2)(b) kapsamında hakem kararının tenfizine engel teşkil etmekte olduğunu, tenfizi istenen yabancı tahkim kararının aslı veya aynı yargı organınca verilen resmi makamlarca onanmış örneğinin taraflarına tebliğ edilmediği gibi dosyada da resmi makamlarca onanmış tercümelerinin bulunmadığını, alacağın temliki sözleşmesinin geçersiz olduğunu ve geçerli olsa dahi temlik aldığını iddia edene huzurdaki davada taraf ehliyeti kazandırmadığını, söz konusu temlikin dayanağı olması gerektiği düşünülen ve davacı tarafından huzurdaki dosyaya delil listesine resmi makamlarca onaylanmamış bir tercümesi sunulan 29.05.2007 tarihli .... ile müvekkili şirket arasındaki sözleşmenin 10.1. maddesinde iş bu sözleşmeden kaynaklanan hakların, yükümlülüklerin, görevlerin ve alacakların devri yasağı açıkça taraflarca hüküm altına alındığını, temlik sözleşmesi bu nedenle geçersiz olduğundan huzurdaki davanın reddinin gerektiğini, huzurdaki davada tenfizi talep edilen ...Uluslararası Tahkim Mahkemesinin ...tarih ve ... sayılı kararının temlikine ilişkin bir sözleşme olmadığını, yine davacı tarafından dosyaya tercümesi sunulan 25.12.2014 tarihli Borç Geri Ödeme Sözleşmesinden doğan alacakların temlikine ilişkin bir sözleşme olduğu anlaşıldığını, dolayısıyla eğer söz konusu temlik sözleşmesinin geçerli olduğu kabul edilse dahi, bu sözleşme temlik aldığını iddia edene davacı Rah Doğalgaz şirketine sadece konusunu oluşturan Borç Geri Ödeme Sözleşmesi kapsamında taleplerde bulunma hakkını vereceğini, huzurdaki davanın ise, Borç Geri Ödeme Sözleşmesine dayanan bir dava olmayıp doğrudan 10.07.2009 tarihli hakem kararının tenfizi için açılmış bir dava olduğunu, söz konusu hakem kararının taraflarının... A.Ş. ile ... olduğundan bu kararın tenfizini de sadece bu taraflar isteyebileceğini, bu nedenle temlik sözleşmesi geçerli kabul edilse dahi, tahkim yargılamasının ve bunun sonucunda verilmiş olan 10.07.2009 tarihli hakem kararının tarafı olmayan huzurdaki davacının bu davada taraf ehliyetinin bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, ... Uluslararası Tahkim Mahkemesi kararının itfa ve imhal edildiğinden kararın tenfiz kabiliyeti ortadan kalktığını, davacının yetkilisinin bizzat kendisi imzalamış olduğu 25.01.2017 tarihli tek taraflı yeminli beyan başlıklı belge ile tenfizi istenen hakem kararını temlik aldığını, bu kararın gereklerinin müvekkili şirket tarafından yerine getirildiğini ve bu konuda hiçbir hak ve şikâyetinin olmadığını kabul, beyan ve ikrar ettiğini, tek taraflı hazırlanıp imzalanması sebebiyle belge içeriğindeki iddia ve kabullerin aleyhe olabilecek yönlerini kabul etmemekle birlikte bu durumda yukarıda izah edildiği üzere zaten ifa edildiğini davacının yetkilisinin kabul ve ikrar ettiği alacağa ilişkin tahkim kararının tenfizinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava; yabancı hakem kararının tenfizine ilişkindir. Mahkememizde yapılan yargılama sonucunda Mahkememizce 17/10/2024 tarih ve ... Esas -... Karar sayılı karar ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkememiz kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi sonucunda istinaf incelemesini yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 16/10/2025 tarih ve ... Esas -... Karar sayılı karar ilamı ile; "... Dosya Dairemize geldikten sonra davalı vekili, davacının alacağı temlik aldığını iddia ettiği ... Şirketi ile .... şirketi tarafından 08.01.2025 tarihinde kendisi aleyhine dava ikame edildiğini, ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esasında kayıtlı davada, 27.12.2017 tarihli temlik sözleşmesi ile eldeki davanın konusu olan aynı alacağın, davacı ... Tic. A.