Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/534 E. 2026/835 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/534
Karar No
2026/835
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2026/534 - Karar No:2026/835 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/534 KARAR NO : 2026/835 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/09/2023 NUMARASI : 2021/762 E-2023/546 K

DAVACILAR : 1- VEKİLLERİ : Av.

DAVALI : VEKİLLERİ : Av. DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 13/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/07/2026 Davacılar vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine eksiklik nedeniyle mahalline geri çevrilen dosya gelmiş olmakla yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili:.Davacılar vekili:.Dava dışı... Müdürlüğü tarafından ihale edilen ... Hattı yapım işinin, müvekkil firmaların oluşturduğu adi ortaklık tarafından üstlenilmiş ve davalı ile akdedilen 03.01.2017 tarihli sözleşme ile bu projede kullanmak amacıyla çelik, duktil ve HDPE borular ve özel parça teminleri hariç birim fiyat teklif usulüne, şartnamesine ve onaylanmış olan uygulama projelerine göre yapımının davalıya taşere edilmiş olduğunu, davalının sözleşmeye aykırı davranması, yükümlülüklerini tam ve zamanında yerine getirmemesi ve son olarak davalının 09.07.2019 tarihli dilekçesi ile müvekkili ortaklığa sunduğu ve işi yürütemeyeceğine dair beyanı doğrultusunda sözleşmenin feshine karar verildiğini, bunun yanında, sözleşmede davalı aleyhine icra takibi başlatılmasının sözleşmenin haklı nedenle feshi sebebi olarak kararlaştırıldığından, davalı aleyhine 01.07.2019 tarihinde Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8941 ve 2019/8942 sayılı, 23.07.2020 tarihinde Adana 11. İcra Müdürlüğü'nün 2019/16012 sayılı dosyaları kapsamında tebellüğ edilen haciz ihbarnameleri de dikkate alınarak sözleşmenin haklı nedenle feshine karar verildiğini, bizzat davalı firma yetkilisinin de hazır bulunduğu toplantı neticesinde alınan fesih kararının 31.07.2019 tarihli elektronik posta ile taraflara bildirilmiş, işbu elektronik posta içeriğinde ayrıca taraf teknik elemanlarının katılımı ile işe konu sahada 06.08.2019-07.08.2019 tarihlerinde durum tespiti yapılması, işin seviyesinin taraflarca tespiti, malzeme ve demirbaş listesinin tanzimi ile gerekli araç ve gereçlerin müvekkil ortaklığa teslimi ile fesih kesin hesabının düzenlemesine ve sair bir kısım hususlara yer verildiğini, taraflarca alınan karara rağmen davalı belirlenen tarihte inşaat mahallindeki incelemeye katılmamış, ortaklığın teknik personeli tarafından yapılan inceleme sonucunda fesih kesin hesabının somut gerçekliğe uygun olarak yapılmasını teminen, mevcut hakedişler ile farklılık gösteren imalatlara ilişkin 23.09.2019 tarihli elektronik posta ile açıklamalar talep edilmiş olduğunu, davalının 01.10.2019 tarihli yazı ile bir kısım imalatlardaki eksik, kusur ve ayıpları ikrar ederek ayıp ve kusurları gidereceğini eksik imalatları ise tamamlayacağını belirttiğini, işin yapımı esnasında dava dışı idare tarafından ; idareye sunulan taahhütname kapsamında kot farklılıkları ile ilgili olarak proje müellifince yürütülmekte olan çalışmanın sonuçlandırılarak tasdike sunulması, buna göre alınması gereken tedbirlerin verilen taahhütname doğrultusunda bila bedel yerine getirilmesinden sonra işin yapımına devam edilebileceğinin bildirildiği, çelik imalatların testleri olan UT ve RT test raporlarına ait filmlerin asıllarının idareye sunulması gerektiği, sanat yapılarına ilişkin geri dolgu ve eksik imalatlara ilişkin eksikliklerin giderilmesinin talep edildiğinin davalıya bildirildiğini, müvekkili ortaklık tarafından gerçekleştirilen şifai ve yazılı tüm uyarılara rağmen davalının, fesih kesin hesabının yapılabilmesi adına taraflarca mutabık kalınan edimleri yerine getirmediğini, müvekkillerin iyi niyetli çaba ve girişimlerine rağmen davalının fesih kesin hesabının karşılıklı olarak gerçekleştirilmesini imkansız kıldığını, davalının ortaklığa hitaben sunduğu 21.01.2020 tarihi yazı ile kendisinden kaynaklı sorun olması halinde sorunu gidereceğini belirtmiş, yazı içeriğinde çelişkili olarak işi sözleşmeye uygun olarak ifa ettiğini iddia etmiş olduğunu, müvekkilince davalıya hitaben sunulan 23.01.2020 tarihli cevabi yazı ile; sözleşmenin müvekkili ortaklık yönünden haklı nedenle fesih koşulları oluşmuş olmakla birlikte her türlü gecikme cezası, zarar talep hakkı saklı kalmak kaydıyla fesih kesin hesabının çıkarılabilmesi için öncelikle; daha önce müteaddit defalar bildirilen edimlerin ifası gerektiği, fesih kesin hesabının yapılabilmesini teminen 03.02.2020 tarihinde ortaklık merkez adresinde bulunulması gerektiğinin bildirildiğini, davalının anılan toplantıya icabet etmemiş, bila tarihli cevabı ile işçilikten kaynaklı eksiklikleri hava şartları nedeniyle en geç Mart ayı sonuna kadar gidereceğini belirttiğini, bu aşamada davacı