Ş. tarafından .... Şirketine temlik edildiğinin iddia edildiğini beyan ederek beyan dilekçesi ekinde "üç taraflı sözleşme" başlıklı sözleşme ve Türkçe tercümesini sunmuştur. ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dava dosyasının UYAP'tan yapılan incelemesinde ; davanın, alacak davası olup, davacıların ... ile ..., davalıların...A.Ş. ve Sıtkı Ayan olduğu , ilk derece mahkemesince 23.05.2025 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür. Dosya kapsamına tercümesi sunulan 27.12.2017 tarihli ..., ... ve ...Tic. A.Ş arasında düzenlendiği görülen "Üç Taraflı Sözleşme" başlıklı sözleşmenin 3-C maddesinde "27.04.2016 tarihinde, ... (...) , ... A.Ş. ve garantör olarak ... arasındaki 25.12.2014 tarihli Borç Geri Ödeme Anlaşması (borçlular tarafından bu anlaşma kapsamında veya bununla bağlantılı olarak ödenecek veya borçlanılacak mevcut veya gelecekteki herhangi bir yükümlülük (fili veya şarta bağlı) dahil olmak üzere söz konusu borç hakkı) kapsamında ...Tic. A.Ş'nin (...), ... Sözleşmeleri kapsamındaki hizmetleri karşılığında ... ve ... ,... A.Ş. ve ...'a karşı olan borç talebini ...'a temlik ettiği temlik anlaşmasını imzalamışlardır" , 3-D maddesinde "İşbu Senet tarihi itibariyle ..., borç hakkı kapsamında yalnızca 1.650.000 ABD doları tahsil edebilmiştir. Bunun sonucu olarak ..., ... Anlaşmalarının gerektirdiği şekilde hizmet verememiş ve ... Anlaşmaları uyarınca ...'a hizmetleri için ödeme yapamamıştır. ..., ...'dan hizmetleri için ödeme ve tazminat talep etmiştir. Hawkinson ayrıca ...'a İnşaattaki gecikmelerin kendisine zarar verdiğini bildirmiş ve ...'ın ihlallerini düzeltmesini ve İnşaata mümkün olan en kısa sürede devam etmesini talep etmiştir.", 3-E maddesinde " ...'ın, ...'a, ...'ın ücretlerine tabi olarak, Borç Hakkına ...'a devretmeyi ve böylece ...'ın ... Anlaşmaları kapsamında hizmet vermeye devam etmesini teklif etmiştir." hükümleri mevcut olup, sözleşmenin "temlik ve hizmetler" başlıklı 1.maddesinde "...,...'ın ... Anlaşmaları kapsamında ...'a İnşaat hizmetleri vermesi karşılığında, işbu Sözleşme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, ...'ın Borç Hakkına (daha önce ...'dan Temlik Anlaşması kapsamında devraldığı) ilişkin tüm hak, mülkiyet, menfaat ve faydalarını ...'a temlik etmektedir." şeklinde düzenleme bulunduğu görülmüştür. Taraf sıfatı (husumet) dava şartlarından olmayıp, dava konusu subjektif hak ile taraflar arasındaki ilişkidir (Baki Kuru:Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, C. 1, s. 1157). Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler, şeklen o davanın tarafları ise de mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verebilmesi için bu kişilerin gerçekten o davada davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine; davalı sıfatı ise, bir subjektif hakkın kendisinden davalı olarak istenebileceği, o hakka uymakla yükümlü olan kişiye aittir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. (Yargıtay HGK'nın 27.11.2013 gün ve ... Esas ve ... Karar) Dava hakkı, asıl (subjektif) hakkın içinde bulunan bir hak olduğu için asıl hakkın devri ile dava hakkı da devredilmiş olur. Bir hakkın devri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 183. maddesi hükümlerinde düzenlenen alacağın temliki suretiyle gerçekleşir. TBK'nın 183/1.maddesine göre Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir.Alacak temlik edilince devreden kişinin, alacaklı sıfatı ile birlikte davacı sıfatı da devralana geçer ve davacı yerine geçen üçüncü şahıs usulden doğan yetkilerini kullanabilir. Alacağın