müvekkillerin oluşturduğu ortaklık ve dava dışı idare arasında akdedilen sözleşmeye ilişkin 7161 Sayılı Vergi Kanunları İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici 4.maddesine istinaden 23.03.2020 tarihinde tasfiye oluru verildiğini, tasfiye olurunda, davalı tarafından üstlenilen işe ilişkin eksik ve kusurların giderilmesinin ön koşul olarak müvekkillere bildirildiğini, müvekkilinin 01.06.2020 tarihli yazısı ile idare tarafından bildirilen ve tasfiye öncesi giderilmesi/ifa edilmesi gereken eksik, kusur ve ayıpları davalıya bildirmiş, davalının işi tasfiyeye uygun hale getirmeyeceğini bildirmesi akabinde keşide edilen Ankara 35.Noterliği'nin 18.06.2020 tarihli, 11567 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bir kez daha taraflar arasındaki sözleşmenin ilgili 21.maddesi uyarınca sözleşmenin ortaklık tarafından haklı nedenle feshedildiği, fesih kesin hesabının düzenlenmesi adına davalının davete icabet etmediği, teminatların gelir kaydedildiği, imalatlara bedelsiz olarak el konulduğu, gerçekleştirilmeyen işlerin nam ve hesabına yaptırılacağı, müteakiben tasfiye hesabının yapılarak davalıdan tahsili yoluna gidileceğinin bildirildiğini, işbu ihtarnamenin keşide edilmesi akabinde dava dışı iş sahibi idarece 05.10.2020 tarihinde tasfiye öncesinde yapılan iş miktarı, işe ilişkin eksik ve kusurlar tespit edilmiş, bu kapsamda durum tespit tutanağı düzenlenmiş olduğunu, davalının yükleniminde olan ve eksik, kusur ve ayıp içeren imalatlar işbu tutanakla açıkça tespit edildiğini, Ankara 35.Noterliği'nin 30.10.2020 tarihli, 23496 yevmiye numaralı ihtarnamesi ekinde "durum tespit tutanağı"nın davalıya tebliğ edilmiş, davalının işleri gereği gibi ifa etmemesi nedeniyle işin tasfiyeye uygun hale getirilmesi adına yapılacak masraf ve uğranılan zararın kendisinden tahsil edileceğinin vurgulandığını, idare nezdinde tasfiye işlemlerinin tamamlanabilmesi adına davalı nam ve hesabına ifa edilen işlere ilişkin 2.326.759,75 TL harcama yapılmış, bu bedelin ödenmesi adına Ankara 35.Noterliği'nin 05.04.2021 tarihli, 07771 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, davalı tarafından işbu ihtarnameye Adana 19.Noterliği'nin 28.04.2021 tarihli, 13157 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verilmiş, sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerin yerine getirildiği iddia edilerek haksız taleplerde bulunulmuş olduğunu, müvekkili ortaklık tarafından Ankara 35.Noterliği'nin 10.05.2021 tarihli, 09999 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalının taleplerinin yerinde olmadığının bildirildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 9.maddesi ile müvekkil ve iş sahibi dava dışı idare arasında akdedilen ana sözleşmenin, sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olduğunun düzenlendiğini, davalının, işin fen ve sanat kuralları ile ana sözleşme ve eklerine uygun yapımını taahhüt ettiğini, ancak taahhüdünü tam ve gereği gibi ifa etmediğini, 03.01.2017 tarihli sözleşmenin 6. maddesinde ile davalının iş programına uymakla yükümlü olduğu, 8. maddesinde taşeronun işe zamanında başlamış olsa dahi, yapılan işin programına ve kalitesine uygun olmadığı tespit edildiği takdirde, taşeronun tutumunu değiştirmediği, değiştirse dahi istenen şart ve vecibelere uymaması halinde yüklenicinin herhangi bir şarta ve kurala bağlı olmaksızın tazminat, kar kaybı ve saire tediye yapmak durumu söz konusu olmadan sözleşmeyi tek taraflı fesih etme hakkına sahip olduğu, 13. maddesinde taşeronun imalat ve montajı şartnamelerde belirtilen malzeme, ekipman ve işçilikle yapmayı taahhüt ettiği, bu tür uyumsuzluklardan kaynaklanan her türlü tamir, düzeltme veya sökme ve yıkma işlerini kendi hesabına yeniden yapmayı kabul ettiği, bu durumlarda ek bedel talebinin söz konusu olmayacağının düzenlendiğini, sözleşmenin 21. maddesinde sözleşmenin hangi hallerde fesih edileceğinin hüküm altına alındığını, özetle bu madde hükümleri dikkate alındığında müvekkillerin, davalının tüm sözleşmeye aykırı davranışlarına ek olarak işi zamanında bitiremeyeceği anlaşılmış, bizzat kendisi tarafından işin yapımına devam edilemeyeceğinin ortaklığa yazılı olarak bildirilmesi, alacaklarına üçüncü kişiler tarafından haciz konulduğuna ilişkin ortaklığa haciz ihbarnamelerinin tebliğ edilmesi dikkate alınarak sözleşmenin haklı nedenlerle feshine karar verildiğini, dava dışı idare tarafından ana sözleşmenin tasfiyesi öncesinde düzenlenen ve işe ilişkin eksik, kusur ve ayıpları içerir durum tespit tutanağı ile eksikliklerin tespit edildiğini, müvekkil ortaklık ve dava dışı idare arasında gerçekleşen tasfiye sürecinde davalının sözleşmeye aykırı ve eksik imalatlarının giderilmesi adına yapılan harcamaların 05.04.2021 tarihi itibariyle 2.326.759,75 TL olduğunu belirterek fazlaya dair her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 150.000,00 TL'nin müvekkil tarafından eksik, kusur ve ayıpların giderilmesi adına yapılan imalatlara ilişkin her bir harcama tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili: Davanın zamanaşımı nedeniyle esasa girmeden usul yönünden reddi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin taşeron sözleşmesi olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen sözleşmenin eser sözleşmesi olduğu beyanının mahkemeyi yanıltacağını ve bu sebeple davanın mahiyeti değişeceğini, davanın kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığından davacıya tam değer üzerinden harcın tamamlanması için süre verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafından dosyaya sunulan tüm delil ve belgelerin taraflarına tebliği gerektiğini belirtmiş, esas bakımından ise; 03.01.2017 tarihli sözleşme ile davacının işi müvekkili şirkete taşere ettiğini, müvekkile taşere edilen işin sadece işçilik emeği içeren bir iş olduğunu, söz konusu sözleşmenin ilk maddesinde belirtildiği üzere parça temini olmadan yapılan, parçaların yerine yerleştirilmesinin yapıldığı işçilik olduğunu, müvekkilinin imzaladığı sözleşmenin yükümlülüklerini, sözleşmenin bitim tarihi olan 07.01.2019 tarihine kadar eksiksiz yerine getirmeye çalıştığını, ödeneklerin idare tarafından karşılanması sebebi ile 2018 yılının başlarından itibaren davacının beyanına göre; adi ortaklık idareden ödenek alamamaya ve müvekkil şirkete de bu sebeple para ödeyememeye başladığını, hakediş raporlarında da görüleceği üzere 2017 senesinde iş ilerledikçe yapılan ödemelerin düzenliliği ve miktarının ortada olduğunu, fakat 2018 yılına girildiğinde hak ediş raporlarında iş yapılmasına rağmen ödemelerin hem gecikmiş, hem de işin mahiyetine göre çok düşük miktarlar ödenmeye başlanmış olduğunu, işin yüksek bütçeli olması sebebi ile müvekkili ödeme alamadığı için işi yavaşlatmış ve ödemeleri alamadığı zamanlar tüm giderleri kendi bütçesinden karşılamış olduğunu, en sonunda ise davacı şirket yetkililerin şifahen işi durdurun-ödenekler gelene kadar bekleyin demesi üzerine işi durdurduğunu, müvekkilinin bu süreç içerisinde şantiyesinde çalışanlar bulundurmuş ve iş makinelerini iş devam edecekmiş gibi hazır etmiş olduğunu, bunun bile müvekkil açısından ağır ekonomik sorumluluk gerektiren bir durum olduğunu, söz konusu işçi maaşları ve makinelerin yattığı süreç içerisinde ödenen kiraların müvekkili tarafından karşılandığını, bu hususta alacak ve haklarının saklı olduğunu, iş katlanılamayacak bir ekonomik yük doğurmaya başladığı zaman müvekkili şirketin 09.07.2019 tarihli işin fesih edilmesine yönelik dilekçe ile davacıya başvurduğunu, müvekkilin bu beyanı üzerinde taraflar yetkilileri arasında 31.07.2019 tarihli toplantı yapıldığını ve ... Şti’nin yazılı talebi ve işi yürütemeyeceğini beyan etmesi üzerine 03.01.2017 tarihli taşeron sözleşmesinin feshine, şantiye şefi ...’in alacaklarına ilişkin sorumluluğun... adi ortaklığında olmadığına, şantiye durum tespiti ve malzeme, demirbaş listesinin ortaklığa teslimine” dair kararların alındığını, davacı şirket yetkilisi tarafından iletilen e-posta ile sözleşmenin feshine tarafların yaptığı toplantıda karar verildiğinin açık olduğunu, sözleşmenin fesih edilmediğine ilişkin beyanlar asılsız ve mesnet olup toplantıda alınan karardan önce müvekkilinin 23.07.2019 tarihli dilekçesi ile davacıya ‘boru hesap icmalini’ yapmış ve eksiklik bulunması taktirde yazılı bildirim yapılmasını istediğini söylediğini ve karar alınmadan önce sorumluluğunu yerine getirmiş olduğunu, şantiye şefi ...’in sorumluluğunun... ortaklığına ait olmadığını beyan etmesinin tamamen yanıltmak amaçlı bir beyan olup bahsi geçen kişinin adi ortaklıkta çalışmakta ve sigortası, maaşı davacı tarafından ödenmekte olduğunu, şantiyenin durum tespiti için yapılan hakediş raporları mevcut olup her hakediş yapıldığında davacının, müvekkilinin hakediş raporunda bulunan hususları kontrol etmekte ve bu hususları onaylamak veya onaylamamanın tamamen davacı yetkisinde olduğunu, davacının eksik diye bahsettiklerinin ödemelerin geciktirilmesi sonucu kalan kısmın yapılamaması olduğunu, müvekkilinin 01.10.2019 tarihli dilekçesi ile şantiyenin mevcut durumu ile bilgi verdiğini, burada yapılan işlemler ile ilgili proje yanlışlarından, yapılan küçük değişikliklerin idarenin onay ve bilgisinden geçirildiğinden, projenin yanlış olmasından kaynaklı hataların ortaya çıkmasından, iadesi istenilen mekanik aksamların müvekkil şirket malı olduğundan, şirketin sorumluluğunda olmaması rağmen sadece projenin ilerlemesi adına bila bedel döşenen hatlarda düzeltme yaptığından bahsettiğini, ayrıca proje ve ihale aşamasında yeterli olarak altyapı tesisi araştırması yapılmadığından, boru hendek kazıları sırasında kanalizasyon, içme suyu, doğalgaz, elektrik hatları ile kesişmeler yaşanmış ve bunun üzerine idarenin önerdiği ve onayladığı bir projeci ile görüşülmüş, onun talepleri üzerine projede ripaj ve revizyon çalışmaları yapıldığını, müvekkilinin kendi üzerine düşen sorumluluğu