devri, alacaklı ile onu devralan üçüncü şahıs arasında kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça, borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen yazılı şekle bağlı sözleşme, kanun ya da kazai kararla gerçekleşen tasarrufi bir muameledir. Alacağın devri kural olarak borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen tasarrufi bir hukuki işlemdir, külli değil, cüz’i ve sınırlı bir halefiyet meydana gelmektedir. (Turgut Uygur, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Ankara, 2013, C.I, s. 1096). Uyuşmazlık konusu malın, alacak veya hakkın, dava açılmadan önce devredilmesi halinde devreden kişinin devrettiği mal, alacak veya hak konusu üzerinde alacaklı, borçlu, malik ve zilyet gibi sıfatları kalmaz. Bu nedenle devreden kişinin, devirden sonra açılan bir davada, davacı ya da davalı olarak hasım gösterilmesi mümkün değildir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde taraf sıfatı kamu düzenine ilişkin olup, resen gözetilmesi gereken hususlardan olduğundan davacı şirketin taraf sıfatının bulunup bulunmadığı değerlendirilip sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerekir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca yalnızca kamu düzenine aykırılık sebebi ile sınırlı olarak, bu aşamada davalı vekilinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin yapılan istinaf incelemesi sonunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir..." gerekçesiyle mahkememiz kararının kaldırılmasına karar vermiştir. Mahkememizce kaldırma kararı sonrası yargılamaya devam edilmiştir. ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası celp edilmiş ve incelenmesinde; ... ve ... tarafından davalılar ... ve... A.Ş. Aleyhine alacak davası açıldığı, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Mahkememizin 21/05/2026 tarihli duruşmasında Mahkememizce karar verildikten sonra İstanbul BAM 43. HD'ne dilekçe ile 3 taraflı sözleşmeyi sunan davalı vekiline bu sözleşmenin aslını ve onaylı suretini tercümesi ile birlikte sunması için süre verilmiş, ayrıca dosyaya beyan sunan 3.kişi vekiline ıslak imzalı beyanının orijinalini ve vekaletname aslını veya onaylı tercümesini sunması için müzekkere yazılmasına karar verilmiştir. ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açan ...ve ... vekili Mahkememiz kasasına alınan vekaletnameler, vekaletname tercümeleri ve bu şirketlere ait beyan dilekçesi sunmuştur. Beyan dilekçesinde; "...her ne kadar müvekkil şirketler tarafından davalı ... Tic. A.Ş. Aleyhine ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı davası açılmış ise de sonradan yapılan incelemede 27/12/2017 tarihli 3 taraflı sözleşmede ...A.Ş.'nin yetkili temsilcisinin sözleşmeyi imzalamadığı tespit edilmiş olup temlik sözleşmesi iptal edilmiştir. Bu kapsamda müvekkil şirketlerin söz konusu temlik nedeniyle hiçbir alacak hakkının bulunmadığını,... Tic. A.Ş.'nin temlikten kaynaklanan haklarının geçerli olduğunu ve devam ettiğini beyan ederiz..." belirtildiği ve bu dilekçenin altında şirketlerin yetkililerinin isim ve imzalarının ve kaşelerinin bulunduğu anlaşılmıştır. İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesi Mahkememiz kararının kaldırma kararında ... 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı, 3 taraflı sözleşmenin bulunduğu, bu sözleşmenin incelenerek davacı şirketin taraf sıfatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiği, Mahkememiz kararından sonra İstinaf aşamasında sunulan 3 taraflı sözleşmenin tarafı olan ve ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin...Esas sayılı dosyasında davacı olan ... ve ... şirket vekilinin sunduğu imzalı temliknamenin geçerli olduğunun bildirilmesine ilişkin beyan dilekçesinde 3 tafralı sözleşmede yer alan ... Tic. A.