fazlası ile yerine getirdiğini ve hatta davacı şirket çalışanı olan şantiye şefi ...’in talimat ve bilgisi dahilinde yapıldığını beyan etmiş olduğunu, müvekkilinin fesih bildirimi yaptığı tarihe kadar hiçbir eksik olmadığının yapılan hakediş raporları ortaya çıkacağını, boru hattı yapımında herhangi bir aşamada eksiklik çıkması durumunda o eksiklik tamamlanmadan bir sonraki aşamaya geçmek olanaksız olup bu sebeple müvekkilinin davacının bahsettiği gibi eksik, hatalı ve ayıplı imalatı bulunmadığını, ... tarafından 13/07/2020 tarihinde durum tespit tutanağı tutulduğunu, bu tutanak işin durma tarihinden yaklaşık olarak iki sene sonra yapıldığını, işin doğası gereği ve söz konusu işin yapıldığı alanda iki sene boyunca çıkan doğa olayları, çevresel faktörler sebebi ile sağlıklı olacağının tartışmalı olduğunu, yine söz konusu eksiklerin olması durumunda hem idare tarafından hem de yüklenici firma tarafından müvekkiline cezai yaptırımlar uygulanacağı aşikar olup fakat nedense müvekkiline hiçbir cezai yaptırım uygulanmamış ve hatta söz konusu işin devamı için daha sonra mail ortamında yapılan yazışmada müvekkilinin işin devamı hususunda anlaşılırsa geri kalan imalatları da yapabileceğinin belirtilmiş olduğunu, durum tespit raporunda da ortaya konulan 121 adet küçük sanat yapısı kaldığını ve bu imalatların ödeneğin kesilmesi sebebi ile müvekkili tarafından yapılamadığını, davacı her ne kadar 2.326.759,75 TL talep etmişse de bu talebini neye dayandırdığının bilinmediğini, söz konusu alana ne bir boru döşenmiş ne de bir imalat yapılmış olduğunu, durum tespit tutanağında belirtilen hususlar raporda da açıklandığı üzere küçük sanat yapısı olup bu küçük sanat yapıları boruların yapımından sonra sadece ve sadece vanalarının takılması ve imalatın testini yapmak ile alakalı olduğunu, fakat bu süreç içerisinde ödeme alamayan müvekkil şirket için katlanılmaz ekonomik hal aldığı sebebi ile şantiye durmuş ve içeride geri kalan boru hatlarının yapımından kalan alacağı müvekkil ödeme alamadığı için tamamlayamadığını ve testleri veremediği için belirli bir alacak miktarının içeride kaldığını, mağdur olduğunu, alacak hakları saklı kalmak kaydı ile hem haksız yere bozdurulan teminat mektubu hem de müvekkiline ödeme yapılmadığından dolayı tamamlanamayan boru hattında kalan alacak miktarı ile ilgili hukuki yollara başvurulacağını, durum tespit tutanağında süre uzatımlı iş bitiş tarihi 25.05.2020 olarak belirtilmiş ise de müvekkili ile ne bir sözleşme yenilenmiş ne de bildirim yapılarak işin uzatıldığının beyan edilmiş olduğunu, söz konusu raporda belirtilen tarihin müvekkilinin bilgisi dışında asıl yüklenici ile idare arasında belirlenmiş ve müvekkiline haber verilmemiş olduğunu, sözleşmenin 19. maddesinde ‘ bu iş için süre uzatımı verilmeyecektir’ denildiğini, eğer bu konu ile ilgili müvekkiline bildirim veya ihtar yapıldıysa davacı bunu ispat ile yükümlü olup, aksi taktirde süre uzatımı müvekkiline bildirilmediğinden dolayı sözleşmede bahsi geçen sürede aralarındaki iş ilişkisinin son bulmuş olduğunu, davacı tarafından işin müvekkiline taşere edildiğini ve sözleşme bedelleri, yapılan hakedişler tamamen farklı olup müvekkili imalatları tamamladıktan sonra davacının, müvekkilinin yaptığı imalatların üzerine fiyat farkı koyup iş sahibine ona göre bir hakediş sunmakta olduğunu, bu sebeple davacı şirketin hakediş raporlarının gerçeği yansıtmayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Taraflar arasında imzalanan alt yüklenicilik sözleşmesi kapsamında davalı tarafından yerine getirilmesi gereken işlerdeki ayıp ve eksikliklerin davacılar tarafından giderildiği iddiası ile bu bedelin sözleşme hükümleri uyarınca davalıdan tahsili istemine ilişkin olduğu, davacıların oluşturduğu iş ortaklığı ile dava dışı ... Müdürlüğü arasında 30/09/2016 tarihinde "... Hattı " inşaatı yapım işini içeren sözleşme imzalandığı, davacıların üstlendiği işin bir bölümü ile ilgili olarak bu kez davacılar ile davalı arasında 03/01/2017 tarihli olup bu sözleşmede kullanılacak olan çelik, dukti ve HDPE borular ve özel parça teminleri hariç birim fiyat teklif usulüne göre şartname ve onaylanmış uygulama projesine göre yapımı konusunda alt yüklenicilik sözleşmesinin imzalandığı, davacı tarafın iddiasına göre, davalının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getiremeyeceğini belirtip davacılara başvurmuş, davacıların asıl iş veren olan ... ile anlaşmaları üzerine sözleşmenin fesih ve tasfiyesinin gerektiği, davalının ise, davacıların asıl iş veren ... nin ödenek yetersizliği nedeni ile hak ediş tahsil edemediği için kendilerine de ödeme yapamadığını, bu durumun kendilerinin ekonomik olarak zorlanması ve öz kaynakları ile işin devam ettirilmesinin mümkün olmaması nedeni ile tasfiye istemek zorunda kaldıklarını ileri sürmüş olduğunu, bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi, asıl iş veren ... nin ödenek yetersizliği nedeni ile kendi akitleri olan davacılara ödeme yapamaması nedeni ile davacılar da kendi alt yüklenicileri olan davalıya ödeme yapamadığı, davalının öz kaynakları ile de işin yürütülmesi mümkün olmadığı için davalı alt yüklenicinin tasfiye istemek zorunda kaldığı, asıl iş veren ... nin de uygun görmesi üzerine işin tasfiyesi yoluna gidildiği, asıl iş veren ...'nin akidi olan davacıların, tasfiye sırasında bedeli ödenen davalı imalatlarının bir kısmında eksik ve ayıplar olduğunun belirlendiğini...'nin tasfiye için bu ayıp ve eksikliklerin giderilmesini zorunlu tuttuğunu, davalının uyarılara rağmen eksik ve ayıpları gidermediği için nama ifa adı altında ayıp ve eksikliklerin kendileri tarafından giderilmek zorunda kalındığını, sözleşme hükümleri uyarınca bu giderlerden davalının sorumlu olduğunu belirtip, davalının yaptığı işlerle ilgili ayıp ve eksik giderim bedelinin belirlenip davalıdan tahsilini istediği... ile davacılar arasında düzenlenen hakedişler ve davanın tarafları arasında düzenlenen hakediş raporları, temin edilen kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak var ise davacılar alacağının belirlenmesi yoluna gidildiği, görevlendirilen bilirkişi heyetinin 06/09/2022 tarihli asıl raporlarında da belirtildiği gibi, asıl işveren olan ...'nin ödenek yetersizliği nedeni ile ödeme yapamaması sonucu davacıların da alt yüklenici davalıya yaptıkları ödemelerin yetersiz kaldığı, bir süre davalının öz kaynakları ile işi sürdürmesine rağmen zamanla onun da ekonomik zorluğa düştüğü, bunun üzerine davalı alt yüklenicinin tasfiye isteğinde bulunmak zorunda kaldığı, asıl iş verenin de uygun görmesi ile işin tasfiyesinin yapıldığı, sözleşmenin sonlandırıldığının kabul edildiği, davacıların nama ifa yaptıkları işlerde ayıplı ve eksik iş bulunduğunu söylemiş ise de, bilirkişi raporunun 18.sayfasında yapılan açıklamaya göre davalının yaptığı işte ayıp söz konusu olmadığı, bir kısım işin eksik yapılmış olmasına rağmen bunun davacıların sorumluluğunda olan kimi imalatların yapılmamış olması nedeni ile fiilen yapılması mümkün olmayan türden olduğunun kabul edildiği, davalının yükümlülüğünde olmasına rağmen bir üst parağrafta yapılamama nedeni belirtilen eksik işlerin ...'nin tasfiyenin sonuçlanması için zorunlu tutulması nedeni ile davacılar tarafından tamamlanmak zorunda kalındığı... ile davacılar arasındaki sözleşmenin taraflar arasındaki sözleşme ile ek kabul edilmiş olması nedeni ile davalının yükümlülüğünde iken eksik bırakılan iş için davacıların yaptığı harcamaların davalı tarafından davacılara ödenmesi gerektiği, bilirkişi raporunun 25. sayfasında ayrıntısı belirtilen bu harcamaların 113.376,00 TL olduğu, davalı daha önce temerrüte düşürülmediği için faiz başlangıcının dava tarihi olması gerektiği, sözleşme 09/07/2019 tarihinde fesih edilmiş, dava ise 5 yıllık zaman aşımı süresi dolmadan 11/12/2021 tarihinde açıldığı için zaman aşımının da gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne 113.376,00 TL'nin 11/12/2021 dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı avans faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacılara ödenmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece kurulan hükmün hatalı olduğunu, müvekkili ortaklığın sözleşme uyarınca gereği gibi tüm edimlerini eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, buna karşın davalının üstlendiği işi özenle ifa etmekten kaçındığını, kararda yer verilen tespit ve değerlendirmelerin dosya içeriği ile örtüşmemekte olup yalnızca gerçeğe aykırı davalı savunmalarına yer verildiğini, müvekkillerinin davalıya ödeme gerçekleştirmemesi gibi bir durumun hiçbir şekilde yaşanmadığını, davalının soyut iddiasının, haklı ve hukuki gerekçe olmaksızın gerekçeli kararda yer bulduğunu, davalının geç ödeme iddiasına ilişkin inceleme yapılmadığı gibi müvekkillerince de geç ödemenin söz konusu dahi olmadığını, mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme dahi yapılmadığını, buna rağmen hatalı olarak müvekkillerince geç ödeme yapıldığı ifadesine yer verildiğini,taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 21.maddesi uyarınca sözleşmenin, müvekkili ortaklık tarafından ve bizzat karşı tarafın da talebi ile haklı nedenle feshedildiğini, dava dışı... Müdürlüğü tarafından ihale edilen ... Hattı yapım işinin müvekkili firmaların oluşturduğu adi ortaklık tarafından üstlenildiğini ve karşı yan ile akdedilen 03.01.2017 tarihli sözleşme ile bu projede kullanmak amacıyla çelik, duktil ve HDPE borular ve özel parça teminleri hariç birim fiyat teklif usulüne, şartnamesine ve onaylanmış olan uygulama projelerine göre yapımı davalıya taşere edildiğini, davada davalı şirketin sözleşmeye aykırı davranmasının, sözleşmesel yükümlülüklerini tam ve zamanında yerine getirmemesi ve son olarak davalının 09.07.2019 tarihli dilekçesi ile müvekkili ortaklığa sunduğu ve işi yürütemeyeceğine dair beyanı doğrultusunda sözleşmenin feshine karar