Ş.'nin yetkilisinin sözleşmeyi imzalamadığı tespit olduğundan temlik sözleşmesinin iptal edildiği, bu nedenle söz konusu temlik nedeniyle ...Tic. A.Ş.'nden temlikten kaynaklanan hiçbir haklarının bulunmadığını belirttikleri, ... Tic. A.Ş.'nin temlikten kaynaklanan haklarının geçerli olduğunu ve devam ettiklerini belirttiği, buna göre davamızın davacısı ... Tic. A.Ş.'nin taraf sıfatının bulunduğu Mahkememizce kabul edilmiştir. Davacı ... Uluslararası Tahkim Mahkemesinin kararının tenfizini talep ettiği, davalının ise davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Yabancı Hakem Kararlarının tenfizi 5718 sayılı MÖHUK ve Yabancı Hakem Kararlarının tanınması ve tenfizi hakkında 1958 tarihli New York sözleşmesi hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Yabancı hakem kararlarının tenfizine ilişkin şartlar New York sözleşmesinin V. maddesinde sayılmıştır. Bu maddede; 1. Aleyhine hakem kararı ileri sürülen taraf talepte bulunmaz ve zikri geçen kararın tanınması ve icrası istenen memleketin yetkili makamı önünde aşağıdaki hususları ispat etmez ise, hakem kararının tanınması ve icrası isteği reddolunamaz: (a) II. maddede derpiş olunan anlaşmayı akdeden tarafların haklarında tatbiki gereken kanuna göre ehliyetsiz olduğu, yahut da zikri geçen anlaşmanın taraflarca tabi kılındığı kanuna ve eğer bu babta sarahat mevcut değilse hakem kararının verildiği yer kanununa göre hükümsüz bulunduğu; veya (b) Aleyhine hakem hükmü öne sürülen tarafın hakemin tayininden veya hakemlik prosedüründen usulü dairesinde haberdar edilmemiş olduğu, yahut da diğer bir sebep yüzünden iddia ve müdafâa vasıtalarını ikame etmek imkânını elde edememiş bulunduğu; veya (c) Hakem karasının hakem mukavelesinde veya hakem şartında derpiş edilmiyen bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu yahut hakem mukavelesi veya hakem şartının şümulünü aşan hükümleri muhtevi bulunduğu; bununla beraber hakem kararının hakemliğe tabi bulunan meseleler hakkındaki hükümleri bunun dışında kalan hükümlerinden ayırt edebilecek durumda ise bunların tanınması ve icrası cihetine gidilebilir; yahut (d) Hakem mahkemesinin teşekkülünün veya hakemlik usulünün tarafların anlaşmasına ve anlaşma olmayan hallerde hakemliğin cereyan ettiği yer kanunu hükümlerine uygun bulunmadığı; veya (e) Hakem kararının taraflar için henüz mecburî olmadığı veya, bunun verildiği memleket kanunu yahut tabi olduğu kanun yönünden yetkili bir makam tarafından iptal veya hükmünün icrasının geri bırakılmış bulunduğu. 2. Hakem kararının tanınması ve icrası istenen memleketin yetkili makamı tarafından aşağıdaki hallerin bulunduğu görülecek olursa, tanıma ve icra isteği kezalik reddolunabilir: (a) Tanıma ve icra isteğinin öne sürüldüğü memleketin kanununa göre uyuşmazlık konusunun hakemlik yolu ile halle elverişli bulunmaması; veya (b) Hakem kararının tanınması ve icrasının zikri geçen memleketin amme intizamı kaidelerine aykırı olması" şeklinde düzenlenmiştir. New York anlaşmasının V/1-e maddesi hükmüne göre kararın bağlayıcı olması yeterli olup kesinleşme şartı aranmamaktadır. Hakem kararının tabi olduğu ... kurallarına göre karar vermekle birlikte karar bağlayıcı olur. Bu nedenle hakem kararı verildiği andan itibaren bağlayıcı olduğundan bu yönde tenfiz engeli bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı davaya konu ilamın zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür. Hakem kararının ilam zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususu kararın verildiği ülke hukukuna tabidir. Dava konusu tahkim yeri ve ilamın verildiği yer İngiltere olduğundan, ilamın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı İngiliz hukuka tabi olduğu, İngiliz hukukunda ilam zamanaşımının 6 yıl olduğu bilirkişiler tarafından tespit edilmiştir. Bilirkişiler tarafından yapılan incelemede; İngiliz hukukunda hakem kararlarının tabi olduğu ilam zamanaşımının kesilmesine ilişkin herhangi bir hüküm tespit edilmediği anlaşılmıştır. Zamanaşımının kesilmeyip işlemeye devam etmesinin kabulü Türk Kamu düzenine aykırılık teşkil edeceğinden zamanaşımının kesilmesi hususunda Türk hukukunun uygulanması gerektiği, TBK'nın 154.maddesinde zamanaşımının kesilmesi sebepleri arasında borç ikrarının sayıldığı, buna göre Temlik eden şirket ile davalı şirket arasında imzalanan 25/12/2014 tarihli Borç Geri Ödeme Sözleşmesinin bulunduğu, bu sözleşmede borç ikrarı bulunduğundan zamanaşımının kesildiği Mahkememizce kabul edilmiştir. Davalı şirketin 25/12/2014 tarihli borç geri ödeme sözleşmesi ile hakem kararından doğan borcun varlığını kabul ettiği, bu nedenle zamanaşımı süresinin 25/12/2014 tarihinde kesildiği ve bu tarihten itibaren yeniden işlemeye başladığı, zamanaşımı süresinin 6 yıl olduğu ve davanın 31/05/2019 tarihinde açılmış olduğu göz önüne alındığında hakem kararının ilam zamanaşımına uğramadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. ... davalı şirketten olan alacağını 27/04/2016 tarihinde davacı şirkete temlik ettiğinden, davalı şirketin buna ilişkin itirazının yerinde olmadığı, davalı şirketin tahkim sözleşmesi yapma ehliyeti bulunmadığı, tahkim yargılamasında usulüne uygun tebligat yapılmadığı ve davalı tarafın savunma hakkının ihlal edildiği iddia edilmiş ise de; davalı şirketin vekilinin cevap dilekçesi ve karşı iddia dilekçesi, davacının karşı iddiasına ilişkin cevap dilekçesi, 2 adet tanık beyanı, 6 adet ek ile beyan dilekçeleri sunduğu, duruşmalara katıldığı, hakem kararının verilmesinden sonra karardaki borcun ödenmesine ilişkin 25/12/2014 tarihli borç geri ödeme sözleşmesi yapıldığı anlaşıldığından davalının buna ilişkin savunmaları yerinde görülmemiştir. 25/12/2014 tarihli borç geri ödeme sözleşmesinde; hakem kararından doğan borcun ödeme şeklinin düzenlendiği, hakem kararına atıflar yapıldığı, bu sözleşmenin borç yenileme niteliğinde bulunmadığı, bu nedenle hakem kararında belirtilen borcun yenileme suretiyle sona erdiği yönündeki davalı savunmasına itibar edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle; dava konusu hakem kararının tenfiz koşullarının oluştuğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVANIN KABULÜ İLE; ... Uluslararası Tahkim Mahkemesinin ... tarih ve ... sayılı YABANCI HAKEM KARARININ TENFİZİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre, alınması gereken 732 TL harçtan, peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 687,60 TL harcın davalıdan tahsiline, 3-Davacı tarafından yatırılan başvurma ve peşin harç toplamı 88,80 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 45.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 811,40 TL tebligat-müzekkere gideri ve 9.000 TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 9.811,40 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/10/2026

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

**Bu belge 5070 sayılı Kanun Kapsamında Elektronik İmza İle İmzalanmıştır.*

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/776, K. 2026/607, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-776-e-2026-607-k-6641a91dc9d7