verildiğini, bunun yanında, sözleşmede davalı şirket aleyhine icra takibi başlatılmasının sözleşmenin haklı nedenle feshi sebebi olarak kararlaştırılması sebebiyle, davalı aleyhine 01.07.2019 tarihinde Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8941 ve 2019/8942 sayılı, 23.07.2020 tarihinde Adana 11. İcra Müdürlüğü'nün 2019/16012 sayılı dosyaları kapsamında tebellüğ edilen haciz ihbarnameleri de dikkate alınarak sözleşmenin haklı nedenle feshine karar verildiğini, nitekim sözleşmenin hangi nedenle feshedilmiş olduğunun da işbu davanın ihtilaf konusunu oluşturmadığını, müvekkili ortaklık tarafından davalı şirketin sözleşme gereği üstlendiği işi özen yükümlülüğüne aykırı, hatalı ve eksik bir şekilde ifası sebeple tasfiye işlemlerinin tamamlanabilmesi adına davalı nam ve hesabına ifa edilen işlere ilişkin ödenen bedelin tazmini amacıyla işbu davanın ikame edildiğini, müvekkillerince sunulan belgeler incelenmeksizin hazırlanan hatalı ve çelişkili tespitler içeren bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, itirazlarının karşılanması adına yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması taleplerinin haklı ve hukuki gerekçe olmaksızın reddedildiğini, yargılama sırasında bilirkişi heyetinden kök ve ek rapor alındığını, raporlara karşı yasal süresi içerisinde itirazda bulunulduğunu, bilirkişi raporunda tasfiyeden önce yaklaşık 17,5 ay öncesinde herhangi bir imalatın yapılmadığı, eksik ve ayıplı imalatın davalı tarafından üstlenilen işe konu sözleşme kapsamında olduğu, ayıplı ve eksik işlerin davacı iş ortaklığı tarafından tamamlandığının tespit edildiğinin belirtilmiş ancak rapor içeriğinde bu tespitlerin tam aksine davalının üstlendiği işleri eksik, ayıp olmaksızın yerine getirdiği, eksik işlerin tamamlanması sorumluluğunun davacıya ve dava dışı idareye ait olduğu, dava dışı idare tarafından düzenlenen "Durum Tespit Tutanağı" kapsamında belirtilen işlerde herhangi bir ayıplı imalatın olmadığı, ancak bazı imalatların ise, öncesinde yapılması gereken imalatların yapılmaması nedeniyle gerçekleştirilmediği, bu imalatların eksik iş olarak nitelendirilmesi gerektiği, ancak eksik işlerin tamamlanması konusunda davalının sorumluluğunun bulunmadığı, eksik ya da ayıplı olarak nitelendirilen işlerin davalının sözleşme ile yapımını üstlendiği işler kapsamında yer alıp almadığına ilişkin değerlendirme neticesinde davalının davacı iş ortaklığına gönderilen 01.10.2019 tarihli yazı kapsamında davalı taşerona ait olduğunun belirlendiği ifadelerine yer verilmiş olduğunu, oysa ki işin tamamı davalı tarafından üstlenilmiş ve davalı sorumluluğunda olduğunun davalı tarafından da açıkça ikrar edildiği, davalının sorumluluğunda olan işler kapsamındaki eksik, kusur ve ayıplı imalatlar tasfiye aşamasında müvekkilleri tarafından giderildiğini, ana sözleşme ve taraflar arasında imzalanan taşeron sözleşmesinin konusu birebir aynı olup, bilirkişi heyetince sözleşme ve eki şartnameler dahi incelenmemiş, fahiş derecede hatalı şekilde işin bir kısmının davalıya taşere edildiği varsayımı ile inceleme yapılmış olduğunu, raporda da yer verildiği üzere ana sözleşmeye konu yapım işi, davacı müvekkillerin talebi ile dava dışı idarenin onayı sonucunda tasfiye edildiğini, tasfiyeden önce yaklaşık 17,5 ay öncesinde herhangi bir imalat gerçekleştirilmemiş, bu durumun raporda da vurgulandığını, anlaşıldığı üzere tasfiye öncesinde gerçekleştirilen tüm imalat davalı tarafından yapılmış, haliyle dava dışı idare tarafından düzenlenen "durum tespit tutanağı"nda yer verilen tüm eksik, kusur ve ayıp içeren imalatların davalı sorumluluğunda olup davalı şirket tarafından gönderilen 01.10.2019 tarihli yazıda açıkça davalı şirket tarafından eksik, kusur ve ayıplar ikrar edilmiş; işbu eksik, hatalı imalatların ise tamamlanacağı belirtilmiş, yine, 21.01.2020 tarihli yazısında da kendisinden kaynaklı sorunları gidereceğini beyan etmiş, buna ek olarak, 03.02.2020 tarihli yazısı kapsamında da işçilikten kaynaklı eksiklikleri hava şartları nedeniyle en geç Mart ayı sonuna kadar gidereceğini taahhüt etmiş olup hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının ikrarında bulunan işlerin dahi davalı sorumluluğunda olmadığı değerlendirmesi yapılmış, kendi içinde çelişkili değerlendirmelere yer verilmiş olduğunu, eser sözleşmelerinde işin tam ve ayıpsız/eksiksiz yapılarak teslim edildiğinin ispatının yükleniciye ait olduğunu, davalının işi sözleşmeye uygun ifa etmediği kanıtlanmış, bu hususu tevsik etmesi adına keşide edilen ihtarname ve yazışmaların dosyaya sunulmuş olduğunu, bu nedenle davalının sözleşme gereği işi ifa etmediği her türlü delille ispatlanmış olmakla birlikte , işin gereği gibi yapılıp yapılmadığının ispatının da davalıya ait olduğunu, kanunun ve sözleşmenin açık hükmü, Yargıtayın yerleşik içtihatlarına rağmen davalının sorumlu olmadığı yolundaki değerlendirme dosya mündeceratına açıkça aykırı olup bilirkişi heyetince sözleşmenin ve sunulan delillerin yeterli şekilde incelenmediğinin anlaşıldığını, 06.01.2022 tarihinde dosyaya iki klasör halinde müvekkil tarafından işin tasfiyeye uygun hale getirilmesi adına gerçekleştirilen harcamalara ilişkin faturalar sunulmuşsa da bu konuda bir değerlendirme yapılmamış, tam aksine harcama belgelerine rastlanmadığı ifade edilmiş, rapora itirazlarımızda açıklama yapılmış olmasına rağmen ek raporda da kök rapordaki görüşlerin tekrarlanmış, bilirkişi raporunda dayanaksız olarak müvekkillerin yaptığı sözleşme giderlerinin taraflar arasında yapılacak iş ve işlemlerin taraf mutabakatı ile kararlaştırıldığı gerekçesiyle davalıdan talep edilemeyeceği şeklindeki fahiş derecede hatalı değerlendirmede bulunulmuş, buna ilişkin itirazlarımız da gözardı edilmiş olduğunu, hiçbir aşamada taraflarca mutabakata varılmadığını, 31.07.2019 tarihli elektronik posta içeriğinde taraf teknik elemanlarının katılımı ile işe konu sahada 06.08.2019-07.08.2019 tarihlerinde durum tespiti yapılması, işin seviyesinin taraflarca tespiti, malzeme ve demirbaş listesinin tanzimi ile gerekli araç ve gereçlerin müvekkil ortaklığa teslimi ile fesih kesin hesabının düzenlemesine ve sair bir kısım hususlara yer verilmiş, taraflarca alınan karara rağmen davalının belirlenen tarihte inşaat mahallindeki incelemeye katılmamış, ortaklığın teknik personeli tarafından yapılan inceleme sonucunda fesih kesin hesabının somut gerçekliğe uygun olarak yapılmasını teminen, mevcut hakedişler ile farklılık gösteren imalatlara ilişkin 23.09.2019 tarihli elektronik posta ile açıklamalar talep edilmiş, davalının 01.10.2019 tarihli yazı ile bir kısım imalatlardaki eksik, kusur ve ayıpları ikrar ederek ayıp ve kusurları gidereceğini eksik imalatları ise tamamlayacağını belirtmiş olup tüm bu yazılı belgeler çerçevesinde tarafların mutabakata vardığı sonucuna ulaşılamayacağını, davalı şirketin yükleniminde olan ve eksik, kusur ve ayıp içeren imalatların dava dışı idare tarafından tanzim edilen "durum tespit tutanağı" ile açıkça tespit edilmiş, raporun bir kısmında eksik ve ayıplı imalatın davalının akdettiği sözleşme kapsamında olduğu vurgulanmış olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun kendi içinde açık çelişkiler barındırdığını, dava dışı idare tarafından ana sözleşmenin tasfiyesi öncesinde düzenlenen ve işe ilişkin eksik, kusur ve ayıpları içerir durum tespit tutanağı ile; izaratı yapılıp döşenmeyen borular ve düzeltilmesi gereken hatların bulunduğu, vantuz ve tahliye yapılarının bir kısmının yerlerinin hatalı olduğu, eksik olan bağlantı ek parça malzemelerinin söz konusu olduğu, boru hatlarında üstü açık bırakılan bölümlerin mevcut olduğu, bir kısım inşaat eksiklerinin tamamlanması gerektiğinin tespit edildiğini, davalıya ödemesi gerçekleştirilmiş olmasına rağmen eksik ve kusurlu imalatlar ile ihzarata giren ve döşenmeyen boruların söz konusu olduğu ve hatta ödemesi yapılan malzemelerin yerinde olmadığının belirlendiğini, davalı yan, dava dışı idare tarafından test aşaması tamamlanan yerlerde mevcut boru ve bir kısım malzemeler sökülerek götürülmüş, bu durum davalı yazışmalarında da beyan edilmiş olduğunu, tutanak içeriği son derece açık olmasına rağmen mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda iş sahibi idare tarafından tamamen tarafsız olarak düzenlenen durum tespit tutanağı kapsamında belirtilen işlerde herhangi bir ayıplı imalatın olmadığı, ancak bazı imalatların ise, öncesinde yapılması gereken imalatların yapılmaması nedeniyle gerçekleştirilmediği, bu imalatların eksik iş olarak nitelendirilmesi gerektiği, ancak eksik işlerin tamamlanması konusunda davalının sorumluluğunun bulunmadığı sonucuna ulaşılmış olduğunu, bu kapsamdaki itirazlarının yeni bir bilirkişi raporu ile karşılanması talep edilmiş, bu talebin kabul edilmediğini, bilirkişi heyetinin teknik açıklamalarda çelişkiye düştüğü gibi, dosyada hiçbir şekilde yazılı ve/veya başkaca delil bulunmamasına rağmen taraflar arasında gerçekleşen mutabakattan söz etmiş ve davacıların davalıdan talepte bulunamayacağı sonucuna vardığını, müvekkillerinin işin tasfiye edilebilmesi adına 2.326.759,75 TL harcama gerçekleştirdiğini, tamamına ilişkin fatura ve tevsik eden belgeleri iki klasör halinde dosyaya ibraz ettiklerini, dava dışı idarenin fesih tespit tutanağında yer alan eksik imalatların tamamlanması ile hatalı imalatların düzeltmesi haricinde ana hakedişlerde yapılan metraj hataları nedeniyle idarenin müvekkili ortaklığa yapmış olduğu kesin hesap ve buna dayalı olarak düzenlenen kesin hakedişe göre 186.721,15 TL. borçlu olduğunun tespit edildiğini ve bu tutarın ilgili idarenin hesabına yatırıldığını, kesin hesap ve kesin hakedişteki miktarlara göre davalı firmanın yapılan kesin hakedişinin dosyaya sunulduğunu, davalıya müvekkillerince 56.832,47 TL fazla ödeme yapıldığının tespit edildiğini, bu nedenle fazlaya dair her türlü talep hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkili ortaklığın davalıdan alacağının 2.440.259,46 TL‘na yükseldiğini, buna rağmen eksik imalat bedelinin 113.376,00 TL olarak belirlendiğini ve davanın bu bedel üzerinden kısmen kabulüne karar verildiğini, mahkemece itirazlarının karşılanmadığını, denetlenebilir mahiyette olmayan ve açıkça sundukları belgelerin incelenmediği beyanını içeren bilirkişi raporu çerçevesinde hüküm kurulduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Böyle bir davanın kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığını, talep edilen tutarın davacının dava dilekçesinde 2.326.759,75 TL olarak belirtildiğini, yargılamanın her aşamasında da alacaklı olduklarını iddia ettikleri bedeli açıkça belirtilmiş olup bu sebeple dava değerinin harca esas tam değer üzerinden açılması ve harç tamamlattırılması gerektiğini, 2018 yılına girildiğinde hakediş raporlarında iş yapılmasına rağmen ödemelerin hem geciktiğini, hem de işin mahiyetine göre çok düşük miktarlar ödenmeye başlandığını, işin yüksek bütçeli olması sebebi ile müvekkili şirket ödeme alamadığı için işi yavaşlattığını, işin ayakta durması için tüm maddi imkanlarını kullandığını, ve ödemeleri alamadığı zamanlar tüm giderleri kendi bütçesinden karşıladığını, en sonunda ise davacı şirket yetkililerinin şifahen işi durdurun-ödenekler gelene kadar bekleyin demesi üzerine işi durdurduğunu, müvekkilinin bu süreç içerisinde şantiyesinde çalışanlar bulundurduğunu ve iş makinelerini iş devam edecekmişçesine hazır ettiğini, bunun bile müvekkili açısından ağır ekonomik sorumluluk gerektiren bir durum olduğunu, söz konusu işçi maaşları ve makinelerin yattığı süreç içerisinde ödenen kiraları müvekkili şirket tarafından karşılandığını, fakat davacı vekilinin dilekçesinde bu hususla ilgili alacağın olmadığını beyan ettiğini, bu hususta alacak ve hakları sakla kalmak kaydı ile daha sonra alacak davası açılacağını, müvekkilinin davacının talep ettiği hususlarda herhangi bir kusurunun olmadığını, bu dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesinin sebebinin taraflar için ticari bir konu olması kaynaklı olduğunu, dosyanın her aşamasında görüldüğü gibi müvekkiline herhangi bir para ödemesinin yapılmadığını, bu sebeple müvekkilinin zorluk yaşadığını defalarca belirttiğini, bilirkişi kurulunun hazırladığı raporda da müvekkilinin kusurunun bulunmadığının hem davacı hem de ...’nin kusurunun olduğunun belirtildiğini, bu sebeple müvekkiline ödenmeyen hakedişlerden dolayı eksik yapılan işlerin kusurunun müvekkiline yüklenmemesi gerektiğini, ayrıca yapılan işlerin çok büyük bütçeli işler olduğunu, günlük giderler milyonlarca Türk Lirasını bulmakta olduğunu, müvekkilinin ödenek alamadığı her gün aslında zarar ettiğini, bu zararın sebebinin iş sahibi ve davacılardan ödeme alamaması ve bu süreçte hem makine kiralarının parasını ödemesi hem de orada bulunan işçilerinin maaşlarını aylarca cebinden karşılaması olduğunu, bu hususlara ilişkin davada herhangi bir çelişki oluşmadığını, davanın her aşamasında müvekkilinin kusurunun olmadığı belirtilmiş ise de mahkeme kararında müvekkilinin eksik kalan işlerden dolayı 113.376,00 TL ödemesine karar verildiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dairemizin 07.05.2026 tarih ve 2026/18 E- 2026/542 K sayılı geri çevirme kararı gereğince Uyap sisteminden gönderilen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/75 esas sayılı dava dosyasının incelenmesinde; taşeron ....Ltd.Şti. tarafından yükleniciler Yayla...AŞ ve Kur...AŞ aleyhine açılan davada 03.01.2017 tarihli ... Hattı yapım işi sözleşmesine ilişkin nakde çevrilen teminat mektubunun bedelinin tahsili istemiyle açılan dava olduğu görülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda davaya konu taraflar arasındaki sözleşmenin eki olan davacı şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığı ile dava dışı idare (...) arasındaki sözleşme ve dava dışı idareyle arasında düzenlenen hakedişler, durum tespit tutanağı da getirtilip değerlendirilerek davalının sözleşme kapsamında eksik bıraktığı işlerin değerlendirir şekilde denetlenebilir rapora dayalı hüküm kurulmasında dosya kapsamına, usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacılardan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 ve 269,85 TL olmak üzere toplam 539,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 192,30 TL harcın davacılardan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 7.744,74 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 ve 1.666,33 TL olmak üzere toplam 1.936,18 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.808,56 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ve ödedikleri istinaf başvuru haçlarının kendileri üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 13/07/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/534, K. 2026/835, T. 13.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-534-e-2026-835-k-fc4ea60a1ed7